Ölmüş kişi adına kurban kesilmez

20 Ocak 2004

Soru: Annemi 1,5 yıl önce kaybettim. Kurban Bayramı'nda onun için kurban kesmek istiyorum. Ölen bir kişi için kurban kesilir mi? Kesilirse belli bir günü var mıdır? Ülkemizde neden arife günü kesilir? Lütfen bu konu hakkında bilgi verir misiniz? Saygılarımla. (Serhat Karakuş / Kütahya)Cevap: Ölü için kurban kesilmez. Kurban, sadece Allah için kesilir. Ancak siz Allah için kurban keser, sevabını annenizin ruhuna bağışlarsınız. Yani sevabı annenizin ruhuna gitmek üzere bu niyetle kurban kesersiniz. Bunun günü yoktur. Ne zaman isterseniz o zaman kesersiniz. Kurban Bayramı'nda, ölmüş kişi adına kurban kesilmez. Ölen kişi adına namaz da kılınmaz.İbadetler bireyseldir. Kesilen kurban da, kılınan namaz da, yapılan dua da bizzat bunu yapan ve yaptıran içindir. Ama o kimse kurbanının sevabını veya verdiği sadakanın sevabını ölmüşlerine bağışlar. Onların bu sevaptan yararlanmasını Allah'tan diler. İnşallah, bundan ölmüşlerin ruhu şad olur. Arife günü kurban kesmek diye bir şey yoktur. Ülkemizde böyle bir uygulama olduğunu da sizden öğreniyorum. Kim bilir daha nice bilmediklerimiz varmış da yeni duyuyoruz (!)Kurban, zengin olana düşerSoru: Babama ait binanın ikinci katında eşim ve çocuklarımla birlikte yaşıyorum. Alt katta babam, annem ve iki kız kardeşim oturuyorlar. Yemekleri ayrı mutfaklarda da pişirsek birlikte yiyoruz. Ailemde babam emekli, ben ve iki kız kardeşim çalışıyor. Kazandığımız parayı herkes ayrı ayrı harcıyor.Ancak bu yıl eve kombi tesisatı döşettiğimiz için ayda 350 milyonu tutan parayı kız kardeşlerimle ben ödüyorum. Bunun dışında benim ve kardeşlerimin borçlarımız var. Böyle bir ailenin bireyleri olarak kardeşlerim ve ben bir kurbanlık koçu üçümüz birleşip alabilir miyiz? Biz borçlardan dolayı almamayı düşünüyoruz. Lütfen İslâm kuralları açısından bizi aydınlatır mısınız? (Sebahattin Ertaş)Cevap: Kurban, zengin olana düşer. Borçlu olan kimse zengin değildir. Borcunuzu ödeyin, ondan sonra ertesi yıl imkânınız olursa kurban kesersiniz. Ama isterseniz üçünüz bir kurban kesersiniz. Çünkü bir aile için bir kurban yeterlidir. Her aile bireyinin ayn ayrı kurban kesmesi gerekmez.

Devamını Oku

Din, insanları kardeş yapmak için gelmiştir

19 Ocak 2004

Soru: Sayın hocam, VATAN Gazetesi'nde çıkan köşe yazılarınızın sıkı bir takipçisiyim. Her gün okuyorum. Yobazlığın ve din sömürücülüğünün arttığı dünyamızda bize sunduğunuz faydalı bilgiler için öncelikle size sonsuz teşekkürler ediyorum. Aslında anlatmak istediğim ve sizden öğrenmek istediğim çok şey var.Yaşadığımız şu ortama bakıyorum da dinimiz o kadar saptırılmış, o kadar farklı noktalara getirilmiş ki günümüzde. Oysa din bir yaşam biçimi olmalı bence. Yazılarınızda, dinimizi kalıplaşmış önyargılardan kurtarmaya daha doğrusu asıl dinimizi bize anlatmaya çalıştığınızı gördüm.Ben okuyan ve dinimi en güzel şekliyle yaşamaya çalışan bir gencim. Ancak kafama takılan çok fazla soru işareti var. Zaman zaman çelişkiler yaşıyorum. İşte bu noktada sizden bir şey rica edeceğim. Kendime nasıl bir yol çizmeliyim, tavsiyeleriniz nelerdir? Aslında istediklerimi çok iyi ifade edemedim ama yine de bana sunacağınız önerileri sabırsızlıkla bekliyorum. (Zehra Turfan)Düşüne düşüne okuyunCevap: Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Sizin de belirttiğiniz gibi din, insanı insan yapmak, evrendeki barışı dünya üzerinde de egemen kılmak, insanları kardeş yapmak için gelmiştir.Size tavsiyem, çarpıtılmamış, düzgün bir Kur'ân meali alıp, her gün bir sayfa kadar düşüne düşüne okuyun. Elinizden geldiğince namazlarınızı kılın. İnsanları, yaratıkları sevin. Yaratan'ın hatırı için sevin. Özü sözü düzgün bir insan olmaya çalışın. Aleyhinize de olsa doğruluktan ayrılmayın. Büyüklerinize saygı, küçüklerinize şefkat gösterin.Olgunlaşmanın yollarıSizin gibi düşünmeyenlere de hoşgörülü davranın, karşıt düşüncelere tahammüllü olun. Bir sorunu tartışırken kendi düşüncenizi savunduğunuz gibi, karşıt düşünce sahiplerinin de konuşup düşüncelerini savunmalarına fırsat verin. Bugün televizyon ekranlarına çıkan sözüm ona bazı bilim adamları, karşısındaki insanın konuşmasına fırsat vermiyor.Karşısındakinin konuşma hakkına saygı duymuyor. Onun sözünü kesiyor, düşüncesini açıklamasını engelliyor. Bu tür davranış bencilliktir, görgüsüzlük, medeniyetsizliktir. Bencil olmayın, "Hep ben üstün geleyim" şeklinde bir bencillik göstermeyin.Size İslâm Tasavvufu adlı eserimi okumanızı tavsiye ederim. Orada insanca yaşamanın ve olgunlaşmanın yolları anlatılmıştır. Sevgiler, başarılar.

Devamını Oku

Allah'a karşı saygı ifadesi

18 Ocak 2004

Soru: Kehf Suresi 80'inci ayet, "Oğlana gelince, onun anası babası mümin insanlardı. Bunun, onlara azgınlık ve küfür sarmasından korktuk" diyor. Burada, "Endişelendik" mi demek istiyor? Ben öyle anladım. Çünkü hemen 82'nci ayette, "Bunu ben kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur" denmesidir. Bunu açarsanız, bana çok yardım etmiş olursunuz. Saygılarımla. (Hüdaverdi Ertuğrul / Viyana)Cevap: Kehf Suresi 60-82'nci ayetlerde Musa ile uşağının, Allah'ın kendi katından bilgi verdiği bir kulla buluşmak üzere yola çıktıkları, iki denizin birleştiği yerde onu buldukları, Musa'nın bir süre onunla dolaştığı fakat onun, görünürde kendi bildiklerine ters düşen işler yapmasına dayanamayıp itirazlarda bulunması yüzünden ayrılmak zorunda kaldığı, ayrılırken o zatın, yapüğı işlerin iç yüzünü Musa'ya açıkladığı anlatılmaktadır.Burada ilginç olan bir nokta var. Salih kul, gemiyi yaralayıp kusurlamasını kendisine mal ederek, "Onu kusurlu yapmak istedim çünkü onların ilerisinde her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı" demiştir. Eksiklik belirten kusurlama eylemi Allah'a mal edilmemiştir.İyi kişiler olan ana babayı, haydut olan çocuğun şerrinden kurtarmak için yaptığı öldürme eylemini de ikisine (Kendisiyle Musa'ya) mal ederek, "istedik ki Rableri onun yerine onlara ondan daha temiz, daha merhametli (ana babasına iyilik eden) birini versin" demiştir. Gerçekte suçluyu cezalandırma olsa da bu eylem yine bir canın öldürülmesi, görünürde cinayet gibi olduğundan Allah'a mal edilmemiş, "Biz istedik" demiştir.Haydut çocuğu öldürme işi, Allah'ın değil Hızır ile Musa'nın eylemi olarak görünmektedir. "Korktuk, endişelendik" eyleminin öznesi de Hızır ile Musa'dır. Fakat yetim çocukların korunması için duvarın düzeltilmesi işi tamamen bir merhamet ve lütuf eylemi olduğundan, bu, "Rabbin istedi ki onlar (büyüyüp) güçlü çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar" ifadesiyle Allah'a mal edilmiştir. İşte bu ifadeler, Allah'a karşı edep ve saygıyı gösterir.Ulaştığınız sonuçlar doğruSoru: Hocam biliyorum, bu konu size çok soruldu ve siz her zaman cevapladınız. Yine de soruyorum, "Adetli kadın namaz kılabilir, oruç tutabilir, Kur'ân-ı Kerim'e dokunabilir, okuyabilir" şeklindeki düşüncem doğru mudur? (Füsun Keser)Cevap: Vardığınız sonuçlar doğrudur. Bu konuyu Kur'ân Bilimleri Araştırma Vakfımız tarafından çıkarılan Kur'ân Mesajı dergisinde açıkladım. Ayrıca Kur'ân Ansiklopedisi adlı eserimin Hayd maddesinde de konuyu izah ettim. Diğer taraftan Yeni İslâm İlmihali adlı eserimde de bu mesele açıklanmıştır.

Devamını Oku

'Allah'a inananlar üzülmeyecekler'

17 Ocak 2004

Soru: Bir arkadaşım, Allah'a inansalar bile Müslüman olmayanların hiçbir şekilde cennete gidemeyeceklerini söylemişti. Bu doğru mu? Başım açık olduğu için günah mı işliyorum? Çocukluğumda, mahallemizdeki bir aile tarafından kapanma konusunda çok korkutuldum. Görünen her saç telim için bin yıl cehennemde yanacağımı söylerlerdi. Şu an farkındayım ki, bu tarz şeyleri Allah'tan başka kimse bilemez. (Ayşegül Demir)Cevap: Sizin arkadaşınız hata etmiş, Allah'ın rahmetini daraltmış. Cennet kimsenin tekelinde değildir. Müslümanlık da sadece Hz. Muhammed'in getirdiği dinden ibaret değildir. Müslümanlık, Allah'ı bir bilme ve yalnız O'na kulluk etme dinidir. Bu anlamıyla bütün peygamberlerin getirdiği dinin adı değişik olsa da özü İslâm'dır. Bundan dolayıdır ki Kur'ân'da Nuh'un İbrahim'in, Yakup'un, İsmail'in ve onlardan sonra gelen peygamberlerin ve onlara inananların Müslüman oldukları vurgulanır."Onlar iyilerdendir"Kur'ân'a göre Allah'a ve ahirete inanıp güzel işler yapan her Tanrı kulu cennete gider. "İnananlar, Yahudiler, Sabitler ve Hıristiyanlar(dan) Allah'a ve ahiret gününe inanan ve iyi işler yapanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (Bakara: 62, Maide. 69), "(İş) Ne sizin kuruntularınızla ne Kitap ehlinin kuruntulanyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allah'ın vereceği cezayı hiç kimse ondan savamaz). Erkek veya kadından her kim inanarak güzel işler yaparsa, işte öyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar" (Nisa: 123-124), "Hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır. Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötülükten menederler, hayır işlerine koşarlar. İşte onlar iyilerdendir. Yapacakları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir" (Âli İmran: 113-115).Merhameti geniştirİşte Kur'ân'ın bu geniş mesajına rağmen nedir bu dar görüşlülük ve cennet tekelciliği? Cennete koymak insanların işi değil, Allah'ın işidir. Ve Allah, kullarını yakmak için değil, geliştirip yüceltmek için yaratmıştır. Allah hâşâ kullarını yakmaktan zevk almaz. O'nun merhameti, insanların acımasıyla kıyas kabul etmeyecek kadar geniştir, boldur.Kur'ân kadınların, baş örtülerini gerdanlarının üstüne koyup ziynetlerini göstermemelerini emreder. Saç kadının ziyneti kabul edilir. Saçları örtme sadece İslâm'da değil, İslâm'dan önceki dinlerde de vardır. Rahibelerin kıyafetleri bunu göstermiyor mu? Ama bir tek saç telinin görünmesinden ötürü Allah'ın, kadını bin yıl yakacağı şeklindeki sözler, Peygamber'e ve İslâm'a iftiradır, yalandır.

Devamını Oku

'Hangi kapıdan dilersen oradan cennete gir'

16 Ocak 2004

Soru: Sayın hocam, kadın, ibadet konusunda kocasına karşı çıkabilir mi?Cevap: Karı-koca ilişkisi, karşılıklı saygı ve sevgi esasına dayanmalıdır. İslâm'da kadın, kocasının meşru emirlerine itaat eder, koca da karısına sevgi ve şefkat gösterir. Peygamberimiz, "Sizin iyileriniz, hanımına iyi davrananınızdır" buyurmuştur. Peygamberimiz, kadınları kırmamaya özen gösterilmesini öğütlemiştir. Nisa 34-35. ayetler, aile hayatının mutlulukla devamı için gerekli tedbirleri getirmektedir.Kocasına itaat eden kadınları öven Allah Resulü şöyle demiştir: "Kadınların en hayırlısı şu kadındır ki, kendisine baktığın zaman seni sevindirir, kendisine bir şey emretsen sözünü tutar, bir yere gitsen gıyabında kendi namusunu ve senin malını korur." Başka hadislerinde de Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kadın beş vakit namazını kılar, bir ay orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına da itaat ederse ona, 'Hangi kapıdan dilersen oradan cennete gir' denilir." Kocasının meşru emirlerine karşı gelen kadınlar şiddetle uyarılmışlardır. Ama itaat edilecek emir, dinen uygun olan emirdir. Dince haram olan bir emre kimden gelirse gelsin, itaat edilmez.Adetli kadın ibadet yaparSoru: Âdet döneminde namaz kılmasam günah olur mu? Teravih namazı kılınır mı? Kabe tavaf edilir mi? Şeytan taşlanır mı? Kısacası adetliyken tüm ibadetlerimize devam edebilir miyiz? (Esma Uzunhisarcıklı)Cevap: Âdet hali, cünüplük değildir. Bu hal için Kur'ân ibadet yasağı getirmemiştir. Âdet halindeki kadın her türlü ibadeti yapabilir. Kur'ân okuyabilir, namaz kılabilir, Kabe'yi tavaf edebilir, camiye gidip cemaatle namaz kılabilir. İbadetin yasağı olamaz.Klasik fıkıh kitaplarına göre adetli kadın namaz kılamaz, oruç tutamaz. Ama bizim kanaatimize göre (Bunun izahını birkaç kez yaptım) namaz da kılar, oruç da tutar. Hatta namaz kılmak zorunluluğu vardır. Kılmazsa sorumlu olur. Yalnız oruç tutması seçimine bağlıdır. Çünkü o halde kendini zayıf hissedebilir, hasta hükmünde olduğundan dilerse orucunu yiyip sonradan kaza eder.İslâm, kolaylık dinidirSoru: Kolonya abdesti bozar mı?Cevap: Kolonya bir temizlik maddesidir. Abdesti bozmaz. Ancak İmam-ı A'zam'a göre Kur'ân'da anılan hamr (şarap) necis sayıldığından elbiseye veya bedene dökülen şarabın temizlenmesi gerekir.Ama alkollü içkinin bedene veya elbiseye değmesiyle abdest bozulmaz. Abdesti sadece küçük ve büyük tuvalet bozar. Kendi kendimize birtakım spekülasyonlarla din hükümleri koymayalım. İslâm, kolaylık dinidir.

Devamını Oku

İyilik dilemek Kur'an emridir

15 Ocak 2004

Soru: Sayın hocam, sizin de bildiğiniz gibi Fatih Sultan Mehmet'in cennete gireceği, Peygamberimizin hadisinde belirtilmiştir. Fakat burada kafama takılan Fatih Kanunnamesi. Bu kanunnamede, herhangi bir padişahın tahta çıktıktan sonra kardeşlerini öldürmesi kanunlaştırılmıştir. Dinimizde suçsuz bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmeye denk olduğu belirtilmektedir. Suçlu olan bir insanı öldürmek de çok büyük günahtır. İnsanları öldürmeyi emreden bir padişah nasıl cennete girebilir? Böyle bir hadis varsa dinde bir çelişki yok mudur? (Sercan Temel)Cevap: Fatih Sultan Mehmet, İslâm'a hizmetinden dolayı inşallah cennettedir. Ama Fatih'in cennete gireceğine dair bir hadis yoktur. Çünkü insanları cennete koymak Peygamber'in görevi değil, Allah'ın işidir. Peygamberimiz, kendi sahabisi olup ibadetiyle ünlü Osman ibn Maz'ûn'un ölümü üzerine Osman'ın ailesinin, "Ne mutlu sana Osman, cennetliksin" demesi üzerine Peygamberimiz, onun cennete gittiğini Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini, hatta Allah'ın, kendisine dahi ne yapacağını bilmediğini söylemiştir.Zaten Kur'ân da böyle söylüyor: "De ki: Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim" (Ahkaf: 9).Fatih'in veya herhangi bir insanın cennete gittiği hususu, bizim hüsn-i zannımızdır. Böyle düşünmemiz, insanlar hakkında güzel zan beslememiz, onlara iyilik dilememiz Kur'ân'ın emridir. Ama herhangi bir insan hakkında kesin kes cennetliktir deme yetkisine sahip değiliz. Çünkü bu, Allah'a ait bir şeydir. Gerçeği Allah bilir. Fatih'in, kardeşi öldürme kanunnamesi ise ülkenin bölünmesini önlemek amacına yönelik, o zamanın şartlarının gereği konulmuş bir hüküm olsa da İslâm'a uygun değildir.'Rabbini an, namaz kıl'Soru: Hocam, Kur'ân-ı Kerîm'de "Habibim" diye bir ifade var mı?Cevap: Çoğu vaizler ayetlerin anlamını verirken "Habibim, Resulüm" sözlerini kullanırlar. Hiçbir ayette böyle bir ifade yoktur. Bunlar katmadır. Kur'ân'da Peygamber'e bazen "Yâ eyyuha nebiyyu: Ey Peygamber" veya herhangi bir sıfat kullanılmadan soyut emir olarak "Rabbini an, namaz kıl" şeklinde hitap edilir. Allah'tan Peygamber'e adeta yalvanr gibi, "Habibim, Resulüm" gibi hitaplar zaten uygun düşmez.Habibim, sevgilim demektir. Bizim anladığımız manada Allah'ın sevgilisi yoktur. Allah aşık olmaz. Aşk, erişilemeyen bir varlığa duyulan özlemdir. Allah için böyle bir şey söz konusu olur mu? Yalnız Allah sever. Aşkta dengesizlik vardır, Allah'a yakışmaz ama sevgi dengenin ifadesidir. Allah sever. Yalnız bir kişiyi değil, buyruğunca giden tüm yaratıkları sever.

Devamını Oku

Kadere razı olan üzüntüden kurtulur

14 Ocak 2004

Soru: Sayın hocam, ben 1964'te Almanya'da doğdum. 30 yıl orada kaldıktan sonra İstanbul'a geldim. Üniversite mezunu bir bayanım. Geçen yıl 19 Haziran'da, kanser olan eşimi kaybettim. Kendisi henüz 33 yaşındaydı. 8 yaşındaki oğlumla yaşama devam etmek zorunda olduğumu, bu acı gerçekle yüz yüze kalınca öğrendim.Çok sevdiğim eşim için hayır olarak ne yapabilirim? Acılı günlerimi Kur'ân'ın mealini okuyarak geçiriyorum. Kur'ân'ı ve dinimizi anlamaya çalışıyorum ama hep kafamda bir soru işareti var.Hakikaten bunları yapan Allah mı? Allah günah yazmasın ama bu acabayı atamıyorum kafamdan. Bu konuda hangi kitapları tavsiye edersiniz? Eşim, oğlum ve kendim için din açısından faydalı şeyler yapmak istiyorum. Bugüne kadarki hatalarımın ve günahlarımın affı için Allah'a nasıl dua edebilirim? Bana yol gösterici olacak cevaplarınızı bekliyorum. Sonsuz saygı ve hürmetlerimle. (Armağan E.)Cevap: Değerli Armağan Hanım. Eşinizin kaybına sabredip çocuğunuzu güzel yetiştirmeniz, size manen dereceler kazandırır. Veren de Allah, alan da Allah'tır.Allah'tan başka yaratıcı yoktur. İnsanı yaratan Allah olduğu gibi ona verdiği can emanetini geri alan da O'dur. Bunları Allah'tan başka kim yapabilir ki? Allah'ın dilemediği olabilir mi?Siz böyle günaha girmenize neden olacak aykırı soru ve kuşkuları bırakıp Allah'a teslim olun, O'nun yaptıklarından memnun olmaya çalışın. İşte o zaman mutlu olursunuz. "Kadere razı olan, üzüntüden kurtulur." Kur'ân, Allah'ın takdir ettiğinden başka bir şeyin olmayacağını vurgulamaktadır. Hadîd Suresi'nin mealini dikkatle okuyunuz.Eşiniz için yapacağınız şey, ona dua etmek, elinizden gelirse sadaka vermek ve özellikle çocuğunuzu iyi yetiştirmeye çalışmaktır. Peygamberimiz, geriye üç şey bırakan insanın, ölümünden sonra da defterine sevap yazılacağını buyurmuştur:"Kamuya yararlı bir iş, insanlara yararlı ilim ve dua edecek iyi bir çocuk." Yetiştirdiğiniz çocuk, güzel işler yaptıkça, dua ettikçe babasının ruhu şad olur, sevinir. Allah onun derecesini yükseltir. Allah eşinize rahmet, size de sabır versin.Farz olan Kur'an okumaktırSoru: Namaz içerisinde Fatiha Suresi'ni okumak farz mı? Namazda Fatiha unutulursa bu namaz geçerli olur mu?Cevap: Namazda Fatiha'yı okumak farz değildir. Farz olan Kur'ân okumaktır. Ancak Hz. Peygamber'in, "Fatiha'sız namaz olmaz" dediği rivayet edildiğinden, Fatiha okumak, farzın altında bir derece olan vaciptir. Fatiha'yı unutmakla namaz yine olur ama eksik kalır. Bu eksiklik, namazın sonunda yanılma secdesiyle telafi edilir.

Devamını Oku

Kurban yerine para verilir mi?

13 Ocak 2004

Soru: Kurban Bayramı'nda kesilen kurbanın bir kısmı ihtiyacı olanlara dağıtılıyor. Ama eti kasaptan alıp dağıttığımızda kurbana ödenen parayla daha fazla et almak mümkün. Bu durumda aynı parayı ödeyerek kurban almaktansa kasaptan kurbana verilecek para kadanyla et alıp dağıtmak daha fazla ihtiyacı olana et dağıtmak anlamına geliyor. Bu yol uygulanamaz mı? Bir de Kurban Bayramı'nda ille kurban mı kesmek lazım? Bunun yerine aynı miktardaki para, ihtiyacı olanlara dağıtılamaz mı? (Önder Özer)Cevap: Kasaptan et alıp dağıtmakla kurban ibadeti yerine gelmiş olmaz. Kurbanın kesilmesi gerekir. Kurban kesmek istemeyen, kurban yerine parasını sadaka verirse olur mu? Sorusuna gelince klasik ilmihal kitaplarına göre kurban yerine parası sadaka verilmez. Ancak herhangi bir özürle kurban kesemeyen kimse, kurban parasını sadaka verebilir. Fakat bunun, kurban zamanı geçtikten, yani bayramdan sonra olması öngörülür.Bu durumda benim kanaatimce kurban kesmek istemeyen, bayramdan sonra kurban parasını fakirlere verir, hatta belki bu, daha efdaldir. Çünkü bu zamanda fakirlerin etten çok para yardımına ihtiyaçları vardır.Bir başka okurum da "Neden Allah'a kurban adıyoruz?" diye soruyor. Allah'a bir şey adamıyoruz. Allah rızası için bir ibadet yapmayı adıyoruz. Bu ibadet namaz olabilir, oruç olabilir, sadaka olabilir, kurban olabilir. Yapılan tüm ibadetler sadece Allah için yapılır.O'ndan başkası adına sadaka vermek, O'ndan başkasını hoşnut etmek için oruç tutmak veya kurban kesmek puta tapmak demektir. İslâm'da yapılan tüm ibadetler hiçbir yaratığa değil, sadece tüm varlıktan Yaratan'a yapılır. Bu da insanı yaratıklara kölelikten kurtarır, özgür kılar. Allah da hiçbir şeye benzemez. Herhangi bir yaratık şeklinde düşünülemez. Tüm hayale gelen varlıkların, şekillerin ötesinde tüm şekilleri ve varlıkları yaratan Yüce Varlık'tır. O'na kulluk, insanı tam anlamıyla özgür kılar.Ölü tabutla gömülür mü?Soru: Vefat eden birinin tabutla gömülmesinde dini açıdan bir sakınca var mıdır?Cevap: Kur'ân'da ölenin şu veya bu şekilde mezara konulacağından söz edilmez. Çünkü Kur'ân böyle ayrıntılara girmez. İnsan öldükten sonra nasıl mezara konursa konsun, ne değişir ki? Kur'ân ölülere değil, dirilere rehber olarak gönderilmiştir. Ölüler hakkındaki ayrıntılar kılı kırk yaran bizlerin uydurmalarıdır.Kur'ân'da olmayan ayrıntılı hükümler için sünnete yani Peygamberimizin uygulamasına bakılır. Peygamberimiz döneminde ölü, bir kefene sanlıp gömülürdü. Tabutla gömme olmamıştır. Çünkü mezara konan ölü, toprakta çürüyüp aslına dönüşecektir. Bundan dolayı ölünün tabutsuz olarak gömülmesi sünnete uygundur. Ama tabutla gömülse de bir sakıncası yoktur.

Devamını Oku