Soru: Hâlâ Hz. İsa'nın, Yüce Allah'ın oğlu olduğunu zanneden Müslümanlar var. Lütfen bu konuyu bir kez daha açıklar mısınız? (Atilla Alper)Cevap: Hz. İsa (selâm ona), Allah'ın bir mucizesi olarak bakire Meryem'den Beyt-lahm'de doğmuştur. Yusuf, İsa'nın annesi Meryem'in nişanlısıydı. Henüz evlenmeden önce Meryem, Rûhu'l-Kudüs'ten gebe kalmış ve bu kendisine rüyasında bildirilmiş, doğduktan sonra Yusuf, karısını ve İsa adını verdiği çocuğu Mısır'a götürmüştür. Kral Herodes'in ölümünden sonra tekrar ülkesine dönüp Nâsıra'ya yerleşmiştir. Artık büyümüş olan İsa, Ürdün Irmağı kıyısında, insanları suyla vaftiz eden Yahya'nın yanına gidip onun tarafından vaftiz edilmiştir. Yahya'nın yakalanıp öldürülmesi üzerine İsa, Nâsıra'dan ayrılıp Zebulun ve Naftali sınırlarında deniz kıyısında bulunan Kefernahom'a gelmiş, bölgedeki yerleşim yerlerinde dolaşarak Yahudi dinini asli sadeliğine kavuşturmaya çalışmıştır. "Benim şeriat yıkmaya geldiğimi sanmayın, ben yıkmaya değil, tamamlamaya geldim" demiştir (Matta: 5/17).Kur'ân'a göre İsa, Allah'ın oğlu değil, insan olan "Meryem'in oğlu" (Âl-i İmrân: 40; Nisa: 169; Meryem: 35 ve başka yerler), bakire Meryem'den, bir mucize olarak babasız doğmuş, Allah'tan bir kelime yahut Allah'ın kelimesi (Bakara.40, Nisa. 169), Meryem'e Allah'ın düşürdüğü "Ol" buyruğunun sonucudur.Meryem Suresi'nin 16-21'inci ayetlerinde Hz. Meryem'in, melekle karşılaşması anlatılıyor. Âl-i tmrân Suresi'nde açıklandığı üzere, annesi henüz gebeyken, karnındaki Meryem'i, mabete hizmetçi olarak adamıştı. İşte çocukluğundan beri vaktini ibadetle geçirmekte olan Meryem, mabedin doğu yönünde, tenha bir yerde bulunuyordu. O, bu haldeyken Allah, ruhunu Meryem'e gönderir. Düzgün, yakışıklı bir insan biçimine bürünerek kendisine gelen ruhu görünce Meryem, Allah'a sığınır, onu kendisine saldırmak isteyen bir delikanlı sanarak, "Eğer Allah'tan korkuyorsan beni bırak, bana dokunma, senden Allah'a sığınırım" der.Fakat ruh, Allah'ın elçisi olduğunu, kendisine tertemiz bir erkek çocuk hediye etmek üzere geldiğini söyler. Kendisine insan eli değmediği için nasıl çocuk doğuracağına şaşan Meryem'e ruh, bunun Allah'a kolay bir iş olduğunu, insanlara bir mucize olmak üzere bu çocuğu böyle babasız yaratacağını söyler ve iş olup biter. 22-26'ncı ayetlere göre Meryem gebe kalır. Çoğunluğa göre Meryem'in gebelik süresi normal süredir, yani dokuz aydır. Bunun sekiz ay, ya da altı ay sürdüğünü söyleyenler yanında, gebe kalır kalmaz doğurduğunu söyleyenler de vardır. Çoğunluğun görüşü daha doğrudur.
''Kilise fresk, vitray ve tasvirlerinde İsa genellikle zayıf, çelimsiz, sıska, baygın bakışlı, hastalıklı bir görüntüyle bize tanıtılır. Oysa İsa hiç de öyle soluk benizli, sarı yüzlü, çiroz gibi bir adam değildi. İndilerde anlatılara dikkat edersek İsa'nın bir hayli uzun boylu olduğunu (Luk 2: 52) çok güçlü, cesur ve etkileyici bir kişiliğe -öyle ki inananlar her şeylerini bırakıp onu izliyorlardı- (Mat 4:18-20, Luk 5: 1-11; Yuh 1:35-39) ve belki de Arnold Schvvarzenneger kadar güçlü ve dirençli bir vücuda sahip olduğunu görebiliriz.İncil'de belirtildiği gibi İsa iplerden bir kamçı yapıp Yeruşalimdeki tapınakta ticaret ve borsacılık yapan tüm alıcıları, satıcıları, simsarları, sarrafları yaka paça mabetten dışarı atmıştır. İsa burada fiziki güç harcayarak, masaları, iskemleleri sehpaları devirerek bu adamları ve oradaki kurbanlık hayvanları "kamçılayarak" tek başına dışarı atmıştır. Kimse ona karşı koyamamış ve direnememiştir. (Mat 21:12, Yuh 2:15) Üstelik malzeme taşıyan kişilerin tapınak avlusuna girişini de zorla engellemiştir. (Mark 11:16) Çelimsiz ve sıska bir insanın bunu tek başına başarması mümkün müdür? Mabet muhafızları sadece bu olayı seyretmiş, Hahamlar daha sonra gelip İsa'ya teşekkür edeceklerine ondan mucize yapmasını istemişlerdir. (Yuh 2:18)Bu güçlü görüntüsü yüzünden (Saul gibi) halk kendisini kral yapmak istiyor ama o kaçıyor ve gizleniyordu. (Yuh 6: 15)İsa'yı yok etmek isteyenler birçok kez onu kalabalıkta yakalamaya veya taşlamaya çalışmışlarsa da İsa yine fizik gücü sayesinde onların elinden kurtulmayı başarmıştır (Yuh 7: 44; 8: 59; 10: 39) Üstelik, güçsüz biri olsaydı kırk gün kırk gece oruç tutabilir miydi? (Mat 4:2) Hulki Can."Kaza namazıSoru: Hocam namazın kazası var mıdır? Saygılarımla Aysun KaraCevap: Kur'ân'da da Sünnet'te de kılınmamış namazların kaza edileceğine dair bir söylem yok. Özür dolayısıyla kılınamayan bir günlük veya iki günlük namaz sırasıyla kaza edilir. Hz. Peygamber bir seferden dönerken geç vakitte uyumuş, sabah namazına kalkamayınca güneş doğduktan sonra kılmış. Hendek Savaşı'nda cepheden ayrılamamışlar, gece olunca namazlarını sırasıyla kılmışlar.
Soru: Sayın hocam, bir internet sitesinde peygamber efendimizin bazı hadisleri var ve birinde şöyle diyor: "Yönetimlerini bir kadının eline veren toplum hiçbir zaman kurtuluşa eremez." Bu sözle neyi kastetmiştir. Saygılarımla.Cevap: Sözünü ettiğiniz hadis, Ebubekre denilen kişinin rivayetidir. Bu rivayetin hedefi de Hz. Ayşe'dir. Ebubekre, Hz. Ali'ye karşı isyan hareketine katılma çağrısına katılmamış ve gerekçe olarak böyle bir hadis duyduğunu ileri sürmüştür. Ebubekre'nin Hz. Ali'ye karşı düzenlenen isyan hareketine katılmaması, doğrudur ama davranışını böyle bir rivayete dayandırması uygun değildir. Çünkü Kur'ân'da kadının yönetime geçemeyeceği hakkında hiçbir hüküm yoktur. Tam tersine, Seba Melikesi Belkis'in, ileri görüşü sayesinde ülkesini kesin bir yenilgiden kurtardığı anlatılır.Kaldı ki Hz. Peygamber'in böyle bir yasağı veya söylemi olsaydı, Peygamber'in kendi hanımı olan ve ondan en çok hadis rivayet etmiş bulunan Hz. Ayşe'nin bunu bilmesi ve bu harekete öncülük, liderlik etmemesi gerekirdi.Çocuk aldırmak cinayettirSoru: Sayın Ateş, yaklaşık 10 yıllık evli bir çiftiz. İki tane çocuğumuz var. Korunma tedbirlerine rağmen bir çocuğumuzun daha olacağını öğrendik. Eşim aldırmak ile doğum yapmak arasında kararsız kaldı. Takdir edersiniz ki bu hayat şartlarında üç çocuğu hakkı ile yetiştirmek zor. Ayrıca eşim de çalışmakta. Çocuğu aldırmanın bize dinen yükümlülüğü nedir? Hayat şartları ile dini sorumluluğumuz arasında kaldık. Düşüncelerinize acil ihtiyacımız var. Saygılar. Hakan Göktürk / ANTALYACevap: Sakın çocuğu aldırmayın. Allah herkesin rızkını beraberinde yaratır. Kim bilir belki o çocuk sizin için en hayırlı olacaktır. Meşru bir mazeret yokken anne karnına düşmüş bir çocuğu aldırmak cinayet olur. Bundan sakının.Kaza oruçlarıSoru: Ben 1 yıldır anti depresan ilaç kullandığım için oruç tutamıyorum. Malum işsizlik beni de vurdu, bu yüzden depresyon ve panik atak yaşıyorum. Bu yüzden tansiyonum ve kan şekerim düşüyor, korkudan ve heyecandan tutamıyorum oruç; açıkçası bunun vebali altında da kalmak istemiyorum. Zekât verecek durumum da yok ne yazık ki, en azından şu an için. Bana ne tavsiye edebilirsiniz?Cevap: Size tavsiyem, Allah'tan af dilemektir. Durumunuz müsait olsaydı fidye verirdiniz. Ama durumunuz müsait değilse tevbeden başka yapılacak bir şey yoktur. Sağlığınıza kavuştuğunuz zaman kaza edersiniz.
Soru: Hocam Kur'ân Kerîm'in Arapça okunması mecburi mi? Yani her Müslüman Arapça bilmeli mi? Değilse benim okuduğum bir kitapta öldüğümüz zaman cennete gideceklerin orada belli bir dereceye yerleştiklerini ve bu derecelerde Kur'ân-ı Kerîm okuyarak buna ek olarak da ezbere bildiğimiz duaları okuyarak cennette belli derecelere yükselecekmişiz. O zaman buradan anlaşılıyor ki Kur'ânı Kerim'i Arapça bilmemiz gerekiyor, lakin bazı din hocaları da Arapça okumanız zorunlu değildir diyorlar. Doğru mu? Şükrü KaynaşCevap: Arapça bilen Kur'ân'ı orijinalinden okur. Bilmeyen mealini okur. Meali de Kur'ân sayılır. Allah kimseyi gücünün üstünde bir şeyle sorumlu tutmaz. O sizin okuduğunuz kitaplar da öyle güvenilir şeyler değildir. Onlar inanç temeli olamaz. Temel Kur'ân'dır. Kur'ân ne diyorsa din odur. Kur'ân, tam tersine Allah'ın, herkese kendi anlayacağı dil ile vahiy indirdiğini, ilk muhatabı olan Arapların anlaması için de Kur'ân'ın Arapça indirildiğini bildirmektedir. Kur'ân okumaktan amaç da Allah'a yönelmektir. Allah'a yönelen herkes cennete gider. Kur'ân okumasını bilmeyen ümmî mü'minler cennete girmeyecek mi? O tür rivayetler, insanları Kur'ân okumaya teşvik için üretilmiş sözlerdir.Duş almak da gusüldürSoru: Hayırlı Günler Hocam... Birkaç sorum var size. Bir arkadaşımız araba aldı. Herhangi bir adağı yoktu. Yine de kurban kesti. Kurbanlık olarak da keçi aldı. Bu caiz midir? Diğer bir sorumuz ise, gusül abdestiyle ilgili. Gusül abdesti alırken çıplak olmak yani vücudun alt tarafını örtmemek caiz mi? Namaz abdesti alırken de çıplak olmak caiz mi?Kitaplarda gusül alırken işte 3 kere başa, 3 kere sağ omuza, 3 kere sol omuza su dökülür yazar. Bunun yerine çoğu insanın ağzını ve burunu temizledikten sonra bütün vücudunu yıkayarak aldığını duyuyoruz. Bu da caiz mi? Bir de gusül alırken namaz abdesti alıyoruz ya kimileri gusülden önce kimileri de gusülden sonra alıyor. Bunun hangisi caiz? İbrahim TekinCevap: 1) 4 cins hayvandan kurban olur: Deve, sığır, koyun, keçi. Keçi kesmek caizdir.2) Yahu kardeşim bu nasıl saçma sorulardır? İnsan banyoda vücudunu örtecekse nasıl banyo yapacak? Nasıl temizlenecek? O zaman bu kişi tuvalete de gitmemeli. Bu kadar mantıksız düşünce olur mu?3) Gusül şöyle yapılır: Önce eller yıkanır, edep yerleri temizlenir. Sonra normal abdest alınır, başa ve sağ sol omuzlara üçer kez su dökülüp her defasında beden ovuşturulur, suyun bedenin her zerresine ulaşması sağlanır. Ama sadece duşun altına girip tertemiz duş almak da gusüldür. Maksat, cünüplükten çıkmak.
Soru: Sayın hocam size bir hususta danışmak istiyorum. Benim bir arkadaşım var. Şu anda işsiz. Bir miktar parası var. Bir şahıs bu arkadaşa şöyle bir teklifte bulunmuş. "Bana 40 milyar lira ver. Ben bu parayı alıp çalıştırayım. (Bu adam maden işiyle uğraşıyor. Parayla iş makinesi alıp madeninde çalıştıracak.) Sana aylık 600 milyon maaş vereyim artı sigorta primini de ödeyeyim. 6 ayda bir de maaşını 326 euro'ya karşılık gelen TL olarak düzenleyelim. Emekli olana kadar da sigorta ve maaşını ödeyeyim. Emekliliğin sonunda ise paranı şu şekilde alacaksın. 40 milyarın bugünkü euro karşılığı ile o günkü euro karşılığı toplanıp ikiye bölünecek ve paranı bu şekilde alacaksın." Yani bu arkadaşımız 40 milyar para yatıracak hiç çalışmayacak ve bu şekilde maaşı ve sigortası ödenecekti. Ancak arkadaşım bu gelirde faiz kokusu var şüphesiyle bu işe girmek istemedi. Sizce durum nedir? Bu tür bir gelir faiz olarak değerlendirebilir mi? İslami açıdan sakıncalı mıdır? Mustafa ÇAKIRCevap: Bu teklifte sunulan işlem, tıpkı emekli işlemine benziyor. Eğer olay, kâr ortaklığına göre değerlendirilirse bir sakınca yoktur. Ancak arkadaşınız, yatırdığı paranın zarar etmesi durumunda zararına da katlanmayı taahhüt ederse faiz değildir. Seçim kendisine aittir. Herkes önce kendi vicdanına danışmalıdır.Kaza oruçlarıSoru: Hocam, dinen cevabını kendim bulamadığım bir konuda sizin bilgilerinize danışmak istedim. Hocam bilindiği gibi uzun bir yolculuk ve bu yolculuğun ne zaman biteceği bilinmediği gibi bir durumda kişi seferi sayılır ve oruç farz olmaz. Benim sorum oruca niyet ediliyor ama ertesi gün uzun bir yolculuğa çıkacağını bilmiyor. Ve sonra uzun bir yolculuğa çıkması icap ediyor ve orucu bozuyor. Hocam bu bozmanın cezası 61 gün mü yoksa normal gün mü? Çünkü ortada niyet var ama seferilik de var. Değerli Hocam, şimdiden teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar ve kolaylıklar diliyorum. M. AfşinCevap: Önce 61 gün kefaret diye bir şey yoktur. Her ne suretle olursa olsun, başladığı orucunu bozan kişi, gününe gün kaza eder. Özürsüz yiyen, günahkâr olur. Ama yolculuk, hastalık gibi bir özür dolayısıyla yiyen kimse, bu konuda ruhsatlı olduğu için günahkâr olmaz. O da yediği gün sayısınca orucunu kaza eder. Oruca hiç niyet etmeyip oruç tutmaman ise küfre eş günah işler. Onun kazası da, kefareti de yoktur. O kişinin küfürden dönen gibi Allah'a tevbe etmesi gerekir.
Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş, ben, inançlı, dini duyguları güçlü, emekli bir bayanım. Emekli olduktan sonra elimden geldiğince dinimin emirlerini yerine getirmeğe, hiç ama hiç aksatmadan ibadetimi yapmaya çalışıyorum. Bir zamanlar TV'de dini programlardan aldığım bilgiden esinlenerek sünneti terk edip vaktin farzını kıldıktan sonra aynı vaktin üç adet daha kaza namazını eda ediyordum. Sonra bir hoca TV'de sünneti terk eden bizden değildir, sözü ile böyle bir uygulama olamayacağını söyledi. Bir vaktin namazını kılarken sünnetleri o vaktin ilk gün kazaya kalmış namaza niyetlenirsiniz, namaz sonunda bir kaza daha kılarak beş yıl devam edilirse on yıllık kaza namazını eda etmiş olursunuz diye bilgi verdi. Sayın hocam bunların hangisi doğru? Cem namazları hakkında hiçbir bilgim yok. Gazetede yazılarınızda genişçe (ilk ve son niyeti nasıl?) yer verirseniz size çok minnettar kalırım. Firuzan KılınçCevap: Kaza namazlan hakkında çok yazdım, önceki yazılarımı okumalısınız. Sözünü ettiğiniz hoca bu bilgileri nereden çıkarmış bilemem ama benim okuduğum Kur'ân'da ve Peygamberimiz'in hadislerinde o hocanın söyledikleri yoktur. Öyle ilk niyet, son niyet diye de bir şey bilmiyorum. Niyet, hangi namazı kıldığınızı içinizden geçirmektir. Lütfen dini böyle kalıplara sıkıştırmayın.Beden TemizliğiSoru:Hocam bu soruları daha önce yanıtlamış olabilirsiniz kafamı kurcaladığı için tekrar cevaplarsanız sevinirim.1) Vücudun çeşitli yerlerinde çıkan kıllar 3 hafta tıraş edilmezse abdest tutmayacağını duydum. 2) Küçük abdest sırasında üzerimize sıçrayan pislik kabir azabı olarak geri dönermiş. 3) Hocam bunu sormaktan utanıyorum ama bazı geceler iç çamaşırıma meni bulaşıyor. Bunları yıkayıp tekrar ibadet edebilir miyim?Cevap: 1) Vücuttan çıkan kıllar ne kadar uzarsa uzasın abdeste ve gusle engel değildir. Ancak guslederken suyu kılların altındaki deriye isabet ettirmek gerekir. Bu böyle olmakla beraber koltuk altı ve edep yeri kıllarını uzatmak doğru değildir. Buraları tıraş etmek hem Hz. İbrahim'in, hem de Peygamberimiz'in doğal sünnetidir. 2) Küçük abdest sırasında üzerine idrar sıçramasının kabir azabına sebep olacağı yolunda bazı rivayetler varsa da bunların amacı, temizliğe teşviktir. Kabir azabı, ancak bile bile yapılan günahlardan kaynaklanır. Abdest sırasında insanın üstüne idrar sıçraması, temizliğe aykırıdır. Ama kasıtsız olarak idrar sıçrarsa zararı yoktur. Çünkü Allah, kasıtsız eylemlerden ötürü insanı sorumlu tutmaz: "Yanılarak yaptığınızda size günâh yok, fakat kalplerinizin bile bile yaptığında günâh vardır. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (Ahzâb: 5) 3) Elbiseye bulaşan meni yıkanmak veya kuruyunca ovalanmak suretiyle temizlenir. O elbise ile de namaz kılınır.
Soru: Sayın Ateş, Kur'ân-ı Kerîm, köleliği ve cariyeliği yasaklamamıştır. Bu durum insan haklarına uygun mudur? Mehmet ÇetinkayaCevap: Şunu iyi bilmek gerekir ki köleliği İslâm getirmemiş, mevcut kölelik sistemini köleler lehine düzeltmiş ve köleliğin kaldırılmasını, ulaşılması gereken bir hedef olarak göstermiştir. Aynı konudaki bir soruya daha önce verdiğim cevabı yinelemekte yarar görüyorum: İslâm, köleliğin kaldırılması için önemli adımlar atmıştır. Ancak birdenbire yasaklamamıştır. Bazı toplumsal yasakların zamana yayılması, dinin tedricilik prensibi gereğidir. Eğer Kur'ân'ın ve Peygamber'in prensipleri, gereğince uygulansaydı, Peygamber asrından hemen sonra köleliğin tamamen kaldırılmış olması gerekirdi. Çünkü: "Fakat insan, o sarp yokuşa atılamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek." (Beled: 11-13) âyetlerinde, köleleri özgürlüğe kavuşturmanın, ulaşılması gereken bir hedef olduğu vurgulanmaktadır.Kur'ân, bazı günâhların ve hatâların kefareti olarak köleyi özgürlüğe kavuşturma gereğini koymakla, insanları özgürlüğe kavuşturmanın ne denli önemli bir şey olduğunu göstermiştir. Peygamber de hür bir insanı köle yapıp satan kimsenin, kıyamette hasmı olacağını buyurmuştur. Öyle ise İslâm'ın köleliği benimsediğini, ya da teşvik ettiğini söylemek insafsızlık olur.Köleliğin esas kaynağı savaşlardı. Kur'ân, bu kaynağı kurutmakla köleliğin kaldırılmasına giden yolu açmıştır. Çünkü Kur'ân'ın savaş tutsakları hakkındaki hükmüne göre tutsak ya lütfen veya fidye ile serbest bırakılır. Tutsağın köle de yapılabileceği bir üçüncü seçenek yoktur. Demek ki İslâm'ın asıl hedefi, köleliği kaldırmak idi. Zaten kölelik, tevhit dininin özüne aykırıdır. Zira tevhidin temel ilkesi, insanları sadece Allah'a kul yapmaktır. Kölenin anlamı kul demektir. İnsan insanın kulu olamaz, insan sadece Allah'ın kuludur.Cuma namazını kadınlar kılabilir mi?Soru: Benim sizden öğrenmek istediğim Cuma Namazı'nı kadınlar da kılabilir mi? Hayır ise neden? N. GünayCevap: Kur'ân'ın emirleri erkekleri de kadınları da kapsar. Cuma Namazı da erkeklere olduğu gibi kadınları da kapsar. Nitekim Peygamberimiz döneminde kadınlar da Cuma ve Bayram namazlarına da katılırlar, erkeklerin arka bölümünde durup namazlarını kılarlardı.
Soru: Sayın Süleyman Ateş, benim öğrenmek istediğim tarikatların dindeki yeri. Yani bir şeyhe bağlı olmak günah mı?Cevap: Gerçekten ermiş bir insan-ı kâmil bulunursa elbette ondan yararlanmakta fayda vardır. Ama cennete gidebilmek için şeyhlere gitmek, onlardan el almak zorunlu değildir. Kitap ve Sünnet'e göre yaşayan, namazını kılıp, orucunu tutan, dinin yasakladığı şeylerden kaçınan kimse zaten cennete gider. Tasavvuf, ruhanî alanda derinlik kazanmak içindir. Ama bunun için tarikati, şeyhliği dünya çıkarına alet edenlere değil, bütün dünya çıkarlarından uzak duran, fakirliği dünya varlığına yeğleyen, insanlan kendisine köle yapmayan, krallar gibi yaşamaktan zevk almayan ermiş bulunursa istifade edilebilir.Rüyalar ve mânâlarıSoru: 30 yaşlarında bir bayanım. Rüyamda bazı ilahi güçleri gördüm. İnancım daha da arttı. Ama kardeşim benimle alay ediyor. İslâm'la ilgili şüpheleri olan kardeşim için bir kitap tavsiye eder misiniz.Cevap: "İslâm'a İtirazlar, Kur'ân-ı Kerim'den Cevaplar", "insan ve İnsanüstü Varlıklar", "Görünmez Alemin izleri" adlı eserlerimi tavsiye ederim. Bu kitapları aşağıdaki numaradan temin edebilirsiniz. Telefon: 0216 492 66 12Şeytani düşlerSoru: Rüyamda genç bir adam "Allah'ın en sevdiği kulu, ya da Peygamberi kimdi?" diye sordu bana. Tereddüt etmeden "Hz. Muhammed" dedim. O genç adam "hayır" dedi, bunun üzerine "Saçmalama" diye bağırdım. Adam yine "hayır" dercesine kafasını salladı. Sizce bu rüyanın manası nedir? ErmanCevap: Anlattığınız rüya, şeytanidir. Şeytan sizinle oynamış, içinize rüya yoluyla kuşku düşürmek istemiş. Böyle şeylere değer vermeyiniz. Her rüya, Rahmani değildir. Şeytan zaman zaman Rahmânî yönden insana sokulup düşüncelerini bozmaya çalışır. Özellikle rüya yoluyla bunu çok yapar. Ama ben her zaman söylediğim gibi rüya yorumcusu değilim. Yalnız gördüğünüz rüyanın, bir şeytan işi olduğu ortadadır.Birine bir ikramiye, yahut nasip çıkacağını rüyanızda görmeniz ise sizin kalp aynanızın fazla sisli olmadığını, zaman zaman gelecek bazı olayların üstündeki perdenin kaldırılıp size bazı bilgiler verildiğini gösterir ama dikkat etmeniz gerekir. Her rüyaya şeytan karışabilir. Her gördüğünüzü gerçek sanmanız sizi büyük yanılgıya düşürebilir. Size böyle geleceğe ilişkin rüyalarınızı saklamanızı, herkese açmamanızı tavsiye ederim.