Dünya aynı anda kıyameti görecek mi?

23 Temmuz 2005

Soru: Akşam namazının farzının önce kılınmasının sebebi, kıyametin o anda olacağındanmış. Bu yüzden, Allah'ın emri olan farzın bir an önce kılınması gerekiyormuş. Dünyanın bir yarısında kıyamet koparken diğer yarısı kıyamati daha sonra mı görecek? Yoksa güneşin battığı her yerde sırayla mı olacak?Cevap: Camiler toplu namazlar içindir. Orada toplanan cemaat, toplu namaz kılar. Ama cemaat toplanıncaya kadar herkes ayrı ayrı, kendi isteğine beğlı olarak namaz kılar. Bu namaza sünnet deniliyor. Sünnet, Peygamberimizin kendiliğinden kıldığı, zorunlu olmayan namazdır. Peygamberimiz, zorunlu namazları cemaatle kıldırırdı. Akşam namazının farzından önce sünnet kılınmayacağı görüşü, Hanefi içtihat ekolünün görüşüdür. Diğer mezheplerde cemaat akşamın farzından önce de iki rekât sünnet kılarlar.Gerçeği Allah bilirAkşam namazı vaktinin kıyametle bir ilgisi yoktur. Kur'ân, kıyametin vaktini, ne zaman kopacağını Allah'tan başka kimsenin bilmeyeceğini kaç kez vurgulamışken hâlâ bu ümmi insanlar neden böyle uydurmalarla kafaları bulandırırlar, bilmem? Doğrusunu isterseniz akşam namazının vakti, güneşin batmasından itibaren başlar, alacakaranlığa kadar sürer ki bu da takriben 1.5 saat eder. Bütün İlahi kitaplarda vurgulanan kıyamet olayında ise bir anda bütün dünyada, hatta belki güneş sistemimizde, belki tüm evrende düzen bozulacak, büyük depremler, büyük bir kaos olacak, sistemler yıkılıp yeni bir dünya veya evren kurulacaktır.Şevval ayında 6 gün oruç tutmak sünnettirSoru: Ramazan ayından sonra tutulan 6 gün oruçları hakkında bilgi verir misiniz? Ramazan ayı haricinde hangi günlerde oruç tutmak caizdir. (Tolga Demirel)Cevap: Ramazan'dan sonra gelen şevval ayında altı gün oruç tutmak sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.v.), "Ramazan orucunu, ardından şevval ayında altı gün oruç tutan, bütün yılda oruç tutmuş gibi olur" (et-Tâc: 2/94) buyurmuştur. Şevval ayında altı gün orucunu art arda tutmak gerekmez. Aralıklı da tutulabilir. Kur'ân'ın ifadesiyle Yüce Allah, yapılan bir iyiliğe en az on kat sevap verir. 30 Ramazan için en az 300 gün sevabı, şevval ayının 6 günü için de 60 gün sevabı verileceğinden Ramazan'ı, Şevval ayının 6 gününü oruçla geçiren 360 gün, yani bütün yıl oruç tutmuş gibi sevap alır.

Devamını Oku

Hoşgörülü bir topluma özlem duyuyoruz

22 Temmuz 2005

Soru: Çatışmalarda teröristleri öldüren askerlerin Allah katında durumları nedir? Yazılarınızda başörtüsünün Hz. Muhammed zamanında hür kadınlarla cariyeleri ayırmak için kullanıldığını belirtiyorsunuz. Günümüzde cariye kalmadığına göre, başörtüsü artık gereksiz değil midir? (Görkem Duman)Cevap: Kur'ân'a göre teröristin cezası idamdır. Ayrıca kendini savunmak, toplumu savunmak meşru bir haktır. Terörist, toplumun huzurunu bozmak, ülkeyi bölmek için masum insanları katletmekten, yavruların canına kıymaktan, devlet malını tahrip etmekten geri durmaz. Teröristle savaşan güvenlik güçleri, ülkenin dirlik ve düzenliğini, huzur ve asayişini korumakla görevlidirler.Haksız yere cana kıyılmaz ama üstündeki bombaların patlatmak üzere olan bir teröristin eylemine engel olup masum canları korumak için öldürülmesi gerekiyorsa, o terörist öldürülür. Zaten Kur'ân'ın hükmü de budur. Güvenlik gücü olan polis veya asker bunu kendi intikamı için değil, devletin verdiği görev olarak yapmaktadır. Allah ülkeyi savaşlardan, terör belasından, bölücülerin şerrinden korusun.Şimdi gelelim diğer sorunuza. Amaç ne olursa olsun, başörtüsü Kur'ân'ın emridir. Kur'ân'ın bir hükmünü değiştirmek bizim haddimize değildir. İçki de sarhoş ettiği için haramdır ama alışkanlık kazanıp sarhoş olmayanlara içme ruhsatı verilemez. Kural, özel kişilere göre değil, kamuya göre konulur.Ben koruyuculuğuna ve lüzumuna inanmakla birlikte başörtüsünü İslâm'ın tek ölçüsü olarak görmüyorum. İnanan her Müslüman kadın, başörtüsü takmasa da dini görevlerini elinden geldiğince ihmal etmemelidir. İnsanlar birbirlerini hoş görmeli, birbirlerinin inançlarına ve kamu düzenini bozmayan davranışlarına tahammül etmelidirler. Ancak toplum böyle olgunlaşır, medenileşir. Hoşgörülü, medeni bir topluma ne kadar özlem duyuyoruz.Kur'ân'ın 106. suresiSoru: "Görünmez Âlemin İzleri" adlı kitabınızda, Tahrîm Suresi'nden bahsetmişsiniz. Böyle bir sure var mı? (Ebru Tüzen)Cevap: Kur'ân ile pek ilginiz olmadığı gayet açık bir şekilde anlaşılıyor. 29'uncu cüz'ün son iki sayfasını Tahrîm Suresi oluşturur. Kur'ân, Hz. Muhammed'e indirildi. Öyle ise bu sure, Hz. Muhammed (selam ona) döneminden beri vardır. İniş sırası bakımından Kur'ân'ın 106'inci süresidir. Talak Suresi'nden sonra Tahrîm Suresi gelir.

Devamını Oku

Gece ibadetinin önemi- 5

21 Temmuz 2005

Kötü düşünceleri kalbinizden atın(Dünden devam)Şayet Peygamber (s.a.v.), uyku bastırmasıyla gece namazını kaçırmış olursa, gündüzün on iki rekât namaz kılardı (Müslim, Salâtu'l-musâfirîn). Peygamber (s.a.v.), sade namazda değil, yattığı yerde dahi tefekkür ve zikirden geri durmazdı: "Ayakta, otururken ve yattıkları yerde Allah'ı ananlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünenler: Rabbimiz, bunları boş yere yaratmadın. Senin şanın yücedir. Bizi ateş azabından koru (derler)" (Âl-i İmran: 94/191), "Rabbini içinden, yalvararak ve korkarak, hafif bir sesle sabah aksam an, gafillerden olma" (A'râf: 39/205).Hz. Peygamber, kalp temizliğine çok önem vermiş, kalpten kötü düşünceleri silip yalnız Allah'ı düşünmeyi, ibadetin ihsan derecesi olarak tanımlamıştır: "İhsan, görür gibi Allah'a ibadet etmendir. Zira sen onu görmüyorsan da O seni görüyor" (Buhârî, Tefsîru sureti Lokman: 2; Müslim, İmân: 57) buyurmuştur.Bu hadis, ibadetin asıl amacını belirtmektedir ki, o da ibadetin, bilinçli olarak yapılmasıdır. Bu husus, ibadetin biçiminden önemlidir. Bilinçsiz olarak yinelenen hareketler, söylenen sözler, dualar gerçekte ibadet olmaktan uzaktır.Yüce Allah: "Sarhoşken namaza yaklaşmayın ki, ne dediğinizi bilesiniz" (Nisa: 98/43). İbdetlerinin ruhunu kaybedip onu oyun, eğlence, gelenek haline getiren müşrikleri kınayarak, "Onların Kabe huzurundaki namazlan, ıslık çalma ve el çırpmadan ibarettir" (Enfâl: 93/35) (Enfâl: 93/35) buyurmuştur. Allah rızası için değil, gösteriş için gaflet içinde namaz kılanlara da, "Namazlarından sehveden (namazın ruhundan uzaklaşıp gafletle namaz kılanlara, gösteriş yapanlara, iyiliği esirgeyenlere yazıklar olsun" (Mâ'ûn: 17/4-7) demiştir.Bu konuda Hz. İsa'nın şu sözü de çok anlamlıdır: "Herkes sizi görsün diye iyiliklerinizi halkın önünde yapmayınız. Yoksa göklerde olan Babanızın (Rabbinizin) önünde karşılığınız olmaz. Sen sadaka verdiğin zaman, ikiyüzlülerin yaptıkları gibi önünde boru öttürme. Doğrusu size derim: Onlar karşılıklarını aldılar. Fakat sadaka verdiğin zaman sol elin, sağ elinin ne yaptığını bilmesin de sadakan gizlide olsun.Gizlide gören Baban (Rabbin) da sana ödeyecektir. Dua ettiğiniz zaman da ikiyüzlüler gibi olmayın. İnsanlar kendilerini görsünler diye, havralarda ve köşe başlarında durup dua etmeyi severler. Doğrusu size derim: Onlar karşılıklarını aldılar. Sen dua ettiğin zaman, kendi iç odana gir ve kapını kapayarak gizlide olan Babana (Rabbine) dua et. Gizlide gören Baban (Rabbin) sana ödeyecektir" (Matta: 6/14-34).

Devamını Oku

Gece ibadetinin önemi-4

20 Temmuz 2005

'Farzlardan sonra en üstün namaz gece namazıdır'(Dünden devam)Bir münasebetle üç kez, "Takva ancak buradadır" (Müslim, Birr: 32; Tirmizî, Birr: 18) deyip kalbini işaret eden Peygamber (s.a.v.), "Dikkat edin, vücutta bir et parçası vardır ki o düzelince bütün vücut düzelir, o bozulunca bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir" (Buhârî, İmân: 39; Müslim, Müsâkat: 107) buyurmuştur.Gece namazını çok seven Allah'ın Elçisi, "Fecr vakti kılınan iki rekât namaz, bana dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır" (Buhârî, Teheccüd: 10; Müslim, Müsâfirhin: 96), "Farzlardan sonra en üstün namaz, gece namazıdır" (Müslim, Siyam: 202; Tîrmizî, Mevâkît: 207) buyurmuştur. Geceleri o kadar namaz kılardı ki, ayakta dura dura ayakları şişerdi. "Senin geçmiş ve gelecek günahın bağışlanmadı mı?" denildi de, "Şükreden bir kul olmayayım mı?" dedi (Buhârî, Teheccüd: 6, Tefsir, sûre: 48/2; Müslim, Münâfikîn: 79-81).Altı rekât namaz kıldıAvf ibn Mâlik diyor ki: "Bir gece Allah'ın Elçisi ile beraberdim. Abdest aldı, namaza durdu. Ben de kalkıp onunla beraber namaza durdum. Bakara Suresi'ne başladı. Her rahmet ayeti geçince durup rahmet istedi. Azâb ayeti geçtikçe de durup Allah'a sığındı. Sonra rükûya vardı. Ayakta durduğu kadar da rükûda durdu. Diyordu ki: 'Ceberut, melekût ve azamet sahibi yüce Allah'ı teşbih ederim.' Secdede de aynı şeyi söyledi. İkinci rekâtta Al-i İmran Suresi'ni okudu. Sonra her rekâtta sure sure devam etti." (Şifâ: s. 112).Abdullah ibn Abbâs, bir gece Peygamber (s.a.v.)'in eşi, kendisinin de teyzesi bulunan Meymûne'nin yanında kalmıştı. Gördüklerini anlatıyor: "Yastığın enine başımı koydum, Allah'ın Elçisi de uzunluğuna başını koyup uyudu. Gece yarısı yahut biraz önce veya biraz sonra uyandı, gözlerini ovaladı, Al-i İmran Suresi'nin son ayetini okudu. Sonra asılı bulunan kırba ile güzelce bir abdest aldı, namaza durdu. Ben de kalkıp yanında namaza durdum.Allah'ın Elçisi sağ elini başıma koydu, sağ kulağımı tutup büktü. İki rekât kıldı. Tekrar iki rekât, tekrar iki rekât, tekrar iki rekât, tekrar iki rekât ve tekrar iki rekât kıldı. Sonra tek bir rekât kılıp uzandı. O sırada müezzini gelip çağırdı. Kalkıp iki rekât kıldıktan sonra çıkıp sabah namazını kıldırdı" (Tecrîd-i Sarîh tercemesi: 4/7). (Devam edecek)

Devamını Oku

Gece ibadetinin önemi-3

19 Temmuz 2005

İbadet, Yüce Allah'ı anma ve takvadır(Dünden devam)"Rabbimiz, bizler inandık, bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru" (Âl-i İmran: 94/16) diye yalvaran, içtenlikle Allah'a kulluk eden, "Sabreden, doğru olan, geceleri saygıyla ibadet eden, mağfiret dileyen" (Al-i İmran: 94/17) kullara, yaptıklarına karşılık olarak alt yanlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetler vaat edilmiştir. Yüce Allah, o sadık müminleri, "Yanlan yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yataklardan ayrılıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar" (Secde: 75/16) sözüyle nitelendirmiştir. Zekeriyyâ ve ailesini de bu ibadet ve taatlerinden dolayı övmüştür: "Gerçekten onlar, hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize dua ederler ve bize derin saygı gösterirlerdi" (Enbiya: 73/90 ).Saygı, şefkat ve merhametGecenin ortasında ibadetlerini gizleyip sırf Allah rızası için ibadet eden müminlerin ödülü, yaptıkları işlere uygun olarak gizlenmektedir: "Hiç kimse onlar için ne göz kamaştırıcı nimetlerin gizlenmiş olduğunu bilmez" (Secde: 75/17) buyurulmaktadır. Eylemler nasıl gece ortasında gizlice yapılmış ise onların ödülleri de öyle gizli tutulmuştur. Ta ki, verilen karşılık, yapılan eyleme denk olsun.Hasan-ı Basrî, "Bir kavim amellerini gizledi, Allah da onlara gözlerin görmediği, insanın hatırına gelmeyen nimetler gizledi" (İbn Kesir, Tefsir: 3/461) demiştir. Kalbi etkilemeyen, gönülde saygı, incelik, merhamet, sevgi, şefkat uyandırmayan, ahlakı düzeltmeyen ibadetler Kur'ân'ın, yapanlarını övüp cennetle müjdelediği eylemlerden değildir. İbadet ve amelden maksat, bilinçsiz olarak bazı hareket ve sözleri yinelemek değil, Allah'ı anma ve takvadır.Kuran'ın tanımladığı namazYüce Allah, "Kurban edilen hayvanların ne etleri, ne de kanlan Allah'a ulaşır. O'na ulaşan, sizin takvanızdır" (Hac: 88/37) buyurmuştur (İbn Kesir, Tefsir: 3/461).İslâm, güzel işlere, ibadetlere, güzel ahlaka götüren imandır. "Namaz, fuhuştan ve çirkin işlerden men eder" (Ankebût: 85/45). Sahibinin ahlakını düzeltmeyen, onu fuhuştan ve çirkin işlerden engellemeyen namaz, Kur'ân'ın tanımladığı namaz değildir. Bu anlamda pek çok hadis de vardır. (Devam edecek)

Devamını Oku

"Muhammed Yüce Rabbine âşık oldu"

19 Temmuz 2005

(DÜNDEN DEVAM)Ibn Hacer'in İbn İshâk'tan aldığı rivayet, zühd hareketinin, Hz. Peygamber'in yetiştiği islâm öncesi ortamda mevcut olduğunu, bazı kimselerin tenhaya çekilip ibadet ettiklerini, halvete çekilip Allah'ı anma şeklindeki bu ibadetin, özellikle Ramazan ayında yapıldığını, bunu yapanlara el-hanîf, çoğulu el-hunefâ dendiğini, Ramazan'in islâm'dan önce de ibadete hasredilen bir ay olarak değerlendirildiğini gösterir.Peygamber (s.a.v.), henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce o hanîfler gibi Rabbi-ni anar, düşünür, İslâm'dan önceki şekliyle oruç ve namaz gibi İbrahim dininden kalma ibadetlerle Rabbine yaklaşmaya çalışırdı. Onun bu zühdünü, ibadetini ve derin Allah sevgisini görenler: "Muhammed Rabbine âşık oldu" demişlerdi (el-Munkizu mina'd-dalâl: s. 50).Hazreti Musa örneğiBu ibadet ve tefekkürüdür ki kendisini vahiy alma durumuna hazırlamıştır. Rabbin vahyini almazdan önce bir hazırlık dönemi geçirmek, halvette Rabbe ibadetle O'nun vahyini duyacak bir olgunluk düzeyine yükselmek, ondan önceki peygamberlerin de geçirdiği haldir. Bunun en güzel örneği, Hz. Musa'da görülmektedir. Yüce Allah, onun, Allah'ın konuşmasını dinlemek üzere Sina Dağı'na gelmeden önce girdiği halvet ibadetini şöyle anlatıyor: "Musa ile otuz gece (bana ibadet etmesi için) sözlestik ve buna on gece daha kattık. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma" (A'râf: 39/142).Yüce makam müjdesiPeygamber (s.a.v.)'in, peygamberliğinden birkaç yıl önce başlayan tehannüs şeklindeki ibadeti, hayatı boyunca devam ermiştir. Çünkü Rabbi ona, yatağından kalkıp ibadete durmasını, gecenin üçte ikisini, yansını, yahut üçte birini ibadetle geçirmesini emretmiş, böylece kendisinin yüce bir makama ulaştırılacağını müjdelemiştir. Zira korunanlar, hep böyle gece vakitlerinde içten yapılan ibadetlerle yüce makamlara ermişlerdir: "15- Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar. 16- Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı. 17- Gecelen pek az uyurlardı. 18- Seherlerde istiğfar ederlerdi" (Zâriyât: 67/15-18). (DEVAM EDECEK)

Devamını Oku

"Allah için yapılan iyi işler zayi olmaz"

18 Temmuz 2005

SORU: Namaz vakitieriyle ilgili bir yazınızda Peygamberimizin akşam vaktini, akşam ve yatsı olarak kıldığını belirtmiştiniz. Ayrıca farz olan gece namazı mı var? (Önder Özer)CEVAP: Elbette gece namazı da vardır ve bu, Kur'ân'da diğerlerinden çok vurgulanan bir namazdır. Müzzemmil Suresi'nin 1-8'inci ayetlerinde, örtüsüne bürünmüş olan Peygam-ber'e, gecenin büyük bir bölümünü ibadetle geçirmesi, huzurla ağır ağır Kur'ân okuması, Allah'ın kendisine ağır yani büyük bir söz vah-yedeceği, o sözü taşıyabilmek için ibadetle ruhunu güçlendirmesi gerektiği, zira gece kalkıp ibadet ve dua etmenin, Kur'ân-ı Kerim okumanın daha etkili olduğu vurgulanıyor.Müzzemmil Suresi'nin son ayeti, sahabilerden bir bölümünün de Hz. Peygamber'in kendisi gibi gecenin kâh üçte ikisini, kâh yansını, kâh üçte birini ibadetle geçirdiklerini anlatmaktadır. Rivayetler, onların geceleyin ayakları şişinceye kadar namaz kıldıklarını anlatır ki bu, gece ibadetinin, onlara ne denli tatil geldiğini, bundan ne derece büyük zevk aldıklarını ve huzur duyduklarını gösterir. Son ayette yüce Allah'ın, gece ibadetini hafiflettiği ve bu hafifletmenin sebebi anlatılmaktadır.Ayetin sonundaki emirler"Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir." Ayetin sonunda müminlere, Kur'ân-ı Kerim'den ne kadar okuyabilirlerse o kadar okumaları, namazı kılmaları, zekât ve Allah'a güzel borç vermeleri, Allah'tan mağfiret dilemeleri emrediliyor ve Allah için yapılan iyi işlerin zayi olmayacağı, Allah'ın, onların karşılığını fazlasiyle vereceği vurgulanıyor.Zikretmeli insanlar toplanıp grup grup,Sevgiye ermek için birbirine sokulup,Yöneltiyor bu yola Kur'ân şöyle buyurup,Tanrı zikriyle ancak mutmain olur kulûb.Hz. Peygamber, henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce yalnız başına tefekküre dalmak, rabbini anmak isterdi. Bu maksatla Hirâ Mağarası'na çekilir, rabbine ibadet ederdi. Buhârî'nin ifadesiyle: "Peygamber (s.a.v.)'e yalnızlık sevdirildi. Hirâ Mağarası'na çekilir, orada tehannüs ederdi. Tehannüs, ailesine dönmeden aldığı azıkla yetinip birkaç gün ibadet etmesidir. Sonra tekrar Hatice'ye döner, bir o kadar gün için yine azık alırdı..." (Buharı, Bed'u'1-Vahy, Hz. Aişe'den rivayet edilmiştir.!)(DEVAM EDECEK)

Devamını Oku

İbadetler manevi antrenmanlardır

16 Temmuz 2005

Soru: Bir arkadaşım var. Allah'ın varlığına ve birliğine inanıyor fakat emirlerine inanmıyor. Allah'ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı bulunmadığını söylüyor. Cehennem azabının olmadığını savunuyor. "Annem cennette hurileri ne yapsın" diyor. Ne dediysem anlatamadım. Onun feryadı şu: "Beni inandırın." Bunu nasıl yapabilirim? (Zafer Kahraman)Cevap: İman, Allah'ın lütfudur. Bir insan, inanmamaya kendini şartlamışsa inanmaz. Tarihte ve günümüzde nice bilim adamı, nice filozof inanmış ve ancak imanla mutlu olunacağını söylemiştir. Ahiret, cennet, cehennem işi bizim kıt kapasitedeki düşüncelerimizle hallolacak bir şey değildir. Elbette Allah'ın, bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. Kendisi bizim ibadetimize muhtaç olduğu için değil, bizim ruhen eğitilip olgunlaşmamız için kullarına ibadeti emretmiştir.Her dinde ibadet vardır. Allah'ın buyrukları ve Allah'a ibadet, insan nefsinin, kaprislerinin, egoizmin dizginlenmesi, eğitilmesi için gereklidir. Futbol öğrenmek isteyen bunun eğitimini görür. Koşucu olmak isteyen de antrenman yapar, ta ki bedeni bu işe alışana kadar. Nefsinin, başı boş arzularının, kaprislerini dizginleyip manen olgunlaşmak, yücelmek isteyen de birtakım manevi antrenmanlar yapmak zorundadır. İşte ibadetler, manevi antrenmanlardır.Boş yere mi yaratıldım?"Annem cennette hurileri ne yapsın?" şeklindeki basit itiraza gelince: Kim demiş ki onun annesine huriler verilecek diye? Eğer annesi cennete gittiyse kendisine, babası veya sevdiği bir ruhsal erkek varlık verilecektir. Kadınlara verilen cennet erkeklerine gılman. erkeklere verilen cennet kızlarına - ki aslında bunlar yeniden yaratılmış dünya kadınlarıdır- da huri denilir. İnsan, cenneti ve cehennemi düşünmeden önce şu dünyadaki varlık sebebini düşünmeli? Niçin varım, daha önce ne idim, daha sonra ne olacağım? Boş yere mi yaratıldım? Yoksa bu yaratılışın bir amacı mı var?Evrendeki sonsuz düzen, yaratılışın amaçsız olmadığını gösterir. Bu amaç dünya değildir, öyle ise ahiret vardır. Ahiret varsa iyilerle kötüler orada bir olmaz. Arınmış ruhlar cennetle ödüllendirilir. Kötü davranış ve düşüncelerle kirlenmiş ruhlar ise arınmadan cennete gidemezler. Cehennem, günahlarla kirlenmiş ruhların arınma yeridir. Burada ibadetlerle arınmayanlar, oradaki azap aşamalarından geçirilerek arındırılacaktır. Bütün peygamberler ve ermişler bu gerçeği haber vermişlerdir. Arkadaşınıza, "İslâm'a İtirazlar", "İslâm Tasavvuru" ve "Gerçek Din Bu" adlı eserlerimi okumasını tavsiye ederim. Tabii seçim kendisine aittir.

Devamını Oku