"Muhammed Yüce Rabbine âşık oldu"

Ibn Hacer'in İbn İshâk'tan aldığı rivayet, zühd hareketinin, Hz. Peygamber'in yetiştiği islâm öncesi ortamda mevcut olduğunu, bazı kimselerin tenhaya çekilip ibadet ettiklerini, halvete çekilip Allah'ı anma şeklindeki bu ibadetin, özellikle Ramazan ayında yapıldığını, bunu yapanlara el-hanîf, çoğulu el-hunefâ dendiğini, Ramazan'in islâm'dan önce de ibadete hasredilen bir ay olarak değerlendirildiğini gösterir.

Haberin Devamı

(DÜNDEN DEVAM)
Ibn Hacer'in İbn İshâk'tan aldığı rivayet, zühd hareketinin, Hz. Peygamber'in yetiştiği islâm öncesi ortamda mevcut olduğunu, bazı kimselerin tenhaya çekilip ibadet ettiklerini, halvete çekilip Allah'ı anma şeklindeki bu ibadetin, özellikle Ramazan ayında yapıldığını, bunu yapanlara el-hanîf, çoğulu el-hunefâ dendiğini, Ramazan'in islâm'dan önce de ibadete hasredilen bir ay olarak değerlendirildiğini gösterir.

Peygamber (s.a.v.), henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce o hanîfler gibi Rabbi-ni anar, düşünür, İslâm'dan önceki şekliyle oruç ve namaz gibi İbrahim dininden kalma ibadetlerle Rabbine yaklaşmaya çalışırdı. Onun bu zühdünü, ibadetini ve derin Allah sevgisini görenler: "Muhammed Rabbine âşık oldu" demişlerdi (el-Munkizu mina'd-dalâl: s. 50).

Hazreti Musa örneği
Bu ibadet ve tefekkürüdür ki kendisini vahiy alma durumuna hazırlamıştır. Rabbin vahyini almazdan önce bir hazırlık dönemi geçirmek, halvette Rabbe ibadetle O'nun vahyini duyacak bir olgunluk düzeyine yükselmek, ondan önceki peygamberlerin de geçirdiği haldir. Bunun en güzel örneği, Hz. Musa'da görülmektedir. Yüce Allah, onun, Allah'ın konuşmasını dinlemek üzere Sina Dağı'na gelmeden önce girdiği halvet ibadetini şöyle anlatıyor: "Musa ile otuz gece (bana ibadet etmesi için) sözlestik ve buna on gece daha kattık. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma" (A'râf: 39/142).

Yüce makam müjdesi
Peygamber (s.a.v.)'in, peygamberliğinden birkaç yıl önce başlayan tehannüs şeklindeki ibadeti, hayatı boyunca devam ermiştir. Çünkü Rabbi ona, yatağından kalkıp ibadete durmasını, gecenin üçte ikisini, yansını, yahut üçte birini ibadetle geçirmesini emretmiş, böylece kendisinin yüce bir makama ulaştırılacağını müjdelemiştir. Zira korunanlar, hep böyle gece vakitlerinde içten yapılan ibadetlerle yüce makamlara ermişlerdir: "15- Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar. 16- Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı. 17- Gecelen pek az uyurlardı. 18- Seherlerde istiğfar ederlerdi" (Zâriyât: 67/15-18). (DEVAM EDECEK)

DİĞER YENİ YAZILAR