Benim kafamda bilimden başka şeye yer yok!

31 Aralık 2005

Soru: Hz. Ali'nin, Peygamber Efendimiz'in namazını kıldırmadığını geçtiğimiz günlerdeki bir yazınızda belirtmiştiniz. Halbuki bu doğrultuda Peygamber Efendimiz'in emirleri var. Onu kimin yıkayacağını, kimin defnedeceğini ve sırasıyla kimin cenaze namazı kıldıracağını tek tek söylemiştir. Siz bu konuları muhakkak ki o büyük ilminizle bilmektesiniz. Ama size bir Müslüman kardeşi olarak sesleniyorum, lütfen Allah'ın gerçekleri gizleyen ve bundan ötürü doğru yoldan çıkan âlimlerden olmamanızı temenni ediyorum. Esselamın aleykum ve rahmetullah.Cevap: Bu kardeşimin son cümlesinden bilimsel düzeyi anlaşılıyor. "Esselamın aleykum" olmaz. Ya "selamım aleykum" ya da "esselamu aleykum" olur. Arapça'da artiklli kelimelerin sonuna tenvin gelmez yani (en, ün, in) olmaz. Ayrıca kelimeler ilk söylendiğinde merfu (ötür) olur. Yani "esselamı" olmaz, "esselamu" olur. Sorunun içeriğine gelince: Siz nasıl okumadan çalakalem sataşıyorsunuz? Kaç kez kaynak göstererek yazdım, Peygamberin cenaze namazını kimse kıldırmadı. Herkes ayn ayn namaz kıldı, dua etti. Kimse onun karşısında imam olmaya cesaret edemedi. Eğer imam olsaydı gayet tabii, Hz. Ebubekir halife seçilmişti, onun kıldırması gerekirdi. Lütfen yazdıklarımı da kaynakları da okuyun. Nasıl inanırsanız inanın ancak benim kafamda bilimden başka şeye yer yok.Evlilikte önemli olan samimiyet ve saygıdırÖğretmen olan bir hanımefendi, bir türlü kısmetinin açılmadığından yakınıyor. Bu konuda bizden bir öğüt veya tavsiye istemektedir. Evlenmek kader işidir ama insanın teşebbüs etmesi gerekir. Size tavsiyem, kendinizi yükseklerde görmeden, karşınızdaki insanlarda fazla özellikler aramadan, samimi, iyi ahlaklı biriyle evlenmenizdir. Arada yaş farkı da olabilir. Bu durum hiç de önemli değil. Evlilikte önemli olan samimiyettir. Namazınızı kılınız, Allah'a dua ediniz. İnşallah size uygun, hayırlı bir kısmeti ayağınıza getirir. Bu konuda fazla acele etmeyin. Fakat kendinizi tahsilli görüp de böbürlenmeye kalkmayın. İnsanlar mutluluk için evlenirler. Karşılıklı saygı gerekir. Allah size yardımcı olsun. Benim elimden başka bir şey gelmez.

Devamını Oku

Uydurma sözlere itibar etmeyin

30 Aralık 2005

Soru: İnternette, Hz. Muhammed'in Türkler hakkında söylediği iddia edilen hadisler okudum. Şöyle ki: "Türkleri yok edin, yoksa kıyamet kopmaz. Yahudiler ve Türkler düşmanınız olan ırklardır." Başka sitelerden de araştırdım, bu hadisleri yayınlamışlar. Sizin görüşünüz nedir? (Alp Kandemir)Cevap: Bu tür rivayetlerin hepsi uydurmadır. Bunların nasıl uydurma olduğunu öğrenmek istiyorsanız, "Gerçek Din Bu" adlı kitabımı okuyunuz. Hz. Peygamber, Türklerin varlığından bile haberdar değildi. Türklerle hiçbir alışverişi olmamıştır ki böyle söylesin. Bu tür hadisler, Abbasi döneminin ortalarında Türklerin vezir olması, yönetimi ve orduyu ele geçirmesi üzerine otoritesini kaybeden Arap ırkçıları tarafından, Türklere karşı bir kamuoyu oluşturmak üzere üretilip yayılmış ve maalesef rivayetleri toplayan kişiler tarafından da hadis literatürüne geçirilmiştir.Bir hadisin gerçek hadis olması için rivayet zincirinin sağlam olması yetmez. İçeriğinin Kur'ân mesajına uyması gerekir. Bu sözler Kur'ân'a ve Peygamberimizin, ırkçılığa karşı olan genel düşünce ve prensiplerine aykırıdır. O, âlemlere rahmettir. Ne diye herhangi bir milletin öldürülmesini emretsin? Bu uydurmalar yanında İstanbul'un Türkler tarafından fethedileceğini söyleyen hadisler de vardır ki bunlar da uydurmadır. Çünkü geleceği Allah'tan başka kimse bilmez."Adanan kurban yerine sadaka verilse olur mu?"Soru: Bir vesileyle kurban adak adamıştım. Bu borcumu, kurban yerine bir fakire para vererek ya da bir hayır kurumuna bağış yaparak ödeyebilir miyim? (Vedat Yıldız)Cevap: Adadığınız şeyi yapmalısınız. Kurban adadığınıza göre kurban kesip etini yoksullara veriniz. Şayet bulunduğunuz yerde yoksul kimse yoksa o zaman kurbanın parasını yoksul kimselere ulaştırırsınız. Ama yine de en doğrusu kurban kesmenizdir.Resmi nikâhınızı kıyınSoru: Dini nikâh kıydığım nişanlımla beraber dolaşmamızda bir sakınca var mı?Cevap: Dini nikahları kıyılmış olan nişanlıların birlikte gezmelerinde din açısından bir sakınca yoktur. Ancak İslâm'a göre bir kadın, nikâhsız olarak bir erkekle yalnız başına aynı odada kalamaz, aynı odayı paylaşamaz. Yalnız herhangi bir ayrılma durumunda kadının çekeceği sıkıntıları hesaba katmak gerekir. Bu nedenle resmi nikâh şarttır.

Devamını Oku

Namaz vakitleri üzerine samimi bir eleştiri

29 Aralık 2005

Namaz vakitleri hakkındaki yazım üzerine, samimi eleştiriler yapan okurum İsmail Hakkı Bey'e cevabımdır: Mantığınız ve delilleriniz doğrudur. Aslında siz de benim söylediklerimden başka bir şey söylemiyorsunuz. Kur'ân'la emredilen namaz üç vakit namazdır. Bunun dışında Peygamberimiz kendiliğinden namaz kılmış, ibadet yapmıştır. Peygamber'in kendi başına kıldığı nafile namazlara, yaptığı nafile ibadetlere daha sonra fıkıhçılar "sünnet", sürekli olarak cemaatle kıldığı içtihadı namazlarına da "farz" demişlerdir. Ben bu manada öğleyle ikindi namazları için farz dedim. Esasen Peygamberimiz, kıldığı namazlar için bu farz, bu sünnet, bu nafile diye bir sınıflandırma yapmamıştır.Saygısızlık olurFarz sünnet tabirleri, daha sonra ortaya çıkan fıkıhçıların ürettikleri terimlerdir. İşte bu terimlere göre Peygamberin cemaatle kıldığı ictihadi namazlarına "farz" dedim. Ama bunlar Kur'ân tarafından konulmuş farzlar değildir. Üç vakit olarak namaz kılan da Kur'ân'ın emrini yerine getirmiş olur. Ama Peygamber'in tevatürle kıldırdığı sabit olan namazları görmezlikten gelmek, bunları yok saymak ümmetin icmaına karşı gelmek olduğu gibi İslâm'ın tebliğcisine de saygısızlık olur. Benim kanaatim bu merkezdedir. Dikkatli değerlendirmenizden ötürü size teşekkür eder, sevgiler yollarım.Diş dolgusunun gusül abdestiyle bir ilgisi yokturSoru: Ben 23 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Gusül abdesti gerektiren bir durumda diş dolgusu yaptırdım. Şimdi çok pişmanım. Keşke abdest aldıktan sonra dolguyu yaptırsaydım. Huzursuzum. Ne yapmam gerekiyor? (Meriç)Cevap: Böyle basit şeylerle uğraşıp durmayın. Diş dolgusunun gusülle hiçbir ilgisi yok. Çağdışı düşüncelere takılıp dini yaşanmaz hale getirenlere yazıklar olsun! Dişin doldurulması, çürük bırakılmasından bin kat daha temizdir. Siz o ahkâm kesen dar düşünceli insanların sözlerine bakmayın. Bu konuda çok yazdım. "Soru ve Cevaplarla İslâm" adlı eserimi okursanız sorunuzun ayrıntılı yanıtını bulursunuz.

Devamını Oku

Geleneklerimizi inançlarımızı ve dilimizi koruyalım

29 Aralık 2005

On sekizinci asırda Protestan Almanlar arasında iyice yayılan bu gelenek, bir asır içinde tüm Almanya'ya hakim olmuş, 19'uncu asırda Kraliçe Victoria'nın kocası Alman Prens Albert tarafından İngiltere'ye geçmiştir. Yine bu asırda Avusturya, İsviçre, Polonya, Çin, Japonya ve Amerika'da da yayılmıştır (Ana. Brit, 3/284). Görüldüğü üzere Noel kutlaması, aslında paganizm kaynaklı olup Hristiyanlaştırılmış bir gelenektir. Bizim dinimize, geleneklerimize aykırıdır. Çünkü İslâm'da paganizmden gelen putperest âdetlerini taklit etmek caiz değildir. Bu tür batıl taklitler Hıristiyanlığa gire gire nasıl onun sadeliğini bozmuşsa, bizim içimize gire gire de bizim milli bütünlüğümüzü sağlayan değerlerimizi bozar. Bir millete benliğini kazandıran temel eleman din ve dildir. İkisinin de bozulması, milli bütünlüğü bozabilir. Bütünlüğümüzü sağlayan inançlarımızı, milli geleneklerimizi ve dilimizi korumalıyız. Yılbaşı kutlamaları adı altında her yıl, aslında paganizmden Hristiyanlığa ithal âdetini içimize yerleştirmemiz, elbette kültürümüze zarar verir. Çam kesmek ise büyük bir cinayettir. Çünkü bu ülkenin, ağaca çok ihtiyacı vardır.Anadolu çöle döndüOrmanlar, memleketin akciğerleridir. Kesilen her ağaçla birlikte ülke akciğerinin bir keseciği gider. Çağlardan beri ormanlarımızı keserek, yakarak Anadolu'yu çöle çevirdik. Ağaçlar azaldıkça iklim kuraklaşır. Kur'ân, bitki ve ağaç giysisiyle süslü tabiatın pek canlı ve çekici tasvirlerini yapar, inananları, ağaç dikmeye, ağaçları korumaya imrendirir. Peygamberimiz Hazretleri, insanları ağaç dikmeye ve ağacı korumaya çok teşvik etmiş, o kadar ki, "Kıyametin kopmakta olduğunu görseniz dahi elinizdeki fidanı dikebilirseniz, dikiniz" buyurmuştur. Bir zaman bu hadisi manzum olarak şöyle çevirmiştik:Kıyamet kopar görsen, elinde de bir ağaç Mümkünse dikmek için durmadan toprağı açToplum içinde insanların ortak sevinçlerinin bulunması, bu vesileyle tebrikleşip kaynaşmaları güzel bir olaydır. Ancak bu gibi olaylar içki, kumar gibi zararlı ve dinen yasaklanmış davranışlara yol açmamalıdır. Yeni yıl dolayısıyla tebrikleşmekte Müslümanlar için sakınca yoktur. Ancak Müslümanların Noel Baba, Noel Ağacı ve Noel Hediyesi gibi kendi kültür ve örflerinde yeri olmayan şeylere itibar etmemeleri, bunları benimsememeleri gerekir.

Devamını Oku

Yaramazlara 'Kırbaççı Baba' değneği...

27 Aralık 2005

Noel Baba birçok araştırmanın konusu olmuştur. Mesela, internette yer alan Fransızca bir metne göre Aziz Nichola, 250 - 270 yılları arasında Mısır'ın İskenderiye kentinde doğdu. Ergenlik çağına geldikten sonra küçük erkek çocuklara tecavüz ettiği suçlamasıyla birkaç kez yakalanıp cezalandırıldı. Fakat uslanmadığı için İskenderiye Kralı tarafından yakalanıp yakılmasına karar verilince İskenderiye'den gizlice kaçarak 300'lü yılların başlarında Lübnan üzerinden, saçı sakalı birbirine karışık vaziyette Demre'ye gelip, kendisini İsa Mesih'in gönderdiği aziz olarak tanıttı. 350 - 352 yıllarında Demre'de öldü.Karla örtülü, kırmızı başlıklı paltosu ve kocaman beyaz sakalıyla temsil edilen (oysa yaşadığı söylenen bu yerlerde ne kar vardır ne de kırmızı külah. Fakat Avrupalı onu, kendi ortamında bir insan olarak düşünmüştür. Nasıl ki Hz. İsa'yı da yeşil gözlü sansın bir Avrupalı olarak düşünmüş ve resmetmişlerdir) Noel Baba'nın, Noel gecesi çocuklara hediyeler getirip, onların ocak önüne dizilen ayakkabılarının içine koyduğu, çocuklara söylenir. Yaramazlık eden çocuklara da hediye yerine, arkadaşı olan Kırbaççı Baba'nın değneklerini bırakacağı anlatılır.Hediyeleri kim alıyor?Çocuklar, sabahleyin uyandıklarında anne-babalarının, kendileri uyurken ayakkabılarına yerleştirdikleri hediyeleri görünce sevinir. Bunların nereden geldiğini sorarlar. Anne-babalar, bunları Noel Baba'nın getirdiğini söyler. Ama yaramazlık etmiş olan çocuklar, ayakkabılarının yanında Kırbaççı Baba'nın sopasını bulurlar. Çocuklar, bu hediyelerin gerçekten Noel Baba tarafından konulmuş olduğunu sanır. Böylece çocuğa, körpe yaşında Noel Baba inancı yerleşir. Peki ama çocuk ileride bunun gerçek olmadığını anlayınca inançlarından kuşkulanmaz mı? Kuşkulanır elbette. Nitekim bilinçlenmeye başlayan Hristiyanlar derin kuşkulara düşmüşlerdir.Noel Ağacı (Christmas Tree) da Hristiyanlığa adapte edilmiş bir pagan âdetidir. Eski Mısırlılarda, İbranilerde, Çinlilerde çam ağacı, ebediliğin simgesiydi. Paganlıktan Hristiyanlığa gecen İskandinav ülkelerinde ağaca tapınma geleneği ad değiştirerek devam etmiştir. Pagan İskandinav ülkelerinde görülen, evi çam ağacıyla süsleme geleneği, İlk defa 17'nci asırda Hristiyan motifiyle Almanlar

Devamını Oku

Noel ve yılbaşı kutlamaları üzerine...

27 Aralık 2005

İngilizce Christmas Day denilen Noel Yortusu, Hz. isa'nın doğum gününü kutlama olarak bilinir. Aslında bunun Hz. İsa'nın doğumuyla bir ilgisi yoktur. The New Encylopedia Britannica adlı eserde özetle şöyle deniliyor: "İsa'nın doğum günü hakkında kesin bir bilgi yoktur. Üçüncü asır Hıristiyan kronografları, dünyanın 25 Mart günü yaratıldığını tahmin etmişler, İsa'nın da aynı günde doğduğunu sanmışlardır.İsa'nın doğum günü, ilk defa 336 yılında kutlanmıştır. Esasen kış gün dönümünü kutlama âdetleri, çeşitli Asya ve Avrupa pagan uluslarında vardı. Bizans İmparatoru Constantine, 312 tarihinde Hıristiyan olmazdan önce paganlardaki kış gün dönümü kutlamasını benimsemişti. Hıristiyan olunca bu kutlamayı da Hristiyanlığa geçirdi.Kilise, evrenin nuru kabul ettiği İsa'nın doğum gününü aralık ayının 25'ine almakla, paganlardaki kış gün dönümü kutlamalarına Hristiyan motifi vermek, böylece pagan geleneğini Hristiyanlaştırarak uluslan Hristiyanlığa çekmek istemiştir. Doğum günü kutlaması, önce sadece bati kiliselerinde yayıldı. Sonra doğuya da geçti. Bunu en son kabul eden kilise de Piskopos Juvenal (M. 424-458) yönetimindeki Kudüs kilisesi olmuş, İsa'nın Tanrı ve insan doğasını yansıtan bir olayın ortaya çıkması olarak bugün kutlamaya başlanmıştır" (The Ene. Brit. 16/361).Noel Baba efsanesiBatı Hristiyanlığı İsa'nın doğum gününü 25 Aralık'ta kutlarken, doğu Hristiyanlan 6 Ocak'ı seçmişlerdi. Fakat Aziz İoannes Krysostomos ve Aziz Gregorios'un etkisiyle doğu Hristiyanlan da kutlamayı 25 Aralık'a aldı (aynı eser ve Meydan Larousse, 9/385).Noel Baba yani Myra'lı (Demreli) Nichola yahut Santa Claus adıyla bilinen Aziz Nichola'nın kişiliği hakkında hiçbir bilgi yoktur. Lycia (Güneybatı Anadolu) kıyısında bulunan Patara'da doğduğu, genç yaşında Filistin'e, Mısır'a gittiği, daha sonra ise Lycia'ya dönüp Myra (Demre) Piskoposu olduğu, Hıristiyanların baskı ve işkence altında tutulduğu İmparator Dioletian zamanında hapsedildiği, Hıristiyan olan İmparator Constantine döneminde serbest bırakılıp 325'te toplanan İznik Konsülü'ne katıldığı rivayet edilir.Hakkında birçok mucize uydurulup esaneleştirilen bu zat, ilk defa 17'nci asırda Almanya'da Noel Yortusu'na da karıştırılmış ve daha sonra da dünya Hıristiyanlığına yayılmıştır (Ene. Brit. 8/687).Devam edecek

Devamını Oku

İnançlı olmak insanı yüceltir

26 Aralık 2005

Soru: l- Allah'a ve Muhammed'in onun resulü olduğuna iman eden, ne kadar suç işlerse işlesin cennetlik oluyor. Kafir biri hayatı boyunca başka hiçbir suç işlemese bile sadece imansızlığı nedeniyle cehenneme gidiyor. Burada bir adaletsizlik var mı? 2- İnanmamak kişinin tercihidir. Bu durum, kimseyi ilgilendirmez. Tanrı, İslâm inancına göre en ağır suçları (adam öldürme, hırsızlık vb.) bazı şartlarla da olsa (helallik isteme) affedebilmektedir. Bunun hadislerde de yeri var mı? 3- Helallik istemek nedir?Cevap: 1- Cennet bir kuru sözle kazanılacak bir yer değil, imana dayalı güzel eylemler sonucu verilecek ödül yeridir. Allah hiçbir kuluna haksızlık etmez. Herkes ahlakının güzellik derecesine göre değerlendirilir.2- İslâm dini herkese inanç özgürlüğü tanır. Kimseyi bir inanca zorlamaz. Ama kişi şu dünyada davranışının hesabını Allah'ın huzurunda verecektir. Evrenin yaratıcısı, kulunun kendisine inanmasını ister. Çünkü inanç, insanı yüceltir. Kul inanmazsa dünyada huzursuzluk içinde kıvranır, ahirette de inançsızlığının sonucuna katlanır. Bu onunla Allah arasında olan bir şeydir. Allah dilerse suçlu kulunu affedip cennetine de sokar.Hiçbir zorlama yokturAllah ile kul arasında kalan hususlarda hiçbir zorlama yoktur. Kişi inanmaz, namaz kılmaz, oruç tutmazsa bunun hukuki bir yaptırımı yoktur. Devlet onu inanmaya ya da namaz kılmaya zorlamaz veya namaz kılmadığı, oruç tutmadığı için ceza vermez. Çünkü bu hususta Kur'ân'da bir ceza belirlenmemiştir.3- Allah'ın affı insanların affına bağlı değil. Ama insan başkasına kötülük etmişse, kötülük yapılmış olan kimsenin, kötülük eden üzerinde bir hakkı vardır. İşte başkasının hakkına dokunmuş olanlar, kötülük etmiş olduklarından haklarını helal etmelerini isterler. Adam öldürmüş, masum hayvanların canına kıymış insanların yaptıkları kendi yanlarına mı kalsın? Sizin vicdanınız buna razı oluyor mu? Hakka tecavüz etmiş olan zalimlerden Allah, kullarının hakkını alır. Peygamberimizin vefatından sonra halife seçilen Hz. Ebubekir'in, yaptığı bir konuşmada söylediği şu cümle ne kadar anlamlıdır: "Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf olanınız, Allah'ın izniyle, hakkını kendisine iade edinceye dek yanımda güçlüdür. İçinizde kuvvetli olanınız da Allah'ın izniyle, üzerinde bulunan bir hakkı alıp hak sahibine verinceye dek yanımda zayıftır."

Devamını Oku

Alkol tutkunu bir gence...

25 Aralık 2005

Soru: Ben İTÜ'de okuyan bir gencim. İstanbul'a gelmeden önce namazımı kılardım. Şimdi ise alkole başladım. Vicdan azabı duyuyorum. Tavsiyelerinize ihtiyacım var.Cevap: Değerli genç kardeşim, bu hayatın Allah tarafından sana verilmiş bir emanet olduğunu ve sürekli olarak gözetim altında bulunduğunu düşün. Allah'ın haram kıldığı şeye el uzatma. Aksi takdirde çok şey kaybedersin ve bu kısa ömürden sonra hepimiz gibi sorguya çekileceksin. Orada seni sorumlu kılacak işlerden sakın. Ayrıca içki senin sağlığını, aile düzenini, huzurunu bozar. Namazlarını kıl. Allah'a bağlan. Huzurlu ve mutlu olursun.Cennet sekiz kattırSoru: Cennetin yedi kapısının isimlerini öğrenmek istiyorum. (Buket Işık)Cevap: Cennetin yedi değil, sekiz kapısı vardır. Daha doğrusu cennet sekiz kattır. Cehennem ise Kur'ân'a göre yedi kapılıdır. Ayrıca ben cennetin kapılarının isimlerini bilmiyorum. Siz bunu öğrenseniz ne olacak, öğrenmeseniz ne olacak? Kur'ân'da böyle bir bilgi verilmediği gibi cennet kapılarının isimlerini bildiren sağlam bir hadis de yoktur. Sadece oruçluların, Reyyân isimli bir kapıdan geçecekleri hakkında bir hadis vardır.Önemli olan niyettirSoru: Salavat-ı Şerife duasını Allah'ın izniyle okuyorum ve inşallah bitirmek üzereyim. Fakat duayı okurken bazen aklım başka şeylere takılıyor. Bu yüzden bir kaç kez "Havâtimi"yi "Havâtiti" olarak söyledim. Bunun bir sakıncası var mı? (Sibel Bostan)Cevap: Doğrusunu isterseniz ben Salavat-ı Şerife duası diye bir dua bilmiyorum, herhalde siz Salat-i Tefriciyye'yi kastediyorsunuz. Sizin sözünü ettiğiniz dua, insanların düzenlediği cümlelerden oluşur. Bir duanın herhangi bir kelimesini kasıtsız olarak hatalı okusan ne çıkar? Zaten manasını bilmiyorsun. Burada önemli olan senin niyetindir.Kur'ân'a göre İsa öldüSoru: İsa'nın kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne ineceğini Kur'ân-ı Kerîm'den okuyoruz. Bu ne derece doğru?Cevap: Kur'ân-ı Kerîm'de İsa'nın kıyamete yakın zamanda yeryüzüne ineceği hakkında en ufak bir işaret yoktur. Tam tersine İsa'nın öldüğü vurgulanır. Hz. İsa'nın geleceği hakkındaki rivayetler, Hristiyanlık'tan adapte bir inançtır. Kur'ân'a aykırıdır. Kur'ân'a göre İsa ölmüştür.

Devamını Oku