Din gönül işidir baskıyla olmaz

26 Nisan 2007

SORU: Moskova’da yaşıyorum. Üç yıllık evliyim. Eşim Hristiyan. Karşılıklı saygıyla dinsel hayatımızı yaşıyoruz. Gönlüm, eşimin de Müslüman olmasını istiyor. Evlenmeden önce dünyaya gelecek çocuğumuzun Müslüman olması şartımı kabul etti. Eşim, inançlarıma çok saygılı. Beni sabah namazına dahi kaldırıyor. Bayramımı, dini günlerimi kutluyor. Ancak ben onun bayramını kutlamıyorum. Ona karşı haksızlık mı ediyorum? Böyle bir ailede karı-koca ilişkisi nasıl olmalıdır? Ayrıca namazda allahumme, salli-barik dualarını okuyabilir miyim? Peygamberimizin namaz hakkında uygulaması nasıldır? (Okan Köksal)EŞİNİZE İSLÂM’I SEVDİRİNCEVAP: Kardeşim siz bir Hristiyan ile evlisiniz. Kur’ân, Mâide 5’inci ayette, kitap ehli kadınlarla evlenilebileceği belirtilmektedir. Kadının din değiştirmesi şartı yoktur. Din, gönül işidir. O isterse Müslüman olur, isterse Hristiyan olarak kalır. İslâm’a göre Hristiyanlık da hak dindir. Zamanla Hristiyanlığa çok yanlış karışmış ama yine de Kur’ân onları kitap sahibi kabul eder ve onlarla evlenmeye izin verir. Dinde baskı yoktur. O çocuklarınızın Müslüman olarak yetişmesine razı ise mesele yok. Siz ona baskı yapmayın. Hristiyan kalmayı yeğliyorsa siz de onun bayramını kutlayın. Peygamberimiz, kitap ehline saygılı davranmıştır. Hz. Peygamber’in Reyhane isimli cariyesi, ömrünün sonuna kadar Yahudi dininde kaldı. Siz ona sözden çok davranışınızla İslâmı sevdirin, öyle hareket edin ki, “işte doğru dinin sahibi böyle olur” desin. NAMAZIN TEMEL ÖGELERİNamazda tahiyyat, salavat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş olsun veya olmasın, ne fark eder? Biz namazın temeli olan ögeleri yapıyoruz. Ayakta durmak, Kur’ân okumak, rükûya, secdeye gitmek... İşte bunlar olunca namaz tamamdır. Oturmak farzdır ama o duaları okumak farz değildir. İstediğiniz biçimde dua okuyun. Ama Peygamberimize salat-ü selam getirmek, ona selam vermek, Allah’tan ona rahmet dilemektir. Bu güzel bir şey. Çünkü bize namazı, Allah’a kulluğu o öğretti. Siz böyle düşüncelerle uğraşmayın da namazınızı atalarımızın kıldığı gibi, kitaplarda anlatıldığı gibi kılın.

Devamını Oku

Allah emrettiği için ibadet edin

25 Nisan 2007

SORU: 25 yaşında, dinin gereklerini yerine getirmeye çalışan biriyim. Eskiden namazımı ara sıra kılıyordum artık aksatmıyorum. Her şeye rağmen bunalımdayım. Çünkü çok günahkâr biriymişim gibi geliyor bana. Yaptığım ibadetlerin hiçbirini Allah’ın kabul etmeyeceği hissine kapılıyorum. Nedenini bilmiyorum. Yüce Rabbimden bir dileğim var. Ancak bu dileğimin, günahlarımdan dolayı kabul olmayacağını düşünüyorum. İnanın böyle bir amaçla ibadet etmiyorum. Namazlarımı kılmaya orucumu tutmaya devam ediyorum. Bu durumdan nasıl kurtulabilirim? (Didem Alanay) CEVAP: İbadeti sırf Allah emrettiği için yapın. Karşılığında bir şey beklemeyin ki, ücret için çalışan işçi durumuna düşmeyesiniz. Niye böyle düşünüyorsunuz ki? Siz nasıl Allah’ın karşısında, sanki O’nun muhatabıymışsınız gibi bir varlık durumuna getirirsiniz kendinizi? Öyle şeyleri bırakın. Ne günahı düşünün, ne sevabı. Allah emrettiği için ibadet edin, namaz kılın. Ama günahı, sevabı düşünmeyin. İster günahınız affolsun, ister olmasın, O, Allah’ın bileceği bir iştir. İbadet, tövbe mezbeleden gül bahçesine çıkmak demektir. Gül bahçesi içindeyken mezbeleyi düşünürseniz, mezbelenin içinde yaşamış olursunuz. Fiziğiniz bahçede ama ruhunuz mezbelede. İbadetteyken günahı düşünürseniz aynen mezbelede, günah bataklığında yaşamış olursunuz. Bunları bırakın. Namaz kılın, Allah’ı sevin. Allah kendisini sevenleri sever. O sevdikten sonra günahın ne değeri kalır ki? Yunus gibi söyleyin:Ne varlığa sevinürem Ne yokluğa yerinüremAşkın ile avunuram Bana seni gerek seni.Takvimdeki âyetlerSORU: İçinde âyetler olan takvim yapraklarını okuduktan sonra çöpe atıyorum. Bunun sakıncası var mı? (A. Karakaya)CEVAP: En uygun olan, bunları toplayıp boş bir arsada yakmaktır. Ama elde olmayan sebeplerden ötürü çöpe atılmış olsa da kasten yapılmadıkça günah olacağı kanısında değilim. Neticede onlar bizim yaptığımız kâğıt, mürekkep, matbaada yazılan yazılardan ibarettir. Asıl Kur’ân zaten o değil, o yazılar Kur’ân’ın işaretleridir. Büyük İmam Ebu Hanife böyle diyor.

Devamını Oku

Zikre hiçbir şey engel olmaz

25 Nisan 2007

SORU: Kılamadığım namazlar için her vakitte kaza yapmam gerekiyor mu? Âdetli kadınlar ibadetlerini yapabilir mi? Tabii ki namazları vaktinde kılmanın sevabı büyüktür. Ancak şartlar uymazsa sabah namazını en geç ne zaman kılabiliriz? (Neslihan Canpolat)CEVAP: Kasten yıllarca kılınmamış namazların kazası yoktur. Onlar için tövbe etmek gerekir. Siz istediğiniz kadar namaz kılın ama “falan öğlenin yerine, filan ikindinin yerine...” gibi niyetlerin esası yoktur. Sabah namazını vaktinde kılamayan kişi, fırsat bulunca kılar. Sabah namazına kalkamayan, uyandığıda kılar. Öğlenin vakti girmiş olsa da önce sabah namazını, sonra öğleni kılar. Kaza demeye gerek yok. Namaz kılmak Allah’la iletişim kurmaktır. Kazadır, edadır demeye ne gerek var? Kur’ân, âdetli kadına ibadet yasağı getirmemiştir. Sadece cinsel ilişki yasaktır. Bunun dışında âdet hali ibadete engel değildir. Bu konuda bazı hadis rivayetleri var ama onlar da çelişkilerle doludur. Nitekim Peygamberimiz mescitte ibadete çekilmişken Hz. Ayşe’den seccade istemiş, Ayşe âdetli olduğunu söyleyerek mescide girmek istememiş. Peygamberimiz “Âdet senin isteğinle olan bir şey değildir” diyerek bu durumun mescide girmeye engel olmadığını belirtmiştir. Namaz zikirdir. Zikre hiçbir şey engel olmaz. Âdet halindeki kadın niçin namaz kılmasın? O sadece özürlüdür. Her namaz vakti için abdest alıp namazını kılar.Zekâtın ayrıntıları ve miktarı hadislerde geçerSORU: Çeşitli kaynaklarda ve sizin yazılarınızda ev, mahsül, birikim için değişik oranlarda zekât verilmesi öngörülüyor. Zekât düşmesi için 1 yıl beklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Ancak Kur’an’da ben bu tür tanıma rastlamadım. Zekât, sürekli anılıyor ve ihtiyaçtan fazlası için verilmesi gerektiği belirtiliyor. Günümüzdeki uygulamanın kaynağının ne olduğunu ve bunların Kur’ân’la nasıl örtüştüğünü açıklar mısınız? (Aslıhan Özkan)CEVAP: İslâm sadece Kur’ân’dan ibaret değildir. Peygamberimizin uygulamaları, Kur’ân’ın yönetmeliğidir. Zekâtın miktarı ve ayrıntıları, Peygamberimizin söz ve uygulamalarını yansıtan hadislerde geçer. Sadece Kur’ân okuyarak ictihat yapmaya kalkarsanız sonunda pişman olursunuz. Hadisleri devreden çıkaramazsınız. Ancak hadisin sağlamı var, çürüğü var. İşte bunun ölçüsü Kur’ân’dır.

Devamını Oku

Cenevre’den bir mektup var

23 Nisan 2007

“DEĞERLİ hocam, yazılarınızı titizlikle okumaya calışıyorum. Eşime, kızlarıma ve dostlarıma dinimiz konusunda özellikle sizin aydınlatıcı yazı ve eserlerinizi okumalarını tavsiye ediyorum. Halkımızın sizin gibi dinimizi arı ve gerçek amacına uygun olarak öğreticilere, dini geniş kesimlere sevdirerek içtenlikle benimsetecek kişilere ihtiyacı var. Bu ihtiyaç son yıllarda daha da artarak devam etmektedir. Size sağlıklı bir ömür ve çalışmalarınızda başarılar dilerim.” Fırat Tuğrul / Cenevre * TEŞEKKÜR ederim Fırat Tuğrul Bey. Zaman zaman ümitsizlik içine düşüyorum ama bu, elimden geldiğince tebşir ve tenvir davasından vazgeçeceğim anlamına gelmez. Üzüntüm, bu kadar çabaya rağmen mesajımızı çalıp yozlaştırarak kalpazanlık yapan ve böylece bizim mesajımızı da gölgeleyenlerdendir. Bunlar medyada parsa topluyorlar. Bizim yazdıklarımızı kendilerine mal ediyorlar. Kendi isimlerini koyunca bizim mesajımız engelleniyor. Bir tarafta da dinin her haliyle alay eden dinsiz küfürbazlar var. Üzüntüm bunlardandır. Ama biz elimizden gelen çabayı, Allah’ın izniyle son nefesimize kadar sürdüreceğiz. Allah hakseverlere yardım etsin. Namaz ve zikir en güzel meditasyondurSORU: Meditasyon yapmak İslâm’ın dışına çıkmak anlamına mı gelir? Günah mı sevap mı? Meditasyon ve tefekkür aynı mıdır? (Göksel Ortaklan) CEVAP: Meditasyon ile Allah’ı düşünme (tefekkür) kastediliyorsa güzel bir şeydir. İslâm düşünürleri, bir saat Allah’ı yoğunlukla düşünmenin bir yıl ibadetten hayırlı olduğunu söylemişlerdir. Ama meditasyonla İslâm’ın ibadet biçimini bırakıp Hint dinlerinin yöntemine uymak kastediliyorsa bu, doğru yoldan sapmadır. Ne gerek var başka dinleri taklide? Zaten namaz ve zikir en güzel meditasyondur. Başka felsefe ve dinlere heveslenme yerine meditasyon yapmak isteyenler Nakşi usulünce, Kadiri usulünce zikir yapsınlar, murakabe yapsınlar, işte en lezzetli meditasyon, en güzel tefekkür bu yöntemlerdir. Çare bizde, bizim evimizdeyken niçin başka evlerden dilenelim ki?

Devamını Oku

Yoruma ihtiyacı olmayan rüyalar

22 Nisan 2007

SORU: Size görmüş olduğum üç rüyadan bahsetmek istiyorum: 1. RÜYA: (14 yaşımda gördüm) Bir kişi arkamdan yaklaşıp sağ omuzuma dokunarak ve ismimle hitap ederek, “oğlum Mehmet beni tanıdın mı?” diye sordu. Ben “hayır” dedim. “Ben peygamberin Hz. Muhammedim” dedi ve elini öptürdü. 2. RÜYA: (2000 yılında gördüm) Kabe’de, hilal şeklinde bir yerde (buraya İbrahim makamı deniliyormuş), Peygamber Efendimiz bileğimden tutarak bana imamlık etti ve iki rekât namaz kıldırdı. 3. RÜYA: (2004 yılında gördüm)Peygamber Efendimiz tek başına namaz kılıyordu. Namazdan sonra selam verdi ve sağ omuzunun üzerinden bana bakarak “gel” işareti yaptı. Bu rüyalarımın yorumu nedir? (Mehmet Baycan)CEVAP: Yoruma ihtiyacı olmayan rüyalarınız, Hz. Peygamber’in size olan yönelimini, sevgisini gösteriyor. Ruhunuz onun ruhuyla irtibatlı. Peygamber’i gerçek şekliyle gören onu aynen görmüştür, rüyası gerçektir. Çünkü şeytan, Peygamber’in biçimine giremez. Bu ne büyük lütuf! Buna layık olmaya çalışın.Bir yerimiz kanarsa abdest bozulur mu?SORU: Vücudumuzda herhangi bir yerimiz kanadığında abdestimiz bozulur mu? Kur’ân’a göre nedir? (Mehmet Yayıltı)CEVAP: Hanefi mezhebine göre kan, çıktığı yeri geçip yayılırsa abdesti bozar, çıktığı yeri geçmez de orada kalırsa bozmaz. Kurân’a göre abdesti sadece büyük ve küçük tuvalet bozar. Bu nedenle böyle görüşlere katılmam. Yani kan abdesti bozmaz. Sadece kan çıkan yer, sağlığa zarar vermiyorsa yıkanır. Araplarda ‘e’ yokSORU: Bazı imamlar namazda “Allah-u ekber” yerine “Ellah-u ekber”, bazıları da “Eallah-u ekber” diyor. Mısır’da bile böyle telaffuz duymadım. Acaba bu bir Arap özentisi mi? Cahillik mi? Yüce Allah’ın adını söylerken kaos yaratılıyorsa bizler neyi düzelteceğiz? (Ali Rıza Haznedaroğlu)CEVAP: Arap özentisi değil, Türk özentisi. Araplar böyle diyene gülerler. Çünkü onlarda “e” yok, “a” vardır. Onlar “Eellahu ekber” demezler “Allahu akbar” derler. Bir çoğumuzun bilgisi, kulaktan duyduğumuzu papağanvari ezberlemekten ibarettir.

Devamını Oku

İslam dininde aldatma yoktur

21 Nisan 2007

SORU: Üniversiteye girdiğimde devlet bana, yedi yıl hizmet etmem karşılığında beş yıllık burs verdi. Fakat ben üniversiteyi dört yılda bitirdim. Beşinci yılın bursunu, öğrenci olmadığım halde alıyorum. Yani devlet beni halen öğrenci olarak bildiği için beşinci yılın bursunu da veriyor. Acaba aldığım bu para dinimize göre haram mıdır? (Recep Beşli)CEVAP: Kanaatime göre devlet, sizin okulunuzu bitirdiğinizi bildiği takdirde bursunuzu kesecekse o bursu almak caiz değildir. Çünkü verilen burs, normalde beş yıla yayılan öğrencilik süresiyle kayıtlıdır. Ama siz bunu 4 yılda bitirmişsiniz. Eğer burs makamı sizin okulunuzu bitirdiğinizi bildiği halde 5 yıl için vermekte olduğu bursun devamına razı olursa o zaman helal olur. Burada haram olan şartname hilafına burs almaktır. İslâm’da aldatma yok, dürüstlük vardır.Ek iş yapmak haram mı?SORU: Devlet memurlarının ikinci bir işte çalışmalarının kanunen yasak olduğunu biliyorum. Ben de bir memurum. Boş zamanlarımda başka bir işte çalışsam, buradan kazandığım para haram olur mu?CEVAP: Kanaatime göre yasanın tanıdığı mesai saatlerinde layıkıyla görevini yaptıktan sonra diğer zamanlarda istediğin işi yapmakta serbestsin. Elde ettiğin gelir de helaldir.Yasaya aykırı bir durumSORU: İnternete abone olurken çalıştığım şirket, benden başka kimsenin kullanmaması gerektiğini, bunun kanunen yasak olduğunu sözleşmeye yazdı. Ancak biz bu interneti birkaç arkadaş birlikte kullanıyoruz. Bu haram olur mu? Günaha mı giriyorum?CEVAP: Kendi evinizde olduğu takdirde internetten istediğiniz kişiler yararlanabilir. Ama aynı interneti kablolarla başkalarına bağlamak yasaya aykırıdır ve doğru değildir.Kredi kullanıp ev almakSORU: Konut kredisiyle ev almak caiz midir? (Besra Bozkurt)CEVAP: Niçin haram olsun? Burada ev alan faiz veriyor ama aldığı ev de iki yıl sonra verdiği faizden kat kat fazla prim yapıyor. Şimdi verdiği faiz, kredi alanın lehine mi aleyhine mi? Bu muamele kredi alanın lehine ise onu ezmiyorsa niçin haram olsun? Doğrusu benim bu aşırılıklara aklım ermiyor. Konut kredisi haram faiz kategorisine girmez.

Devamını Oku

Malatya’daki vahşet bağnazlığın nerelere geldiğini gösteriyor

20 Nisan 2007

Malatya’daki olay, bağnazlığın nerelere geldiğini gösteren ürkütücü bir hadisedir. İslâm’a yapılan en büyük kötülüktür. Nerede kaldı fikir özgürlüğü? Her din ve inanç sahibi, kendisini inancını anlatıp yaymakla görevli sayar. Müslümanlar da Avrupa’da inançlarını anlatıp yaymaya çalışmıyorlar mı? Televizyonlarda konuşuyorlar, dernekler kuruyorlar, camiler açıyorlar. Özgürce her cuma Avrupa’nın hemen her kentinde namaz kılıyor, vaazlar veriyorlar. Avrupalı bize bu hoşgörüyü gösterirken eğer biz dinlerini yaymaya veya anlatmaya çalışan insanları boğazlamaya kalkarsak dünya bize nefretle bakmaz mı? İslâm’ı da şiddet dini görmez mi?İşte bu tür davranışlar maalesef Avrupa’da İslâm imajını gittikçe bozmaktadır. Allah korusun benzeri saldırılar, Müslümanlara karşı bir kampanya oluşturursa, kim zararlı çıkar? Niye bu şiddet, bu tahammülsüzlük? Bu tür aşırılıklar İslâm’a hizmet etmez, tersine onun güzel yüzünün görünmesini engeller. İslâm böyle mi? Peygamberimiz kendi mescidinde Necran’dan gelen Hristiyan heyetini konuklayıp kendi dinlerine göre özgürce ibadet etmelerine müsaade ederken, Hz. Ömer; Suriye, Irak ve İran’daki valilerine kitap ehlinin mabetlerine saygı gösterilmesini, mabetlerinin kamulaştırılmamasını, hatta onların kiliselerini yapmalarına yardım etmelerini emrederken Hz. Muhammed’e mensup olduğunu iddia edenlerin, kitap ehli insanları, sırf dinlerini anlatmaya kalktıkları için boğazlamaları ne kadar ürkütücü ve tiksindiricidir. Korkunç bir olay. Gerçekten bu tür bağnazlıklar, hoşgörüsüzlükler İslâm’a yapılan en büyük kötülüktür. Lütfen aklımızı başımıza alalım, dünyanın en zarif, en kibar insanı olan yüce Peygamber’in getirdiği hoşgörü dinini saldırıya, hoşgörüsüzlüğe, bağnazlığa alet etmeyelim. Eğer Hıristiyanlık propagandasına karşı tedbir alacaksanız onların savlarını çürütecek eserler yazacaksınız, konuşacaksınız, gerçeği anlatacaksınız. Fikre fikirle karşı çıkacaksınız, şiddetle değil. Şiddet, kaba kuvvet fikirsiz, bağnaz insanların işidir. Bu tür davranışların faturası tüm Müslümanlara, İslâm ülkelerine çıkar. Kur’ân, “İyilikle kötülük bir olmaz. (Sen kötülüğü) En güzel olan şeyle sav. O zaman bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dosttur. Bu(kötülüğü iyilikle savma olgunluğu)na ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak çok şanslı olanlar kavuşturulur” buyurmaktadır.

Devamını Oku

Dünya nimetlerinden yararlanmak Yüce Allah’ın buyruğudur

19 Nisan 2007

SORU: Dünya için çalışmak, şirket kurmak, para kazanmak, yükselmeyi istemek, makam ve mevki sahibi olmak, daha iyi yerlere gelme arzusu, güzel yaşamak, gezmek seyahat etmek gibi şeyler günah mı? Bunlardan uzak durmak mı gerekiyor? Hep ahiret için mi çalışmalıyız? (Erhan Aydın)CEVAP: Güzel giyinmek, dünya nimetlerinden yararlanmak Allah’ın buyruğudur. A’raf Suresi’nin 31-32’inci ayetlerinde yüce Allah kullarına, her mescide yani toplum içine girerken güzel giyinmeyi, israfa kaçmadan yiyip içmeyi emretmekte Allah’ın, süsünü ve nimetlerini inanan kullarına haram etmediği vurgulanmaktadır. Bazı ayetlerde, “Yeryüzünde gezip dolaşın da eski eserlerden ibret alın” buyurularak ibret almak amacıyla dünyayı dolaşmaya teşvik edilmektedir. Allah, dünya nimetlerini inançsızlardan çok inananlar için yaratmıştır. Öyle ise müminlerin dünyaya zindan gözüyle bakıp ondan el etek çekmeleri, dünya nimetlerini inançsızlara bırakmaları, kendilerinin de sefalet içinde yaşamaları doğru olamaz. ÇALIŞIN VE ARAŞTIRINDünya nimetlerinden en büyük ölçüde yararlanmak için ellerinden geldiğince çalışmaları, araştırma yapmaları, İslâm’ın izzetini, milletlerinin onurunu korumaları, inançsızlara muhtaç olmadan yaşamaları, ekonomilerini güçlendirmek için çalışmaları Allah’ın buyruğudur. Miskinliği öğütleyen sözler, Kur’ân’ın prensiplerine aykırıdır. Allah’ın verdiği nimetlerden yararlanıp O’na şükretmek gerekir.Bu konuda ölçü, sürekli yaşayacakmış gibi dünya için yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışmak fakat ahiret ağırlıklı yaşamaktır. Dünyaya dalıp Allah’ı unutmak, kendisini put yapıp kendisine tapmak en büyük azaptır. Teknoloji çağı olan yirminci asrın insanı, çağın sunduğu bolluklar ve imkânlar karşısında Allah ile ilişkisini kesmiş, kendisini tanrılaştırmıştır. Kibir ve gururdan kaçınmak, Allah’a kul olmak insanı insan yapar. İnsan acizdir. Elde ettiği nimetlerin hepsi, kendi icatları da dahil, Allah’ın vergisidir. O icatları yapan aklı, insan yaratmıyor, Allah veriyor. Allah’a şükrü unutmak, ruhun yüce vasıflarını giderir. Bu da insanı, ebedi nimetlerden yoksun bırakır. Mümin, hem dünyanın hem de ahiretin hakkını veren, maddesini de manasını da onaran, ölçülü, dengeli insandır.

Devamını Oku