SORU: Sahur vakti bir TV kanalında konuşan zat şöyle bir hadis anlattı: “(Abdullah b. Mesud’dan bir rivayet) Kişi kabre konulunca, azap melekleri ayakları tarafından gelir. Mülk Suresi’nin vazifelileri karşı çıkar ve ‘benim yönümden size yol yoktur çünkü o hayatında Mülk Suresi’ni okurdu’ der. Sonra azap melekleri göğsü veya karnı cihetinden gelir. Yine meleklerin, ‘benim cihetimden size yol yoktur. O, Mülk Suresi’ni okurdu’ cevabıyla karşılaşır. Daha sonra başı istikametinden yaklaşmak isterler. Azap melekleri yine aynı güç ve aynı cevapla karşılaşırlar. Mülk Suresi men edicidir. Kabir azabını men eder. Kim onu gece okursa, çok sevap kazanmış ve çok iyi bir iş yapmış olur. Kabir azabından kurtulur.” Bu rivayetler ne kadar doğru? Yine bu zatın dediğine göre perşembeyi cumaya bağlayan gece ve cuma günü vefat edenler de kabir azabı çekmeyeceklermiş. Dinimiz böyle mi diyor? CEVAP: Bunlara ben ne diyebilirim? Maalesef televizyonlarda bu tür hurafe anlatımlar o kadar çok ki, şaşırıp kalıyorum. Çünkü amaç doğru dini öğretmek değil, reyting sağlamaktır. Bu hurafelerle şartlanmış olan halk, böyle uydurma sözlerden hoşlanıyor. Bu şekilde rivayetler var ama hadis uzmanları bunların uydurma veya çok zayıf, çürük olduğunu söylemişlerdir. Mesela Tirmizi’de şu mealde garip bir hadis vardır: “Bir adam, kabir olduğunu bilmeden bir yere çadırını kurmuş. Orada bir insanın Mülk Suresi’ni okuduğunu görmüş. Durumu Allah’ın Elçisi’ne bildirmiş. Allah’ın Elçisi buyurmuş ki: O sure (azabı) engelleyicidir, kabir azabından kurtarıcıdır” (Tirmizi, Fadailul-Kur’ân: b. 9 h. 2890). İşte Tirmizi’nin garip diye nitelediği hadis bu kadar. Garip olduğuna göre sağlam bir hadis değil. Garip demek bir kişinin anlatımına dayanan haber demektir. Şimdi tutalım ki bu hadis sağlamdır ama azap meleklerinin sağdan soldan gelişinden, surenin görevlilerinin azap meleklerine mani oluşundan söz edilmez. Bunlar tamamen katmadır. Ancak Taberani’nin ve Ebu Hayyan’ın kaydettikleri uzun bir rivayet vardır ki orada “ölen kişi kabre konulunca eğer mümin ise namazının başında, orucunun sağında, zekâtının solunda, sadaka ve diğer iyi eylemlerinin ayakları tarafında durup gelen azap meleklerine geçit vermedikleri” anlatılır (Tergib: 4/371) Kur’ân veya herhangi bir sure okumadan söz edilmez. Devam edecek
YAVUZ Yılmaz adlı okurum diyor ki: “26 Eylül günü saat 18.30 sularında iş yerimin oldukça dar ve tek yönlü olan sokağına genç biri arabasıyla süratli şekilde girdi. Mahallelinin beslediği iki yavru kediye çarptı. Kedilerden birisi anında öldü, ötekisi muhtemelen yaralanıp can havliyle kaçtı. Çok aradık ama bulamadık. Belki o da ölmüştür. Böyle şeyler bizim ülkemizde olağan (!) deyip geçebiliriz. Mahalle sakinleriyle birlikte bu genci durdurduk ve neden bu kadar hızlı araba kullandığını sorduk. Bize bağırarak şöyle dedi: ‘Ne olmuş, alt tarafı bir kedi ezmişiz. İftara yetişmek için acele ediyorum. Siz de hiç din iman (!) yok mu’ dedi ve yine büyük bir süratle cekip gitti.” YAZIKLAR olsun bu gencin din anlayışına. Peygamberimiz, susuzluktan soluyan bir köpeğe kuyudan çekerek su veren bir günah kadınının Allah tarafından affedildiğini, bir kediyi hapsedip ona yemek vermeyen, rızkını araması için serbest bırakmayıp ölümüne sebep olan ibadet ehli bir kadının da azaba çarptırıldığını bildirmişken bu adam sırf iki üç dakika önce evine yetişmek için deli gibi sürdüğü arabasıyla zavallı kedileri ezmekten çekinmiyor.Maide Suresi ne diyor?Eğer ibadet, oruç, namaz bir kulun ahlakını olgunlaştırmıyorsa onun ibadeti gerçekte ibadet değildir. Allah’ın, onun aç susuz durmasına ihtiyacı yoktur. İbadetin amacı insanın ruhunu arındırmak, ahlakını yükseltmektir. Allah’ın yaratıklarına acımayan insana mahşerde Allah da acımaz. Allah hiçbir yaratığının hakkını başkasının yanında komaz. Hakkını savunamayan canlının savunucusu Allah’tır. Mazlumun ahını zalimde komaz. İnsanların yanına sokulan hayvanlardan söz eden Maide Suresi’nin 96’ncı ayeti, “Huzuruna toplanacağınız Allah’tan korkun” şeklindedir. Bu yüce sözde şu mesaj gizlidir: Nasıl sizin yanınıza hayvanlar toplanıyorsa, siz de bir gün Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. Eğer siz yanınızda toplanan, yakınlarınıza sokulan hayvanlara bir zarar vermez, onları incitmezseniz, huzurunda toplanacağınız Allah da sizi incitmez, sizi bağışlar, ödüllendirir. Er veya geç Allah, merhametsizce ezilen kedilerin, köpeklerin, hayvanların öcünü alır. Bu böyle bilinmeli.
SORU: Kabe’nin Hz İbrahim ve oğlu İsmail tarafından inşa edildiği rivayet edilir. Hatta Kabe’nin Hz. Adem’in zamanından itibaren kutsal mekan olduğu rivayetlerde geçiyor. Kabe’nin özü nedir? Kıyamette Müslümanların akibeti ne olacak? 11 yaşındaki kızım hızma takmak istiyor. Bu doğru bir hareket olur mu? (Mustafa Dülger)CEVAP: Kur’ân’a göre Kabe’yi Hz. İbrahim yapmıştır, Adem tarafından yapıldığı rivayeti ise tutarsız bir sözdür. Kabe’nin asıl esprisi, insanlara o bölgede Allah adına bir mabet oluşudur. İnsanlar putlara tapıyorlardı. İbrahim Aleyhisselam bu insanları mabette toplanıp yalnız Allah’a tapmaya çağırmıştır. Allah adına yapılan mabet olduğu için Kabe, Allah’a tapmanın yani tevhidin simgesidir. İnsan nasıl olsa ibadet esnasında bir yöne dönecektir. İslâm birliğinin ve manevi yön birliğinin sağlanması için namazda Kabe’ye doğru durulması emredilmiştir. Normal durumlarda Kabe’ye dönülür. Ama Kabe yönü kestirilemediği takdirde kişi istediği yana dönebilir. Çünkü, “Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (zatı) oradadır” buyurulmuştur (Bakara: 115). Kıyamet gerçektir. Müslüman Allah’a tapan, O’nun buyruklarını uygulayan insan demektir. Bu anlamıyla Allah’a tapan, O’nu tanıyan ve buyruklarına göre hareket eden iyi insanlar cennetle ödüllendirilirler. Hangi dine mensup olursa olsun, Allah’a tapan ve O’nun herhangi bir peygamberi aracılığıyla gönderdiği emirlere uyan herkes cennetliktir. Ama kötülük yapan, çıkarcı, riyakâr, bencil, yalancı, haklara tecavüz eden ahlaksız insanlar da hangi din mensubu olursa olsun cehennemliktir. Ancak Allah dilediği kulunu bağışlar. Kimin cennete veya cehenneme gideceği hakkında kesin hüküm vermek bizim işimiz değildir. Kulların hükmü Allah’a aittir. Her can, bedenden ayrılınca kıyamete gider. Yani Yüce Divan’a çıkar. O duruşma geneldir. Hiç kimse bundan muaf değildir. Hesaba çekilenlerden kimi suçsuzdur, cennete gönderilir, kimi de suçludur, cezaevine yollanır. Buruna hızma takmak, Hz. Peygamber zamanında kadınların vazgeçilmez makyajıydı. Kızınız eğer hızma takmak istiyorsa takabilir. Ama kötü arkadaşlar edinmesi, haram helal tanımaması gibi durumlara düşmemesi için sizin ona sahip çıkmanız gerekir. Eğitim aileden başlar.
SORU: İnancın güçlenmesi için ne yapmak gerekir? Kötülüğü olmayan, hep iyilik yapan ancak namaz kılmayan, Ramazan’da 5-6 gün oruç tutan kişilerin ahirette mekanı ne olacak? (İsmail Can Felekoğlu)CEVAP: İyilik yapan, güzel ahlak sahipleri mutlaka Allah’tan karşılığını alır. Ama namaz kılmayan, dinin buyruklarını yapmayannın ahirette yerinin neresi olacağını ben bilemem. Yalnız size Müddessir Suresi’nden birkaç ayetin mealini aktarayım: “38- Her can, kazandığıyla (Allah katında) rehin alınmıştır. 39- Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç. 40- Onlar cennetler içinde soruyorlar, 41- Suçluların durumunu: 42- ‘Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?’ 43- (Onlar da) Dediler ki: ‘Biz namaz kılanlardan olmadık. 44- Yoksula da yedirmezdik. 45- Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık. 46- Ceza gününü yalanlardık. 47- İşte böyleken ölüm bize gelip çattı.’ 48- Artık onlara şefaatçıların şefaati fayda vermez.” (Müddessir: 38-48) Kur’ân’ın emri açıkSORU: Abdestte çorap üzerine mesh edebilir miyiz? (Hande Mertoğlu)CEVAP: Kur’ân yüzle el-kolların yıkanmasını, başla ayakların mesh edilmesini emretmektedir. Mesh edilecek organların üzerinde bir giysi varsa o giysiyi çıkarmak şart değildir. O giysi üzerine de mesh edilebilir. Buna göre başta sargı veya eşarp varsa eşarp üzerine mesh etmek yeterli olduğu gibi ayakta çorap varsa çorabı çıkarmadan çorap üzerine mesh etmek de yeterlidir. Çorabın kalınlığı veya inceliği fark etmez. Her tür çorap üzerine de mesh edilebilir. İğne orucu bozmazSORU: Migrenim var. Oruçluyken ağrılarım başlarsa hap içebilir veya iğne alabilir miyim? Orucum bozulur mu? (Pınar Çankaya)CEVAP: Adaleden yapılan ağrı kesici iğne orucu bozmaz. Ama ağızdan alınan hap orucu bozar. Migreniniz tuttuğu takdirde orucunuzu bozup Ramazan’dan sonra o günü kaza edebilirsiniz. Ama bence siz orucunuza devam edin. Buna karar verirseniz başınız da ağrımaz, rahat olursunuz.
Vahiyle ilgili olarak iki okuyucumdan gelen sorular şöyle: 1- Cebrail’in Peygamberimize öğrettiği şekilden başka ayet inişi var mı? (Seyfi Yıldırım). 2- Kur’ân, meleğin sözüdür. Meleğin, konular hakkında yorum özgürlüğü var mı? Varsa örnek verir misiniz? (Dursun Kerter)CEVAP: Kur’ân ayetlerinin tamamı Cebrail Aleyhisselâm tarafından Hz. Peygamber’e, mahiyetini bilmediğimiz vahiy vetiresiyle verilmiştir. Peygamberimiz ya melek sıfatına yükselerek Cebrail ile buluşup vahyi almış veya melek insan düzeyine inerek Peygamber’e görünüp vahiy vermiştir. Her iki durumda da Peygamber meleğin sesini duymuş veya meleğin vahyi onun kalbine yazılmıştır. Bunun dışında bir yöntemle vahyedilen bir ayet yoktur. İlham, rüya da vahiy izi taşıyabilir ama bu tür içe doğumlar, Kur’ân vahiy vetiresinin aşağısında kalır. Cebrail tarafından okunarak verildiği için Kur’ân ayetlerine vahy-i metlüvv (okunan vahiy) denilir. Melek soyut anlamları Allah’tan alır ve başka meleklerin koruması altında Hz. Muhammed’e getirir. Ancak onun fonksiyonu, vahyi Allah’tan indirme aracılığı yanında soyut anlamları, insanların konuşma kalıplarına, sözlere dökerek vermesidir. İşte bundan dolayı Kur’ân, meleğin sözüdür. Çünkü soyut anlamları söz haline getiren melektir. Ama Kur’ân, sözlerin, harflerin üstünde soyut anlam olarak Allah’ın kelâmıdır.Cin ile ilgili hadis var SORU: Peygamberimiz bir sohbetinde buyuruyor ki: “Her insanın bir şeytanı vardır.” Soruyorlar kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, sizin de şeytanınız var mı?” Peygamber “Evet” cevabını veriyor ve ilave ediyor: “Ama ben şeytanımı Müslüman ettim.” Böyle bir hadis var mı? (H. Bayazıt)CEVAP: Hadis doğrudur. Asıl metinde şeytan geçmez. Cin geçer. Cinlerin kimi Müslümandır, kimi kâfirdir. Kâfirleri şeytanlardır. Ama Peygamberimize arkadaş olan cin, hadisten anlaşıldığı üzere Müslüman olan bir cindir. Hadis şöyledir: “Her birinizin melekten ve cinden bir arkadaşı vardır. Senin de cinden arkadaşın var mı ya Resulallah dediler. Peygamber, Benim de var fakat Allah yardım edip beni ona galip getirdi de Müslüman oldu. Bana iyilikten başka bir şey emretmez buyurdu.”
SORU: Bir kişi, “üçten dokuza şart olsun boşadım” derse talak vaki olur mu?CEVAP: Kur’ân ve sünnetin anlattığı boşama şekli şöyledir: Neye niyet ederse etsin, kadın ancak üç ay içinde boşanabilir. Her ayda bir talak verilebilir. Bir ay içinde 50 kere boşsun dense o yine sadece bir talak sayılır. Boşamak isteyen, karısının âdetinden sonra onunla hiç temas etmeden bir kez boşsun veya boşadım der. Ona dokunmaz. Kadın âdet görüp ikinci temizlik süresine girince yine onunla temas etmeden boşar. Kadın tekrar âdet görüp üçüncü temizlik süresine girer. Adam boşamaya kararlı ise bir kez daha boşar. Böylece üç boşama tamamlanmış olur. Kadın tekrar âdet görünce artık adamla bütün bağları kopmuş olur. Ama henüz üç ay dolmadan sözünden vazgeçen veya karısını öpen veya onunla ilişkiye giren kimsenin boşaması geçersiz olur. Nikâh bağları devam eder. Öyle bir tek sözle kadın boşanmaz. Bu çocuk oyuncağı veya kızgınlıkla yapılacak bir şey de değil. Kesin karar ve düşünceyle yapılacak bir iştir. Ama maalesef Kur’ân’ın söylediği bir kenara atılmış, insanların yorumları dinleştirilmiş ve böylece Kur’ân’ın talak emri değil, insanların görüş ve yorumları üste çıkarılıp uygulanmış, bu da yok yere ailelerin sönmesine, talakın da gülünç duruma düşmesine neden olmuştur. Namazda Mushaf’a bakarak okumak dinen sakıncalı mı? SORU:Yeni namaza başlıyorum. Bazen sureleri karıştırdığım için bir kâğıda yazıp namaz kılarken yanıma koyuyorum. Tabii şaşırdığım yerde bakıyorum göz atıyorum. Tam olarak öğrenene kadar bu şekilde namaz kılmam yanlış mı? CEVAP: Namaz surelerini iyi ezberlemeyen, bakarak okuyabilir. Hz. Ayşe’nin Ramazan imamı, Mushafa bakarak okuyor ve namaz kıldırıyordu. Sizin yaptığınız uygundur. İyice ezberleyene kadar bakarak okumakta bir sakınca yok. Suudi Arabistan’da birçok imam, teravihte Mushafı eline alır, bakarak namaz kıldırır. Önemli olan kişinin kalbini Allah’a vermesidir. Unuttum mu unutmadım mı gibi düşünme yerine bakarak rahat rahat okumak ve huzurla namaz kılmak daha iyidir.
SORU: Farz namazlarda üçüncü ve dördüncü rekâtlarda neden sadece Fatiha okunuyor? (Mehmet Yayıltı)CEVAP: Farz namazlar, Kur’ân’dan anlaşıldığı üzere (Nisa: 102. ayet) iki rekâtlı idi. Mekke döneminde böyle kılınırdı. Daha sonra Peygamberimiz kendi ictihadıyla öğle, ikindi ve yatsının iki rekâtlı farzlarını dört kılmıştır. Ama Kur’ân’da belirtilen ilk iki rekâtında Fatiha ve sure okumuş, son iki rekâtında temele ekleme olduğundan sadece Fatiha okumuştur. Ayrıca yatsı namazında asıl temel farz olan ilk ikide Fatiha ve sure açık okunur. Ama ekleme kısmında gizli olarak sadece Fatiha okunur. Yani ilk iki rekât, asıl Kur’ân ile sabit olan rekâtlar olduğundan onlarda yine Kur’ân’ın emri uyarınca Fatiha ve sure okunur. Ancak ekleme iki rekâtta sadece Fatiha okumak yeterlidir. Çünkü Peygamberimiz böyle yapmak suretiyle ilk iki rekâtın temel rekâtlar olduğunu göstermiştir.“Mühür üzerine secde etmek doğru mu?”SORU: Ben Şia içtihadını benimsemiş ve bu yolda ibadet etmeye çalışan biriyim. Şia içtihadına göre mühürle secde etmek hakkında görüşünüzü bildirmenizi rica ederim. Acaba yaptığım bu secde doğru mu değil mi? (Uğur Bayramlı)CEVAP: Mühür dediğiniz şeye Irak’ta türbe derler. Bu, Kerbelâ toprağından kurutulmuş bir çamurdur. Ben böyle bir şeyin üzerine secde etmeyi doğru bulmam. Çünkü bu, Peygamberimizin uygulaması değildir. Hz. Peygamber’den sonra herhangi bir şeyi dine sokmak bid’attır. Şia Mezhebi’nin asıl lideri İmam-ı Cafer Hazretleri’ne saygımız sonsuzdur. Ama kanaatime göre Şiîler bu mühür meselesini bir Şiîlik simgesi olarak kullanırlar. Önemli olan bu tür simgeleri kullanmak değil, kişinin namazda saygı için alnını yere koymasıdır. Bulunduğu yer neresi ise oraya alnı koymaktır. Ama mühür dediğiniz o kurutulmuş toprak üzerine alnı koymak da namaza engel değildir. Yalnız bid’at olduğunu bilmek gerekir.
SORU: Son günlerde çok satan bir kitap genel anlamda şundan bahsediyor: “Eğer biz hayata dair hep olumlu ve güzel şeyler düşünürsek hayat da bize güzel şeyler sunar, eğer her şeye olumsuz düşünerek bakarsak hayat da bize kötü şeyler sunar.” Size göre hayata dair bu tür pozitif bir düşünce, bize olumlu bir getiri sağlayabilir mi? (Güher Akgüner)CEVAP: Hüsn-i niyyet (iyi niyetli olmak, iyi düşünmek) İslâm’ın prensibidir. Dua ederken de kabul edileceğine kesin olarak inanarak dua etmek, Peygamberimizin tavsiyesidir. İyi niyet, iyi düşünce iyiliği davet eder. Kötü düşünmek, şum tutmak ise haramdır. Şum tutan insanın başına uğursuzluk gelir. Çünkü o kimse kötülüğe şartlanıyor, kötülüğe davetiye çıkarmış oluyor. İyi düşünce güzel ibadetten sayılır. Kur’ân-ı Kerîm, “Kötü zandan sakının. Çünkü zannın bir kısmı (yani kötü zan) günahtır” buyurmaktadır. Peygamberimiz de “Güzel zan beslemek yani güzel düşünmek, iyi niyetli olmak güzel ibadetlerdendir” buyurmuştur. Özellikle Buhari ve Müslim’in ittifak ettikleri şu hadis, güzel düşüncenin nasıl iyilikleri celbettiğine en güzel kanıttır: “Yüce Allah buyurur ki: Ben kulumun benim hakkımdaki zannı üzereyim. O ne zaman beni anarsa ben onun yanındayım. Eğer o beni kendi içinde anarsa ben de onu kendi içimde anarım. Eğer o beni bir topluluk içinde anarsa ben de onu, onlardan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Eğer kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç (metre) yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim” (Buhari, Tevhid: 15; Müslim, Tevbe: 1).Ramazan Allah’ın adlarından biri mi? SORU: Bir yerde Peygamberimizin şöyle buyurduğu yazıyordu: “Rasulullah buyuruyor ki, Ramazan geldi, Ramazan gitti demeyiniz, Ramazan ayı geldi, Ramazan ayı gitti deyin. Çünkü Ramazan Allah’ın isimlerinden bir isimdir.” Allah’ın 99 Esma-ül Hüsna diye bildiğimiz isimleri arasında Ramazan var mı? CEVAP: Ramazan adında çok insan var ama Ramazan’ın, Allah adı olduğunu bilmiyorum. Allah’ın isimleri Kur’ân’da vardır. Kur’ân’da Allah hakkında ne isim, ne de sıfat olarak Ramazan geçmez. Ramazan Allah’ın adı değil hâşâ, bir ayın adıdır.