Allah’a şükür bir sevinç, kaynaşma, barış ve dostluk günümüzü daha yaşıyoruz. Bayramınız kutlu olsun. Bayramlar dostlukların tazelenmesine, kardeşliğin perçinlenmesine vesiledir. Dargınlar barışır. Barışmada ilk adımı atanın sevabı daha fazladır. İslâm, barış dinidir. Müslüman barış içinde olan, çevresine barış götüren, kendi nefsiyle, Rabbiyle, ailesiyle, toplumuyla barışık olan, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği, incinmediği örnek insandır. Özü sözü bir olan, toplumsal kurallara uyan, Allah’a, kullara, devlete borcunu ödeyen, kimsenin hakkını yemeyen, bencil olmayan, nefsi için istediğini başkaları için de isteyen, nefsi için uygun görmediğini başkaları için de uygun görmeyen insan-ı kâmildir. İslâm’ın iki temel şartı, olmazsa olmazı vardır: Allah’ın varlığına, birliğine inanmak ve sözünde özünde doğru olmak. Kur’ân, Allah’a inanıp doğru olanların, melekler tarafından şöyle müjdelendiğini vurgular: “Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevininiz” (Fussilet: 30). Bayram günü sevinç günü, neşe günü şadlık şadümanlık günüdür. Oruç ayı, hem sağlık, hem de maneviyat bakımından insanda büyük iyileştirmeler yapar. Duygu ve düşünceleri inceltir, tok, açın halini daha iyi anlar. İnsanın içi merhamet, sevgi ve şefkatle dolar. Bu ayı, Allah’ın emri uyarınca oruçla, teravihle geçirmiş olmak büyük başarıdır. İşte bayram, bu başarının ödüllendirildiği gündür. Yalnız Ramazan’da ibadetle ruhumuzu yıkayıp arındırmışken Ramazan’dan sonra günahlara dalmak, kazanımlarımızı silip süpürür. Böyle yapanlar, tıpkı çamaşırlarını yıkadıktan sonra tekrar onları çamura sokup kirletenlere benzerler. Ramazan’da oruç tutanlar, kötü bir bağımlılık olan sigaradan biraz olsun geri durmaya alışırlar. Sigara büyük beladır, kanser yaptığı artık kesinlik kazanmıştır. Hem sağlığa hem çevreye zararlı, hem de israf olması bakımından harama yakın mekruhtur. Hazır Ramazan’da bundan biraz uzak durma alışkanlığını kazanmışken bugünden itibaren bu belayı ceplerimizden tamamen atalım, sağlığımızı koruyalım, evde çocuklarımıza nikotin içirip onların sağlığını bozmayalım. Allah korusun, bir gün bu yüzden hastaneye düşebilirsiniz. O zaman size doktor “sigarayı bırak” der. Belki bırakırsınız ama çok geç olabilir. İşte doktor “sigarayı bırak” demeden önce siz Allah’ın buyruğuna uyup sigarayı bırakın. Devam edecek
SORU: “Binbir Soruda İslâm” adlı eserinizde mehdi ve Hz. İsa gelmeyecek diyorsunuz. Ancak okuduğum başka kitaplarda bunların geleceği belirtiliyor. Hangisi doğru? CEVAP: Ben İsa gelmeyecek, mehdi gelmeyecek diyorsam Kur’ân’dan deliller gösteriyorum. Akıl var, mantık var. Peygamberimiz son peygamberse nasıl olur da son peygamberden sonra başka bir peygamber gelir? O zaman Peygamberimizin sonluğu nerede kalır? Yok efendim İsa gelecekmiş de Hz. Muhammed’e ümmet olacakmış. Niçin peygamberken ümmetlik düzeyine insin? O zaman öteki peygamberlerin de gelip Hz. Muhammed’e ümmet olmaları gerekir. Bunun mantığı var mı? İsa nerede? Hangi gökte? Bir insan binlerce yıl fiziksel olarak yaşar mı? Mehdi meselesi de İsa meselesinden adaptedir. Siz mehdi ve İsa’nın ve Deccal’in geleceği hakkındaki rivayetleri okuduğunuz zaman bunların ne kadar gülünç, ne kadar tutarsız şeyler olduğunu anlarsınız. Bir rivayete göre Deccal yarı insan, yarı yılan bir mahluk. Bir adada tutukluymuş. Hangi adada bu tutuklu varlık, öyle binlerce yıl yaşıyor? Ama siz ille de “falan kişi böyle söylüyor, filanca şöyle diyor. Biz onlardan daha mı alimiz” diyorsanız, andığınız o kişiler sizin için idol olmuş. Ama benim için Peygamberimin getirdiği Kur’ân’dan başka kesin kanıt ve dayanak yoktur. Bekleyin. Ama ben beklemiyorum. Mehdimiz elimizde. O da Kur’ân’dır.*****Zikir ruhu olgunlaştırırSORU: “Dili damağa yapıştırıp kalp zikri” yapmak Peygamberimizin hadislerinde var mıdır? (Ferdi Demir) CEVAP: Dili damağa yapıştırmak şeklinde bir zikirden Kur’ân ve hadiste söz edilmez. Bu, tarikatların geliştirdiği bir yöntemdir. Ancak Kur’ân, “Rabbinize yalvararak gizlice dua edin çünkü O, haddi aşanları sevmez” (Araf: 55), “Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma” (Enam: 205) ayetleri, Allah’ın gönülden ve saygıyla anılmasını emretmektedir. Kur’ân ve hadiste zikre teşvik eden, yönlendiren pek çok emir vardır. İşte dili damağa yapıştırıp Allah’ı içinden anmak; konuşmadan, sadece Allah’ı yürekten anmayı, düşünmeyi ifade eder. Nerdeyse duyular dış âleme tamamen kapatılır, bütün ruh Allah’ı anmaya konsantre edilir. Bu tür zikir, ruhun olgunlaşmasını çabuklaştırır.
SORU: Altı yıl önce dedemin vefatından sonra mal yüzünden aile içinde problemler yaşadık. Babaannem üzerimizde manevi baskı uyguladı. Bir gün ilgilenmesek hemen surat asıyorlardı. Sonunda dayanamadım ve “Allahım babaannem ölsün biz de artık bu durumdan kurtulalım” diye dua ettim. O gece babaannem vefat etti. Günaha mı girdim?CEVAP: Sanıyorum ki babaannenizin ömrü tükenmişti. Zaten ölecekti. Ama onun ölümü, ezelde sizin duanıza bağlanmıştı. İşte zamanı gelince Allah’tan içinize öyle dua etmek doğdu ve dua ettiniz. Kader yerini buldu. Kur’ân, “Allah’ın izni olmadan hiçbir can ölmez” buyurmaktadır. Yani babaanneniz eceli dolduğu için Alah’ın takdiri gereği ölmüştür. Belki sizin duanız da kendi isteğiniz dışında olmuştur. Siz sorumlu değilsiniz. Ancak kimsenin kötülüğünü istemek de doğru değildir. Özellikle kişinin çocukları ve ana babası aleyhinde dua etmesi yanlıştır. Çünkü o dua tuttuğu zaman yine kendi içi yanacaktır. Nitekim duanızın kabulünden ötürü yine sizin içiniz yanmaktadır. Hazımlı olmak, tahammül etmek, kimseye kötü söz söylememek İslâm ahlakının gereğidir. Müslüman sabırlı, hoşgörülü, eziyete katlanan, ama kimseyi incitmeyen olgun insandır. Kendinizi buruk hissediyorsanız babaanneniz için bol sadaka verin, ona dua edin. Onun ruhu memnun olur.Hristiyanlar sağlıklarına bizden daha çok dikkat ederSORU: Avrupa’da çalışıyorum. Marketlerden üzerinde “helal” damgası olan etleri alıyorum. Avrupalılar hayvanı uyuşturduktan sonra kesiyor. Onların tavuk, sığır, koyun etlerini de yiyebilir miyim? Hristiyan bir kızla evleneceğim. Dinimizce uygun mu? (E. Y.)CEVAP: Kitap ehli denilen Yahudi ve Hristiyanların yiyecekleri, kestikleri pişirdikleri Müslümanlara helaldir. Hristiyanlar sağlığa Müslümanlardan daha çok dikkat eder. Hayvanın uyuşturulması, kesilirken eziyet çekmemesi içindir. Kesilirken damarı oynasa o canlı sayılır ve eti yenilir. Domuz eti dışında Hristiyan marketlerinde satılan etler helaldir. Diğer sorunuza gelince, Hristiyan kızla evlenebilirsiniz. Evlilikte nikâhın temeli erkeğin önerisi ve kadının kabulüyle bunun iki şahit huzurunda tescilidir. Dua okumak şart değildir. Ama bilen bir kişinin nikâh duası okuması da güzeldir.
SORU: Eşimle birlikte yurt dışında çalışıyoruz. Eğer burada vefat edersek ve naaşlarımız Türkiye’ye götürülmezse diye endişelerim var. Yanlış mı düşünüyorum? Gayrimüslimlerin mezarlıklarının önünden geçerken onlara Fatiha okuyorum. Bu dinimizce doğru bir hareket mi? (Keriman Sevcan)CEVAP: Orada ölmek neden zorunuza gidiyor, neden rahatsız oluyorsunuz? Sanıyorsunuz ki gayrimüslimlerin arasına gömülürsem manevi hesapçılar karıştırır, beni de onlardan sanır. Hiç öyle bir endişeniz olmasın. İnsanların hepsi temelde topraktan yaratılmıştır ve sonunda toprak olacaktır. Müslümanı da gayrimüslimi de... Zaten mezarları ayırmanın da dini bir temeli yoktur. Hz. Peygamber’in hanımı Hatice validemiz, Mekke’de vefat etmiş ve bugün Cennet-i Mualla adı verilen, çoğunlukla Mekke müşriklerinin defnedildiği kabristana gömülmüştür.Kişi nereye gömülürse gömülsün, kabre sadece cesedi girer ama ruhu, çoktan kendine özgü manevi makama gitmiştir. Ya iyiler arasına veya kötüler arasına katılmıştır. Her ruh, layık olduğu hedef doğru koşar. Orada karıştırma olmaz. Ayrıca Hristiyanlar da kitap ehlidir, onları dinsiz kabul etmek doğru değildir. Müslümanın, müşrikler için dua etmeleri Kur’ân’da yasaklanmıştır ama kitap ehli, müşrikler kategorisinde değildir. Maide Suresi’nin 5’inci ayetini okuyunuz. Benzeri birçok ayet iyi ahlak sahiplerini övmekte ve onların da cennete gideceklerini vurgulamaktadır. Allah’ın rahmeti herkese yeter. Onlara rahmet dileseniz ne zararı var? Allah’ın rahmetinde hâşâ eksilme mi olur? Hayır. Dileriz Allah bütün iyi niyetli kullarını bağışlasın. Kimsenin ahı kimsenin yanına kâr kalmaz. Allah’a inanan iyi ahlaklı insanlara sözümüz yok ama canavarlaşmış insanlar hangi dinden olursa olsun elbette cezalarını çekeceklerdir.***“Borsa caiz mi?”SORU: Borsada paramı değerlendirmek istiyorum. Bucaiz midir? (Şevki Erdem)CEVAP: Eğer hile, şike yoksa borsanın caiz olduğu kanısındayım. Çünkü bu, sonuçta bir alım satım işidir. Kârı da olabilir zararı da, aynen diğer alım satımlar gibi... Ama birileri perde arkasından kasten bir hisse senedini yükseltiyor sonra düşürüyor ve böyle yaparak insanları kandırıyorsa elbette bu haramdır.
Bu gece, Kur’ân-ı Kerîm’in bin aydan hayırlı olduğunu belirttiği Kadir Gecesi’dir. Kur’ân’da açıkça anılan tek kandil gecesi, bu gecedir. Kur’ân bu gecenin değerini, gecenin adını taşıyan surede şöyle belirtiyor: “1- Biz o(Kur’â)nı Kadir Gecesi’nde indirdik. 2- Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? 3- Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. 4- Melek(ler) ve ruh o gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. 5- Esenliktir o, ta tan yeri ağarıncaya kadar” (Kadr Suresi: 1-5).Gecenin değeri, Kur’ân’ın inişi başlangıcına sahne olmasından kaynaklanmaktadır. Bu gecenin Ramazan’ın hangi gecesi olduğu hakkında görüş ayrılığı vardır. Duhan Suresi’nde Kur’ân’ın mübarek bir gecede indirildiği belirtildiği gibi Bakara Suresi’nde de Kur’ân’ın Ramazan ayında indirildiği belirtilmektedir. Demek ki Kur’ân’ın indirildiği Kadir Gecesi, Ramazan ayı içinde bulunmaktadır. Ancak Ramazan’ın hangi gecesi olduğu hakkında bir kesinlik yoktur. Peygamberimizin, “Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın son on günü içindeki tek gecelerde arayınız” rivayeti yanında kendilerinin de son on günde itikafa (yalnız başına ibadete) çekildiği, zorunlu olmadıkça konuşmadığı, düşüncesini Allah’ı anmaya (zikre) yoğunlaştırdı, kendisinden sonra hanımlarının da öyle yaptıkları anlatılmaktadır. Acaba Kur’ân’da ve hadislerde Kadir Gecesi niçin açık açık “şu gecedir” diye belirtilmemiştir? Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Herhalde insanlar ibadetlerini sadece tek geceye sıkıştırmasınlar, her geceyi Kadir Gecesi bilip elden geldiğince yaratanla iletişim kursunlar diye bu gece, Ramazan geceleri içinde gizlenmiştir. İşte bu düşünceden esinlenerek “Her geceyi Kadir bilir, her gördüğünü Hızır bil” denmiştirİslâm’ın ilk çağlarından beri Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi, Kadir Gecesi olarak kutlanmaktadır. Yüce Allah, milyonlarca kulunun güzel zannını boşa çıkarmaz. Çünkü O, “Ben kulumun, benim hakkımdaki zannı üzereyim. Kulum beni nasıl sanırsa ben öyleyim” buyurmuştur. Kullar, hep birlikte 27’nci geceyi Kadir Gecesi bildiklerine göre artık o gece Kadir Gecesi’dir. Kadir Gecesi, dünyanın en büyük değişimini yapan, cihanın üstüne çöken karanlıkları aydınlatan Kur’ân’ın inmeye başladığı gece olduğundan değeri, bin aya bedel ifadesiyle vurgulanmıştır. Bin ay, yaklaşık seksen dört yıl eder. Bu da bir insan ömrünü işaretler. Demek ki bu gece yapılan ibadet bir ömre bedeldir. Ne mutlu bu geceyi zikirle, ibadetle, güzel düşüncelerle geçirenlere.
Kur’ân-ı Kerîm’deki bazı ceza yasalarına takılıp bu tür ayetlerin vahiy olmasından kuşku duyan okuruma cevabımdır: Siz imanlı bir insansınız. Kur’ân’a hiçbir şey eklenmemiştir. Kur’ân vahyi korunarak zamanımıza kadar gelmiştir. O tür inkârcı sözler sizin ağzınıza yakışmıyor. Lütfen bu tür sözleri kimseye söylemeyin ve hatırınızdan da geçirmeyin. Kur’ân’da bulunan bütün ayetler Allah’ın kelâmı, Cebrail’in vahyidir. Ona sarılan huzura kavuşur. Kur’ân’daki bazı ceza yasaları ilk defa Kur’ân ile konulmuş yasalar değildir. Bunlar, Arap toplumunda uygulanıyordu. Kur’ân bunların bir kısmını kaldırmış, toplum yararına olan bazı cezaları da değiştirerek ve güncelleştirerek yürürlükte bırakmıştır. Hırsızlık hakkında verilen ceza da böyledir. O günün şartlarında toplumun dirlik ve düzenini sağlamak için uygulanması öngörülen bu yasalar, asırlarca toplumların huzurunu sağlamıştır. Tüm toplumun hunharca öldürülmesi yerine düzeni bozanların cezalandırılması toplum huzuru bakımından daha iyi değil mi? Hem medeni toplum dediğimiz kimi saldırgan ülkelerin sivil halka uyguladıkları işkenceler, ırza geçmeler insanların yüzünü kızartıyor. Irak, üç yıldır ABD’nin işgali altında. İnsanları hapishanelere koyan ABD askerlerden biri diyor ki: “Getirilenler arasında 15 yaşında bir kız vardı. Çavuş bu kızı 50 dolar karşılığında bizlere sattı. 10 kişi sırayla kıza tecavüz ettik. Çavuş 500 dolar kazandı. Kız da dayanamayarak o gece intihar etti.” Şimdi düşünün bu namussuza nasıl ceza verirsiniz?Uydurma bir sözSORU: Bir gün Peygamberimizin sahabileri mescitte topladığını ve saatlerce konuştuğunu okumuştum. Bu konuşma, insanoğlunun yaratılışından kıyamete kadar olacaklarla ilgiliydi. Birçok hadis kayıt altına alındığı halde böyle önemli bir bilgi hazinesi neden kayıt altına alınmamıştır? (Y. A.)CEVAP: Söylediğiniz hadis, sağlam olsaydı kayıt altına alınırdı. Ancak uydurma sözler arasına alınmış. Öyle olmasa siz bunu nereden bilecektiniz. O söz bilgi hazinesi falan değil, uydurmadır. Geleceği sadece Allah bilir. Böyle hayallerle oyalanma yerine Kur’ân’ı okuyun.
SORU: Sayın hocam “Hz. Muhammed’in hayatı” yazı dizinizde Hz. Ali ile ilgili olaylardan sadece bir iki noktada bahsetmenizi yanlış mı anlıyorum? (Emin Reyhani)CEVAP: Değerli kardeşim elbette Hz. Ali Peygamberimizin yanında büyümüş, ilk Müslümanlık şerefine ermiş bir velilik şahıdır. Ama biz bu dizimizde Hz. Muhammed’in hayatını anlatıyoruz. Orada Hz. Ali’nin yeri ne ise ona da temas ediyoruz. Peygamberimizin birçok sahabisi vardı. Hiç kuşkunuz olmasın İslâm’ın korunup bugüne ulaşmasında Hz. Ali kadar Hz. Ebubekir’in de Hz. Ömer’in de öteki büyük sahabilerin de payları vardır. Ali, Peygamber’in damadı ise Ebubekir de Ömer de kayınpederleridir. Her ikisinin kızı Peygamberimizin nikâhı altındaydı. Peygamber’in vefatından sonra Kur’ân’ı derletip yazdıran ve günümüze kadar gelmesini sağlayan Ebubekir, Ömer ve Ali’dir. Bunların sadece birisine ağırlık vermek, Peygamberimizin prensiplerine aykırıdır. Bizim görevimiz artık tarihte kalmış olan şahıslar üzerinde durmak değil, Kur’ân dinini insanlara öğretmektir. Ama bu, hâşâ Ali’yi sevmediğimiz anlamına gelmez. Ali sevgisi benim tüm hücrelerime işlemiştir ama Peygamber’in diğer sahabilerine düşmanlık veya kızgınlık yok. Onların hepsini seviyorum. Çünkü onların hepsi ruhlar âleminde Hz. Muhammed ile beraberdirler. Onları severseniz içinize Peygamber sevgisi, İslâm sevgisi dolar. Ama sadece birini sevip ötekileri dışlamak, kanaatime göre Hz. Peygamber’in ruhaniyetini incitir.Zekât oranı yüzde 2.5’dirSORU: Üç kişilik aileyiz. Sağlık nedenleriyle oruç tutamıyoruz. Bankada paramız var. Oturduğumuz ev bizim. Fitre, zekât ve tutamadığımız günler için ödememiz gereken ücret ne kadardır? (Hatice Tülkübra Caligu)CEVAP: Fitre ve fidyenin miktarı en az 5 YTL’dir. Her kişi için bir aylık oruç bedeli 150 YTL eder. Demek ki üç kişinin bir aylık oruç fidyesi 450 YTL’dir. Fitre ise bir baş sadakasıdır. Zengin olan kimsenin vermesi gerekir. Her kişi için 5 YTL, üç kişinin fitresi ise 15 YTL tutar. Zekâta gelince, madem eviniz var, ihtiyacınızdan fazla paranız da var. İşte ihtiyaç fazlası bu para 2500 YTL’den fazla ise bunun yüzde 2.5 i zekât olarak verilir.
* Dünden devamTaberani’nin rivayet ettiği bir hadiste, “kabre konulan kişiye azap için baş tarafından gelinse Kur’ân okuması savar. Önünden gelinse sadakası savar. Ayakları tarafından gelinse mescitlere yürümesi savar” denilmektedir. Burada verilen mesaj, insanın iyiliklerinin, kendisinden azabı savacağıdır. Yoksa Kur’ân surelerinin birbirinden üstünlüğü değildir. Kişi falan veya filan günde ölmekle cennete gitmez, güzel ahlak ve ibadetleriyle cenneti kazanır. Bu anlatılana göre perşembe veya cuma gecesi ölen ne kadar fasık, zalim varsa cennete mi gidecek? Allah korusun bu uydurmalardan. Gün, insanların isimlendirmesinden ibarettir. Allah katında soyut zaman vardır. O zamanı dilimlere ayırıp her birime özel isim verenler Allah değil, insanlardır. Aslında bu rivayetler, insanları ibadete, iyiliklere teşvik amacıyla üretilip hadis formuna konmuş sözlerdir. Yoksa bu kadar uzun sözü Peygamber zamanında kim yazdı da ezberledi ve yüzyıldan fazla bir zaman sonra bunu ezberinden aktarabildi? Hz. Peygamber, kendi döneminde Kur’ân’dan başka bir sözün yazılmasına müsaade etmezdi. Tabii bunları anlatanların, sözün gerçekten Peygamber sözü olup olmadığı umurlarında değil. Getirisi, alıcısı var ya ona bakarlar. Bunlar vaiz uydurmalarıdır. Şimdi Hz. Muhammed de gelse kendi dininin sadece Kur’ân’da kaldığını söyler. Ama Kur’ân’a bakan yok. Bir malın alıcısı olmazsa satıcı onu sunar mı? Bu durum halk kesiminde din bilgisinin nasıl yerleştiğini gösterir.İslâm doğruluk dinidirSORU: Bir yüksekokulda memurum. Biz memur arkadaşlar olarak her akşam bir kişi olmak üzere nöbete kalıyoruz. Mesai ücretimizi de tam olarak alıyoruz. Ancak öğrencilerin işi gündüz yapılıyor. Bu nedenle gece çalışmanın bir mantığı yok. Kazancıma haram karışmamasını istiyorum. Ne yapmalıyım? CEVAP: Okulun yöneticileri, yasa ve yönetmelikler ne diyorsa ona göre hareket etmek zorundadır. Mesaiye kalan memura ek ücret tanınmış ise gece kalan kişi zamanını ayırdığı için ücretini alır. Vicdanına danış. İçin rahatsa sorun yok. İçin rahat değilse orada bir yanlış var demektir. İslâm doğruluk, dürüstlük dinidir. İslâm’ın birinci şartı Allah’a inanmak, ikinci temel şartı da doğru olmaktır.