İmanını tam yap çünkü iman önderdir

30 Mayıs 2008

DÜNDEN DEVAM...Yatsı namazın ol hazır hazırları sever Kadirİmanun eksügin bitür iman pişrev olsa gerek.(Yatsı namazında bulun, yatsı namazında bulunanları Kadir Mevlam sever, imanını tam yap, çünkü iman önderdir.)Her kim bu sözden almadı beş vakt namazı kılmadı Bilün müsülman olmadı ol Tamu’ya girse gerek.(Her kim bu sözü tutup beş vakit namazı kılmadı, o Müslüman olmamıştır, cehenneme girecektir.)Bildün ise cemaati hazır olanlar, cennetiGer kahillik kılur isen münafıktan olsa gerek.(Cemaate gelenlerin cennetlik olduğunu bil, tembellik eden münafık olur.)Görmez misin Mustafa’yı niçe bekledi vefayı Ümmetiçün ol safayı ümmet ana irse gerek.(Hz. Mustafa’ya bak ki ümmetine vefa gösterdi, cefaya katlandı, ümmetin de onun yolunda gidip ona ermesi gerekir.)Bekler isen din gayretin virmegil nefse muradın Yunus nebi salavatın ışk ile değürse gerek.(Din gayreti taşıyorsan nefsin dediğini yapma, Yunus, Peygamber’e aşk ile salavat getir.)Sevgi ve saygıyla yapılan ibadet insanın ahlakını düzeltir, onu manen yüceltir. Kur’ân böyle sevgi ve saygıyla yapılan ibadete kunut sıfatını verir. İnsanın ruhunda bir değişim ve gelişme yapmayan ibadet, gerçek anlamda ibadet değildir. Çünkü Kur’ân, “Namazın, insanı kötülüklerden edeceğini” (Ankebût: 45) buyurmaktadır. İnsan ruhunda hiçbir olgunluk, bir düzelme meydana getirmeyen namaz, gerçek namaz sayılmaz. Hasan-ı Basri, “Kimin namazı kendisini fuhuştan ve kötülükten men etmezse onun namazı namaz değildir. O namaz, onun üzerine bir vebaldir” demiştir (Keşşâf: 3/192). İşte Yunus da Kur’ân’ın bu hikmetini vurgulayarak, Bin kez hacca vardunısa bin kez kaza kıldunısa Bir kez gönül sıdunısa gerekse yüz yıl yol dokı.(Bin kez hacca gitsen, bin kez kaza namazı kılsan bir gönül yıkarsan yararı yoktur, yüz yıl hac yolunu tepsen faydasızdır.) Yahut:Yunus Emre der hoca gerekse var bin hacca Hepisinden iyice bir gönüle girmekdür.(Yunus Emre der ki: Hoca istersen bin kez hacca git. Bir gönüle girmek bin kez hac yapmaktan iyidir) demiştir. Görüldüğü üzere Yunus dinin ruhunu yaşamış, yaşatmaya çalışmıştır. Onu, dinin prensiplerini boşlayan, namaz, oruç gibi ibadetleri önemsemeyen biri gibi göstermek onun gerçek yaşantısına ve düşüncesine aykırıdır.

Devamını Oku

‘Şafakleyin dost dergahına yüz tut ibadete dur’

29 Mayıs 2008

DÜNDEN DEVAMİşit ne der horozunuz tanla virilür rûzunuzDost dergahına dutgıl yüz tanla seher vaktinde dur.(Dinle horozunuz, şafakleyin rızkın verildiğini anlatıyor. Şafakleyin dost dergahına yüz tut, ibadete dur.)İşit sözümi ya sağır ta terazin gele ağır Yalvar Çalab’ına çağır tanla seher vaktinde dur.(Ey sağır, sözümü dinle ki ahirette eylem terazin ağır gelsin, Allah’ına yalvar, dua et, şafaklayin kalk ibadete dur.)Kuşlar ile durgıl bile kıl namazı imamılaYalvar günahın gel dile tanla seher vaktinde dur.(Kuşlar ile kalk, imamla birlikte namaz kıl, seher vaktinde namaza dur, günahının affı için Allah’a yalvar.)Okuna Kur’an-u Yasin kulak urup dinleyesin Dağca günahın yuyasın tanla seher vaktinde dur.(Kur’ân ve Yasin okunurken kulak verip dinle, böylece dağlar kadar günahın olsa yıkamış olursun, şafak vakti namaza dur.)Okuna Hadis-ü Kelâm diyeler aleyhis-selam Âşıkısan bellü bilem tanla seher vaktinde dur.(Hadis ve Kelâm -Kur’ân- okunup Peygamber’e selam verildiği zaman sen de şafakleyin ibadete dur ki âşık olduğunu bilelim.)Yunus namazI, MüslümanlIĞIn olmazsa olmaz ŞartlarIndan görmektedirMüsülmanım diyen kişi şartı nedür bilse gerekTanrı’nun buyruğun tutup beş vakt namaz kılsa gerek.Tanla durup başun kaldur ellerüni suya daldurHem şeytanun boynunı ur, hem nefs dahi ölse gerek.(Tan vaktinde kalk, abdest al, şeytanın boynunu vur, nefsin isteğini de öldür.)Kılur isen tan namazın Hak’la ola hem niyazın Ahirette izz ü nazın varup anda bulsa gerek.(Sabah namazını kılar da Hakk’a yalvarırsan, ahirette Hakk’ın büyük nimetine erersin.)Öğle namazın kılasun her ne dilersen bulasun Tamudan azad olasun kullar azad olsa gerek.(Öğle namazını kılarsan, muradına erer cehennemden kurtulursun.)Ol ikindiyi kılanlar arı dirlik dirilenlerOlardur Hakk’a irenler her dem anlar erse gerek.(İkindi namazını kılanlar mutlu, barışık olur, Hakk’a ererler.)Akşam durur üç farida dağca günahın arıda İyi amellerin sinde şem’ü çerağ olsa gerek.(Akşamın üç farzı -rekâtı- günahlarını arıtır, iyi amellerin kabirde sana lamba olur.) DEVAM EDECEK

Devamını Oku

‘Ey Hak dostu sana diyorum kalk namazını kıl’

29 Mayıs 2008

Kimileri Yunus Emre’nin, dinin sadece şekliyle değil ruhuyla yaşanması gerektiğini vurgulayan bazı dizelerini kanıt göstererek onun dinin emir ve kurallarına önem vermediğini, rind bir mutasavvıf olduğunu ileri sürerler. Bu sav, art niyetten değilse Yunus’un yaşantısını ve yetiştiği kültür ortamını herhalde bilmemekten kaynaklanıyor olabilir. İşte Yunus’un dinin en temel buyruklarından olan namaz hakkındaki öğütleri:Sana direm iy velî tur irte namazına Eger degülsen öli tur irte namazına.n İrte (erte) namazı, sabah namazıdır. (Ey Hak dostu sana diyorum kalk sabah namazına dur, eğer ölü değilsen namazını kıl)Ezan okur müezzin çağırur Allah adınYıkma dinun bünyadın tur irte namazına.(Müezzin ezan okuyup Allah adını duyurur, sakın dinin binasını yıkma sabah namazına dur.)Ağar pervaze kuşlar tesbih okur ağaçlar Himmet alan kardaşlar tur irte namazına.(Kuşlar sabah vakti kanat çırpıp yükselir, ağaçlar tesbih okur, himmet almak isteyen kardeşler sabah namazına durunuz.)Namazı kıl zikr eyle elün götür şükr eyle Ölecegün fikr eyle tur irte namazına....Namaz kıl imamıla, yatmağıl gümanıla Gidesün imanıla tur irte namazına.(Cemaatle namaz kıl, Allah kerimdir beni bağışlar gibi düşüncelere güvenerek uzanıp yatma, ahirete imanla gitmek için sabah namazına dur.)Çıka gide can dahi şöyle kala ten dahi Derviş Yunus sen dahi tur irte namazına.(Bir gün can bedenden ayrılır ten cansız kalır, derviş Yunus sen de sabah namazına dur.)Niçün sen nefs-i emmarı bu gafletten uyarmazsınMuhammed şer’i gülini senün yüzüne urmazsınHezaran dürlü hikmetler katunda söylenüriseŞekavet penbesin hergiz kulağundan çıkarmazsın.(Niçin kötülük emreden nefsi bu gaflet uykusundan uyandırmazsın, Muhammed şeriatinin gülünü niçin yüzüne sürmezsin, yanında yüzbin türlü hikmet söylense kulağını tıkayan haydutluk pamuğunu çıkarmazsın.)İşit sözümü ey gafil, tanla seher vaktinde dur Öyle buyurmuş ol kâmil tanla seher vaktinde dur.(Ey gafil sözümü dinle, şafak vakti kalkıp ibadete namaza dur, o olgun insan -Hz. Peygamber- böyle emretmiştir.) * DEVAM EDECEK

Devamını Oku

‘Alıcısı olmayan eşya ziyan olur’

27 Mayıs 2008

SORU: Hadisleri sahih ve sahih olmayan diye ayırıyorlar. Tertemiz, bozulmamış bir kaynak varken Peygambere iftiralarla dolu, kimler tarafından söylendiği bilinmeyen sözlere ne gerek var? Mehmet Akif’in dediği gibi: “Nebi’ye atf ile binlerce herze uydurdun / Yıktın da din-i mübini yeni bir din kurdun.” M. Akif yıllar önce problemi bulmuş ve çözüm yolunu da “Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alarak ilhamı / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı” diye anlatmıştır. Neden bugün hâlâ din adamlarımız doğruları bildikleri halde cesaretli ve basiretli olup bunları halka anlatmıyor? Neden hâlâ “suyuma sabun düştü ne yapmalıyım”larla, “midye eti haram mıdır”larla uğraşıyoruz da bir tane din adamı çıkıp “neden bana böyle sorular soruyorsunuz. Açın Kur’ân’ı okuyun. Haramlar ve helaller orada yazılı. Bizi bunlar ilgilendiriyor” demiyor. Müslüman coğrafya; adı birlik, beraberlik, barış olan bir dinin mensupları, saçma mezhep çatışmalarıyla uğraşırken elin oğlu uzaya gidiyor. Artık Müslümanların, Müslümanları Kur’ân’a götürecek önder ilahiyatçılara ihtiyacı var. Sizlere çok iş düşüyor hocam. (Fatih Akkuş)Yoruma ihtiyaç varCEVAP: Düşünceleriniz doğru ama biraz abartılı değil mi? Bütün hadisleri bertaraf edemeyiz. Siz de din bilgini olsanız bunu yapamazsınız. Kur’ân-ı Kerîm de var ama yoruma ihtiyaç var. Bu yorumda hadisin önemi açıktır. Sorun hadislerde değil, Akif’in de dediği gibi her rivayeti Peygamber sözü kabul etmekte yatıyor. Biz yıllardan beri bunu anlatmaya çalışıyoruz. Maalesef kolay değil. O uydurmacılardan biri oturmuş bilmem hangi televizyona hurafe yayıyor, diğeri oturmuş falan televizyona masallar anlatıyor, bin yıl önceki düşüncelerle İslâm’ı açıklamaya kalkıyor. Kur’ân gerçeklerine önem veren yok. Bu millet varsın layığını bulsun, oyalansın yine bin yıl, bakalım nereye varacak işin sonu. Kamunun düşünce düzeyi bu. Öyle olmasa hurafe anlatımlar reyting alır mı? Şairin dediği gibi “Marifet iltifata tabidir / Müşterisiz meta zayidir.” Yani bilginin gelişmesi ona gösterilen yönelime bağlıdır. Alıcısı olmayan eşya ziyan olur.

Devamını Oku

Kader olayları değişmez

27 Mayıs 2008

DÜNDEN DEVAMRad Suresi’nin 39’uncu ayetine göre Allah dilediğini mahveder, siler, ortadan kaldırır. Dilediğini yerinde bırakır, sağlamlaştırır. Kendinden önceki ayetlerin ışığı altında okununca bu ayetin manası gayet açıktır. Ayet, “Her sürenin bir yazısı vardır” cümlesinin anlamını tamamlamaktadır. Yani yapılacak her şeyin yazılmış, tespit edilmiş bir zamanı vardır. Zamanı gelince Allah azabını indirir, dilediğini mahveder, silip ortadan kaldırır, dilediğini bırakır. Şirkin temsilcilerini yok eder, imanın temsilcilerini bırakır, batılı siler, hakkı kökleştirir. Hz. Ali de ayeti buna yakın bir anlamla tefsir ederek, “Allah dilediği kuşakları siler, kaldırır, dilediğini bırakır” demiştir. Ama müfessirler bu sınırda durmamışlar, ayeti istedikleri gibi çekip uzatmışlar ve düşüncelerini desteklemek için sahabilere ve Peygamber’e kadar uzanan rivayetler kaydetmişlerdir. Ancak Kur’ân’ın prensiplerine aykırı ve birbiriyle çelişik olan bu rivayetler sağlam değildir. Bazı rivayetlerden saadet (mutluluk), şekavet (bahtsızlık, kötülük) ve ölüm dışında kaderin değişebileceği anlaşılır. Ancak kişinin yaratılışı, biçimi, ahlakı, eceli, rızkı, saadet ve şekaveti değişmez. Allah dilediği olayları siler, dilediğini bırakır. Fakat ana kitapta bulunan kader olayları değişmez. İbn Ömer’den ve İbn Abbas’tan gelen kimi rivayetlerde saadet, şekavet ve ölümün hatta yaratılışın yani şeklin, huyun, ecelin, rızkın değiştirilmeyeceği söylenirken Hz. Ömer’den ve Abdullah ibn Mesud’dan gelen kimi dualardan da saadet ve şekavetin değişeceği anlaşılmaktadır. Hz. Ömer Kabe’yi tavaf ederken, “Allahım, eğer beni şekavet ehlinden yazmışsan beni oradan sil, saadet ve mağfiret ehli arasına yaz. Çünkü sen dilediğini siler, dilediğini bırakırsın. Ana kitap senin yanındadır” şeklinde dua ettiği, Abdullah ibn Mesud’un da aynı mealde bir dua okuduğu rivayet edilmektedir. Allah’ın kaderinden bazılarının değişeceği, bazılarının değişmeyeceği anlamına gelen bu tür rivayetler, birer tahminden ibarettir. Bu konuda tevatürle sabit, kesin bir hadis de yoktur. Böyle zayıf rivayetler üzerine inanç kurulamaz. Allah’ın kaderini, O’nun gizli işlerini, neyin değişip neyin değişmeyeceğini Allah’tan başka kimse bilemez. Çünkü bu gaybdır. Gaybı da yalnız Allah bilir.

Devamını Oku

Eylemlerimizi biz seçeriz Allah yaratır

25 Mayıs 2008

DÜNDEN DEVAMİnsan iyi bir iş yapmak isterse Allah onu yapma gücünü kendisinde yaratır. Kötü bir iş yapmak isterse Allah onu da yapma gücünü kendisinde yaratır. Fakat Allah, kötünün yapılmasından razı olmaz. Seçimi yapan insan, yaptıklarından sorumludur. Çünkü o işi yapmayı seçmiş, Allah da onun seçimine göre kendisine yapma gücü vermiştir. Şayet bu gücü vermese, hareketleri kendi isteğiyle değil, zorunlu olur ve insan mükellef olmaktan çıkar. Oysa kişi seçme yeteneğinden ötürü akıllı, değerli, mükellef bir varlıktır. İnsanın eylemlerini Allah’ın yaratması, bu eylemlerin önceden yaratılmış olduğu anlamına gelmez. Eylemler, insan onları yaparken yaratılmaktadır. Bizim ölçümüze göre bu böyledir. Zamanlı varlıklar olan yaratıklara göre, hayatımız boyunca yapacağımız işleri Allah en ince ayrıntısına kadar bilir. Çünkü işlerin öncelik ve sonralığı bize göredir. Biz zamanlı olduğumuz için işleri zaman içinde değerlendirir ve onlara önce, şimdi, gelecek hükümlerini veririz. Seçimimizden sorumluyuzAllah zaman üstüdür. Zamanı O yaratmıştır. O, her şeyi bütün olarak ve ayrıntılarıyla bilir. Bir milyon yıl önceki işleri bilmesiyle şimdi veya bir milyon yıl sonra olacak işleri bilmesi arasında fark yoktur. Zamanı yaratan Allah, tüm zamanlarda olacak olayları bilir. O’nun bilmesi, bizim bir işi şöyle veya böyle yapmak zorunda olmamızı gerektirmez. Çünkü O, bunları bizim, irademizle nasıl seçeceğimizi bilir. Biz, seçimimizden ötürü sorumluyuz. Özetle: Eylemlerimizi biz seçeriz, Allah yaratır. Zaten Allah’ın yaratma dairesi içinde bulunan insanın, eylemlerinin o daire dışına çıkması mümkün değildir. Şimdi kaderin değişip değişmeyeceği sorunuza gelebiliriz: Allah’ın kesin takdir ve planı değişmez. Çünkü bunlar Allah’ın programıdır. O genel program değişmez. Ama insanın iradesine göre şekillenen kader olayları kesin ilahi program değil, insanın cüzi iradesine göre yaratılan olaylardır. Kaderin bazı yönlerinin değişeceği hakkındaki rivayetler işte bu cüzi iradeye bağlı kader hakkındadır.DEVAM EDECEK

Devamını Oku

Allah’ın takdir ettiği şeyi kimse önleyemez

24 Mayıs 2008

DÜNDEN DEVAMİnsanın iradesi ve seçimiyle yaptığı işler dışında bütün olaylar Allah tarafındandır. Fakat insan iradesine bağlı işlerin oluşmasında kişinin arzusunun, çabasının veya kusurunun etkisi vardır. Bundan dolayı bazı kötü işler, insanın kendisinden, kendi arzusundan veya kusurundan kaynaklanır. Kişi bilerek veya bilmeyerek bir şeyin olmasını ister, çok arzu eder. Fakat işin iç yüzüne vakıf olmadığı için istediği şeyin, kendisi hakkında gerçekten hayırlı olup olmadığını bilemez. İnsanın istediğini Allah yaratır. Ama bazen çok arzu ettiği şey kendisi hakkında kötü sonuçlar doğurur. Bunun sebebi kendisidir. Çünkü onu arzu etmiş ve olması için çaba göstermiştir. Nisa 79’uncu ayette “Başına gelen iyilik Allah tarafındandır, başına gelen kötülük de kendi nefsindendir, kendi hatan, kusurun yüzünden olmuştur” buyurulmaktadır. Kişi ister, Allah onu yaratırHayatımız, Allah’ın ezelde belirlediği programa göre cereyan eder. İnsan, korunmak için tedbirini alır, elinden geleni yapar ama Allah’ın takdir ettiği şeyi de kimse önleyemez. Allah ne takdir etmişse, ne kadar yaşamasını dilemişse öyle olur. Falan zamanda ölmesi mukadderse ölür, yaşaması mukadderse yaşar. Allah dilerse onu zafere ulaştırır, dilerse yenilgiye uğratır. İnsanın iradesi, Allah’ın iradesi içinde bir cüz’dür. Çünkü o irade dışında kalan bir şey yoktur. Seçime bağlı işlerde seçim kuldan, yaratma Allah’tandır. Kişi ister, Allah onu yaratır. Fakat bazen külli irade, insanın istediğini yapmasına engel olur. Mesela kalkamayacak derecede hasta olan kimse ayağa kalkmak istediği halde kalkamaz. Çünkü Allah ona bu gücü vermemiştir. İşte o durumda, gücünün üstündeki bir işi yapmamasından, mesela ayakta namaz kılmamasından sorumlu değildir. Zira külli iradenin izin vermediği şeyi yapması olanaksızdır. Fakat gücünün içinde kalan işlerde Allah’ın dilediğine aykırı olanı yapmaktan ötürü sorumlu olur. Allah isterse ona engel olup o işi yaptırmaz ama engel olmaması, o yasağın yapılmasından memnun olduğundan, hoşlandığından değil, insanın hareketlerinden sorumlu olmasını dilediğinden ötürüdür. DEVAM EDECEK

Devamını Oku

Kaderle ilgili rivayetler

23 Mayıs 2008

SORU: Hz. Yunus’un kavmi, Yunus’a inanmıyor ancak onun verdiği felaket merhalelerinin tek tek gerçekleştiğini görünce iman etmeye ve duaya başlıyorlar. Bu açıdan kaderin değişip değişmeyeceğini izah eder misiniz? (Ali Işık)CEVAP: Kader, Allah’ın ezeli ilmi, planıdır. Allah, zamansız olduğu için O’nun ilmini bizim ölçülerimizle değerlendirip o bilginin mahiyeti hakkında bir hüküm vermemiz yanlış olur. Kader hakkında gelen rivayetlerin çoğunun içeriği Kur’ân’ın, gaybı Allah’tan başka hiç kimsenin bilmeyeceği (Neml: 48/65) prensibine aykırıdır. Bunların ceşitli düşünce sahipleri (mezhep mensupları) arasında, bu konuda çıkan tartışmalar sonucunda üretildiğinde şüphe yoktur. Allah’ın takdiri de iki türlüdür. Biri, bir şeyin zorunlu veya mümkün olarak şöyle veya böyle olacağına veya olmayacağına hükmetmesidir (karar vermesi). Yaratıklar arasında ölümü takdir etmesi de her şeyin ölümlü olmasına karar vermesidir. Vakıa: 46/6’ncı ayette Allah’ın, insanları ölümlü olmalarını takdir ettiği vurgulanmaktadır. Çeşitli ayetler, Allah’ın her şeye yararına uygun olanı verdiğini ve kendisini başarıya iletecek şeye, zorunlu veya öğretim yoluyla ilettiğini anlatmaktadır.Yüce Allah’ın takdiriAllah, kainat olaylarını programlamış, bunların zamanlarını tespit etmiştir. Allah’ın ezeli hüküm ve takdirinin tersi olamaz. İnsan bunu böyle bilirse başına gelen olayın neden olduğuna, olmayan şeyin neden olmadığına üzülmez. İşte ayette bu noktaya işaretle, “Olayları ezelde böyle tespit ettik ki siz, elde edemediğinize üzülmeyesiniz, elde ettiğinize de sevinip gururlanmayasınız” buyurulmuştur. Böyle yapılmıştır ki insanlar, “Neden rızkım böyle azaldı, neden yağmur yağmadı, niçin şu sıkıntı başıma geldi, neden şu derde yakalandım” deyip bunalımlara düşmesin. Her şeyin Allah’ın takdiriyle olduğunu, O’nun hüküm ve takdir etmediği bir şeyin olamayacağını, O’nun takdir ettiğinin de önlenemeyeceğini düşünüp olanlara rıza göstersin, tasalanmasın, işlerin düzelmesi için elinden gelen çabayı harcayıp gerisini Allah’a havale etsin. DEVAM EDECEK

Devamını Oku