Bu kadar kaçırılmaz bu kadar kurtarılmaz

23 Nisan 2012

ÖNCELİKLE yazımın havasına girip unutmadan söyleyeyim. Süper Final’de süper futbol oynayan ve süper mücadele eden her iki takım futbolcularını kutluyorum. Hepsine helal olsun. F.Bahçeliler kabul etmese de maçın favorisi G.Saray’dı. Ama favori kaybetti...İLK 45 dakikada herkes F.Bahçe’nin defansa çekilip kontratakla gol arayacağını zannediyordu. Oysa F.Bahçe tam tersini yaptı. Gol için en az G.Saray kadar istekli ve hırslıydı. Nitekim Alex, Ziegler’in önüne “Bunu ağlara gönder, gel öpüşelim” dercesine bir pas attı. Ziegler de Semih’ten sıyrılarak pasın hakkını verdi.İKİNCİ 45 dakikada F.Bahçe’nin inanılmaz bir anlayışla tamamen geriye yaslanışı, G.Saray’ın ise tüm hatlarıyla gol arayışı vardı. Neredeyse G.Saray tek kale oynuyordu. Şimdi gelelim yazının başlığına. “Bu kadar kaçırılmaz” dedim. Doğru. G.Saray başta Aydın olmak üzere öylesine goller kaçırdı ki; herkes saçını başını yoldu. Gelelim “Bu kadar kurtarılmaz” kısmına. Burada tek isim vardı, tekrar tekrar hatırlayasınız diye üstüne basa basa tekrar tekrar yazıyorum: VOLKAN, VOLKAN, VOLKAN... Yediği golde yapacağı hiçbir şey yok. Ama, bir kalecinin bir maçı nasıl kurtardığını gözlerimizin içine soka soka gösterdi. 41’de Hakan’ın ortasında öyle bir kurtarış yaptı ki; ben bir kalecinin bir pozisyonda saniyeler içinde üç kez üst üste gol kurtardığını ilk kez gördüm. Hele Aydın’ın bir topunu çıkardı ki “Bu Volkan maç öncesi kesin kedi hapı yutmuş” dedim.VOLKAN’IN kurtarışlarını say say bitmez... 50. dakikada Necati gol pozisyonunda, sahnede yine kedi Volkan. 89’da Sabri direğin dibine vuruyor, bir kez daha Volkan. Bu çocuğun dün kesinlikle F.Bahçe kalesinde bir dublörü daha vardı. Seni can-ı gönülden tebrik ediyorum Volkan.F.BAHÇE DAHA MORALLİTABİİ bu müthiş Süper Final’de inanılmaz mücadele eden, maçı bir an olsun bırakmayan F.Bahçeli futbolcuları da kutlamak gerek. Ama onlara hatırlatayım, gelecek hafta Beşiktaş’la yapacakları maç kendileri için hiç de kolay olmayacak.MAÇIN başında aradaki farkı 8 puana çıkarma düşüncesinde olan G.Saray, belki de aradaki farkın 2’ye düşeceğini hiç düşünmüyordu. Evet, şu anda G.Saray 2 puan önde. Ben buna rağmen F.Bahçe’nin moral motivasyon olarak çok daha güçlü olduğuna inanıyorum. Bu arada bu sezonun formda hakemi Fırat Aydınus’un yüksek grafiğinin devam ettiğinin de altını çizip, kendisini tebrik ederim.BİR tebrik, bir alkış da ezeli rakiplerine yenilmelerine rağmen hiçbir taşkınlık yapmayan G.Saray taraftarlarına. Ayrıca Fatih Terim’in Sow sakatlandıktan sonra yanına gidip geçmiş olsun demesi ile ayağına kramp giren Bekir’in yardımına ilk koşanın Necati olması maçtan da güzeldi.

Devamını Oku

Tribünlere 10 üzerinden 10

22 Nisan 2012

“İlk yarıda her iki takımı da bir süre dikkatli izledim. İki takım da üst üste 3 pas yapamadılar.”SÜPER Final’de 2. maçını da kaybeden Beşiktaş, üçüncülüğü de zora soktu. Hele hele dünkü gibi oynamaya devam ederse. İki takım da 28’er puanla maça başladı. 2 takımın da hedefi artık 1.’lik ve 2.’likten çok 3. olup Avrupa’ya gitmekti. Bir ilk 45 dakika seyrettik, futbolu çok seven, futbol aşığı bir futbol sever bile futboldan nefret ederdi. Her iki takım da inanılmaz derecede kötü oynadı.-BÖYLESİNE üst düzey oyuncuların pas hataları içinde olmalarını hayretle izledim. Yanımda Mustafa Sapmaz vardı. Dedim ki, “Trabzon üst üste kaç pas yapıyor sen onları say, ben de Beşiktaş’ınkileri” Saymaya başladık. Ben 5 dakika Beşiktaş’ın üst üste 3 pas yapmadığını gördüm. Mustafa da “En fazla 3 pas yaptılar” dedi. El insaf!-2. yarı daha heyecanlı ve pozisyonlu bir maç izledik. İlk yarıya oranla futbol adına güzellikler gördük. Pozisyonları bulan Beşiktaş’tı. Q7 inanılmaz hareketlerle inanılmaz pozisyonla girdi ve inanılmaz bir şekilde kaçırdı. Fenandes’in şutunun direkten dönmesi Beşiktaş adına şanssızlıktı. Burak olmadığı için Trabzonspor atakları göbekten yapmayı dğil kanatlardan oluşturmayı düşünerek oynadı. Ekrem ve İsmail’in de kötü gününde oluşları Trabzon’un kanatlardaki hücum organizasyonunu daha da zorlaştırdı. Egemen ve ibrahim Toraman’ın kritik müdahaleleri olmasa Trabzon golü daha erken bulabilirdi. O ana kadar da Halil Altıntop’u pek göremedik. Bu nedenle Beşiktaş göbeğinin ortasına atılan 2-3 pas vardı zaten birini de Halil gole çevirdi. Bunun dışında da çok etkili değildi.BÜYÜK KAYIP-AMA G.Saray maçında olduğu gibi bu gol de ofsayttı. Kısacası Beşiktaş dün kabul etmek gerekir ki kötü oynadı ama yine kabul etmek gerekir ki ofsayt golüyle yenildi. Ve Beşiktaş 2 maçta 3 gol yerken bunların ikisi ofsayt olursa feryatlarında haklılar. Beşiktaş taraftarını da isyan etme hakları doğal. Ama tabii ki bu isyanların içine sahaya atlamayı, küfürr etmeyi kesinlikle kabul etmiyorum. Bunların sonuçlarını hep beraber görüyoruz. Beşiktaş maddi manevi büyük zarara uğruyor. Maçın hakemi Kamil Abitoğlu iyi bir maç yönetti. Pozisyonlara yakın, futbolcularla da diyaloğu son derece başarılıydı. 90 dakika boyunca en keyif aldığım Avni Aker’in tribünlerini dolduran bayan ve çocuklardı. Ne hakaret vardı ne küfür... Onlara 10 üzerinden 10 helal olsun.

Devamını Oku

Mücadele ‘süper’ gol ofsayt

17 Nisan 2012

ÖNCEKİ gün F.Bahçe-Trabzon, dün de Beşiktaş G.Saray... Süper Final’in 2 maçında da 2 süper karşılaşma izledik. Beşiktaş’ın aradaki puan farkını kapatması için kesinlikle bu maçı kazanması gerekiyordu. Beşiktaş bu hırs ve istekle maça başladı. Ama başta Fernandes olmak üzere Quaresma, Mustafa Pektemek, Holosko gibi oyuncular bekleneni vermekten çok uzak olunca istenen 3 puan da gelmedi.-F.BAHÇE’NİN önceki gün kazanmasıyla dünkü maça daha stresli ve gergin çıkması beklenen G.Saray, tam aksine son derece sakin ve rahattı. Kendi futbollarını oynadılar. G.Saray daha çok hücum ediyor gibi görünüyordu ama golleri kaçıran Beşiktaş’tı. Önce Mustafa, sonra Fernandes, sonra da Holosko mutlak gol fırsatlarından yararlanamadılar ve Melo’nun ayağından G.Saray’ın golü geldi. Ancak golü atan Melo net bir şekilde ofsayttı. Yardımcı Baki Tuncay Akkın çok açık pozisyonu nasıl görmedi, inanılır gibi değil.PEKTEMEK YALNIZDI-GOLDEN sonra Beşiktaş şuursuzca saldırıyor, G.Saray çok sakin bir şekilde pas yapıyordu. Mustafa Pektemek’in yardımına gelen hiçbir futbolcu yoktu desek kesinlikle abartmış olmayız. Mustafa’ya pas atıyorlar, sonra Mustafa ne yapacak diye seyrediyorlar. Beşiktaş’ın çok şeyler beklediği Fernandes’in ne kendisine ne de takımına faydası oldu.-Q7, Simao, Fernandes, Holosko Beşiktaş’ın yabancıları. Hiçbiri vasatı aşamadı. Beşiktaş’ın gol çabaları ve şansları ise Muslera’nın elinde bitti. Rüştü yediği 2. golde hatalıydı. Ama bu arada Aydın’ın mükemmel gol vuruşunun da hakkını vermek lazım. Her iki takımın futbolcuları da normal futbol kurallarının dışına çıkmadan kasıtlı sertlik yapmadılar. Fauller futbolun içinde olan faullerdi.-ÖZETLE G.Saray İnönü’de Beşiktaş’tan çok daha akıllı, sakin oynayarak kazandı. Zaten bu 3 puan da sakin ve akıllı oyunun karşılığıydı.-HAKEM Hüseyin Göçek’e gelince; ofsayt golün faturasını kesinlikle ona kesmiyorum. Ama kendisi son derece kötü bir günündeydi ve çok kötü bir maç yönetti.

Devamını Oku

Çok daha iyi olan kazandı

16 Nisan 2012

SÜPER Final aslında cumartesi Beşiktaş-G.Saray maçıyla start alacaktı ama yağmur engeline takıldı. Dün de açılış F.Bahçe-Trabzon maçına nasip oldu. Hem F.Bahçe’nin hem de Trabzon’un G.Saray’la puan farkını kapatmak için 3 puana ihtiyacı vardı. 2 takım da bu niyetle çıktı ve bu niyetle oynadı.-İLK 20 dakika hariç maç ortadaydı. Sonra daha hırslı, daha istekli, daha çok oyuncuyla rakip kaleye yüklenip gol arayan F.Bahçe’ydi. Dün bir kez daha gördük ki; Burak varsa, Burak gol atıyorsa, Trabzon bir şeyler yapar. Ama dün Burak yoktu, olmazdı da. Çünkü ne istediği topları alabildi ne de kendine yardım edecek bir Allah’ın kulunu buldu.-F.BAHÇE’NİN attığı ilk golde benim için ligin iyi kalecilerinden olan Tolga’nın hatası vardı. Tolga kardeşim, ben televizyondan Cristian’ın topu kontrol edişinden sonra vuracağını biliyordum. Evet, sert ve iyi yere vurdu ama senin gibi bir kalecinin topu çıkarması lazımdı.-ŞENOL Hoca’nın Olcan-Cech hamlesi doğruydu. F.Bahçe’nin 2. golünü Colman hazırladı. Öyle saçma sapan top kaptırdı ki; Cristian, Colman’ın bu hatasını çok güzel bir asistle Sow’a verdi. Onun vuruşu da F.Bahçe’nin 2. golüydü. HAKEME 8.5 PUAN-ZOKORA Alex’in gölgesi gibiydi. Çoğu zaman sertlikle de olsa Alex’i durdurmayı bildi. 2. golden sonra F.Bahçe oynadı, Trabzon seyretti. Trabzon’un kaybetmesindeki en büyük nedenlerden biri orta sahada yapılan top kayıplarıydı.-GÖKHAN yine eski Gökhan gibi değildi ama ben onda şu ışığı gördüm: “Evet, eskisi gibi değilim ama olma yolundayım.” Aykut Hoca’nın Emre-Selçuk, Sow-Semih değişiklik hamleleri yerindeydi. Volkan’a bir kere iş düştü. Serkan’la karşı karşıya kaldığı pozisyonda Serkan’ın vuruşunu inanılmaz kurtardı.-ÖZETLE; daha çok isteyen, daha iyi oynayan F.Bahçe 3 puanı alarak adeta “Sonuna kadar ben bu işin peşini bırakmayacağım” diyordu. Hakem Bülent Yıldırım’a gelince, 10 üzerinden 8.5 anasının ak sütü gibi helal. 9 verecektim ama Emre’yi sarı kart göstermek için yanına çağırdığında, Emre’nin eliyle “Hadi ya oradan gelmiyorum” dercesine hareketini es geçmesi nedeniyle puan kırıyorum.

Devamını Oku

Hepimizi uyuttular

9 Nisan 2012

Karabük-Beşiktaş, Samsun-Sivas ve dün de Ordu-Trabzon maçını canlı izledim. Karabük-Beşiktaş maçında en azından iki tane gol vardı. Samsun-Sivas maçında gol pozisyonları, kaçan goller ve maç bittiğinde de hüzün ve üzüntüyü izledim. Dün Ordu-Trabzon maçında ise resmen uyudum... Pardon yalnız ben değil, neredeyse herkes uyudu.BİZİM Can Karyağdı ile beraber seyrediyoruz, Can’ın göz kapakları kapanmak üzere... “Can, uyuyor musun?” dedim. “Bu maçta başka ne yapılır ki Ömer abi?” dedi. Maçın bitimine 5 dakika kala sahanın içine girdim, Trabzonspor kaleci antrenörü Alper hoca, “Uyudun değil mi Ömer abi?” dedi. Ben daha cevabını vermeden, “Vallahi ben de uyudum” dedi. Maç sonrası Şonal hoca ile röportaj yapmaya hazırlanıyorum. Daha yayına girmedik. Şenol hocanın söylediği ilk söz “Uyudun mu?” oldu?EVET, Ordu-Trabzon maçı hepimizi uyuttu. Heyecan yok, kalite yok, istek ve arzu yok denecek kadar az, şöyle tribünleri ayağa kaldıracak pozisyon ara ki bulasın... Ama bu maçın bu kadar zevksiz ve heyecansız olmasının nedeni sadece futbolcular değil, Ordu 19 Eylül Stadı’nın rezalet zeminiydi.İRFAN KAZANILMALIMAÇTAN önce Ordu’da gerçekten iyi işler yapan Orduspor Başkanı Nedim Türkmen ile konuştum. Bana stadın 11 bin kişiden, 20 bin kişiye çıkarılacağını söyledi. Çok güzel. Ordu taraftarı böyle bir stada layık. Ama sayın başkana bir tavsiyem var; stadı büyütmeden önce bu berbat zemini futbol oynatılacak hale getirsin. Bu zeminde rakipleri pas manyağı yapan Barcelona bile 3 pas yapamaz.MAÇA gelince... Aslında gelmek istemiyorum ya... Çünkü anlatılacak, yazılacak bir şey yok. Cuper, iki genç oyuncuya ilk kez 11’de şans verdi. Bunlardan biri daha 23 yaşında olan ve orta saha oynayan İrfan’dı. Dikkatle izledim ve beğendim. Teknik, daha top ayağına gelmeden nereye kullanacağını bilen, futbol zekası olan tekmeden, sertlikten yılmayan bir oyuncu görüntüsü verdi. Cuper bu oyuncuyu şimdiye kadar en azından birkaç kez ilk 11’de neden oynatmadı diye düşünüyorum doğrusu. Bu çocuğa şans verirsen, Ordu genç ve kaliteli bir oyuncu kazanır.ÖZETLE iki iyi takımın maçından gol ve goller olmasa bile iyi futbol görmek istiyor, heyecan duymak istiyor, keyif almak istiyordum ama olmadı. Yani dağ fare doğurdu.

Devamını Oku

Seni hepimiz sevdik Carlos!

4 Nisan 2012

1982-2012... 30 senedir bu mesleği yapıyorum. Şimdi sayamayacağım kadar yabancı teknik direktörle çalıştım, konuştum, röportajlar yaptım, yemeğe çıktım. Hepsinin kendine göre iyi ve kötü yönleri vardı. Ama ben Carlos kadar sevimli, sempatik, candan, samimi, duygusal, sevgi ve saygı dolu, karşısında kim olursa olsun değer veren birini tanımadım. Pardon, bir kişi daha var, onun ismini yazmazsam, haksızlık etmiş olurum. Bu isim şu anda İspanya Milli Takımı’nın teknik direktörü Del Bosque... Onu unutamıyorum ve şimdi kendisine bir de Carlos eklendi.BİR röportajda Carlos’un soy ismini söylemekte zorluk çekince canlı yayında elini omzuma koydu ve gülümseyerek “Boşver sen sadece Carlos de” dedi.CARLOS’UN teknik direktörlüğü şu anda beni hiç ilgilendirmiyor. Ben kısa sayılabilecek bir zamanda yakından tanıma şansı bulduğum Carlos’un arkadaşlığına, dostluğuna, alçak gönüllülüğüne, samimiyetine, hoşgörüsüne hayran kaldım ve öyle zaman oldu ki, onu çok sevdiğimden gazeteciliğimi ikinci plana attım. Yoksa kendisine “İstifa etmeyi düşünüyor musunuz” diye sorardım. Ve bu soruyu soracak çok fırsat ve nedenim de oldu. Fakat Carlos sevgim bana bu soruyu sordurtamadı.SENİ sadece ben, Beşiktaşlılar değil, tüm Türkiye çok sevdi Carlos. Bu çok az yabancı teknik direktöre nasip olur. Ve sen bunların başında geliyorsun. Hem de fazlasıyla hak ederek. Yolun açık olsun. Seni seviyoruz ve nerede olursan ol, sevmeye devam edeceğiz.

Devamını Oku

Maçın yıldızı Fırat Aydınus

2 Nisan 2012

BU ülke böyledir.. Hele bir hakem hata yapsın. Mesala penaltıyı vermesin, ters faul çalsın, sarı veya kırmızı kartalarını yersiz kullansın.. Maçı kim kazanırsa kazansın, futbolcular ne hatalar yaparsa yapsın, maçta heyecan, tempo hiç olmasın, onları kimse görmez, yazmaz.. Köşe yazılarının başlıkları da şöyle olur genelde: ‘Hakem maçı katletti!’ ‘Hakem, X takımı yaktı!MANGAL GİBİ YÜREK-PEKİ hakem maçı çok mu iyi yönetti, dünkü Fırat Aydınus gibi.. Ya hakemden hiç bahsetmeyiz ya da yazının son satırında hakem de iyiydi diye geçiririz. Yani yiğidin hakkını yiğide vermeyiz. Ama dün sahada yiğit mi yiğit, yürekli mi yerikli bir hakem vardı; Fırat Aydınus. Trabzon-F.Bahçe maçı olacak, tansiyon atmosfer zirve yapacak, Trabzon’da Fener gol atacak, yardımcı hakemin ofsayt bayrağı kaldıracak.. Buna rağmen Trabzon’da o maçın hakemi ‘Hayır ofsayt yok, gol’ diyecek. Vallahi bravo Fırat. Mangal gibi yürek varmış sende. Gerçekten de golün yakından uzaktan ofsaytla alakası yoktu.-MAÇA gelince her iki takım için de çok önemliydi. Özellikle ilk yarıda hem Trabzon hem de F.Bahçe çok kontrollü oynadı. Tempo da çok yoktu. İkinci 45 dakikada ise temposu, her iki takımın da rakip kalede gol arayışları, direkten dönen toplar, sahada sadece futbol oynamayı düşünen iyi niyetli oyuncular.. Özetle izleyenlere keyifli bir maç izlettiler.-MAÇIN yıldızı Fırat Aydınus demiştim. Oynayanlarda ise her iki kaleci Volkan ve Tolga’ydı. İkisinin de yedikleri golde hiç hataları yoktu. Peki 3 puan kimin hakkıydı derseniz, Trabzon gibi zor bir deplasmanda oynadığı futbolla, direkten dönen toplarıyla F.Bahçe’nin hakkıydı derdim. Yazıma Aydınus’la başladım yine onla bitiriyorum.. Tebrikler ve alkışlar hocam. Bir alkış ve tebrikte 32 golü bularak Fatih Tekke’nin rekorunu kıran Burak Yılmaz’a.

Devamını Oku

Tek adres yerli

29 Mart 2012

CARLOS Carvalhal, Beşiktaş teknik direktörü olduğunda “Hiç içime sinmedi” diye bir yazı yazmıştım. Bu yazımı özür dileyerek geri çekiyorum. Carvalhal öyle bir içime sindi ki ciğerlerime kadar. İçime sinmesinin nedeni Carlos’un adamlığı, centilmenliği, mütevazılığı.. Kendisi hakkında ne kadar ağır yazı yazarsanız, ne kadar kötü söz söylersiniz, onun son derece anlayışlı karşılaması. İşte Carlos’u bu nedenlerle sevdim. Dolu dolu içime sindirdim.BEN zaten içime sindiremedim diye yazarken bu yönü değil, tamamen teknik yönünü ölçü almıştım. Böylesi iyi, sempatik ve sevimli bir insanın bana göre teknik direktörlüğü, Beşiktaş’ın büyüklüğünü taşıyacak kapasitede, deneyimde ve tecrübede değil. Büyük ihtimalle de sezon sonunda yollar ayrılacak. Beşiktaş’ın fikstürdeki yeri ne olursa olsun ben dahil taraflı tarafsız herkes Carlos’u sevgiyle ve saygıyla hatırlayacak.ŞİMDİ deniliyor ki Beşiktaş yabancı hoca düşünüyor. Ben de diyorum ki Beşiktaş’ın yabancı teknik direktöre ihtiyacı yok. Şu anda Beşiktaş’ın ağırlığını taşıyacak, çalıştırmaya layık, Beşiktaş’ın çocuğu olan 3 isim var;1-Samet Aybaba2-Rıza Çalımbay3-Mehmet ÖzdilekADAYIM AYBABAÇOK açık ve net söylüyorum, benim ilk adayım deneyimiyle, tecrübesiyle, genç yenekleri bulup, çıkarıp, oynatmasındaki becerisi ile Samet Aybaba’dır. Peki neden Mehmet Özdilek değil? Ben Şifo ismini Beşiktaş hocalığı için biraz erken buluyorum. Nedeni de Ertuğrul Sağlam gibi erken gelip erken gitmesinden korktuğum için.RIZA Çalımbay’a gelince başarılı bir grafik çizdiği kesin. Peki o neden olmaz? Çünkü Sivas’ı kimsenin tahmin etmediği yerlere getirdi. Şunu iyi biliyorum ki eğer ayrılırsa hem Mecnun başkanı, hem de kendisi çok seven Sivas halkını kırar ve üzer.TEKRAR üstüne basa basa söylüyorum böylesine öz Beşiktaşlı ve başarılı isimler varken takımın başına yabancılar gelirken de giderken de dünyanın parasını ödemek (Bunu çok yaşadık, Del Bosque, Tigana...) para saçmak değil de nedir. Beşiktaş hele ki maddi olarak böylesine zor durumdayken. Beşiktaş teknik direktörlüğü için tek adres var; Yerli, yerli, yerli.. Tayfur Havutçu’yu unuttuğumu zannetmeyin. Bence Tayfur bu takımın başına sportif direktör olarak getirilmeli, yakışır da.

Devamını Oku