Beşiktaş’ın Avusturya’daki 20 günlük hazırlık kampı bitti ve 4 maç yapıldı. Samet hocayı hepimiz tanırız. Gençlere önem veren, gençler bulup çıkarmakla da kalmayıp cesaretle de oynatan bir hoca. Beşiktaş’ın mali durumunu da göz önüne alırsak Aybaba’nın gençler bulup oyantması son derece normal. Altyapıdan kampa 16 kişi götürdü. Bence çok ama çok fazla.Herhalde Samet hocanın düşüncesi “Belki içlerinden 2-3 tane çıkarırırm” olmalıydı. 3 maçı da seyrettim. Açıkça ve üzülerek söylüyorum. Bu 16 gençten bırakın Beşiktaş’ın 11’ini, 18 kişilik kadroyu bile zorlayacak 2 kişi zor çıkar. Hiçbir genç oyuncu “Samet hoca bana şans vermedi diyemez, Hepsine şans verdi hem de fazlasıyla. Ama artık Samet hoca gerçeğe dönmeli ve bundan sonra oynayacağı hazırlık maçlarında denemeyi bırakıp kafasındaki ideal 11’i sahaya sürüp oynatmalı.‘HER ŞEY GÜZEL OLACAK’MUHAMMED yıllarca konuşuluyor. Yıldız oyuncu mu, değil. Fakat yıldız oyuncu olacak potansiyeli ve yetenekleri var. Dün de çok güzel bir gol attı. Beşiktaş’ın 11’inde kimler olabilir diye düşündüm.. Kalede Cenk veya McGregor, sağda Toraman solda Boral, göbekte Sivok ve Escude.. Toraman’ın önünde Hilbert, Boral’ın önünde Pektemek. Orta sahada Veli, Fernandes.. İleride ise Almeida bir de gelecek santrfor benim şu andaki ilk 11’im. Benimkisi böyle; ama tabii ki Samet hocanınki daha da değişik olabilir. Israrla şunu söylüyorum, Aybaba bundan sonraki hazırlık karşılaşmalarında ideal 11’ini oynatmalı. Israrla şunu da diyorum ki, Beşiktaş şampiyon olur mu olmaz mı bilmem ama her şey geçen seneden daha güzel olacak.
BEŞİKTAŞ Avusturya’daki 3. maçını da bitirdi ve gerçeği söylemek gerekirse çok fazla umut vermedi. Samet Aybaba, 2. yarı Toraman hariç bütün oyuncuları değiştirdi. Bu şu anlama geliyor: “Hepinize şans verdim. Kimse hoca bana yeteri kadar şans vermedi diyemez.” Beşiktaş’ı özetlemeke gerekirse, 2 maçta da gördüğüm oyun şekli oynamaktan ziyâde oynatmamak üzerine kurulu. Yani gözler orta sahada topu ayağına aldığı zaman oyun kuracak, güzel toplar atacak, oyunu gerektiğinde yavaşlatıp hızlandıracak bir futbolcu arıyor. Böyle bir oyuncu Beşiktaş’ta var mı? Fernandes’i saymazsanız yok. Bu sezon göze hoş gelen, keyif veren bir Beşiktaş yerine, çok koşan, mücadele eden, şartlar ne olursa olsun maçı bırakmayacak bir takım izleyeceğiz gibi.. DÜNKÜ mücadelede City maçına oranla Uğur Boral, daha canlı ve arzulu bir görüntü çizdi. Mustafa Pektemek ileride çok yalnız kaldığı için son derece etkisizdi. Ayrıca Pektemek’i, belki yanılıyorum ama moral olarak da pek iyi görmedim. Yine söylüyorum hazırlık maçlarının skorları benim için hiç önemli değil. Bir kaleci, bir stoper, bir orta saha, bir de santrfor alındıktan sonra Beşiktaş hazırlık maçlarında oynadığından daha iyi oynayacak ve daha iyi skorlar alabilecek bir takım hüviyetine kavuşacaktır.
OLDUM olası hazırlık maçlarının skoru benim için hiçbir zaman ölçüt olmamıştır. Dünkü karşılaşmada olduğu gibi. Bir kere şunu kabul etmek gerekir ki 2-0’lık mağlubiyet son derece normal. Çünkü karşında tam kadro oynayan Premier Lig’in Manchester City var. Buna rağmen ilk 45 dakika ‘Çok iyi oynadık’ diyemem ama Beşiktaşlı futbolcular inanılmaz mücadele ettiler ve yardımlaştılar. Üstelik daha Manchester City gol pozisyonuna girmeden Beşiktaş 3 net gol pozisyonu buldu. Manchester gibi bir takıma karşı oynuyorsan ve ilk yarı 3 net pozisyon buluyorsan bir tanesini atacaksın arkadaş!KALECİ Cenk’in yediği ilk golde yapacak hiçbir şey yoktu. Agüero adeta eliyle atmış gibi köşeye bıraktı. 2. golde çıkışı son derece yanlıştı. Ersan Gülüm dün bildiğim Ersan değildi. Onu yadırgamıyorum çünkü son derece tehlikeli 2 ameliyat geçirdi. Uğur Boral da beni hayâl kırıklığına uğrattı. Ondan da dün oynadığı futboldan çok daha iyisini bekliyordum. Ama bence Uğur ilerde bu takımın 1 numaralı sol beki olacak. ERSAN Gülüm tecrübeli bir oyuncu. Ceza sahası içinde çok mecbur kalmadıkça kayarak top almanın yanlış olduğunu bir defans oyuncusu olarak bilmeli. Kayıp da alamazsan ya gol olur ya da penaltı. Dün gol oldu. FORVETSİZ KARTAL!İLK 45 dakikada oynamak, kazanmak için değil, oynatmamak ve kaybetmemek için mücadele eden bir takımdı Beşiktaş. Olcay ayakları yumuşak bir futbolcu. Ama bence bir kanat oyuncusu değil. Mustafa Pektemek ve Mehmet Akyüz hiç etkili olamadılar. Beşiktaş adeta forvetsiz oynadı diyebiliriz. Yine futbol adına güzellikleri Fernandes’ten izledik. Kendisine gerçekten çok sert bir faul yapıldı. Hakem de oyuncuyu sarı kartla cezalandırdı. Artık bu saatten sonra Fernandes’in rakibine saldırması çok yanlıştı.SAMET Hoca dün Manchester City karşısında neredeyse tüm oyuncularını denedi. Ancak karşılaşmanın ardından şu açıkça görüldü ki siyah-beyazlıların yeni sezonda başarı için mutlaka bir stoper, bir orta saha ve bir de santrfora ihtiyacı var.
BİZİM müdür (İbrahim Seten) eskiden tweet-mivit bilmezdi. Sonradan öğrendi ve çok sevdi. Adam yemeden içmeden duruyor ama tweet atmadan duramıyor. Bir alıştı pir alıştı!AMA Allah’ı var özellikle transfer haberlerindeki tweetlerininin yüzde 90’ı doğru çıkıyor. Doğru çıktığı için de doğal olarak gazeteler ve televizyonlar bunu kullanıyor. Müdür de, “Kardeşim bari kullandınız, kaynağını söyleyin” diyerek sitem ediyor. Haksız! Hangi televizyon, hangi gazete bu haberi Seten verdi der? Hiç kızma müdür, sen olsan söyler misin? Eskiden tüfek icat oldu mertlik bozuldu derlerdi. Şimdi ‘Twitter icat oldu mertlik bozuldu’ diyorlar.BEN hiç kullanmam ama çok güzel ve keyifli taraflarının olduğu söyleniyor. Doğrudur. Bazen keyif verir ama bazen de acı. Bir örnek vereyim.. Örnek yine bizim müdürden. Müdür, Beşiktaş teknik direktör ararken hiç unutmuyorum kendisi de unutmamıştır, tweet atmıştı. Aynen şöyle: “Samet Aybaba Beşiktaş teknik direktörü olsun, lapiska saçlarımı keseceğim.”SEVGİLİ müdür, bildiğim kadarıyla Aybaba Beşiktaş’ın teknik direktörü ama lapiska saçların, hâlâ bütün ihtişamıyla bir sağa bir sola sallanıyor. Samet hocanın Beşiktaş teknik direktörü olduğuna mı inanamıyorsun yoksa lapiska saçlarına mı kıyamıyorsun?ORTADA SÖZ VARBİLİYORUM, sen Samet Aybaba’nın Beşiktaş’a teknik direktör olamayacağını çok garanti bir yerden duymamış olsan böylesine iddialı bir tweet atmazdın. Ama ne olursa olsun ortada verilen bir söz var. Takipçilerin ne yapacağını çok merak ediyor. Ben de çok merak ediyorum artık top sende. Ya saçını kesersin, ya sözünü yersin, ya da Samet Aybaba ile konuşur erteleme istersin. Hadi kolay gelsin.
BEŞİKTAŞ, yeni teknik direktörü Samet Aybaba ile sezonu açtı. Tek bir yöneticinin orada olmamasını yadırgadım. Samet Hoca’nın yardımcıları Ulvi Güveneroğlu ve Recep Çetin’i herkes yakından tanıyor. Kaleci antrenörü Mehmet Tezcan’ı kimdir, nedir diyerek biraz araştırdım. FATİH Terim milli takım hocasıyken, Mehmet Tezcan ümit milli takım ve altındaki genç milli takımlar antrenörüymüş. Sonra G.Antep ve Buca’da Samet Hoca’yla çalışmış. Çalıştığı teknik direktörlere, futbolculara ve yöneticilere sordum. Tek birinden olumsuz yanıt almadım. VE gelelim Quaresma’ya. Samet Hoca açık açık söyledi. “Kampa götürmeyeceğim, kadroda düsünmüyorum.” Bir bildiği vardır elbet. Kendince haklı da olabilir. Ama ben tam aksini düşünüyorum. Evet, Q7 geldiği günden beri ne aldığı paranın ne de oynadığı futbolun hakkını verdi. Buna rağmen kampa götürülmeli bana göre. Çünkü oynasa da oynamasa da sözleşmesi gereği 3.750 milyon Euro’yu alacak.AT SAHİBİNE GÖRE KİŞNERFUTBOLCULUĞUNA ve yeteneğine söz söylenir mi? Haşa. Hocam götürürsün kampa, beklentilerini söylersin. Baktın antremanlarda istediğini yapmıyor, hazırlık maçlarında yine kendi bildiğini okuyor, kamp dönüşü vedalaşırsın. Belli mi olur, belki tüm istediklerini yapar, takım için oynar. Öyle olursa da tadından yenmez. NE bileyim, ‘At sahibine göre kişner’ diyelim. Bence böyle bir yeteneği kazanmak, bir kenara atmaktan çok daha zor hocam. Eee sen de zoru seversin. Hadi oynatmayı düşünmüyorsun, vitrindeki en kıymetlı malını bir kenara atarsan, nasıl satacaksın? İşin bir de o kısmı var. Yine de top sende hocam. İster ağlara gönderirsin, ister auta atarsın.
BURSASPOR’A bir yıl Avrupa’dan men haberi geldiğinde camia adeta şok olmuştu. Herkes telaş, panik ve korku içindeydi. Sadece Bursa Başkanı İbrahim Yazıcı, son derece sakin ve kendinden emindi ama kızgındı da. İlk sözleri “Biz bu cezayı hakedecek yanlış birşey yapmadık. Bu bir hukuk cinayetidir. Hakkımızı arayacağız va alacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” olmuştu. Başkan A’sından Z’sine bu işin içindeydi. Bu nedenle başkana inanıyor ama doğrusunu isterseniz bu cezanın kalkacağını zannetmiyordum. Çünkü CAS’a giden davaların kabul edilme oranı % 1.5’i geçmiyordu. BAŞKAN İbrahim Yazıcı, yöneticilerden Öztürk Yazıcı, İrfan Koç, avukat Nihat Güman ve geri kalan ekibi ‘Biz CAS’a gidiyoruz’ diye davul zurna çalmadan sessiz sedasız Cenevre’ye gittiler. 5 saat süren duruşmada istenen belgeler eksiksiz verildi. Bursa Başkanı Yazıcı ve ekibi % 1.5 olan şansı, 250 bin Euro ceza ödeyerek başardılar. Belkide bu CAS’ta bir ilkti. Başkan Yazıcı’yı, idarecilerini ve avukatlarını Bursa’nın hakkını korumakla kalmayıp söke söke aldıkları için kutluyorum.GÖZ GÖRE GÖRE!VE gelelim Beşiktaş Milangaz’ın (Artık Milangaz değil) 3 kupayı da alarak tarih yazan başarılı koçu Ergin Ataman’a. Ataman daha maçlar bitmeden yöneticilere “Milangaz’la tekrar anlaşmaya bakın ya da Milangaz’ın imkânlarını sağlayan başka bir sponsor da olabilir. Öyle bir sponsor bulun ki bu takımı koruyabiliyim. Sponsor olmaz ise bu takımı koruyamayız ve o zaman ben de olmam” dedi ve Milangaz “Çekildim” dedi. ÇEKİLMEKTE de son derece haklılar. Adam 8 milyon dolar para harcıyor. Küfürler ve hakaretler yüzünden maçlara gidemiyor. Siz olsanız hem 8 milyon dolar para verir, hem de küfür ve hakaretlere katlanır mısınız? Ve Ergin Ataman G.Saray’la anlaşıyor. Diyorlar ki “G.Saray’dan başka takım yok muydu?” Teklif mi yoktu.. Hayır vardı.. Ama Ataman Beşiktaş’tan ayrılmak istemiyor. Bu nedenlede teklif yapan tüm takımlara ‘Biraz bekleyin’ diyordu, belki sponsor bulunur diye. Bu arada Ataman’ı isteyen tüm takımlarda koçlarını bulmuşlardı. Geriye sadece Unics Kazan ve G.Saray kalmıştı. Kazan’ın teklifi çok daha cazip olmasına rağmen ailesi istemediği için G.Saray’la anlaştı. ATAMAN’A ‘Beşiktaş’tan kaç para alıyorsun?’ diye sordum. “400 bin dolar” dedi. ‘Peki sponsor bulunursa aynı paraya kalır mıydın?’ dedim, Ataman’ın cevabı çok net ve samimiydi. “Seve seve.” İşte hikaye bu. Bazı Beşiktaşlılar, kulübe 3 kupa kazandıran, tarih yazdıran, böyle bir koça ‘satılmış’ diye hakaret ediyorlar. Haksızlık ve acımasızlık.
Beşiktaş’ın haftalardır aradığı teknik direktörün ismi belli oldu. Yuvadan biri. Samet Aybaba... 1 hafta-10 gün önce alışveriş için Beşiktaş Çarşı İçi’ne indim. Kongre üyesi olduklarını söyleyen 4 kişiyle ayak üstü sohbet ettik. Heralde sohbetin konusu nedir diye sormazsınız, tabi ki Beşiktaş.normal çünkü Çarşı İçi Beşiktaş’la yatıp Beşiktaş’la kalkıyor. Beşiktaş, adamların hayat tarzı olmuş. Konuşulacak konu çok. Soru da çok ama dördü adeta söz birliği etmişçesine teknik direktör kim olacak diye sordu. Yabancı isimler söylüyorum, “Ağabey yabancı isimleri hiç söyleme, yabancılardan çok çektik” diyorlar. Yerlileri saymaya başlıyorum, Mustafa Denizli, Samet Aybaba ve daha sayacağım ama ‘Samet’ ismi geçince, “Aman ağabey, Samet olmaz” diyorlar. Diyorum ki, “Kardeşim bu Samet neden olmaz bana bir anlatın.”EN İYİ KARAR AYBABA!Cevap aynen şöyle: “Ağabey, o futbolculuğunda Fikret’le Ziya’yı yedi.” Ben de diyorum ki, “Kardeşim, Fikret ile Ziya olayı sizin bildiğiniz gibi değil... Onları Samet hoca yemedi. O zamanın İstanbul Emniyet Müdürü Ünal Erkan, hasta Beşiktaşlı. Fikret takımda kalsın diye adamcağız yırtındı. Bu olayları en iyi Metin Keçeli bilir. Kendisi yaşıyor, ona sorun. Diyelim ki Ziya ve Fikret’i, Samet hoca yedi. Peki Beşiktaş’ın bugünkü şartlarında genç futbolcu bulan, bulduğu yetmediği gibi cesaretle oynatan altyapıya önem veren Aybaba değil mi?” CEVAP olarak ‘doğru’ diyorlar. Yine soruyorum, “Ben iyi Beşiktaşlı’yım diyenler kadar Beşiktaşlı olduğunu kabul ediyormusunuz?” diyorlar ki evet. Ayrılırken bana, “Yaz ağabey, biz Aybaba’yı istiyoruz” diyorlar. Ben de kendi fikrimi söyleyeyim: “Biraz geç oldu ama bugünün şartlarında yönetim en iyi kararı verdi.”
YILDIZLARDAN kurulu, dünya sıralamasında önde gelen milli takımlardan biri olan Portekiz’i kendi sahası ve taraftarı önünde 3-1 gibi net bir skorla mağlup ettik. Öncelikle başta teknik direktör Abdullah Avcı, yedek kulübesinde oturan ve oynayap ve oynamayan herkesi tebrik ediyorum. Yepyeni bir teknik direktör ve yepyeni bir takımla hiç de küçümsenmeyecek bir iş yaptık.ÖNCE milli takımın artılarından başlayalım. Kendilerine inanılmaz bir güven içindeler. Yardımlaşma mükemmel. Maçın birinci dakikasından 90. dakikasına kadar oyun disiplini süper. Aslında maça Portekiz kendi saha ve seyircisinin önünde başlamanın avantajıyla kalemizde bizi bunaltan bir baskı kurdu. Ne yalan söyleyeyim bu baskıya dayanacağımızı zannetmiyordum. Ama dakikalar ilerledikçe baskıyı kırdığımız gibi zaman zaman baskı kurduk. Maçın başlarında baskı kuran Portekiz, gol kaçıran ise bizdik. 12. dakikada Burak, topun dibine vursa 1-0 öndeydik. 29. dakikada da Almeida’nın kafası direkten döndü. Bu pozismyonlarda Burak’ın kaçırndığı gole dikkatsizlik ve beceriksizlik derken Almeida’nın direktön dönen topunu da şans olarak değerlendirmek gerekir.32. dakikada Hamit’in bir füzesini gördük ki direk gitti-geldi. Bu da bizim şanssızlığımızdı. 34. dakikada Sercan soldan getirdiği topu çok iyi çıkarttı. Ve Umut da 47 yıldır gol atamadığımız Portekiz kalesinin ağlarını havalandırdı. Bu golde ortayı yapan Sercan kadar ön direğe koşu yapıp rakip defansın dengesini bozan Burak’ı alkışlamak lazım.BU golden sonra artık milli takımımız daha dengede oynamaya başladı. Daha çok top kazandı. Ve rakip kaleye daha cesaretli gitti. Ve 52’de de bunun karşılığını yine Umut’un attığı süper bir golle aldı. Fakat 57. dakikada Nani’nin golüne engel olamadık. Bu pozisyonda Hasan Ali’nin Nani’ye o pozisyonu vermemesi ve o topa vurdurmaması gerekiyordu. 63. dakikadaki penaltı yüreğimizi de ağzımıza getirdi. Çünkü maç 2-2 olursa Portekiz morallenecek, belki de maçı kazanacaktı. Ama Volkan buna izin vermedi ve Ronaldo’nun penaltısını harika bir refleksle çıkarttı. Penaltıya sebep olan Emre gibi uluslararası tecrübesi olan bir futbolcunun ceza sahası içinde kayarak top almaması gerekirdi.UMUT’UN PAYI!88. dakikada Pepe’nin kendi kalesine attığı golle 3-1 öne geçtik. Golü Pepe kendi kalesine atmıytı ama Selçuk’un çok iyi ortasını ve 2 gol atan Umut’un ön direğe koşusunun payı büyüktü. Artılarımız çoktu ama hatalarımız, daha doğrusu eksiklerimiz de vardı. Bunların başında defansımızda malesef yeteri kadar isabetli paslar çıkmadı. Göbekten rakibi çok arkaya kaçırdık. Genç Hasan Ali’yi özellikle ataklarda biraz cesaretsiz gördüm. Heralde gidersem nasıl dönerim düşüncesi taşıyordu ki bu yanlış bir düşündü.ARDA ve Emre çalışkan ama etkisiz, milli takımımızın yıldızları ise Umut, Hamit ve Volkan’dı. 47 yıldır gol atamadığımız Portekiz’e 3 gol atarak acısını fazlasıyla çıkarttık. Elinize, sağlıkçocuklar.