F.Bahçe evinde oynadığı Mersin İY maçını kazanarak puanını 8’e çıkardı. İnanıyorumki hiçbir F.Bahçeli bu maçın F.Bahçe açısından böylesine zor geçeceğine inanmıyordu. Ama düşünülen gibi olmadı ve F.Bahçe 3 puanı Cristian’ın alışageldiğimiz füzelerinden biriyle aldı. Yiğidi öldür hakkını ver. Cristian harika vurdu ama bu ana kadar çok iyi oynayan kaleci Sehic bu golde hatalıydı. Sarı-lacivertlilerin yeni transferi Meireles’i dikkatle ve alıcı gözle izledim. Kariyeri çok iyi bir futbolcu bu bir gerçek. Ama dün yabancı ve kariyeri çok iyi olan bir futbolcu olarak dikkatimi çok çekmedi. Meireles’in en büyük özelleği çok koşması, mücadele etmesi, basit oynaması ve kazandığı topları 0 hatayla kullanması. Daha ilk maçında hemen karar vermek yanlış olur, bekleyip görelim. F.BAHÇE maça çok hızlı başladı. Gol için rakip kaleye yüklenirken, Mersin ise gol yememek için neredeyse Nobre dışında takım halinde savunmadaydı. Ama beklenen gol F.Bahçe’den değil Mersin’den geldi. Ben Yahia’nın 7. dakikada serbest vuruşu, Meireles’in de kafasından yön değiştirerek Volkan’ın uzanamayacağı yere gitti. Eğer bu top Meireles’in kafasına vurmasa gol olma şansı çok azdı. 19. dakikada Gökhan’ın müthiş kafasını Sehic aynı güzellikte çıkardı. F.Bahçelileri heyacanlandıran takımlarının organize atakları değil duran toplardı. Mesela 30. dakkikada Alex’in serbest vuruşunda yine Sehic sahnedeydi. Aslında o serbest vuruşun yeri, sol değil sağ ayaklı bir futbolcunun kullanacağı bir noktaydı. ALEX ÖN PLANDAYDIÖZETLE F.Bahçe maçı 3 puanla kaparken galibiyeti fazlasıyla hakettiğini söylemek biraz iyimserlik olur. Mersin özellikle 2. yarıda mağlubiyeti haketmedi. Çok koştular ve inanılmaz mücadele ettiler. F.Bahçe’de ise Gökhan, Mehmet Topuz, Cristian ve duran toplardaki ustalağıyla Alex öne çıktı.Maçın hakemi Hüseyin Göçek’e gelince.. Bana göre F.Bahçe’nin 2. golündan önce faul yoktu. Hadi ver Göçek gördü. Ya hocam: Pozisyondan yıllar sonra düdük çalmanın nedeni nedir? Anlatırsan sevinirim. F.BAHÇE galip gelmesine rağmen, hiçbir F.Bahçeli‘nin takımının futbolundan keyif aldığını düşünmüyorum.
DÜNYA Kupası elemelerinde evimizde yaptığımız ilk maçı 3-0 gibi net bir skorla kazandık. Şurası bir gerçek ki Estonya’dan çok daha iyi futbolculara sahip, çok daha iyi bir takımız. Bu nedenle hemen herkes de rahat kazanırız düşüncesi vardı. Maç başladı, 20. dakikaya kadar yani Enar Jaager kırmızı kart görene kadar Astonyalılar bizimle başa baş, hatta zaman zaman daha iyi oynadılar.ESTONYA 10 kişi kaldıktan sonra artık maçın tek hakimi Türkiye’ydi. Şunu da unutmadan söyleyeyim: Dün çok arzulu ve iştahlı bir milli takım vardı. Kalecimiz Tolga’ya 90 dakika boyunca neredeyse hiç iş düşmedi. Maç 0-0’ken Ömer’in ceza sahası içinde rakibine yaptığı hareket net bir penaltıydı. Ama hakem penaltıyı verse, Estonya 1-0 öne geçse yine kazanırdık. TEKNİK direktör Abdullah Avcı, Hollanda maçında olduğu gibi bu maça da Selçuk’suz başladı. Basının inanılmaz eleştirilerine rağmen Selçuk 11’de yoktu. Şimdi çoğunluk Avcı için diyecek ki “Ben basının sözüne bakıp oyuncu oynatmam.” İnadına yine oynatmadı.. Kesinlikle katılmıyorum. Tanıdığım Avcı böyle kompleksli biri değil.EMRE GENÇLEŞMİŞEMRE’Yİ çok beğendim. Sanki gençlik aşısı yaptırmış. Solda Hasan ali ve Sercan’ın uyumu adeta bir makine gibiydi. Umut’un attığı goldeki yakın direğe hamle yapıp kafa şutuyla topu ağlara göndermesine bayıldım. Geçen sezonun gol kralı Burak’a gelince. ‘Ben de gol atayım’ düşüncesiyle zaman zaman egoistlik yapıp gereksiz yerlerden gereksiz şutlar attı. Evet 3-0 kazandık. Ve rakip 10 kişi kalınca tek kale oynadık. Herkes görevini yaptı ama bana göre maçın görünmeyen kahramanı Mehmet Topal’dı. Neredeyse ‘0’ hata ile oynadı.HAKEMİN Estonyalı Jaager’e kırmızı kartını çok ağır buldum. 3-0’a tabii ki çok sevindim ama kulübede oturan Hamit’in ve golü atan Selçuk’un yüz ifadeleri çok canımı sıktı. 2’si de haklı olabilir. Ama profesyonel futbolcunun hele ki milli takım forması giyen bir futbolcunun küsmeye, darılmaya ve surat asmaya hakkı yoktur.
ÖNCEKİ Akşam Arnavutköy’de oturuyorum. Maç saati yaklaşıyor. Ama hâlâ maçı nerede izleyeceğime karar vermiş değilim. Evde mi, Lig TV’de mi, yoksa eski TFF Başkanı Haluk Ulusoy’un ofisinde mi? Ev Teşvikiye’de, Lig TV Kemerburgaz’da, Haluk başkanın ofisi Levent’te. EN yakını başkanın ofisi. Ama başkan ofiste mi? Öğrenmek için başkanın sekreteri Fulya’yı arıyorum. Orada olduğunu söyleyince atlayıp gidiyorum. Daha ofise kapıdan girer girmez inanılmaz bir balık kokusu... Başkan ve arkadaşları bahçede mangal yapıyorlar. Balıklarda lüfer, bu mevsimde nereden buldularsa artık. Ben gelir gelmez, ‘Gel otur kaynanan seni seviyormuş’ diyorlar. ‘HERKES AVCI OLDU’OFİSTE de Salim Karabacak, eski hakemlerimizden Muhittin Boşat, Sabri Çelik, başkanın oğlu Saffet Ulusoy ve en yakın arkadaşı Mustafa Yarımbaş. Hepsi balıklara öğle yumulmuş ki, beni görmüyorlar bile. Karnım tok olduğu halde masada kocaman lüferler adeta ‘Gel beni ye’ diyor. Dayanamıyorum oturuyorum. Herkes (Ben hariç) 2’şer taneyi götürüyor. MAÇ başlamak üzere. Hepimiz televizyonun karşısına geçiyoruz. Kadrolar okununca, mırın-kırınlar başlıyor. Ortak görüş ‘Selçuk bu takımda nasıl oynamaz, Gökhan neden sağ bek oynamayıp, Hamit önünde oynamıyor?’ Bakıyorum herkes bir anda teik patron Abdullah Avcı olmuş. ‘SELÇUK DA GİRSİN’MUSTAFA Yarımbaş, “Bu Hollanda maalesef bizi rahat yener” deyince başkan Haluk Ulusoy, “Gel o zaman iddiaya girelim. Ben Türkiye’yi tutuyorum. Sen Hollanda’yı” diyor. Başkan Türkiye’ye öyle güveniyor ki “Sana beraberliği veriyorum üstüne de 1’e 5 veriyorum“ diyor. Yani bin liraya, 5 bin lira. Mustafa Yarımbaş sokakta para bulmuş gibi hemen kabul ediyor. Maç başlıyor ve dakikalar ilerledikçe golleri kaçıran biziz. ARDA, biraz çabuk davransa 1. golümüz gelecek. Arda karşı karşıyayı atsa 2. golümüz gelecek. Umut’un direkten dönen kafası girse 3 olacak. Odada olan herkes kaçan gollere hop oturup, hop kalkıyor. İsyan etmeden duramıyor. Odadaki ortak görüş aynen şöyle: “Gökhan sağbeke geçmeli, Hamit daha açık oynamalı, Selçuk da oyuna girmeli.”Lokum gibiAMA Abdullah Avcı aynı görüşte değil. Kulübede bir hareketlenme var. belli ki değişiklik yapılacak. Hepimiz diyoruz ki “Emre çıkar, Selçuk girer.” Ama Abdullah Avcı bizim düşündüğümuz gibi düşünmüyor ve Nuri’yi oyunu sokuyor. Odada feryat figan. SELÇUK hâlâ kulübede duruyor. Ve öyle bir gol yiyoruz ki iddiayı kazanacak olan Mustafa Yarımbaş bile böyle gol yenir mi diye isyan ediyor. Ahlar-vahlar arasında Hollanda maçı kazanıyor. Haluk Ulusoy’da 5 bin lirayı canlı canlı Yarımbaş Mustafa’ya ödüyor. Başta eski ve tecrübeli hakemlerimizden Boşat ve Çelik olmak üzere odadakilerin ortak görüşü hakem Carlos Carballo için ‘lokum gibi hakem.’ Sipariş versen böylesini bulamazsın.
İMİN dopingli olduğunu yazımın sonunda öğreneceksiniz! Ama hangi takımdan olduğunu söyleyeyim. Bu çocuk Beşiktaş’ta oynuyor. Maça gelince net bir skor var. Karabük 0, Beşiktaş 3. Sakın skora bakıp da Beşiktaş’ın müthiş oynadığını düşünmeyin. Peki neden 3-0 kazandı? Beşiktaşlı futbolcular arı gibi. Kimin nerede oynadığı önemli değil, herkes her yerde. Kimin yardıma ihtiyacı var, benim yerim yurdum burası demeden mert bir bir sorumluluk duygusuyla birbirlerinin yardımına koşuyorlar. KALECİ McGregor’a hiç iş düşmedi desem abartmış olmam. Sivok ve İbrahim Toraman çok akıllı oynadılar. Uğur her maç artı olarak üstüne koyuyor. Uğur’un her türlü gol atacağı aklıma gelirdi ama Messi gibi tüm rakip futbolcuları çalımlayıp topu ağlara yollayacağı aklımın ucundan geçmezdi. Batuhan fizik olarak hazır değil ama Beşiktaş’ın 3 golünün 2’ sinde payı vardı. İLK golde Hilbert’in ortasında bütün defansı dağıttı ve Fernandes topu ağlara gönderdi. Fernandes’in 2. golünde de Batuhan’ın payı vardı. Duvar pasında Fernandes’e gol attırdı. Veli ve Necip, Beşiktaş’ın en çok koşan, çalışan futbolcuların başında geliyordu. Beşiktaş kazanırken gol pozisyonu da verdi. BUNLARA dikkat etmeli. Karabük bana göre 3-0 mağlubiyeti haketmedi. Beşiktaş ceza sahasına çok iyi geldiler ama ceza sahası içinde son pas ve vuruşları yeteri kadar iyi olmayınca, golü bulamadılar. Hele Shelton’ın kaçırdığı bir gol var ki, 7 metrelik kale yerine topu direğe nişanladı. Eee puan almak içinde gol atmak lazım. Beşiktaş her geçen gün takım olma yolunda hızla ilerliyor. BEN YORULDUM...EVET gelelim yazının başındaki dopingli çocuğa. Bu çocuğun adı Olcay. Bu çocuğun ya 3-5 tane ciğeri var ya da dopingli! O koştu ben yoruldum, o koştu seyirciler yoruldu, o koştu yedek kulübesi yoruldu. E be kardeşim senin herkesi yormaya ne hakkın var... Samet Hoca’yı da kutlamak gerekir. Kısıtlı kadrosuyla Beşiktaş’ı takım olma yolunda hızla ilerletiyor. Maçın hakemi İlker Meral ve yardımcılarına gelince, onları da kutluyorum, harika bir maç yönettiler.
SEZONUN ilk derbisinde müthiş bir mücadele, harika goller ve zaman zaman da büyük keyif aldığımız bir futbol izledik. Her iki takımın da kazanmak için sahaya çıkmaları bu pozitif futbolda en büyük etkendi. Beşiktaş, maça taraftarının da inanılmaz desteğiyle başladı. Bu destek, Beşiktaşlı futbolcuları maçın bitimine kadar ayakta tuttu ve onlara moral verdi. Tribünde taraftarın ruhlarıyla maçtaki futbolcuların ruhu adeta bütünleşti.BU sezon belki Beşiktaş’ın mağlup olduğu maçları göreceğiz. Ama o maçlarda bile yaptığı mücadeleyle, kazanma isteğiyle, hırsıyla hep alkışlanacak demiştim. Dün de Beşiktaş mağlup olsaydı, ki bana göre galibiyet hakkıydı. Beşiktaş taraftarı yine takımını alkışlayacaktı. GÜZEL goller izledik. İlk 45 dakikada maçın mutlak hakimi G.Saray’dı. Pozisyon bulan da G.Saray’dı. Cenk inanılmaz goller çıkarırken, yediği gollerde de hata vardı. Umut’un attığı 2. golde topu eliyle kontrolü bana göre hentbol olmalıydı. Holosko attığı 2 gol ve çalışkanlığıyla Samet Aybaba’yı mahçup etmedi. BEŞİKTAŞ takım halinde çok iyiydi. Yardımlaşma mükemmeldi. Zaten Samet Hoca’nın da istediği bu. Takım olmak. Bana göre Beşiktaş kısa zamanda büyük yol katetti. Beşiktaş defansında oynayan Sivok ve Escude özellikle ilk 45 dakikada arkasına hem çok top hem de çok rakip kaçırdı. G.Saray’ın büyük yeteneği Selçuk, Veli’yle ve İbrahim Toraman’la mücadele etmekten gerçek performansını gösteremedi. Şurası kesin ki, G.Saray’da Beşiktaş’takinden daha çok yetenekli futbolcu var. Ama Beşiktaşlı futbolcuların takım olma ruhu aradaki bu farkı dengeledi. G.Saray’ın attığı 3. gol penaltıdan geldi ki; bana göre bu pozisyon penaltı değildi. YILDIRIM ETKİLEDİÖZETLE sezonun daha 2. maçı olmasına rağmen çok zevkli, keyifli ve gollü bir maç seyrettik. Takımlarını pozitif futbol oynatmaya çalışan Samet Aybaba ve Fatih Terim’i bu bakımdan kutluyorum. Ve izleyenlere keyifli bir maç seyrettiren her iki takım futbolcularını alkışlıyorum. Maçın hakemi Bülent Yıldırım maçın kaderini etkileyecek 2 karar verdi. Birincisi Umut’un attığı golde topu elle kontrol ettiğini görmemesi, ikincisi ise Burak’ın penaltı olmayan pozisyonuna penaltı düdüğü çalmasıydı.
YILLARDIR Olimpiyat Stadı’nda İstanbul BŞ’den bir türlü 3 puan alamayan Beşiktaş, dün de aynısını yaptı. Maçın geneline, oynanan futbola, pozisyonlara şöyle bir göz atarsak 3 puan İstanbul BŞ’nin hakkıydı. Daha çok pozisyon buldu. Daha çok oyuncuyla Beşiktaş kalesine yüklendi, peki neden kazanamadı? Çünkü Beşiktaş’ın kalesinde inanılmaz kurtarışlar yapan bir Cenk vardı. Buradan Cenk’e kocaman alkış ve tebriklerimi gönderiyorum.SEZON başı hazırlık maçlarında Beşiktaş’ın en büyük eksiği gol pozisyonu üretmemek ve gol kısırlığıydı. Dün bunu da açık ve net bir şekilde gördük. Ama şunu da kabul etmek gerekir ki Veli’nin oyundan sakatlanıp çok erken çıkması Samet Aybaba’nın oyun düzenini önemli bir şekilde bozdu. Hazırlık maçlarında iyi bir performans sergileyen Olcay da beklenilen performansta değildi. Beni esas hayal kırıklığına uğratan Mustafa Pektemek’ti. Bu çocuğun muhakkak bir sorunu var. Bu çocuğu tanımasam ne kadarn iyi ve yetenekli bir futbolcu olduğunu bilmesem, diyeceğim ki: “Bu adam kim? Beşiktaş formasını nasıl giyiyor?” Tek olumlu hareket yapmadan, maçı bitirdi. Hâlâ inanamıyorum. BEŞİKTAŞ’A bir golü ve tek puanı getiren futbolcu Almeida’ydı. Ama buna rağmen o da vasatın altında bir performans sergiledi. Beşiktaş’ın yediği gole bir bakalım. Soldan orta geliyor, sağda Cihan gol vuruşu yapıyor. Şimdi sol bek Uğur’a sormak lazım. Sevgili Uğur, “Sen nerdesin?” ‘Buradayım’ diyorsan ben de sana derim ki, “O zaman neden rakibi gol vuruşuna engel olmuyorsun?”1 PUAN İYİDİR!İSTANBUL BŞ’ye gelince... Onların oynadağı futboldan daha çok keyif aldım. Bu da son derece normal. Neredeyse yıllardır aynı takımla oynuyorlar. Daha çok uyum içinde olmaları normal. Eğer Beşiktaş’ın kalesinde dün Cenk olmasaydı galip gelmeleri işten bile değildi. Şimdi önümüzdeki hafta, geçen sezonun şampiyonu, güçlü kadrosunu daha da güçlendiren bir G.Saray var. İnanıyorum ki Beşiktaş, o maça bu maçtan daha çok konsantre olacak. Ve dünkü maçtan çok ayrı bir maç izleyeceğiz diye düşünüyorum. DÜN Beşiktaş için 1 puan iyi midir? Evet iyidir.
2012-13 Spor Toto Süper Lig’i sürprizlerle başladı diyebiliriz. Dün Eskişehir-Akhisar bugün de Karabük-Trabzonspor’a 100 kişi iddaa oynasa 80’i Eskişehir ve Trabzon’un galibiyetine oynar. Ama böyle olmadı. Favori gösterilen Eskişehir ile dünün bankosu Trabzon sezona 1’er puanla başladı. Her iki takım da futbol adına değil vasatı aşmak, vasatı bile bulamadılar. Bulamazlardı da...BÖYLESİNE berbat ve rezil sahada Barcelona ve R.Madrid’i karşı karşıya getirseniz belki daha gollü bir maç izleyebilirdik ama onlar da futbol olarak vasatı aşamazlardı. Karabük Stadı’nın zemininden bir futbolsever olarak utandım. Herhalde bu zemini, bu hale getirenler ya da düzeltmeyenler benden daha çok utanmışlardır. Böyle bir zeminde bırakın futbolcuların işlerini yapmasını, otlanması için zemine sürdüğünüz keçi bile girmez. Girse bile ilk 15 dakikayı sakatlanmadan çıkartamaz. Daha sezonun ilk maçı ama zeminin hâline bir bakın. Zemin iyi olsaydı bu maç hem daha gollü olur hem de izleyenler daha büyük zevk ve keyif alırlardı.İLK gol Volkan’ın ayağından geldi. Volkan Şen’in gol vuruşu kadar Soner’in asisti de en az onun kadar güzeldi. 20 dakikada Seric’in ayağına basan Volkan’a en azından bir sarı kart gerekirdi diye düşünüyorum. 30. dakikaya gelmiştik Karabük’ün hâlâ şutu yoktu. 45. dakikada Karabük’ün mutlak golüne Trabzon’un en ucunda oynayan Vittek engel oldu. Karabük’ü bir kez izleyenler nasıl bir oyun planının olduğunu hemen anlarlar. Ayağına topu alan Mehmet Yıldız’a uzun pas atıyor, Mehmet Yıldız da bu topu alırsa ya kendisi pozisyon bulmaya çalışıyor ya da pas verecek bir arkadaşını arıyor. Genellikle de bu arkadaşını bulamadı.OLCAN GOLÜ YEDİ54’TE Volkan’ın golünü Olcan resmen yedi. Volkan’ın attığı şut kaleye giderken Olcan dokunup ofsayt olmasa Trabzon 2. golü de bulacaktı. 64. dakikada Vittek’in yerine giren Barış’ı eski Barış olarak göremedik. Son derece doğal karşılıyorum. Son derece uzun sakatlık devresi geçiren Barış’tan üstün bir performans beklemek haksızlık olur.MAÇ 2. yarıda biraz daha temposunu artırdı. Karabükspor daha çok oyuncuyla gol aramaya başladı. Bu cesaretinin karşılığını da Shelton’un 80. dakikadaki golüyle aldılar. Shelton’un bu golünde benim için Türkiye’nin en iyi 3 kalecisinden biri olan Tolga’nın çok büyük hatası vardı.ÖZETLE kalitesiz, ve keyif almadığımız bir maç izledik. Bunda en büyük etken bana göre zeminin kötülüğüydü. Tam bir rezillikti diyebiliriz.
BEŞİKTAŞ’IN Avusturya kampında Samet Aybaba’yla konuşuyoruz. “Hocam Sarıyer’le oynayacağınız maç basına açık olacak mı?” diye sordum. Hocadan cevap, “Tabii ki açık olacak. Kimden ne saklayacağız?” Maça gideyim, seyredeyim diyorum. Diyorlar ki basına kapalı. “Hayda.. Hocam sen maç basına açık olacak demedin mi?” Neyse vardır bir hocanın bir bildiği.DİYORLAR ki Beşiktaş’ın haberleri basında az yer alıyor. Ee böyle olursa az yer almaya devam eder. Antrenmanların maçların çoğunu basına kapatırsanız kimse birşey görmez, duymaz. Görüp duymayınca da görmediğini duymadığını yazar. İnanıyorum ki Samet Aybaba bu konuda daha anlayışlı olacak ve problemi biran önce çözecektir.TAKTİK 4-4-1-1NEYSE izlemediğim Sarıyer maçını görenlerden ve futboldan anlayanlardan dinledim. 4-4-1-1 oynatmış Samet hoca. Dinlediğim kişi, sağ bek Mehmet Akgün ve sol bek oynayan Emre’den övgüyle bahsetti. Almeida ve Hilbert’in çok arzulu ve hırslı olduğunu da söyledi. Veli yine takımın en çok mücadele eden ve hırslı oyuncusuymuş. Samet hoca, Fernandes olmadığı zaman Olcay’ın orada ne yapacağını görmek için Almeida’nın arkasında oynatmış. Kaynağım hocanın Olcay’dan çok memnun olduğunu belirtti.GELELİM defansın göbeğine.. Sarıyer maçında İ.Toraman ve Sivok oynamış ama Escude takıma girince orası Sivok-Escude olacak gibi görünüyor. Ee sakat ve cezalı olmadığı sürece Beşiktaş’ın vazgeçilmezi İbrahim Toraman ne olacak? Samet hocanın düşüncesi Toraman’ı sağ bek oynatmak ama Toraman kesinlikle sağ bek oynamak istemiyor. Zaten bunu da her çalıştığı teknik direktöre söyledi. Samet hocaya da söylemiştir. Aybaba futbolculuktan gelmiş bir teknik adam. Bir futbolcunun oynamak istemediği yerde oynatılmasının faydadan çok zarar getireceğini iyi bilir. Aybaba, mutlaka Toraman’a yer bulacaktır. O yer de ya defansın göbeği ya da öne olur. Tabii ki karar Samet Aybaba’nın ama bende Samet hoca da çok biliyor ki İbrahim Toraman sağ bek oynamak istemiyor.