AŞARILI hakemlerimizden Fırat Aydınus Eskişehirspor-F.Bahçe maçında kendisi kabul etmese de Caner Erkin’e gösterdiği kırmızı kartla büyük bir yanlış ve hata yapmıştır. Futbol dünyasının büyük bir çoğunluğu da Fırat Aydınus’un hata yaptığında birleşmiştir. Ben de aynı görüşteyim. Fırat hoca, Caner’e gösterdiği kırmızı kartta yanlış ve hata yapmıştır. FIRAT Aydınus gelen tepkiler, daha da önemlisi kendisinden daha çok önemsediği ailesine yapılan tehditler sonucu yakın dostları ve MHK Başkanı Zekeriya Alp’e hakemliği bırakacağını söyledi. Daha sonra kendisi açıklama yaptı ve “Bırakmıyorum” dedi. Fırat hoca doğruyu bulmuş. Bırakma hocam... Futbolcu kalenin içinden gol kaçırıyor, sen bu nedenle futbolu bırakan bir futbolcu gördün mü? Kaleci basit gol yiyor. Bir tane rezil bir gol yedi diye eldivenlerini asan bir kaleci gördün mü? Ben dahil birçok spor yazarı yazılarında ya da konuşmalarında yanlışlar yapıyor. Bu nedenle bir tane mesleğini bırakan gazeteci gördün mü?İNSANLAR hata yapar hocam. Hele bu hakemse yapmaması hiç mümkün değil. Çok üzüldüğünü, kırıldığını biliyorum. Ama bu hakemliği bırakmak için yeterli bir neden değil. Bırakırsan kolayı seçmiş olursun. Kaçmış olursun.. Başkalarını bilmem ama ben de sana bunu yakıştıramam.SEN İYİ BİR HAKEMSİN! EVET hata yaptın.. Bundan önce de yaptın.. Belki bundan sonra da yapacaksın. Ama bu ‘Fırat Aydınus iyi bir hakem değildir’ anlamına gelmez. Hata yapabilirsin, formsuz olabilirsin ama sen iyi bir hakemsin Fırat hocam. Zaten elimizde senin gibi birkaç tane var. Sen de kolayını seçip, hakemliği bırakmayı seçersen sana söyleyeceğim tek kelime ‘Yazıklar olsun’ olur.BENİM gibi düşünenler çok fazla. Son olarak yine tekrarlıyorum.. Kolay olanı yapma Fırat hocam.
MİLLİ Takımımız dün 500. onur maçını Danimarka’yla oynadı ve 1-1 berabere kaldı. Bu maçı izlemeseydim, kendi evimizde Danimarka’yla 1-1’lik skora mutlu olmaz dudak bükerdim. İnanıyorum ki izlemeyenler dudak bükmüşlerdir. Ama ben maçı canlı izledim ve hemen söyleyeyim mağlup da olsak düşüncelerim değişmeyecekti. TAKIMIMIZI çok beğendim. İlk 11’de oynayanlar, sonradan girenler adeta bir hazırlık maçı değil sanki bir puan veya eleme karşılaşması gibi istekli ve arzuluydular. Yardımlaşma mükemmeldi.ONUR’U çok beğendim. Çok mu fazla kurtarış yaptı? Hayır ama kalede inanılmaz bir güven içindeydi. Bu güveni takım arkadaşlarına ve tribünlere iletiyordu. Başta F.Bahçe’nin başarılı defans oyuncusu Bekir olmak üzere Gökhan’ı, Semih’i ve Hasan Ali’yi tebrik ediyorum.ABDULLAH Avcı ilk 45 dakikada çift santrafor, ikinci 45 dakikada ise tek santrafora döndü. Bence eğer millilerimiz içeride oynayacaksa tek santrfor Umut, dışarıda ise Burak olmalı diye düşünüyorum. İlk 45 dakikada kanatlarda oynayan Arda, ikinci 45 dakikada santrfora yakın oynayınca daha etkili ve başarılıydı. Çıkana kadar mükemmel mücadele etti. 64. dakikada Selçuk’un neden olduğu penaltıdan yenik duruma düştük.SELÇUK’A TEBRİK! G.SARAYLI Selçuk’u penaltıya neden olduğu için eleştirmiyorum. Bilakis alkışlıyorum. Alkış nedenim sorumluluk alıp 6 pasa kadar gelmesi. Bravo Selçuk.SONRADAN oyuna giren Kerim Frei’yi çok beğendim. Dar alanda çok çabuk oyuncu eksiltiyor. Nitekim Mevlüt’ün golünde de büyük payı vardı. EVET millileri beğendim ama en çok kimi beğendim biliyor musunuz? Taraftarımızı beğendim. İşte böyle olmalı milli takım taraftarı. Uzun zamandır hiç bu kadar coşkulu ve içten millilerimizi destekleyen taraftar topluluğu görmemiştim. Helal olsun onlara. işte milli takım taraftarı bu. Not: Haa Hadise, bu arada seni görmediğimizi ve unuttuğumuzu sanma. Tek kelimeyle muhteşemdin.
DÜN İnönü’de mücadelesiyle, oynanan futboluyla, futbolcuların sadece kazanmayı düşünmeleriyle ve golleriyle her iki takım da alkışlanmayı haketti. Hem de sonuna kadar. Helal olsun 2 takıma da.İLK 45 dakikada özellikle hücum anlamında Bursa’yı daha etkili gördük. Yeşil-beyazlıların ilk golünde Batalla adeta bütün Beşiktaş’ı uyuttu. Futbol zekası ve aklıyla bir inanılmaza imza attı. Neredesin Uğur, neredesin Sivok? GOLDEN sonra yine inanılmaz bir mücadele vardı. Ama golleri kaçıran Bursa’ydı. Gözlerin inanamayacağı goller kaçırdılar. İlk 45 dakikada Beşiktaş orta sahası, adeta Bursaspor orta sahasına teslim olmuştu. Necip, Veli ve Olcay performanslarının çok altındaydılar ve ilk yarı Bursaspor’un üstünlüğü altında bitti. İkinci 45 dakikaya Beşiktaş, inanılmaz tempolu başladı. Sağlı, sollu ataklarla, 3-5 oyuncuyla birden gol aramaya başladı ve istediği golü de buldu. Golden Hemen sonra ise Vederson’un serbest vuruşunda Beşiktaş kalesini karıştıran İbrahim, topu ağlara gönderdi. HER iki takımın futbolcularının da aklı fikri sadece ama sadece kazanmaktaydı. Bu da bizleri hop oturup, hop kaldıracak bir şekile soktu. Top bir o kalede, bir bu kalede.VE Beşiktaş penaltıdan üçüncü golü buldu. 3-2’yi yakalamasına rağmen Beşiktaş, 4.’yü arıyordu ama beklenen gol Bursa’dan geldi. 3. gol Bursa’nın en iyi oyuncularından Batalla’ya aitti. Gol güzeldi ama Beşiktaş defansının hatası çok büyüktü. 3-3’ten sonra ise her 2 takımda inanılmaz bir şekilde 4. golü atıp kazanmak için mücadele etti. Daha çok baskı kuran taraf Beşiktaş’tı. AYDINUS FORMSUZDU...FİNAL paslarını ve vuruşlarını iyi yapabilseler 4’ü bulmaları içten bile değildi. Ama bir gerçek var ki son saniyelerde Bursa, akıl almaz 2 gol kaçırdı. Hele Ferhat’ın kaçırdığı, gerçekten dövünülecek bir pozisyon. ÖZETLE bizlere böylesine zevkli, kaliteli, heyecanlı ve gollü bir maç izlettiren her 2 takım futbolcularına ve teknik direktörlerine, kocaman alkışlarımı gönderiyorum. HAKEM Fırat Aydınus’a gelince dün formsuz buldum. Mesela Beşiktaş’ın kazandığı penaltı bana inandırıcı gelmedi. Bursa’nın attığı 2. golün başlangıcı ofsayttı. Necip’e faul yapıldığında oyunu devam ettiren Aydınus, Beşiktaş topu kazanıp atağa geçtiğinde ve Olcay topu ağlara gönderdiğinde golü neden iptal etti anlamadım.
BEŞİKTAŞ’IN sezon başındaki Avusturya kampının ilk bölümünde ben yoktum ama başta bizim Atakan Kurt olmak üzere Beşiktaş’ı takip eden gazetecilerden ve yöneticilerden futbolcular hakkında bilgiler alıyordum. ÇOĞU, başta Oğuzhan ve Olcay Şahan olmak üzere bana, buradaki gençlerden A takıma 3-4 kişi gider diyorlardı. Samet hocayla konuştum. İlk sorduğum Oğuzhan’dı. Bana söylediği “Futbol zekası çok iyi, çok yetenekli, fizik olarak güçsüz ama kasık problemi yüzünden yüklenemiyoruz” oldu. SÜPER ligde 10 haftayı bitirdik. Oğuzhan’ın oynadığı süre 300 dakikayı geçmez. Mersin maçında 48 dakika oynadı. Sonra da kırmızı kart gördü. Bakıyorum 3 gündür bütün gazeteler, televizyonlar ‘Oğuzhan’ diyor başka bir şey demiyor. BEN de Oğuzhan’a diyorum ki, “Bak kardeşim iyi bir kumaşın var. Futbol zekan üst düzeyde. Yardımlaşmayı seviyorsun, direkt kaleyi düşünüyorsun, pasların ve gol vuruşların güzel. Çok gençsin ama peşin peşin de söyleyim. Daha hiçbir şey değilsin. Ben böyle 3-4 karşılaşma oynayıp da göklere çıkarılan, ayakları yere basmayan belki de senden daha yetenekli olan fakat dolduruşa gelip çok havaya giren fazlasıyla futbolcu gördüm.NE olur sakın olmadan olmuş havasına girip düşme. Daha yolun başındasın ve söylediğim gibi daha hiçbir şey yapmadın. Yeteneklerin ve futbol zekan çok. Fazlasını yapmak için yeterli. Yıllarca milli takım ve Beşiktaş’a hizmet etmek istiyorsan çok daha çalışman gerekli. YILDIZ DEĞİLSİN!AMA Samet hocanın söylediği gibi yıldız değilsin. Yıldız olman için devamlı oynamalı, maçlar kazandırmalı, şampiyonluklar yaşamalı ve kupalar kaldırmalısın. Bunun için yeteneğin var mı? Fazlasıyla var. üstüne basa basa tekrar söylüyorum. Sakın ama sakın yazılanlara konuşulanlara bakıp ‘Ben neymişim’ deyip yan gelip yatma. EĞER böyle yaparsan hem Beşiktaş, hem milli takım, hem futbolseverler, senin gibi bir futbolcuyu izlemekten mahrum kalır, ama en önemlisi sen kaybedersin. Şanslısın çünkü bu tür yetenekli futbolcuları seven de, döven de bir teknik direktöre sahipsin. Eminim ki benim söylediklerimi sana Samet Aybaba da söylemiştir. Haydi Oğuzhan. Her hafta üstüne koyarak böyle devam et ve çok çalış, gerisi zaten gelir.”
KURA çekiminde Beşiktaş’a Of takımı çıktığında, hele maç Of’ta değil de İstanbul’da olunca Beşiktaşlılar, derin bir ohh çekmişlerdi.Ama özellikle ilk 45 dakika hiç de bekledikleri gibi olmadı. Siyah-beyazlılar, bir de yenik duruma düşünce, ‘ohh ohh‘ değil ‘off of’ çekmeye başladılar. Samet Aybaba maça neredeyse tamamen yedeklerden kurulu bir 11’le çıktı. Eleştirenler olacaktır, ben de eleştiriyorum ama çok fazla değil. Samet Aybaba kimin nereye girebileceğini ancak böyle maçlarda görebilir. Mesela Samet hocanın düşüncesi bir sağ bek bulup Hilbert’i sağ önde oynatmak. Bunu için de Mehmet Akyüz’ü defansın sağında oynattı.AYBABA’YI anlıyorum. Sinekten yağ çıkarmaya çalışıyor. Ama dün gördük ki M.Akyüz Beşiktaş’ın sağ beki değil. Olamaz da... Çünkü defans oynamayı bilmiyor. Çalışkan, agresif ama yeri sağ bek değil. Kendini daha da geliştirirse sağ ön olur.İLK yarıda inanılmaz mücadele eden, rakibinden korkmayan, ilerde baskı yaparak Beşiktaş defansını çıkarmayan, cesurca gol arayan bir Ofspor izledik. Valla helal olsun, bu kadarını beklemiyordum.PANİK BAŞLADI...CENK’E fazla iş düştü diyemem. Yediği golde ise sıfır hatası vardı. Gökhan, çok sert ve çok iyi yere vurdu. Bir defans, bir forvet oyuncusuna böylesine kolay gol vuruşu davetiyesi çıkartmamalı. Emre’yi, Hasan’ı ve Erkan’ı çok beğendim.Emre, biraz daha güçlenirse Samet hocanın düşündüğü ‘Emre arkada U.Boral önde’ düşüncesi gerçekleşebilir. Erkan, Beşiktaş’ın en çalışkan, topu rakip kaleye en çabuk taşıyan oyuncusuydu. Eksiği; pas ve şutlarını daha iyi olması gerekiyor. Bunu da yapabilecek bir oyuncu.2. yarıda Samet Aybaba, baktı pabuç pahalı, Beşiktaş’ın skorer 2 oyuncusu olan Fernandes ve Almeida’yı oyuna aldı.Nitekim 2 gol de onlardan geldi. Fernandes ve Almeida’nın oyuna girmesi Ofspor futbolcularını psikolojik olarak olumsuz yönde oldukça ektiledi. Panik ve telaş başladı.Aybaba, Batuhan’ı kazanmak için, kötü oynadığı halde Batuhan’ın neler yapabileceğini bildiği için ısrarla oynatıp, kazanmak istiyor. Ama Batuhan ısrarla kötü oynamaya devam ediyor. Özetle Beşiktaş, ölüp ölüp dirildiği bir maçı daha kazanıp derin bir ohh çekerken maçın ve turun yanında Emre, Hasan ve Erkan’ı da kazandı.
GEÇEN hafta Trabzon’la berabere kalmasına rağmen özellikle ikinci yarıdaki futboluyla büyük keyif veren Beşiktaş, dün 3-1 kazanmasına rağmen bırakın keyif vermeyi resmen ızdırap çektirdi. 4 gollü bir maç keyifsiz olur mu diyeceksiniz? Ben de izlemeseydim olmaz derdim ama dün canlı canlı izledim ve hiç keyif almadım.4 golde de büyük defans hatası vardı. Hele Beşiktaş’ın yediği komikti. Beşiktaş’ın attığı ilk golde de Holosko sağdan bas bas bağırıyor ‘Orta yapacağım’ diye Almeida da cevap veriyor ‘Sen ortala ben gol yaparım’. Ben bunu tribünlerden anlıyorum ama Kasımpaşalılar seyrediyor. Evet Paşa defansı kötü gol yedi ama süper orta yapan Holosko’yla kafasını iyi kullanan Almeida’nın hakkını yemek haksızlık olur. MAÇIN en keyifli tarafı Fernandes’in attığı golün yapılışı ve atılışıydı. Beşiktaş’a şöyle bir baktım, takımın yarısı isterseniz hemen sayayım; Uğur, Olcay, güzel golüne rağmen Almeida, sonra giren Necip ve Veli gerçek performanslarının yarısında bile değildi. Olcay ve Uğur her geçen gün güçleneceklerine daha da ağırlaşıyorlar. Ama bana derseniz ki mühim olan 3 puan, buna da söyleyecek sözüm ‘3 puan çok önemli ama izleyenler de biraz futbol ister.’ DÜN 4 gol gördük ama oynanan futboldan zevk almadık. Ben Aybaba olsam antrenman bittikten sonra Almeida’yı yarım saat kaleciyle karşı karşıya kalındığında topa nasıl vurulur onu öğretirim. Trabzon’da kaçırdığının kolayını bugün kaçırdı. HAFTA arası Samet Aybaba’yla konuştuğumda Kasımpaşa maçıyla başlayan bir seri yakalamalıyız demişti. Bakalım seri ne kadar devam edecek.PAŞA ÜRKEK OYNUYOR!BEŞİKTAŞ’IN kötülerini saydık iyilerin başında ise Hilbert, Sivok, Fernandes ve Oğuzhan geliyordu. Oğuzhan’ın kumaşı iyi ama daha üzerine koyması gerek. KASIMPAŞA’YA gelince onlardan atak, golü düşünen, daha çok futbolcuyla gol arayan bir takım bekliyordum. Ama nedense gol yollarında ürkek ve çekingen bir takım izledim.ÖZETLE Beşiktaş zor görünen bir maçı çok iyi oynamamasa da kolay geçti. Ama şunu da söyleyeyim 2. devre oynanan futbol, gelip gelmelerine rağmen Trabzon maçındaki futbolun tadını damağımızda bıraktı. Ve Beşiktaş’ın en büyük sevinci, 4 haftadır hasret kaldığı 3 puanla tanışmasıydı.
SON 3 maçını kaybeden Beşiktaş’ın dün kesinlikle kazanması gerekiyordu. Aksi halde 4 kez üst üste kaybetmiş olacaktı ki, ben siyah-beyazlılar için yıllardır böyle bir tablo hatırlamıyorum.İLK yarı iki takım da önce yumruk yememek, sonra yumruk atmak isteyen 2 boksör gibiydi. Mücadele vardı ama iki takım da devre arasına 0-0’la gitme niyetindeydi. Bu düşünceleri de 45. dakikaya kadar gerçekleşti.FAKAT 45’te Fernandes bir serbest vuruşta topu rakibine vurdurup sarı kart aldırmak istedi. Ancak top Emerson’a gitti. Trabzonspor Fernandes’in bu cinliğini çok iyi kullandı ve kontratak golü nasıl olur onu gösterdi.İKİNCİ 45 dakikaya Samet Aybaba hatasını düzelterek başladı. Batuhan’ı alıp Almeida’yı yerine çekti. Aybaba’ya sormak isterim. ‘Neyi düşünerek Almeida’yı kanada aldın?’ diye. İkinci yarı bol pozisyonlu bir mücadele izledik.BEŞİKTAŞ ikinci 45 dakikayı adeta tek kale oynadı. Trabzon’u oyun alanının her yerinde yaptığı inanılmaz baskıyla iyice bunalttı. Karadeniz ekibi artık gol atmayı değil yememeyi düşünüyordu ama Fernandes gibi biri vardı ki oynadığı futbolla, attığı çalımlarla, ipe dizer gibi adam geçmeleriyle ve harika golüyle taraflı tarafsız seyredenleri mest etti.BEŞİKTAŞ’I ALKIŞLIYORUMBU arada kaptan İbrahim, Uğur, Ersan ve Oğuzhan, Kartal’ın öne çıkan oyuncularıydı.FUTBOLDA kazanmanın ilk şartı topu ağlara göndermek. Beşiktaş, Trabzon gibi ligin en az gol yiyen takımı karşısında Almeida’sıyla Olcay’ıyla Holosko’suyla inanılmaz pozisyonlar yakaladı. Böyle bir takım karşısında bu net pozisyonları kaçırırsan, kazanamazsın. Nitekim de kazanamadı.BUNA rağmen Beşiktaş taraftarı maçın bitiminde takımını ‘Böyle oynayın, canımızı yiyin’ diyerek çılgınca alkışladı. Bence Beşiktaş 2. yarıda oynadığı futbolla 3 puanı hak etti. Beşiktaş’ı kazanmamasına rağmen canı gönülden alkışlıyorum. Ayrıca Onur’u da yaptığı inanılmaz kurtarışları için tebrik etmemek biraz ayıp olur.
YALNIZ Milli Takım değil, kulüplerimizde de bu plak böyle çalar. Başarısızlık mı var, başkanı, yönetimi futbolcuları gönderemezsin.. Geriye kim kaldı? Tabii ki teknik direktör.. Yani vurun abalıya! Evet Milli Takım son 20 senedir eleme gruplarına hiç bu kadar erken havlu atmamıştı. Tabii ki başarılarda nasıl teknik direktör pay sahibiyse, başarısızlıkta da öyledir. Ama ben her şeye rağmen istikrardan yana olduğum için teknik direktör Abdullah Avcı’yla yola devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum.GELEN DE BAŞARISIZ OLURSA!DİYELİM ki Abdullah Avcı’yla yolları ayırdık ya da istifa etti.. Yerine kim gelecek? Koltuğa oturacak yeni teknik direktörün başarısının bir garantisi var mı? Hele yabancı hoca gelirse ve yine başarısız olursak o zaman iki türlü yandık. Hem maddi hem manevi.