Büyük bir merakla beklenen G.Saray-Beşiktaş derbisinde dağ fare doğurdu diyebiliriz. Her 2 takımda da özellikle G.Saray’da çok yetenekli, kaliteli oyuncular var. Beşiktaş koşan, mücadele eden futbolculara sahip. Böyle 2 takımın maçında izleyenler ne bekler? Tabii ki tempolu, heyecanlı, gol olmasa bile gol pozisyonu çok olan bir karşılaşma.BUNLARIN çoğu yok denecek kadar azdı. Samet Aybaba bana göre büyük bir yanlış oyuncu tercihiyle maça başladı. Yeteneğine, kalitesine, futbolculuğuna lafımız yok. Ama böylesine yetenekli, kaliteli bir futbolcunun da dünkü kadar kötü oynamaya hakkı yok. Heralde kimden söz ettiğimi anlamışsınızdır. Tabii ki Fernandes.SAMET hoca bu Fernandes’le nasıl başladı, daha kötüsü nasıl devam etti anlamak mümkün değil. Erken gol Beşiktaş’ın dengesini bozdu. Sağdan orta yapılıyor, Solda Emre boş, gol vuruşu...MEHMET Akgün, neredesin kardeşim? Golde hatalı olan M.Akgün, daha sonra inanılmaz ters kademeye girerek Beşiktaş’ın bir gol daha yemesine engel oldu. Beşiktaş dünkü maçı kaybetmesinin en önemli nedeni orta saha oyuncularının 2 pas üst üste yapamamasıydı. İnanılır gibi değil.KAZANDIKLARI bütün topları rakibe verdiler, 3 pas üst üste yapamadılar. Almeida’nın yokluğunda Holosko, forvet oynadı. Çok iyi niyetliydi ama ne olursa olsun Holosko, rakip kaleye arkası dönük oynayamaz. Bu sezon seyrettiğim en kötü Beşiktaş sahadaydı. En iyi becerdikleri mücadeleyi maçın skoru ne olursa olsun bırakmamaları özelliğini bile kullanamadılar.ÖZKALFA SIRITMADIYENİ transferlere gelince dün 2’side hiçbir varlık gösteremedi. Tabii ki bu kötü futbolcu oldukları anlamına gelmez. İlk maçlarıydı karar vermek için erken.ZEVKSİZ heyecanı olmayan bir derbi izledik ve bu derbiyi kötünün iyisi olan G.Saray kazandı. Tolga Özkalfa, iyi bir maç yönetti. Melo’ya gösterdiği kırmızı kart yanlıştı, Melo’nun tükürüğü yoktu. Özkalfa bu kırmızı kartı yardımcısının uyarısıyla verdi.
“Derbide hem saha ve seyirci hem de kadro derinliği avantajı G.Saray’da.”YÜZ yılı geçkin olan derbilerden, bir G.Saray-Beşiktaş derbisi daha geldi. Yarın Arena’da oynanacak maç öncesi iki takımı masaya yatıralım ve buna ev sahibiyle başlayalım...İLK akla gelen ve hiç de yabana atılmayacak şey, saha ve seyirci avantajı. 50 bine yakın G.Saray taraftarının takımlarını destekleyecek olmalarına kimse ‘ne olacak ya, Beşiktaş böyle maçları çok oynadı’ demesin. Kabul edelim büyük avantaj. Gelelim G.Saray’ın 2. ve yabana atılmayacak bir diğer avantajına. Bir gerçek var ki G.Saray’ın kadrosu hem kalite, hem genişlik, hem de alternatif olarak daha iyi. Terim gol yollarında sıkışsa bakar kulübeye Elmander gel hazırlan, Burak veya Umut’a çık der.SNEIJDER COŞKUSU BEŞİKTAŞ’IN bir tane, o da sakat, santrforu varken, G.Saray’ın 3 tane var. Kanatlarda sorun mu var? Hamit gel koçum, Emre veya Aydın’dan birine gir aslanım... Özetle Fatih Terim’in saha ve seyirci avantajına, kadro zenginliğini de katarsak maça neredeyse 1-0 galip başlıyor. Oynatacak mı bilmem ama buna yeni transfer Wesley Sneijder coşkusu da eklenecek.SELÇUK FAKTÖRÜŞİMDİ G.Saraylılar da, Beşiktaşlılar da maçın skoru kadar Sneijder’in oynayıp oynamayacağını merak ediyor. Benim tanıdığım Fatih Terim Sneijder’i 18’e alır ama onunla başlamaz. Duran toplar maçın skorunu etkileyebilir. Fernandes’in oynamayacağını düşünürsek bu konuda Selçuk İnan’ın bu vuruşları çok iyi kullanması nedeniyle G.Saray bir adım önde. Bu nedenle Beşiktaşlı futbolcuların özelikle kendi kalesine yakın yerlerden faul yapmaması gerekir.Muhtemel 11’lerG.SARAY: Muslera, Dany, Semih, Riera, önünde Hamit, Melo, Selçuk, Emre, forvette ise Burak-Umut ikilisi.BEŞİKTAŞ: McGregor-Hilbert, Sivok, Toraman, Gökhan, önlerinde Necip ve Holosko, Veli, Olcay üçlüsü, onların önünde Oğuzhan ve ileri uçta Almeida.Beşiktaş hızlı oynuyorBEŞİKTAŞ’IN en önemli silahı Fernandes sakatlığı nedeniyle oynamayacak. Aybaba’nın onunla başlayacağını düşünmüyorum. Ama o ilk 18’de olacak. Yeni transfer Dentinho da 18’de olacak gibi görünüyor. Eee uzatıyoruz ama birde İbrahim Toraman’ın sakat oynayacağını düşünürsek, Samet Aybaba’nın çaresizliğini daha iyi anlarız. Evet G.Saray avantajlı gibi görünüyor ama bu demek değil ki Beşiktaş gidip G.Saray’a teslim olacak. Beşiktaş’ın da avantajları var..1- EN başta daha çabuk oynuyorlar.2- Daha fazla koşup mücadele ediyorlar.3- Rakip kaleye daha çabuk ve daha çok oyuncuyla gidiyorlar.4- Maçın içinde skor ne olursa olsun, kesinlikle maçı bırakmıyorlar ve maçtan kopmuyorlar.5- Özetle ben yarınki derbiden gollü bir beraberlik bekliyorum. 1-1, 2-2 gibi.Aybaba’nın çaresizliğiBEŞİKTAŞ zor bir deplasmana gidip iyi bir takımla oynayacak. Kontrol edilecek, oynamasına fırsat verilmeyecek oyuncuları çok. Samet Aybaba, Arena’dan ve G.Saray’dan çok kendi takımını düşünüyor. Çünkü derbiye çok sıkıntılı gidiyor. Zaten elinde kısıtlı ve alternatifsiz bir kadro var. Yetmiyormuş gibi önemli oyuncularının sakatlıkları da eklendi buna. Doktorlar “3 hafta oynayamaz” derken, Aybaba “Almeida’yı iğneyle oynatacağım” diyor. Bu şartlarda bir futbolcu gerçek performansının ne kadarını, nereye kadar verir?
Beşiktaş ayağına gelen liderlik fırsatını bir kez daha tepti. Aslına bakarsanız izleyenler zevkli, heyecanlı, tempolu ve bol gollü bir maç izlediler. Bu nedenle takımını cesur ve yürekli oynatan İstanbul BŞ Teknik Direktörü Bülent Korkmaz ve hemen her maç taraftarlarını heyecandan hop oturtup, hop kaldıran Samet Aybaba’yı tebrik etmek gerekir. Tabii 2 takım oyuncularını da.Siyah-beyazlılar bu maçı kazanıp lider olmak için maça çok hızlı başladı. İstanbul BŞ ise daha temkinliydi. Bülent Hoca ileride Webo’yu kontra ataktan gol bulmak için Beşiktaş yarı alanına yerleştirirken, sürpriz isimler Tom ve Visca’yla da golü planlıyordu.BU oyun tarzıyla ilk gol Beşiktaş’tan beklenirken, İstanbul BŞ’den geldi. Yapılış olarak güzeldi ama Beşiktaş defansının Holmen’e bu kadar rahat gol vuruşu yaptırmaması gerekirdi. İstanbul BŞ gole rağmen katı defans anlayışına bürünmedi. Beşiktaş’ın beraberlik golü çoğu zaman olduğu gibi yine duran toptandı.OĞUZHAN köşe vuruşunu iyi kullandı ve Sivok’ta topa iyi yükseldi. 1-1’den sonra iki takım da 3 puanı düşünüyordu. Beşiktaş çok oyuncuyla gol ararken, İstanbul BŞ orta sahayı kalabalık tutup Webo’yla ve Tom’la öne geçmek istiyordu.VE Beşiktaş’ın keyifle seyredilecek 2. golü geldi. Emre’nin taç atışını çabuk kullanması, Almeida’nın mükemmel topuk pası ve Olcay’ın gelişine topu ağlara gönderişi, 90 dakikanın en güzel görüntüsüydü.CENTİLMENCE BİTTİ2. yarıda Bülent Hoca silahı Doka’yı oyuna soktu ve beraberlik golünü, onun ayağından buldu.ÖZETLE zevkli, kaliteli, heyecanlı, tempolu, gol pozisyonları ve golleri çok olan bir maç izledik. Mücadelede iki takım futbolcuları da çirkinliğe bulaşmadı, tekmeler ve tokatlar havada uçuşmadı. Maç son derece centilmence bitti. Ama bir gerçek var ki Beşiktaş, en azından 1 haftalıkta olsa liderliği kaçırdı.MAÇIN orta hakemi Serkan Çınar bir tek hatası dışında aslanlar gibi maç yönetti. Tek hatası Doka’nın attığı golde topu elle düzeltmesini görmemesiydi. İnanıyorum ki kesinlikle görmemiştir. Görse mutlaka düdüğünü çalardı.
2004-05 sezonu başkan Yıldırım Demirören, teknik direktör yok. Her kafadan bir ses, aklına gelen isim yazıyor, konuşuyor. Bunlardan biri de Real Madrid’i çalıştıran Del Bosque. Artık bu kadar da uçulmaz diyoruz. Adam Real Madrid’i bırakıp Beşiktaş’a mı gelecek? Ama Yıldırım Demirören bu kadar da uçulmaz denilen ismi Beşiktaş’a getirmeyi başarıyor.SEZON başlıyor, Beşiktaş ilk yarıyı lider F.Bahçe’den 13 puan geride bitirip kupadan da elenince Del Bosque’ye tak herkes yoluna deniliyor ve İspanyol gönderiliyor.GELİRKEN coşkuyla karşılanan Del Bosque gönderilirken her zaman olduğu gibi yalnızdı. Röportaj yapmak için havaalanına gidiyorum, açıkça söyleyeyim hiç umudumda yok. Ruh hali nasıl olur? Suratı asık mı? Gergin mi? Sinirli mi? Kızgın mı? Bu havadaki bir insan röportaj verebilir mi? Yanına yaklaşıyorum hiç de anlattığım havada değil. Her zamanki güler yüzüyle karşılıyor bizi ve de röportaj yapıyoruz. Belli etmiyor ama belli ki üzgün ve kırgın.‘BAŞKAN BİRAZ BEKLESİN’NEYSE daha sonra İspanya Milli Takımı’nın başına geçiyor. Bir randevu alıp bizim kameraman Ümit Kül ile yanına gidiyoruz. Randevu saati 14.00, 10 dakika kala geliyor röportaja başlayacağız. Tam o sırada sekreteri Del Bosque’ye İspanya Futbol Federasyonu Başkanı’nın görüşmek istediğini söylüyor. Gideceği yer 2 oda ötede. Ben “Vaktimiz var sorun olmaz” dememe rağmen, Del Bosque sekreterine dönüp “Misafirlerim Türkiye’den geldi. Röportaj bitsin hemen geliyorum, onları bekletmem ayıp olur” der.HER şey hazır röportaja başlayacağız. “Kamera açık mı?” diye soruyor. “Evet” deyince, “Lütfen kapatır mısınız özel bir şey konuşmak istiyorum” ve Ümit kamerayı kapatıyor, Del Bosque konuşmaya başlıyor.‘BU PARA İÇİMDE YARADIR’“BEŞİKTAŞ’LA mahkemeliğiz şu anda, toplam alacağımız 3 milyon Euro. Beşiktaş’a 3 kez haber gönderdim. Bu parayı şimdi ödemezseniz çok daha fazlasını ödersiniz. Cevap, biz de mahkemeye gittik, bu davayı kazanırız. Ve onlara diyorum ki bizim avukatlarımızın böyle kaybedilmiş tek bir davası yok. Avukatlarım da neden arıyorsun bırak ödemesinler diye deyim yerindeyse beni dövecekler. Ve davayı kazanıp 3 milyon Euro yerine, 8.5, 9 milyon Euro almayı hakediyoruz. Bu paranın zaten çoğu avukatlara gitti. Diğerini de ben ve yardımcılarım aldık. Beni üzen başarılı olamadığım bir takımdan istemeyerek de olsa hakkım olmayan parayı almak. Bu içimde bir yaradır. Sizlerle paylaşmak istedim.”KAMERA açılıyor röportaj başlıyor ve bitiyor. Del Bosque bizi en iyi şekilde ağırlayıp yolcu ediyor. Demirören’in “En büyük pişmanlığım Del Bosque’yi göndermektir” itirafı ne kadar doğruymuş. Teknik adamlığı için 2 kelime söyleyeceğim çünkü mal ortada. Bizim yılın kasabı seçtiğimiz Del Bosque’yi FIFA ‘Yılın teknik direktörü’ seçti. Bilmem anlatabildim mi?
ANTALYA’DAKİ Tuttur Cup’ın 3.’lük maçında Trabzon, penaltılarla istediğini aldı. Hemen söyleyelim, 90 dakika içinde çok zevkli bir maç izlemedik... Penaltılar daha heyecanlıydı desem hiç de yanlış olmaz.TRABZON, Beşiktaş’a oranla daha çok pas aptı, daha çok topa hakim oldu. Daha çok mücadele etti ve daha az top kaybetti. Bordo-mavililer daha iyi oynarken ilk pozisyona 7. dakikada Beşiktaş girdi. Sivok, daha iyi vurabilse Beşiktaş’ı 1-0 öne geçirirdi. 4 dakika sonra Hilbert net bir pozisyon yakaladı, o da faydalanamadı, Bu pozisyonda topu resmen elle önüne düşüren Hilbert’i hem hakem hem de yardımcının nasıl görmediğine şaşırmamak elde değil. Pozisyonun hakkı, elle oynama ve sarı kart olmalıydı.12’de Beşiktaş bir gol yedi ki evlere şenlik. Soldan yapılan bir orta, 3 Beşiktaşlı, ama kafayı vuran golü atan Janko... Ağlar mısın güler misin? Sivok, Uğur ve McGregor orada. Daha çok McGregor’un hatası var... Madem topa vuramayacaksın neden çıkıyorsun kardeşim! Ama hakkını da verelim. 2 de kritik kurtarış yaptı.ASLINDA bu golü Trabzon attı değil, Beşiktaş yedi desek daha doğru olur. Beşiktaş’ın attığı gol için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.MEHMET AKGÜN İYİYDİDÜN Mehmet Akgün sağ bek, Hilbert de önünde oynadı. Bu Samet Aybaba’ın uzun süredir düşündüğü bir şeydi. Mehmet’i beğenim. Hilbert için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim...MAÇ 1-1 bittiğinde sıra izleyenleri maçtan daha çok heyecanlandıran penaltılara geldi. Trabzon’dan en iyi penaltı atan Vittek, en kötü ise Emre’ydi. Beşiktaş’tan ise en iyi penaltıyı Sivok, kötüyü ise Hilbert kullandı. Penaltıları kaleciler kurtarmadı, Hilbert, Emre ve Almeida kaçırdı diyebiliriz ama ben özel maçlara önem vermem. Süper Lig maçları daha heyecanlı olacaktır.
SAMET Aybaba, Beşiktaş’a geldiği günden beri acaba 1-2 tane 11’de oynayacak veya kulübede oturup oyuna girdiğinde etkili olabilecek oyuncular bulmak için takımın gençleri ve yedeklerine belki de hiçbir teknik adamın vermeyeceği şansı veriyor. Dün de aynısını yaptı. Bu tür maçları kazanmak Aybaba için çok önemli değil. Onun niyeti bu tür maçlarda oyuncu kazanmak. Bugüne kadar maalesef bu oyuncular şansı kullanamadılar. Sivok ve Hilbert dışında tamamen gençler ve yedeklerden kurulu bir takımla çıktı Samet Hoca. Erkan, Hasan, M.Akyüz, Batuhan, Emre ve çok şeyler beklenen Muhammed...MUHAMMED BU DEĞİL!Ben Muhammed’i A2’de de izliyorum. Böyle değil. Çok daha iyi, çok daha etkili. Bence Muhammed A takımda ‘hata yaparım’ korkusuyla yeteneklerini gösteremiyor. Bu haliyle, bu performansıyla Beşiktaş’a faydalı olacak gibi gözükmüyor. Ben olsam Muhammed’i acilen oynayabileceği bir takıma kiraya veririm. Zaten bonservisiyle vermek cinayet olur.BEŞİKTAŞ dün ilk yarıda ‘0’ ikinci yarıda ‘2’ pozisyona girebildi. Oğuzhan, Olcay, Necip girdikten sonra daha derli topluydular. Yedikleri 2 gol kopya. Böyle goller yenmez. İlkinde Escude ve Cenk’in arkasından gelip adam gol vuruşu yapıyor. Ama Cenk’in hakkını vermek lazım. İki tane yüzde yüz golü çıkardı.SIVOK ve Escude anlaşamıyor. Ama bu maç Beşiktaş’ı umutsuzluğa düşürmesin. Maçlar başladığında göreceksiniz ki Beşiktaş en kötü ilk yarıdaki maçlarından daha iyi bir performans gösterecek ve iyi sonuçlar alacaktır.
GEÇEN hafta Beşiktaş Divan Kurulu oldu. Hiç sevmem divan kurullarını. Kavgadan, gürültüden başka şeyler olmaz. Aynısı olmuş o gün de. Divan başkanı Yalçın Karadeniz’le Metin Keçeli arasındaki kavgayı gazetelerden okudum. Daha detaylı öğrenmek için de Beşiktaş kongrelerinin kurdu Atıf Keçeci’yi aradım.ÖNCE divan başkanı Yalçın Karadeniz ‘Beşiktaş’ta üst düzey, sözlerine güvenilir divan üyeleri var ama hiçbiri divana gelmiyorlar. Bakın bu isimlerin divan kitapçığında da resimleri var. Madem gelmiyorlar biz de bu isimleri çıkaralım’ demiş. Daha sonra Şeref Nasır ve Atıf Keçeci konuştuktan sonra Metin Keçeli konuşmasında kendisinin de 2. başkan olduğu Yıldırım Demirören dönemini eleştirmiş.YANLIŞ 1: Keçeli haksız. Kendisi de o yönetimde 2. başkandı. Madem yanlışlar vardı neden istifa etmedi.YANLIŞ 2: Quaresma için ‘Kan emici’ demiş. Quaresma da onların yönetiminde alındı. Bu kadar para verilir mi? Yazık. Verilen bu kadar para için neden ‘Hayır almayalım’ demedi.YANLIŞ 3: Serdal Adalı’yı yolcu ettiği için eleştirmiş. O eleştiri de yanlış. Serdal Adalı Q7’nin transferinde maddi-manevi büyük fedakârlıklar yapmış, giderken de uğurlamış. Bana göre son derece doğru. İnsanlık yapmış.BURAYA kadar sevgili Keçeli haksız. Gelelim 2. ve canımı en çok sıkan gelişmelere. Keçeli, Yalçın Karadeniz’e ‘Siz kim oluyorsunuz da, fotoğrafları sildirmeye çalışıyorusunuz’ deyip kürsüye yürüdüğünde (Kürsüye yürümesi de yanlış) Yalçın Karadeniz’in ‘Ben de kalkarsam fena olur. Defol, otur yerine’ demesi.. İşte bu yanlışların en büyüğü. Bir kere orada kimse kimseye, kim olursa olsun, defol diyemez, dememeli.HİÇ YAKIŞMADI!KEÇELİ Beşiktaş için saçını süpürge etmiş bir Beşiktaşlı’dır. Süleyman Seba yönetimindeyken Süleyman abi, ‘Metin karakola git, Metin vergi dairesine git, Metin falanca futbolcunun transferinde sorun var, şu işi hallet’ derdi.TANIDIĞIM Keçeli bunları kendisi için bile yapmaz. Ama deyim yerindeyse Metin Keçeli gerçek Beşiktaşlı’dır. Defol kelimesinde tahmin ediyorum, Yalçın Karadeniz sürç-i lisan etmiştir.DEFOL kelimesi orada söylenmez. Hele Metin Keçeli ‘Defol git’ denilecek en son isimlerden biridir ve bunu Yalçın Karadeniz, çok iyi bilir. Merak ediyorum Beşiktaşlı’lığından zerre kadar şüphe etmediğim Yalçın abiye aynı sözleri etseydi tavrı ne olurdu?ÖZETLE neresinden bakarsanız bakın, Beşiktaş Divanı’nda Beşiktaş’a hiç yakışmayacak görüntüler ve söylemler olmuş. Ve bunları yapanlar Beşiktaş’ta ağırlığı olan, insanlar. Hiç yakışmamış.
Spor Toto Süper Lig’in mütevazı ve haddini bilen takımı Karabük, G.Saray’ı TT Arena’da güzel bir futbolla 3-1 yendikten sonra dün de Şükrü Saracoğlu’nda F.Bahçe’ye aynı tarifeyi çekti. Kazanmak tabii ki önemli ama kazanırken göze hoş gelen futbol oynamak, güzel futbol oynamak, kaymaklı ekmek kadayıfı gibi. İşte dün Karabük kaymaklı ekmek kadayıfı gibiydi. İlk dakikadan 90. dakikaya kadar ne F.Bahçe’nin isminden ne de taraftarından korktular. Çıktılar kendi futbollarını oynadılar.KALECİSİNDEN en uçta oynayanına kadar, sonradan girenler de dahil görevini yapmayan oyuncu yok gibiydi. Bırakın orta sahayı, Karabük’ün defansından çıkan toplar bile çok düzgün ve akıllıcaydı. Hepsi görevini yaptı ama tabii ki öne çıkanlar da vardı. Mesala Ahmet İlhan ve mesalanın da mesalası Shelton ile Lua Lua. Attıkları 3 gol de mükemmel ve organizeydi.F.BAHÇE gibi bir takımı sahasında farklı yendikleri için Karabüklü oyuncuları herkesin alkışlaması gerekir. Tabii bu galibiyetin mimarını da ayrıca alkışlamak lazım. Sadece galip geldikleri için değil, izleyenlere futbol zevki veren bir takım yarattığı için.MESUT hoca izin verirse ben soyadını değiştermek istiyorum. Hoca bundan sonra soyismin Bakkal değil ‘market’ olsun. Fazlasıyla hakediyorsun. Bakkal’ken veresiyen yoktu. Sakın market oldum diye verisiyeye başlama.ASLINDA F.Bahçe için fazla konuşmaya gerek yok. Kötü oynadılar, rakibi seyrettiler, 3 pas üst üste yapamadılar ve neticesinde de kaybettiler. Her şeyi anlıyorum da Aykut hoca, F.Bahçe’yi karşı kaleye götürecek çabuk oyuncu lazım. Ve sen bu oyuncuyu (Stoch) yanında oturtuyorsun.MAÇIN hakemi Bülent Yıldırım iyi bir maç yönetti. Oyuncular kadar koştu, pozisyonlara yakındı ama tek hatası Bekir’i 2. sarıdan kırmızı gösterip oyundan atmamasıydı.