Hafta arasında MP Antalya’ya yenilerek Türkiye Kupası’na veda eden Beşiktaş, bugün de Ankara’da şampiyonluk yolunda çok önemli 2 puanı bıraktı. Kim ne derse desin, ister kabul etsin ister etmesin, Oğuzhan’ı ve özellikle Manuel Fernandes’i mumla aradı Beşiktaş.İLK 45 dakikada kaybettiği maçlar dahil en kötü Beşiktaş’ı izledik. Rakip kalede neredeyse hiç pozisyon bulamayan Beşiktaş, 3 tane de net pozisyon verdi. G.Birliği futbolcuları biraz daha konsantre olsa ilk yarı G.Birliği lehine 3-1 biterdi.Necip, Veli ve İbrahim Toraman’dan kurulu Beşiktaş orta sahası, mücadele etti, çok koştu ama üretkenlik yoktu. Beşiktaş’ın yediği golde de bence defanstan çok Alan McGregor hatalı. O topu çıkıp yumruklaması veya tutması gerekirdi.İkinci yarıda yine çok iyi oynamayan buna rağmen çok gol fırsatı bulan bir Beşiktaş izledik. Ama başta Almeida olmak üzere inanılmaz goller kaçırıldı.HerHalde Almeida kendi kendine ‘Bunları atamazsam neyi atacağım’ sorusunu sormuştur. Hele direk dibinden bir gol kaçırdı ki dışarı atmak daha zor. İkinci 45 dakikanın tamamı Beşiktaş’ın baskısı altında geçti. Pozisyonlar buldu ama golü bulamadı. Bu arada G.Birliği’nin az da olsa kontrataklarını izledik.İKİNCİ 45 dakikada Allan McGregor öylesine inanılmaz toplar çıkardı ki belki de Beşiktaş’a 1 puanı getiren oydu.HURŞUT ÇOK ETKİLİYDİUĞUR benim beğendiğim defans oyuncularından biri. Gerçi gerçek performansında değil ama yine de beğeniyorum.Dün inanılmaz pozisyon hataları yaptı. Uğur kardeşim, ‘Hurşut çabuk, 2 ayağını kullanan ve ters çalımlar atan bir oyuncu. Sen bu oyuncuya müdahale etmez, top aldırırsan, seni yalnız seni değil herkesi 1’e 1’de geçer’. Nitekim dün de öyle yaptı. Geçti ve geçtikten sonra kaleyi yokladı. Eğer iyi vurabilseydi gol atması içten bile değildi. Defans oyuncusu olarak bunu düşünmen gerekir.Özetle ilk 45 dakikada fark yemekten kurtulan Beşiktaş, ikinci 45 dakikada ise fark yapmaya çok daha yakındı. Üstüne basa basa söylüyorum, bu kadar pozisyona girip 1’ini bile atamıyorsan, kazanamazsın arkadaş.
F.BAHÇE özellikle ilk 45 dakikada çok iyi oynamamasına rağmen 90 dakika sonunda 3 puanı almayı bildi ve zirveden kopma niyetinde olmadığını gösterdi. İlk 45 dakikanın ilk 10 dakikası hariç, son derece temposuz, heyecansız ve pozisyonsuz bir maç izledik.ZATEN ilk yarıda hem F.Bahçe’nin hem de İstanbul BŞ’nin attığı goller, pozisyonun eseri değil 2 takımın hataları yüzünden oldu. F.Bahçe’nin attığı golde İstanbul BŞ’nin iyilerinden olan Zayatte’nin yaptığı hata,Cristian’ın ayağından F.Bahçe’nin golünü getirdi.ZAYATTE gibi tecrübeli bir futbolcunun, o pozisyonda topu ortaya değil kanatlara vurması gerekir. Ama Zayette, tam tersini yaptı. Yani kısacası F.Bahçe’nin attığı golün asisti oldu. İstanbul BŞ’nin golü de yanlış ve hatalardan kaynaklandı. Gökhan’ın 35 metreden frikiği kaleci Volkan’dan dönünce Webo’ya da dokunmak kaldı. Bu arada Gökhan’ın sert şutunun, Webo’nun da fırsatçılığının hakkını verelim.Volkan’ın sadece yediği golde değil, oyunun tümünde aklı başka bir yerdeydi. Nedenini bilmiyorum ama konsantrasyonu neredeyse yok gibiydi ki, biz Volkan’ı böyle görmeye alışık değiliz.F.BAHÇE koşuyor mücadele ediyor. Ama F.Bahçe’nin üretken bir futbolcusu yok. M.Topal ve Meireles neden birlikte oynar anlamıyorum. Çünkü ikisi de aynı tarz oyuncular. Kazandıkları topu en yakındaki arkadaşına veriyor, rakibi bozuyor. Yani ikisi de aynı işi yapıyor. Tabii ki Aykut Hoca daha iyi bilir ama ben o ikiliden birini Sezer tercihi olarak kullanırım.ORGANİZE DEĞİLLERDİ2. yarı F.Bahçe bastırıyor, sadece Webo’yu ileride bırakan İstanbul BŞ kalesini savunuyordu. Baskılı oynayan F.Bahçe, yine de organize gol pozisyonu üretemedi. Pozisyonlar karambolden ve duran toptan oluyordu.Nitekim F.Bahçe 15’ten çok köşe vuruşu kullandı. Zaten 15. de Bekir’in kafasından ağlara gitti. F.Bahçe orta sahası ve kanatları Sow’u çok yalnız bırıktılar. Kuyt çalışkan ama etkisizdi. Kısacası F.Bahçe iyi oynamamasına rağmen 3 puanı almasını bildi. Bu sezon dikkat ediyorum, bütün takımlar için iyi oynamak önemli değil. Hepsi ‘Kazanalım da nasıl kazanırsak kazanalım’ kafasındalar. İyi oynayıp da kazanan takımların sayısı yok denecek gibi.
ÖNCEKİ gün Şampiyonlar Ligi’nde üst tura çıkan G.Saray yüzümüzü güldürürken, dün F.Bahçe bu sevinci yaşatamadı. Maçın sonunda skor ne olursa olsun, ne F.Bahçe’nin ne de M’Gladbach’ın sıralamadaki yerinde değişiklik olmayacaktı.YİNE de biz F.Bahçe’nin grup liderliğini güzel bir futbol ve galibiyetle taçlandırmasını beklerdik. Malesef olmadı. Aykut Hoca sahaya neredeyse tamamı yedeklerden ve genç futbolculardan oluşan bir takımla çıktı. Bana göre doğru ama abartılı.EN azından direkt oynayan 4-5 futbolcunun oynaması gerekiyordu. Tamam grup liderliği değişmeyecekti ama işin bir de prestij durumu var. Kazandığı takdirde alacağı para var. En önemlisi kazanılacak ülke puanı var. Kimse F.Bahçe yedeklerle çıktı ve yenildi demez. F.Bahçe, F.Bahçe’dir. M’Gladbach’ın da sıralamadaki yeri değişmeyecekti. Onlar da yedeklerine ve gençlerine şans verdi. Ama onların yedekleri ve gençleri F.Bahçe’ninkilerden istekliydi.BU tür maçlar, genç oyuncular için büyük şans. F.Bahçe’nin yediği golde penaltıyı yapan oyuncu, F.Bahçe’nin en ucunda oynayan Bienvenu’ydu. Adamın kendi ceza sahasına gelip yardımcı olması büyük özveri. Adamını kaçırıp sonra penaltı yapması ise büyük hata.PEKİ nerede göbekte kademe yapacak 2 oyuncu? Bu tür farklı yenilgide gözler kaleciye çevrilir. Hiç kimse gözünü Mert’e çevirmesin. 3 golde de sıfır hatası var.HELE F.Bahçe bir 3. gol yedi ki, 3 defans oyuncusunu geçti rakip oyuncu. ‘Ey kardeşim elini kolunu sallayıp nereye gidiyorsun?’ diyen olmadı.RECEP ÇIKMAMALIYDI60. dakikada Aykut Kocaman, Recep ve Stoch’u çıkardı. Bana göre son derece yanlış 2 değişiklikti. O dakikaya kadar Recep ve Stoch kötülerin iyileriydi. Recep’i çok beğendim. Çabuk süratli ve oyun zekası çok iyi. Hele tek pas oynama düşüncesine bayıldım. M.Topal ve Selçuk aynı tarz oyuncular.RECEP’İN yerine onlar çıkabilirdi. Recep’te ışık gördüm, kumaşı iyi. Kendisi çok daha fazla çalışır, Kocaman da şans verirse F.Bahçe’ye çok faydalı olur.ÖZETLE F.Bahçe grubu lider bitirdi. Bunun için tebrik ediyoruz. Ama bu grup liderliğini galibiyet ve güzel futbolla taçlandıramadığı için üzülüyoruz.
Hilbert ve McGregor, girdikleri doping testinde 1.5 saat idrarlarını yapamayınca otobüste bekleyen hocaları Aybaba’ya “Siz gidin, biz taksiyle geliriz.” dediler.Ancak öğrencilerinin bu teklifine “Sizi almadan gitmeyiz, gerekirse sabaha kadar bekleriz” yanıtını veren başarılı hoca takımın tek vücut olduğunu gözler önüne serdi.FEDA parolasıyla başladıkları sezona şampiyonluk şarkıları söyleyerek devam eden Beşiktaş, saha dışında da bambaşka.. Takım içinde hakim olan kolej havası taraflı tarafsız herkesi büyülerken, Ordu’da yaşananlar siyah-beyazlıların artık ayrılmaz bir bütün olduğunu adeta belgeledi.. İşte Beşiktaş’ın farkını ortaya koyan o olay..MAÇTAN 15 dakika önce her 2 takımın soyunma odasına giren görevliler, doping testine idrar verecekler için kura çekerken Beşiktaş’tan Hilbert ve McGregor bu iş için görevlendirildi. Ancak maç sonu doping odasına giden bu ikilinin bir türlü idrarı gelmedi. Tüm kafile arkadaşlarını takım otobüsünde beklerken, aradan yarım saat geçmesine rağmen testin tamamlanmaması üzerine devreye siyah-beyazlı kulübün transfer komitesi üyesi Ahmet Kavalcı girdi.. TEKNİK direktör Samet Aybaba’ya “Oyuncularımıza taksi ya da özel araba tutalım, Samsun’daki havaalanında buluşuruz” teklifini sundu.. Samet hocanın yanıtı ise kısa ve net oldu: “Bekleyelim..”HERKES sessiz sedasız takımı beklese de bir yandan da gözler saatlerdeydi.. Az değil, aradan 1 saat geçmişti neredeyse.. Bu kez de kaptan İbrahim Toraman Aybaba’nın yanına gitti ve “Hocam ne yapacağız?” diye sordu. Başarılı hoca Kavalcı’ya verdiği cevabın aynısı, Toraman’a da verdi..‘HESAP VEREMEYİZ’ARADAN 1.5 saat geçmişken olayın McGregor ve Hilbert ufukta göründü. Herkes kontolün tamamlandığını sansa da Hilbert, “Hocam bizi beklemeyin. Siz gidin” dedi. Ancak bu ikilinin de teklifini geri çeviren Aybaba, “Siz hâlâ Beşiktaş’ı tanımamışsınız. Anca beraber kanca beraber. Sizi taksiyle getirtsek, başınıza bir iş gelse önce vicdanımıza sonra ailelerinize cevap veremeyiz. Sizi almadan gitmeyiz, gerekirse sabaha kadar bekleriz” yanıtıyla gönülleri fethetti. Bu yanıt üzerine odaya yönelen ikili 15 dakika sonra döndü ve kafile Samsun’un yolunu tuttu.‘Başarı tesadüf değil’BEŞİKTAŞ’LA yatıp, Beşiktaş’la kalkan yöneticilerden Ahmet Kavalcı, kendilerine inanmayanları mahcup ettiklerini söyledi: “Sezon başında hiç kimse bugünleri bile görebileceğimize inanmıyordu. Tabii ki bizlerin dışında... DEVRE arasında takviyeye ihtiyaç olan bölgelere transferleri yapmış olacağız. Ve umarım o arkadaşlar da takıma uyum sağlar ve bu ailenin birer bireyi olurlar. Şampiyonluk çok uzun bir süreç. Mücadelemizi Beşiktaş’a yakışır şekilde yapacağız. Zaman geçtikçe avucumuzda olan onlarca sorunun tamamından kurtulacağız.”‘Tek sorunumuz gol yemek’Aybaba: “Başlıca sıkıntı kalemizde çok gol görmemiz. Ama çok da atıyoruz. İşte o problemi hallettiğimiz zaman ligde bizi kimsedurduramaz.”TEKNİK direktör Samet Aybaba gelecek adına umutlu. İzleyenlere keyif veren Beşiktaş’ın bu başarısındaki en büyük sırrı ‘aile olmalarına’ bağlayan deneyimli çalıştırıcı VATAN’a özel açıklamalarında Uğur’a da sahip çıktı:“BİZ aile olmayı başardık. Başarıda bireysel yetenek kadar, takım oyunu da önemli. Ama en önemlisi bir aile gibi birlikte olabilmek, bundan keyif olmak. UĞUR’A DESTEKBU takımda ilk zamanlar sadece görevini yapıp işini bitirdikten sonra çekip giden insanlar vardı. Oysa şimdi birlikte daha çok zaman geçirmek için çaba harcıyorlar.ŞAMPİYON olmuş değiliz, sorunlarımız var. Çok gol yiyoruz. Ama yediğimizden daha fazla gol atıyor olmamız sevindirici değil mi? Bu sorunu hallettiğimizde bizi durduramazlar.GENELDE sol kanattan gol yiyoruz ama Uğur Boral ne yapsın? O bir sol bek oyuncusu değil. Ama Uğur o bölgede elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor.” - ERDAL CÖMERT‘Parasız da saadet oluyor’ BEŞİKTAŞLI yöneticilerden Levent Erdoğan, ligin en heyecan verici takımı olduklarını söylerken, şu ifadeleri kullandı: “Sadece pahalı transferlerle netice alınmadığının en büyük ispatı Beşiktaş’tır. BEŞİKTAŞ’I herkes izliyor. Yapılacak birkaç transferle iddiamızı sezon sonuna kadar sürdüreceğiz. 3 maçımızda alacağımız başarılı sonuçlarla ilk yarıyı lider tamamlayabiliriz.”
BEŞİKTAŞ Ordu’da kazanarak yükselişini sürdürdü. Bu 3 puanı alırken futbol adına geçen haftaları arattı. Peki 3 puanı nasıl aldı diyeceksiniz? Hemen söyleyim...KENDİ oynadığı güzel futbolla değil, Ordu’nun bu sezon oynadığı en kötü oyun sayesinde. Ama tabii böylesine kötü oynarken 3 puanı almak da çok önemli. Fernandes yoktu. Dediler ki Manuel Fernandes yoksa Oğuzhan var. Kimse Fernandes’le Oğuzhan’ı kıyaslamasın. Fernandes başka, Oğuzhan başka. OĞUZHAN dün bana göre hem golüyle hem de oyunuyla görevini yaptı. Maçın bence en güzel görüntüsü Oğuzhan’ın kimsenin beklemediği bir anda topa vurması ve bunun gol olmasıydı. Ama hiçbir zaman Fernandes’in yerini doldurmadı ve dolduramaz. Bunu beklemek ikisine de haksızlık olur. Zaten Oğuzhan da böyle bir beklentide değil.BEŞİKTAŞ defansında aksamalar devam ediyor. En büyük sorun, kazanılan topların kullanılamaması. Ersan kardeşim hırsını ve yürekten oynamanı alkışlıyorum. Ama sana öyle toplar geliyor ki, ayağınla göğüsünle kontrol edebilirsin ama sen vuruyorsun. Çoğu da dışarı gidiyor. BEŞİKTAŞ’TA en iyilerin başında golünü bir kenara bırakıyorum, isteğiyle, yürekten oynamasıyla kaptan İbrahim Toraman’dı. Nereye koyarsan oyunuyor.(Sağ bek hariç) DÜN Fernandes yoktu, Almeida yokları oynadı. Holosko, Beşiktaş’ın çalışkan oyuncularındandı. Ama rakip kalede etkili miydi derseniz, cevabım ‘hayır’. Maçın geneli dan-dun futbol derler ya öyleydi. DÜN maçı izleyenlerin keyif aldığını zannetmiyorum ama mücadele vardı. Beşiktaş’ın pozisyon vermemesi sevindiriciydi. Dünkü kötü futbolda en büyük rolü zemin oynadı. Eğer zemin iyi olsaydı inanıyorum ki çok daha iyi bir futbol izlerdikEN ZORU HAFTAYA söylediklerim 2 takım için de geçerli. Beşiktaş’ın önünde artık 3 maç var. Bana göre en zoru ligin en iyi futbol oynayan takımlarından Eskişehir’le. Kendi sahasında olmasına rağmen çok zor maç olacak. BİR de Fernandes’in o maçta oynamasının muamma olduğunu düşünürsek daha da zor gibi. Ordu’ya gelince beni hayâl kırıklığına uğrattı. Böyle devam ederlerse işleri çok zor. Tekrar söylüyorum, Beşiktaş çok iyi oynamadan kazandı. Tebrik etmek gerekiyor. Öyle veya böyle Kartal zirveyi sevdi ve bırakmaya da hiç niyetli gibi görünmüyor.
BEŞİKTAŞ dün Ziraat Türkiye Kupası’ndaki 3. maçını oynadı ve tur atladı. Tur atlarken de taraftarlarına bundan önce oynadığı Niğde Bld. ve Ofspor maçlarındaki gibi sıkıntılı anlar yaşattı. Zaman zaman da kâbuslar gördürdü.KARTAL, karşısında biraz daha iyi bir takım olsa ‘Maçı sahada değil de kağıt üzerinde nasıl olsa kazandık’ düşüncesinin faturasını ağır öderdi. Samet Aybaba bu maça genellikle oynamayan yedek kulübesinde oturan futbolcularıyla başladı. Doğru da yaptı. Aslında bu tür maçlar, gençlerin kendilerini göstermeleri açısından önemli. Bu oyuncular ‘Biz bu maçta iyi bir performans gösterirsek, Samet Aybaba’nın kafasında bir yer ediniriz’ düşüncesinde olmalılar. Böyle maçlar, bu futbolcular için çok büyük şans.PEKİ yeteri kadar kullandılar mı? Hayır. Herkes, Muhammed ne yapacak diye bekliyordu, benim gibi. Ama ne yazık ki bırakın bekleneni, beklenenin yarısını bile ortaya koyamadı. Gelelim Batuhan’a. Attığı golle Beşiktaş’a tur atlattırdı ama bu turu getiren golde ortayı yapan İbrahim Toraman’ın da büyük rolü vardı. Batuhan kendisine şu soruyu sormalı, ‘Golü attım turu atlattım. Fakat Beşiktaş’ın ilk 11’inde oynayacak durumda mıyım?’ Dur ben cevap vereyim Batuhan. Değilsin...ÇÜNKÜ çok daha iyilerini yapacak özelliklere sahipsin. Hilbert’in Beşiktaş’ın yediği ikinci golde büyük hatası vardı. Buna rağmen takımının en iyilerindendi. Veli’de büyük düşüş var. Herhalde bunu kendisi de farketmiştir.A.Gücü’ne alkışSONRADAN oyuna giren Uğur Boral iyi işler yaptı; duran topları kullanmak hariç. Erkan Kaş, sol ileri uçta başladı. Çalışkan ve üreticiydi. Daha sonra ise sağ kanada geçti. Ne yaptığını ne biz ne de kendisi anlayabildi. Samet hoca kendisini neden orada oynattı bir türlü anlayamadım.BEŞİKTAŞ’IN gol yeme hastalığı devam ediyor. 13 maçta 10 gol atan ve kendi liginde son sırada olan A.Gücü’nden kendi saha ve seyircisinin önünde 2 gol yiyor. Bu şapkanın öne koyulup, düşünülmesi gereken bir durum.GELELİM Ankaragücü’ne. Adamların parası yok, morali yok, geniş kadrosu yok. Buna rağmen Beşiktaş’a kök söktürdüler. Ben tur atlayan Beşiktaş’ı ne kadar alkışlıyorsam, oyunu çirkinleştirmeyen, iyi oynayan, mücadele eden Ankaragücü’nü de o kadar alkışlıyorum.
EĞER heyecandan yerinizde durmak istemiyorsanız, eğer kıran kırana mücadele görmek istiyorsanız, eğer tempo istiyorsanız ve eğer bol gol izlemek istiyorsanız hangi takımın taraftarı olursanız olun, muhakkak Beşiktaş’ın maçlarını izleyin. ÖRNEK mi? İşte Trabzon, işte Bursa, işte Antalya ve işte Akhisar. Beşiktaş kazanıyor ama 3-0 önde olmasına rağmen açık ve net söyleyeyim, taraftarının yüreğini ağzına getiriyor.BEŞİKTAŞ dün maça inanılmaz hızlı başladı. Ve daha 10. dakika olmadan Holosko’nun golleriyle öne geçti. Holosko’nun ilk golü organize bir goldü. Holosko da topa öyle sert vurdu ki adeta tavana çaktı. Ardından ise Almeida’nın asistiyle, takımının ve kendisinin ikinci golünü attı. 2-0’dan sonra Aknisar BG bırakın pes etmeyi, akın akın Beşiktaş kalesine geldi. Pozisyon da buldu ama golü bulamadı. DAVETİYE ÇIKARDIÇÜNKÜ McGregor 3 net pozisyonda topun ağlara gitmesini engelledi. Devreyi 3-0 önde bitiren Beşiktaş’tan taraftarlar goller bekliyordu. Ama Akhisar aslanlar gibi korkmadan Beşiktaş kalesinde gol aradı. Daha çok hücum eden Aksisar’dı, ve beklenen gol geldi. Tabii başta Samet Hoca olmak üzere tüm Beşiktaşlılar’ın yüreği ağzına geldi. HELE Almeida’nın kırmızı kart görmesinden sonra, Beşiktaş’ta panik başladı. Akhisar ‘Nasıl olsa kaybedecek bir şeyim yok’ diye saldırdı. Haa bu arada unutmadan söyleyeyim: ALMEIDA gibi böylesine profesyonel bir oyuncunun kırmızı kart görmeye hakkı yok. Be kardeşim sarı kartın var, yaptığın hareket yanlış ve kırmızı görüyorsun. Uğur’un da her pozisyonda Almeida’yı dövmesi ve Halis Özkahya’nın buna bir şey yapmaması da davetiye çıkardı kırmızı karta. Ama gene de hatalısın Almeida.İLK 45 dakikada koşmayan ve mücadele etmeyen oyuncu yoktu. Olcay sahanın her yerindeydi. Hilbert’in golünde Almeida’nın nefis pasının hakkını vermek lazım. Akhisar’ı kutlarımNLAŞILAN şu ki Beşiktaşlı taraftarlar 3-0, 4-0 öne de geçse rahat maç seyredemeyecekler gibi görünüyor. Bunun örneklerini çok yaşadık. Samet Aybaba’nın Beşiktaş’ın bu gol yeme hastalığına bir çare bulması gerekiyor. NASIL mı? Onu bu takımın teknik direktörü Aybaba’ya sorucaksınız. 13. hafta, 13 rakamı uğursuz derler ama Beşiktaş’a uğurlu geldi ve liderlik koltuğuna oturdu. Oralara çıkmak tabii ki zor ama orada kalmak daha da zor. AKHİSAR BG’yi 3-1 kaybetmelerine rağmen canı gönülden tebrik ediyorum. 3-0 geriye düşmelerine rağmen aslanlar gibi mücadele ettiler.
5 maçta 4 galibiyet alıp, mağlup olmadan, gruptan lider çıkan F.Bahçe’yi bu başarısından dolayı alkışlayalım. Tablo güzel. 10 atmış, 4 yemiş.İLK 18 dakika F.Bahçe çok akıllı, kontrollü oynadı. Daha çok pas yapan, topa daha çok sahip olan Marsilya’ydı. Ama sadece o kadar. F.Bahçe orta sahası akıllıca pres yaptı ve Marsilya sürekli yan ve geri pas yaptı..F.BAHÇE 18. dakikaya gelindiğinde oyunu dengeledi ve yavaş yavaş Marsilya kalesini yoklamaya başladı. Bekir’in golü klasik bir F.Bahçe golüydü.KORNERDE ön direğe koşu yapan Gökhan gelen topu arkaya aşırdı ve Bekir forvet oyuncularını kıskandıracak bir röveşata golü attı. Bekir golün dışında da F.Bahçe’nin en iyi oyuncularından biriydi. Müthiş bir performans gösterdi. İnanılmaz kademelere girdi ve mücadele etti.‘İNANIRSA OLUR’CANER F.Bahçe’nin adeta can kurtaranı. Oyun içinde büyük bir sorumluluk üstleniyor. Kendi görevini 4-4’lük yaptığı gibi, hangi arkadaşı nerede olursa olsun adeta can kurtaran gibi yardımına koşuyor. Bravo Caner.TABİİ çok kritik anlarda inanılmaz kurtarışlar yapan Volkan’ı da unutmuyoruz. Bir kocaman bravo da ona. 2. yarı Marsilya adeta tek kale oynadı. Zaten bu da Aykut Kocaman’ın beklediği bir şeydi. Ama F.Bahçe ileri ucundan, kalesine kadar öylesine iyi bir savunma yaptı ki Marsilya atakları önce Volkan’a sonra da defansa takıldı.TAKIMDA görevini yapmayan yok gibiydi. Bana göre F.Bahçe’nin en zayıf halkası Raul Meireles’ti. Çünkü Portekizli yıldız çok daha iyisini yapabilecek kapasitede bir oyuncu.AKLIMA G.Saray’ın UEFA Kupası’na nasıl ulaştığı geldi. Ve diyorum ki F.Bahçe niye yapmasın. Eleminasyon sisteminde her an her şey olabilir. F.Bahçe’nin bu kupayı alması için dünkü futbolun çok üstünde oynaması gerekir. En önemlisi inanması gerekir.ÇÜNKÜ G.Saray UEFA’yı alırken herkes inanmıştı. UEFA tabii ki zor ama neden olmasın. G.Saray’ın M.United gibi bir devi devirmesinden sonra, dün de F.Bahçe’nin dün geceki bu galibiyeti içimizi ısıttı ve gururumuzu okşadı. Tebrikler G.Saray, tebrikler F.Bahçe.