SON 20 senedir hiçbir turnuvaya bu kadar erken veda ettiğimizi ben hatırlamıyorum. 4 maç, 3 puan. Türkçesi, ‘Elveda 2014 Dünya Kupası’4 gün önce hayâllerimiz ve beklentilerimiz vardı. Romanya’yı yenip, Macaristan’dan da 1 puan alıp 7 puanla umutlarımızı sürdürmeyi hayâl ediyorduk. Romanya mağlubiyeti hayâllerimizi, dün de Macaristan maçı Dünya Kupası’na katılma beklentimizi bitirdi. Acaba diyorum ki bir mucize olur mu... Herkesi kendime güldürmemek için vazgeçtim.. Demiyorum. Mucize falan olmasın. VOLKAN’IN HATASI YOK...DÜN 21. dakikaya kadar, yani Mevlüt’ün attığı gole kadar neredeyse tek kale oynadık. Sağlı sollu rakip kaleyi zorlayan, takım olarak baskı yapan Milli Takımımız’dı. Golü attıktan sonra hiç vazgeçemediğimiz bir alışkanlık olan tüm takım olarak geriye yaslanma huyumuz tekrar hortladı. Zaten 30. dakikada da adamlar 1-1 yaptı. Unutmadan söyleyeyim, 3 gol yiyen kalecimiz Volkan’ın bana göre 3 golde de hatası yoktu. Yediğimiz ilk gol tam bir talihsizlikti. Yediğimiz 2. gol ise tam bir beceriksizlik, acemilik, konsantrasyonsuzluk... Haydi diyelim ki sağ bek Hamit ortayı yaptırdı, sırasıyla sayıyorum Ömer, Egemen ve Hasan Ali, üçünüz de neredesiniz? Top üçünüzü geçiyor, adam uzak direkte gol vuruşu yapıyor. Milli Takım seviyesine çıkmış defans oyuncuları bu şekilde gol yemez. Zaten 3. gol de penaltıdandı.BİR TÜRLÜ ÇÖZEMEDİK90 dakika ne oynamak istediğimizi bir türlü çözemedik. Şuursuzca bastırıyor, planımız programımız olmadan öylesine oynuyorduk. Özellikle 2. yarıda kötü oynamamıza rağmen 2. hatta 3. golü bulabilirdik. 68. dakikada net bir penaltımız verilmedi. 72. dakikada Aydın çok rahat bir topu kaleciye nişanladı. Peki hakem penaltıyı verseydi netice değişir miydi? Bu futbolla alakası yok.Milli Takımımız pas yapamıyor, organize olamıyor, defansımız kötü, pozisyona giremiyoruz, Bütün bunları bir kenara bırakıyorum; benim Milli Takım’da gördüğüm en büyük eksiklik bir milli takım olma bütünlüğünün olmaması. Bunu bulmadıkça, bunu yakalamadıkça değil Brezilya’ya, hiçbir yere gidemeyiz. Kendimizi kandırmayalım. 2014’e maalesef veda ettik. 2016’ya Allah Kerim.
DİYECEKSİNİZ ki ne şükürü kardeşim! Kendi sahanda 3 puanı kaybetmenin şükürü mü olur? Olur olur. Böylesine kötü oynarsan, nerdeysen hiç pozisyon bulamadan maçı bitirirsen, saçma sapan bir gol yersen, adamlar beceriksizlikleri yüzünden 3 tane net pozisyonu gole çeviremezse, kendi evinde fark yemekten kurtulduğun için tabii ki şükredeceksin. BİZ şimdi hemen bir kurban ararız. Kurban belli aramaya gerek yok! Kurbanın adı, Abdullah Avcı. Öyle diyorsunuz değil mi? Hayır Abdullah Avcı değil! Bana göre Avcı, dünkü şartlarda çıkarabileceği en iyi kadroyu çıkardı. Suçlu ve kurban hiç birşey yapamayan, iyi futbolcu olduklarını adeta inkar edercesine kötü oynayan oyuncular. BİR tek çok çalışan ve çabalayan, mücadeleyi bırakmayan Arda’yı bunların dışında tutuyorum. Defansımız evlere şenlik. Hele göbekte oynayan Ömer ve Semih. Bu kadar mı pozisyon hatası yapılır... Hava toplarında avantajlı durumdasınız, bütün yüksek toplara vuranlar Romenler. Abdullah hocanın Gökhan ve Hamit’i önlü-arkalı oynatması son derece isabetli. Ama nereden bilsin bu ikilinin bu kadar etkisiz olacağını, özellikle de Hamit’in.FIKRA GİBİ GOL!ABDULLAH hocaya bir yerde hata bulabilirim; kötü oynayan o kadar oyuncu varken son haftaların performansı en yüksek oyuncusu Caner’i oynatmaması. Yediğimiz gol ise Nasrettin Hoca fıkrasından daha komik. Semih adamla beraber koşuyor! AH be güzel kardeşim Volkan! Ne diye o kadar çıkarsın. Artık lamı, cimi yok. Macaristan maçını değil deplasmanda Ay’da olsa kazanmalıyız. Kaybedersek zaten işimiz çok zor.
BEŞİKTAŞ son 3 maçta 9 puan kaybederek camiaya ‘Ne olacak bu Beşiktaş’ın hali?’ dedirtti. Sen eğer 3 maçta 9 puan yitiriyorsan bunun mutlaka nedeni hatta nedenleri olmalı. Şanssız mısın, kötü mü oynuyorsun, yoksa kadron mu yeterli değil? Hemen cevap vereyim. 1-Şanssız değilsin. Nedeleri ise kadron yetersiz, alternatifsiz, bu nedenle de kötü oynuyorsun.İLK 45 dakikada F.Bahçe’nin golüne kadar başa baş bir mücadele vardı sahada. F.Bahçe’nin attığı ilk golden sonra Beşiktaş yine oyundan düşmedi. Gökhan Gönül’ün attığı 2. gol ise siyah-beyazlıları iyice çökertti. Veli’nin kırmızı kart görmesinden sonra da sahada sadece F.Bahçe vardı.BUNA rağmen Beşiktaş uzaktan attığı şutlarla F.Bahçe kalesini defalarca yokladı. Gollük vuruşlardı ama Volkan Demirel kalesinde geçit vermedi. Bir futbolcu hele bir defans oyuncusunun takımına nasıl maç kazandırdığını dün gördük. Bu oyuncunun ismi Gökhan Gönül’dü. Birinci golde Gökhan Gönül, 2. golde Gökhan Gönül, 3. golde yine Gökhan Gönül. Hele Gökhan’ın attığı ilk gol var ki, hayatımda ilk kez bir sağ bek oyuncusunun 2 sol beki ekarte edip topu ağlara gönderdiğine şahit oldum. Onun için de Gökhan Gönül 3, Beşiktaş 0 diyorum. Tabii Gökhan Gönül’ü göklere çıkartırken diğer futbolcuların çalışkanlığını, mücadelesini ve kararlığını da göz ardı etmek onlara haksızlık olur.‘KAYIP’ FERNANDES! AYBABA’NIN da büyük hatası vardı. Sola Escude ve Uğur seçimi yanlıştı. Oranın hakkı gerçek performansında olmamasına rağmen sol bek Uğur, önünde de Holosko olurdu. 2. 45 dakikada yaptığı gibi.. Fernandes Beşiktaş’ın en önemli oyuncusu. Bu bir gerçek. Ama öyle yerlerde öyle toplar kaptırıyor ki bir anda Beşiktaş kalesinde pozisyon oluyor. İlk golde olduğu gibi. Beşiktaş’ın ayakta kalan oyuncuları İ.Toraman ve Necip’ti. GELELİM Veli’ye.. Performansının yarısında bile değilsin. Bu da yetmiyormuş gibi gördüğün gereksiz kartla takımını 10 kişi bırakıyorsun. Ama Veli’nin pozisyonundan önce Beşiktaş’ın lehine net bir faul vardı ama Özgür Yankaya bunu es geçti. Necip’e yapılan net faul, adamın neredeyse burnu kırılıyor.. Ama buna dakikalar sonra faul veriyor. ÖZETLE Beşiktaş’ın son 3 maçtaki görüntüsü ‘S.O.S’ sinyalleri veriyor. Böyle gider mi? Bu kadroyla ocakta da takviye yapılmazsa evet.
HAFTALARDIR sıkıntılı günler yaşayan F.Bahçe’nin, UEFA Kupası’nda, hem de deplasmanda 3 puan kazanması, inanıyorum ki sarı-lacivertlilere, özellikle de başkan Aziz Yıldırım ve Aykut hocaya ilaç gibi gelmiştir. Hemen bir gerçeği üstüne basa basa söylüyorum: F.Bahçe, dün oynadığı futbolla ve gösterdiği mücadeleyle, maçı başından sonuna kadar hak etti. AYKUT Kocaman, orta sahayı çok koşan, mücadeleyi bırakmayan 5 kişiden oluşturarak adeta ben bu maçı orta sahada kazanacağım dedi ve öyle de oldu. 1. dakikadan 90. dakikaya kadar F.Bahçe’nin inanılmaz baskısı vardı. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir baskı beklemiyordum. Rakip de beklemiyordu ki, F.Bahçe onları 90 dakika yaptığı baskıyla adeta darmadağın etti.ŞİMDİ şu futbolcu iyi oynadı, bu daha çok koştu, daha fazla mücadele etti diye isim versem diğerlerine ayıp etmiş olurum. F.Bahçe’de koşmayan, mücadele etmeyen kimse yoktu. Ama Caner, Gökhan, Cristian ve bana göre F.Bahçe’ye geldiği günden itibaren en iyi futbolunu oynayan Meireles öne çıkan isimlerdi.YANLIŞLAR DA VARTABİİ F.Bahçe hak ettiği bu 3 puana sevinirken, futbolcular da yanlışlarını görmeli. Mesela yenilen ilk golde Hasan Ali o topa vuramasa bile vurdurmayacak. Sadece o mu, Volkan da pozisyona çok yakın. Çıkıp vurmasa bile rakip korkudan golü atamaz. Rakibin attığı 2. golde de Hasan’ın benzer hatası var. Golü atan oyuncuya Hasan’dan daha yakın olan Meireles’ti. 58 ve 63. dakikada Volkan’ın inanılmaz kurtarışları vardı. Tabii bu arada Volkan’ın hamlesine karşın topu çizgiden çıkartan Gökhan’ı da ayakta alkışlamak lazım. F.BAHÇE’NİN en iyilerinden biri olan Caner’i de bir kez daha alkışlıyoruz. Şunu da itiraf etmem gerekiyor ki dünkü F.Bahçe bu sezon gördüğüm en iyi F.Bahçe’ydi. Haftalardır sıkıntılı günler geçiren F.Bahçe’nin bu galibiyetle beraber sıkıntıları biraz olsun durulacaktır ki, bu da en az farklı kazanılan 3 puan kadar değerlidir.
Sezon başında bana göre Aykut Kocaman’ın Alex için söyledikleri, daha sonra Alex’in cevap olarak tweetleri, yine Kocaman’ın cevabı, üstüne üstlük başkan Aziz Yıldırım’ın hiç gerek yokken olayların içine girmesi...8 senedir F.Bahçe için oynadığı futbol, attığı goller ve adamlığıyla yalnız F.Bahçeliler’in değil herkesin takdirini kazanan Alex’i dün dikkatle izledim ve kararımı verdim. ALEX bitmiş, Alex’in ayarı bozulmuş, Alex’in dengesi bozulmuş ve en önemlisi heyacanı kaybolmuş. Özetle Alex de Souza bitmiş ve okeye dönüyor. Bunun nedenlerini kamuoyunun takdirine sunuyorum. KİM suçlu, kim suçsuz, buna özellikle F.Bahçeliler karar versin. Ancak dün oynanan maçın ilk yarısında ne futbol, ne mücadele, ne heyecan, ne gol, ne de doğru dürüst pozisyon vardı. Resmen uyuduk. DÜNKÜ maçta konuşulacak olan F.Bahçe’nin kötülüğü değil, toplama bir takım olan Kasımpaşa’nın başarısıdır. 2 takımı ilk defa izleyenler beyaz formalılar için (Kasımpaşa) özellikle 2. yarıdaki futbollarına ‘Helal olsun F.Bahçe’ye. Takır takır oynuyor’ der. Gerçekten de takır takır oynadı Kasımpaşa. NE formasından korktu F.Bahçe’nin ne de içindeki futbolculardan. İkinci 45 dakikada gerçekten zevkli, heyecanlı, gollü ve pozisyonu bol olan bir maç izledik. Bu pozisyonların çoğunu Kasımpaşa üretti. F.BAHÇE’NİN yediği 2 golde de inanılmaz defans hatası vardı. Hele ilk golde Uche öyle bir pozisyon buldu ki, antrenman maçında bile defans rakip oyuncuya böylesine müsait bir pozisyon vermez. Adam elini kolunu sallaya sallaya topu ağlara gönderdi.ŞAMPİYON OLACAĞIM! NEREDESİN Yobo, neredesin Egemen? 6’da Adem’in direkten dönen bir topu var ki gol olsa aylarca jeneriklerde kalırdı. Hüseyin girdikten sonra bir asist, bir golle galibiyete imzasını atan oyuncu oldu. Özetle 6 maçta 9 puan kaybeden ve ‘Ben şampiyon olacağım’ diyen bir takımın bu sözlerine ne kadar güvenilir bilemiyorum, Hem de bu futbolla... ALKIŞLAR ve tebrikler Kasımpaşa’ya Fazlasıyla hakettiler. Sezon başından beri üstün performans gösteren İlker Meral dün de çok formdaydı. Nazar değmesin.
BU tür maçları oynayan futbolcular, böyle kuralar çekildiğinde daha maç oynanmadan ‘Nasılsa karşımızda amatör takım var. Biz bu maçı aldık’ havasına girerler. Beşiktaş da dün öyle bir havadaydı. Samet Aybaba neredeyse gençlerden kurulu bir takımla Niğde Belediyespor karşısına çıktı. 28. saniye dolmadan Beşiktaş’ın golü geldi. Golü Kadir attı ama başlama noktası Batuhan’dı. Batuhan bu pozisyonda rakibine iyi bastı ve topu kaptı. Yaptığı vuruş kaleciden dönünce topu iyi takip eden Kadir golü attı. Ama Batuhan’ın vuruşu gol olmalıydı. Batuhan gibi bir oyuncu bu pozisyonu gole çevirmeli.28. saniyede gelen golle beraber Beşiktaşlı oyuncular, ‘Bu maç fark olur’ dediler. Ama görüntü hiç de öyle değildi. Süper Lig’in büyük takımlarından, profesyonel Beşiktaş, amatör Niğde Belediyespor’u zar zor yendi. Öyle pozisyonlar oldu ki; Beşiktaşlılar’ın yürekleri ağızlarına geldi.BEŞİKTAŞ ne kadar hücumu ve golü düşündüyse Niğde Belediyespor da bu konuda o kadar etkiliydi. Kaleci Cenk’in gayet başarılı bir maç oynadığını ve rakip takımın 1 şutunun direkten döndüğünü söylersem herhalde Beşiktaş’ın ne kadar zor kazandığını anlarsınız.54’TE Beşiktaş’ın yediği talihsiz bir gol vardı. Hilbert kendi kalesine attı. Futbolda böyle şeyler var. Esas sorgulanması gereken Niğde Belediyesporlu Nuri’nin sağ kanattan rahatça orta yapması. İzlediğim kadarıyla çıkana kadar maçı en çok ciddiye alan, koşan, rakip defansı bunaltan isim Erkan’dı. Samet Hoca’nın neden bu oyuncuyu oyundan aldığına akıl erdiremedim. Herhalde hocanın vardır bir bildiği.MERTCAN DİKKAT ÇEKTİ62’DE yine sahanın nadir iyi oyuncularından biri olan Ersan, Olcay’ın kornerine güzel bir kafa vuruşu yaparak Beşiktaş’ı öne geçirdi. Hasan’ın uzaktan vurduğu şutun direkten dönmesi Beşiktaş adına şanssızlıktı. Hemen sonra Cenk, çok güzel bir kurtarışla Beşiktaş’ın 2. golü yemesini engelledi. Beşiktaş’ta sonradan oyuna giren Mertcan dikkatimi çeken oyunculardan biriydi. 89’da Niğde Belediyespor’lu Rıdvan’ın füzesi direkten dönünce Beşiktaşlılar’ın yüreği bir kez daha ağzına geldi.NİĞDE, Beşiktaş’ı büyük bir misafirperverlikle karşıladı ve uğurladı. Oynadığı futbol da bir amatör takımın çok ötesindeydi. Hem gösterdiği misafirperverliği hem de oynadığı cesaretli futbolu alkışlamamak ayıp olur.
5.haftaya kadar mağlubiyet almayan Beşiktaş, 5. hafta G.Antep’te bu acıyı yaşadı. Hak etti mi? Evet... Özellikle ikinci yarıda oynadığı kendisine yakışmayan korkak futboluyla bu mağlubiyeti hak etti. BEŞİKTAŞ gibi bir takımın rakip kim olursa olsun, hele de 1-0 galipken böylesine kendi sahasına çekilip adeta rakibe ‘Gel de gol at’ davetiyesi çıkartması inanılır gibi değildi. İLK yarıda daha derli toplu, sakin, ayağa pas yapan, rakip kalede gol arayan ve şık bir golle öne geçen Beşiktaş, 2. yarıda inanılmaz kötü oynadı. ‘İyi oynayan bir tek oyuncu var mıydı?’ diye sorsanız cevabım hayır olurdu. AYRICA eski performansında olmamasına rağmen Samet Aybaba’nın rakibin en çok çekindiği ve önlem aldığı Fernandes’i neden oyundan çıkardığına akıl sıra erdirmek mümkün değil. 2 takım da kazanmak için oynadı. Futbol kalitesi çok üst düzey bir maç değildi ama heyecan 2. yarıda doruktaydı. Beşiktaş ‘gol yemeyeyim’, G.Antep de ‘gol atayım’ diye adeta çırpınıyordu. G.Antep 1-1’i yakaladıktan sonra daha da cesaretlendi. NEDEN ELLE OYNADIN?G.ANTEP’TEN gol beklenirken, Fennandes’in güzel ortasına kafa vuran Almeida takımını öne geçirdi. Siyah-beyazlılar yine yaslandı fakat G.Antep pes etmiyordu. Sivok’un belki kendisine de sorsanız ‘Neden elle oynadın?’ cevap veremeyeceği bir pozisyondu ve durum 2-2’ye geldi. Artık Beşiktaş kaybetmemek, G.Antep ise kazanmak için oyundaydı. Nitekim böyle de oldu. ORHAN’IN füzesiyle G.Antepspor, hakettiği 3 puanı adeta Beşiktaş ağlarına yapıştırdı. Ve Beşiktaş’ın bundan sonraki çabaları daha doğrusu oynadığı futbol, 1 puanı bile getirmeye yeterli değildi. BU arada G.Antepspor’un maçı kazanmasında Hikmet hocanın cesaretini ve taktiksel değişikliklerini takdir etmezsek, Hikmet hocama ayıp etmiş oluruz. G.Antep 2. galibiyetini alırken Beşiktaş da ilk mağlubiyetiyle tanıştı.
3-0 kazanmış bir takımdan maçın yıldızının kimin olmasını tahmin edersiniz? Ya hücuma dönük orta sahadan biri ya da forvetti oynayan futbolculardan biri.Hayır... Dünkü karşılaşmanın yıldızı bunlardan biri değildi. Maçın yıldızı sağ bekte oynayan Roberto Hilbert’ti. Ben sağ bek diyorum ama Hilbert yalnız sağ bek oynamadı. Hem sağ bek hem de sağ açık hem de golcüydü. Defansif görevini yaptığı gibi orta sahadaki arkadaşlarına yardımcı oldu. Üstüne üstlük tüm bunlar yetmiyor gibi bir de müthiş bir gol attı.İlk 45 dakikada çok koşan mücadele eden bir Beşiktaş izledik. Bu özellikleri taşıyan Beşiktaş’ı bütün sezon izleyeceğiz gibi. Ama siyah-beyazlılar, bu kadar mücadele etmesine rağmen çok net gol pozisyonu bulamadı. Santrfor oynayan Batuhan, hiçbir varlık gösteremedi. Batuhan cepheden gelen toplar arkaya aşırılmaz. En son adam kim? Bu topları kime indiriyorsun? Büyük bir takıma geldin, şansını iyi kullan.Gerçek Beşiktaş’ı ikinci yarı izledik. Bunda siyah-beyazlıların golü erken bulmasının da rolü çok büyüktü. Erken gelen gol Elazığspor’unda oyun disiplinini bozdu. Defans güvenliğini unutturdu. 1-0’dan sonra 1-1’i yakalamak için şuursuzca saldırdılar. Bu da Beşiktaş’ın işine geldi. RAKİPLERİNİ BAYILTIR!Duran top oldu mu Beşiktaş tribünleri yerinde duramıyor. Çünkü bu topları Manuel Fernandes kullanıyor. Nitekim Kartal’ın 2 golü de duran toptan geldi. Necip Uysal’ın kafa golü çok şıktı. Ona kocaman aferin... Ama Elazığ defansına da sormak lazım. Genç Necip kafa vururken siz ne yapıyorsunuz? Özetle Beşiktaş böyle koşmaya, mücadele etmeye, savaşmaya devam ettiği sürece rakip takım nefessizlikten bayılabilir. Özetle Beşiktaş özellikle ikinci yarıda oynadığı coşkulu, iştahlı kararlı futboluyla 3 puanı fazlasıyla haketti.