Biraz saygı!

28 Nisan 2013

Canı boğazında düşmemek için çırpınan Ordu’yu 2-0 yenen Beşiktaş, Avrupa kupalarına gitmedeki inadını sürdürdü. Kazanmak tabii ki önemli ama kazanırken oynadığın futbolla da taraftarı mutlu edeceksin, keyif vereceksin. Beşiktaş dün bunu yaptı mı? Hayır... İnanıyorum ki çok önemli bir maçı kazanmasına rağmen hiçbir Beşiktaşlı mutlu değil. Çünkü Beşiktaş taraftarını mutlu edecek, keyif verecek bir futbol oynamadı. İlk 15-20 dakika daha çok topa sahip olan, daha çok gol arayan takım Ordu’ydu.Mustafa Pektemek, Beşiktaş’ın en çok gol noktalarına giden, en çok golü koklayan, en iyi gol vuruşu yapan futbolcusu. Samet Hoca’nın böylesine yeteneklerle dolu bir oyuncuyu sol kenarda oynatmasına hiçbir anlam veremedim. Beşiktaş’ın en klas futbolcularından biri olan Fernandes, geçen haftalarda olduğu gibi dün de performansının çok altındaydı. Hiçbir varlık gösteremedi. ORDUSPOR GAYRETLİYDİBir ara Beşiktaş üst üste kaç pas yapıyor diye sayayım dedim ama 5’i geçmedi. Olcay, Veli, girdikten sonra Erkan ve Emre Beşiktaş’ın ayakta kalan oyuncularıydı. Oğuzhan girdikten sonra Beşiktaş özellikle ataklarda daha etkili olmaya başladı. Oğuzhan sayesinde top daha çok Beşiktaş’ta kaldı. Dün Beşiktaş kendisinden beklenen futbolun yarısını oynamadan 3 puan aldı. Ordu ise kazanmak için elinden gelen tüm gayreti gösterdi. Gelelim Beşiktaş taraftarına... Liglerin bitmesine 3 hafta var. Takımınızın 3. olup Avrupa’ya gitme şansı fazlasıyla var. Hatta 2. olup Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını elde edebilir. Siz bu takımın teknik direktörünü maç boyunca yuhalıyorsunuz. Çok ayıp. Biraz saygı...

Devamını Oku

Bu gözden bu balık çıkar

26 Nisan 2013

Spor Toto Süper Lig’in bitmesine 4 hafta kaldı. Sezon başlamadan Beşiktaş’ın teknik direktörü bile belli değildi. Başkan ve tüm yönetim işi gücü bırakmış yerli-yabancı teknik direktör arıyor. Ama o günün şartlarında Beşiktaş’ın teknik direktörü olması gereken burunlarının ucundaki Samet Aybaba’yı göremiyorlardı. Aslında görüyorlardı ama görmemezlikten geliyorlardı. Yerli-yabancı en az 4-5 tane teknik adamla görüştüler ama anlaşamadılar. Çünkü ne teknik direktöre ne de gelecek olan teknik direktörün isteyeceği futbolculara verecek paraları yoktu.Başkan ve yönetim de bunu zaten açık açık söylüyorlardı. Borç gırtlaktaydı, kulübün her kapısının arkasından alacaklı çıkıyordu. Yani durum vahimdi. Bu şartlarda elini değil, gövdesini taşın altına sokan başkan Fikret Orman ve yönetimini tebrik etmek gerekir. Kısa sayılacak süre içinde de maddi açıdan büyük yol alıp, büyük borç ödediler. Hiçbir teknik direktörle de anlaşamayınca, ‘Ceket olmadı, bari yelek alalım’ misali Samet Aybaba’yı teknik patronluğa getirdiler. Şu anda Beşiktaş üçüncü. İkinci de olabilir, dördüncü de olamayabilir. Yönetim yeni, teknik direktör yeni, futbolcular yeni, genç ve tecrübesiz. Şimdi soruyorum, bu şartlar altında sezon başında başkan Fikret Orman ve taraftarlara, ‘Biz bu sezon içersinde ilk 4’ün içinde olmayı planlıyoruz’ deseler hangileri kabul ederdi, hiçbiri. Beşiktaş gibi büyük bir takım için üçüncülük tabii ki başarı değil. Ama bunu söylerken F.Bahçe ve G.Saray’ın kadrosunu da göz önüne getirmek gerekiyor. F.Bahçe ve G.Saray’ın yedek kulübesindeki ikişer kişi Beşiktaş’ta olsa, Beşiktaş şu anda G.Saray ve F.Bahçe’nin yanında, belki de üstünde olurdu. BAŞARILILARBu sezon başkan ve yönetim maddi konularda, Beşiktaş teknik direktörü ve futbolcular da sportif açıdan başarılıdır. Özetle bu gözden bu kadar balık çıkar. Bu takımın ne başkanı, ne yönetimi, ne futbolcuları ve özellikle de teknik direktörü Samet Aybaba’yı yuhalamak ve hakaret etmek hiç ama hiç yakışık almaz. Çünkü onlar bunu hak etmiyor.

Devamını Oku

Oğuzhan girdi böyle oldu

15 Nisan 2013

Her 2 takım içinde önemli olan 3 puanı Beşiktaş 2. yarıda oynadığı daha hızlı futboluyla kazanmasını bildi. Önce ilk 45 dakikaya şöyle bir bakalım... Herkes atak başlamasını beklerken bekleneni yapan Beşiktaş değil Antalya’ydı. Oyun alanının her tarafında daha üstündüler, daha çok topa sahip oldular, daha çok gol pozisyonu buldular. MC Gregor'un 2 nefis kurtarışı olmasa belkide ilk yarıyı 2 farklı önde bitirirlerdi. Beşiktaş ilk yarı hiçbir şey yapmadı dersek abartmış olmayız. Beşiktaş ilk şutunu 22. dakikasında attı dersek, zaten siyah-beyazlıların ilk yarıdaki futbolunu özetlemiş oluruz. Pas hataları, yardımlaşmanın olmaması, topu kaptıranın mücadele etmemesi hep Beşiktaş tarafındaydı. Beşiktaş’ın 2. yarıda böyle etkisiz olacağı düşünülüyordu. İlk yarıda kötü oynayarak herkesi şaşırtan Beşiktaş, 2. yarıda ise istekli ve arzulu oynadığı futboluyla herkesi şaşırttı. Tabii Beşiktaş’ın bu futbolunda Oğuzhan’ın oyuna girmesi en büyük etkendi. Beşiktaş defansının ayakta kalabilmesi için Veli ve Necip ikilisinden biri şart ama 2’si fazla. 2’si oynadı mı Beşiktaş’ta pas yapacak kimse kalmıyor. Ya Veli ya Necip oynamalı. Ama şu anki formuyla Necip daha önde. Oğuzhan oyuna girdikten sonra, hem kendisi oynadı, hem takımı oynadı. İlk yarıda yüksek olan pas hataları çok düştü. Olcay’ın attığı golde attığı bir ara pas varki... Ama Olcay’ın da hakkını vermek lazım. ÇOK YADIRGADIM Geçen hafta kötü gününde olan Mustafa, dün etkisiz ama çok çalışkan ve arzuluydu. Ama kaçırdığı bir gol varki kendisi bile saçını başını yoldu. Bir gerçek varki; iyi bir Mustafa, Beşiktaş’a çok şey verir. Escude- Ersan ikilisinin uyumu tahminimden öteydi. Arkalarına çok az top kaçırdılar. Antalya ilk yarıda gösterdiği mücadeleyi, dayanıklılığını 2. yarı gösterse en az 1 puanla Akdeniz’e dönerdi. Beşiktaş taraftarı maç başlar başlamaz Aybaba ve futbolculara tepki gösterdi. Beşiktaş’ın adeta itici güç olan 12. adamının bu hareketini çok yadırgadım. Hakem Mete Kalkavan ise mücadelenin skoruna tesir edecek yanlış bir karar vermedi ama kötü bir maç yönetti.

Devamını Oku

Korku&Cesaret

9 Nisan 2013

Beşiktaş, F.Bahçe hezimetinden sonra 2. kez aynı hezimeti yaşadı ve 3 farklı mağlup oldu. Daha maçın 2. dakikasında Bursaspor’un “Bu maçı alacağım”, Beşiktaş’ın ise “Bu maçı kaybetmeyeceğim” havası vardı. Bursa gibi güçlü bir takımla deplasmanda oynuyorsun ama şartlar ne olursa olsun, bu kadar rakibe teslim olunmaz, bu kadar korkak oynanmaz. İLK 20 dakikada Bursa öyle bir baskı kurdu ki, Beşiktaşlı futbolcular bırakın karşı kaleye gitmeyi, 2 pas üst üste yapamadılar. Bursa’nın defansı en ileri uçtan başladı. Defans oyuncuları da “Top benden gitsin de nereye giderse gitsin” havalarındaydı. Beşiktaş'ın en önemli silahı Fernandes, Bursa’nın ise Pablo Batalla’ydı. Batalla 1 gol, 2 asist, Fernandes ise en az 50 top kaybı. Zaten buradan sonuç çıkıyor. Beşiktaş’ta şu kötüydü, bu iyiydi diyecek halim yok ama şunu söyleyeyim; Beşiktaş’ta elle tutulur bir futbolcu yoktu. BURSA HAKETTİAylar sonra oynayan Mustafa’nın ne kondisyonu ne de fiziği var. Daha 30. dakikada oyundan alınması gerekiyordu. Samet Hocam, Ben bunu 60 metreden görüyorum. Sen nasıl göremiyorsun? Bursa’ya gelince; Yiğidi öldürüp, hakkını vermek lazım. 90 dakika boyunca her yönüyle iyiydiler. Daha çok kazanmak isteyen, daha çok zorlayan, daha çok gol atamak isteyen yeşil-beyazlılardı. Oyun disiplininden hiç kopmadılar. Hikmet Karaman ve oyuncularını tebrik ediyorum. Bursaspor cesaretinin, Beşiktaş ise korkusunun mükafatını aldı. Siyah-beyazlıların G.Saray’la puan farkı 10’a çıkarken, F.Bahçe’yle 6 oldu. Bu saatten sonra bu futbolla Beşiktaş’ın, “Şampiyon olacağım ya da 2. olacağım” diyecek hali yok. 3. olurlarsa öpüp başlarına koysunlar. Hakem Halis Özkahya ve yardımcıları ise kusursuz maç yönettiler.

Devamını Oku

Oynamadan maç kazanmak

2 Nisan 2013

Her iki takım içinde çok önemli bir maçtı. Mersin 3 puan kazanıp küme düşmeme umutlarını ileriki haftalara taşımak isterken Beşiktaş da 3 puan kazanıp, G.Saray’ın ve F.Bahçe’nin yakasını bırakmak istemiyordu. Beşiktaş’ın daha hızlı, daha atak ve daha çok golü düşünerek oynaması akıllardan geçerken maçın başında bu rolü üstlenen Mersin’di. Ama ilk gol Beşiktaş’tan geldi. Tamamen tesadüfi bir goldü. Fernandes bu tesadüf golün sahibiydi. Necip fizik gücü yerinde olduğu zaman bu takımın değişmez oyuncusu. İki kere iki daha dört ettiği gibi bu da aynen böyle. Ama Necip sakatlıktan yeni çıktı ve fizik gücü yerinde değil. Samet Hoca’nın daha 30-35’te Necip’i oyundan alması gerikirdi. Ama 60’a kadar bekledi. Apaçık görüldü ki Beşiktaş’ın 10 numarası yok. Necip oynadığı sürece Veli’yle birlikte iyi mücadele ettiler. Ama nerede yaratıcılık ve üretkenlik. Yok! Almeida'nın sakatlanıp çıkması Beşiktaş’ın oyun düzenini de bozdu. Gelelim Hilbert’e; Ben Hilbert’i antrenmanlarda dahil bu kadar isteksiz ve vurdum duymaz görmedim. 90 dakika içinde sadece kademeye girerek Mersin’in atacağı bir golü önledi. Beşiktaş’ın yediği gol ise tam bir komedi. Kör bir adamı koysanız o topun Nobre’ye atılacağını bilir. Eee golü yine Nobre attı. Bile bile lades.PENALTI VERİLMEDİ Aynı Nobre bu sefer geldi yine kafayla topu kendi kalesine attı. Nobre’yi hiç suçlamıyorum. Bu onun iyi niyetini gösterir. Ama yiğidi öldürüp hakkını vermek gereken biri varsa, o da İbrahim Toraman’dır. Ön direğe çok iyi koşu yaptı. Mersin artık bütün riskleri alıp 2. golü bulmak istiyordu. Bu istek Mersin’e defans güvenliğini ve oyun disiplinini unutturdu. Bunun neticesinde Beşiktaş soldan çok pozisyon buldu. Ama son paslar, ortalar ve vuruşlar berbat olunca Beşiktaş, Nobre’nin kendi kalesine attığı golle çok önemli bir 3 puan aldı. Mersin'in umutları ise biraz daha azaldı. Hakem Abdullah Yılmaz’a gelince; Her 2 takımın hücumlarında da avantajları çok iyi kullandı. Bana göre Niang’ın ceza sahası içinde elle oynaması ise penaltıydı. Kısacası Beşiktaş hiçbir şey oynamadan 3 puanı cebine koyup İstanbul’a döndü.

Devamını Oku

Seba’nın gözyaşları

20 Mart 2013

Beşiktaş, 110. yılını İnönü Stadı mabedinde kutladı. Bu şöleni düşünen ve yaşatan Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman ve yönetim kurulunu tebrik ediyorum. O şölende beni en çok şaşırtan, onursal başkan Süleyman ağabeyin de stada gelmesiydi. ‘Gelir mi gelmez mi’ diye bana sorsalar, ‘gelmez’ diyerek iddiaya girerdim hem de bire 3... Öğrendiğime göre başkan Orman ikna etmiş... Valla Fikret başkan, deveye hendek atlatmak gibi bir işi başarmış, helal olsun.Ne kadar çok sevildiğini bir kez daha gördük Süleyman ağabeyin. Bütün stat dakikalarca onu ayakta alkışladı. Bu sevgi gözlerini doldurdu. Daha sonra kendisiyle konuştum. “İyi ki geldin Süleyman ağabey. Duygu seli de gözlerini doldurdu” dedim, “Gözlerim dolmadı... Ben ağladım. Ama kimse görmedi. Çünkü gözyaşlarımı içime akıttım” dedi. Neydi seni ağlatan? soruma ise şu yanıtı aldım: “70 senedir, Beşiktaş aşkıyla yaşıyorum. Bu 70 sene, film şeridi gibi 70 saniyede gözlerimin önünden geçti. Kaçırdığımız, kazandığımız şampiyonluklar, üzüntülerimiz, sevinçlerimiz, şimdi aramızda olmayan, omuz omuza verdiğim takım arkadaşlarımı gördüm statta. Duygulanmamak ağlamamak mümkün mü? İyi ki gelmişim...” AYSAL’I DÜŞÜNDÜ...Daha sonra Fikret Orman kısa ama öz bir konuşma yaptı. Süleyman ağabeye geldiği için teşekkür ederken, Beşiktaş’ın bu şölenine gelme centilmenliğini gösteren Ünal Aysal’a teşekkür etmedi. Herkes dedi ki: “Fikret başkan ayıp etti.”Hayır... Orman doğrusunu yaptı. Akıllılık yaptı. Cin gibi... Biliyordu ki Ünal Aysal’ın adını ağzına alıp teşekkür etse tribünlerden tepki yağacaktı. Başkan Orman, centilmenlik yapıp o stada gelen Aysal’a bunu yaşatmadı. Bir bravo daha bu düşüncesi ve davranışı için Orman’a... Şahane bir şölen oldu. Bütün Beşiktaşlılar, 110. yılı coşkuyla kutladılar. Süleyman ağabeyi gördüler. Efsaneler nerede?Ama Beşiktaşlılar, yıllarca o takmımın formasını giyen eski futbolcuları da görmek isterdi. Kadir’i, Gökhan’ı, Şifo Mehmet’i, kaptan Rıza’yı, isimlerine şarkı yapılan Metin-Ali-Feyyaz’ı... 100. yılında şampiyonluk golünü atan Sergen’i, 100. yılında şampiyonluk yaşatan Lucescu’yu ve çalıştığı 6.5 yıl içinde Beşiktaş’a 4 yıl şampiyon yaşatan Gordon Milne’yi görmek isterdi. BU isimler, davet edilip de kendileri gelmediyse peşin olarak Orman ve yönetiminden özür dilerim. Ama unutulmuşlarsa veya davet edilmelerine gerek görülmemişse de ‘ayıp etmişler’ derim. Bu arada unutmadan çok iyi Beşiktaşlı olarak tanıyıp bildiğimiz sevgili Ece Erken ve Hülya Avşar neredeydiler? Onları da göremedim. İnşallah sağlık ve sıhhatleri yerindedir. Nice 110 yıllara Beşiktaş...

Devamını Oku

Alkışlar Kasımpaşa’ya

16 Mart 2013

F.Bahçe, Bursa, G.Saray ve Trabzon’dan sonra Beşiktaş’ı da geçen Kasımpaşa, oynadığı futbol ve attığı birbirinden güzel gollerle galibiyeti fazlasıyla hak etti. Paşa’da galibiyeti getiren kimlerdi derseniz; İsim vermeden bütün takımdı derim. Toplu hücum, toplu defans, yardımlaşma.. Kısacası futbol adına güzelliklerin çoğu Kasımpaşa’dan geldi. Müthiş akıllı oynadılar, kontraatak dersi verdiler. Tebrik etmek ve alkışlamak gerekir. Beşiktaş'a gelince; Trabzon’da oynadıkları futboldan daha iyidiler. Beceriksizliklerin yanı sıra direkleri de hesaba katarsak, biraz da şanssızlardı diyebiliriz. İnanılmaz goller kaçırdılar. Mesela şahene bir gol atan Olcay, karşı karşıya topu kaleciye nişanladı. Niang 6 pastan topu içeriye atamadı. Almeida’nın ve Fernandes’in direkten dönen topları ise Beşiktaş adına şanssızlıktı. Veli oynamadığı zaman Beşiktaş orta sahası ayakta kalamıyor. BEŞİKTAŞ ŞANSSIZDI Trabzon'da olduğu gibi bütün yük İ.Toraman’ın omuzlarındaydı. O da tek başına ama bu kadarını yapabilirdi. Samet Hoca’nın gol için yaptığı hamleler doğruydu. Bana göre yanlışı ikisi de gününde olmayan Fernandes ya da Oğuzhan’dan birisini oyundan çıkarmamasıydı. Bir kez daha gördük ki Trabzon’da kazanamayan Beşiktaş, Kasımpaşa’ya da yenildi. Bunun en büyük nedeni Beşiktaş’ın orta sahayı rakibe vermesiydi. Özetle Kasımpaşa oynadığı futbolla 3 puanı fazlasıyla hakeden taraftı. Beşiktaş’ın kaybetmesi ise beceriksizlik ve şanssızlığın birleşimiydi. Maçın hakemi Cüneyt Çakır’a gelince; Zaman zaman atmosferi yüksek olan maçı çok iyi yönetti. Kasımpaşa’yı kutladığımız gibi Çakır’ı da kutluyorum.NOT: Cenk iyi bir kalecisin ama kötü gol yiyorsun. Yediğin ilk golü bir izle sonra konuşalım..

Devamını Oku

Aybaba’ya gülmüştük!

9 Mart 2013

Hangi maç olduğunu şimdi hatırlamıyorum. Hatırladığım o maçta Veli’nin olmamasıydı. Maç sonunda Samet Aybaba yaptığı açıklamada, “Veli’yi aradık” diye bir açıklama yapmıştı. O açıklamaya, “Beşiktaş Veli’yi arayacaksa vay halimize” diyerek eleştirip, gülenler olmuştu. Ne yalan söyleyeyim; Ben de öyle düşünüp, gülenlerden biriydim. Ama dün bir kez daha gördük ki Beşiktaş, Veli’yi aradı. Hemde mumla. Ve bir kez daha gördük ki Beşiktaş orta sahadaki dinamizmininin çoğunu Veli’ye borçluymuş. Dün Veli yoktu, orta saha da yoktu. Gerçi dünkü Beşiktaş’ta hiçbir şey yoktu. F.Bahçe maçının moraliyle Trabzon karşısına çıkan Beşiktaş’ta o morali de göremedik. Holosko, Oğuzhan, Fernandes, Olcay bildiğimiz performanslarının yanına bile yaklaşamadılar. Niang adeta tek başına Trabzon defansıyla boğuştu. Yardımına gelen kimse yoktu. Trabzon'a gelince; Böyle kötü bir gününde yakaladığı Beşiktaş’tan 3 puan alamaması onlar adına büyük bir kayıptı. Sadece Olcan tek başına bir şeyler yapmaya çalıştı. Şubat ayının oyuncusu seçilen Henrique ise hiçbir şey yapamadı. 1 PUAN BİLE FAZLATolunay Hoca yaptığı hamlelerle golü bulmak istedi ama buna da Beşiktaş defansı izin vermedi. Cenk havadan gelen topların hepsini kazanan isimdi. Samet Aybaba’nın 35. dakikada gününde olmayan Emre’yi çıkarması, isabetli bir karardı. 3 puanı daha çok isteyen taraf Trabzonspor’du. Beşiktaş ise adeta 1 puan için sahaya çıktı ve maçı da istediği gibi bitirdi. Beşiktaş dün gerçek performansında olsa, kazanmayı daha çok istese, 3 puanı alıp İstanbul’a dönerdi. Ama gerçeği söylemek gerekirse Beşiktaş’ın dünkü oyununa 1 puan bile fazla. Şükretsinler 1 puana...

Devamını Oku