Bazen insan gerçekten bıkıyor!

21 Mart 2026

Sinema, müzik, televizyon ve hatta moda dünyasının ünlülerinin spot ışıklarının altında kalması biraz da merak uyandırmalarına bağlı.Öyle ki artık dünyanın her yerinde yapımcılar, kim magazin sayfalarında daha çok yer alıyorsa, kimin sosyal medya paylaşımları en fazla ilgi görüyorsa onlarla çalışmak istiyor.Elbette bu çizgiyi aşıp, herkesten gizlense bile şöhretinden bir şey kaybetmeyen, filmleri, konserleri milyonların hücumuna uğrayan ünlüler de var. Ama oralara gelebilmek için insanın "çok fırın ekmek yemesi" gerek.EN ÇOK MERAK EDİLEN KONU AŞK HAYATLARIÜnlülerle ilgili en fazla merak uyandıran ayrıntı da aşk hayatları...Bunu bilen ünlüler de işte bu konuda öyle her zaman ser verip sır vermiyor. Yaşadıklarını "azar azar" gösteriyor hayranlarına.Ama bana sorarsanız bazen bu "merak uyandırma" oyunu biraz bıktırıcı oluyor doğrusu.Son birkaç haftadır beni biraz da sinirlendiren bu türden bir gelişme yaşanıyor ünlüler dünyasında.AŞK VAR AMA GERİ KALAN HER ŞEY GİZLİÖrümcek Adam (Spider Man) filminde birlikte oynayan Zendaya ile Tom Holland'ın epeydir aşk yaşadığını bilmeyen yok...Zaten nişanlandıkları da Zendaya'nın geçen yıl Altın Küre töreninde parmağında görülen pırlanta yüzükle ortaya çıktı.Resmi açıklama yoktu.Onların özel hayatlarını kapalı kapılar ardında yaşamalarına da her ayrıntıyı açık etmemelerine de saygım sonsuz.Ama...Zendaya ile Tom Holland son haftalarda gizlice evlendikleri söylentisiyle gündemde.BİR DÜĞÜN SÖYLENTİSİDİR GİDİYORBunun nedeni de Zendaya'nın son dönemde gittiği her yerde parmağından eksik etmediği alyans...Tom Holland, evlilik aksesuarı kullanmıyor ama Zendaya, sanki alyansını dünya aleme göstermek ister gibi davranıyor. Üstelik Zendaya'nın birlikte çalıştığı stilist de katıldığı bir etkinlikte "Onlar çoktan evlenmiş olabilir" diye konuştu. Elbette onun bu sözlerinden sonra Zendaya ile Tom Holland'ın hayranlarının heyecanı da arttı. Herkesin beklediği basit bir açıklamaydı... Ama boşuna! KAFALAR DAHA ÇOK KARIŞTIZendaya sonra Jimmy Kimmel'ın sohbet programına konuk olduğunda bu konuda sorularla da karşılaştı.Hatta söz döndü dolaştı Zendaya ile Tom Holland'ı gelin ve damat olarak gösteren ve yapay zeka ürünü olan fotoğraflara geldi. Ki öyle böyle değil bu fotoğraflar sosyal medyada büyük gürültü kopardı.Ama Zendaya net konuşmak yerine yine kafa karıştırıcı sözler sarf etti.Bu yazıyı yazdığım ana kadar da bu konu hala bir sırdı.BELKİ DE HEPSİ FİLM TANITIMI İÇİNBana sorarsanız ünlülerin bu tür oyunlarına zaman zaman kızdığım oluyor. Sonuç olarak kariyerinin bir parçası da hayranlarında gördüğü ilgi olan ünlülerin özel hayatlarını bu şekilde "kullanması" bana anlamsız görünüyor. İster istemez insanın aklına başka şeyler geliyor doğrusu. Malum, Zendaya ile Robert Pattinson'ın evlenmek üzere olan bir çifti canlandırdığı The Drama adlı film gösterime girecek yakında.Durum böyle olunca Zendaya'nın da Tom Holland ile gerçekten ve gizlice evlenip evlenmediğini böyle merak konusu yaparak sinemalara seyirci toplamaya çalıştığını düşünüyorum...  Belki eski kafalı diyeceksiniz ama ben bu gençlerin menajeri olsaydım hatta gençlerin kendisi olsaydım böyle bir konunun reklam malzemesi yapılmasına sessiz kalmazdım. Çünkü ünlülerin, yaptıkları işlere dikkat çekmek için böyle "oyunlar" oynaması insanı bazen gerçekten sinirlendiriyor.  Bence aşk ve evlilik böyle malzeme yapılmayacak kadar değerli ve özel çünkü! 

Devamını Oku

Hepiniz yaşlanacaksınız güzel kızlar... O gergin cildiniz kırışıklıklarla dolacak

15 Mart 2026

Öncelikle bu satırların bir tür kötü dilek olarak algılanması beni üzer... Ya da kendisinden genç kadınları kıskanan biri olarak görülmek de istemem. Tek niyetim kimsenin kaçamadığı bir gerçeği bir kez daha hatırlatmak... O zaman şöyle bir özetleyeyim: İstediğiniz kadar estetik ve kozmetik olanaklardan yararlanın, istediğiniz kadar para harcayın bundan kaçış yok. O ışıltılı bakışlarınızın taştığı gözlerinizin altında, yaşadığınız yılların izleri olan küçük kırışıklıklar oluşacak... Belki yanaklarınız hafifçe aşağıya sarkacak. Nereden geldiğini bilmediğiniz kilolar bedeninize yerleşecek ve açlıktan ölseniz de gitmeyecek. Hele o saçlara ne demeli! Pırıl pırıl saçlarınız belki seyrekleşecek.. Ama mutlaka aklar dolacak. AYNAYA BAKIP MUTSUZ OLMAYA GEREK VAR MI? Peki ne yapacağız? Bütün bu anlattıklarımı usul usul yaşayan biri olarak diyebilirim ki o klasik deyimle hayat bize ne getirirse kabul edeceğiz! Tabii ki kendimize iyi bakıp sağlıklı besleneceğiz. Spor yapmayı sürdüreceğiz... Sonuna kadar hayatın keyfini çıkaracağız. Bedenimizde yılların getirdiği bütün izleri de sarıp sarmalayacağız. Tıpkı bir dönemin ünlü ve en güzel modellerinden biri olan Paulina Porizkova'nın yaptığı gibi. BİR DÖNEM ŞİİR GİBİ BİR GÜZELLİĞİ VARDI Çünkü o zamanki adıyla Çekoslavakya'da ya da şu anda herkesin Çekya diye bildiği ülkede dünyaya gelen Porizkova'nın öyle böyle güzelliği yoktu. Irkının bütün çarpıcı özellikleri onda toplanmıştı sanki... İnce, uzun orantılı bir endam.. Pırıl pırıl bir cilt, bakışlarıyla delip geçen masmavi gözler... Sanki usta bir ressamın elinden çıkmış eşsiz bir tablo gibiydi Paulina Porizkova. Öyle ki Doğu Avrupa'dan çıkan ilk top model olarak tarihe adını yazdırdı bile çoktan. Bu unvan ona boşuna verilmedi elbette. GEÇİP GİDEN YILLARDAN O DA NASİBİNİ ALDIElbette güzeller de yaşlanır... Geçip giden yıllardan o da nasibini aldı... Özel hayatında çalkantılar yaşadı. Son nefesini kollarında veren kocasının, yani iki oğlunun babasının, kendisini mirasından çıkardığını öğrendi. Bir ara evsiz bile kalıyordu neredeyse... Bunları kim yaşasa hem ruhsal hem de fiziksel olarak etkilenir elbette. Porizkova da etkilendi. Yine de ayakta durdu, iki oğluna annelik yaptı ve 60 yaşında aşkı yeniden buldu! Ama benim asıl söylemek istediğim bunlar değil... GERÇEK YÜZÜNÜ HİÇ SAKLAMIYORPorizkova'nın sosyal medyadaki takipçilerinden biriyim. Ne yalan söyleyeyim özellikle de fiziksel görünümüyle ilgili paylaşımları beni cezbediyor. Elbette Porizkova hala çok güzel bir kadın. Ama öyle 20'likler gibi görünmüyor. Zaten görünmeye de çalışmıyor. Cildine de bedenine de bakıyor. Yine de gençlik yıllarına dönmesinin, öyle taze görünmesinin mümkün olmadığını biliyor. Bazen bikini ya da iç çamaşırıyla kamera karşısına geçip bedeninin yıllar içinde nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Karnında biriken yağlardan ve sarkmadan söz ediyor mesela. Hatta gösteriyor bile.. Ama sonra diyor ki "Ben karnımda iki çocuk taşıdım." Yani bir daha asla öyle sımsıkı karın kasları olmayacağını biliyor. Yine de bu yüzden dünyasını karartıp hemen estetik cerrahlara koşmuyor. Sahte gençlik peşinde değil yani. Ya da kimi zaman makyajsız yüzünü çekinmeden takipçilerine gösteriyor. Bütün o sarkmaları, kırışıklıkları, göz altlarındaki çizgileri... Doğrusu ben en çok da onun bembeyaz saçlarını seviyorum. Uzun, bakımlı bembeyaz saçları omuzlarından aşağıya dökülüyor. 60 YAŞINDA YENİDEN NİŞANLANDIPorizkova, nişanlısıyla birlikte dans kursuna gidiyor, gezilere çıkıyor. 60 yaşında yapabileceği her şeyi yapıp hayatın keyfini çıkarıyor. Zaman zaman özel cilt ya da saç bakımları yaptırdığı anları da paylaşıyor Porizkova. Ama asla yüzünün ifadesini değiştirmeye, o çizgileri tamamen yok etmeye çabalamıyor. Gerektiği zaman da bir makyaj yapıyor ki insan gözlerini ondan alamıyor. Doğrusu gösteri dünyası gibi kadınların 30 yaşından itibaren yüzlerini "dondurmaya" çabaladığı, dudaklarını korkunç bir irilikte "şişirttiği" kısacası herkesin birbirine benzediği bir ortamda Paulina Porizkova'nın bu hallerine büyük saygı duyuyorum. Bakım için yaptırdığı ufak tefek ve aslında çok da göze batıcı sonuçlar doğurmayan işlemleri de görmezden geliyorum. ONURLU YAŞLANMAKendi adıma birbirine benzeyen, şiş dudaklı, alınları hareket etmeyen, yüzleri gerginlikten ifadesiz hale gelmiş ve daha da acıklısı kendini güzel sanan ünlü kadınları görmekten sıkıldım. Biliyorum bu yazıyı kendisi hiç görmeyecek görse de bir şey anlamayacak ama "onurlu" bir şekilde yaş alan Paulina Porizkova'ya sırf bu yüzden inanılmaz bir saygı duyuyorum. Bu arada küçük bir not... Belki genç nesilden ünlü modelin adını ilk kez duyanlar vardır. Küçük bir internet aramasıyla Porizkova'nın yıllar içindeki değişimini kendi gözlerinizle görebilirsiniz!

Devamını Oku

Madem bu aileyi sevmiyorsun o unvan neyin nesi!

8 Mart 2026

"Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine"... Çocukken bize anlatılan peri masalları hep böyle biterdi değil mi? Yakışıklı prens ile güzel genç kız evlenirler ve hayatlarının sonuna kadar mutlu- mesut yaşarlar. Ama her zaman böyle olmuyor. Her peri masalı mutlu sona ulaşmıyor... Ya da diyelim ki tamamen mutlu sona ulaşmıyor. İngiliz kraliyet ailesinin gelini Meghan Markle'a olan da bu işte... EVLENİRKEN NE HAYALLERİ VARDI Yıllar yılı peşinde koştuğu şöhreti ucundan, kıyısından Suits adlı diziyle buldu Markle. Ama asıl değişiklik Prens Harry ile evlenmesi sayesinde oldu. Dünyanın en gözde bekarlarından biri olan Harry'nin önce sevgilisi, sonra karısı olunca onun da yıldızı parladı. Bana kalırsa eğer Harry ile evlenmeseydi de tek diziyle ünlenen bir yıldız olup sonradan unutulurdu zaten. Ama bu evlilik sayesinde bir anda dünyanın dört bir yanında hayran kitlesi edindi... Daha da ötesinde tıpkı eltisi, yani Prens William'ın karısı Kate Middleton ile birlikte "modern zamanların peri masalı kahramanı" oluverdi. ONUN MASALI ÇOKTAN BİTTİ Kate hala aynı yerde duruyor... Ama Meghan artık bir peri masalı kahramanı değil... Bir tür "atanamamış prenses" artık o. Bu duruma gelmeleri de Prens Harry ile İngiliz kraliyet ailesindeki görevlerini bırakıp ABD'ye taşınmaları sonrasında oldu... Amaçları kendilerine bağımsız bir hayat kurmaktı ama tabii bunun da bir bedeli vardı ve şimdi onlar da bunu ödüyor. Harry ve Meghan, ABD'ye taşındıktan sonra türlü türlü işler yaptılar. Doğrusu bunların hiçbiri de öyle bekledikleri kadar başarılı olamadı. Son olarak da Markle ile bir süredir birlikte çalıştığı TV kanalı yollarını ayırdı. HARRY DE YATIP KALKIP AİLESİNE VE KENDİSİNE DIANA'NIN ANNESİZ OĞLU DİYE BAĞRINA BASANLARA ŞÜKRETSİN Harry deseniz zaten kraliyet ailesi üyesi olması ve bunun getirdiği popülerlik dışında başka da bir özelliği yok. Özetlemek gerekirse Meghan ile Harry, yine boş kaldılar. Markle'ın kendi kurduğu As Ever adlı markaya yoğunlaşacağı söyleniyor. Bakalım gelecekte bu çifti neler bekliyor. Bunlar olup bitenler. Elbette kapalı kapılar ardında neler olup bittiğini bilemeyiz ama bana sorarsanız keşke Meghan ile Harry, erişemeyecekleri yerlere ulaşmak için çabalamasalardı. Meghan, geleceğin kraliçesi Kate ile kendini bir tutmayıp yerine razı olsaydı... Yeni bir Diana olmak için bunca uğraş vermeseydi. PLAN KURDU... ADIM ADIM UYGULADI Kendisi her ne kadar "Harry ile tanışıncaya kadar İngiliz kraliyet ailesiyle ilgili hiçbir bilgisi olmadığını" ileri sürse de yakın dostları hiç de öyle söylemiyor. Bu "resmi dille" yapılan açıklamalardan farklı konuşanlar da var. Onlar da Meghan'ın, bir prens ile evlenmeyi çoktan kafasına koyduğunu, hatta Harry ile tanışmak için ona yakın kişilere ulaşmaya çabaladığını anlatıyor. Doğrusu ben bunlara inanıyorum. Sonuçta hayal ettiği erkeğe ulaşıp onun kalbini kazanmak için senaryolar yazan tek kadın Meghan değil yeryüzünde. Üstelik bir oyuncu olduğu için de bu işlerin nasıl yapıldığını gayet iyi bildiğini düşünüyorum. YERİNE RAZI OLSAYDI KEŞKE Belki de Meghan, Harry ile evlendiği sırada bu ailede hiyerarşi sıralaması olduğunu, ne yaparsa yapsın eltisi Kate'in önüne geçemeyeceğini, hatta gün geldiğinde onun önünde reverans yapmak zorunda kalacağını baştan kabullenseydi bugün çok başka bir tablo görüyor olurduk. Hiç değilse Meghan, kocasının halası Prenses Anne'e biraz baksaydı. Taht üzerinde hiçbir hakkı olmadığını bildiği, "yedek" bile olmadığı halde ağabeyi Charles'ın birkaç adım gerisinde durmayı çok güzel bildi. Aile içindeki rolünü de gayet güzel taşıyor, sanki üzerine özel dikilmiş bir elbise gibi... Gördüğü saygı da cabası! MADEM ÖYLE O UNVANA NİYE SIKI SIKI SARILDIN!Kendi adıma, Meghan Markle'ı karşımda görsem başka bir şey sorardım.. Madem bu aileden bu kadar nefret ediyorsun da neden onların sayesinde sahip olduğun Sussex Düşesi unvanına sıkı sıkı sarılıyorsun?" derdim. Doğrusu şu anda bile nasıl bir cevap vereceğini merak ediyorum!

Devamını Oku

Aman sakın! Ne ünlü olun ne de ünlü biriyle evlenin

28 Şubat 2026

Belki ilk gençlik yıllarında sizin de başınıza gelmiştir... Ekranda ya da sinema perdesinde gördüğünüz bir ünlüye "aşık" olmuşsunuzdur. Elbette bunun gerçek anlamda aşk olmadığını anlamanız için üzerinden yıllar geçmesi gerektiğini yani büyümeniz gerektiğini bilmiyorsunuzdur o dönemde. Aşk sandığınız o duygu öyle sarar ki sizi o ünlüyü kıskanma noktasına bile gelirsiniz... Onu beğendiğini söyleyen herkesten hatta sevgilisinden daha da ötesinde eşinden bile kıskanırsınız. Son birkaç haftadır sosyal medyada gezindiğimde bunun çok çarpıcı bir örneğine rastlıyorum.  İZLEYİP DE ÖVGÜ YAĞDIRMAYANI CEZALANDIRIYORLAR SANKİArtık herkesin malumu... Bir dijital platformda yayınlanan Masumiyet Müzesi dizisini izlemeyeni ve övgüler yağdırmayanı 'cezalandırıyorlar.'  Orhan Pamuk'un kitabını yıllar önce okumuştum. Diziyi de iki günde izleyip bitirdim. Doğrusu yerli dizi denilince öyle sık sık tanık olmadığımız bir özen gördüm yapımda. Ama o kadar... İzledim, bitti ve üç gün sonra aklımdan uçup gitti.  Fakat belli ki bu diziyi aklından hatta kalbinden çıkaramayanlar çok...  En çok da dizinin başrol oyuncusunu. Yani Selahattin Paşalı'yı.  Aslına bakılırsa o dizide gerçekten de çok başarılı bir oyunculuğu vardı Paşalı'nın.  36 yaşındaki oyuncu, Kemal Basmacı karakterini öylesine iyi canlandırmış, öylesine içselleştirmiş ki ne hissediyorsa sesiyle, bakışlarıyla seyirciye duygu geçiriyordu.  'AŞK ACISI ÇEKEN ADAM' BİR ANDA HERKESİN SEVGİLİSİ OLDUİşte tam da bu "kavuşamayan ve acı çeken aşık" karakteri yüzünden bir anda milyonlarca hayran edindi Paşalı. Büyük olasılıkla bunca yıllık meslek hayatında edindiğinden çok daha fazlasını. Sosyal medyadaki hareketliliğe bakılırsa da bazıları için durum "hayranlığın" ötesinde bir tür aşk içeriyor.  Hani o yukarıda sözünü ettiğim hiç tanımadığın, gerçek kişiliğini bilmediğin bir ünlüye uzaktan duyulan aşk. (Tabii ki gerçek anlamda aşk değil bu.) Bir başka deyişle özellikle belli bir yaşın altındaki, hayatının baharındaki gencecik kadınlar ona düpedüz aşık olmuş. Gerçi gönüllerde taht kuran gerçekte kim o da belli değil. Kemal Basmacı karakteri mi yoksa onu oynayan Selahattin Paşalı mı,,, Belki de ablalarının Kıvanç Tatlıtuğ'a, Burak Özçivit'e, büyükannelerinin Göksel Arsoy ya da Ayhan Işık belki de Cüneyt Arkın'a aşık olduğu gibi. Belki bu oyuncu için iyi bir durumdur... Filmleri, dizileri rağbet görür.  EŞİNİN İŞİ HERKESTEN DAHA ZORAma bir de işin diğer yanı var: Bunca sevgi toplayan Selahattin Paşalı'nın eşi, küçük kızının anneli Lara Paşalı. Elbette genç çifti birbirine yakıştıran, gerçekten mutlu olmalarını isteyen hayranları çok.  Diğer yandan tam tersi de var. Gencecik bir kadın ve küçük bir kız çocuğu annesi olan Lara Hanım'ı kocasına yakıştıramayan, ağız yapısından kalın kaşlarına, boyundan duruşuna durmadan eleştirip yerden yere vuranlar. Bunun da ötesinde sosyal medyada düpedüz, mutlu oldukları her hallerinden görülen genç çiftin boşanmasını arzu eden ve bunu açık açık hatta bazen ağır sözlerle dile getirenlere bile rastladım.  Bu kadarı da fazla!  Kim bilir Lara Hanım, bütün bunları görüp okuduğunda neler hissediyor. İnsan ne kadar kendinden ve kocasından emin olsa da gün gelir, bir zayıf anında kendini kötü hissedebilir. HAYRANLARI DÜPEDÜZ 'BOŞAN ONDAN' DİYE SESLENİYORAma bir şey söyleyeyim, onun durumu yine de Selena Gomez'in kocası Benny Blanco ile kıyaslandığında yine de iyi sayılır. Daha küçücük bir çocukken ünlenen Selena Gomez, geçen eylül ayında müzik yapımcısı Benny Blanco ile evlendi. Justin Bieber aşkından boynu bükük ayrılan Gomez, görünüşe göre hayatından da evliliğinden de gayet memnun. Yine de nedendir bilinmez dünyanın dört bir yanındaki hayranları Selena ile Benny'yi birbirlerine yakıştıramıyor.  Hem de başından beri. İşi abartanlar da daha geçen hafta Selena'ya "Boşan ondan" diye seslendi. İnsanın içinden "Selena size mi soracaktı kiminle evleneceğini?" diye haykırmak geliyor.  Bunun nedeni de büyük olasılıkla Benny'nin genel geçer anlamda yani Hollywood standartlarına göre yakışıklı sayılmaması. Buna da kim karar veriyor o da belirsiz.  Benim gençlik yıllarımda da Brad Pitt'in Jennifer Aniston ile evlenmesi büyük olay olmuştu. Dünyanın en bebek yüzlü erkeği nasıl olur da öyle çok ünlü bile olmayan, hatta çok da güzel sayılmayan bir kadınla evlenirdi!  Kime neyse artık.. Çok net hatırlıyorum, sırf bu nefret yüzünden Pitt, karısını Angelina Jolie ile aldatıp onun uğruna boşandığında sevinenler bile olmuştu. Gerçi onların sonunu da gördük ama... BAZILARI BU YÜZDEN SEVDİKLERİNİ KİMSEYE GÖSTERMİYORUzun sözün kısası, ünlü olmak gerçekten zor. Ünlü birinin eşi olmak ise ondan da zor.  Çünkü herkes siz ve eşiniz hakkında söz söyleme hatta kimi zaman "nefret kusma" hakkı olduğunu düşünüyor.  İşte böyle zamanlarda da özel hayatlarını, kimi zaman eşlerini en çok da çocuklarını gözlerden uzak tutmak için elinden geleni yapan ünlüleri öyle iyi anlıyor ki insan!

Devamını Oku

Annen yoksa sen bir hiçsin

22 Şubat 2026

Bütün dünya "eski prens" Andrew Mountbatten Windsor'ın başına gelenleri izliyor. Daha doğrusu tam merkezinde olduğu skandalı.Resmi görevini kötüye kullanmak mı istersiniz, modern çağların en korkunç insan ticareti suçlusu Jeffrey Epstein ile bağlantısını mı istersiniz... Ne ararsanız var.İngiliz kraliyet ailesi açısından düşünüldüğünde kimse de bu tür olayları aramaz zaten. Çünkü Andrew tam 400 yıl sonra gözaltına alınan ilk kraliyet ailesi üyesi olarak tarihe geçti bile. Kara bir leke olarak elbette.Bugünün gelişi dünden belliydiAslında Andrew daha gençlik yıllarından bu yana bazı skandallara karıştı.Kendi adıma, babamın ciltletip sakladığı eski Hayat Mecmuası koleksiyonunun yanı sıra Andrew'nun gençlik döneminde (benim çocukluk yıllarımda) yaşadığı bir skandal ilişki nedeniyle haberdar olmuştum İngiliz kraliyet ailesinden.Ki bugünle kıyaslanmaz belki ama Andrew o zaman yetişkin film yıldızı Koo Stark ile yaşadığı yakınlık gazetelerde çarşaf çarşaf yer alırdı.Yıllar geçtikçe o dönemin İngiltere Kraliçesi'nin ortanca oğlunun nasıl da "yaramaz" olduğu zaten iyice ortaya çıktı.Bir yandan da hep merak ederdim. Bunca uç noktada yaşayan bir aile üyesinin başına nasıl olup da bir şey gelmediğini.Annesi gözde oğlunu hep koruduSonra bu sorunun yanıtı da ortaya çıktı zaten.Sıradan bir ailenin oğlu bile olsa ağır şekilde cezalandırılacak olan Andrew'yu annesi Kraliçe 2. Elizabeth koruyordu!Zaten sağlığında onca olayın, söylentinin üzerine bile onu koluna takıp halkın içine çıkması da bunun bir kanıtıydı.Ama ne oldu?Elizabeth ölünce bebekliğinden beri şımarttığı oğlu bir başına kaldı ve gerçeklerle yüzleşti. Ağabeyi unvanı ve evi de dahil neyi varsa elinden aldı. Son nokta da Andrew'nun polis tarafından sorgulanmak üzere hem de 66'ncı yıl dönümünde gözaltına alınması oldu. Sorgulandığı uzun saatlerin sonunda serbest kaldı kalmasına ama gelecekte onu nelerin beklediği belirsiz. Annesi öldü koruma kalkanı kalktı Andrew için. Kral'ın tutumu gerçek mi göstermelik mi? Ama bir şeyi de merak etmiyor değilim kendi adıma.  Acaba kral ağabeyi Charles, sanki kardeşinin gözden düşmesini destekler görünüp gizliden gizliye ona destek oluyor mu?Yani sanki onun "yasalar herkese uygulanmalı" sözleri gerçek mi yoksa zaten ailesinin yerlerde sürünen itibarını biraz da olsa kurtarmak için mi?Bakalım göreceğiz...  BİR ŞEYDEN DE EKSİK KALSANIZ KEŞKE! Eskiden magazin dünyasında bir furya vardı... Sinemada parlayan yıldızlar birer birer sahneye de çıkardı. Bir dönem böyle geçti. 1970'lerde Yeşilçam'ı egemenliği altına alan "açık saçık" filmler furyasında belki de o dönemin yıldızları için gerekliydi bu. Sonuç olarak para kazanmaları gerekiyordu. Bu yüzden de sinemadaki sükselerini sahnelerde şarkıcı olarak da kullandılar. Ayrıca bazılarının sesi ve sahne hakimiyeti de gerçekten etkileyiciydi. Buraya kadar tamam. Ama ya Beren Saat'in yaptığı hangi sınıfa giriyor? Bir yarışmayla - üstelik de birinci bile bitirmediği halde- parlayan yıldızını TV dizileriyle taçlandırdı. Hatırla Sevgili, Aşkı Memnu, Fatmagül'ün Suçu Ne? gibi çok izlenen yapımlarda oynadı. Ününe ün kattı. Sonra ne olduysa oldu, sessizliğe gömüldü. Herkes ondan yeni bir dizi ya da filmle beklerken "akıllara zarar" bir projeyle döndü. Keşke şaka olsaydı Belli ki müzisyen kocası Kenan Doğulu'dan da aldığı cesaretli Capitalizoo adlı bir şarkıyla çıktı ortaya Beren Saat. Emeğe saygım sonsuz... Şarkıda da klibinde de onca emek var. Ama... Bana sorarsanız herkes her işi yapmamalı. Bir insan çok iyi bir oyuncu olabilir ama bu onun iyi şarkı yorumlayacağı anlamına gelmez. Elbette her ikisini de gayet başarıyla yapanlar var. Onları bir kenara koyuyorum. Sonuç olarak oyunculuk da şarkıcılık da öyle "Ben nasılsa ünlüyüm, yapayım gitsin" tarzı meslekler değil. Adı üstünde zaten "meslek..." Kendi adıma Beren Saat keşke bu şarkıyı eş dost çevresinde "eğlencesine" söylemiş olsaydı demekten ötesi gelmiyor elimden. Ya da o gördüğüm - baştan sona izleyemediğim- klibin şaka olmasını istiyorum içten içe.  

Devamını Oku

Çok ayıp ettin eski sevgili!

15 Şubat 2026

Şöyle bir arkamıza yaslanıp derin nefes alalım ve bazı gerçekleri konuşalım...Aşk elbette çok güzel bir duygu... O klasik deyimiyle insanın ayaklarını yerden keser. Dünya bambaşka görünür. Hele insan böylesine aşık olduğu biriyle yuva kurduğunda, o zaman değmeyin keyfine.Ama aşk yıllar geçse de başladığı zamanki gibi kalır mı?İnsan aynı kişiyi hep aynı şiddette sever mi? O ateş hep yanar mı?İNSANIN GERÇEK KİŞİLİĞİ ZOR ZAMANDA BELLİ OLURİşte o kısım biraz şüpheli... Çünkü genellikle aşk şekil değiştirir... Zamanla insanın ayakları yere değmeye başlar... Belki sevdiğinin, o zamana kadar görmediği kusurlarını görür hale gelir...Kopma noktası da burası zaten. Bazen sırf bu yüzden yani aşk bittiği için evlilikler de biter ilişkiler de...Böyle sürdürenler de olur elbette ama bizim konumuz şimdi onlar değil.Bu arada ayrıldığı eşinin ya da sevgilisinin ardından kötü söz etmeyen, yaşadığı o ilişkiye saygı gösterene bizim de saygımız sonsuz.SADECE ESKİ SEVGİLİSİ DEĞİL... KIZININ ANNESİDiğer yandan eski eşinin ya da sevgilisinin ardından kötü, onu incitecek şekilde konuşanlar var bir de.Tıpkı Zayn Malik gibi.Hani şu yeni yetmeyken One Direction grubuyla ünlenip sonra kariyerine solo olarak devam eden ünlü şarkıcı.İşte benim sözüm ona.Malik, bir zamanlar büyük aşk yaşadığını sandığımız top model Gigi Hadid'in arkasından bir eski sevgiliye asla söylenmeyecek sözler sarf etti.Üstelik onunla birlikte bir kız çocuk sahibi olduğu halde... Ve üstelik günün birinde aynı şeyin biricik kızının başına gelebileceğini bile düşünmeden.'ONA AŞIK OLMADIM'Zayn Malik, Gigi Hadid hakkında "O kızımın annesi, onu elbette seviyorum. Ama ona hiç aşık olmadım" minvalinde sözler söyledi.Kendimizi bir an Gigi Hadid'in yerine koyup eski sevgilimizin ya da eşimizin, biten ilişkimiz hakkında üstelik tüm dünyanın duyabileceği şekilde bu tür sözler söylediğini düşünelim.Bana göre bu, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri. İster istemez "Demek ki beni hiç sevmemiş. Demek ki her şey yalanmış" diye düşünür insan.Geçmişte yaşanan o kalp çarpıntıları, sevgilinin gözlerinin derininde kaybolmalar, aşk sandığımız o "şeyin" ürünü olduğuna inandığımız o çocuk...Ne kadar kalp kırıcı!DEMEK Kİ İLİŞKİYE DE KENDİNE DE SAYGISI YOKMUŞDaha da ötesinde bence Zayn Malik bu sözleriyle Gigi Hadid'i de küçük düşürdü. Ne yaşarken ne de ardından o ilişkiye en küçük bir saygısı olmadığını gözler önüne serdi. Daha da kötüsü kendine bile saygısı olmadığını düşünmeye başladım.Üstelik bunları gazetelerde, dergilerde ve internet medyasında "çarşaf çarşaf" yayınlanacağını bile bile yaptı.Belki yeni albümünü çıkarmaya hazırlandığı sırada istediği kadar dikkati üzerine çekti.Ama büyük bir yanlış da yaptı.Lütfen kimse bana "aşksız evlilikler de olduğunu, bu evliliklerden bir değil birkaç çocuk da doğduğunu" söylemesin.Artık insanların zorunlu olarak evlendiği çağda değiliz.  Daha da ötesinde gösteri dünyası gibi özgürlüğün sınırlarının olmadığı bir atmosferden söz ediyoruz. Yani o pırıltılı dünyada genel olarak kimse kimseyi biriyle birlikte olmaya zorlamıyor.İnsanın aklına acaba Zayn, sadece güzel bir kadından çocuk sahibi olmak için mi onca şeyi yaşadı düşüncesi geçmiyor değil.Tabii bu da olabilir. O zaman da buna "Büyük aşk" makyajı yapmamak gerekir.YAZIK ONCA EMEĞE VE HEYECANABana sorarsanız herkes, kötü ayrılmış bile olsa bir zamanlar hayatı hatta aynı yatağı paylaştığı kişinin ardından onu değersizleştirecek, kalbini kıracak sözler söylememeli.Aklından geçirse bile bunu bir zahmet kendine saklamalı.Gigi Hadid bu konuda ne düşünüyor ya da bu sözleri kafasına takıyor mu bilmiyorum.Ama onun Zayn Malik hakkında bu türden açıklamalar yapmadığını biliyorum. Hatta Malik'in "ona aşık değildim" sözlerinden sonra bile sessiz kaldığını da biliyorum.En azından şu ana kadar.Sadece kendi adıma Zayn Malik ve onun gibi biten ilişkisinin ardından bu tür zarif olmayan sözler sarf eden kadın ya da erkek herkese tek bir cümle söylemek istiyorum: Çok ayıp ettin eski sevgili... Sana verilen onca emeğe yazık!

Devamını Oku

53 yaş da bir şey mi! Siz bir de 80'lik delikanlıyı görün!

8 Şubat 2026

Herkes ama herkes mega star Tarkan'ı konuşuyor... Onun İstanbul'da ardı ardına verdiği konserleri... Uzun yıllar sonra hayranlarıyla ilk kez buluşan Tarkan şarkılarıyla coşturdu, sahneden taşan samimiyetiyle herkesi sarıp sarmaladı. Bu konserlerle ilgili en çok konuşulan ayrıntı da artık 50 yaşını geçen Tarkan'ın hem şarkı söyleyip hem de çılgınlar gibi dans etmesiydi. Nasıl olur da bu yaşta bir adam bunca hareketli olabilirdi... Neden olmasın ki? TARKAN'IN BABASI YAŞINDA... HALA SAHNEDE ATEŞ PARÇASI GİBİAslına bakılırsa bunu merak edenlere 'Siz hiç Tarkan'ın babası yaşındaki Mick Jagger'ı görmediniz mi?" diye sormak gerekiyor. Çünkü 'eski tüfek' Jagger, Tarkan'dan 30 yaş daha büyük. Yani 82 yaşında. Buna rağmen Mick Jagger, hala sahnede bir ateş parçası gibi... Sadece o değil kendisiyle aynı kuşaktan Rolling Stones üyeleri de onu aratmayacak düzeyde. Geçmişte yaşadığı onca hareketli ve bazı bölümleri insanı yıpratan kötü alışkanlıklarla dolu hayata rağmen Mick Jagger yarı yaşındakilere taş çıkartıyor. Bunun sırrı da sağlıklı beslenme, düzenli ve çeşitli egzersiz ve artık durulup oturmuş düzenli bir aile hayatı... Kaynağı da Jagger'ın kendisinden 44 yaş genç nişanlısı Melanie Hamrick. TARKAN'I 80'Lİ YAŞLARINDA DA SAHNEDE GÖRECEĞİZŞöyle bir bakıldığında Tarkan da bundan 30 yıl sonra neden Mick Jagger gibi olmasın? Onun da yılların sanatçısından eksiği yok. Belli ki kendine iyi bakıyor, beslenmesine ve sporuna özen gösteriyor. Daha da önemlisi onun da arkasında eşi Pınar Dilek gibi bir güç var ve tabii ki sevimli kızı... O yüzden bırakalım Tarkan'ın 50'sinden sonra sahnede nasıl bu kadar enerjik olduğunu sorgulamayı... Bundan 30 yıl sonrasını yani mega star'ın 80'li yaşlarında vereceği konserleri bekleyelim..

Devamını Oku

50 yaşını geçmiş bu anne kuzuları nasıl yuva kuracak!

31 Ocak 2026

Gösteri dünyası son yıllarda iki ünlüyü konuşuyor: Bradley Cooper ve Leonardo DiCaprio.Elbette ikisinin de konuşulmak için çok nedeni var. Cooper da DiCaprio da yakışıklı, ünlü ve zengin.Onlarla ilgili hayaller kuran milyonlarca kadın, yanlarında da sevgilileri var. Hem ikisinin sevgilisi de birbirinden güzel.EVLENMEKTEN KAÇIYORLARTesadüf bu ya… İkisi de artık 51 yaşına gelmelerine rağmen evlenip yuva kurmanın yanından bile geçmiyor.Üstelik Bradley Cooper, dünyanın en güzel kadınlarından biri olan Gigi Hadid ile sevgili.  Yani onunla evlenmeyi kim istemez ki!Leonardo DiCaprio'nun sevgilisi Vittoria Ceretti de model ve güzellik konusunda Gigi ile yarışır.Ama ikisi de sevgililerini bırakın evlenmeye nişanlanmaya bile razı edemediler bile..ANNELERİNİN DİZİNİN DİBİNDEN AYRILMIYORLARBunun nedeni de açık açık söylemeseler de anneleri!Cooper'ın annesi Gloria Campano da DiCaprio'nun annesi Irmelin Indenbirken de kendi "prenslerini" yetiştirmişler.Oğullarını canlarından çok seviyorlar. Ama bir türlü onları başka kadınlarla paylaşmaya yanaşmıyorlar.Belki oturduğumuz yerden bakınca bu durumun sadece doğu kültürüne ait olduğunu sanabiliriz. Ama gerçek hiç öyle değil.GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ HOLLYWOOD’DA BİLE ANNE KUZULARI VARHollywood gibi özgürlüğün sınırlarının aşıldığı bir ortamda bile 'annelerinin biricik prensleri' var.Paraya para demeyen bu iki ünlü erkek bile hiç çekinmeden kırmızı halıya, bir yanda annelerinin, diğer yandan sevgililerinin ellerinden tutarak çıkıyorlar.Cooper bu konuya hiç değinmese de DiCaprio, yıllar önce "Annem gibi bir kadınla evlenmek isterim" diye itirafını yaptı bile.‘HAYIRLI EVLAT’ OLUNUR AMA BİR YERE KADARElbette hayırlı evlat olmak iyi bir durum. Ama hayırlı olacağım derken de kendi hayatını tamamen annesinin ellerine bırakmamalı insan...Siz siz olun eğer uzun süre birlikte olduğunuz, sizi yerlere göklere koyamayan sevgiliniz bir türlü evlenmeye yanaşmıyorsa annesiyle ilişkisini bir sorgulayın.  

Devamını Oku