Doğrusunu söylemek gerekirse sıcak havayı hiç sevmem... Aslında haziran ayının temmuza yakın bir bölümünde dünyaya gelmiş olsam da yaz mevsimi asla benlik değil.Sanki o sıcak hava ve yapış yapış nem zamanı da yavaşlatmış gibi gelir. Saatler hiç geçmez... Hayat ,o sıcağın yarattığı buğunun içinde asılıp kalmış gibi hissederim. Bir de elbette nefes alamadığımı...Oysa soğuk hava öyle mi ya! Üşürsen giyinirsin, uykusuz kalmışsan açık havada derin bir nefes alır kendine gelirsin... Bol bol hareket edebilirsin. Hayattan daha çok zevk alırsın.Hepsinin ötesinde magazin dünyasının aşırılıkları bile soğuk havada gözüme o kadar da batmaz.Bunu şu yüzden söyledim... Bu yaz aylarında magazin dünyasında bana "bu kadarı da yeter artık" dedirten düğün haberleri geliyor ardı ardına.TABİİ Kİ SEVEN SEVDİĞİYLE EVLENSİN AMA ABARTMAYIN İSTERSENİZ!Elbette kimsenin evlenmesine ve bunu kutlamasına karşı değilim. Kim nasıl istiyorsa öyle evlenir ve bunu da doya doya istediğiyle kutlar.Ama açıkçası önce Dua Lipa ve Callum Turner'ın şimdi de Taylor Swift ile Travis Kelce'nin düğünleri beni canımdan bezdirdi.İşim gereği ünlülerle ilgili haberleri takip etmek zorundayım. Mecburen de içlerinden okurlarımıza ilginç gelecek ayrıntıları seçmek durumundayım.Yine de inanın bana bütün haber kaynaklarında önce Dua'nın şimdi de Taylor'ın düğünüyle ilgili haberler görmekten gına geldi!Bu düğünlerin gündemde tutulmasıyla ilgili hiçbir eyleme dahil olmak istemiyorum. İLGİ ÇEKMEK İŞLERİNİN BİR PARÇASI Elbette bu kadar ilgi çekmenin, gündemde kalmanın onların işinin bir parçası olduğunu biliyorum. İlgi çektikleri sürece iş alıp para kazanıyorlar.Diğer yandan sanki bu kadarı da fazla... Yani bence bezdirici oluyor artık. Madison Square Garden'da evlenip nikah kıyıldığında reklam panosuyla bunu ilan etmek, onca ünlünün katıldığı düğünün güvenliğini sağlamak için yüzlerce polisi gece boyu görev başında dikmek...Kusura bakmayın ama bana görgüsüzlüğün önde gideni, fenerle yol göstereni gibi geliyor.Benzetmem gerekirse bence Taylor Swift ile Travis Kelce'nin evlilik töreninin, geçen yıl Lauren Sanchez ve Jeff Bezos'un Venedik'te yaptığı o bıktırıcı düğünden tek farkı ABD'de yapılması.Üstelik geçen yılki o düğünde Lauren Sanchez'in üzerindeki gelinliği hepimiz anında görmüştük. Taylor Hanım daha gelinliğini bile davetliler dışında kimseye göstermiş değil.Merak diri tutulacak çünkü! Onca para harcanan düğün öyle kolayca tarihin tozlu sayfalarına karışmayacak.HEP SICAK HAVADAN BU BEZGİN HALİMO yüzden sessiz ve sakin bir törenle evlenip sosyal medya paylaşımıyla duyurusunu yapan ünlülere her zaman büyük saygı duyuyorum.Umarım Taylor ile Travis'in düğünü bu yaz göreceğimiz son "en bir büyük" ünlü düğünü olur...Bu arada her ikisine de mutluluk dilerim. Saçları bir yastıkta yan yana ağarsın, hep mutlu olsunlar!Öyle olsun çünkü boşanıp bir daha evlenmeye kalkıştıklarında yine aynı düğün haberi bombardımanına tutulmak istemiyorum!YAZ MEVSİMİNİN EN ZARİF EVLİLİK TÖRENİAma bir de şu var…Geçtiğimiz hafta da daha küçücük bir çocukken dünyanın en güzel kızı ilan edilen Fransız Thylane Blondeau, kısa süredir nişanlı olduğu Ben Attal ile evlendi.Taylor’dan da Dua’dan da daha genç ve en az onlar kadar ünlü Thylane Blondeau da. Ama giydi sade gelinliğini, saçlarını gayet sade bir şekilde topladı ve Paris’te muradına erdi.Üstelik onun evliliği de dünya magazin basınının manşetlerinden eksik olmadı.Karşılaştırdığımda onun evliliği bana daha zarif geliyor doğrusu.Bu arada ünlü ya da ünsüz evlenen, nişanlanan herkesi tebrik eder mutluluklar dilerim.
Sıradan insanlar için günün birinde ünlü olmak ne kadar güzel bir rüya...Dört bir yanda her adımını takip eden, alkışlayan, sevgisini gösteren hayranlar... Bir de üstüne üstlük oluk oluk akan para...Nasıl?Kulağa güzel geliyor değil mi? Peki ya hayatını doğduğundan beri bu şekilde yaşayanlara ne demeli.Çünkü onların bazıları belli bir yaşa geldiklerinde bu pırıltılı hayattan sıkılıp genellikle kendilerini doğanın kollarına atıyorlar. Artık şan, şöhret umurlarında bile olmuyor.Son zamanlarda bu şekilde yaşayan bir ünlü ilgi odağımın tam ortasında.SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI BANA ZEVK VERİYORIsabella Rossellini bu ünlü...Bir zamanlar dünyanın en güzel kadını olarak nitelendirilen Ingridg Bergman ile ünlü İtalyan yönetmen Roberto Rossellini'nin kızı.Daha birkaç gün önce 74 yaşına giren Isabella Rossellini, bir süre önce Mama Farm adlı bir çiftlik kurdu.New York yakınlarındaki çiftliğinde organik tarım yapıyor, hayvan yetiştiriyor. Koca çiftlikte elbette türlü türlü sebzeler, meyveler yetiştiriyor.Ürettiği yumurtaları ve balı da satıyor. Ayrıca çiftliğinde düğünden özel gün kutlamalarına kadar çeşitli organizasyonlar da yapıyor.EMEKLİ OLMADI AMA ENERJİSİNİ ÇİFTLİĞİNE VERİYORYani para da kazanıyor.Oyunculuktan da emekli olmadı üstelik. Ama artık o işi zevkine yapıyor.Sosyal medyada zevkle takip ettiğim Isabella Rossellini, Instagram sayfasına bakılırsa Faroe Adaları'na gitmiş... Bu ayın başında yaptığı bu gezinin nedeni de koyunlar. Yanlış okumadınız, koyunlar!Orada da yünlerinden en üst düzeyde yararlanılan özel bir koyun türünün peşine düştü. Bu geziyi de peşine düştüğü koyun cinsi hakkındaki kısa bilgileri de sosyal medya sayfasından paylaştı.Isabella Rossellini, bu ayın ilk haftasında gittiği Fareo Adaları'nda görüntülediği bazı koyun türlerinin çok nadir olduğunu belirtip, aralarında çiftleşme yeteneğini koruyanların bulunduğunu da not düştü.Orada yazdığına göre bu koyunlara özel ilgi duymasının bir nedeni de tüyleri. Bu koyunları gür tüylerinin çalılara ya da çitlere takılmaması için sık sık kırkıldığını anlattı Rossellini.Bu gezisinin amacının da bir yün işleme tesisine katılmak olduğunu belirten Isabella Rossellini, New York'ta bu iş için kullandığı değirmenini geliştirme peşinde olduğunu da saklamadı.BELLİ BİR YAŞA GELEN HERKESE BÖYLE BİR HAYAT NASİP OLSUNDoğrusu Isabella Hanım'ın paylaşımlarına her zamanki gibi büyük bir zevkle baktım... Uzun uzun inceledim fotoğrafları...Gittiği yerin doğasından ama en çok da Rossellini'nin gözlerindeki pırıltıdan kendimi alamadım.Sonuç olarak ben öyle toprak insanı değilim. Hayvanların her türlüsünden korkarım. Tarımdan da anlamam...Ama demek istediğim bambaşka bir şey.Kıskanma demeyelim de hayatının belli bir dönemine geldiğinde sadece keyif için çalışan, zamanının ve enerjisinin çoğunu sevdiği şeylere ayırabilen insanlara özeniyorum...Eminim herkes böyle hissediyordur.Ne diyelim...70'li yaşlara geldiğimizde Isabella Hanım kadar enerjik, sevdiği işle uğraşan ve gözlerindeki ışıltıyı kaybetmemiş birine dönüşürüz umarım...
Kısaca söylersek Meghan ile Harry, ekonomik krizde!PROGRAMLAR İLGİ ÇEKMEYİNCE KANAL ONLARIN FİŞİNİ ÇEKTİMeraklıların bildiği gibi bir dijital platform ile yaptıkları sözleşme yenilenmedi... Kanal yönetimine bakılırsa 100 milyon dolarlık bir anlaşmayla başlayan işbirliği "kibarca" bitti...Yine onlara göre Meghan ile Harry, kendilerinden beklendiği kadar üretken olamadılar. Daha da ötesinde başlarda hazırladıkları programlar artık ilgi çekmemeye başladı. Bunun sonucu olarak da kanal Sussex çiftinin 'fişini çekti.' Sonrasında Meghan bir ev idaresi ve yaşam tarzı programı hazırladı ama o da beklenen ilgili görmeyince yeni bölümlerinin çekilmeyeceği açıklandı. Kısacası Harry ile Meghan işsiz kaldılar. SÖYLENTİLERE GÖRE GIRTLAĞA KADAR BORCA BATTILAR Şimdi çift hakkında gelen son haberlere göre gırtlağa kadar borç içindeler. Bu kadar zengin insanlar hakkında bu cümleyi duymak kimseye inanılır gelmiyor. Ama doğrusu ben inanıyorum. Çünkü mesleğim gereği bu tür insanların nasıl yaşadığını uzaktan görüyorum... Beş yatak odalı, altı banyolu malikaneler... Bahçelerinde yüzme havuzları, bodrum katta spor salonları. Hem sonra siz böyle yaşayanların o malikanelerde toz süpürüp yerleri sildiğini ya da üç öğün yemek yaptığını düşünmüyorsunuz değil mi? Hizmetçiler, aşçılar, bahçıvanlar... Harry'nin kraliyet ailesinden geldiğini ve güvenlik takıntısı olduğunu hesaba katarsak, dört bir yanda korumalar.. Bir de tabii işin dışarıya iyi görüntü verme ayrıntısı var. Yani kan kusup kızılcık şerbeti içme görüntüsünden söz ediyorum. O yüzler kamera karşısında hep gülecek. BU HAYATA MİLYONLUK MİRAS DA DAYANMAZ O yüzden ben Meghan ile Harry'nin gerçekten de borca battığına inanıyorum. Üstelik Harry'nin annesi Diana'dan kalan miras, ailesinden hakkı olan para da bu hayatı kurtarmaya yetmiyor. Herkesin bildiği gibi hazıra dağ dayanmaz çünkü. Uzun sözün kısası... Bakmayın siz hala malikanede oturduklarına, Meghan'ın pahalı takılar takıp kameralara gülümsediğine. Siz bir de ona sorun... Kendi iç dünyasında ne sıkıntılar yaşadığını... Bir de dikkatimi çeken başka bir ayrıntı var... Sosyal medya paylaşımlarında oğulları Archie yine biraz derli toplu görünse de kızları Lilibet'in durumu içler acısı. KIZINI GÖREN BABASININ PRENS OLDUĞUNA İNANMAZ Beş yaşındaki kızın pek az fotoğrafında ayağında ayakkabı gördüm..Üzerinde hep ya pijama var ya uyduruk elbiseler. Ama ayakkabı yok!Daha da fenası Lilibet'in saçları hep darmadağınık. Belki küçük kız bazı çocuklar gibi saçlarını taratmak istemiyor olabilir.Ama yine de insan milyon dolarlık malikanede oturan bir ünlü çiftin kızının ayağında bir ayakkabı değilse bile terlik ya da en azından bir çift çorap görmek istiyor.Bakın aklıma ne geldi?Acaba Meghan ile Harry, tasarrufu, çocuklarının giyimi kuşamı üzerinden yapıyor olabilir mi?İnsan böyle işte.. Aklına olur olmaz her şey gelir!
Baştan söyleyeyim... Kimsenin mutluluğunu kıskanan biri değilim, hiç öyle olmadım. Bunca yıllık hayatımda bir tek canı ne istiyorsa istediği kadar yiyip bir gram bile kilo almayan insanları kıskandım sadece... Şaka değil gerçeğin ta kendisi...Ve bu konudaki kıskançlığım da öyle böyle değil. Çünkü ben su içse kilo alanlardanım. Ama onun dışında kimsenin sahip olduklarını da hayattaki şansını da parasını da kıskanmadım.Ailem beni başkalarına karşı nefret değil sevgi ve hoşgörü göstermem gerektiğini öğreterek büyüttü.Yıllar içinde tecrübe edindikçe bu sevgi ve hoşgörü kısmı yerini mesafeye bıraksa da kıskançlık duygusu bana çok tanıdık değil.Öyle ki sevgilimi başkasıyla samimi bir şekilde görsem sadece kapıyı gösteririm... İntikam vb gibi şeyler söz konusu değil.Bunları niye anlattım?NİKAH SADEYDİ DÜĞÜN ABARTIYA KAÇTIAnlattım çünkü birazdan konumuza girmeden önce herkesin bu konudan emin olmasını istedim.Malum ülkemizde bekar kişilerin sürekli olarak evlenenleri kıskandığı düşünülür!Konumuzun kahramanları ünlü şarkıcı Dua Lipa ile geçen hafta evlendiği oyuncu Callum Turner…Şimdi….30 yaşındaki Lipa ile 36 yaşındaki Turner geçen hafta Londra'da nikah kıydılar... İkisi de çok mutlu daha da ötesinde çok zarif görünüyorlardı.Nikah töreninde abartı yoktu. Dua Lipa, yıllar önce dönemin ünlü modeli Bianca Jagger'ın Rolling Stones'un "as adamı" Mick Jagger ile evlenirken giydiği kıyafete bir selam "çakmıştı."Eteği, ceketi, saç modeli, takıları ve en çok da o geniş kenarlı şapkası ve eldivenleriyle gayet hoş bir gelin olmuştu. Çekik mavi gözlü, masum bakışlı Callum Turner da koyu renk takım elbisesiyle tam bir damattı.El ele nikah salonundan çıkan gençlerin hali benim de içimi açtı.Keşke öyle kalsaydı.Gerçi her yerde okuyorduk Dua ile Callum'un Sicilya'nın Palermo kentinde bir düğün yapacağını ve bunun üç gün süreceğini. Ama ben yine de bunun da nikah kadar sade olacağını sanıyordum.Bunca abartıyı beklemiyordum.Çok yanılmışım!KENT HALKI CANINDAN BEZDİÇünkü Dua Lipa ile Callum Turner'ın düğünü Palermo halkını canından bezdirmiş!Kentin ana meydanları, o meydanlara çıkan yollar bunca ünlü gelin ve damat ile onlarLa aynı çevreden konuklarının güvenliği için kapatılmış.Bu durumu protesto edenler de kentin dört yanına "Palermo kiralık değildir" ya da "Palermo sizin oturma odanız değil" gibi afişler yapıştırıp duvar yazıları yazmış.Düğün organizatörleri bunları ellerinden geldiğince toplamış ama yine de tam olarak durduramamış.Çünkü protesto edenler o afişleri yeniden asmış.Bence de haklılar...İki zengin ve ünlü kişi evlenecek, onlar gibi zengin ve ünlü konukları eğlenecek diye bir kent halkına işkence etmek olacak iş değil.BU DÜĞÜN KARMAŞASI BENDE HEP GERGİNLİK YARATIRAçıkçası çocukluğumdan beri korna çala çala giden düğün hatta sünnet düğünü kervanlarını sevmem...Hatta sinirlenirim. Daha da ötesinde müthiş bir gerilim hissederim. Hele trafikte bunlardan birine yakalanmışsam.Bence kapalı bir topluluğa özel olması gereken kutlamayı milli bir olay haline getirmek de bana sinir bozucu gelir.İnsan mutlu gününü yakın çevresiyle paylaşmalı gibi geliyor bana.Ayrıca düğün salonlarındaki o pek azı samimi olan gürültü sınırlarının aşıldığı sözde eğlence de panik atak geçirtir bana!Yani kimse sanmasın ki mutlu insanları kıskandığım için böyle söylüyorum. Bunun böyle olmadığını başta anlattım zaten.Evlenebilirsiniz... Mutluluktan uçabilirsiniz. Bunu da başkalarıyla kutlamak istersiniz...Yapın elbette!Eğer ailemden ya da dostlarımdan biriyseniz ben de sevince katılır, gerekirse masa üzerinde dans yeteneğimi de sergilerim.Dilerseniz mutluluğunuzu kutlamak için Dua Lipa ve Callum Turner gibi kesenize göre milyonlar ya da binler de saçabilirsiniz.. İşin bu kısmı kimseyi ilgilendirmez.YETER Kİ BAŞKALARINI RAHATSIZ ETMEYİNAma bu işleri başkalarını rahatsız etmeden yapmak da mümkün.Çoğu Hollywood ünlüsü de böyle evleniyor zaten. Ama genellikle bir malikaneyi ya da bir mekanı kapatıp orada günlerce çalıp oynuyorlar.Kimseyi de rahatsız etmiyorlar.Aslında onları da anlıyorum. Bu tür özel günleri olabildiğince gösterişli olmalı ki namları yürüsün. Gerçi tam tersini yapanlar da var ama genel eğilim gösterişten yana.GEÇEN SENEKİ “GÖRGÜSÜZ” DÜĞÜN GELDİ AKLIMADua Lipa ile Callum Turner'ın düğünü bana geçen yıl Jeff Bezos ile Lauren Sanchez'in Venedik'teki "görmemiş düğününü" hatırlattı.Bu iki genç ünlü ile Bezos ve Sanchez arasında belirgin bir fark göremedim açıkçası.Kimse bana sormaz elbette ama tek söylemek istediğim şu: Evlenin tabii ama lütfen başkalarının hayatını etkilemeden, siz mutlu olurken onların günlerini zindana çevirmeden kendi aranızda eğlenenin.Bu arada Dua Lipa ile Callum Turner'ın evliliğinin de bir ömür boyu sürmesini isterim.Bu kadar gösterişin ardından birkaç yılda boşanırlarsa, Palermo halkının çilesi de boşa gitmiş olur çünkü!
İnsanların kafasında bazı konularda belli kalıplar var... Özellikle de aşk ve kadın erkek ilişkileriyle ilgili.Gerçi ünlüler sağ olsun, bu kuralları ve kalıpları biraz da olsa gevşettiler. Ama sevgili ya da evli çiftlerde erkek tarafının yaşça daha büyük, daha zengin ve hatta daha uzun boylu olması beklenir genel anlamda.Hatta ilk adımın daima erkek tarafından gelmesi.Oysa bunun öyle olmadığını artık çok iyi biliyoruz. İnsanın birini sevmesi için belli kalıplara kurallara uyması gerekmez bence.Elbette ahlaki normları göz ardı etmiyorum ama eğer ikisi de yetişkinse kadının erkekten büyük olmasında bir sakınca görmüyorum.Ya da kadının erkekten uzun boylu olmasının da bir mahsuru yok.Hem bu zorunluluklara kim karar veriyor ki!Bu kuralların geçerli olmadığını internette sadece ünlüler dünyasıyla ilgili yapacağınız kısa bir araştırmayla görebilirsiniz zaten.KİME GÖRE… NEYE GÖRE? Bir de başka ve bence daha önemli bir konu var...Belli bir yaştan sonra insanın aşık olması ayıp karşılanır. Ya da en azından tuhaf.Kime göre ayıp ya da tuhaf, bilmem...Oysa insanın kalp atışları her yaşta hızlanabilir.Elbette hiçbir şey 20 yaşında düşülen bir aşka benzemez ama yine de aşık olmak, hayatının hangi döneminde olursa olsun insanı besler, tazeler, ruhunu gençleştirir.UMARIM BU SÖYLENTİ GERÇEK ÇIKAR Kendi adıma bir süredir gerçek olmasını gönülden dilediğim bir "aşk söylentisi" var.Only Murders in the Building adlı dizide rol alan Meryl Streep ile Martin Short bu söylentinin kahramanları...İkisi de 76 yaşında. Yani birçok insanın "ununu eleyip eleğini duvara astığı" oturup hayatının son saatinin çalmasını beklediği yaşta.İkisi de daha önce evlenip çoluk çocuğa karışmış. Hatta torun sahibi bile olmuşlar. Streep 40 yıllık kocası Don Gummer'dan 2017 yılında boşandı. Short da 30 yıllık karısı Nancy Dolman'ı, 2010 yılında kaybetti. Bu görmüş geçirmiş iki ünlü, söylentilere bakılırsa dizi setinde başlayan arkadaşlıklarını aşka taşımışlar. İşin garibi her ikisi de önceleri "arkadaşız" diyordu ama sonra hiç konuşmamaya başladılar.ARALARINDA ÖYLE BİR KİMYA VAR Kİ! Daha da ilginci sadece Meryl Streep'i tanıyan bir sosyal medya kullanıcısı onları Londra'da bir restoranda görmüş.Hemen hayranı olduğu Streep ile belli ki tanıyamadığı Martin Short'un fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmış.Üstelik "Meryl Streep ve kocası" diyerek!Diyeceğim o ki; sadece birini yani Meryl Streep'i tanıyan bu hayran bile aralarındaki kimyayı, yakınlığı uzaktan fark etmiş.USTALIK DÖNEMİ AŞKI BAŞKA OLUR Bana soran olursa Meryl Streep ile Martin Short arasındaki bu yakınlığın "olgun bir aşk" olmasını canı gönülden dilerim.Her gün bir fenalığın yaşandığı şu dünyada hayattan ne istediğini bilen, derin bir tecrübe sahibi, saçlarına ak düşse de gönlü genç insanların aşka düşmesinden daha güzel ne olabilir ki!Eğer sizin de kalbiniz birisi için eskisinden daha hızlı çarpıyorsa "korkmayın" derim... "Korkmayın, çünkü hayat kısa. Yaşamaya değer en güzel duygu da aşk... Sonu hüsranla bitse de size bıraktıkları, ruhunuza kattığı zenginliğe değer..."Yaşınız kaç olursa olsun... İlle de aşk olsun!
Bu cümleyi kime mi söyledim? Brad Pitt'in neredeyse üç yıldır birlikte olduğu, kendisinden epey genç sevgilisi Ines de Ramon'a elbette. Elbette beni duymaz ama ben yine de onunla aynı durumda olan kadınlara uyarımı yapmak isterim. 'Kızım sana söyledim, gelinim sen anla' misali. Bunca yıllık tecrübe ve gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki uzun ve zorlu bir evlilik, ardından da boşanma sürecinden geçmiş bir erkek, bir daha öyle kolay kolay evlenmez. Üstelik Pitt bir değil iki kez boşandı. İlk karısı Jennifer Aniston ile nasıl ayrıldıklarını da sağır sultan bile duydu zaten. YAŞADIKLARI NEHİR ROMAN OLUR Sonuç olarak 62 yaşındaki Pitt'in yaşadıklarını bilmeyen kalmadı. Angelina Jolie ile Bay ve Bayan Smith adlı filmin setinde başlayan yakınlaşmaları büyük bir aşka ve sonra evliliğe uzandı. Bu süreçte üç biyolojik üç de evlatlık altı çocuk sahibi oldular. Hatta uzun ilişkilerini evliliğe bile taşıdılar. Ama deyim yerindeyse evlenmeleriyle boşanmaları bir oldu... Sonrasında ise tam 8 yıl süren bir boşanma süreci daha doğrusu kavgası geldi. Mahkemeler mahkemeleri kovaladı, kavgalar kavgaları... Bir zamanlar Brangelina olarak anılan Angelina Jolie ile Brad Pitt zorla boşandılar. Bu süreçte elbette yıprandılar. Hem maddi hem de manevi olarak... Mahkeme masrafları da cabası. ANGELINA HAYATINA DAHA KİMSEYİ KABUL ETMEDİ Sonuçta artık birbirlerini görmek istemeyen iki eski aşık, babalarına sırtlarını dönmüş altı çocuk kaldı geride. O zamandan bu yana hayatına kimseyi almadığına bakılırsa belki de aşktan yorulmuş bir Angelina Jolie. Ya da Jolie bir kadın içgüdüsüyle davranıp tam olarak iyileşmeden, biten aşkın yaralarını sarmadan yeni bir ilişkiye başlamak istemiyor. Ben de bir kadın olarak onu destekliyorum. Onun gibi ünlü olmasam da uzun yıllar önce beni çok yıpratan, derin izler bırakan bir ilişkinin ardından çok ama çok uzun süre aşkın "a"sına bile yaklaşmamıştım. Düşünmek bile tüketici bir durumdu çünkü. BRAD HEMEN YENİ BİR AŞKA ADIM ATTI Ama Brad Pitt elbette bir erkek olarak farklı düşündü. Kendisi de daha önce Paul Wesley ile bir evlilik yaşayan 33 yaşındaki Ines de Ramon ile yakınlaştı. Hatta 3 yıla yakındır iki sevgili gayet güzel bir aşk yaşıyor. Dışarıdan bakıldığında Ines, Angelina kadar iddialı bir kadın değil. Hem fiziksel, hem yaşam tarzı olarak daha sakin biri. Ünlü olma ve ünlü kalma hırsı yok, gayet iyi eğitimli ve kendi mesleği var, parasını kazanıyor. Belli ki Brad Pitt de bu esmer güzeli genç kadında aradığı huzuru ve sükuneti buldu. SAKİN BİR LİMAN OLMAK BAZEN TEHLİKELİDİR Sonuç olarak Brad Pitt yaşadığı onca karmaşanın ardından bir de üstüne annesi Jane Pitt'i kaybetmenin acısını da Ines'in kollarında dindirdi. Dümdüz söylersek Ines, Brad için sığınılacak bir liman oldu. İşte bence işin kilit noktası da burası... Biraz da bu yüzden ben Brad Pitt'in günün birinde Ines de Ramon ile evleneceğini pek sanmıyorum. Hatta ondan çocuk isteyeceğini hiç ama hiç düşünmüyorum. Umarım öyle olmaz ama Pitt, bütün gönül yaralarını bu sakin limanda yani Ines'te iyileştirdikten sonra yeniden dalgalı aşk denizlerine açılmak isteyebilir. O zaman da olan Ines'in kırık kalbine olur. Yine de bir umudum var... Brad Pitt artık şöhretten ve paradan yana kendini tatmin etmiş biri. Belki de hayatının geri kalanını bu sakin limanda geçirmeyi arzu edebilir. Bekleyip göreceğiz!
Konuya hemen şöyle gireyim... Yaşlandığınızı... Ya da daha iyimser olayım yaş aldığınızı nasıl anlarsınız?Bunun birçok yolu var elbette. Eskiden kolayca yapabildiğiniz bazı şeyleri yapamaz olursunuz...Yine kendimden örnek vereyim...Üniversite yıllarında, birkaç gece uyumadan, gündüzleri hem okula gidip derse girer, hem gazeteye gelip çalışırdım. Bir de üstüne sabahın ilk ışıklarına kadar gece gezmelerinden eksik kalmazdım.Şu anda 20'li hatta 30'lu yaşlarını sürenler beni anlar...İnsan o zamanlarda öyle bir enerjiyle dolup taşar ki uykusuzluk, yorgunluk onu zerre kadar etkilenmez.Ama sorsanız şimdi, bu yaşımda, öyle gecelerce uykusuz kalmak beni etkiler oldu. Hala enerjim olduğunu hissediyorum ama eğer durup dinlenmezsem, uykusuz kalırsam, başıma saplanan ağrıyla mücadele etmem gerekiyor.Bu yaş aldığımın en çarpıcı göstergesi.Çok da aldırmıyorum doğrusu...BAŞ AĞRISINDAN DAHA ÇOK YÜREK YAKAN BİR AYRINTI VARAma başka bir ayrıntı var ki işte o benim yüreğimi epey bir yakıyor.Gelin bu ayrıntıyı anlatayım...Hayatımın ilk baharında TV ekranlarında izlediğim ya da filmlerini seyrettiğim, bazen İstanbul'a geldiklerinde konserlerine gittiğim ünlülerin değişimi beni başka türlü etkiliyor.Söz gelimi gencecik hallerini bildiğim ünlülerin ak düşmüş saçlarını ya da bütün o kozmetik ve estetik önlemlere rağmen kırışıklıklara teslim olmuş yüzlerini gördüğümde ince bir sızı geliyor yüreğime.Bugün de buna benzer bir duygu yaşadım...Benim ilk gençlik yıllarımda TV'den gözlerimizi almadan izlediğimiz bir dizi vardı: Kara Şimşek... Ya da orijinal adıyla Knight Rider…Konuşan araba 'Kitt' ve onu kullanan Michael Knight'ın maceralarını nefesimizi tutarak izlerdik.Sekiz sene önce kaybettiğim babacığımla birlikte...BAZEN İNSANIN HATIRALARI DA YAŞLANIRİşte o dizide Michael Knight'ı canlandıran David Hasselhoff'un son hali beni üzen...Doğrusu Hasselhoff benden tam iki kuşak büyük, 72 yaşında... Yani kendime o anlamda bir pay çıkardığım yok.Ama yine de onu ekrandan bildiğim o "çakı gibi" enerjik, maceradan maceraya koşan eski haliyle hatırladığım için tekerlekli sandalyedeki son hali ben çok ama çok üzdü.Öncesinde de yürüteçle yürüdüğü fotoğrafları görmüştüm... Yine de neden bilmem onu öyle tekerlekli sandalyede, duruşuyla, bakışıyla hatta oturuşuyla tam bir yaşlı gibi görmek içimi sızlattı.Kendi kendime düşündüm...Demek ki sadece insanın kendisi yaşlanıp yaş almıyor... Hatıraları da yaşlanıyor kimi zaman.35 YAŞINDAN SONRA BENİ ANLAYACAKSINIZKara Şimşek dizisinin yıldızı Hasselhoff'un yaşlanıp onca imkana rağmen elden ayaktan düşmesi belki de bana artık hayatta olmayan babamın eksikliğini, onu ne kadar özlediğimi başka türlü hatırlattı belki de..Yani yaşlanma korkusu falan değil bu.Ünlülerin değişimi, yaşlanması, belki de ölümü hayatın nasıl da kolayca ve hiç anlamadan insanın parmaklarının arasından kayıp gittiğinin acımasız bir göstergesi belki de...Kim bilir!Biliyorum bu anlattıklarım henüz çok genç olanlara tuhaf hatta belki komik geliyor.Eğer öyleyse şunu söyleyebilirim... Biraz bekleyin... 35 yaşını geçtikten sonra beni anlayacaksınız!
Eğer isterlerse anne ya da babaları onlara kariyer kapılarını da ardına kadar açıyor... Bunu herkes biliyor ama benim merak ettiğim başka bir konu var. Bu çocuklar nasıl bir eğitim hayatı geçiriyor acaba? Bazılarının evde eğitim gördüğünü bazılarının da özel okullara gittiğini biliyoruz. PARA KAZANMANIN EĞİTİMİNİ GÖRÜYORLARAma yine de gösteri dünyasının pırıltılı hayatlarında eğitime hak ettiği önemi veren yok gibi bence. Ya da şöyle söyleyeyim: Bazı ünlüler çocuklarına küçük yaşta para kazanmanın eğitimini veriyor. Elbette bu da okullarda öğretilmiyor. Bir süredir kafamı kurcalayan konu Victoria ve David Beckham'ın kızı Harper… Üç erkek çocuğun üstüne doğan tek kız olan Harper Seven, el üstünde tutuluyor. Hem annesi hem babası hem de ağabeyleri yüzünü güldürmek için elinden geleni yapıyor. Şimdilerde ailesiyle küs olsa da büyük ağabeyi Brookklyn bile onu özlüyor bana sorarsanız. Harper, ilgi ve sevgi açısından da maddi açıdan da çok şanslı bir çocuk. Ne de olsa 500 milyon doların üzerinde serveti olan Beckham çiftinin kızı. İPEK ELBİSELERLE GEZERKEN OKULA GİTMEYE VAKİT KALIYOR MU?Benim ilgimi çeken ayrıntı ise bu değil, Harper'ın okulu... Daha doğrusu okula gidip gitmediği. Şöyle bir bakıldığında Beckham çiftinin kızı Harper, nerede bir moda haftası, bir sosyete düğünü, bir parti var hiç eksik kalmıyor. Bütün ailesiyle birlikte bu tür etkinliklerde boy gösteriyor. Üstelik de kılığı kıyafeti de 13 yaşında bir çocuğa göre değil bence. 25- 30 yaş arası genç kızlar gibi giyiniyor, makyaj yapıyor. Hatta artık saçını bile boyatıyor. Üstelik bu yaşında annesinin desteğiyle kozmetik alanında bir markanın sahibi bile oldu... Arada daha kısa süre önce açtığı sosyal medya hesabından makyaj videoları paylaşıyor. Uzun hikayenin kısası bir çocuk gibi değil bir genç kız hatta bir yetişkin gibi yaşıyor Harper. GENÇLİĞİNİ MERAK EDİYORUM EN ÇOKOnca paranın içine doğmasına rağmen kendi adıma Harper'a üzülüyorum... Daha bu yaşında çocukluğunun keyfini çıkaramadan sosyetik hayatın pençesine düştüğü için. Belki de geceleri yattığında bu kozmetik işinden nasıl para kazanacağını düşünüyor uyumadan önce. Hem de bütün bunları annesi Victoria'nın gözetiminde yapıyor. Mesela ben Harper'ın hiç yaşıtlarıyla arkadaşlık yapıp yapmadığını, bir ABD'de bir Londra'da yaşadığı için düzenli olarak okula gidip gitmediğini, eğer gidiyorsa notlarının iyi olup olmadığını merak ediyorum. Daha da ötesinde Harper Seven Beckham için üzülüyorum... Çünkü hiç çocukluk anısı olmayacak onca zenginliğe rağmen! İçine doğduğu ve girdabında sürüklendiği sosyetik hayatın onu şimdiden "iş kadını" konumuna getirdiğini, gençliğinde ise nerelere götüreceğini merak ediyorum...