Aman sakın! Ne ünlü olun ne de ünlü biriyle evlenin

28 Şubat 2026

Belki ilk gençlik yıllarında sizin de başınıza gelmiştir... Ekranda ya da sinema perdesinde gördüğünüz bir ünlüye "aşık" olmuşsunuzdur. Elbette bunun gerçek anlamda aşk olmadığını anlamanız için üzerinden yıllar geçmesi gerektiğini yani büyümeniz gerektiğini bilmiyorsunuzdur o dönemde. Aşk sandığınız o duygu öyle sarar ki sizi o ünlüyü kıskanma noktasına bile gelirsiniz... Onu beğendiğini söyleyen herkesten hatta sevgilisinden daha da ötesinde eşinden bile kıskanırsınız. Son birkaç haftadır sosyal medyada gezindiğimde bunun çok çarpıcı bir örneğine rastlıyorum.  İZLEYİP DE ÖVGÜ YAĞDIRMAYANI CEZALANDIRIYORLAR SANKİArtık herkesin malumu... Bir dijital platformda yayınlanan Masumiyet Müzesi dizisini izlemeyeni ve övgüler yağdırmayanı 'cezalandırıyorlar.'  Orhan Pamuk'un kitabını yıllar önce okumuştum. Diziyi de iki günde izleyip bitirdim. Doğrusu yerli dizi denilince öyle sık sık tanık olmadığımız bir özen gördüm yapımda. Ama o kadar... İzledim, bitti ve üç gün sonra aklımdan uçup gitti.  Fakat belli ki bu diziyi aklından hatta kalbinden çıkaramayanlar çok...  En çok da dizinin başrol oyuncusunu. Yani Selahattin Paşalı'yı.  Aslına bakılırsa o dizide gerçekten de çok başarılı bir oyunculuğu vardı Paşalı'nın.  36 yaşındaki oyuncu, Kemal Basmacı karakterini öylesine iyi canlandırmış, öylesine içselleştirmiş ki ne hissediyorsa sesiyle, bakışlarıyla seyirciye duygu geçiriyordu.  'AŞK ACISI ÇEKEN ADAM' BİR ANDA HERKESİN SEVGİLİSİ OLDUİşte tam da bu "kavuşamayan ve acı çeken aşık" karakteri yüzünden bir anda milyonlarca hayran edindi Paşalı. Büyük olasılıkla bunca yıllık meslek hayatında edindiğinden çok daha fazlasını. Sosyal medyadaki hareketliliğe bakılırsa da bazıları için durum "hayranlığın" ötesinde bir tür aşk içeriyor.  Hani o yukarıda sözünü ettiğim hiç tanımadığın, gerçek kişiliğini bilmediğin bir ünlüye uzaktan duyulan aşk. (Tabii ki gerçek anlamda aşk değil bu.) Bir başka deyişle özellikle belli bir yaşın altındaki, hayatının baharındaki gencecik kadınlar ona düpedüz aşık olmuş. Gerçi gönüllerde taht kuran gerçekte kim o da belli değil. Kemal Basmacı karakteri mi yoksa onu oynayan Selahattin Paşalı mı,,, Belki de ablalarının Kıvanç Tatlıtuğ'a, Burak Özçivit'e, büyükannelerinin Göksel Arsoy ya da Ayhan Işık belki de Cüneyt Arkın'a aşık olduğu gibi. Belki bu oyuncu için iyi bir durumdur... Filmleri, dizileri rağbet görür.  EŞİNİN İŞİ HERKESTEN DAHA ZORAma bir de işin diğer yanı var: Bunca sevgi toplayan Selahattin Paşalı'nın eşi, küçük kızının anneli Lara Paşalı. Elbette genç çifti birbirine yakıştıran, gerçekten mutlu olmalarını isteyen hayranları çok.  Diğer yandan tam tersi de var. Gencecik bir kadın ve küçük bir kız çocuğu annesi olan Lara Hanım'ı kocasına yakıştıramayan, ağız yapısından kalın kaşlarına, boyundan duruşuna durmadan eleştirip yerden yere vuranlar. Bunun da ötesinde sosyal medyada düpedüz, mutlu oldukları her hallerinden görülen genç çiftin boşanmasını arzu eden ve bunu açık açık hatta bazen ağır sözlerle dile getirenlere bile rastladım.  Bu kadarı da fazla!  Kim bilir Lara Hanım, bütün bunları görüp okuduğunda neler hissediyor. İnsan ne kadar kendinden ve kocasından emin olsa da gün gelir, bir zayıf anında kendini kötü hissedebilir. HAYRANLARI DÜPEDÜZ 'BOŞAN ONDAN' DİYE SESLENİYORAma bir şey söyleyeyim, onun durumu yine de Selena Gomez'in kocası Benny Blanco ile kıyaslandığında yine de iyi sayılır. Daha küçücük bir çocukken ünlenen Selena Gomez, geçen eylül ayında müzik yapımcısı Benny Blanco ile evlendi. Justin Bieber aşkından boynu bükük ayrılan Gomez, görünüşe göre hayatından da evliliğinden de gayet memnun. Yine de nedendir bilinmez dünyanın dört bir yanındaki hayranları Selena ile Benny'yi birbirlerine yakıştıramıyor.  Hem de başından beri. İşi abartanlar da daha geçen hafta Selena'ya "Boşan ondan" diye seslendi. İnsanın içinden "Selena size mi soracaktı kiminle evleneceğini?" diye haykırmak geliyor.  Bunun nedeni de büyük olasılıkla Benny'nin genel geçer anlamda yani Hollywood standartlarına göre yakışıklı sayılmaması. Buna da kim karar veriyor o da belirsiz.  Benim gençlik yıllarımda da Brad Pitt'in Jennifer Aniston ile evlenmesi büyük olay olmuştu. Dünyanın en bebek yüzlü erkeği nasıl olur da öyle çok ünlü bile olmayan, hatta çok da güzel sayılmayan bir kadınla evlenirdi!  Kime neyse artık.. Çok net hatırlıyorum, sırf bu nefret yüzünden Pitt, karısını Angelina Jolie ile aldatıp onun uğruna boşandığında sevinenler bile olmuştu. Gerçi onların sonunu da gördük ama... BAZILARI BU YÜZDEN SEVDİKLERİNİ KİMSEYE GÖSTERMİYORUzun sözün kısası, ünlü olmak gerçekten zor. Ünlü birinin eşi olmak ise ondan da zor.  Çünkü herkes siz ve eşiniz hakkında söz söyleme hatta kimi zaman "nefret kusma" hakkı olduğunu düşünüyor.  İşte böyle zamanlarda da özel hayatlarını, kimi zaman eşlerini en çok da çocuklarını gözlerden uzak tutmak için elinden geleni yapan ünlüleri öyle iyi anlıyor ki insan!

Devamını Oku

Annen yoksa sen bir hiçsin

22 Şubat 2026

Bütün dünya "eski prens" Andrew Mountbatten Windsor'ın başına gelenleri izliyor. Daha doğrusu tam merkezinde olduğu skandalı.Resmi görevini kötüye kullanmak mı istersiniz, modern çağların en korkunç insan ticareti suçlusu Jeffrey Epstein ile bağlantısını mı istersiniz... Ne ararsanız var.İngiliz kraliyet ailesi açısından düşünüldüğünde kimse de bu tür olayları aramaz zaten. Çünkü Andrew tam 400 yıl sonra gözaltına alınan ilk kraliyet ailesi üyesi olarak tarihe geçti bile. Kara bir leke olarak elbette.Bugünün gelişi dünden belliydiAslında Andrew daha gençlik yıllarından bu yana bazı skandallara karıştı.Kendi adıma, babamın ciltletip sakladığı eski Hayat Mecmuası koleksiyonunun yanı sıra Andrew'nun gençlik döneminde (benim çocukluk yıllarımda) yaşadığı bir skandal ilişki nedeniyle haberdar olmuştum İngiliz kraliyet ailesinden.Ki bugünle kıyaslanmaz belki ama Andrew o zaman yetişkin film yıldızı Koo Stark ile yaşadığı yakınlık gazetelerde çarşaf çarşaf yer alırdı.Yıllar geçtikçe o dönemin İngiltere Kraliçesi'nin ortanca oğlunun nasıl da "yaramaz" olduğu zaten iyice ortaya çıktı.Bir yandan da hep merak ederdim. Bunca uç noktada yaşayan bir aile üyesinin başına nasıl olup da bir şey gelmediğini.Annesi gözde oğlunu hep koruduSonra bu sorunun yanıtı da ortaya çıktı zaten.Sıradan bir ailenin oğlu bile olsa ağır şekilde cezalandırılacak olan Andrew'yu annesi Kraliçe 2. Elizabeth koruyordu!Zaten sağlığında onca olayın, söylentinin üzerine bile onu koluna takıp halkın içine çıkması da bunun bir kanıtıydı.Ama ne oldu?Elizabeth ölünce bebekliğinden beri şımarttığı oğlu bir başına kaldı ve gerçeklerle yüzleşti. Ağabeyi unvanı ve evi de dahil neyi varsa elinden aldı. Son nokta da Andrew'nun polis tarafından sorgulanmak üzere hem de 66'ncı yıl dönümünde gözaltına alınması oldu. Sorgulandığı uzun saatlerin sonunda serbest kaldı kalmasına ama gelecekte onu nelerin beklediği belirsiz. Annesi öldü koruma kalkanı kalktı Andrew için. Kral'ın tutumu gerçek mi göstermelik mi? Ama bir şeyi de merak etmiyor değilim kendi adıma.  Acaba kral ağabeyi Charles, sanki kardeşinin gözden düşmesini destekler görünüp gizliden gizliye ona destek oluyor mu?Yani sanki onun "yasalar herkese uygulanmalı" sözleri gerçek mi yoksa zaten ailesinin yerlerde sürünen itibarını biraz da olsa kurtarmak için mi?Bakalım göreceğiz...  BİR ŞEYDEN DE EKSİK KALSANIZ KEŞKE! Eskiden magazin dünyasında bir furya vardı... Sinemada parlayan yıldızlar birer birer sahneye de çıkardı. Bir dönem böyle geçti. 1970'lerde Yeşilçam'ı egemenliği altına alan "açık saçık" filmler furyasında belki de o dönemin yıldızları için gerekliydi bu. Sonuç olarak para kazanmaları gerekiyordu. Bu yüzden de sinemadaki sükselerini sahnelerde şarkıcı olarak da kullandılar. Ayrıca bazılarının sesi ve sahne hakimiyeti de gerçekten etkileyiciydi. Buraya kadar tamam. Ama ya Beren Saat'in yaptığı hangi sınıfa giriyor? Bir yarışmayla - üstelik de birinci bile bitirmediği halde- parlayan yıldızını TV dizileriyle taçlandırdı. Hatırla Sevgili, Aşkı Memnu, Fatmagül'ün Suçu Ne? gibi çok izlenen yapımlarda oynadı. Ününe ün kattı. Sonra ne olduysa oldu, sessizliğe gömüldü. Herkes ondan yeni bir dizi ya da filmle beklerken "akıllara zarar" bir projeyle döndü. Keşke şaka olsaydı Belli ki müzisyen kocası Kenan Doğulu'dan da aldığı cesaretli Capitalizoo adlı bir şarkıyla çıktı ortaya Beren Saat. Emeğe saygım sonsuz... Şarkıda da klibinde de onca emek var. Ama... Bana sorarsanız herkes her işi yapmamalı. Bir insan çok iyi bir oyuncu olabilir ama bu onun iyi şarkı yorumlayacağı anlamına gelmez. Elbette her ikisini de gayet başarıyla yapanlar var. Onları bir kenara koyuyorum. Sonuç olarak oyunculuk da şarkıcılık da öyle "Ben nasılsa ünlüyüm, yapayım gitsin" tarzı meslekler değil. Adı üstünde zaten "meslek..." Kendi adıma Beren Saat keşke bu şarkıyı eş dost çevresinde "eğlencesine" söylemiş olsaydı demekten ötesi gelmiyor elimden. Ya da o gördüğüm - baştan sona izleyemediğim- klibin şaka olmasını istiyorum içten içe.  

Devamını Oku

Çok ayıp ettin eski sevgili!

15 Şubat 2026

Şöyle bir arkamıza yaslanıp derin nefes alalım ve bazı gerçekleri konuşalım...Aşk elbette çok güzel bir duygu... O klasik deyimiyle insanın ayaklarını yerden keser. Dünya bambaşka görünür. Hele insan böylesine aşık olduğu biriyle yuva kurduğunda, o zaman değmeyin keyfine.Ama aşk yıllar geçse de başladığı zamanki gibi kalır mı?İnsan aynı kişiyi hep aynı şiddette sever mi? O ateş hep yanar mı?İNSANIN GERÇEK KİŞİLİĞİ ZOR ZAMANDA BELLİ OLURİşte o kısım biraz şüpheli... Çünkü genellikle aşk şekil değiştirir... Zamanla insanın ayakları yere değmeye başlar... Belki sevdiğinin, o zamana kadar görmediği kusurlarını görür hale gelir...Kopma noktası da burası zaten. Bazen sırf bu yüzden yani aşk bittiği için evlilikler de biter ilişkiler de...Böyle sürdürenler de olur elbette ama bizim konumuz şimdi onlar değil.Bu arada ayrıldığı eşinin ya da sevgilisinin ardından kötü söz etmeyen, yaşadığı o ilişkiye saygı gösterene bizim de saygımız sonsuz.SADECE ESKİ SEVGİLİSİ DEĞİL... KIZININ ANNESİDiğer yandan eski eşinin ya da sevgilisinin ardından kötü, onu incitecek şekilde konuşanlar var bir de.Tıpkı Zayn Malik gibi.Hani şu yeni yetmeyken One Direction grubuyla ünlenip sonra kariyerine solo olarak devam eden ünlü şarkıcı.İşte benim sözüm ona.Malik, bir zamanlar büyük aşk yaşadığını sandığımız top model Gigi Hadid'in arkasından bir eski sevgiliye asla söylenmeyecek sözler sarf etti.Üstelik onunla birlikte bir kız çocuk sahibi olduğu halde... Ve üstelik günün birinde aynı şeyin biricik kızının başına gelebileceğini bile düşünmeden.'ONA AŞIK OLMADIM'Zayn Malik, Gigi Hadid hakkında "O kızımın annesi, onu elbette seviyorum. Ama ona hiç aşık olmadım" minvalinde sözler söyledi.Kendimizi bir an Gigi Hadid'in yerine koyup eski sevgilimizin ya da eşimizin, biten ilişkimiz hakkında üstelik tüm dünyanın duyabileceği şekilde bu tür sözler söylediğini düşünelim.Bana göre bu, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri. İster istemez "Demek ki beni hiç sevmemiş. Demek ki her şey yalanmış" diye düşünür insan.Geçmişte yaşanan o kalp çarpıntıları, sevgilinin gözlerinin derininde kaybolmalar, aşk sandığımız o "şeyin" ürünü olduğuna inandığımız o çocuk...Ne kadar kalp kırıcı!DEMEK Kİ İLİŞKİYE DE KENDİNE DE SAYGISI YOKMUŞDaha da ötesinde bence Zayn Malik bu sözleriyle Gigi Hadid'i de küçük düşürdü. Ne yaşarken ne de ardından o ilişkiye en küçük bir saygısı olmadığını gözler önüne serdi. Daha da kötüsü kendine bile saygısı olmadığını düşünmeye başladım.Üstelik bunları gazetelerde, dergilerde ve internet medyasında "çarşaf çarşaf" yayınlanacağını bile bile yaptı.Belki yeni albümünü çıkarmaya hazırlandığı sırada istediği kadar dikkati üzerine çekti.Ama büyük bir yanlış da yaptı.Lütfen kimse bana "aşksız evlilikler de olduğunu, bu evliliklerden bir değil birkaç çocuk da doğduğunu" söylemesin.Artık insanların zorunlu olarak evlendiği çağda değiliz.  Daha da ötesinde gösteri dünyası gibi özgürlüğün sınırlarının olmadığı bir atmosferden söz ediyoruz. Yani o pırıltılı dünyada genel olarak kimse kimseyi biriyle birlikte olmaya zorlamıyor.İnsanın aklına acaba Zayn, sadece güzel bir kadından çocuk sahibi olmak için mi onca şeyi yaşadı düşüncesi geçmiyor değil.Tabii bu da olabilir. O zaman da buna "Büyük aşk" makyajı yapmamak gerekir.YAZIK ONCA EMEĞE VE HEYECANABana sorarsanız herkes, kötü ayrılmış bile olsa bir zamanlar hayatı hatta aynı yatağı paylaştığı kişinin ardından onu değersizleştirecek, kalbini kıracak sözler söylememeli.Aklından geçirse bile bunu bir zahmet kendine saklamalı.Gigi Hadid bu konuda ne düşünüyor ya da bu sözleri kafasına takıyor mu bilmiyorum.Ama onun Zayn Malik hakkında bu türden açıklamalar yapmadığını biliyorum. Hatta Malik'in "ona aşık değildim" sözlerinden sonra bile sessiz kaldığını da biliyorum.En azından şu ana kadar.Sadece kendi adıma Zayn Malik ve onun gibi biten ilişkisinin ardından bu tür zarif olmayan sözler sarf eden kadın ya da erkek herkese tek bir cümle söylemek istiyorum: Çok ayıp ettin eski sevgili... Sana verilen onca emeğe yazık!

Devamını Oku

53 yaş da bir şey mi! Siz bir de 80'lik delikanlıyı görün!

8 Şubat 2026

Herkes ama herkes mega star Tarkan'ı konuşuyor... Onun İstanbul'da ardı ardına verdiği konserleri... Uzun yıllar sonra hayranlarıyla ilk kez buluşan Tarkan şarkılarıyla coşturdu, sahneden taşan samimiyetiyle herkesi sarıp sarmaladı. Bu konserlerle ilgili en çok konuşulan ayrıntı da artık 50 yaşını geçen Tarkan'ın hem şarkı söyleyip hem de çılgınlar gibi dans etmesiydi. Nasıl olur da bu yaşta bir adam bunca hareketli olabilirdi... Neden olmasın ki? TARKAN'IN BABASI YAŞINDA... HALA SAHNEDE ATEŞ PARÇASI GİBİAslına bakılırsa bunu merak edenlere 'Siz hiç Tarkan'ın babası yaşındaki Mick Jagger'ı görmediniz mi?" diye sormak gerekiyor. Çünkü 'eski tüfek' Jagger, Tarkan'dan 30 yaş daha büyük. Yani 82 yaşında. Buna rağmen Mick Jagger, hala sahnede bir ateş parçası gibi... Sadece o değil kendisiyle aynı kuşaktan Rolling Stones üyeleri de onu aratmayacak düzeyde. Geçmişte yaşadığı onca hareketli ve bazı bölümleri insanı yıpratan kötü alışkanlıklarla dolu hayata rağmen Mick Jagger yarı yaşındakilere taş çıkartıyor. Bunun sırrı da sağlıklı beslenme, düzenli ve çeşitli egzersiz ve artık durulup oturmuş düzenli bir aile hayatı... Kaynağı da Jagger'ın kendisinden 44 yaş genç nişanlısı Melanie Hamrick. TARKAN'I 80'Lİ YAŞLARINDA DA SAHNEDE GÖRECEĞİZŞöyle bir bakıldığında Tarkan da bundan 30 yıl sonra neden Mick Jagger gibi olmasın? Onun da yılların sanatçısından eksiği yok. Belli ki kendine iyi bakıyor, beslenmesine ve sporuna özen gösteriyor. Daha da önemlisi onun da arkasında eşi Pınar Dilek gibi bir güç var ve tabii ki sevimli kızı... O yüzden bırakalım Tarkan'ın 50'sinden sonra sahnede nasıl bu kadar enerjik olduğunu sorgulamayı... Bundan 30 yıl sonrasını yani mega star'ın 80'li yaşlarında vereceği konserleri bekleyelim..

Devamını Oku

50 yaşını geçmiş bu anne kuzuları nasıl yuva kuracak!

31 Ocak 2026

Gösteri dünyası son yıllarda iki ünlüyü konuşuyor: Bradley Cooper ve Leonardo DiCaprio.Elbette ikisinin de konuşulmak için çok nedeni var. Cooper da DiCaprio da yakışıklı, ünlü ve zengin.Onlarla ilgili hayaller kuran milyonlarca kadın, yanlarında da sevgilileri var. Hem ikisinin sevgilisi de birbirinden güzel.EVLENMEKTEN KAÇIYORLARTesadüf bu ya… İkisi de artık 51 yaşına gelmelerine rağmen evlenip yuva kurmanın yanından bile geçmiyor.Üstelik Bradley Cooper, dünyanın en güzel kadınlarından biri olan Gigi Hadid ile sevgili.  Yani onunla evlenmeyi kim istemez ki!Leonardo DiCaprio'nun sevgilisi Vittoria Ceretti de model ve güzellik konusunda Gigi ile yarışır.Ama ikisi de sevgililerini bırakın evlenmeye nişanlanmaya bile razı edemediler bile..ANNELERİNİN DİZİNİN DİBİNDEN AYRILMIYORLARBunun nedeni de açık açık söylemeseler de anneleri!Cooper'ın annesi Gloria Campano da DiCaprio'nun annesi Irmelin Indenbirken de kendi "prenslerini" yetiştirmişler.Oğullarını canlarından çok seviyorlar. Ama bir türlü onları başka kadınlarla paylaşmaya yanaşmıyorlar.Belki oturduğumuz yerden bakınca bu durumun sadece doğu kültürüne ait olduğunu sanabiliriz. Ama gerçek hiç öyle değil.GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ HOLLYWOOD’DA BİLE ANNE KUZULARI VARHollywood gibi özgürlüğün sınırlarının aşıldığı bir ortamda bile 'annelerinin biricik prensleri' var.Paraya para demeyen bu iki ünlü erkek bile hiç çekinmeden kırmızı halıya, bir yanda annelerinin, diğer yandan sevgililerinin ellerinden tutarak çıkıyorlar.Cooper bu konuya hiç değinmese de DiCaprio, yıllar önce "Annem gibi bir kadınla evlenmek isterim" diye itirafını yaptı bile.‘HAYIRLI EVLAT’ OLUNUR AMA BİR YERE KADARElbette hayırlı evlat olmak iyi bir durum. Ama hayırlı olacağım derken de kendi hayatını tamamen annesinin ellerine bırakmamalı insan...Siz siz olun eğer uzun süre birlikte olduğunuz, sizi yerlere göklere koyamayan sevgiliniz bir türlü evlenmeye yanaşmıyorsa annesiyle ilişkisini bir sorgulayın.  

Devamını Oku

Yaşlanınca da beni böyle sevecek misin sevgilim!

25 Ocak 2026

Evliliğe bakış toplumdan topluma değişir elbette. Bazı toplumlarda evlenmeden birlikte yaşamak, hatta çocuk sahibi olmak pek hoş karşılanmaz.Ama bazıları için bu durum farklı. Tabii söz konusu Hollywood olunca orada özgürlüklerin sınırı yok.İki ünlü oyuncu Goldie Hawn ile Kurt Russell da tam 42 yıldır nikahsız olarak bir yastığa aş koyuyorlar. Eski evliliklerinden doğan çocukları, kendi ortak çocukları, onların eşleri, sevgilileri ve torunları derken kocaman bir aile olarak yaşıyorlar.Nikah yok ama 42 yıldır aynı çatı altındalarBirçok çift nikah defterine imza attığı halde aynı çatı altında yaşayamazken onlar bu işi gayet iyi götürüyorlar.İşte Goldie Hawn da bu işin sırrını anlatmış. Özetle birbirimizi özgür bırakıyoruz, ikimiz de birer birey olduğumuzu kabul edip ona göre davranıyoruz demiş.Bunun da ötesinde aradan geçen yıllara kendisi 81, sevgilisi de 74 yaşına geldiği halde hala birbirlerine çekici geldiklerini eklemiş.Ne dersiniz?İnsanların eşleri yaşlandığı için onlardan boşanıp genç aşklara yelken açtığı Hollywood gibi bir ortamda gayet iddialı bir ilişki değil mi Goldie Hawn ile Kurt Russell'ın yaşadığı?Onların evlenmeden yıllar boyu bir aile olarak yaşamasını beğenen de olur onaylamayan da. Ama görünüşe göre Hawn ve Russell, kadın- erkek ilişkilerinde mutluluğun sırrını çoktan bulmuş!O ÜNLÜ SOYADLARINA ÇOK DA GÜVENMEMEK GEREKBütün dünya Victoria ve David Beckham'ın dört çocuğunun en büyüğü olan Brooklyn'in sosyal medya paylaşımını konuşuyor. Özel olarak takip etmeseniz bile mutlaka bir yerde karşınıza çıkmıştır.Amerikalı milyarder Nelson Peltz ile karısı Claudia Heffner'ın sekiz çocuğundan biri olan Nicola ile evlendiğinden bu yana kendi ailesine sırt çeviren Brooklyn sonunda eteğindeki taşları döktü. Ailesiyle barışmak istemediğini söyleyip bir de annesi Victoria'nın karısıyla düğün dansını sabote ettiğini de sonunda anlattı.Ki o düğünde görev yapan ve 2022'den beri susan iki DJ de bu durumu doğruladı. Aslında Nicola ile Brooklyn'in yapması gereken düğün dansını Victoria ile Brooklyn'in yaptığını ilk elden anlattı.Bütün dünya bu konuyla çalkalanırken Beckham çifti fazla ses çıkarmadı.Ama sonra kendilerini reddettiğine, karısıyla da evlilik anlaşması imzaladığına göre günün birinde boşanırsa oğullarının halinin ne olacağı konusunda endişeye kapılmadan da edemedi.Ailesine kafa tutarken sonunu hiç düşünmedi"Artık ailemle görüşmek istemiyorum" diyen Brooklyn, imzaladığı evlilik anlaşmasıyla da karısının ailesine ait milyarlarla bağını kesmeyi çoktan kabullendi.Şimdi Victoria ile David'in tasası "Bir gün Nicola oğlumuzu boşarsa bu çocuk nasıl para kazanır? oldu...Hiç de haksız değiller aslında. Brooklyn yaptığı bazı anlaşmalarla para kazanıyor. Hatta kendini mutfak ustası bir şef olarak da tanıttı.Ama bütün bunlar babasından gelen o ünlü Beckham soyadı sayesinde... O olmadan Brooklyn kelimenin tam anlamıyla bir "hiç"Bu da nedensiz değil elbette. Çünkü büyük olasılıkla Brooklyn, ailesinin müthiş varlığına ve ününe güvenip doğru dürüst bir eğitim bile almadı. Hangi işi yapıyorsa "kulaktan dolma" yapıyor.İşte bu yüzden annesi ve babası gün gelir de alıştığı yaşam tarzını sürdüremezse oğullarının ne yapacağı konusunda endişe duyuyor.Görünüşe göre insan ne kadar ünlü olursa olsun, dünyanın tanıdığı soyadına pek de güvenmemeli. Gün gelir o soyadının pırıltısı solar, insan bir başına kalır!   

Devamını Oku

Madem yarın kraliçe olacağım bugün yatırımı bugünden yapayım: Masal prensesinin strateji oyunları

18 Ocak 2026

Krallar, kraliçeler, prensler ve prensesler... Onların görkemi sarayları, taçları, mücevherleri... Bütün bunların sadece çocuklukta anlatılan masallarda kaldığını düşünmüyorsunuz büyük olasılıkla... Çünkü "modern peri masalları" olarak varlıklarını hala sürdürüyorlar. Bu masal kahramanlarının en çarpıcı örneği de İngiliz kraliyet ailesinin gelini Kate Middleton. Daha Prens William'ın sevgilisi olduğunun duyulduğu andan itibaren 'Çağdaş Külkedisi olarak anıldı Kate. Sonra William ile evlendi... Önce düşes, sonra prenses oldu. Şimdi de kraliçe olmaya hazırlanıyor. Aslına bakılırsa halktan yani sıradan, soylu olmayan bir aileden gelen Kate Middleton, gerçekten de kanlı canlı bir masal prensesi olduğunu her adımıyla kanıtlıyor zaten. Geleceği de belli... Kocası  William kral olduğunda o da kraliçe olacak. Masalı da mutlu sona, daha doğrusu yeni bir başlangıca ulaşacak. ONUN BİLE SEMPATİ TOPLAMAYA İHTİYACI VAR Kate genel olarak halk tarafından seviliyor. Ama öte yandan omuzlarında büyük bir sorumluluk da var. İngiliz kraliyet ailesinin özellikle son dönemde sık sık sarsılan imajını düzeltmek. Aileyi daha sevimli göstermek... Haydi daha açık söyleyelim: Halkın gözüne girmek!   O da bu konuda elinden geleni yapıyor elbette... Bunun son örneğini de daha birkaç gün önce sergiledi. Galler Prensesi Kate, Windsor Kalesi'nde İngiltere'nin kadın rugby milli takımını ağırladı. Kırmızı Güller adıyla anılan takımı, bir anlamda kendi evinde konuk etti. Geçen yılın son döneminde, ailesiyle birlikte Windsor arazisinde bulunan yeni konutuna taşınan Kate, için kadın rugby milli takımıyla buluşmak bir anlamda komşu ziyaretine gitmek gibiydi. Evinden çıktı, birkaç direksiyon hareketiyle, biraz gaz biraz da fren pedalına basarak buluşma yerine ulaştı. İŞE GİDERKEN ARABAYI KENDİSİ KULLANDI Bunu yaparken de görünümde protokol kurallarını çiğnedi. Çünkü Kate çalışan bir kraliyet ailesi üyesi. Patronu olduğu kulübün oyuncularıyla buluşmak da işinin bir parçası. Normalde çalışan kraliyet ailesi üyeleri bu tür görevlere giderken yanlarında mutlaka şoför olur.. Hiçbiri arabasını kendi kullanmaz. Ama Kate bunun tam tersini yaptı. Sadece bununla yetinmedi... Yağmurlu havada arabadan indikten sonra da şemsiyesini kendisi taşıdı... Üzerinde kırmızı Alexander McQueen pantolon ve ceketi, ayağında yüksek ökçeli ayakkabılarıyla koşar adım rugby milli takımıyla buluşacağı binaya girdi. Elbette bu kendi kendine yeter tavırlarıyla da hayranlarını bir kez daha sevindirdi... Halkın da sempatisini kazandı. TABİİ Kİ O KADAR DA ASİ OLAMAZ Peki ama ya bütün bunları yaparak yani arabasını kendisi kullanıp şemsiyesini kendisi taşıyarak gerçekten protokol kurallarını yıktı mı? Görünüşte öyle... Ama elbette ki bunu öyle habersiz şekilde yapmadı. Tabii ki bu sevimli asiliği yapacağından, ilgili kişilerin haberi vardı. Sosyal medyada "Bakın Kate ne kadar mütevazı" dedirten o görüntüler, stratejinin bir parçası. Çünkü Kate her ne kadar halktan bir aileden gelse de sırf bu yüzden halktan sempati toplasa da onun bile geleceğine yatırım yapması şart. Milyonlar Kate'i bir peri masalını okur gibi uzaktan izliyor. "KRALİYET OYUNUNUN" BİTMESİNİ İSTEYENLER SESLERİNİ YÜKSELTİYOR Ama diğer yandan bu çağda kraliyet ailesinin gerekliliğini sorgulayan, ülkede monarşinin sonunun geldiğini iddia eden hatta artık bu "krallık" oyununun artık bitmesi gerektiğini düşünen hatırı sayılır bir kitle var. İşte bu yüzden Mountbatten- Windsor ailesinin de halka "gerekli" görünmesi, "biz de sizin gibiyiz" mesajı vermesi gerekiyor. Büyük olasılıkla Kate'in arabasını kendi kullanması, şemsiyesini taşırken yardım istememesi de bu küçük, sempati toplama oyununun bir parçası. Geleceğine, kraliçe olacağı günlere yaptığı bir yatırım. Sonuç olarak onun bile bütün bunlara ihtiyacı var. Tıpkı bir giydiğini defalarca giymesi ve bunun dikkat çekmesi için elinden geleni yapması gibi... Ya da halkla buluştuğunda onlarla sanki hepsini gerçekten seviyormuşçasına sohbete dalması gibi.... Galler Prensesi'nin bu durumu da aslında peri masallarının bile herkesin bilmediği ya da bilse bile görmezden geldiği bir perde arkası olduğunun bir kanıtı! 

Devamını Oku

Gedik dişli kaynanalar, şişe bacaklı gelinler... Bir yanda zengin ünlüler, bir yanda sıradan aileler... Yok aslında bir farkları

10 Ocak 2026

O ünlü türküyü bilmeyen yoktur büyük olasılıkla... Hani şu gelin ile kaynana arasında yaşanan, insanlık tarihi kadar eski gerilimi biraz esprili bir şekilde anlatan türküyü.Sözleri; her iki tarafı da bir ağlatıp bir güldürecek türden...Hemen bir hatırlayalım:Aman, aman kaynana, dişleri gedik kaynana, oğlun kebap getirdi, sensiz yedik kaynana...Tabii bunun bir de karşılığı var:Eli etekli gelin, başı saçaklı gelin, sen de mi adam oldun, şişe bacaklı gelin?Bu böyle devam edip gider... Nesilden nesile aktarılan bu türkü, gelinler ile kaynanaları arasındaki o artık sıradan hale gelen gerilimi çok da güzel anlatıyor.KOMŞU DEDİKOSUNUN ÖTESİNDE... DÜNYANIN DİLİNDEAma bu gerilimin sadece sıradan insanlar arasında yaşandığını sanıyorsanız işte bu büyük bir yanılgı...Çünkü ünlüler dünyasında da böyle derin, insanı yıpratan, bitmek bilmeyen gelin kaynana tartışmaları yaşanıyor....Üstelik sıradan insanların gerilimini sadece aile ve yakınlar biliyor... En fazla komşular arasında dedikodu malzemesi oluyor bu durum.Ama ünlülerin yaşadığı bu türden gerilimler basın ve sosyal medya aracılığıyla bütün dünyanın diline düşüyor. Konu sakız gibi uzadıkça uzuyor...Belki de ailenin bilinmesini bile istemediği ayrıntılar yayılıyor.DAHA EVLENMEDEN KAVGA BAŞLADIİşte bunun son örneklerinden biri de İngiltere'de yaşanıyor.Dünyanın en ünlü ve zengin şeflerinden Gordon Ramsay ile eşi Tana, altı çocuklarından biri olan kızları Holly'yi evlendirdi geçen yılın aralık ayında.Damatları da öyle sıradan biri değil üstelik. Madalyalı yüzücü Adam Peaty. Bu işin bir kısmı...Düğün görkemliydi, gelin çok güzel damat da yakışıklıydı. Ama büyük bir sorun vardı...Holly'nin kaynanası ile kayınpederi yani Peaty'nin annesi ve babası düğünde yoktu..Neden mi?GELİN HOLLY, DAHA EVLENMEDEN KAYNANASINA KAFA TUTTUGelin Holly, kaynanası Caroline'i bekarlığa veda partisine çağırmamıştı. Bunun üzerine Caroline'in kardeşi de sosyal medyadan Holly'ye veryansın etmişti.İşte bu durum Adam Peaty'yi çileden çıkardı. Bazı erkeklerin evlenirken yaptığı gibi kendi ailesine resti çekti ve Holly'nin ailesine yanaştı...Bu durum anne ve baba Peaty için büyük bir şok oldu. Ama artık olan olmuştu bir kere. Adam Peaty, annesinin düğününe katılmasını yasakladı.Babası Mark'a da "Düğüne sen gelebilirsin. Ama arka sıralarda otur, fazla göze görünme" dedi...Tabii ki baba Mark da düğüne gitmedi.Uzun lafın kısası gelin Holly, daha kocasının soyadını almadan Peaty evine yıldırım gibi düştü.Ama işin ilginci, düğünde Adam'ın kız kardeşi Bethany düğünde gelinin nedimelerinden biri oldu.Özetle koskoca madalyalı yüzücü Adam Peaty, ünlü Ramsay ailesinden kız aldı ve bir anda kendi ailesini de defterinden sildi..SON YILLARIN EN ÜNLÜ GELİN VE KAYNANA KAVGASITıpkı Brooklyn Beckham gibi.Ramsay çiftinin yakın dostu olan Victoria ve David Becham da Peaty'nin ailesiyle benzer bir kaderi yaşadı.Binbir emekle büyüttükleri evlatları Brooklyn, evlendikten sonra değişti. Son noktada annesi Victoria ve babası David'e "Bundan sonra benimle görüşmek isterseniz avukatımı arayın" diyecek kadar.Tabii ki bu gerilimin başrolünde de gelin ile kaynana var. .Nicola'nın anlattığına göre artık bir moda devi olan Victoria ona "Gelinliğini ben dikeceğim" sözünü verdi ama bunu yerine getirmedi.  Nicola Peltz'e gelinlik dikmek yerine düğüne çağırdığı  arkadaşlarına gece elbisesi dikti.Gelin ile kaynana arasında başlayan bu gerilim de büyüdü, büyüdü ve iki ailenin arasına buz dağları girmesine neden oldu.'CADI GELİN' ANGELINAPeki ya Angelina'ya ne dersiniz?Brad Pitt'in olaylı boşandığı karısı Angelina da o kavgalı gürültülü süreçte Pitt'in annesini ve babasını cezalandırdı.Altı çocuğunu eski kocası Brad Pitt'den uzaklaştırdığı yetmedi, onları babaanneleri ve dedelerine de göstermedi.Angelina yüzünden Brad'in annesi Jane son nefesini torun hasretiyle verdi.Bunlar en çarpıcı örnekler... Şöyle bir yaldızları kazıdığımızda başka gelin kaynana kavgalarını da görmek mümkün.İŞİ İNADA BİNDİRDİ... DOĞURDUKÇA DOĞURUYORİşi inada bindirelerden biri de ünlü model Karlie Kloss oldu.ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın kardeşi Joshua ile evli Karlie Kloss…Hem de ne evlilik!Kloss da kaynanasıyla hiç iyi geçinemiyor... Daha Joshua ile sevgiliyken kaynanası onu gelin olarak istemediğini beyan etti.Hatta bir aile yemeğinde gelin ile kaynananın sokak ortasında tartıştıı bile görüldü düğün öncesinde.Ama işte aşk mı desek hatta biraz da inat mı,  Karlie ile Joshua evlendi. Ama top modelin intikamı bununla bitmedi...Kendisini istemeyen kaynanasına inat olsun diye doğurdukça doğuruyor. Karlie ile Joshua'nın şimdilik üç çocuğu var.Belli olmaz daha doğurganlık çağı bitmediğine göre inat daha da süyürse çiftin çocuk sayısı da artabilir.Durum böyle... Bunlar ünlüler dünyasındaki en çok bilinen gelin ve kaynana kavgaları..EN AZINDAN SİZİN KAVGANIZ DÜNYANIN AĞZINA SAKIZ OLMUYOR: BU DA BİR TESELLİSiz de gelininizle geçinemiyor munuz? Ya da gelininizin, biricik oğlunuzu sizden kopardığını mı düşünüyorsunuz?Belki de gelin tarafı sizsiniz... Kocanızın annesiyle yıldızınız bir türlü barışmıyor... O zaman boş yere üzülmeyi bırakın.Gördüğünüz gibi o lüks malikanelerde yaşayıp pahalı otomobillere binen zengin ünlüler de benzer sorunlar yaşıyor.Şöyle bir teselli verelim size.... Sizin aile içinde yaşadığınızı bilenlerin sayası az... Ya ünlü biri olsaydınız da gelin- kaynanan kavganız dünyanın diline düşmüş olsaydı! 

Devamını Oku