Irina'nın intikamını Georgina aldı!

16 Ağustos 2026

Eskiler boşuna dememişler "Alma garibin ahını, çıkar aheste aheste" diye... Görünüşe göre yeşil sahaların yıldızı Cristiano Ronaldo'nun eski sevgililerinin, özellikle de top model Irina Shayk'ın "ahı da" böyle çıktı işte. Bundan yıllar önce Ronaldo ile aşk yaşayan Irina Shayk, bu sayede kariyerinde de yükselmeye başlamıştı... Bazı söylentilere bakılırsa da bunca güzelin cirit attığı moda dünyasında Ronaldo ile yaşadığı aşk, onun için bir basamak olmuştu. ANNESİ RUS MODELİ, OĞLUNA YAKIŞTIRAMADI Bir ara Rus model Irina Shayk ile Cristiano Ronaldo'nun evleneceği bile konuşuldu. Tam herkes bu söylentilere inanmıştı ki başka bir isim çıktı ortaya: Dolores Aveiro.. Yani Ronaldo'nun annesi! Söylentilere göre Dolores Hanım, Rus model Irina Shayk'ı oğluna bir türlü yakıştıramamıştı. Bu yüzden de evlenmelerini istemiyordu. Sonuç olarak Irina ile Cristiano ayrıldı... Bu durum da en çok Ronaldo'nun annesini memnun etti. NİKAHTA ANNESİ BİLE YOKTU Şimdi yıllar önce biten bu aşkın Ronaldo'nun yeni evlendiği Georgina Rodriguez ile ne ilişkisi olduğuna gelirsek. 10 yıl birlikte olan Georgina ile Cristiano, geçtiğimiz günlerde Portekiz, Cascais'de bulunan lüks malikanede mutluluğa imza attı. Elbette bu milyon dolarlık malikane Ronaldo'ya ait, söylemeye bile gerek yok. Ama sanmayın ki törende her ikisinin de aileleri ve yakın dostları vardı. Çünkü kimse yoktu! Georgina ile Cristiano'nun nikahına, ikisini Rodriguez'in dünyaya getirdiği beş çocuğun yanı sıra dört konuk tanıklık etti. Nikahta Ronaldo'nun özel hayatına, sevgililerine karışan hatta iddialara bakılırsa Irina ile ayrılmasına bile neden olan annesi Dolores bile yoktu! Futbol yıldızının kız kardeşleri de davetli değildi. Daha da ötesinde Cristiano, evlenmek üzere olduğunu ailesine sadece 30 saniye önce haber vermişti!   İşte buna "intikam" derim.. Bir süredir yabancı basından takip ettiğim iddialara göre Ronaldo'nun annesi Dolores, nedense Georgina Rodriguez'i de pek sevmemişti. Belki onda da birçok annede bulunan kimseleri oğluna yakıştıramama, hatta oğlunu kimselerle paylaşmak istememe kompleksi vardır... Bilemiyorum. Oysa Georgina, birçok anne için ideal bir gelin adayı bana göre. Her ne kadar adını Ronaldo sayesinde duyursa da çalışıp parasını kazanıyor, yatırımını yapıyor, sadece kendi doğurduğu çocuklara değil Ronaldo'nun taşıyıcı annelerden doğan çocuklarına da annelik yapıyor. Hem de güzel! Daha ne olsun...  30 SANİYE ÖNCE HABER VERMİŞ! BENCE ÇOK EĞLENCELİ Doğrusu bu "Ronaldo evleneceğini ailesine nikahtan 30 saniye önce söyledi" iddialarını görünce için için güldüm... Sen misin Dolores Hanım, Irina'yı oğluna yakıştıramayan... Gelir bir esmer güzeli bilerek ya da bilmeyerek intikamını böyle alır işte... Sen de oğlunun evleneceğini nikahı basmadan 30 saniye önce öğrenirsin! Neden bilmem beni çok eğlendirdiniz Georgina ve Cristiano…Aşkınız daim olsun! 

Devamını Oku

Onlar boşanmadan dedikoducular rahat etmeyecek!

9 Ağustos 2026

Ünlü olmak, göz önünde yaşamak aslında ne kadar zor! Hayatınızın her alanı milyonlarca meraklı tarafından didik didik edilir... Toplum içine biraz sade bir şekilde çıksanız ya da başınız ağrıdığı için yüzünüz biraz asık olsa hakkınızdaki dedikodular alır başını gider. Siz istediğiniz kadar özel hayatınızı gizli tutmaya çalışın birileri mutlaka hakkınızda konuşacak, bire bin katıp anlatacak bir ayrıntı bulur. DEDİKODU DEYİNCE CLOONEY ÇİFTİ Bunları düşününce George Clooney ile karısı Amal Clooney geliyor hemen aklıma. Sinemanın her daim yakışıklı yıldızlarından biri olan Clooney, gençlik yıllarında Talia Balsam ile evlendi. 1989'da başlayan evlilik 1993 yılında bitti. Ondan sonra da George, bir daha çok uzun süre evlenmedi. Hatta bu yüzden hakkında "bekarlık yemini" söylentileri bile çıktı. Hayatına nice güzeller girdi ama hiçbiriyle evlenmeye yanaşmadı. Ta ki başarılı bir insan hakları avukatı olan Amal Alamuddin ile tanışıncaya kadar. YILLAR SONRA EVLİLİĞE İKNA OLDU 2014 yılında Venedik'te gayet gösterişli bir şekilde evlendiler. Bu arada biri kız diğeri erkek ikiz çocukları da oldu. Amal ve George, her şeyden önce gerçekten de göze hitap eden bir çift. George ve karısı Amal birlikte kırmızı halıya çıktıklarında bütün gözleri üzerlerine çekiyorlar. Öyle ki Amal, giyimi kuşamı ve endamıyla Hollywood'un anlı şanlı yıldızlarını bile gölgede bırakıyor. Kocası George bile geriye çekilip sahneyi güzel karısına teslim ediyor. Clooney çifti de iki çocuklarıyla birlikte mutlu mesut yaşayıp gidiyor. OLGUN YAŞ EVLİLİKLERİNE İYİ BİR ÖRNEK Kendi adıma Amal ve George Clooney'in belki öyle deli gibi aşık olmasalar bile birbirlerini sevdiklerini, ikisinin de ayakları yere basan kariyer ve kişilik sahibi insanlar olduğunu, hayatı gayet güzel paylaştıklarını düşünüyorum. Birbirlerinin özel alanlarına saygı gösterdiklerine de inanıyorum. Kimi zaman işleri nedeniyle farklı şehirlerde ve hatta farklı ülkelerde bile oluyorlar.Ama belli ki bu durum onların evliliği için tehlike ya da sorun oluşturmuyor. Birlikte olduklarında da George Clooney'in karısına gayet saygılı, sevgi dolu ve onu yücelten tavırları dikkatimi çekiyor. BÖYLE BİR EŞİ BİR DAHA ZOR BULURx Amal Clooney'i ise ayrı bir beğeniyorum. Clooney gibi bir Hollywood yıldızını evliliğe ikna etmek, onu bir aile babasına dönüştürmek pek öyle kolay bir iş değil bence. Bir bakın! George Clooney gibi 60'lı yaşlarına gelmesine rağmen hala yakışıklılığını koruyan bir yıldızın gözü artık karısı Amal'dan başkasını görmüyor. Hollywood gibi tehlikeli bir ortamda bile üstelik. Bence George Clooney, Amal Clooney gibi bir eşi gerçekten bir daha zor bulur. AMA DEDİKODUCULAR BOŞ DURMUYOR Ama gelin görün ki Clooney çifti, durmadan boşanacakları dedikodularıyla gündeme geliyor. Hangi magazin sitesini açsam - özellikle ABD ya da İngiltere merkezli olanları- ünlü çiftin yuvasının günlerinin sayılı olduğu iddiaları yankılanıyor. İşin aslı bu dedikoduları kimin çıkardığını daha da önemlisi neden böyle bir şeye gerek duyduğunu merak ediyorum. Clooney çiftinin boşanacağına dair ilk söylentiler bundan dört yıl önce başladı. Doğrusu başlarda ben de inandım. Ama yıllar geçtikçe boşanmayı bırakın daha da bir uyumlu hale geldiler. Elbette arada sırada tartışmalar ve gerilimler yaşıyorlardır. Her ne kadar George "Karımla asla tartışmam" dediyse de bunun "Haklısın karıcığım" tarzı bir anlaşma olduğunu düşünüyorum kendi adıma. BU YAŞTAN SONRA NEDEN MACERA ARASIN? Yani öyle böyle artık 65 yaşına gelmiş, milyonluk servetini yapmış, istediği her şeye sahip olmuş biri yani George Clooney neden ailesini yıksın? Neden macera peşinde koşsun? Hem de Hollywood gibi aşkların bile gerçek olmadığı bir ortamda hem fiziksel olarak güzel hem de başarılı bir kariyer sahibi olan karısını neden bıraksın ki? Başka derdi mi yok acaba! Uzun sözün kısası... Bence herkes boşanır da George Clooney, karısı Amal'dan asla boşanmaz. Tabii insan hakları avukatı Amal'ı bilemem... Kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın ve Clooney tepesini attırırsa neler yapar ondan pek emin değilim. Bence George da artık karısının canını yakacak herhangi bir şey yapacak yaşı artık geride bırakmış durumda. O yüzden dedikoducular yıllardır boş çıkan Clooney çifti söylentilerini unutup kendilerine başka bir konu bulsalar iyi olacak sanki...

Devamını Oku

Meğer bazı ünlülerin film gibi hayatları varmış! Bu evlatlık hikayesi beni hem mutlu etti hem yüreğim burkuldu

1 Ağustos 2026

 Bazılarının başını sokacak bir evi bile yoktu mesela... Bazen eski otomobillerinde bazen de arkadaş evlerindeki kanepelerde hayata tutundular. Ama sonra onlar için "eşref saati" çaldı ve hem şöhreti hem parayı buldular. Bunlar zaten bilindik hatta artık kulağa sıradan gelen şeyler. BEŞ GÜNLÜK BEBEKKEN EVLATLIK VERİLMİŞ Diğer yandan tam da bugün bir ünlüyle ilgili daha önce bilmediğim bir ayrıntılı öğrendim. Oyuncu ve şarkıcı Kristin Chenoweth bu ünlü... Tony ödülle 58 yaşındaki yıldız, sosyal medyadan anlattı durumunu. Bu arada zaten her yıl dönümünde anlatırmış ama işte ben yeni gördüm. Yani daha beş günlük bir bebekken evlatlık verildiğini! Onun paylaşımını okuyup internette biraz araştırma yaptığımda gerçekten duygulandım. BU HAYATI ONU EVLAT EDİNEN ÇİFTE BORÇLU Bugün başarılı bir oyuncu ve şarkıcı olan Kristin Chenoweth, yaşadığı bu hayatı kendisinin biyolojik anne ve babası olmayan Junie ve Jerry Chenowets'e borçlu olduğunu zaten ilan etmiş durumda. Beş günlük bir bebekken evlat edindikleri Kristin'i, 58 yaşına getirdi artık yaşlanan bu çift. Onun bir meslek sahibi olmasına destek verdiler. Sonra da evlendirip mürüvvetini gördüler. Sosyal medya paylaşımlarına bakılırsa da gayet mutlu bir aile hayatları var. Evlat edindikleri minicik bebeği kocaman, kendi ayakları üzerinde durabilen bir yetişkin olarak görmenin mutluluğu Junie ve Jerry'nin yüzlerine de yansımış durumda. Diğer yandan Kristin Chenoweth, evlatlık olduğunu daha küçücük bir çocukken biliyormuş. Ondan hiçbir şeyi gizlememişler.  Aradan geçen yıllar içinde biyolojik ailesine dair izler de bulmuş oyuncu. Ama "Benim gerçek ailem Junie ve Jerry" diyerek kendini onların kızı olarak hissettiğini de zaten saklamıyor. BİYOLOJİK ANNESİNE HİÇ KIZGIN DEĞİLMİŞ İnsanın aklına şöyle bir soru geliyor: "Acaba Kristin, biyolojik annesi hakkında ne düşünüyor?" Elbette küçükken aklından neler geçtiğini bilemeyiz ama artık 60 yaşına merdiven dayamış haliyle kendisini dünyaya getiren annesine karşı da bir kini yok Chenoweth'in. "Beni sevgiyle dünyaya getirdi ve daha iyi bir hayat yaşamam için evlatlık verdi" diyor bu konuda da. Üstelik evlatlık verilmesini, Junie ve Jerry gibi bir ailesi olmasını da "Bir nimet" olarak görüyor. Şöyle bir düşündüm... Bu sözler ve Kristin'in bu yaklaşımı onu daha küçücükken ailelerine alıp "Biz, seni seçtik" diyen ve bağırlarına basıp büyüten bir aile için de büyük bir mutluluk. HEM İÇİN ISINDI, HEM YÜREĞİM BURKULDU Peki ya onu karnında taşıyan ve dünyaya getiren annesi? Benim aklımı bir yandan da bu kurcalıyor. Şu anda hayatta olup olmadığı hakkında bir fikrim yok. Başka çocuklar doğurup doğurmadığını da bilmiyorum... Ama acaba o, kızı hakkında ne düşünüyor? Bence yasalar izin vermese bile kızı onun izini bulduğuna göre o da kızının izini bulmuş olmalı. Doyasıya öpüp koklayamadan evlatlık verdiği kızını gördükçe acaba aklından ne geçiyor? Bu öykü bir yandan benim içimi ısıttı.  Aile pozlarına bakıldığında hepsinin de ne kadar mutlu olduğunu görmemek mümkün değil. Chenoweth ailesi, yani Kristin, Junie ve Jerry gerçekten sıcacık bir aile. Ama diğer yandan da yüreğim burkuldu... Kristin'in annesi kim bilir onu evlatlık verirken neler hissetti? Sonrasında pişmanlık duydu mu? Yoksa "İyi ki öyle yaptım. En azından kızım rahat ve mutlu oldu mu?" dedi. 

Devamını Oku

Allah gecinden versin de adam öldüğü zaman ondan kalan miras ne olacak acaba?

26 Temmuz 2026

Şu hayatta sanki başka hiç derdim yokmuş gibi bir zamanların gözde çifti Angelina Jolie ve Brad Pitt'ten gelen haberlere takılmış durumdayım. Galiba sadece ben değilim bu durumda olan. Dünyanın dört bir yanında bir zamanlar isimleri bile birbirinden ayrılmayan ve Brangelina olarak anılan ünlü çiftin geldiği son noktayı merakla izleyen birçok kişi var. Buna belki de kafamızı rahatlatmak için bu konuyu uzun uzun konuştuğum arkadaşlarım da dahil! Aslına bakılırsa boşanmak o kadar da eşine rastlanmayacak bir olay değil. Kötü giden, insana zarar veren bir evliliği sürdürmenin anlamı yok! Hele insan bir Hollywood yıldızıysa yani Angelina Jolie ise "Babamla da küsüm, gidecek yerim ve param yok" diye kendisini mutsuz eden bir evliliğe katlanmaz. BİLİYORUM... HERKES SESSİZ VE SAKİN BOŞANMIYORDiğer yandan boşanan çiftlerin yıllar yılı birbirleriyle kavga etmesi de görülmemiş iş değil. Kendi ailemde de bir dolu örneğini gördüm. Resmen boşandıkları halde arada çocukları olan bazen bu yüzden hala evli bir çift gibi kavga edenleri biliyorum. Bir çift boşandığında çocuklarına ne olduğu da doğrusu kalbimi öyle çok burkmuyor. Elbette en çok zararı çocuklar görüyor. Uğradıkları duygusal yıkımı gidermenin imkanı da yok. Yine de diğer yandan mutsuz bir anne ve babanın çocuğu olarak hayata küs büyümektense boşanmış bir ebeveynin çocuğu olarak daha sağlıklı büyümek bence mantıklı. Tabii bu durumda boşanan çiftin ruh sağlığının yerinde olduğunu varsayıyorum. Şimdi bunu yazdım diye boşanan ailelerin çocuklarına üzülmediğimi yani bu kadar kalpsiz olduğumu düşünmeyin. Ben, gayet mutlu bir ailede büyüdüğüm için bu tür zorluklar yaşayanları anlayamam. Ama kendisi de boşanmış bir ebeveynin çocuğu olarak büyüyen bir arkadaşım deneyimlerinden çıkarak beni buna ikna etmişti. Bana "Annem ve babam evliyken, biz çocuktuk. Evimizin içi kabus gibiydi. Onlar boşandıktan sonra ikisi de daha iyi insanlara dönüştü. İkisiyle de aramız eskisinden daha iyi oldu" diye anlatmıştı. Böyle bir sürü örnek var. Bir de tabii boşanıp dost kalan eski çiftler var ki onların önünde saygıyla eğiliyorum.  BRANGELINA'NIN DERDİ BİZDE GERİLİM YARATTIKonuyu uzattım.Angelina Jolie ile Brad Pitt, yıllar yılı süren bir kavgayla boşandı. Resmen boşanmaları tam sekiz yıl sürdü. Bence bir ömür törpüsü. Ayrıca aralarındaki kavgalar ve yasal hesaplaşmalar tam bitmiş de değil. Fransa'daki Miraval Şatosu nedeniyle hele düello sürüyor. Benim bu konuda ilgimi çeken ayrıntı çiftin çocukları. Üçü biyolojik üçü evlatlık altı çocuk görünüşe göre bu olaylı boşanmadan en çok zararı gördü. ALTI ÇOCUK DA BABALARINA SIRTLARINI DÖNDÜBelki şu anda anneleri Jolie'nin kanatları altında kendilerini huzurlu ve güvende hissediyorlar. Ama yine de büyüyüp kendileri aile kurma çağına geldiklerinde neler olacağını merak ediyorum. Çünkü böylesi bir boşanmanın ortasında kalmak, üstelik bazı iddialara göre anneleri tarafından kendi yandaşı olmaya zorlanmak çok kolay bir durum değil. Haydi gerçeği söyleyeyim. Brad Pitt de dünyanın en örnek erkeği ve eşsiz babası değil. Ama ben de altı çocuğu babalarına karşı dolduran kişinin Angelina Jolie olduğunu düşünüyorum. Hele kendi babası Jon Voight ile yıllardır küslüğünü sürdürdüğünü ve hatta onun soyadını bile kullanmadığını hatırlayınca bu durum bana mantıklı geliyor. Son dönemde altı çocuğun da birer birer Brad Pitt'in soyadını kullanmamak için mahkemeye başvurması da bu işin arkasında anneleri Jolie'nin olduğunu düşündürdü bana. Belki yanılıyorumdur bilemem. Belki de Brad Pitt o eskimeyen yakışıklı görüntüsünün altında bir şeytanı saklıyordur, onu da bilemem. Ama Angelina Jolie'yi doğrusu pek samimi ve sevimli bulmuyorum. Çok güzel de konumuz o değil. YA BABALARININ MİRASI NE OLACAK?Bir de başka bir ayrıntı aklıma geldi. Bu altı çocuk babalarından gelen Pitt soyadını kullanmak istemiyor. Sadece o değil babalarını görmek bile istemiyorlar. Belli ki hayatlarında onun eksikliğini hissetmiyorlar. 18 yaşına gelen her çocuğu, üstelik de dünyaya duyura duyura "Pitt" soyadını kullanmayacağını neredeyse haykırıyor. Elbette Brad Pitt'in nasıl bir baba olduğunu, çocuklarına boşanmanın ilk dönemlerinde iddia edildiği gibi şiddet uygulayıp uygulamadığını tam olarak bilemem. Sonuçta en aklı başında gibi görünen erkek bile gözü döndüğü zaman çocukları dahil herkese şiddet uygulayabilir. Kimi zaman psikolojik, kimi zaman fiziksel. Yine de benim asıl merak ettiğim tabii ki Allah gecinden versin ama Brad Pitt öldüğünde bu altı çocuğun ondan kendilerine kalan mirası ne yapacakları. Gerçekten de bütün bu toz duman içinde bunu merak ediyorum. Sonuç olarak bir gün kaçınılmaz son gerçekleştiğinde Pitt soyadını istemeyen altı çocuk ondan gelen mirasa da "istemiyoruz" diyecek mi? Yoksa bir hayır kurumuna mı bağışlayacaklar bu mirası? BELKİ DE BRAD ONLARI ÇOKTAN MİRASINDAN MEN ETTİ!Tabii diğer yandan "şeytan" bana Brad Pitt'in de belki vasiyetnamesinde çocuklarını zaten mirasından men edebileceğini fısıldıyor. Tabii ki kimsenin hayata veda etmesini istemem... Ama dediğim gibi sanki başka derdim yokmuş gibi bunu çok merak ediyorum!

Devamını Oku

'Biraz kendimle kalmak istiyorum' deyip mesleğe ara vermek! Ne güzel dünya

17 Temmuz 2026

Gelin, biraz bu gruptaki şanslılara bakalım biraz…Gerektiğinde onlar da çok çalışıyorlar ama o kadar çok kazanıyorlar ki canları sıkıldığında "Biraz uzaklaşmam gerek" deyip kariyerlerine ara veriyorlar.Eğer bu süreci iyi yönetirlerse de mesleğe geri döndüklerinde kaldıkları yerden devam edebiliyorlar.Yani paralar yine akmaya başlıyor.Ne lüks değil mi?HOLLYWOOD YILDIZI OLMAK BAŞKA TABİİ Bunu yapanlar da genellikle oynadıkları filmlerden ya da dizilerden milyon dolarlar kazanan oyuncular...Özellikle de Hollywood'un yıldızları.Zaten son zamanlarda bu konuda bir örnek de var: Zendaya…29 yaşındaki oyuncu sadece 2026 yılı içinde beş tane farklı ve iddialı projeyle hayranlarıyla buluşuyor...Bunların arasında Christopher Nolan'ın yönettiği The Odyssey de var.ASLINDA GERÇEKTEN ÇOK ÇALIŞMIŞ Birkaç haftadır da Zendaya başta olmak üzere filmin bütün kadrosu o gala senin bu gala benim dolaşıp duruyor...Kırmızı halıda birbirinden iddialı kıyafetler ve takılar eşliğinde süslenip püslenip boy gösteriyor.Zendaya'ya gelince...Kendisinin söylediğine göre bu yılın sonundan itibaren kariyerine bir süre ara verip bir süre dinlenecekmiş. Yıl içinde durmadan çalışan Zendaya, hem insanların kendisinden bıkmasını önlemek hem de dinlenmek için böyle bir karar almış.Tabii bu arada sonunda evlendiğini açıkladığı kocası ve meslektaşı Tom Holland ile de kaliteli zaman geçirecek. Ne güzel... Ne kadar hoş değil mi?KENARDA 30 MİLYON DOLARI OLAN HERKES BUNU YAPABİLİR İnsanın bunca şöhreti ve daha 30 yaşına bile gelmeden 30 milyon dolar kadar bir serveti olursa, böyle "yoruldum, kendime zaman ayırmam gerek" deyip kenara çekilebiliyor.Açıkçası yaz mevsiminin üzerime büyük bir uyuşukluk verdiği böyle bir dönemde Zendaya hanım kızımıza özenmedim değil.Zaten bence tek özenen de ben değilim.Kim istemez ki deli gibi çalıştıktan ve üstelik bunun karşılığını milyonlarca dolarla aldıktan sonra biraz kenara çekilip dinlenmeyi! İsteyen çok olur da yapabilen azdır..Ne diyelim... Keyfin ve dinlenmen bol olsun Zendaya!

Devamını Oku

Babalar yaşlandığı zaman biraz daha fazla anlayışı hak etmez mi hiç!

12 Temmuz 2026

Hani hep derler ya "İnsan ektiğini biçer" diye... Galiba durum gerçekten öyle. Ama işte insan dışarıdan bakıp böyle olaylara tanık olunca iki taraflı düşünmeden edemiyor... Bir yandan "Eskiden o da buna, şunu şunu yapmıştı. Biraz üzülmek ona da müstehaktır" diye düşünüyor. Yine de bir vicdan yapmıyor da değil hani! Bu konu nereden mi aklıma geldi? Tabii ki yıllar yılı bekleyip kendisi 70'li yaşlarına gelince tahta çıkabilen Kral Charles nedeniyle. EMİNİM AMA İSPATLAYAMAMKendisini tabii ki bireysel olarak tanımam... Hakkındaki fikirlerim ailesi ve kendisi hakkında okuduğum bazı biyografi kitaplarından ve haberlerden derleme. Yine de katı kuralcı ve sosyal konumunu, görevini ailesinin bile üstünde tutan bir annenin evladı olarak çok da sevgi dolu koşullarda büyümediğini düşünüyorum. Bir baba olarak kendisinin de oğulları William ile Harry'ye öyle yumuşak kalpli yaklaşım sergilemediği onunla ilgili düşüncelerimden biri. Söz gelimi benim babam gibi, evlatları için her şeyini feda etmeyi göze alacak bir baba olduğunu hiç sanmıyorum. Hatta oğlu Harry, karısını ve o zamanlarda bebek olan oğlu Archie'yi alıp ABD'ye taşındığı zaman bile evlat hasretinden çok "Benim ve tabii ki taçlı ailemin sosyal konumu ne olacak?" diye içinin içini yediğinden eminim. Bunu ispatlayamam ama bence böyle. BU HAYATTA HERKES HATA YAPARDaha da ötesinde ilk karısı Diana'ya çektirdiklerini de az çok bütün dünya kadar biliyorum. Başkasını sevdiği halde onunla evlenmesi, evlendiği halde Camilla'yı hayatından bir türlü çıkaramaması. Elbette Diana'nın da suçu var bu konuda... Bir zamanlar ablasının flört ettiği bir adamla evlenmek hangi akla hizmettir, bunu da bilmem... Diğer yandan düşündüğümde Charles'ın da başka çaresi yok gibiydi. Ülkesinin tahtının gelecekteki sahibi olarak gencecik ve eline erkek eli değmemiş bir kızla evlenmesi ailesi için de bir artı puandı... Zaten bu evliliği de sırf annesi Elizabeth'in isteğiyle "El alem ne der" diye yaptığını düşünüyorum. İşin bu kısmı böyle. Bütün bunlar da yıllardır konuşulan konular... SON ZAMANLARDA YAŞADIKLARI İLGİMİ ÇEKİYORBenim asıl ilgimi çeken Charles'ın son zamanlarda yaşadıkları. Bir parantez açmak istiyorum. Babam hayata veda ettiğinde 80'li yaşlarının sonundaydı. Ben de kocaman, yetişkin bir kadın. Ama yine de babamla geçirdiğim zamana doyamadım. Cenaze töreni sırasında bir çocukluk arkadaşımın sözleri beni öyle çok etkilemişti ki. Daha ben babasız kalmanın bilincine bile varamamışken arkadaşım "Senin baban sadece senin baban değildi. Bana da kendi babamdan daha fazla baba gibi davrandı" dedi... O an nasıl gurur duyduğumu ve kendimi bir kez daha dünyanın en şanslı çocuğu hissettiğimi söylememe bile gerek yok. Hangi çocuk bunu duymak istemez ki... Üstelik kaç yaşında olursa olsun! YAŞLI VE HASTA BABALARA BİRAZ DAHA HOŞGÖRÜ LÜTFENBelki de babamdan ve ona olan derin sevgimden dolayı belli bir yaşa gelmiş erkeklerin yani babaların, çocuklarından daha fazla sevgi ve saygı görmesi gerektiğini düşünüyorum. Elbette bazı babalar bunu hak etmiyor olabilir ama yine de yaşlanıp usul usul elden ayaktan düşmeye başlayan, sağlığı giderek bozulan babaların geçmişte yaptıklarının affedilmesi ya da en azından biraz daha yumuşak yorumlanması gerek bana göre. İşte tam da bu yüzden hiç ihtiyacı olmadığı halde artık 77 yaşına gelen üstelik kanserle boğuşan Charles'a oğlu Harry'nin yaptıklarını biraz fazla buluyorum doğrusu. Ailedeki görevlerini bırakıp gitmesi, kendine başka hayat kurması elbette kendi tercihi. Sonuçta kocaman adam, istediği gibi yaşar. Üstelik imkanları da var. Ama yine de iki çocuğu Archie ve Lilibet'i babasına 'gıdım gıdım' göstermesi, bir noktaya kadar haklıdır ama güvenliklerini gerekçe göstererek "Onları ülkeme getiremem" diye tehditvari sözler sarf etmesi bana kırıcı geliyor. Tabii ki babası açısından. NEDENSE BANA DERT OLDUBelki de tüm bunlar yüzünden, Charles'ın, kapalı kapılar ardında da olsa dört yıl sonra iki torunuyla görüştüğü haberleri beni mutlu etti. Elbette koskoca Kral'ın benim sempatime ihtiyacı yok. Ama yine de düşünmeden edemiyorum... Gün gelip babası öldüğünde acaba Harry ona karşı yaptıklarını nasıl değerlendirecek? Kendisiyle nasıl bir vicdan hesaplaşmasına girişecek? Yine bence çok da melek gibi olmayan annesi Diana'nın genç biten hayatının intikamının alındığını mı düşünecek? Yoksa hiç belli etmese de yüreğinin gizli bir köşesi babası için sızlayacak mı? Elbette erkek çocuklar ve kız çocukların babalarıyla ilişkilerinin hayat boyu farklı olduğunu biliyorum. Geçmişte ne yaşanmış olursa olsun, hiçbir evladın, babası bu dünyadan göçüp gittikten sonra onun hakkında bu tür vicdan yaralayan hesaplaşmalara girmemesi dileğiyle. Sevgili Harry Mountbatten Windsor! Keşke fırsat olsa da baban dünya sahnesinden çekildiğinde neler hissettiğini bana bire bir anlatsan!             

Devamını Oku

Fena bıktım... Görmekten bezdim... Bence yeter artık!

5 Temmuz 2026

Doğrusunu söylemek gerekirse sıcak havayı hiç sevmem... Aslında haziran ayının temmuza yakın bir bölümünde dünyaya gelmiş olsam da yaz mevsimi asla benlik değil.Sanki o sıcak hava ve yapış yapış nem zamanı da yavaşlatmış gibi gelir. Saatler hiç geçmez... Hayat ,o sıcağın yarattığı buğunun içinde asılıp kalmış gibi hissederim. Bir de elbette nefes alamadığımı...Oysa soğuk hava öyle mi ya! Üşürsen giyinirsin, uykusuz kalmışsan açık havada derin bir nefes alır kendine gelirsin... Bol bol hareket edebilirsin. Hayattan daha çok zevk alırsın.Hepsinin ötesinde magazin dünyasının aşırılıkları bile soğuk havada gözüme o kadar da batmaz.Bunu şu yüzden söyledim... Bu yaz aylarında magazin dünyasında bana "bu kadarı da yeter artık" dedirten düğün haberleri geliyor ardı ardına.TABİİ Kİ SEVEN SEVDİĞİYLE EVLENSİN AMA ABARTMAYIN İSTERSENİZ!Elbette kimsenin evlenmesine ve bunu kutlamasına karşı değilim. Kim nasıl istiyorsa öyle evlenir ve bunu da doya doya istediğiyle kutlar.Ama açıkçası önce Dua Lipa ve Callum Turner'ın şimdi de  Taylor Swift ile Travis Kelce'nin düğünleri beni canımdan bezdirdi.İşim gereği ünlülerle ilgili haberleri takip etmek zorundayım. Mecburen de içlerinden okurlarımıza ilginç gelecek ayrıntıları seçmek durumundayım.Yine de inanın bana bütün haber kaynaklarında önce Dua'nın şimdi de Taylor'ın düğünüyle ilgili haberler görmekten gına geldi!Bu düğünlerin gündemde tutulmasıyla ilgili hiçbir eyleme dahil olmak istemiyorum. İLGİ ÇEKMEK İŞLERİNİN BİR PARÇASI Elbette bu kadar ilgi çekmenin, gündemde kalmanın onların işinin bir parçası olduğunu biliyorum. İlgi çektikleri sürece iş alıp para kazanıyorlar.Diğer yandan sanki bu kadarı da fazla... Yani bence bezdirici oluyor artık. Madison Square Garden'da evlenip nikah kıyıldığında reklam panosuyla bunu ilan etmek, onca ünlünün katıldığı düğünün güvenliğini sağlamak için yüzlerce polisi gece boyu görev başında dikmek...Kusura bakmayın ama bana görgüsüzlüğün önde gideni, fenerle yol göstereni gibi geliyor.Benzetmem gerekirse bence Taylor Swift ile Travis Kelce'nin evlilik töreninin, geçen yıl Lauren Sanchez ve Jeff Bezos'un Venedik'te yaptığı o bıktırıcı düğünden tek farkı ABD'de yapılması.Üstelik geçen yılki o düğünde Lauren Sanchez'in üzerindeki gelinliği hepimiz anında görmüştük. Taylor Hanım daha gelinliğini bile davetliler dışında kimseye göstermiş değil.Merak diri tutulacak çünkü! Onca para harcanan düğün öyle kolayca tarihin tozlu sayfalarına karışmayacak.HEP SICAK HAVADAN BU BEZGİN HALİMO yüzden sessiz ve sakin bir törenle evlenip sosyal medya paylaşımıyla duyurusunu yapan ünlülere her zaman büyük saygı duyuyorum.Umarım Taylor ile Travis'in düğünü bu yaz göreceğimiz son "en bir büyük" ünlü düğünü olur...Bu arada her ikisine de mutluluk dilerim. Saçları bir yastıkta yan yana ağarsın, hep mutlu olsunlar!Öyle olsun çünkü boşanıp bir daha evlenmeye kalkıştıklarında yine aynı düğün haberi bombardımanına tutulmak istemiyorum!YAZ MEVSİMİNİN EN ZARİF EVLİLİK TÖRENİAma bir de şu var…Geçtiğimiz hafta da daha küçücük bir çocukken dünyanın en güzel kızı ilan edilen Fransız Thylane Blondeau, kısa süredir nişanlı olduğu Ben Attal ile evlendi.Taylor’dan da Dua’dan da daha genç ve en az onlar kadar ünlü Thylane Blondeau da. Ama giydi sade gelinliğini, saçlarını gayet sade bir şekilde topladı ve Paris’te  muradına erdi.Üstelik onun evliliği de dünya magazin basınının manşetlerinden eksik olmadı.Karşılaştırdığımda onun evliliği bana daha zarif geliyor doğrusu.Bu arada ünlü ya da ünsüz evlenen, nişanlanan herkesi tebrik eder mutluluklar dilerim.       

Devamını Oku

Yaşlandınız ama ne güzel bir hayatınız var Isabella Hanım

21 Haziran 2026

Sıradan insanlar için günün birinde ünlü olmak ne kadar güzel bir rüya...Dört bir yanda her adımını takip eden, alkışlayan, sevgisini gösteren hayranlar... Bir de üstüne üstlük oluk oluk akan para...Nasıl?Kulağa güzel geliyor değil mi? Peki ya hayatını doğduğundan beri bu şekilde yaşayanlara ne demeli.Çünkü onların bazıları belli bir yaşa geldiklerinde bu pırıltılı hayattan sıkılıp genellikle kendilerini doğanın kollarına atıyorlar. Artık şan, şöhret umurlarında bile olmuyor.Son zamanlarda bu şekilde yaşayan bir ünlü ilgi odağımın tam ortasında.SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI BANA ZEVK VERİYORIsabella Rossellini bu ünlü...Bir zamanlar dünyanın en güzel kadını olarak nitelendirilen Ingridg Bergman ile ünlü İtalyan yönetmen Roberto Rossellini'nin kızı.Daha birkaç gün önce 74 yaşına giren Isabella Rossellini, bir süre önce Mama Farm adlı bir çiftlik kurdu.New York yakınlarındaki çiftliğinde organik tarım yapıyor, hayvan yetiştiriyor. Koca çiftlikte elbette türlü türlü sebzeler, meyveler yetiştiriyor.Ürettiği yumurtaları ve balı da satıyor. Ayrıca çiftliğinde düğünden özel gün kutlamalarına kadar çeşitli organizasyonlar da yapıyor.EMEKLİ OLMADI AMA ENERJİSİNİ ÇİFTLİĞİNE VERİYORYani para da kazanıyor.Oyunculuktan da emekli olmadı üstelik. Ama artık o işi zevkine yapıyor.Sosyal medyada zevkle takip ettiğim Isabella Rossellini, Instagram sayfasına bakılırsa Faroe Adaları'na gitmiş... Bu ayın başında yaptığı bu gezinin nedeni de koyunlar. Yanlış okumadınız, koyunlar!Orada da yünlerinden en üst düzeyde yararlanılan özel bir koyun türünün peşine düştü. Bu geziyi de peşine düştüğü koyun cinsi hakkındaki kısa bilgileri de sosyal medya sayfasından paylaştı.Isabella Rossellini, bu ayın ilk haftasında gittiği Fareo Adaları'nda görüntülediği bazı koyun türlerinin çok nadir olduğunu belirtip, aralarında çiftleşme yeteneğini koruyanların bulunduğunu da not düştü.Orada yazdığına göre bu koyunlara özel ilgi duymasının bir nedeni de tüyleri. Bu koyunları gür tüylerinin çalılara ya da çitlere takılmaması için sık sık kırkıldığını anlattı Rossellini.Bu gezisinin amacının da bir yün işleme tesisine katılmak olduğunu belirten Isabella Rossellini, New York'ta bu iş için kullandığı değirmenini geliştirme peşinde olduğunu da saklamadı.BELLİ BİR YAŞA GELEN HERKESE BÖYLE BİR HAYAT NASİP OLSUNDoğrusu Isabella Hanım'ın paylaşımlarına her zamanki gibi büyük bir zevkle baktım... Uzun uzun inceledim fotoğrafları...Gittiği yerin doğasından ama en çok da Rossellini'nin gözlerindeki pırıltıdan kendimi alamadım.Sonuç olarak ben öyle toprak insanı değilim. Hayvanların her türlüsünden korkarım. Tarımdan da anlamam...Ama demek istediğim bambaşka bir şey.Kıskanma demeyelim de hayatının belli bir dönemine geldiğinde sadece keyif için çalışan, zamanının ve enerjisinin çoğunu sevdiği şeylere ayırabilen insanlara özeniyorum...Eminim herkes böyle hissediyordur.Ne diyelim...70'li yaşlara geldiğimizde Isabella Hanım kadar enerjik, sevdiği işle uğraşan ve gözlerindeki ışıltıyı kaybetmemiş birine dönüşürüz umarım...  

Devamını Oku