Milyon dolarınız olsa ne çare! Toprakla haşır neşir olmak herkese göre değil

Baştan söylemeliyim. Ben öyle doğa insanı değilim...

 

Yani elbette bir ormanın seslerini dinleyip ruhumu besleyebilirim... Ya da deniz kenarında saatlerce oturup hülyalara dalabilirim.

 

Ama işte saatlerce... Sınırlı bir zaman dilimi içinde.

 

Büyük konuşmamak gerek ama genel anlamda doğada mesela bir çiftlikte yaşayamam... Belki alışkın olmadığımdan, bilmiyorum...

 

Diğer yandan benim annem gerçek bir köy insanı mesela. Büyükçe bir ilçede yaşasalar da anne ve babasının, yani anneannemin ve dedemin köyde kocaman kocaman tarlaları, evleri, bağları ve bahçeleri vardı.

 

Bütün kuzenler de yaz aylarında oraya giderdik. Amaç belliydi, biz çocukların doğayla barışık büyümesi, anne tarafından köklerinin nereden geldiğini bilmesi.

 

Bazı kuzenler bu konuda "başarılı" oldu... Ama doğrusu ben babam gibi "şehir çocuğu" çıktım...

 

BİR BAHÇEYE BAKMAK BİLE KOLAY DEĞİL

Doğduğum ve 17 yaşına kadar yaşadığım şehirde biz çocukken kocaman bir bahçenin ortasında güzel bir evimiz vardı. Yani "şehir" deyince günümüzün betona boğulmuş şehirleri akla gelmesin. Beton ile doğanın dengeyle bir araya gelmesinin bir örneğiydi o zamanki şehirler.

Haberin Devamı

 

Bahçemizde de babaannemin ve dedemin babama miras bıraktığı inanılmaz güzellikte çiçekler, meyve ağaçları, eşine, yaşadığımız şehirde az rastlanan uzun ve koyu renkli çimenler.

 

Asma yapraklarından bir çardak,  oradan sarkan üzümler... Hemen altında yaz geceleri, babamın ve annemin misafir ağırladığı bir masa.

 

Böyle hatırlayınca film gibi geliyor. Doğrusu bugünkü apartman hayatında da zaman zaman özlediğim oluyor o günleri.

 

Çünkü şimdi o evin yerinde kocaman bir apartman var ve inanın balkonları o bahçe hissini vermiyor.

 

Ama çocukluğumun o masal bahçesinin keyfini de ben değil kardeşim ve arkadaşlarım çıkardı doğrusu.

 

Babamın her pazar zevkle çalıştığı o bahçe, o çiçeklerin ekilmesi, büyümesi vs bana hem mucizevi hem de yorucu gelirdi. Toprakla haşır neşir olacak sabrım, onun dilinden anlayacak yeteneğim yoktu kısacası.

 

O yüzden bir saksı çiçeğine bakmayı bile beceremiyorum. Yani uzun sözün kısası "şehir çocuğuyum" diye boşuna demedim.

Haberin Devamı

 

Bunları niye anlattığıma gelirsek...

 

Aslında anlatmak istediğim başka bir şey.. Bir bahçe bile bazen insanı zorlarken kocaman bir çiftliği çekip çevirmek hiç kolay değil.

 

ÜNLÜLERİN DOĞAYA DÖNÜŞ AKIMI HERKESE YARAMADI

 

Farkındanız sanırım, özellikle pandemi sırasında çok sayıda insan kendini daha özgür yaşamak için doğanın kollarına attı.

 

Eh, milyonları olan ünlüler de bu işin başını çekti. Kırsal bölgelerde çiftlikler alındı, hayvanlar edinildi, sebzeler ve meyveler ekildi.

 

Bazıları bu işi gerçekten de "kıvırdı"... Her türlü lükse sahip çiftlik evlerinin arazisinde gerçek birer çiftçiye dönüştüler.

 

Ama hepsi değil.

 

Çünkü insanın istediği kadar milyonları olsun toprak o kadar kolay değil. Toprakla uğraşmak, ona emek vermek, öyle kamera karşısında rol yapmaya ya da konuk ağırlamaya benzemez.

 

 

BELKİ DE ÇİFTÇİLİK ONUN BOYUNU AŞTI

Emekli olmasına rağmen hala ekranın ünlü sohbet programcısı unvanını taşıyan Ellen DeGeneres de işte böyle bir hayale kapıldı ama hiç beklemediği zorluklarla karşılaştı.

Haberin Devamı

 

Üstelik DeGeneres, ABD'yi terk edip İngiltere'ye kırsal Cotswolds bölgesine yerleşti.

 

Tabii kırsal deyince kuş uçmaz kervan geçmez bir yer sanılmasın. Cotswolds, aralarında Beckham çiftinin de bulunduğu birçok ünlünün kır ya da çiftlik evinin bulunduğu bir yer.

 

Araziler kocaman, evler lüks. Ama Ellen Hanım evi lüks olsa da kasasında milyon dolarları bulunsa da hatta bir heves tavuk, kuzu, at beslese de görünüşe göre çiftçiliğe çok da yatkın çıkmadı.

 

Zaten milyon dolarlık çiftlik evini sel götürünce ilk zorlukla yüzleşti. Sonrasında atlarına ahır yaptırmak istedi. Ama bu kez de inşaat yapılması planlanan bölgede Roma dönemine ait tarihi eserler olabileceği uyarısını aldı.

 

Evinde yaptırdığı tadilat yüzünden komşularıyla arası açıldı.

 

Üstüne üstlük toprakla uğraşıp çiftçi olmanın sandığı kadar kolay olmadığını da gördü.

 

Bu yüzden de arkasına bile bakmadan kaçtığı Los Angeles'tan yeni bir malikane bile satın aldı.

 

İddialara göre İngiltere'deki çiftlik evinde kalmaya da sırf inadından direniyor.

Haberin Devamı

 

Sonuç olarak belli ki Ellen DeGeneres de gösteri dünyasındaki doğanın kollarında yaşama akımına kapıldı. Milyonlarına güvenip ev ve arazi bile aldı... Ama bu iş onun da boyunu aştı gibi.

 

Demem o ki belki de Ellen DeGeneres de bir şehir çocuğudur ve alıştığı yerde kalmak onun için en hayırlısıdır. Belki malikanesinin bahçesiyle yetinip doğayla buluşma yeteneklerini böyle kısıtlı bir alanda geliştirmelidir.

 

Kim bilir!

 

Benim en büyük merakım ünlü sunucunun ne zaman pes edip eski hayatına döneceği!

DİĞER YENİ YAZILAR