İşin doğrusunu söylemem gerekirse ünlüler dünyasında "güzel" diye tanımlanan kadınları görmekten sıkıldım. Doğal olanları saymıyorum ama o dolgu dudaklar ve yanaklar, botoks ve adını bile bilmediğim başka uygulamalar yapılmış uzaylı gibi yüzler bana güzel gelmiyor.
Kalçası ve beli olmayan, göğüsleri daha yeni yetmeleri andıran bedenler de... Top model diye sunulan bazı kadınlara bakınca "Pinokyo misali canlanmış tahta kuklalar" gördüğüm bile oluyor.
Daha da kötüsü yaptırdıkları uygulamalar yüzünden erkeklerin yüz hatlarına sahip olan ünlü kadınları görünce bakamıyorum bile.
Bu konudaki karar mercii elbette ben değilim. Ama güzel ya da çirkin gibi genel hatlarıyla göreceli konularda görüş bildirmek herkes gibi benim de hakkım...
Estetikli 'güzeller' bana güzel gelmiyor. Nokta!
Bütün bunlar olup biterken bırakın ünlüleri sıradan insanların bile estetik kliniklerin kapısını çaldığını biliyorum.
Daha 30 yaşında memelerini büyütenler, 25 yaşında botoksa başlayanlar... Boya küpüne düşmüş gibi yapılan makyaja hiç değinmiyorum bile.
Belki kendim de yaşlandığımdan ve doğrusu bundan belli bir mutluluk duyduğumdan, güzellik benim için kusursuzluktan farklı bir anlam taşıyor. Eminim böyle düşünen birçok kişi de var.
Gözlerin altında biraz kırışıklık, memelerin belli bir yaştan sonra yer çekimine yenilmeye başlaması, bacakların üst kısmındaki çatlaklar ve selülitler öyle korkulacak şeyler değil bana göre.
Bütün bunlar insanın yaşadığının, yaş aldığının bir göstergesi. Ve bana kusuru olan ama bakımlı ve kendinden emin kadınlar "oyuncak bebek gibi" birbirine benzeyen o yapma kadınlardan daha güzel geliyor.
Bunları niye anlattım?
Çünkü bir zamanlar dünyanın en güzel kadını olarak anılan Monako Prensesi Caroline'in çıktığı tatilde çekilen fotoğraflarını gördüm.
Annesi Grace Kelly'nin güzel genlerini alan Caroline artık 69 yaşında. Dört çocuğu ve sekiz torunu var. Büyük aşkla evlendiği ikinci kocası Stefano Casiraghi'yi gencecik yaşta, gözlerinin önünde kaybetti.
Şu an evli olduğu Alman prensi ile de çok mutlu değil.
Annesini, babasını kaybetti. Aile içinde kim bilir ne sorunlarla boğuşuyor.
Yani bir prenses olarak doğması, büyük bir maddi rahatlık içinde yaşaması onu hayatın gerçek açılarından muaf tutmadı. Bütün bunlar da Caroline'in yüzünde ve bedeninde iz bıraktı. Bir de tabii hala sürdürdüğü tütün ürünü kullanma alışkanlığı var.
Caroline'in kırmızı mayolu tatil pozlarını uzun uzun inceledim.
Yaşlandığını düşünüp koyu renk değil de kırmızı mayo giymesi, bence hala içindeki coşkuyu koruduğunu gösteriyor. Üstelik yatın güvertesinde güneşin keyfini öyle bir çıkarıyor ki yüzündeki o ifade uzaktan çekilen paparazzi fotoğraflarına bile yansımış.
Caroline eski Caroline değil elbet.
Karın bölgesinde yağlar birikmiş, bacaklarının üst kısmı ve memeleri sarkmış. Hele yüzü! Kelimenin tam anlamıyla kırış kırış.
Ama Caroline bence hala çok güzel.
69 yaşında, görmüş geçirmiş bir kadının olabileceği kadar çok güzel.
Elindeki imkanlar öyle çok ki o da bilirdi gidip yüzünü gerdirmeyi, kırışıklıklarını azalttırmayı, kalçasını ve memelerini kaldırmayı.
Bunların hiçbirine yanaşmadı bu zamana kadar.
Bence de çok iyi yaptı. Eğer o gençlik sevdalıları gibi durmadan estetik kliniklerin kapısını aşındırsaydı bugün belki biraz daha genç gibi görünmeyi başarırdı. Ama bu kadar güzel olamazdı.
Bana göre bir kadın kimseye kusursuz bir güzellik borçlu değil...
Kendi değerini bilen kadın kendi içinde zaten gayet güzel. Caroline de öyle.
Bu yüzden yani parasını bu tür işlere harcamadığı için bence hala 69 yaşındaki kadınların en güzeli olan Caroline'i tebrik etmek ve özgüveni önünde saygıyla eğilmek istiyorum!

