Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Hayâlet takım!

9 Mart 2010

HÜCUMDAKİ silahların hepsi birden bu kadar durgun olunca son derece etkisiz bir G.Saray izledik dün akşam.. Arda hiç yoktu, Keita gezindi durdu, Elano etkisizdi, Jo güçsüz ve ağırdı.. Fizik olarak daha güçlü olan daha çok isteyen ve ikili mücadelelerde ayakta kalan Eskişehir ilk 60 dakikada 2 farklı üstünlüğü ele geçirdi..ORTA alanda Mehmet Topal çok pas hatası yapınca Elano’da fazla sorumluluk almayınca G.Saray oyun kuramadı..ESKİŞEHİR önde baskı yaparak G.Saray’ın pas trafiğini paralize ederken mücadele olarak zengin, futbol olarak yoksul bir oyun çıktı ortaya.. Baskıyı yiyen G.Saray savunması uzun toplarla çıkmaya çalışınca da sarı-kırmızılıların gol atma ihtimali şansın ötesine geçemedi..BURADA bir parantez de Servet’e açmak istiyorum. İstikrarlı bir oyuncu olan Servet, son dönemde sallanmaya başladı. Atletico maçında Forlan’dan dün de Koray’dan kritik bölgede yediği çalımlar Servet’e hiç mi hiç yakışmadı.ESKİŞEHİR ne zaman 2-0’ı korumak için geriye yaslandı, topu indiren ve pas yapmaya başlayan G.Saray baskı kurdu. Sabri ve Caner de hücumlara destek verince oyun rakip ceza sahasına yığıldı. ES-ES TERS GELİYORKanatlardan gelen toplarla pozisyon arayan G.Saray Jo’nun iki stoper arasında kaybolmasıyla etkinlik kazanmazken bu oyun anlayışı ev sahibinin ekmeğine bir anlamda yağ sürdü. RIZA Çalımbay diri, mücadeleci ekibiyle bir büyük maçı daha da kazanmayı başardı. Ancak savunmanın arkasına sarkamadan sürpriz gollerle sonuca gitmeleri şaşırtıcı oldu. Bazı takımlar gerçekten de bazılarına ters gelebiliyor. Eskişehir, 2 sezondur G.Saray’a tek puan verdi. HAKEM kararlarına saygılı ve eleştirmekten kaçınan bir futbol görüşüm var ancak bir satır da Bülent Yıldırım için: Tempolu oyuna, mücadeleye prim tanıyan, oyunda fazla görünmeyen Bülent Yıldırım yoktu dün akşam. Skor, formalar ve maç içinde daha önce yapılan hatalar bir hakemi etkilememeli.

Devamını Oku

Aslan ilk kez bu tadı verdi

1 Mart 2010

FUTBOL bir oyun. Sonuç önemli.. Ancak kazanmak kadar; izleyene keyif veren güzel oyun, ofansif zenginlik ve saha içindeki yaratıcılık da büyük takımlar için bence bir sorumluluk ve zorunluluk. Yayıncı kuruluşa para verip üye olanlar, bilet veya kart alıp tribüne koşanlar bunu hakediyorlar. İşte dün akşamki G.Saray kazanmanın yanında bu yönüyle de izleyenleri aylar sonra ilk kez doyurdu.SARI-kırmızılılar uzun süren savunma oyunlarının ardından nihayet sezon başındaki günlerini hatırlatan bir ilk yarı oynadı.. Hücum hattında oynayan Keita, Jo, Arda ve Giovani dos Santos sürekli alan değiştirerek Kasımpaşa savunmasının dengesini bozdu. Rakip yarı alanda yapılan baskı ve kazanılan topların çabuk kullanılması tempoyu yüksek tutan G.Saray’ın hücumda etkili olmasını sağladı...GERÇEK bir santrfor olan Jo’nun alan yaratan koşuları ve Brezilyalı’nın yaptığı servisler hücum bölgesindeki Arda, Keita ve dos Santos’un da performasını arttırdı. Arda’nın orta alandaki prese yaptığı katkı en az attığı gol kadar değerliydi.“İlk yarıda eksik olan tek şey 2 kanat beki Caner ve Sabri’nin hücuma beklenen katkıyı yapamamalarıydı.”KASIMPAŞA ise rakibin baskısına rağmen ısrarla ayağa pas yaparak çıkmaya çalıştı. İlk dakikadaki pozisyonda net ofsayt durumundaki Emre Toraman’ın takımının golünü sabote edercesine topa vurup arkadaşına bırakmaması profesyonel liglerde ender görülebilecek bir hadise olarak kayıtlara geçti.2-0’I bulup maçı kopartma duygusu ikinci yarıya da baskılı başlamasını sağladı G.Saray’ın.. Ancak bu baskı sadece 5 dakika sürdü. Dos Santos’un 4’e 2 giderken ve sonrasında rakipten gelen pas hatasındaki yanlış tercihleri net pozisyonlarda farkın 2’ye çıkmasını engelledi. 55’TEN sonra temposu düşen G.Saray karşısında çok adamla rakibinin üstüne giden ve iyi pas yapan Kasımpaşa, Sabri’nin kademe hatasıyla golü buldu. 1-1’DEN sonra iyi oyunu bırakıp skoru koruma içgüdüsü ile tekrar geri çekilince oluşan baskı Keita’nın fantastik golünü getirdi. Bu bölümlerde Arda durgundu ama dos Santos dripling ve şutlarıyla sahne alıp hücumda etkili oldu. Santos geldiğinden beri en ışıltılı futbolunu sergiledi. Kendine güven kazanırsa daha da faydalı olacaktır.BİTİME 10 dakika kala Koray’ın gördüğü kırmızı kart ve Jo’nun penaltı golü ise maçın koptuğu andı. LİDER kazanmakla kalmadı ve aylar sonra ilk kez keyif veren bir futbol ortaya koydu. Elano ve Kewell’ın dönüşüyle bu ofansif zenginliğin daha da artmaması için bir neden yok..

Devamını Oku

Tello oynayınca

28 Şubat 2010

MUSTAFA Denizli’nin ligin en az gol yiyen takımlarından biri karşısında sahaya sürdüğü 11, bir kez daha şaşırttı. Bobo haricinde gerçek anlamda bir hücumcu yoktu. Yıllarca bek oynamış olan Rodrigo Tello ve Ekrem’i hücumcu saymazsak tabii..KAYSERİSPOR’UN ofansif anlamdaki en büyük silahı olan Cangele’nin yokluğunu da hesaba katarsak Mustafa Denizli neden çekinmişti acaba?MÜCADELE gücü yüksek rakibi karşısında orta alanda rakibe üstünlük kurmak ve baskı yapmaktı amaç. Uzun süre 0-0 gidecek bir senaryo bizi bekliyor derken Tello çıktı sahneye..GEÇEN yılın çifte kupalı şampiyonun en değerli oyuncularından biri olan Şilili öyle bir yarım saat oynadı ki, Kartal’ı uçuran bir süper yıldız vardı sahada. EVET takım istekli ve konsantreydi. Ama gol için bu yeterli miydi? İşte burada Şilili çıktı ortaya. Attığı gol, Bobo’ya 2 derin gollük pası.. 2. goldeki müthiş topuk, farkı yaratmaya yetti de arttı bile. DEFANSİF anlamda herkesin görevini yaptığı oyunda Beşiktaş, 2-0’dan sonra biraz topu yere indirip pas yapabilse, direkt oynamak yerine topa daha fazla sahip olabilse çok daha az efor sarfederek daha farklı bir skor da elde edebilirdi.. İKİNCİ yarıda daha iyi pas yapabilmek için genç Necip, rakibin arka bahçesinde bıraktığı boş alanları kullanabilmek için de Holosko sürüldü sahaya. KRONİK SORUNLARERNST ve Fink Alman olduklarını hatırlayıp özveri ile oynarken Ekrem ileri-geri çalışan dinamo gibiydi.. Ferrari gole kadar hatasızdı. Sivok’un tek hatasını ise ligin en golcü oyuncusu affetmedi.BEŞİKTAŞ belli ki 10 Mart akşamı İstanbul BŞ maçını kazandığı takdirde çok şeyin değişebileceğinin bilince çıkmış bu final niteliğindeki maça. Ancak yine de savunmayı çok geride kurma, alanları daraltamama, topu yere indirip iyi pas yapamama, rakip ceza alanı içinde çoğalamama gibi kronik sorunları devam ediyor. Kolaya dönmesi ve erken kopması gereken maç tüm bu sorunlar yüzünden zora girdi. Beşiktaş’ın bu maçtan mutlaka dersler çıkartması lazım.KAYSERİSPOR Cangele, Ali Turan ve Saidou gibi 3 bölgede önemli oyuncularından yoksun oynadı. Erken gelen gol ülkenin en iyi savunma yapan takımı karşısında işlerini daha da zorlaştırdı. Ancak her şeye rağmen maçı bırakmadılar. Onlar adına en büyük artı buydu.

Devamını Oku

Aramızda bu kadar büyük fark var mı?

26 Şubat 2010

BU maçın ardından sorulması gereken 2 önemli soru var: 1. G.Saray rakibe fazla saygı duyup çok mu defansif oynadı?2. İspanya Ligi’nin 13’üncüsü ile Türkiye Ligi’nin lideri arasında gerçekten de bu kadar güç farkı var mı? BİRİNCİSİ Madrid’deki skorun avantajı G.Saray’ı yine defansif bir oyuna itti.. Gol yemediği takdirde G.Saray turu geçecekti ve oyuncular adeta buna programlanmıştı.RIJKAARD beklenen 11 ile çıkarken Quique Sanchez Flores, Forlan’ı kenarda oturtarak beklenmedik şekilde tek forvetle sürdü takımını sahaya.. Sanıyorum buradaki amaç daha kalabalık bir orta alanla daha iyi pas yapmak ve bu alanda pres gücünü arttırmaktı. Flores riski 2. yarı almayı hesaplamıştı. Forlan’ı Aguero’nun yanına alarak gol arayacaktı. SATRANCA benzeyen maçta G.Saray son maçlardaki pozisyon savunmasını ilk yarı yine çok iyi yaptı. Ceza sahasının 5 metre önünde başlayan savunma hatttı, orta çizgide son buluyordu ve alanı çok iyi daraltan G.Saray karşısında Atletico hiç boş alan bulamadı. Bu savunmanın başarısının arkasındaki sır şuydu: Amaç kaleyi korumak değil; rakibi kaleye yaklaştırmamak..35. dakikada Keita’nın harika ortasında Arda net bir pozisyonu kaçırdı, belki gol gelmedi ama hücumda daha güvenli oynamaya başladı G.Saray.. Disiplinli,organize ve sağlam savunma kurgusu rakibin silahlarını pasifize etmişti, burnu kırılan Aguero da maça devam edemeyince “Tamam, bu iş olacak galiba” dedik.SAĞLIK OLSUN!2. YARI başından itibaren güven yerini endişeye bıraktı. Aguero yoktu ama Forlan’ın arkasındaki ikinci forvet Reyes, G.Saray’ın başına iş açmaya başladı.. Önce Franco, birkaç dakika sonrasında da direğin gole izin vermediği 2 net pozisyon golün habercisiydi.. BaskIyI arttıran Atletico, Simao ile golü buldu. 0-1’den kısa süre sonra Arda’nın arka direkte topla buluşturduğu Keita, turun kahramanı olmayı hakedecek bir kafayla 1-1’i getirdi. Beraberlik geldi ama G.Saray sahasında sabırla ayağa pas yapan Atletico, hakimiyeti ele geçirmekte gecikmedi. YAZININ başındaki ikinci sorunun cevabına gelince, bence maalesef “Evet..” FarklI pencereden bakalım. Atletico sorunlu bir takım, zaten ligdeki durumu da bunu gösteriyor. İlk maçta 1-1 kalmış ve deplasmanda oynuyor, en değerli adamı sakatlanıp çıkmış, en kaliteli orta sahası Avrupa maçlarında oynayamıyor. 2 atmış, 2 tane %100 kaçırmışken, bu kadar iyi savunma ve dirence rağmen ligimizin lideri karşısında turu aldı.CANER’İN acemice ve sorumsuzca görmüş olduğu 2 kart, Perea’nın penaltı pozisyonu kırılma anlarıydı. Ancak bu kadro koşullarıyla, yoğun maç trafiğinde ve santrforsuz bir takımla elinden gelenin en iyisini yaptı G.Saray.. Eksik olan sadece turdu. Araladığı o kapıdan geçemedi. Ne diyelim artık: Sağlık olsun. ***Elano çıktı kontrol gittiG.SARAY’IN 2. yarıda düşmesinde, sakatlanan Elano’nun oyundan alınmasının da etkisi büyüktü. Brezilyalı çıktıktan sonra zaten pas yapmakta zorlanan temsilcimiz topu, dolayısı ile kontrolü tamamen rakibe verdi. İyi pas yapan Atletico, G.Saray’ı iyice yorarken Caner’in 2 dakika içinde arka arkaya gördüğü acemice sarı kartlar, uzatmaların son çare olduğu bir çaresizliğe itti bizleri..İkİ maçta sadece tek pozisyonda sahneye çıkan Forlan, ceza alanı içinde Servet’i geçerek herşeyin bittiğini belgeleyen golü attı.

Devamını Oku

Rijkaard’ın taktiği belli..

25 Şubat 2010

LA Liga’ya havlu atmış olan Atletico Madrid hedefsiz, iddiasız ve dağınık bir ekip görüntüsündeydi geçen pazar Almeria karşısında. Daha kararlı olan rakipleri önünde ne yaptığını bilmeyen bir takım vardı sahada. Aslında bu tablo Atletico’nun bu yılki portresi.. Zaman zaman bıçak kemiğe dayanınca, protestolar artıp da eleştiriler sertleşince son çare, ‘lütfen’ kendilerini sıkıp 3-0 yenildikleri maçın rövanşında 5-1 kazanıp Huelva’yı elediler; Celta ile Calderon’da 1-1 berabere kalıp deplasmanda yenerek tur atladılar. Şampiyonlar Ligi bile bu sezon motive etmedi onları. İyi oyuncular, ‘takım’ olamadılar.BIÇAK şimdi yine kemikte. Tur atlamadan Madrid’e dönmek onlar için kâbus haline gelen La Liga’nın karanlığına yeniden girmek anlamına geliyor. Ama hiçbir zaman yeteneklerine rağmen zorlukların üstesinden gelen bir takım olamadılar. GEÇEN hafta G.Saray’ın rakibe geniş alan bırakmadan kademeli bir alan savunması yapması gerektiğini vurgulamıştım. Agüero, Forlan, Simao ve Reyes rakip savunmanın bıraktığı alanları öldürücü şekilde kullanabilen kontra silahları. Rijkaard bunu biliyor. Son Atletico ve Beşiktaş maçları beraberliğin iyi skor olduğu, sağlam defans yapmanın gerektiği oyunlardı. 4-6-0 gibi oynayan G.Saray, 2 maçı da savunmasıyla ve mücadelesiyle istediğini alarak geçti.GEREKSİZ FAUL YAPMAB planı olmadığı için eleştirilen Rijkaard konjonktüre uygun oyunu iyi buldu. Yine kontrollü, risksiz, rakibe alan ve zaman bırakmadan bir kurgu olacak sahada. Burada önemli olan ilk golü yememek. Çünkü Madrid’de golü yedikten sonra bile savunmayı çıkartmadan devam etme lüksü vardı G.Saray’ın. Burada golü yer ise ve beraberlik için risk alırsa pahalıya mal olabilir. CEZA alanı yayı civarında gereksiz fauller yapmamak bir diğer altın kural G.Saray için.. Simao ve Reyes’in frikiklerdeki becerisi hesaba mutlaka katılmalı.SIMAO ve Aguero’ya kademeli savunma yine şart. Aguero ağır bir grip geçirdi ve hiç antrenman yapmadı. Ali Sami Yen’de ortaya ne koyacağı belirsiz. Bu da G.Saray için bir avantaj. STEAUA Bükreş, Metalist, Hamburg, S. Graz son 2 yılda hep istediklerini alarak çıktılar Sami Yen’den.. 4-3’lük Bordeaux maçı ise bir korku filmi gibiydi. Yani Sami Yen biraz eli-yüzü düzgün takımlar için bile bir cehennem değil artık. BU yüzden son kez 4-6-0.. Zevk vermedi ama günü kurtarmak için bir zorunluluktu son 3 maçta. Zaten Jo da hazır olsa dahi Avrupa Kupaları’nda oynayamıyor. Mecburiyet var yani..“DEFANSTA alan bırakma, pozisyon hatası yapma, kademe yap, yardımlaş, yay civarında faul yapma. Sabırlı oyna, rakip yüksek toplarda zayıf vs...” Rijkaard bunları zaten söyleyecek futbolcularına..BİZ ise “Forman ne yapması gerektiğini biliyor, sen ona lâyık ol, yüreğinle oyna. İşte tur o zaman senindir” diyelim.

Devamını Oku