BU maçın ardından sorulması gereken 2 önemli soru var: 1. G.Saray rakibe fazla saygı duyup çok mu defansif oynadı?
2. İspanya Ligi’nin 13’üncüsü ile Türkiye Ligi’nin lideri arasında gerçekten de bu kadar güç farkı var mı?
BİRİNCİSİ Madrid’deki skorun avantajı G.Saray’ı yine defansif bir oyuna itti.. Gol yemediği takdirde G.Saray turu geçecekti ve oyuncular adeta buna programlanmıştı.
RIJKAARD beklenen 11 ile çıkarken Quique Sanchez Flores, Forlan’ı kenarda oturtarak beklenmedik şekilde tek forvetle sürdü takımını sahaya.. Sanıyorum buradaki amaç daha kalabalık bir orta alanla daha iyi pas yapmak ve bu alanda pres gücünü arttırmaktı. Flores riski 2. yarı almayı hesaplamıştı. Forlan’ı Aguero’nun yanına alarak gol arayacaktı.
SATRANCA benzeyen maçta G.Saray son maçlardaki pozisyon savunmasını ilk yarı yine çok iyi yaptı. Ceza sahasının 5 metre önünde başlayan savunma hatttı, orta çizgide son buluyordu ve alanı çok iyi daraltan G.Saray karşısında Atletico hiç boş alan bulamadı. Bu savunmanın başarısının arkasındaki sır şuydu: Amaç kaleyi korumak değil; rakibi kaleye yaklaştırmamak..
35. dakikada Keita’nın harika ortasında Arda net bir pozisyonu kaçırdı, belki gol gelmedi ama hücumda daha güvenli oynamaya başladı G.Saray.. Disiplinli,organize ve sağlam savunma kurgusu rakibin silahlarını pasifize etmişti, burnu kırılan Aguero da maça devam edemeyince “Tamam, bu iş olacak galiba” dedik.
SAĞLIK OLSUN!
2. YARI başından itibaren güven yerini endişeye bıraktı. Aguero yoktu ama Forlan’ın arkasındaki ikinci forvet Reyes, G.Saray’ın başına iş açmaya başladı.. Önce Franco, birkaç dakika sonrasında da direğin gole izin vermediği 2 net pozisyon golün habercisiydi..
BaskIyI arttıran Atletico, Simao ile golü buldu. 0-1’den kısa süre sonra Arda’nın arka direkte topla buluşturduğu Keita, turun kahramanı olmayı hakedecek bir kafayla 1-1’i getirdi. Beraberlik geldi ama G.Saray sahasında sabırla ayağa pas yapan Atletico, hakimiyeti ele geçirmekte gecikmedi.
YAZININ başındaki ikinci sorunun cevabına gelince, bence maalesef “Evet..”
FarklI pencereden bakalım. Atletico sorunlu bir takım, zaten ligdeki durumu da bunu gösteriyor. İlk maçta 1-1 kalmış ve deplasmanda oynuyor, en değerli adamı sakatlanıp çıkmış, en kaliteli orta sahası Avrupa maçlarında oynayamıyor. 2 atmış, 2 tane %100 kaçırmışken, bu kadar iyi savunma ve dirence rağmen ligimizin lideri karşısında turu aldı.
CANER’İN acemice ve sorumsuzca görmüş olduğu 2 kart, Perea’nın penaltı pozisyonu kırılma anlarıydı. Ancak bu kadro koşullarıyla, yoğun maç trafiğinde ve santrforsuz bir takımla elinden gelenin en iyisini yaptı G.Saray.. Eksik olan sadece turdu. Araladığı o kapıdan geçemedi. Ne diyelim artık: Sağlık olsun.
Elano çıktı kontrol gitti
G.SARAY’IN 2. yarıda düşmesinde, sakatlanan Elano’nun oyundan alınmasının da etkisi büyüktü. Brezilyalı çıktıktan sonra zaten pas yapmakta zorlanan temsilcimiz topu, dolayısı ile kontrolü tamamen rakibe verdi. İyi pas yapan Atletico, G.Saray’ı iyice yorarken Caner’in 2 dakika içinde arka arkaya gördüğü acemice sarı kartlar, uzatmaların son çare olduğu bir çaresizliğe itti bizleri..
İkİ maçta sadece tek pozisyonda sahneye çıkan Forlan, ceza alanı içinde Servet’i geçerek herşeyin bittiğini belgeleyen golü attı.

