Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Daum’un eseri

10 Mayıs 2010

Türkiye'de klişeleşmiş sözler var “İyi futbol beklemenin iyimserlik olacağı maçlardan biri..” Dün Ankara’daki ilk 45 dakika da işte onlardan biriydi..İlk yarıda futbol adına çok fazla bir şey ortaya koymadan orta sahayı kalabalık tutan ve risk almaktan uzak oynayan 2 takım vardı sahada.. F.Bahçe şampiyonluk baskısıyla oynuyor. Hataya tahammülü yok.. Bir korner sonrası golü bulmasının ardından da maç istediği konuma geldi.. Top ile rakip arasına geçip kendi yarı sahasında bekledi yine sarı-lacivertliler. Pozisyonlarına sadık, savunma güvenliğinden ödün vermeyen, disiplinli ve ikili mücadelelerde diri bir F.Bahçe vardı. A.Gücü ise her ne kadar orta alanın kontrolünü ele geçirmiş gibi gözükse de Vittek ve Darius Vassell gibi oyuncularının yokluğunda golün olacağı bölgeye fazla taşıyamadı topu.. ***İkinci yarının başında yine bir korner ile gelen gol Christoph Daum’un ekmeğine adeta yağ sürdü.. F.Bahçe açısından Alex’siz çok zor geçmesi beklenen ikinci yarı 2-0’ın ardından Cristian Baroni ile birlikte harika bir F.Bahçe kurgusunu da beraberinde getirdi.. Hücumda zenginlik yaşamadan elde edinmiş 2 farklı bir galibiyet ve dirençli, kalabalık bir orta alan.. Maç işte o noktada bitti.. A.Gücü oyun disiplininden uzaklaştı ve Cristian’ın 35 metreden gelen füzesi F.Bahçe’nin galibiyetini perçinledi.. ***Maç öncesi futbol dışı polemikler, yüksek gerilim. Kolay değil. Keskin virajı otobana çevirdi F.Bahçe..Görüldü ki A.Gücü camiası bu gerilimi taşıyamadı. Bu da futbolculara ve tribünlere yansıdı.. F.Bahçe ise sakin ve işine konsantre olmuş bir ekip görüntüsündeydi. Yüksek tansiyon büyük takımın işine yaradı.. ***Türkiye'de çok eleştirilen ve beğenilmeyen Daum kadro zaafiyetine rağmen, ligde şampiyonluğa koşuyor.. Kupada da final oynadı..Diyorlar ki: “İkinciliği birinciliğinden fazla..”. Nerden baktığınıza bağlı. Adam 20 yıldır hep zirvede. Ya birinci, ya ikinci. Gerçekçi ve çalışkan.. Disiplinli, hırslı.. Oynattığı futbol genellikle göz zevkine değil de sonuca yönelik diyebilirsiniz ama kötü teknik adam ve başarısız diyemezsiniz.. Son virajlarda 10 maçtır gol yememek kolay ulaşabilecek bir başarı değil.. Bunda futbolcuların gayreti kadar Daum’un stratejisinin de payı var..SON bir 90 dakika kaldı ve hem F.Bahçe hem de Bursa zorlu rakiplerle karşılaşacak.. Trabzon 96’nın rövanşını alma duygusuyla mı çıkacak yoksa kupa zaferinin sarhoşluğu ile mi? Bence bunların hiçbir önemi yok.. Çünkü Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası finalindeki konsatrasyonunu Kadıköy’e taşımayacaktır.. Taşısa bile sarı-lacivertlilerin bu inanç ve konsantrasyonla rakibine şans tanıyacağını düşünmüyorum. Kısaca gerçek şu ki; F.Bahçe Şampi...

Devamını Oku

77 ve 22

8 Mayıs 2010

YAZININ başlığı olan ilk rakam Beşiktaşlı Bobo’nun siyah-beyazlı formayla attığı resmi golün sayısı.. 2005-06 sezonunun ortasında sessiz sedasız, 20 yaşındayken geldiği için beğeneni pek yok. Bizim halkımız gösteriş sever, verimliliğe bakmaz.. Alınacak oyuncunun ismi olsun, şanı olsun, pahalı olsun da iş yapmasın razıdır. Beşiktaş yönetimi de böyle düşünüyor. Sanıyorlar ki Bobo’dan daha iyisini daha çok iş yapanını bulacaklar. Yanılıyorlar.. Anelka’dan daha şanlısı şöhretlisi mi geldi? Tam oynadığı sezon 10, yarım oynadığı sezon sadece 4 gol attı.. Carew, 5’i penaltıdan 13 gol attı.. Kezmanların, Güizaların performansı ortada.. DÜNYA futbolunda değeri 40-50 milyon Euro’dan başlayan birinci sınıf santrforlar var.. İbrahimoviç, Drogba, Torres, Rooney, Tevez, Villa, Eto’o gibi.. Bir de buraya aday oyuncular var, takip edilen, daha olmamış, genç ama büyük yıldız olması beklenen.. Arsenal’e giden Bordeaux’lu Chamakh, Wolfsburg’lu Dzeko, Ajax’lı Suarez, Atletico’lu Agüero gibi... BU iki sınıftan da Türkiye’ye oyuncu alamazsınız.. Siz Inter, Chelsea, Real Madrid değilsiniz..TOPUZ’UN GOLÜ YOKBU iki sınıfın bir altında yer alan Forlan, Vucinic, Milito, Lisandro gibi fiyatları 20 milyon civarında dolaşan kendini ispat etmiş, üst düzey santrforları da alamayacağınıza göre neyin peşindesiniz? 1985 doğumlu oyuncuyu satıp kimi alabileceğinize inanıyorsunuz? BAŞLIKTAKİ 2. rakam ise Tello’nun 3 sezonda attığı resmi gol sayısı.. Fazlasını da attırmıştır. O da bonservis ödenmeden, sessiz sedasız geldiği için beğenilmiyor.. MESELA büyük sükseyle alınan 10 milyon Euro’luk M.Topuz’un henüz ligde golü ve asisti yok.. Büyük yıldız adayı Sercan sadece 4 gol atmış.. Daha fazlasını yapanı nerede nasıl bulucaksınız? Garantisi var mı? TRANSFER riskli bir hadise.. Elde verimlisi varken daha çok para harcayarak riske girmek niye? Beşiktaş tüm bunları düşünmeli, işe yaramayan, verimsiz oyuncuları temizlemeli. Transferde hayâlci davranmamalı.. Delgado ve Tabata’nın maliyetlerine bakın bir de yaptıkları işe... SADECE yetenek ve isim değil.. Sorumluluk duygusu, iş ahlâkı, taktik disiplin ve istikrarın peşinde olun.. NOT: Bu maçla ilgili yazılacak bir şey yok. Beşiktaş’ın oynadığı maçlardan çok transferde izleyeceği rota daha önemli..

Devamını Oku

Hakettiler...

6 Mayıs 2010

F.BAHÇE 27 yıllık kupa hasretine son vermek için hiçbir şey yapmadı.. Öyle net görüldü ki Trabzon hem fiziksel hem de psikolojik açıdan finale daha iyi hazırlanmış.. Maçın tamamında kontrolü elinde tutan, daha çok pas yapan, golü düşünen, pozisyona giren Trabzon’du.. İLK gol girişimini 55’te yapabilen F.Bahçe, Alex’in sıradışı golüyle öne geçse de bu süper gol Karadeniz fırtınasını dindirmeye yetmedi.. Colman’ın bir maestro gibi yönettiği bordo-mavililerde herkes görevini yaparken Umut, Selçuk, Engin, Serkan ve Alanzinho harika oyunlarıyla F.Bahçe’ye hiç şans vermedi.. Umut çok gol kaçırdığı için eleştirilen bir futbolcu ancak bu ülkenin en istikrarlı golcüsü ve oyun içinde rakip savunmayı zor durumda bırakan bir stili var.. Trabzon orta alanda o kadar seri ve iyi pas yaptı ki F.Bahçe orta alanında oynayan Emre ve Selçuk adeta paralize oldu..ÖVGÜNÜN en büyüğü ise Şenol Güneş’e gitmeli.. Sadece futbol oynamayı düşünen bir takımı kısa sürede yarattı. Herkesin rakibe kafa yorduğu bu ülke futbolunda o sadece kendi takımının ne yaptığıyla ilgileniyor. Önümüzdeki yıl Trabzonspor’u bu anlayışı ile uçuracaktır.F.BAHÇE için aynı şeyleri yazıyoruz. Böyle büyük bütçe ile oynayan bir takımın Alex dışında hiç gol opsiyonu olmaz mı? Guiza yerden yok, havadan yok, şutu yok driblingi yok.. Tek bir var bile bulmak zor onun için. ÖZÜR DEĞİL KABAHATHAFTALARDIR ligde gol yemeyen F.Bahçe’nin gol yediği zaman ne kadar kırılgan olduğu bir kez daha hatırlandı.. Savunma açık alanda yakalandığı zaman Lugano ve Bilica’nın zaafları ortaya çıktı. Emre’yi alıp Deivid’i oyuna almak ise F.Bahçe’nin sonu oldu.. Topuz’un Emre’nin pozisyonuna geçmesinden sonra sağ önde görev yapan Deivid, savunmaya yardım etmedi. Tempo ve bu oyun kupadaki final için yetmedi. Ligdeki 2 final için de yetmez. Ş.URFA’DA güzel bir final oldu.. Ancak şunu anlamak mümkün değil, milyonlarca kişi işinde, okulunda iken gündüz finali oynatmak ne derece akla yatkın? Bu maçın bir festival havasında geçmesi, daha geniş kitlelere ulaşması TFF’nin görevlerinden biri değil mi? Aydınlatma yetersizmiş cevabı ise özür değil, kabahat...

Devamını Oku

En büyük transfer Nihat olabilir!..

3 Mayıs 2010

TRİBÜNDE seyirci yoksa ve iddian da kalmamışsa futbol oynamak zordur. Bu tip maçlar oyunculara zul gelir. Ancak Beşiktaş rakibin son şansı olmasına rağmen tempolu ve güzel bir oyunla rahat bir galibiyet aldı. Tabii ki Diyarbakır’ın dağınık görüntüsü Beşiktaş’ın işini kolaylaştırdı ama ilginçtir ki, siyah-beyazlı takımda isteksiz oyuncu hemen hemen hiç yoktu. İYİ pas ve sahanının her bölgesinde rakibe baskı yapan, hızlı hücuma çıkan bir Beşiktaş gerçekten izleyenlere keyif verdi.BU maçla ilgili vurgulanması gereken 2 önemli nokta şuydu: Genç futbolcuların performansı ve Nihat Kahveci’nin durumu.. Diyarbakır karşısında forma giyen İsmail, Rıdvan ve Necip önümüzdeki yıl kadroda yer alabilecek umut vadeden oyuncular. Aslında İsmail’i bu gruba belki de sokmamak daha doğru olur. Çünkü İsmail A Milli Takım seviyesinde ve önümüzdeki yıl Beşiktaş’ın vazgeçilmez oyuncusu olabilecek kapasiteye sahip. Denizli kendisine bu güveni vermeli. İsmail de yaz boyu çalışarak kendini geliştirmeli.. BEŞİKTAŞ yönetimi takımın bu sezon az gol atmasının nedenini kaliteli forvet eksikliğine bağlıyor ve bu bölgeye oyuncu arıyor. Bu çok büyük bir yanılgı olur kanısındayım. Bu sezon hücum bölgesinde oynayan Nihat, Holosko ve Nobre’den alınabilecek en düşük verim alındı. Ancak orta alanda ve kanatlarda Bobo’ya destek az olduğu için Beşiktaş sıkıntı yaşadı.. Siyah-beyazlılar bireysel performansların dışında takım halinde hücum yapan organize bir takım olamadı.. BOBO komple bir golcü.. Ondan maksimum verim alabilmek için çözümler üretilmeli. Kafası rahat olmalı. Formda ve mutlu kalmalı. Beşiktaş tarihinin en çok gol atan yabancısı ve henüz çok genç. Transferi dışarda arayanlar içerideki problemleri çözmeli önce..ELDEKİ değerlerden daha çok verim almanın yollarını bulmalı.. İspanya liginden Nihat kariyerinde (72 gol atmış) bir oyuncu transfer etmeye kalksanız milyonlarca Euro ödemek durumunda kalırsınız. Beşiktaş’ın alt yapısından yetişmiş milli takımın sağlıklıyken hep en önemli oyuncularından birisi olmuş, kişilikli, iş ahlâkı olan Nihat, önümüzdeki sezon için en büyük transfer olabilir. Diyarbakırspor maçında attığı 2 inanılmaz şut direkten dönerken şunu düşündüm: “Türkiye’de topa böyle vuran kaç oyuncu var?” SAĞLIKLI, güçlü ve istekli bir Nihat bu takımın aranılan lideri ve yıldızı. Beşiktaş teknik direktörü ve yönetimi Nihat’ı kazanmak için her şeyi yapmalı. Gerekirse ABD’den yaz tatili için iyi bir kondüsyoner veya özel bir çalıştırıcı bile getirilebilir. Çünkü Beşiktaş’ın saçılacak milyonlarca Euro’su daha yok.

Devamını Oku

Güiza inadı artık bitmeli

2 Mayıs 2010

F.BAHÇELİLER Şükrü Saracoğlu’nun yolunu tutarken gergindi. Ancak uzun bir aradan sonra da ilk kez rahat bir maç izlediler. Alex ve Özer’in erken gelen golleri bu keskin şampiyonluk virajının geçmişteki maçlara oranla stresten uzak geçmesini sağladı.. Eskişehispor gibi büyüklere kolay teslim olmayan bir takımın direncinin kırılması için erken gol bulmak şarttı ve Alex Usta’nın frikiği zor görünen herşeyi kolaylaştırdı.. Ivesa’nın hem ilk goldeki baraj hatası hem ikinci goldeki ikramı F.Bahçe’nin arzu ve konsantrasyonu ile birleşince maç erken koptu. Sarı-lacivertliler 2-0’dan sonra devrenin bitimine kadar yakaladığı coşkuya ayak uyduramayan Güiza yine etkisiz kalınca fark daha fazla artmadı.. SEYİRCİ FARKIBİR futbol takımı bu kadar inanmış ve konsantre olur, bu kadar dinamik ve coşkulu olur da bir oyuncu bu ortamın nasıl bu kadar dışında kalır anlamak mümkün değil.. Arkadaşlarına biraz ayak uydursa İspanyol futbolcu F.Bahçe için her şey daha kolay olacak.. Daum’un Güiza’da ısrar etmesi ve Semih’i hiç düşünmemesi de anlamsız bir inat olarak değerlendirilebilir. ALEX’İN yönetmenliğindeki bu oyunun başrol oyuncuları ise Özer ve Mehmet Topuz idi bu kez.. Emre yine çalışkandı, verimliydi ve güçlüydü. Selçuk orta alanda 5 yıldızlık çizgisinden yine sapmadı. Lugano-Bilica her zamanki gibi dikkatli ve hatasızdı.. Seyirci iştahlıydı. Durum böyle olunca da F.Bahçe, Güiza’nın yokluğuna rağmen şampiyonluk yürüyüşünü sağlam adımlarla devam ettirdi..BİR futbol takımı 9 maçtır gol yemiyorsa hangi pencereden bakarsanız bakın, neresinden yakalarsanız yakalayın bu büyük bir başarıdır. Hatta başlı başına bir olaydır. Takım savunmasının, tüm oyuncuların ve teknik direktörün başarısıdır. EN ZORU A.GÜCÜ BAŞKAN ve yönetim kurulunun ilan ettiği sıkıyönetim ile bu noktaya gelen F.Bahçe’de bu konu hafta boyunca çok konuşuldu. Ancak asıl vurgulanması gereken gereken şuydu: Başkan Yıldırım bu kadar para kazanan futbolculardan aslında sadece işlerini yapmalarını istedi! F.BAHÇE’NİN önünde bundan sonra 3 final var. Bu üç maç da Kasımpaşa ve Eskişehirspor maçlarına oranla kağıt üstünde daha zor geçecek.. Ancak F.Bahçe bu mücadelesiyle bu zorlu seriyi kolaya çevirebilir. Öyle kritik bir haftaya giriyoruz ki önce kupa finali ve ardından gelecek A.Gücü deplasmanı bu sezonun tüm emeklerini ya taçlandıracak ya da koskoca sezonu boşa çıkartacak.

Devamını Oku

Jose’nin dehası

29 Nisan 2010

Bu maç öncesi Barcelona’da daha önce görülmemiş bir kampanya vardı. Barcelonalı futbolcular özel olarak çekilmiş reklam filminde oynadılar. Katalan medyası inanılmaz bir hava yarattı. “İnanıyoruz! Geçeceğiz! Hep birlikte Madrid’e finale!” gibi sloganlar ile eşi benzeri görülmemiş bir hava yaratıldı. Mourinho ise beklenenin aksine sakindi. Takımına güveniyordu. Bu kez çok konuşmadı. Sadece ‘Barcelonalılar’ın nefret ettiği Figo’yu kadroya alacak, yedek kulübesinde oturtacak’ şeklinde haberler İtalyan medyasında yer aldı.BARCELONA, Rinus Michels ile başlayan Cruyff ile gelişen Van Gaal, Rijkaard ve son olarak da Guardiola ile devam eden ütopik ‘Total Football’un şu an dünyadaki tek uygulayıcısı.. Kazanmaya alışmış süper bir hücum takımı.. Eşsiz ve mükemmel işleyen bir makine..ANCAK Inter de kaybetmeye hiç alışık olmayan 9 kişiyle, 8 kişiyle bile yenilmeyen bir takım.. Mourinho bir alan savunması uzmanı. Kaleci ve önünde oynayan 4’lü savunmanın tamamı Brezilya ve Arjantin milli takımında oynayan son derece tecrübeli isimler.. İKİ farklı ekolün, felsefenin çarpışmasında işler Mourinho’nun istediği gibi gitti.. Belçikalı hakemin Motta’yı ağır bir kararla 28. dakikada atması hemen ardından faul bile olmayan pozisyonda Chivu’ya kart göstermesi Barcelona’nın işini kolaylaştırmaya yetmedi.. 83 dakika Barcelona’ya tek net gol pozisyonu vermeyen Inter harika alan savunmasıyla Mourinho’nun dehasını da bir kez daha ortaya koydu.. Çok ama çok zor bir işi başardı Inter..SİSTEM TERS TEPTİMESSI’Yİ sadece kendi pozisyonunda oynatarak kontrolü kolay bir oyuncu haline getiren Guardiola idi. Henry gibi bu maçları oynamaya alışık bir oyuncunun kenarda oturması çok da akla yatkın değildi... Kendi sisteminden ödün vermemesi bu kez işe yaramadı. Ne zaman ki Messi serbest oynamaya başladı Barcelona daha etkili oldu..DÜN geceki maçta Inter sadece turu geçmedi.. Madrid’e giderken dev bir dağı aştı.. Dünyada yenilmeyecek, elenmeyecek bir takımın olmadığı bir kez daha belgelendi...‘MESSİ mi, Maradona mı?’ tartışmaları rafa kalktı.. Savunma futbolu bir kez daha hücum futbolunu yendi..JOSE Mourinho ‘özel biri’ olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi...

Devamını Oku

İstemek bile yetiyor

26 Nisan 2010

F.BAHÇE futbol olarak parıldamıyor. Kadro kalitesi mükemmel değil. Oyuncuların yüzde 80’i çok iyi bir sezon geçirmiyor. Ancak en çok onlar istiyor. Yüksek konsantrasyon, hedefe odaklanma ve dikkat, sarı-lacivertli takımı bu noktaya kadar getirdi.İSTANBUL BŞB. maçından sonra başkan Aziz Yıldırım’ın sıkıyönetim kararı, Samandıra tesislerine kurduğu kamp, işi sıkı tutması, oyuncuları bazen tatlı bazen sert hedefe yönlendirmesi, derbilere, lige ve kupaya bol sıfırlı primler vaat ederek onları motive etmesi sarı-lacivertli takımı rakiplerinin önüne çıkarmaya yetti.LİGİMİZİN gerçeği bu. Büyük takımlar arasında şampiyonu belirleyen kadro farkı değil. Odaklanma ve konsantrasyon. Daha basit bir deyişle “havaya girmek.” Kimse inanmazken, birçok kişi herşeyin bittiğini düşünürken bu takımı bu noktaya getiren bir kaç inanan kişiye tüm F.Bahçeliler minnet duymalı..SELÇUK ÖNEMLİ...DEFANSİF açıdan ortada büyük bir başarı var. Bunda aslan payı Lugano ve kaleci Volkan’ın. Ancak takım savunması ve Daum’un oyun mantalitesi de gol yemezlik serisini (7 maç) sürdürüyor. Selçuk takım savunmasının önemli aktörlerinden biri. O varken herşey daha iyi gidiyor. Çünkü Cristian ile kıyaslayınca daha sert, daha kuvvetli, daha özverili.HÜCUMDA sadece Alex’e endeksli olan bir takımın bu noktaya kadar gelmesi, tam bir tez konusu. Mehmet Topuz’un ve Emre’nin ligin 31 haftasında henüz golleri yok. Güiza çok kötü bir sezon geçiriyor. Deivid ve Semih bu sezon hiç ortalarda yok. Selçuk ve Özer sadece 1’er gol atmışlar. Uğur Boral sezonu kapatmış. Roberto Carlos ve Kazım da gönderilmiş, ancak bu takım şampiyonluğa gidiyor..İnanılmaz değil mi?ANKARA EN ZORU“TÜRKİYE’NİN Barcelona’sıyız” diyen Yılmaz Vural bir ironi ile dikkat çekmek istedi. Bunu da başardı. Ancak dün F.Bahçe karşısındaki Kasımpaşa, oynadığı futbolla Barcelona’dan çok küme düşecek Xerex’i andırıyordu! Özellikle 60 ila 75’inci dakikalar arasında yedikleri baskı, maç boyu hücum organizasyonlarındaki eksikler puan almalarını imkânsız kıldı..ŞAMPİYONLUK şansına gelince: F.Bahçe’nin önünde 3 engel kaldı. Rakiplerin hepsi de güçlü takımlar. En zorlusu da A.Gücü deplasmanı. Çünkü onlar da F.Bahçe gibi iyi savunma yapıyor, evinde 2. yarı hiç yenilmedi ve o hafta Bursa’nın maçı yok. Büyük bir tribün gücü A.Gücü-Bursa kardeşliğinden dolayı Başkent ekibinin arkasında olacak. Kanımca F.Bahçe’nin kaderi de o zorlu 90 dakikanın sonunda belli olacak..

Devamını Oku

Mantalite..

25 Nisan 2010

GENEL kanı Beşiktaş’ın kadro kalitesinin yetersiz olduğu yönünde. Evet, bazı pozisyonlar için yetersiz bir kadroya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Beşiktaş’ın asıl sıkıntısı saha içinde organize bir takım olmaktan son derece uzak görüntüsü..YARDIMLAŞMA, saha parselizasyonu, kanat beklerinin hücuma katkısı, topun olduğu yerde çoğalmak, savunma hattını öne çıkartarak alan daraltmak, organize bir takım presi, akıcı bir pas oyunu gibi modern futbolun bazı gereksinimlerinden uzak bir takım Beşiktaş.. Kimsede olmayan herkesin aradığı kollektif ruh var ancak kollektif oyun yok. BU takımın bu kadar az gol atmasınıın birinci nedeni de kadro kalitesizliği değil, organizasyon eksikliği ve teknik adam mantalitesi..ERSUN Yanal, A.Gücü’nü çalıştırırken 72, G.Birliği’ndeyken de 76 gol üretti bu ekipler. Süper yıldızları da yoktu.. Tamamen takımın mantalitesi ile alakalı bir durum. Rakip ceza sahasına ne kadar kalabalık giderseniz gol atma şansınız da o kadar yüksek olur.. Beşiktaş hücumda çoğalamıyor. Öyle bir oyun kültürü yok.. Kanat beklerinin hücuma bu kadar az katkı yaptığı, oyuncuların saha içinde bu kadar birbirinden uzak olduğu bir takımın gol ortalamasının bu kadar düşük olmasının sebebi sadece kadro kalitesiyle anlatılamaz.. VERİMLİLİK ESASTIR!FİZİK, tempo, mücadele olarak ve hatta bazı poziyonlardaki oyuncularının kalitesiyle bu lig için çok büyük artıları var Beşiktaş’ın.. Yeni sezon planlaması yapılırken Denizli’nin önce kendi mantalitesini gözden geçirmesi gerekiyor. 3 değil 10 kişiyle hücum yapan kolektif bir takım yaratabilecek mi? HİÇ katkı yapmayan ve bir dünya para kazanan başta Nobre, Yusuf, Delgado, Tabata, gibi oyuncuların da sözleşmelerinin yeniden gözden geçirilmesi şart.. Profesyonel dünya acımasızdır. Verimlilik esastır. DÜN akşamki maça gelince.. Konuk takım açısından büyük önem taşıyan maçta Mesut Bakkal göreve geldikten sonra kısa sürede toparlanan Sivasspor İstanbul’dan istediğini almayı başardı.BEŞİKTAŞ’TA ise geçen hafta Kadıköy’deki F.Bahçe maçında 11’de görev yapan ve ikinci yarı iyi oynayan İsmail Köybaşı’nın yedek kalmasını yadırgadım. Genç bir oyuncu ve güvene, tecrübeye ihtiyacı var.

Devamını Oku