YARI finaldeki bu eşleşmeyi beğenmeyenler olabilir. Ancak Lyon, R.Madrid’i, B.Münih ise M.United’ı haklı bir şekilde eleyerek buraya geldi. HERŞEYDEN önce şunu vurgulamamız gerekiyor; Lyon, kulüplerimizin bu seviyede modelini örnek alabileceği tek kulüp... Çünkü Şampiyonlar Ligi’ndeki diğer kulüplerle aramızda büyük bir mali uçurum var.YILLARDIR kadrolarından birçok önemli isimleri kaybetmelerine rağmen aynı çizgiyi korumaları ve bu noktaya gelmeleri büyük başarı. Atletik oyunculardan kurulu, disiplinli ve organize bir takım..ALMAN devi Bayern ise Robben’in liderliğinde futbolun gerektirdiği herşeyi çok iyi yapan mükemmel bir takım.. Ajax ve Barcelona’da harika takımlar yaratan van Gaal, Bayern’i de müthiş bir takım haline geitrdi. Ancak özellikle santrfor bölgesinde oynayan Oliç ve Gomez gibi oyuncuların yetenekleri Bundesliga için yeterli olsa da bu seviye için yeterli değil.. Hızlı başladıkları maçta önemli fırsatları kaçırdılar. Lyon savunmada Boumsong’un yokluğunda zorlandı ve kademe hataları yaptı. Ribery atıldıktan sonra önemli bir silahını kaybeden van Gaal’ın oyuncuları kontrolü Lyon’a verseler de kalelerinde fazla pozisyon görmediler. Fransızlar, Bayern’in 10 kişi oynadığı bölümde daha agresif olmalıydı.REZERVASYON BAŞLADIRIBERY’NİN atıldığı pozisyon rakip futbolcuyu sakatlama tehlikesi taşıyordu ve bana göre doğru bir kırmızı kart çıktı. İzlerken “Acaba bizim hakemlerimiz bu maçı seyrediyor mu?” diye düşündüm.AVRUPA futbolunda günümüzde kural dışı ve art niyetli hareketlere, rakibi oynatmamak için yapılan çirkinliklere kesinlikle tolerans gösterilmiyor. Umarım MHK Başkanı Oğuz Sarvan da bir gün bunun farkına varır! İtalyan hakem biraz da dengelemek amacı ile baskı altında kalıp Toulalan’ı atınca 10 kişi kalan Lyon karşısında Bayern üstünlüğu ele geçirdi ve Robben’le golü buldu. Messi mi, C.Ronaldo mu tartışmalarına son dönemdeki performansı ile eklenebilecek bir isim varsa o da Robben.. Durdurulması neredeyse imkânsız. Ofansif yetenekleri olağanüstü... Takımını taşıyan gerçek bir yıldız..BAYERN Münih kor cılız gibi gözükmesine rağmen tur için büyük bir avantaj yakaladı ve Almanlar Madrid’deki final için rezervasyonlara şimdiden başladı...
BİR tarafta dünyanın en iyi futbolcusu Messi.. Diğer tarafta dünyanın en iyi teknik adamı Mourinho.. Barcelona harika bir takım.. Çok özel ve farklı bir makine.. Ama Inter’de de çok özel oyuncular var.. Öyle ki Brezilya ve Arjantin milli takımının neredeyse yarısı Inter’de.. TAMAMEN farklı mantalitede iki takım.. Barça oyunu rakip yarı sahada oynuyor.. Inter top rakipteyken kendi kalesiyle top arasına diziliyor.. Barça teknik ve topla yumuşak oyuncular var.. Inter’de hiç yorulmayan ve çok güçlü futbolcular... İki farklı ekol karşı karşıya.. Ancak arada bir fark var; Jose Mourinho..KİMSE durup dururken tercümanlıktan buralara gelmiyor tabii.. Mourinho, fiziksel, taktiksel, psikolojik açılardan takımını çok iyi hazırlayan bir hoca.. 80 dakika boyunca rakibin etkisiz bölgede pas yapmasına izin verdi Inter.. Ceza sahasına 1 kez girebildi Barcelona.. İyi oynuyor gibi göründü ama bu etkili bir oyun değildi.. Pozisyona giremediler.. Son 10 dakika Inter’in koruma içgüdüsüyle yaslanmasıyla bunaltıcı bir baskı kurdular.MILITO, Pandev ve Eto’o gibi üç hızlı yıldızın arkasında Sneijder ve Motta gibi bir pasör, arkalarında Cambiasso gibi herşeyi yapan bir savaşçı.. Barcelona’nın savunmayı çok önde kurduğunu bilip ona göre hazırlamış takımı Mourinho.. Ofsayta düşmeden, hızlı hücümlarla en az 7-8 kez pozisyona girdiler dünyanın en iyi takımı karşısında.. Geriye düştükleri halde 3 gol ve birçok pozisyon bulup kazanmaları büyük başarı.. ESPANYOL derbisinde kötü oynayan Barcelona, dün de son 10 dakika hariç iyi değildi. Messi ve İbrahimoviç çok etkisizdi.. Otobüs yolculuğu olumsuz mu etkiledi desek, son lig maçında da kötü futbol var.. Üst üste gelen ağır ve tempolu maçlar belli ki takımı yıpratmış.. 3-1 iyi bir avantaj.. Fantastik bir skor.. Ama Barcelona ilk yarım saatte işi bitirebilecek bir takım... Puyol’un cezalı duruma düşmesi oyunu rakip yarı alanda oynayacak Barcelona için büyük dezavantaj. Inter’in Camp Nou’da gol bulma ihtimali çok yüksek.. Harika bir rövanş bizi bekliyor..
KOLAY değil.. Bursasporlu futbolcuların penceresinden bakalım.. Belki de kariyerlerinin en önemli maçıydı.. Belki de hayatları boyunca bir daha böyle bir fırsat yakalayamayacaklardı.. Buraya kadar büyük emekle ile getirdikleri şampiyonluk yarışında artık hata yapmamaları gerekiyordu. Bu baskıyı kaldırmak, sırtında böyle bir yük ile sorumluluk ile oynamak kolay bir şey değil.. HEM oynadıkları kulüp için hem kendi kariyerleri için yaşanmamışı yaşıyorlar. Yaşanmamışı yaşamak da kolay bir şey değil.. Yaşayarak kazanılıyor deneyimler..BURSASPOR bu yüzden son haftalarda çok çaba harcasa da iyi futbol oynayamıyor. RAKİPLER de artık onları çok ciddiye alıyor. Alan bırakmıyor, savunma yapıyor. Disiplinli oynamaya çalışıyor.. Bursaspor’un bu anlayışla oynayan rakipler karşısında çok az pozisyona girmesinin sebeplerinden biri de bu..KRİTİK VİRAJ DÖNÜLDÜÖZELLİKLE Sercan kalabalık savunmaların arasında alan bulamadığı zaman etkili olamıyor. Şu net bir şekilde belli ki artık Sercan geniş alan oyuncusu.. Hava hakimiyeti yok.. Dar alanda etkili değil.. Şutör değil... Hal böyle olunca da Bursaspor’un pozisyon şansı Volkan, Ali Tandoğan veya Ozan’ın getireceği toplara kalıyor. Veya Ömer’in duran toplarda çıktığı zaman ki hava hakimiyetine.. Rakip alan vermediği zaman, opsiyonları az Bursa’nın..YÜKSEK fizik gücü, tempo ve takım savunması yeşil-beyazlıların en önemli silahları.. Teknik direktör Ertuğrul Sağlam’ın talebeleri bu zorlu dönemde rakipleri karşısında bu zorlukları bu silahlarıyla geçiyor.. G.ANTEP’İN gol için yüklendiği dakikalarda alan bulan Bursaspor’da oyun Sercan’ın istediği formata gelmişti ancak o dakikalarda Sercan oyunda yoktu.. Bu kez Volkan çıktı sahneye..ÇOK kritik bir virajı döndü lig yarışında Bursaspor.. Şampiyonluk için en avantajlı takım kim ne derse desin onlar..
KRİTİK haftalarda kaybedilen 11 puan taraftarı kızdırmış; tribünler belli ki tüm olumsuzluklara rağmen bu takımın bu oyuncularla bu ligi götürmesi gerektiğine inanmış.. Giden puanları kabullenmemiş.. Faturayı oyunculara kesmiş.. Taraftar kırgın, kızgın ve tepkili.. Takım sahaya çıktığı andan itibaren soğuk yapıyordu.. Başta Arda ve Sabri olmak üzere bazı oyuncular da, belli ki onlar da tribünlere soğuk yapıyordu dün gece.. İkisi de bu tepkileri hakettiklerini düşünmüyorlardı.. Çünkü onlara göre en G.Saraylı onlardı..SESSİZ geceye özellikle yabancılar (başta Keita ve Baros) ‘Kulaklarımı kaparım, vazifemi yaparım’ düşüncesiyle başladılar. Baros yokluğunda yeri doldurulmaz bir boşluk yarattığını hatırlattı herkese.. 2 şık kafa golü fırsatçı ve zekâ dolu koşularının finaliydi.. Çek santrfor ligin tartışmasız en iyi golcüsü!KEITA gerçek yerinde, yumuşak bir rakip bulunca yine canavarlaştı.. 2 asisti klas ötesiydi... Dakikalar geçtikçe Arda tavır koymayı bırakıp maça ısınınca G.Saray iyi futbol oynadı, oynadıkça tribünleri sahaya çekti, bu da buzları eritti..ÖRNEK ADAM NEILL RIJKAARD’IN F.Bahçe ve Sivas maçlarındaki gereksiz B ve C planlarından vazgeçip, takımı alışık olduğu 4-3-3 düzeniyle sahaya sürmesi G.Saray’ın aslında bildiğini oynaması anlamına geliyordu.. Aslında yapılması gereken bu iken son 2 maçtaki karmaşık sistemler sadece ‘gereksiz macera arayışı’ değildi, ağır yara verdi G.Saray’a...BİR paragraf da Lucas Neill’a açalım. İstikrarlı ve sadece işine konsantre olan Neill örnek bir futbol profili çiziyor. D.Bakır eskisinden daha dirençsiz ve dağınık.. Küme düşmenin 1 numaralı adayı kimliğindeydiler dün akşam.. Güvenç Hoca tecrübesi ile takımı ‘kurtar’abilir mi? Bu oyun ve bu fikstürle çok zor..GEÇEN haftalara bakınca santrfor bölgesi için ‘Baros’tan gerisi boş’ demek lazım.. Baros’suz ve Kewell’sız geçen günler ise Rijkaard’ın suçu değil.. Bu maç geç kalınmış bir dönüş G.Saray için. Zirve şansına gelince, ancak Manisa ve Bursa’yı yenerse ‘Ben de varım’ diyebilir..
BEŞİKTAŞ eksikleri yüzünden yaratıcılıktan uzak bir 11’le çıkmak durumundaydı sahaya.. Ancak son derece istekli ve dikkatliydi siyah-beyazlı oyuncular. Kreatif özelliği olan tek isim Yusuf Şimşek, tüm iyi niyetine rağmen güçsüzdü.. Maç içinde bir türlü ritmini bulamayan Holosko yine etkisizdi. Bobo ise pozisyonlar buldu ama bir hayli talihsizdi..SİYAH-BEYAZLILAR o kadar kararlı ve arzuluydu ki, tüm handikaplara, dezavantajlara rağmen “Ben bu maçtan 3 puan istiyorum” mesajını haykırarak her dakika verdi karşılaşmanın içinde..ELİNDEKİ tüm yetenekleri sahaya süren, teknik isimlerden kurulu Trabzon orta alanı zaman zaman iyi pas yaptı ama fizik gücüne ve temposuna yenik düştü rakibinin.. Bu çok net gözlendi maç içinde..HER şeyden önce güzel bir maç oldu.. Temiz, mücadeleci bir futbol akşamı oldu.. İsimlerine, büyüklüklerine yakışır bir 90 dakika.. YUSUF YORULDUBEŞİKTAŞ ağırlıklı giden karşılaşma Teofilo’nun yerine Ceyhun Gülselam oyuna girdikten sonra önce biraz dengelendi, sonra Trabzonspor’a göz kırpmaya başladı.. Yorulan Yusuf’un yerine oynanacak eldeki tek ve son koz olan Serdar Özkan, ardından da Nobre sürüldü sahaya.. İki takım da ciğerlerini patlattı, adalelere kramplar girdi.. İkisi de 0-0’ı haketmemişti..BEŞİKTAŞ’IN baskı kurması beklenen dakikalarda Trabzonspor daha etkili ve tehlikeliydi.. ‘Ahh’lar, ‘vah’lar maçın sonlarına doğru Trabzon tribünlerinden yükseldi sürekli.. Yorulan Beşiktaş, kendisinden daha teknik bir orta alana sahip rakibi karşısında topun kontrolünü tamamen kaybetti.MUSTAFA Denizli’nin öğrencileri yürekliydi, ancak sıkı bir takım önünde galip gelebilecek kadar yetenekli değildi.. Trabzonspor daha yetenekliydi, ancak onlar da hiç talihli değildi.. 2 takımı da mutlu etmeyen skor çıktı ortaya 90 dakika sonunda... BU KADRO YETERSİZMAÇI izlerken şunu düşünmeden de edemiyor insan.. Şenol Güneş sezon başında göreve gelmiş olsa Trabzonspor bugün Süper Lig’de belki de şampiyonluğun en güçlü adayıydı.. Beşiktaş ise lig yarışında çok önemli bir yara daha aldı. Artık hesapları gerçekten mucizelere kaldı.. Tüm çabasına, tüm eforuna rağmen galibiyeti yakalayamadı. YENİ sezon öncesi düşünülmesi gereken de bu.. Bu kadar çaba, efor, iyi niyet, mücadele yeterli olmuyorsa Beşiktaş bunun üzerine düşünmeli.. Futbolda kazanmak için daha yetenekli ve kaliteli oyuncular şart.. Sadece iyi niyet yetmiyor..
MESSI öyle işler yapıyor ki, izleyene haksız rekabet fikrini getiriyor. Messi öyle bir futbol oynuyor ki, izleyenler genç Arjantinli’nin insan olduğundan şüphe duyuyor... Kendi hazırladığı pozisyonları kendisi harika bir şekilde bitiriyor. Messi o kadar akıl almaz işler yapıyor ki, karşısındakiler dünyanın en büyük kulüplerinden birinde oynasa bile futbolculuğundan utanıyor.. Messi o kadar abartıyor ki takım arkadaşlarının akıttığı tere bile haksızlık yapıyor.. Onları da sıradan gösteriyor.. Sanki takım arkadaşları hiçbir şey yapmıyormuş gibi gözüküyor..HARİKA çocuk o kadar çıldırdı ki hocası Guardiola’nın bu takıma katkısı yokmuş gibi gözüküyor.. Sanki buz pistinde tek başına dans eden bir yıldız gibi tek kişilik şovu spotların altında ortaya koyuyor.. Futbol, Maradona’dan beri tek bir kişinin bu kadar öne çıktığını görmedi.BU KADARI OLMAZMESSI’Yİ anlatmaya kelimeler yetmiyor.. Yetenekli, çabuk, zeki ve o kadar futbol oynamak için yaratılmış, yontulmuş ki.. “Bu kadarı olamaz.. Bu ilizyon veya halüsinasyon” dedirtiyor.. Sanki herkes slow motion.. O hızlı çekim..BU kadar organize bir futbol takımı, bu kadar iyi pas yapan olağanüstü bir takım var ortada.. Ama Messi o kadar iyi ki, Barcelona’nın mükemmelliğini bile inanın gölgede bırakıyor.. Ve unutmayın tüm bunları Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde yapıyor.. Rakip Arsenal, dünyanın en iyi takımlarından biri.. Her bir savunma oyuncusu son derece güçlü ve hızlı.. En üst seviyenin oyuncuları..UZUN lafın kısası : Lionel Messi hem rakiplere, hem kendi takım arkadaşlarına bence büyük bir haksızlık yapıyor..
F.BAHÇE zirve yarışında en iyi futbol oynayan takım değil.. Ancak en çok isteyen, en çok konsantre olan ve şampiyonluğa odaklanmış olan takım onlar. Herkes inancını kaybetmişken, takım dibe vurmuşken, hiç bir zaman inancını yitirmeyen başkan Yıldırım, Lugano ve F.Bahçe taraftarı takımı ayakta tuttular..RAKİPLERİN puan kaybetmesi ve G.Saray karşısında alınan galibiyet ise F.Bahçe’yi tekrar yarışta iddialı bir duruma getirdi.. Daum her şeyden önce Türkiye liginin dinamiklerini çok iyi biliyor.. Sıfır riskli, savunmada emniyetli bir oyunun en geçerli yöntem olduğunun farkında. Bu Türkiye şartlarında bir teknik adam açısından beğensek de beğenmesek de önemli bir artı.. SELÇUK DAHA VERİMLİDEFANSİF olarak F.Bahçe bu ülkenin şu anda en iyi takımı.. Bunda Daum’un ‘0’ risk oyun mantalitesinin yanında bireylerin de çok büyük katkısı var. Lugano-Bilica ikilisi kuvvetli, konsantre ve kararlı.. Baroni’nin yokluğunda forma giyen Selçuk, Brezilyalı meslektaşından daha güçlü ve verimli.. Emre, Özer ve Mehmet Topuz hücumda iş yapmasalar da savunmada çok gayretli.GÜİZA’NIN sakatlanıp çıkması F.Bahçe için bir avantaja dönüştü.. Ayakta duramayan, her topu ezen Güiza çıkıp yerine Gökhan girince F.Bahçe bu oyuncunun ayağından golü buldu.. Lugano’nun golü onun kendine verdiği bir hediyeydi adeta.. TÜRKİYE’DE Kayserispor’u seyredip de “Bu takım iyi futbol oynuyor” diyecek tek bir kişi sanıyorum çıkmaz. Geçen hafta Trabzon karşısında da izledik, bu hafta F.Bahçe karşısında da.. Skor 0-0 iken, 0-1 iken ve 0-2 iken bir futbol takımı bu kadar hücum fukarası olmamalı. F.Bahçe bu galibiyetle Bursaspor’un ardından yarışta en avantajlı takım konumuna geldi. F.Bahçe’nin ayrıca bir başka artısı, iç saha avantajını çok iyi kullanıp hakemler ve rakipler üzerinde de müthiş baskı kuruyor.. Ama kalan haftalarda avantajlarını kullanmak istiyorlarsa hücum organizasyonlarını zenginleştirmek zorundalar..YUNUS Yıldırım’a gelince, kendine has çizgisiyle iyi bir yönetim gösterdi. Ancak F.Bahçe’nin ilk golündeki ofsaytı yardımcısının kaçırması sonucu da etkiledi.
FERRARI, Tello ve Ernst Beşiktaş’ın 3 önemli temel taşı. Nobre, Tabata ve Nihat ise çok önemli alternatif oyuncular. Bu kadar eksikle gidilen Ankara deplasmanında açıkçası Beşiktaş’ın nasıl bir oyun ortaya koyacağı merak konusuydu..MUSTAFA Denizli geriye düşerse işlerinin çok zor olacağını bilerek defansif bir kurguyla sürdü takımını sahaya. Bu kadar eksikle iyi futbol kaygısı olmaması ve sadece sonuca gitmeyi düşünmesi son derece doğal. Deplasmandasın ve ligin bileği zor bükülen kaliteli takımlarından birine karşı oynuyorsun. Buraya kadar herşey normal ve son derece makul. Denizli’nin tercihleri içinde tek katılmadığımız Necip oldu. Çok genç ve deneyimsiz bir oyuncu Necip, belli ki kumaşı iyi ancak bu kumaş mevsime uygun değil! Orta alanda sert ve dirençli olmadığı gibi çok da top kaybı yaptı genç oyuncu. Ayrıca temposu da düşük. Böylesine önemli ve zorluk derecesi yüksek bir maçta takımı taşıyacak seviyede henüz değil.YİNE 5’Lİ ORTA SAHABU sezon sadece Manchester United deplasmanında kullanılan 3’lü savunma kurgusu A.Gücü deplasmanında da Denizli’nin tercihi oldu. İbrahim Kaş, İbrahim Toraman ve Sivok’tan oluşan üçlü bir savunma hattı. Ekrem ve İbrahim Üzülmez’in de top rakipte iken katılımları ile 5’liye dönen bir kurgu. Bir sezon boyunca oynanan 50 küsur maçın sadece 2 veya 3’ünde denenen bir formasyonun başarılı olma ihtimali ne kadar yüksek olabilir ki?EVET. Beşiktaş çok eksik. Sapara’lı, Geremi’li, Rothen’li, Vassell’li, Vittek’li A.Gücü dün akşam kadro kalitesi olarak Beşiktaş’ın çok önündeydi. Başkent ekibi ikinci yarıda bu kalitesini oyuna da yansıtınca siyah-beyazlı takımı zor durumlara düşürdü. Gol için tek umut olan Bobo- Holosko ikilisi gerekli desteği göremeyince Denizli, Serdar ve Yusuf’u da oyuna dahil ederek hücum gücünü arttırmaya çalıştı.. Kanımca Yusuf ve İsmail daha önce oyuna alınabilirdi. Yusuf girdikten sonra pas yüzdesi artan Beşiktaş daha olgun ataklar yaptı.MEVCUT koşullarda, bu eksiklerle Beşiktaş’ın bu maçta aldığı beraberlik son derece normal ve kaybedilen 2 puanın getirdiği yara bana göre çok büyük değil. Beşiktaş’ın A.Gücü gibi ligin ikinci yarısında sadece 1 maç kaybetmiş ve en az gol yiyen ekibi karşısında aldığı bu 1 puan bu kadro yapısı ile bir kazanç olarak değerlendirilmeli.ZİRVE yarışı açısından bakarsak bu maçta alınan skorun kazanç mı kayıp mı olduğuna ise rakiplerin alacağı skorlar karar verecek..