AKP'nin A'sı

12 Temmuz 2003

Devletin her yıl 13-14 milyar dolar parası hırsızlık ve israf yoluyla kaybediliyor.Hesabı geçmiş hükümetin Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan çıkarmış ve bir bakanlar kurulu toplantısında açıklamıştı.AKP iktidarı, bu sistematik soyguna "dur" deme iddiasıyla işe başladı. İyi başlayan "Meclis Yolsuzluk Komisyonu çalışmaları işin sonuna doğru öyle bir sulandı ki inandırıcılığını kaybetti.Geçmiş hükümetlerin neredeyse bütün üyelerini Yüce Divan'a gönderecekler."Siyasi bir meseleyi sulandırmak istiyorsan genişlet" derler.. Bülent Ecevit'e kadar genişletmeye yöneldiklerine göre olay siyasi bir gösteriye dönüşecek ve hiç bir suç ve suçlu bulunamayacaktır.Geçmişte Çiller için kurulan "Mal Varlığı Komisyonu" araştırmanın gelmiş geçmiş bütün parti liderlerine genişletilmesi yolunda alınan bir kararın gayya kuyusunda kaybolup gitmişti.Bu kafayla aynı şey olabilir.DokunulmazlarSiyasi gösteri amaçlı araştırmalar temizliğe değil kirlenmeye hizmet ediyor. İnsanlar "Herkes yolsuzluk yapıyor ve yaptığı yanına kalıyorsa ben de yapayım" diyor ve cüretleniyor.Çiller'in başbakan, Murat Karayalçın'ın başbakan yardımcısı olduğu dönemlere kadar inen, Ecevit'in bile yakasına yapışan AKP iktidarı Erbakan dönemine hiç ilişmezse inandırıcı olamaz.AKP rumuzundaki A'nın adalet anlamına geldiğini söylemek kolay, ispat etmek zordur.Ulaştırma Bakanı Yıldırım'ın 24 yaşındaki oğlu 1,5 trilyon liralık yatırımla gemi sahibi oldu.Borç aldığı şirket bir hafta sonra Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı TDİ'ne ait Ankara gemisini, daha uygun bir talip bulunduğu halde sessiz sedasız ve ihalesiz olarak kiraladı.Öyle ballı bir sözleşme ki, kiralayan şirket İtalya hattının kazancını alacak ama çalıştırdığı gemi personelinin maaşlarını devlet ödeyecektir.Boş lâf bunlarVATAN on gündür yazıp çiziyor ama iktidar partisi bakanına "Nedir bu rezalet?" diye sormuyor.Böyle bir iktidarın temizlik yapacağına kim inanır?"Dünyayı nasıl görmek istiyorsan öyle ol" demişler. Kendi kamburunu görmeyen hesap soramaz. Sorarsa bu pişkinlik olur.O zaman da halk AKP'yi "Aptalları Kandırma Partisi" diye okumaya başlar. Millet aptal değil.Artık öğrendik:Siyasetçilerin kendi aralarında kurdukları dandik mahkemelerle temizlik olmuyor.Hırsızlık ve rüşvet, seçilmişler görevdeyken yargıya hesap vermek mecburiyetindelerse ancak o zaman önlenebiliyor.İktidar, milletvekili, bakan ve başbakan dokunulmazlıklarını daraltmaya razı olmadıkça samimiyetine kimseyi inandıramaz."Damara girdik" gibi lâflar hoştur ama boştur!

Devamını Oku

Geç kalmadan

11 Temmuz 2003

PKK Türkiye'yi tehdit eden en tehlikeli ayrılık mikrobudur. Bu mikrop uyanıyor mu?Hafta başında Bingöl Valisi'nin bulunduğu konvoya pusu kurup saldırı düzenlediler.Dün Bingöl'ün Merkez İlçesi'ne bağlı Karakoç mezrasını basan örgüte bağlı teröristler 5 kişiyi işkence yaptıktan sonra kurşuna dizdiler.PKK'nın bu zavallı insanları, terörist faaliyetler konusunda Jandarma'ya bilgi verdikleri için öldürdüğü bildiriliyor. Daha önce intikam almak ve göz dağı vermek uğruna kundaktaki bebekleri bile katleden örgütün hiç değişmediği, otorite boşluğu bulduğu anda aynı vahşeti sahneye koymaktan vazgeçmeyeceği görülüyor.Olay bir de, PKK'nın kökü kazınmadıkça Türkiye'nin ve özellikle bu bölgenin rahat edemeyeceğini gösteriyor.Amaç affa sabotajApo'nun yakalanıp mahkum olmasıyla bir dönem kapanmıştır.Türk devleti bu acı tecrübeden gereken dersleri almış, Kürt vatandaşların kültürel kimliklerini geliştirmelerine olanak tanıyan açılımları yapmış, ayrılıkçı propagandanın sömürü olanaklarını zayıflatmıştır.İktidar şimdi, yöneticiler dışında örgütün silâh bırakarak teslim olacak hemen tüm mensuplarına af getiriyor. Yenilmiş ve zayıflamış olan örgüt bu affın öldürücü son darbe olacağını biliyor.Saldırılar, afla ilgili propagandanın örgüt içinde etkili olduğunu gösteriyor.PKK bu eylemlerle bir yandan üyelerini suça batırarak, bir yandan da bu saldırılarla toplumda nefret yaratarak af girişiminin önünü tıkamaya çalışıyor.Türk Ordusu'nda terörle mücadele alanında benzersiz bir tecrübe birikmiştir. Öte yandan PKK'nın "vur-kaç" taktiğinde yararlandığı komşu ülkelerde koşullar değişmiştir.Maliyet büyümesinBölücü terörün yakın tarihi tekrarlama olanağı artık kalmamıştır.Yalnız Türkiye'de değil dünyada da terör, bahane olarak kullandığı davaya ihanet suçu olarak görülüyor.PKK teröründe hortlama görüntüsü veren olaylar, örgüt yöneticilerinin af kapsamı dışında bırakılması karşısındaki umutsuz çırpınışlardır.Şimdi mesele, devletin örgütü diriltme çabalarına müdahalede geç kalmaması ve bölücü terörün kendini ispatlamak için yaratmaya çalıştığı vahşete, zaten çok çekmiş olan bölge halkının yeni kurbanlar vermemesidir.Uzun yıllar binlerce şehit vererek kazandığımız tecrübe bize şunu öğretti:Mücadelede en büyük zorluk katillerin kendisi değil, bölge halkı üstünde yarattıkları korku ve güvensizliktir.Halk asla kendini savunmasız hissetmeme!!.

Devamını Oku

Hedefteki adam

10 Temmuz 2003

Aptal çocukların dahi yapmayacağı yanlışlara bazen Amerika gibi bir süper güç bile düşebiliyor.İttifak ahlâkını tarumar eden Süleymaniye baskına, bizimkilerin Kerkük'ün Kürt Valisi'ni suikastle ortadan kaldırmaya hazırlandıkları iddiası gerekçe gösterildi.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök demeye getirdi ki, bu kadar akıl dışı bir iddiada gerçek payı bulunduğu düşünülse bile böyle mi önlem alınır?Üst düzeyde askeri veya diplomatik bir uyarı yapmak, düşünülen önlemin çok daha etkili şekilde ve 50 yıllık müttefik Türkiye'yi kaybetme riski yaratmadan alınmasını sağlayabilirdi.Çünkü o zaman Türk tarafı milyonda bir ihtimalle yapılmış böyle bir plan varsa deşifre olduğu için vazgeçer, yine çok küçük bir ihtimalle kontrol dışı bir niyet oluşmuşsa bunu da önlerdi.Irak'ta Amerika'nın düzeni sağlamakta yeni zorluklarla karşılaşmasında Türkiye'nin hiçbir menfaati yoktur.Türkiye'nin hedefleri eskiden beri bellidir ve değişmeyecektir. Bunlar...1. Irak'ın bütünlüğünün korunması;2. Türkmenlerin korunması;3. Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına zemin yaratılmaması;4. Bölücü PKK-KADEK örgütünün izlenip tasfiyesine çalışılması.Menfaatlerini Türkiye'nin bu hassasiyeti ile paralel görmeyen güçler için Kerkük'ün Kürt Valisi şimdi hedef durumuna getirilmiştir.Gerilen Türk-Amerikan ilişkilerini tümden koparmak ve bu sayede Kuzey Irak'taki Türk askeri varlığını sona erdirmek hevesinde olan güçlere Amerika tarafından adeta "davetiye" çıkarılmıştır.Şu anda Kerkük'teki Kürt Vali'nin can güvenliğini garanti altına almak en az Süleymaniye rezaletinin yaralarını sarmak kadar önemlidir.Kışkırtıcı bir tuzağa aptalca düşen Amerika, Ortadoğu'nun entrikalar girdabında rezil olmak istemiyorsa öncelikle bu sorumluluğunu ihmal etmemelidir.Sonra da tezkere konusundaki kötü tecrübeye rağmen bu bölgede Türkiye'den daha güvenilir bir müttefik bulamayacağını unutmamalıdır.Deprem korkusuBeklenen büyük İstanbul depremi korku değil, bilinçli, planlı ve özverili hazırlıklar gerektiriyor.Fakat meydana gelen her depremden sonra uzman bilim adamlarının bu hazırlıkların ihmal edildiğini hatırlatmak amacıyla yaptiklan uyarılar işe yaramıyor.Halk korkuyor, yönetenler korkmuyor. Önceki gün Marmara Bölgesi'nde milyonlarca insan diken üstünde sabahladı.Çünkü herkes İstanbul'u 7'nin üstünde bir depremin beklediğini, kentin ancak 50 milyar dolar harcama ile ayağa kalkacak büyüklükte zarar göreceğini biliyor. Bu büyük risk yüzünden herkes her şayiadan etkileniyor.Halkı değil hükümeti ve belediyeleri korkutacak bir mucize için dua etmekten başka bir şey yapamamak ne kadar utanç verici bir kader!

Devamını Oku

Suçlu kuşak

9 Temmuz 2003

Aşık olduğu Türk kızı ile evlenen İskoç genci bu ülkeyi "Dünyada yaşanabilecek tek yer" olarak görüyordu.Dün ise eşi Özlem'in yüreğindeki yangın "Bu ülkede artık yaşanmaz" isyanı ile dışa vurdu.Çünkü Özlem ve David Gramason çiftinin 2,5 yaşındaki oğulları Ali Star Gramason, Yeni Foça'daki bir sahil kahvesinde, sarhoş magandaların dalaşında bir serseri kurşuna hedef oldu ve öldü.Genç çiftin huzur ve mutluluk özlemi ile geldikleri Türkiye, bir daha asla gelmek ve görmek istemedikleri ülke oluverdi.Haydutların dağda değil kentte dolaştığı;Yolsuzlukların yoksulluk batağı yarattığı;Adaletin, kamu düzeninin, can güvenliğinin ve ümidin kaybolduğu;Değerlerin çürüdüğü, bencillik, gösteriş ve sefahatin arttığı;Sevgi, dayanışma ve estetik duygusunun her gün biraz daha yitip gittiği Türkiye, muhtaç olduğu mucizeyi nasıl yaratacak?Avrupa Birliği, bedeli olmayan bir ümit ve piyango kurtuluş değildir.Kimse AB'yi bütün pislikleri ve dertleri süpürüp götürecek bir ilâhi sel saymasın.Bu hastalıklarla bizi aralarına almazlar.Doktorumuz yine kendimiz olacağız.Birleşmiş Milletler'in 2003 yılı "İnsani Gelişme Raporu" Türkiye'nin 11 basamak gerileyerek 96'ncı sıraya düştüğünü, pek çok gelişmişlik kriterinde Libya, Küba, Gürcistan ve Arnavutluk'un bile altında kaldığını belirledi.Bizim için utanç verici bir hezimet...Tek farklı gösterge Türkiye'deki ortalama ömrün 70 yaşın üstüne çıkmasıdır.Bu durumu ceza, yani müsebbibi olduğumuz cehennemdeki mahkumiyet süremizin ilâhi takdirle uzaması da sayabiliriz...Pisliğe, yoksulluğa ve haydutluğa teslim ettiğimiz bu ülkeyi kurtarmamız için Tanrı'nın tanıdığı bir fırsat olarak da görebiliriz.Ne dersiniz; insan onuruna daha yakışan ikinci seçeneği hayata geçirecek cesaret ve fedakârlık havuzunu oluşturabilir miyiz?Sağduyu galip geldiDün az görülür bir şey oldu ve üniversiteleri cadı kazanına çevirecek inatlaşmanın tarafları sağduyuda buluştular.İktidar, Yükseköğretim yasa taslağını toplumdan ve üniversitelerden "gizli niyetleri olan darbeciler" gibi saklıyordu.Bu durum kaygı ve gerilim yaratıyordu.Rektörlere göre AKP iktidarı üniversiteleri ele geçirmek, irticai kadrolaşmanın önünü açmak ve türban yasağını delmek için meclis çoğunluğuna güvenerek bir baskına hazırlanıyordu.Üniversitelerarası Kurul'un olağanüstü toplantısına Milli Eğitim Bakanı Çelik'in katılması bir uzlaşma zemini yaratılmasını sağlamıştır.iktidar taviz vermiyor, üniversiteler de "Yasaya dokundurmayız, karşı duracağız" diyordu.Bakan Çelik'in rektörlerle bir araya gelmesi restleşme gerginliğinin içinde taşıdığı riskleri şimdilik ortadan kaldırmıştır.Rektörler, iktidarın reform ısrarına saygı gösterme noktasına gelmiş, iktidar da üniversitelerin bu sürece katkıda bulunma taleplerini kabul etmiştir.Dileriz bu karşılıklı kabuller, kriz erteleme kurnazlığına hizmet etmiyor, işbirliğine dayalı bir uzlaşmanın iradesini taşıyordur.

Devamını Oku

Nereden nereye?

8 Temmuz 2003

Amerika'nın eski başkanı Clinton 1999 yılının sonunda şu öngörüde bulunmuştu:"Önümüzdeki yüzyıl, büyük ölçüde Türkiye'nin, geleceğini, bugünkü ve yarınki rolünü nasıl tanımlayacağına bağlı olarak şekillenecektir."Yol haritasını da şöyle çizmişti:"Eğer Türkiye istikrarlı, demokratik, laik bir İslâm ülkesi olarak Avrupa'nın tam bir parçası olabilirse, gelecek daha iyi şekillenecektir."Bush'un gelişi ile projenin yönetmeni değişti, Türkiye'de de iktidar değişti.Yeni yüzyıla "stratejik ortak" olarak giren iki ülke bugün 50 yıllık ortak tarihlerinin en derin güven krizini yaşıyor.Eskiden de bunalımlar oldu. Ama Kore'den başlayan silâh arkadaşlığı, ortaya çıkan siyasi krizlerin etkilerinden Türk-Amerikan dostuğunu koruyabildi.Bu defaki kriz daha ciddi, çünkü askerleri de içine alıyor.Hangi niyetin bahanesi?Türk askeri karargâhına yönelik baskın, kışkırtma olduğu apaçık belli bir suikast ihbarını ABD tarafının doğru kabul ettiği anlamına gelir.Türk makamlarına haber vermediklerine göre, Türkiye'nin devlet olarak bu akıl dışı suça bulaştığına inanabildiler. Büyük bir devlet bu hatayı yapmayacağına göre demek ki olayı başka bir amacın bahanesi olarak kullanıyorlar. Nedir bu amaç? Uluslararası terörü besleyen Ortadoğu'daki istikrarsızlığı çözmeye çalışan ABD Türkiye gibi bir ortağı neden kaybetmek istesin?70 milyonluk model Türkiye'yi Irak'taki iki Kürt aşiretine niçin feda etsin?Tezkere kazığının acısını siyasi alanda çıkarmanın bedeline Türk halkı dayanabilir ama askerine hakaret edilmesine katlanamaz. Bush yönetimi, Türkiye'yi kaybetmekte olduğunu görmelidir.ABD'den iki beklentiEski Başkan Clinton tarafından açıklanan 21. Yüzyıl projesi değişti mi?Bu proje, demokrasinin tabiatından gelen yol kazalarına ve anlık tepkilere feda edilecek kadar zayıf ve sakat mı?Bunu bir hafta içinde göreceğiz.İki parametre var:1. Ermeni lobisi fırsatçı bir atakta. Bugün veya yarın ABD Senatosu'nda bütçe tasarısına Ermeni soykırım iddialarının dolaylı olarak tanınmasını öngören ifadeler yerleştirmeye çalışıyorlar.2. Irak'taki rezaleti soruşturmak için iki ülkeden korgeneraller düzeyinde bir komisyon kuruluyor.Bush yönetiminin önce Ermeni fırsatçılığını püskürtmesi, ardından da ortak komisyonun raporuna bakarak Türkiye'den özür dilemesi gerekir.Aksi halde Türk halkı ABD'ye "Gücü ile hak ve hukuka boyun eğdiren ülke" olarak bakacaktır...Ve "Ondan gelecek hayır Allah'tan gelsin" diyerek Amerika'nın dostluğunu kaybetmekten dolayı üzülmeyecektir.

Devamını Oku

Musibet-nasihat

7 Temmuz 2003

Emri altında olmayan herkese ve her şeye düşman gözüyle bakan Amerika Irak'ta Türkiye'ye hakaret etti.Alıp götürdüğü 11 askerimizi 60 saat sonra serbest bıraktı ama iki ülke arasındaki silâh arkadaşlığı ağır yara almış, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün dediği gibi iki ülkenin silâhlı kuvvetleri arasındaki "en büyük güven bunalımı"nı yaratmıştır.Orgeneral Özkök dün "Bir istihbarat alınabilir, bir problem olabilir fakat bunun hallinin bu şekilde olmamasını dilerdim" dedi.Doğrudur.Kerkük Valisi'ne suikast düzenleneceği ihbarı, Türkiye için de bir "tehlike alarmı"dır. Çünkü Irak'ın karışması, istikrarın gecikmesi Türkiye'nin asla istemediği risklerdir.Bunu bilmeleri gerekir.Fakat Amerikalılar, söz konusu suikast planından Türk askeri ile hükümetini sorumlu tutan bir sakat anlayışla hareket etmişlerdir.Üst makamları haberdar etmeden Türk bayraklı bir binayı hücre evi gibi basmaları başka türlü açıklanamaz.Güven gitti giderAmerika, dengeleri değiştirmek için bin bir entrikanın çevrildiği bir işgal bölgesinde kışkırtıcı yalanlarla kurulmuş tuzaklara karşı daha dikkatli olmalıydı.Bu hoyratlık, dünyaya düzen verme iddiası taşıyan bir "süper güç"e yakışmadı.Soruşturma sonunda üstü kapalı bir özür gelse de güven kolay inşa edilemeyecektir.Baskının gerçekleşmesinden sorumlu tutulan Amerikalı albay Bill Mayville, savaş arifesinde Meclis'ten tezkerenin çıkmasını Akdeniz'in ortasında günlerce bekleyen birliğin komutanıdır.Bu olayda Amerikalı albayın tezkere kazasının hıncını alma güdüsü rol oynamış olabilir. Yönetimin uzun süre müdahalesiz kalması, bu "ders verme" girişimine Washington'ın da katıldığını gösterir.Tabii Irak'taki Türk askeri varlığını istemeyen Kürt liderlerin, savaştaki işbirliğinden kaynaklanan yakınlaşmayı bu amaçla kullandıkları da bilinen bir gerçektir.Doğru adres ABOlay ABD ile ilişkilerin yeniden tarif edilerek yürütülmesi gerektiğini öğreten bir derstir.Hedef Amerika'dan uzaklaşmak değil, tam tersine ilişkileri ilkeli ve dikkatli bir çizgide geliştirmek olmalı.Amerika'nın Irak'ta daha çok işi var. Zorluklar kolay aşılamayacak ve bunun hırçınlığı kim bilir ne yeni krizlerin sebebi olacaktır.Avrupa Birliği karşıtlarından Türkiye'ye Batı'da alternatif arayan ve "AB'ye kapılanacak yerde Amerika ile ortaklığı geliştiren bir hedef menfaatimize daha uygundur" diyenler acaba şimdi ne düşünüyorlar?Olay küçümsenemez.Çünkü egemenliğini dayatan bir güçle karşı karşıyayız ve ayağına basıldığında neler yapabileceğini görmüş durumdayız."Her serden bir hayır doğar" demişler.Eğer Türkiye'nin demokratik geleceği ile ilgili doğru adresi bulmamıza bu aşağılayıcı olay yardım edecekse, Amerikalılar özür dilemese de olur!

Devamını Oku

Tezkere hasarı

6 Temmuz 2003

Ne yapacağı önceden tahmin edilemeyen bir süper güçten daha büyük tehlike olamaz.Son olay bize bunu öğretti.Türk-Amerikan ilişkileri aklın emrettiği işbirliği zeminine mutlaka dönecektir ama bu hoyrat ve hakaretamiz eylem, Türk halkının Amerikan dostluğuna inancını eski yoğunluğu ile tekrar kazanmasını yıllar boyu önleyecektir. Bu da kesin...BBC'nin dediği gibi, Türkiye onyıllar boyunca ABD'nin sağlam bir dostu, önce komünizme, daha sonra da bölgedeki istikrarsızlığa ve kökten dinci tehditlere karşı kale oldu.Irak savaşındaki tezkere kazası yüzünden ilişkiler bozuldu ama karşılıklı menfaatler, işbirliğinin yeni koşullarda geliştirilmesini gerektiriyordu ve bu yönde adımlar atıldı.Dışişleri Bakanı Gül'ün Washington'a yapacağı ziyaret öncesinde 11 Türk askerinin Süleymaniye'den alınıp götürülmesi ne demek oluyor?Amerika ne yapmak istiyor?Demirel'in bakışıAKP iktidarının en büyük eksiği tecrübedir. O nedenle bu sorulan, ülkenin en tecrübeli devlet adamı olan eski Cumhurbaşkanı Demirel'e sordum.Demirel'in ilk tepkisi: "Bu bir devlet politikası olamaz!"* Sorunların üstüne hep askeri yöntemle gitme tutumu Bush yönetiminin politikası oldu. Amerika çağın yeni Roma imparatorluğu mu oluyor?Hayır hayır... Böyle bir tutum Roma'yı yakmak olur.* Askerlerimizin iki gün geçtiği halde bırakılmaması, eylemin politik bir karara dayandığı ihtimalini güçlendirmiyor mu?Ben devlet politikası olacağına inanamam. Kendini bilmez birinin fevri hareketi olabilir. Musul'daki ABD komutanının Türklere tutumu müsbet, Kerkük'tekinin menfidir. İşgal şartlarında öfkeli davrananlar her zaman çıkabilir.* Tepkiye rağmen işin çözülememesi?Askerlerimizi anında bırakmaları gerekirdi. Bırakmamaları büyük hatadır, çok yadırgadım. Buna bir anlam verememekle beraber Amerika'nın Türkiye dostluğunu feda edeceğini asla düşünmüyorum.Kürtlere piyangoDemirel'e göre Kuzey Irak'taki Kürt liderlerin Amerikalı komutan üstündeki baskıları bu nahoş olayı açıklayabilir.Türkiye Kuzey Irak'ta bağımsız Kürt devletine giden bir federal yapılanmaya razı olmadığını ortaya koymuştur.Fakat tezkere talihsizliği Iraklı Kürtlere piyango gibi gelmiş, bu sayede hem Amerika ile ilişkilerini hem de bölgedeki otoritelerini geliştirmişlerdir.Güney ve orta Irak'ta Amerika'nın başı dertte.Sadece Kuzey'de rahatlar.Demirel "Kürtler savaş sırasındaki kazanımlarını kaybetmek istemiyorlar ve Kuzey'de sağladıkları güvenliği Amerikalılara karşı kullanıyorlar" diyor.Demirel'in tahmini doğruysa ABD bu olayı, Irak'taki askerlerimizi geri çekmemiz için pazarlık kozu olarak kullanacak demektir.Yani "kendini bilmez" bir komutanın yarattığı kaza, biz özür beklerken "kırmızı çizgi" terimizden birinin daha kaldırılması sonucunu doğuran yeni bir politikanın zemini yapılacaktır.Fevri davranışların ağır hasarlar doğuracağı günlerdeyiz. Bu bir satranç ve satranç akılla oynanır..

Devamını Oku

Nasıl dostluk bu?

5 Temmuz 2003

Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentindeki Türk özel Harekât timinin bürosunu basan Amerikan askerleri, buradan aldıkları 8 subay ve 3 astsubayımızı Kerkük'e götürdüler.Kerkük'ün Kürt kökenli valisine Türkler tarafından suikast düzenleneceği yolunda aldıkları bir istihbarat nedeniyle Amerikalıların bu operasyonu düzenledikleri öne sürülüyor.Fakat bu gerekçe resmi olarak doğrulanmadı. Kabul edilmesi de mümkün değildir.Dışişleri Bakanı Gül'ün dediği gibi Irak'ta Amerikalıların kurmakta zorluk çektikleri istikrarı sabote etmekte Türkiye'nin hiç bir menfaati bulunmamaktadır.Türkiye, Irak'ta düzeni sağlamaya yönelik her türlü yardıma hazır olduğunu bildirmiş ve ABD'nin işini kolaylaştırmak için her çabayı göstermiştir.ABD: Kapı duvarBu iyi niyetin bozulan ilişkileri tamir yolunda sonuç almaya başladığı bir aşamada Amerika niçin bu kışkırtıcı ve aşağılayıcı eylemi göze almıştır?Bir Özel Harekât Timi daha önce Erbil'de Türkmenlere silâh götürdüğü gerekçesiyle Amerikalı bir albayın emri ile enterne edilmiş, kısa sürede özür dilenerek askerlerimiz bırakılmıştı.Bu olay da yerel bir komutanın işgüzarlığı mı acaba?Çünkü Saddam yakalanamıyor, Irak'taki direnişin kayıp bilançosu ile birlikte Amerikan askerlerinin asabiyeti artıyor.Gözetim süresinin uzaması, bu olayın farklı olduğunu ve operasyon emrinin "yüksek yerden" geldiğini düşündürmektedir.Başbakan Erdoğan, dün sabah 8'e kadar askerlerimizin bırakılacağına dair kendisine söz verildiğini açıkladığı halde Türk makamları Washington'da yetkili muhatap bulmakta zorluk çekmiştir.Yaşanan "kapı duvar" olgusu Amerika'daki "Bağımsızlık Günü" tatili ile açıklanamaz.Pahalı bir denemeGeriye kalan en güçlü ihtimal şudur:Amerikan yönetimi, Irak Kürt liderlerinin baskısı ile Kuzey Irak'taki Türk askerlerinin çekilmesini istiyordu. Şimdi müttefiklik ahlâkını ihlâl etmek pahasına ve ateşle oynayarak, krizler üreterek zorlama yapıyorlar.Bu politikadan kazançlı çıkacak taraf yoktur.Türk askerinin Kuzey Irak'taki varlık sebebi orada silâhlarını bize çevirmiş binlerce teröristi kontrol ermektir.Teröre darbe vurmak için Irak'ı işgal ettiğini söyleyen Amerika'nın PKK'lı teröristleri bırakıp onları takip eden Türk askerlerini hedef seçmesi, hangi temiz ideale hizmettir; bunu anlatmaları gerekir.Amerikan kibiri, onurunu koruma mecburiyetine itilmiş Türk halkı üstünde gücünü test etmeye kalkışmamalıdır.Bu, 50 yıllık müttefiklik geçmişine olduğu kadar gelecek kuşaklara da ihanet olur!

Devamını Oku