Ya sizin oğlunuz olsaydı...

16 Ağustos 2006

Mecburuz, yazacağız...Pınar Altuğ’un henüz aldatmadığı (yani ben yazarken henüz öyle bir bilgi gelmemişti; sizin bu yazıyı saat kaçta okuyacağınızı bilemem, belki çoktaaan onu da aldattığı biri çıkmıştır bile...) son sevgilisi Yağmur Atacan’mış.Yağmur Atacan 23 yaşında ve Pınar Altuğ’un dizideki oğlu rolündeymiş.Ama gerçek hayatta o, gerçekten birilerinin oğlu.Düşünsenize, ya sizin oğlunuz olsaydı...Ne yapardınız?“Onun yanında şu an sadece ben varım. Ve ben Pınar’ı çok seviyorum” diyor.Ayyy...Âşık olmuş.23 yaşında, âşık olmuş ve bunları söyleyen bir oğlunuz olduğunu farz edin. Anlatamazsınız da...“Oğlum, bunun sonu yok” falan hikâye... O şimdi sevdiği kadını kolluyor. Ona kol kanat geriyor. Erkeklik yapıyor. Onu kurda kuşa yem etmiyor...Anlatamazsınız ki...“Kim kurt, kim kuzu?” ayırt edemez ki...Sizi dinlemeyecek. Hatta üzerine giderseniz, asiliği üzerindedir onun şimdi; evi bile terk edecek. Hele diziden falan para da kazanmıştır ki, hiç tutamazsınız onu.Henüz size bağırırken bile sesinin incelip detone olduğu yaşlardaki bu delikanlıya ne deseniz boş.Ne diyeyim?Allah, anne babasının yardımcısı olsun.Bir de Pınar Hanım’dan sonraki sevgililerinin... Onlara da Allah kolaylık versin.Artık yanındaki kadına tecavüz etseler gıkını çıkarmaz herhalde...Tabii bunlar temennilerim değil, o kadar kötü değilim. Yoksa inşallah hayatlarının aşkını yaşıyorlardır, evlenip çoluk çocuğa karışır, mutlu olurlar.Ne diyeyim? Hayırlısı olsun.Herkes için...Bizim için de...****Ahlaksız teklifi öğrenemedik...Günlerdir aynı haberi ve gelişmeleri okuyoruz.Hani, borcuna karşılık karısını isteyen adamı öldürdü ya...Hiçbir gazetede adamın borcunun ne kadar olduğu yazmıyordu.Ben mi kaçırdım?"Bu durumda, o mu düşünülür?" diyeceksiniz, biliyorum.Biliyorum ama elimde değil, merak ediyorum.****Göğsünü siper etmek budur!Yaa... Silikon deyip geçmeyin...İsrailli kadın silikonları sayesinde ölümden kurtulmuş ya...Doktorlar, 24 yaşındaki kadının silikonunun içinde kalbe sadece birkaç santim mesafede şarapnel parçaları bulmuş.Göğsünü siper etmek bu işte!Yok, bu daha çok “memelerini siper etmek”e giriyor. Bu jargona alışsak iyi olur. Mesela kadınları da askere aldıklarında toplasınlar bizim silikonlu güzelleri, cepheye en önde sürsünler...Nasıl olsa onlara bir şey olmaz...****Sultan ile padişahAnlamadım ben; "Padişah ile Sultan evleniyor" deyip duruyor. Bir de öyle bir söylüyor ki, üçüncü şahıslardan bahseder gibi...Böyle övüne övüne...Ama kendisiyle Nihat Doğan’ı kast ediyor. E, tabii yabancılaşması doğal; “Padişah ile Sultan” dan söz ediyor sonuçta...Niye böyle diyor acaba?Nihat Bey ona, “Sultanım”, Seda Hanım da "Padişahım" falan mı diyor ki?Ne sevimli!!!

Devamını Oku

Beyaz dizilerde kırmızı leke

15 Ağustos 2006

Ben görmedim ama okudum; İlk Türk beyaz dizisi çıkmış.Türk beyaz dizisinde, iki gencin tutku dolu, heyecanlı, bol sürprizli aşk öyküsünü bulacakmışız.Türk beyaz dizisi...Hiç aklım almadı...* "Genç kız, unutamayacağı bir akşam geçirdikten sonra babasından sıkı bir sopa yemişti...Küçüklüğünden beri onu kıskanan ablası da hiç destek vermiyordu...Hepsini öldürmeye karar verdiler..."* "Genç kız, onu bir türlü aklından çıkaramıyordu. Genç adamın kara gözleri, (bizde pek lacivert göz bulunmadığından...) onda bir tutkuya dönüşmüştü. Israrlarına daha fazla karşı koyamayacaktı. İlk buluşmalarında henüz bir töre cinayetine kurban gideceğinden habersizdi."* "Genç kız, simsiyah uzun kirpiklerini araladığında yeşil gözleri yaşlarla dolmuştu. Sağ gözünün lensi düşmüştü.."* "Genç kız, tam karşısında oturan adamın keskin bakışları altında kendisini çırılçıplak hissediyordu. En yakın arkadaşının sevgilisi için istek duyması aklını karıştırmıştı. Hemen cep telefonuna sarıldı."* "Genç adam, bir an da olsa evli olduğunu unutmuştu. Bütün kadınlar onun olmalıydı. Nasıl olsa evdeki gıkını çıkarmazdı. Alışmıştı."* "Genç adam, genç kızı kollarına aldığında yeniden doğmuş gibiydi. Gökyüzüne baktı ve mırıldandı: İyi ki bu Rus kızları var. Yoksa ne yapardık?"* "Genç adam, şimdiye kadar hiç tatmadığı duygular içindeydi. Karşısında deliler gibi arzuladığı kadının resmi duruyordu. O sırada karşı köşkün ışıkları yandı. Bir çınlama sesiyle irkildi. Chat yaptığı kadın durmadan onu uyarıyordu; "Napıyon? İyimin?"* "Genç kızın kalbi dışarıdan görünecek gibi atıyordu. Ona nihayet, "seni seviyorum" demişti. Hemen cevap verdi: "Atıyoosuuunnn..."Böyle bir şeyler mi acaba?Bir de kahramanların isimlerini merak ettim. Berke ile Ada...Yoksa Sultan ile İbrahim mi?Veya klasik bir şey mi?Kerime ile Kâmran gibi...Ne bileyim, dedim ya pek aklım almadı...*****Bir öneri Hani Boy George'a 5 gün kamu hizmeti cezası verilmiş ya, çöpleri topluyormuş...Ben diyorum ki, bizim ünlülere de böyle cezalar verseler.Alkollü araba kullandıklarında falan...Mesela 5 gün boyunca 09.00-18.00 arası bir kütüphaneye gitme cezası...Yoksa gazeteci olup kendileri gibilerine katlansınlar mı?Ya da Kuruçeşme'de 5 gece fotoğrafları çekilmesin.Yok, yok. Onların cezasını buldum ben:Uzaklaştırma...Kuruçeşme semtine 1 km yakınlaşmama cezası...Ya da mevsimine göre, Türkbükü'ne... *****Yapmayacaktın Hilmi paşam!Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Urla yakınlarında tripleks bir villa yaptırıyormuş.Emekliği için herhalde...Güle güle otursun.Otursun da...Villa pembe renk.Pespembe...Aklıma o meşhur eski fıkra geldi...Hani Mustafa Kemal Atatürk'e bir köy kahvesinde sormuşlar:- Kahveniz nasıl olsun Paşam?- Şekerli...- Ah, paşam işte bunu söylemeyecektin...Ne bileyim, Genelkurmay Başkanı'yla, pembe renk yan yana gelemezmiş gibi...Halbuki ne alakası var...*****Günün Atasözüİş işteyken, eş eşteyken bulunur.(Pınar Altuğ)

Devamını Oku

Erkeği neresinden kontrol etmeli?

15 Ağustos 2006

Amacına bağlı ama...Konumuz bir erkeğin evli olup olmadığını kontrol etmekse, bunu öğrenmenin çeşitli yolları var tabii...Yeter ki iste...Şimdilerin moda kadını var ya, Sinem Erülgen, hani habire birileriyle öpüşürken yakalanıyor, yine yakalanmış, sonra da "Erkeği Google'dan kontrol mu edeyim?" demiş. O halde konuya el atalım.Yani onun nezdinde anlama güçlüğü çeken kadınların bu sorununa... Ben onu bilir onu söylerim; eğer kadın zihinsel özürlü değilse en fazla iki gün içinde bunu öğrenir.Anlar.O da en fazlasından...Diyelim ki, kendinden geçti, yine de bunu anlaması iki günden fazla sürmez. Sürmemeli..Ha, anlamak istemez, o başka... Ki genellikle öyle oluyor."Kadınlar bunu neden görmezden geliyor?" bu ayrı bir konu. Gerisi hikâye...Şimdi, bir erkeğin evli olup olmadığını bilmeyenler için klavuzluk yapalım mı.Hadi yapalım...Bunu anlamanın en kolay yolu direkt sormaktır.Çok kolay...Bir buçuk cümle,"Evli misin?"Bu cümle karışında, eğer adam çok profesyonel değilse "hayır" diyemez."Evet ama..."yla başlayan cümleler kurmaya başlar.Bilinen hikâyeler..."Evet ama kardeş olduk artık. Cinselliğimiz hiç yok.""Evet ama boşanacağız.""Evet ama birbirimizin özel hayatlarına karışmayız."Falan filan...Ama bazıları bu soruyu sormaya utanır.Sorarsa sanki alaturka olacak!Sormayıp oradan buradan arkasından araştırmak çok postmodernmiş gibi...Sormayıp sonra da enayi durumuna düşmek daha iyiymiş gibi...Ayıp sanki!Yahu asıl henüz evli olup olmadığını bilemeyecek kadar az tanıdığın adamla öpüşmek ayıp!Bir de çıkmış, "Erkeği Google'dan kontrol mu edeyim?" diyor.Tabii... Yok başka yolu çünkü...Ayrıca insan sırf meraktan Google'a da bakar.Bu da ayıp değil.Bu bir erkeğe evli misin değil misin diye soramayan kadınlar bir sorun çıktığında ki mutlaka çıkar, suçu hemen üzerlerinden atar.En masum hallerini takınıp, "Artık erkeklere güvenim kalmadı" gibi laflar da ederler.Sanki onu söyleyince herkes, "Aaaa... Yazık kıza... Etrafta ne adamlar var" diyecek!Demiyoruz halbuki...Gerçi böyle söylemediğimizi onlar da biliyor da, idare ediyorlar işte...İdare ediyoruz işte...Ya, bu arada sorumuzu unuttum.Bir erkeğin evli olup olmadığını nasıl anlayacaktık?Hadi utandık, soramadık.Şimdi sıra telefon numaralarını almakta.Cep ve ev...İkisini birden.Evliler vermez ya da vermek istemez.Verdiler diyelim. Arayın. Gece yarısından sonra arayın.Buna da mı utanıyorsunuz?E, o zaman siz de her şeyi hak ettiniz artık...*****Bir öneriBen Pınar Altuğ ile Kaya Çilingiroğlu'nun sevgili olmalarını öneriyorum.İyi fikir değil mi?Hem onlar eğlenir, hem biz.Gerçi şimdi de öyle ama...Yani alınan, kırılan olmaz; o bakımdan...*****Cennetlik kadınlar"Sorgusuz sualsiz başörtülü kadın cennetliktir gibi bir hava yaratılıyor. Başörtülü kadın da aldatabilir, kötü yola düşebilir, günahkâr olabilir, âşık olabilir. Akla gelen her türlü günahı başörtülü kadın da işleyebilir."Bunlar Tempo Dergisi türbanlı yazarı Elif Çakır'a ait. O halde, "başörtüsüz kadın cehennemliktir" gibi bir hava yaratılması da saçma değil mi?Lafım, öyle sananlara...

Devamını Oku

Erkek erkeğe dışarı çıkmak ya da çıkmamak... Veya çıkamamak...

13 Ağustos 2006

Erkekler dışarı çıkma konusunda ikiye ayrılır:Kadınsız sofraya oturmayanlar ve hâlâ erkek erkeğe zevk almayı sürdürdürenler...Aslında sonuç olarak ikisinin de amacı aynıdır; birazcık flört..Bazen "birazcık"tan fazlası da olabiliyor tabii..Ama bu aralar biraz korkuyorlar. Çekim mekim olayları malum!Bu kadınsız sofraya oturmayanlar, Özal dönemiyle birlikte çoğaldı ve varlıklarını göstermeye başladı. Para kazandıklarından mıdır nedir?"Ne yapayım abi karşımda adam görüp. Bir sürü çirkin adamla niye bir yere gidip vakit harcayayım? Hoş bir hatun mutlaka olmalı"cılar...Onlar, çevrelerine böyle bir tarzları olduğu kabul ettirmişlerdir. Bu yüzden eşlerinin yanında dahi çok rahat hareket ederler. Yakalanma ihtimalleri azdır.Çünkü bunların bir kadınla yemeğe çıkmaları yadırganmaz.Bir kadın tarafından alkışlanmaya ihtiyaç duyduklarını hiç çekinmeden söylerler. Hatta bundan gurur duyarlar. Böylece kendilerini diğer erkeklerden de ayırmış, kendilerine bir özellik katmış olurlar.Centilmendirler. İyi giyinirler. Kaliteli restoranlara, cafe'lere giderler.Konuşkan ve kibardırlar...Fena da olmaz bunlar yani...Kadınlar onları sever. (Eşleri hariç!) Erkek erkeğe dışarı çıkmakta ısrar eden bir grup da hâlâ yaşamaktadır. Bunlar, daha vasat mekânlara takılır. Ya daha az para kazanıyor ya eşlerinden başka türlü izin alamıyorlardır.Birinci ihtimal daha yüksektir. Erkek erkeğe bir şey yapılmazmış gibi, sanki bozacının şahidi şıracı değilmiş gibi, eşlerinin içi rahattır.Hani anne-babalar "o işlerin" sadece geceleri yapıldığını farz eder ya... Onun gibi...Aslında erkek erkeğe dışarı çıkanların çapkınlık şansları diğerlerine göre tabii ki daha azdır. Üstelik yakalandıkları zaman bunu açıklamaları imkânsız gibidir.Bir de hiç çıkamayanlar var.Onlardan da bana ne!Zaten ezkaza bir gün çıksalar hemen âşık olurlar.Bütün bunlar şuradan aklıma geldi:Brad Pitt, erkek erkeğe dışarı çıkmak isteyince, Angelina evi terk etmiş ya, oradan...Çocuk bir akşam çıkayım demiş, başına gelenlere bak!Angelina Hanım, dua edin burada yaşamıyorsunuz.Yoksa daha siz hamileyken çıkmaya başlardı...*****İlişki ağaçları...Ben artık magazin haberlerini okurken yoruluyorum. Neredeyse her ünlünün bir ilişki ağacı oluştu. Yani iki kişinin aşkı ya da yakalanması anlatılırken "Bilmem kimin ex aşkının kardeşiyle yakalandıktan sonra bilmem kimin eski sevgilisinin zart dizisinde oynayan bilmem kimin ex aşkıyla" diye uzayan cümleler..."Sinem Erülgen, bir ay önce Kaya Çilingiroğlu'yla, önceki gece de Beyaz Gelincik dizisinin Ömer Ağa'sı Erkan Petekkaya ile öpüşürken..."Bir dakika ya...Kim, kiminle, nerede, ne yapıyor?Neyse ki, Kaya Çilingiroğlu'nun kim olduğunu biliyoruz. Bir de onu tarife başlasalar, yandık!Yapsınlar bir ilişki ağacı hepsine, şemalarla falan, daha kolay anlasak! Mesela, Kaya Bey'den başlasalar...Aslında onu da karıştırıyoruz bazen... Ne zaman, kiminle, nerede, ne yapmıştı?Ama her hafta güncellenmesi lazım.

Devamını Oku

Seni seviyorum, seni de, seni de!

11 Ağustos 2006

Yeni bir akım başlamış; polyamory...Yani çok aşklılık...Yanlış anlamayın, poligamiden bahsetmiyorlar. Bu işin içinde aşk var aşk...Sadece cinsellik; çok eşlilik falan değil arkadaşlar.Karısını, kocasını sevgilisini aldatanlar da değil bu poly'ler... Konumuz birden fazla insana âşık olmak...Yani sorumuz şu:"Bir insan birden fazla kişiye âşık olabilir mi?"Şimdiye kadar birden fazla kişiyle sevişilir, sevişilmez derken yani biz orada sayıklarken elalem çıtayı yükseltmiş.Çıta da çıta hani...Geçen haftalardan birinde Radikal Gazetesi'nde Mine Akverdi yazmıştı bunu. Başlık da onun. Bu durumu başka bir cümle daha iyi ifade edemezdi: "Seni seviyorum, seni de, seni de!"Aslında bunun bir tek güzel cevabı var:"Âşık olan bensem, mahzuru yok!"Ama bunlar yani bu poly'ler hatta onlara polyamoristler deniyormuş, sevgililerinin başkalarıyla da aşkı paylaşmasına izin veriyor. Biliyorlar yani başkalarıyla da aşk yaşadıklarını.Ve tabii böylece aldatma maldatma diye bir şey kalmıyor ortada. Hatta bazen hep birlikte de vakit geçiriyorlarmış.O kadar da değil.Tamam, bir insanın birçok kişiye birden âşık olmasını anlarım.Evet anlarım.Bir şey yaşarsın ya da yaşamazsın ama bal gibi âşık olabilirsin.Ama hep birlikte...Büyük konuşmayayım ama olmaz gibi geliyor.Ayrı ayrı yaşansın.Hatta ben yaşayayım, onlar yaşamasın.Aslına bakarsanız sorun âşık olmakta değil gibi.Sorun âşık olduğuna gitmekte...Ona gidene kadar kimse bir sorun yaşamıyor.Peki ne zaman ona gidiliyor?Canı çekince...Canı çekince ne oluyor?Yatılıyor.Yatınca ne oluyor?İyi oluyor...O halde insanın yatmak istediği aslında âşık olduğu insan mıdır?Diğerleri sevgi, şevkat vs. midir?Ama öyle hissiz istemelerden bahsetmiyoruz, ona göre...Eğer cevabınız "evet"se size bir ipucu vereceğim. İnsan gerçekten kiminle yatmak istediğini en iyi nasıl anlar?Yani gerçek aşkının kim olduğunu... Bunu yeni duydum, yeni bir tez:"Kendi kendinize sevişirken kimi düşünüyorsanız, odur."Söyle çekirge, ne anladın şimdi sen?Bir daha soruyorum:"Bir insan birden fazlasına âşık olabilir mi?"*****"İdeal çift" diye bir şey var mı?Kimse kimseyi kimseye yakıştırmıyor.Hatta bazen insanın kendi yaşadığını kendisine bile yakıştırmadığı oluyor...Adam ondan küçükmüş, kadın güzel, adam göbekliymiş, biri entelektüel öteki şarkıcıymış...Mış da mış...Bakıyorsun ideal çift görünenler de mutlaka ayrılıyor...(Zaten sinir bozucu da oluyorlar.)Demek ki neymiş?Her ilişki kendisine özelmiş.Ne konuşup konuşup, karışıyorsunuz o zaman?*****Fenalık geldiTarkan, Sibel Can'a göbek attırmış. Bu ara onun göbek atmadığı yer yok ki!Neredeyse bize gelse göbek atacak...Hatta göbek ata ata gelecek.Sibel Hanım'ın poposu, göbeği...E, ama fenalık geldi!

Devamını Oku

Erkekler değil, hormonları aptalmış

9 Ağustos 2006

Kadınlarla uyumak erkekleri aptallaştırıyormuş.Uzmanlar bu tespiti uzun araştırmalardan sonra ortaya çıkarmış.Bilimsel yani...Ben uydurmuyorum.Aslında bunu anlamak o kadar zor değil ama biz söyleyince ciddiye alınmıyor diye...Avusturyalı uyku uzmanı yataklarını partnerleriyle paylaşan erkeklerin o gün her zamankinden daha aptalca hareketler sergilediklerini öne sürmüş.Evlileri düşünsenize...İşte bu yüzden aşk meşk bitiyor.Aptal aptal hareketler yapan adama kadın ister istemez bağırıyor. Yani ona aptal muamelesi yapıyor.Aptallığının farkında olmayan erkek de, bunu anlamıyor. Anlamıyor ama bu durum egosuna hiç ama hiç iyi gelmiyor.Pohpohlanmaya alışan ve hep bunu isteyen adam yanında yatamadığı kadınlarla elbetteki kendini daha iyi hissediyor...Nasıl mantık ama...Uyku uzmanımız, bir kadınla birlikte yatan erkeklerin, sabah kalktıklarında dikkatlerinin dağıldığı, entelektüel faaliyetlerinin en aza indiğini ortaya çıkarmış.Şimdi gözünüzün önüne getirin:Olay şöyle gelişmez mi?"Bir gün şu dolapta aradığımı bulamayacak mıyım? Yok işte!""Ne arıyorsun hayatım?""Siyah tişörtümü...""Dolapta duruyor...""Yok işte!""Bir daha bak. Orada olmalı.""Yok!"Sonra kadın gider bakar ve eliyle koymuş gibi bulur. Tarif ettiği yerdedir."Bu ne?" dediğinde erkek en şirin ifadesini takınır. O ifade ilk yıllar size şirin gelse de sonradan ne kadar aptalca olduğunu düşünmeye başlarsınız.Hatta bazen içinizden boğmak gelir. Entelektüel faaliyetlere de bir örnek verelim."Sence sabahları klasik mi, popüler müzik mi insanı canlandırır?" diye sordunuz mesela... "Sabah sabah sorduğuna bak!" diye azarlar.Neden?Çünkü aptallaşmıştır.Gerçi böyle şeyleri günün hiçbir vakti konuşmayı sevmez ya...Bu ipucundan yola çıkarak şöyle bir tespitiniz de olabilir.Akşam eve geldiğinde yine aptalca bir hali varsa ya başka bir kadınla yatmış demektir ya da iş yerinde birisine sarkıyordur... İşte bütün bunların bir nedeni varmış. Bunların hormonları kadının yanında yatınca daha üst seviyeye çıkıyormuş da ondan...Bu hormon artışı, erkeklerin derin ve rahat uyumasını da sağlıyormuş. Ama aynı zamanda da aptallaşıyorlar işte.Bundan şöyle bir sonuç da çıkarabiliriz.Hormonu yükselen erkek aptal olur.E, bunlar hep öyle dolaşıyorlar...Yalan mı?Bacak görürler hormonları yükselir, ayak, dudak, göğüs görürler yükselir...Bunlar ne görse hormonları yükselir.Aptallaşırlar.Aptallaştıkça hormonları artık her şeye yükselmeye başlar.Bir süre sonra da alışır ve yükselecek yer arar. Yatmadan önce seks, erkeklerin daha iyi uyumasını sağlarken kadınları ters etkiliyormuş. Kadınlar huzursuz ve çok rahatsız bir gece geçiriyormuş.Hııı...Şimdi burada biraz duralım.İsterseniz şöyle diyelim,"Adamına bağlı..."Çok kıskançmış...Geçen akşam TV'de Seda Sayan-Nihat Doğan çifti vardı. Yılın en "sevimli" çifti...Bana öyle geliyor en azından...Nihat Bey çok kıskançmış, eteklerini parçalıyormuş falan filan.İştahla ikisi bize bunu anlatıyor.Bu arada Seda Hanım göbeğine kadar açık, göğsünün dörtte üçü dışarıda bir kıyafet giymiş, o başka!

Devamını Oku

İyi bir iş mi, diri bir vücut mu?

9 Ağustos 2006

Yine bir araştırma...Yeni...The New Woman Dergisi yeni jenerasyon genç kızlar üzerinde bir araştırma yapmış.Sonuçlar benim Türkiye'de gördüklerimi de çok güzel yansıtıyor.Mesela, gençlerin yüzde 30'u çok para kazanmaya meraklıymış. Evet. İş beğenmiyorlar, beğendiklerinde hemen müdür olmak istiyorlar. İşe başlarken çok para istiyorlar. Bu da yetmezmiş gibi burunlarından kıl aldırmıyorlar. Sanki evde annesine kapris yapıyor. Yüzde 79'u çalıştığı işin kendisini yaşlandıracağından korkuyormuş.Sanki çalışmasa yaşlanmayacak! Çalışmayınca daha beter çökecek, haberi yok kızcağızın. Sıkıntıdan, kompleksten kendini ya içkiye vuracak ya da estetiğe. İkisi de insanı maymuna çevirir. Anlayacak da geç olacak... Belki de anlamaz, maymun olacak ya...Gençlerin yüzde 54'ü zengin eş bulmayı, çalışmaya tercih ediyormuş.Bizde bu oran çok daha yüksek. Zira "30 yıl çalışsam da bir ev alamayacağım" hesabı yapıyor. Başarılı olurum, para kazanırım hesabını değil ha! Ah... O zengin koca için daha fazla mesai harcayıp daha çok çalışacağının ve üstüne bir de onun istedikleri dışına çıkamayacağının; onu bırakamayacağının, aldatılıp duracağının hesabını sonra yapacak salak... Yüzde 52'si kariyer sahibi kadınları itici buluyormuş.Bulur tabii...Kötü örnek. Baskı. "Bu da nereden çıktı şimdi!" huzursuzluğu. 20'li yaşlardaki kızların yarısı 10 bin sterlin (28 bin YTL) karşılığında üstsüz poz vermeye razıymış.E iyiymiş. Bizimkiler bedavaya yapıyor o işi. Hatta biri çekse diye yapmadıklarını bırakmıyorlar. İşin tuhafı bu kadar çok memeye rağmen erkeklerin hâlâ bunlara doyamamaları...Yeni jenerasyon genç kızlar tıpkı futbolcular, film yıldızları ve şarkıcılar gibi lüks içinde yaşamayı hayal ediyormuş.Benim bunları dövesim geliyor. Sanki o futbolcular, şarkıcılar memelerini açtı diye mi para kazanıyor tatlı kızım? O paraları kazanana kadar analarından emdikleri süt burunlarından geliyor. Yani onlar zamanında senin gibi düşünselerdi şimdi ya kötü pavyonlara düşmüşlerdi ya da birilerine kene gibi yapışmış asalak bir hayat yaşıyor olurlardı.Yeni nesil çalışmayı sevmiyor. Servet ve statü peşinde.Tabii... Güzel vücut, para, statü... Hem de bedavadan.Başkasının yaptığı bir vücut, başkasının parası, başkasının statüsünde mutluluk arayan gençler...Bütün bu anlattıklarımı anlamayacak değil mi?Yaşlı muamelesi yapacaklar bana...Olsun, ben söyleyeyim de...Kral geldi, duydunuz mu?Duydular mı?Haberleri var mı acaba?Gelen her yabancı uyrukluya yapışıyorlar ya...Bir yolunu bulup tanışıyor sonra da bir yerlere götürmeye çalışıyorlar falan...Gerçi şarkıcı değil ama..Yiyorsa haber vereyim dedim: Helin Avşar'la, Deniz Akkaya'ya...Suudi Arabistan Kralı geldi, duydunuz mu?İsmi de Abdullah...Cinsel içerikli şarkıUzmanlar, cinsel içerikli şarkıların sekse özendirdiğini söylemiş.Neye özendirecekti ki?Onu dinleyip buz pateni yapmaya mı gidilecek? Allahım, bunlar nasıl uzman? Neyin uzmanı?Keşfe bak!Biz onu keşfederiz, gidin başka şeylerle uğraşın yaa...

Devamını Oku

Ex'lerle ilişkiler

8 Ağustos 2006

Olabilir... Eski karı/koca ya da sevgiliyle arkadaş kalınabilir. Ama bunun da şartları vardır bana göre... İçinden artık aşk, seks ve ihanet geçmeyen bütün ilişkilere dostluk yakışır. Ama... Tek taraflı da olsa üçünden biri canlı duruyorsa...Olmaz...O ex'çiftten dostluk mostluk çıkmaz...Zira bu üçünde de ortak bir duygu vardır: Hırs...O bitmeden dostluk başlamaz.Aşkın ve seksin günün birinde bittiğini biliyoruz... Peki ihanetin acısını bitiren var mı?"Aman canım, bir zamanlar ihanet etmişti. Ne olacak ki? Geçti gitti..." diyen birine rastladınız mı?Ben rastlamadım. Hele ki kadınlar...Onların gözünde ihanetin acısını azaltacak hiçbir ceza yoktur. Azaltmaz...Kısasa kısas bile...Affetmekten bahsetmiyorum. Unutmaktan söz ediyorum.Bunları zaten biliyoruz, değil mi? Klasik konular...Peki.Zuhal Olcay'la Haluk Bilginer bir sinema filminde birlikte oynayacakmış....Konu buradan aklıma geldi.Olur mu bu şimdi?Kim, kimi kandırıyor?Haluk Bilginer, Aşkın Nur Yengi'yi mi? Zuhal Olcay, Haluk Bilginer'i mi?İkisi, Aşkın Hanım'ı mı?Yoksa hepsi bir oldular, bizi mi kandırıyorlar? Arkadaş mı olacaklar yani?..Ben bu durum için kendi kendime bir analiz yaptım. Bilmem doğru mu?Böyle bir proje yapımcılar için iyi bir fırsat, kimse onlara laf söyleyemez. Bir taşla kaç kuş vurmuş olacaklar...Sorun, iki oyuncunun da bu projeye neden "evet" dediği...İkisinin de ihtiyacı yok; ayrıca tarzları değil. Yani sebep reklam meklam olamaz bence... Ortada tamamen kişisel, duygusal, erotik bir durum var.Neden mi? Anlatacağım.Haluk Bilginer, "evet" dedi çünkü 'paylaşılamayan erkek' hissini özlemişti. Canı da sıkılıyordu. Biraz oyun oynamak istedi. Ego var ya, ego... Bu işte! Aşkın Hanım'ın ufak tefek huzursuzlukları, Zuhal Hanım'ın bir bakışı ona yeter de artar bile.Zuhal Hanım için ise güzel bir fırsat. Ne fırsatı? Haluk Bey'i sinir etme ya da huzursuz etme hatta, "Sen beni huzursuz bile etmiyorsun"u gösterme fırsatı...Zuhal Olcay da olsa, unutmayalım ki o da bir kadın. Aşkın Nur Yengi ne yapsın? Bu yüzden boşanacak hali yok ya... Film bitene kadar katlanacak. Tabii bunlar benim tahminim. Belki hiç de öyle değildir.Belki de üçü çok iyi arkadaş olur.Zuhal Hanım'ın hiç hırsı kalmamıştır...Haluk Bey sadece projeyi düşünmektedir.Aşkın Hanım da huzur içindedir...Bunlar da benim saçma sapan halüsinasyonlarımdan ibarettir.Kötüyüm ya...Aslında onları değil, onlar gibileri yazmak istediğimi anlatabildim herhalde...Değil mi?Yoksa bana ne?Zaten bu projeden mutlu olacağı kesin olan tarafta biz varız. En azından iyi bir şeyler seyredeceğiz ...****Yakalanmış olabilirim ama...Artık aması maması yok.Kalmadı...Kahve içmeye çağır, birlikte tatile git sonra da "aramızda bir şey yok" de.Ne yapınca aralarında "bir şey" olacak acaba?Tuhaf değil mi?Milletçe oturduk TV karşısına, milli yengemiz ne zaman gerdeğe girecek diye bekliyoruz.Sanki çıkıp, "Tamamdır. Dün akşam birlikte yattık" diyecek!Size bir şey söyleyeyim mi?Hülya Hanım bizi kullanıyor.Aslında hepsi Kaya Çilingiroğlu'nu sinir etmek için.

Devamını Oku