Bunların karıları nerede?

25 Temmuz 2006

Yeni bir istihbarat aldım. Bodrum ve Çeşme'de erkeklerin çoğunluğu parmak arası terlik giyiyormuş.Ben tam "nasıl idare ediyorlar" diye düşünürken haber kaynağım çok rahat olduklarını söyledi. Hatta onlarla dans bile etmiş. Test sonucunu onun ağzından aynen aktarıyorum:"Hem Çeşme hem Bodrum'da çiçekli mayolu, parmak arası terlikli bir adamla deliler gibi dans ettim. Yani onun açısından büyük başarı..."Alışmışlar yani...Sadece parmak arası giyseler iyi... Bir de turuncu ve kırmızı renkli çiçekli mayolar da giyiyorlarmış.Sıra pareoda...Buraya kadar iyi de, pareo takmasınlar.Lütfen.Onu kaldıramam.Benim metroluğum buraya kadar. Pareodan sonra ilk durakta inerim.İstihbarat bu kadar değil.Şimdi anlatacağım gözlem daha önemli...Bu parmak arası terlikli ve çiçekli mayolu adamların çoğu evliymiş.Haber kaynağım da merak etmiş, bana soruyor;"İyi de bu adamların karıları nerede?"Hemen arkasından da ekliyor:"Evli bir adam erkek arkadaşlarıyla tatile neden çıkar?"Doğru.Beyler, erkek erkeğe tatile mi çıkıyorsunuz?Dingolar...Çıkarlar tabii...İzin verirsen çıkarlar...Şimdi soru sırası bende...Bunlara hangi kadınlar izin veriyor?Bu adamlar niye erkek erkeğe tatile çıkıyor?Adamlar tatildeyken karıları ne yapıyor?Olaylar şöyle mi gelişiyor..."Hayatım bak sana kırmızı çiçekli mayo aldım. Bunlar da parmak arası terliklerin. Haydi sen şimdi git bi Bodrum'a, kurtlarını dök. Onunla bununla yat-kalk eve gel... Aman dikkat et, hastalık kapma""Teşekkürler kancığım. Sen ne yapacaksın?""Bilmem ki... Ben de bir yerlere giderim herhalde. Seni aranm. Beni merak etme. Ay, çok düşüncelisin!"Böyle mi oluyor?Yoksa bu adamlar kaçak tatilciler mi?"Ya, patron Fabrika'ya git dedi. Hem de hafta sonu... Allah kahretsin yaaa..." cılar mı?Bu arada haber kaynağımın tespiti de benimkiyle aynı:"Dilekciğim, burada olaylar şöyle gelişiyor: Erkek erkeğe dışarı çıkılıyor, avlara ortak hareket ediliyor, öyle zoom yapma falan yok, kime niyet kime kısmet durumu... Serbest atış ortamı..."Bir gözlemi daha var; haksızlık yapmak istemem, onu da yazayım, "Bu arada... Fena olan kızlar, valla onlar daha çapkın" diyor. Gelecek...Sıra onlara da gelecek...Kendini aslan sanan dingolarSizi gidi belgeselciler... National Geographic'çiler..."Aslanlar gibi yalnız avlanın. Sürü halinde gezmeyin" dedim diye kıyamet koptu.Sanki ben orada biyoloji, zooloji her neyse, bilimsel ders verdim...Dingolar...Nitekim benim üzerime de öyle geldiler. Sürüler halinde mail attılar.Hepsi yazmış; aslan yalnız avlanmazmış da, sırtlan öyleymiş de, vırt zırt...Onları ilgilendiren işin tavlama kısmı, seks falan değil, işin National Geographic kısmı...Bunu mu anladınız o yazıdan?Dingolar...Zekâ nedir biliyor musunuz?Belgesellerde onu anlatıyorlar mı?Nato kafa nato mermer..."Bu ne demek?" anlatıyorlar mı?Yani bu yazıdan çıkardığınız sonuç bu mu?"Aslanlar yalnız avlanmaz"in sonucu...Siz gidin abiler, sürüler halinde gezin.Salak salak bakmaya devam edin.Ama ben yine de yalnız aslanları tercih ederim...Varsa tabii...

Devamını Oku

Aslanlar yalnız avlanır

24 Temmuz 2006

Nihayet yazılarımın semeresini görmeye başladım. En azından bir Türk erkeğini kurtardım.Demek ki, akıllıymış.Hani ben, "Yaz bekarları salak olur" demiştim ya...Mehmet Tezkan dün yazısında bana, "Kendi çapımızda eğleniyorduk, kadınların bizi beklediğini zannediyorduk" diyor. Artık bir yere gidip oturup salak salak bakamıyormuş. Bir de "Sana ne?" diyor, "Ne karışıyorsun?"Bana mı ne?Öyle deme... Kalbim kırılır...Bak, sen de bir potansiyel gördüm; ışığın var, ışığın... Sahneye yakışıyorsun.Ben de durumdan vazife çıkardım. Şimdi ikinci derse geçiyorum.Bu ders, national geographicvari... Geniş kitleye hitap edebilmek için bu yolu seçtim.Beyler, "Aslanlar tek başına avlanır"Önce nerede pusuya yatacağına karar verir. Orası, avını en iyi kontrol edebileceği yerdir. Ve oraya gider. Avına konsantre olur. Sonra üzerine atlayacağı en uygun zamanı ve bekler. Sabırsız değildir. Bekler. Sonra yere yakın yakın ve yavaş yavaş avına yaklaşır. Onu ürkütecek bir hareket yapmaz.Ve o an geldiğinde, ki bunu hisseder, avının üzerine atlar ve hiç affetmez. Sonra yavaş yavaş elbiselerini çıkarmaya... (Ay, pardon ya...)Aslanlar yalnız avlanır.Ama dingolar vardır bir de...Çakallar, kurtlar falan...Vahşi hayvanlar...Onlar sürü halinde avlanırlar.Ha, onlar da aç kalmaz ama...Ama çoğunlukla da aslanların avından arta kalanları yerler. Ya da birbirlerine girerler.Aslanın avlanmasında bir asalet, bir erkeklik vardır. Avını parçalaması bile farklıdır.Sürü halinde avlanmak güzel değildir. İstediği yerden yiyemezler. Kısmetine ne düşürse ona razı olurlar.Bilmem anlatabildim mi çekirge?Aslanlar yalnız avlanır...Ha, ben de size tek başınıza bara gidip oturun demiyorum. O da tuhaf...Bunalımlı gibi... Bunalımlı erkek de iş yapar ama tercih etmeyin derim...Çünkü bunalımlı bir kadından ötesini bulamazsınız ki, bu durumda size bile acırım.Tıpkı bir aslan gibi, hedefe kitlenin.Yani tabii önce bir hedefiniz olsun. Ona doğru dengeli ve emin adımlarla yaklaşın.Yere yakın...Ürkütmeden...Ama güçlü...Aslanlar gibi...(Not: "Sadece erkekler mi çevrelerine salak salak bakar?" sorusunu es geçmiş değilim. Onu da yazacağım)Ambulans çağırınAcil.. Ambulans çağırın. Ya da herhangi bir toplama aracı.Bunlan toplatalım.Deniz Akkaya'dan sonra şimdi de manken Tuğba Özay, "Dünyada elde edemeyeceğim erkek yok" demiş. Gitgide çoğalıyor bunlar.Bunun ufku geniş; uluslararası idealleri var... Hedefe bak! İdeale bak!Allah akıl fikir versin.Ama ondan önce bunları toplatalım.Ambulans önce Bodrum, Çeşme civarındakileri toplasın sonra İstanbul ve diğer şehirlere geçsin. Hepsini alıp duvarları aynalarla kaplı odalara koyalım."Güzelim, güzelim" diye bağırıp dursunlar. Bizi rahatsız etmesinler.Ayrıca ikisi de Allah için birini bulsalar da görsek... Bir tane yahu, bir tane...Parmak arası terlik nedir?Nedir? İyi bir şey mi, kötü bir şey midir? Geylikle alakası var mıdır? Erkekler de şimdi parmak arası terlikler giymeye başladılar ya... Tek tük de olsa, var. Bir de yarım çoraplar moda. "Eksik çorap" da diyorlar."Eksik etek" kadınlardan sonra "Eksik çorap" erkekler...Onlar da kız işi gibi...Ama benim hoşuma gidiyor.Alışıyorum...

Devamını Oku

Plajda manşetli gömlek modası

21 Temmuz 2006

Şimdi erkekler plajda gömlekle dolaşıyorlarmış.Son moda buymuş.Gömleği anladım da, manşetii gömlek de olur mu yahu? Plajda... Manşetii gömlek...Ben olsam, oldu olacak, sevgilimin mayosu renginde taşlardan bir çift de kol düğmesi takardım... Yakışır! Çok yakında bir plaj modası daha başlayacak. Ben size tüyo vereyim:"Hastalanan sevgiliyi İstanbul'a yollayıp, keyfe devam" modası...Ya, Eda Taşpınar'la Nurettin Hasman büyük aşk yaşıyorlar ya...Nurettin Bey hastalanmış, İstanbul'a gitmiş. Gömlek terletti herhalde...Eda Hanım, giyime devam ediyor.Bu ne sevgi ahhh...Bu ne ıstırap....Zavallı kalbim ne kadar harap...Garaj EreksiyonuGaraj kapısı açıldıkça ereksiyon oluyormuş. Habere göre, adam mutluluk çubuğu taktırmış. Ama cihazı çalıştıran frekansla, komşusunun garaj kapasını açmaya yarayan uzaktan kumandanın frekansı aynıymış.Yani komşu garajı açtıkça bizimki...Acaba o ereksiyon olduğunda, garaj kapısı da kendiliğinden açılıyor mu?Hayır, yanlış anlamayın, hırsızlık falan olur diye...Ama kadınlardan farklı yorumlar da geldi:"Erkek değil mi işte? Garaj kapısından bile..."Bir garaj kapısı kadar olamadık. Adamda tık yok."Ama çoğunluk aynı fikirdeydi:"Fena fikir değil. Al kumandayı eline, isteyince aç garajı istemeyince kapa.Aç-kapaAç-kapaEn iyisi..."Plaj çantanızın ayrılmaz parçası Sunset PareoMayoların vazgeçilmez bir parçası olan pareolar bu yıl da oldukça renkli, rahat ve kullanışlı. Asimetrik kesimli tül etekler, havada uçuşan şifonlar, birbirinden renkli aksesuarlar, çiçek ve tropik baskılı elbiseler, örgü modeller yine SUN-SET kadınını yansıtacak. Pareo gömlek ve pareo elbiseler ise bu yılın en çok konuşulacak aksesuarlarından... Klasik ve fantezi modelleri tercih eden kadınların yanlarından ayırmayacağı pareo gömlekler, plaj giysisinden öte bir estetik vaat ediyor. Binboa RedorangeGecen yıl piyasaya çıkan ve eğlence dünyasının vazgeçilmezi olan Binboa Vodka'dan şimdi de yaza damgasını vuracak Binboa Redorange Vodka çıktı. Lezzetli ve aromatik tadıyla votka severlerin yeni tercihi olacak Binboa Redorange Vodka, kan portakalı ile tatlandırıldı. Redorange Vodka, kaliteli hububatın özel yöntemlerle 3 kez distile edilmesiyle elde ediliyor. Kan portakalı aroması eklenip demineralize suyla seyreltiliyor. Alkol derecesi yüzde 40 olan ve 3 kez distile edilen Binboa Redorange Vodka, 70 cl'lik şişesinde 27,5 YTL'den satılıyor. Şişesi ise Fransa'dan ithal ediliyor.

Devamını Oku

Beyaz, seksi midir? ayrıca ayakkabıyla sevişilir mi?

21 Temmuz 2006

Bu manâlı başlığın altında ezilirim ben şimdi. Ama yine o.Yine karşıma çıktı.Hani bir otel var ya açılamadı bir türlü, seksiymiş.Niye seksiymiş?Birinci nedeni: Çünkü aynalar varmış.Fotoğrafından da anlaşıldığına göre mimar çakı gibi... Belli ki rahat rahat aynalara bakıyor.Hatta gidip gidip bakıyordur o.Peki koca göbekli adamlar, selülitli kadınlar ne yapacak?Ki çoğumuz öyleyiz...O otele sadece güzeller mi gidecek?Seksiymiş çünkü beyazmış.Beyaz seksi midir?Diyor ki:"Bir mekânın insanı pozitif etkiliyor olması hedefimiz. Bence beyaz bunu yapıyor."Bir kere, beyazda sevişmek yürek ister. Her şeyden önce makyajın bulaşır. Her şey bulaşır. Ne yapsan iz kalır.Utanırsın.Mesela sevişirken ayakkabısını çıkarmayan kadınlar ne yapacak?Hı?Ne yapacak?Bunu hiç düşündünüz mü?O bembeyaz koltuklara nasıl basacak?"Niye bassın ki" demeyin. Sevişme bu! Ne zaman ne yapılacağı belli olmaz.Zaten ayna koymuşsunuz her tarafa...Hiç belli olmaz...Ne olacak? Ertesi gün oda servisi ya da temizlik için gelenlerin suratına nasıl bakacak?Her yerde ayakkabı, makyaj vs. izleri...Artık son gün sevişilir ve kaçılır...O hep aynı sözleri tekrarlıyor: "Bence yaptığım otellerde seks yapmak akıllarına daha çok geliyor."Ben de hep aynı cevabı veriyorum:"Her otelde seks yapmak istenir zaten."Ama bu sefer biraz daha ileri gitmiş, "Basan detaylarda gizlidir lafına karşıyım. Hatta ne kadar az detay o kadar basandır bana göre. İnsanların hayatından fazlalıkları kaldırmak istiyorum. İnsan yemek yesin, sevişsin, uyusun, kalksın, çocuk yapsın, yaşasın yani..."Allah, Allah...Benim kedim de böyle yaşıyor.Detaysız.Birileri de bizi kısırlaştırsın bari Mimar Bey. Ufak bir detay ama...Fasulyeden mi ayrılmıştınız?Hani Pınar Altuğ ile sevgilisi Tony, tony tony hoooop tony, ayrılmışlardı ya...Hani ağlayarak...Öyle demeyin, ağlayarak olunca başka...Daha kırkı çıkmadan Tony Bey başkasıyla görüldü. Pınar Hanım buna çok içerlemiş."Hiç hoş değil" demiş. Başöğretmen gibi... Benden duymuş olmayın ama ayrılık buişte Pınar Hanım.İnsanlar ayrılınca başkalarıyla birlikte olurlar. Daha neler yaparlar, neler...Bunun nesi hiç hoş değil?"Beni aldatacağına inanmıyorum" da demiş.Aldatmıyor ki...Siz ayrılmıştınız ya, o bakımdan...Yoksa siz fasulyeden mi ayrılmıştınız?Böyle kızlar da varNe zamandır çok karamsardım. Ta ki, bu fotoğrafı görene kadar...Babasının yanında kasketini başına geçirmiş, bir şeyler olmaya, öğrenmeye çalışan pırıl pırıl bir genç kız.Oh be!Dünya varmış, rahatladım.Gurur duydum.İş adamı Güntekin Koksal ve kızından bahsediyorum.İkisine de teşekkür ediyorum.Neredeyse, ailesinden aldığı ayda 10 bin dolan pullu bikinilere yatıran kızlara alışıyordum.

Devamını Oku

Yaz bekarları salak olur!

20 Temmuz 2006

Evet biliyorum... Çok klasik bir konu... Yaz geldi ya...Yaz bekârları gitsin...Ama yıllar geçtikçe benim de yaz bekârları hakkındaki görüşlerim ve gözlemlerimde bir değişiklik oldu.O bakımdan yani...Yazayım dedim.Ne değişiklikler mi var?Bir kere arük onların korkunç değil, salak hatta biraz da komik olduklarını anladım.Yani gördüm ki, bunlar çapkın mapkın değil, düpedüz dangalak oluyor.Şöyle anlatayım...Şimdi bunlar, bütün kış bunu beklerler. Yani eşlerinin tatile gitmesini.Bahar aylarında kıpırülan başlar. Hele havalar erken ısındıysa onları yazlığa, tatile, her nereyeyse daha erken göndermenin yollarını ararlar.Bir sabırsızlık vardır.Ve nihayet o an gelir.Artık yaz bekârıdır.Yaz bekârları sık sık gerinirler."Ohhh... Hiçbir sorumluluğum yok. Gel keyfim, gel..." gerinmeleridir bunlar.Bu arada "Akşam ne yapsam?" diye düşünür durur.Genellikle ilk akşam dışarı çıkmazlar. Eve gidip keyif yapmak isterler.Yaparlar da. Ama sıkılırlar. Boş ev güzeldir ama yapacak şey bulamazlar. Boşluktadırlar. Hemen karısına telefon açar.Bu biraz da, "Bak evdeyim, usluyum" mesajıdır.Ama ertesi akşam...Ertesi akşam artık dışarı çıkmanın zamanı gelmiştir.Kıyafet önemlidir. Daha genç, daha enerjik, bambaşka biri olmalıdır.Kravatların birini atar ötekini takar, sonunda aradığını bulmuştur.Aynaya bakar, "Değiştim mi?" diye...Evet değişmiştir.Vallahi böyleler... Bir kravatla değiştiklerini zannederler.Ya da tişört falan her neyse...Sonra erkek arkadaşlarını arar."Ya... Bir yerlere gidip oturalım.""Tamam.""Oğlum, şöyle cıvıltılı bir yer olsun. Kızlar, mızlar..."Yaz bekarı ya, bütün kadınlar bunlara verecek. (Kalplerini yani...)Öyledir zaten. Bütün kış evde oturan kadınlar da onları bekliyorlardı..."Gelseler de onların istediği gibi seviyesiz bir şeyler yaşasak. Sonra da çenemizi kapatsak" diye...Yahu ister inanın ister inanmayın, böyle zannediyorlar.Neyse gidip bir yerlere otururlar.Önceden gözlerine kestirdikleri ya da ismini duydukları bir yere...İki, üç adam görürsünüz ya bazen otururlarken, onlar işte...Bunların konuşacak konulan da yoktur. Saçma sapan konuşmaya çalışırken gözleri fıldır fıldırdır.Sonra laf da biter.Gecenin sonuna doğru bu iki-üç adamı konuşmadan salak salak etrafa bakarken bulabilirsiniz.Bakarlar öyle.Salak, salak...Onu değiştiren kravat sıkmaya, ayaklar şişmeye başlar.Enerjileri de düşmüştür artık.Ya aslına bakarsanız bunlar ne istediklerini de bilmezler. Yani bir kadın bulsalar, korkarlar da..."Abi, ya hastalık kaparsak" "Abi, gören mören olur. Benimki Bedevi şansı.""Abi sen otur istersen ben eve gideceğim" deyip kalkarlar.Yaz geceleri hep aynı enerjiyle başlayıp aynı bozgunla biter.Ama yine de her yaz eşlerinin gitmesini beklerler.Dedim ya, korkmayın.Bunlar biraz salak olurlar...

Devamını Oku

İşte Deniz Akkaya'ya "hayır" diyenler

18 Temmuz 2006

Açıklıyorum... Hani, "Aranızda Deniz Akkaya'ya 'hayır' diyebilecek babayiğit var mı" diye sormuştum ya...İşte şimdi sonucu açıklıyorum. (Tabii, yer dolayısıyla aralarından seçmek zorunda kaldım.)Ama önce şunu söyleyeyim; gelen mail'lerin arasında sadece bir kişi ona 'hayır' diyemeyeceğini belirtmiş. Ondan başlayalım:"Bana Türkiye'de ve dünyada birkaç bayan haricinde kimi derseniz reddedebilirim ama Deniz Akkaya'yı asla reddedemem. Onun hiçbir teklifine 'hayır' diyemem. O benim rüyalarımı süsleyen kadın. Vazgeçemeyeceğim tek kadın." (T. Ş.)Ve 'hayır' diyenler..."Ben 'hayır' derim çünkü bende daha güzel ve ünlüsü var." (R. C.)"Evlilik için mi yoksa eğlenmek için mi 'hayır' diyeceğiz? Ben şahsen eğlenceye 'hayır' demem ama sürekli beraberlik çekilmez. Yokum. İletin. Kusura kalmasın" (M. Ö. - Almanya)""Bugüne kadar 'hayır'lara alışmış bir erkek olarak Deniz'e 'hayır' demek benim için şereftir. 'Hayır' diyemeyenler sıralamasında altta olacağıma 'hayır' diyenler arasında bir numara olurum." (G. Ö.)"Bana göre hiç ama hiç de güzel bir kadın değil. Öyle havalara girip kendini bir şey sanmasın. Benim gibi pek çok erkeğin tereddütsüz ona 'hayır' diyeceğini biliyorum. Dünyanın servetini verseler kesinlikle 'hayır' derim. Bunu Türkiye'ye hatta bütün dünyaya haykırıyorum." (E. Ü.)"İç dünyasındaki eksiklik hissinden değil midir onun mankenlikten ziyade daha entelektüel bir şahsiyet olarak anılma çabaları? (Yazarlık vs.) Yıllar önce Tarkan'ın klibinde seyrettiğimiz vasat mankenle arasındaki fark onca yıla rağmen kayda değer değildir. Daha ünlü erkeklerle anılmakta, o kadar." (G. D.)"Unutmasın ki değerlere saygılı insanlar da var bu toplumda." (...)"Sorunuzu şöyle sormak istiyorum: Deniz Akkaya gibi kıymetli hanımefendilerimiz cinselliği ön plana çıkarmadan normal insanlar gibi gerçek işlerini yaparak hayatlarını idame ettiremezler mi?" (A. Ş.)"Tabii buradan 'hayır' demek çok kolay ama gerçekten yalnız kaldığımızda ona ne cevap vereceğimi bilmiyorum." (S. K.)"Bana güzel gelmiyor. Güzel olduğunu kabul etsek bile bunu iddialı bir şekilde ortaya atacak karakterde bir insan kendini beğenmişliğin ve arsızlığın dibine düşmüş demektir. Böyle açıklamalarda bulunuyorsa aklı muvazenesinden çıkmış demektir." (M. D.)"Yıllar önce Serçe diye bir araba vardı. Uyanık kaportacılarımız kaportayla oynayıp Mercedes, Ferrari gibi markalara benzetirlerdi. Hakiki Ferrari varken Serçe'den bozma Ferrari'ye elbette 'hayır' derim.""Deniz Hanım'ın, "Kim bana 'hayır' diyebilir ki" cümlesini kurması bile erkeklerin 'hayır' demesine sebep olabilecek bir kibir ve ukalalık göstergesi olabilir ama kendisi farkında değil sanırım." (G. D.)Böyle uzayıp gidiyor mail'ler...Ayrıca yazınca da üzüldüm biraz. Bence sevenlerinin de mail atması gerekiyordu.Yoksa yazmasa mıydım?O da tahrik etti ama...

Devamını Oku

Bekar kadın reyonları

17 Temmuz 2006

Nasıl ki, marketlerde ürünler kategorize edilip çeşitlerine göre ayrılır ve ona göre yerleştirilir tıpkı bunun gibi insanları da uğradıkları reyonlara göre kategorize ederim ben.Biliyorum, bunu yapmamak lazım. İnsanlan kategorize etmemek gerekir ama bu güzel bir oyundur.Zevklidir.Önünde vakit geçirdiği reyona göre o insanın evli mi bekar mı, yoğun bir işte mi çalışıyor yoksa rahat mı, çocuklu mu, çocuğu kız mı oğlan mı, ev kadını mı, erkekse işsiz mi işli mi ve bunun gibi bir sürü özelliğini anlarsınız aslında...Oynarsanız, anlarsınız.Çoğunlukla da tutar.En çabuk anlaşılanı o insanın bekar olup olmadığıdır.Hele kadınınkini anlamak daha da kolaydır.Bekar kadınlardan kastim, genç kızlar değil ama...30 sonrasından bahsedeceğim...30+...Onlar genellikle bakımlı olurlar. Saçları yapılıdır. Manikür-pedikürleri de yapılmıştır. Ojeleri kıyafetiyle hep uyumludur. (Akşam boşluktan ertesi günkü kıyafetine göre hiç üşenmeden ojesini değiştirir)Topuklu ayakkabı giyerler.Onlara en çok içki reyonununda rastlarsınız. Rakı ya da şarap alırlar. Bu iki durumun habercisidir. Akşam ya eve biri gelecektir ya da tek başına bunalım yapacaktır.E, tabii mumsuz olmaz. Evde bir sürü vardır ama yine de önünden geçerken o reyona da takılır.Marketlerdeki somon fümeleri de onlar alır.Bilmiyorum, öyle bir düşkünlükleri var. Daha mı elit olunuyor daha mı çok bilmiş oluyorlar, nedir? Ama alıyorlar.Hııı, hani üzerinde meyve resimleri olan poşet yüz maskeleri var ya, onlan da bekar kadınlar alır.Sürer sürmez 10 yıl önceye döneceklerini sanırlar.Bir de, Nükhet Duru, Ajda Pekkan ve Filiz Akın'ın "genç kalma meyve sebzelerine" takılırlar.Peki, manav bölümündeki mango, ananas gibi tropikal meyveleri kim alıyor zannediyorsunuz?Tekstil kısmındaki kırmızılı ya da fuşya renkli çarşaf marşaflar da onlan mıknatıs gibi çeker.Var canım daha çook ipucu var da...Ha, "Ne oluyor yani? Anlasan ne olacak, anlamasan ne olacak? İşin gücün mü yok" senin diyebilirsiniz.Evet, diyebilirsiniz... Bence mahsuru yok.Şunu da söyleyeyim de; reyon reyon bakacağınıza kasa kuyruğunda sepetinden de anlarsınız. İçine bir bakıverin yeter.Ama çok ayıp...Çünkü insanları kategorize etmemek lazım...Skoda Marilyn Monroe...Şarkıcı Gülsen Bodrum'daki konserinde kendisini Marilyn Monroe'ya benzetmiş.Evet,Skoda bacaklı versiyonu...Bunu söylemem çok ayıp ama o da, "Marilyn Monroe gibiyim" demesin. O böyle derse, ben de "Skoda bacaklı Marilyn Monroe olur mu" derim.Söyleyene değil, söyletene bak durumu var yani...Ha, "His olarak öyleyim" derse, o daha da ağır olur. Diyecekse de vazgeçsin.Peki kıyafeti mi benziyor?Alakası yok.Eeee?Ne karıştırıyorsunuz şimdi Marilyn Monroe'yu falan."Mutluyum, aşığım" falan deyiverin, yeter...

Devamını Oku

Hangi erkek "hayır" diyecekmiş, şaşarım!

16 Temmuz 2006

Sen ezelden beridir hür yaşadın, hür yaşarsın. Hangi erkek sana "hayır" diyecekmiş, şaşarım.Deniz Akkaya sormuş ya,"Bana 'hayır' diyebilecek erkek var mı" diye...Okan Bey'in demediğini biliyoruz.Ama Guns N'Roses'ın solisti Axl Bey'in cevabını bilmiyoruz.Arabadan küfür ederek indi mi?Yok canım...Sanmam!Hem de hiç sanmam!Nerede bulacak bir daha böyle kadını...En azından bu kadar kendine güvenlisini...Farkında mısınız? Bu aralar herkes güzel. Benim etrafımda hiç çirkin kadın yok.Kiminle konuşsam, "Kendi güzelliğinden" bahsediyor.Bakıyorum, öylesine normal biri... Ya da harbiden çirkin.Ama yoook...Herkes kendini çok güzel sanıyor. Nedir bu yahu?Bizim zamanımızda ayıpti. Ayıp.Değil "Güzelim" demek, biri deyince bile utanılırdı.Hele ki, meslek sahibi olmak falan istiyorsan ya da akıllı olmak, okumak, adam olmak falan gibi ideallerin varsa, güzellik neredeyse bir engel gibiydi...Şimdi...Oooo...Millet almış başını gidiyor.İşte Deniz Akkaya da almış güzel yüzünü, binmiş arabaya, ötesi bilinmiyor...Yoksa Deniz Hanım'in dediği gibi mi oldu?Axl Bey de ona "Hayır" diyemeyen erkekler sıralamasındaki yerini aldı mı?Aslında insanın aklına başka bir soru daha geliyor:Ne yani, Axl Bey ona, "Hayır" demedi mi?Neyse orası bizi ilgilendirmez...ötesinden emin olduğumuz tek şey onun şu sözleri:Bana "Hayır" diyecek erkek var mı?Hani;"Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" der gibi...Yani ona göre, Axl Bey'le yatip yatmadığı ya da ona "Otele gidelim" deyip demediği önemli değil.Önemli olan, "Kim ona 'hayır' diyecekmiş?"Bizde buna ne derler biliyor musunuz?"Özrü kabahatinden büyük.""Bana 'Hayır' diyebilecek erkek var mı?" diye sormuş.Haydi bakalım beyler..Var mı?Deniz Akkaya'ya "hayır" diyebilecek erkek var mı? Aranızda böyle bir babayiğit var mı?Varsa, gönderin mailinizi. (Kısaca sebebini de yazın) buraya koyalım.Hangi erkekler ona "Hayır" diyecekmiş bakalım.Belki şaşırırız...Sözlerime İstiklal Marşı'mızın bir kıtasıyla son vermek istiyorum..Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma,sakın.Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.Bu bulvarı çok ararız, çoook...Bangobandhu Şeyh Muciburrahman Bulvarı...Aynen bu.Uydurmuyorum.Hem de Ankara'da.Eskişehir yolu trafiği kapanacağı için Büyükşehir Belediyesi yeni yolları tarif ediyor:"... Şehir merkezine gelecekler ise Mesa Koru Kavşağı'ndan sağa dönerek Bangobandhu Şeyh Muciburrahman Bulvarı'nı takiben..."Üşenmedim, aradım.Kimdir, nedir bu Bangobandhu Şeyh Muciburrahman diye... Cahil kalmayayım....Arama motorlarına sordum.Yanlış anlamayın, Erol Köse'nin dediği gibi Reha Muhtar'ı kastetmedim.Google ve Yahoo'ya baktım.Bulamadım.Ama o tarafa gidersem mutlaka birisine soracağım:"Pardon, Bangobandhu Şeyh Muciburrahman Bulvarı'na nasıl giderim acaba?"

Devamını Oku