Yahu artık böyle söyleyen kadın kalmadı sanıyordum. Bu söylem falan yani...Biraz tuhaf kaçtı.Kocası yoğun bakımda olanların bile, "Büyük konuşmayayım da... Neme lazım, benimki yapacak gibi görünmüyor ama yine de belli olmaz" dediği bir dönemde...İddiaya bak.İddia bir tarafa, şimdi bir de tezine bakın:"Ben dürüst yaşıyorum. Mustafa böyle bir şeyi asla yapmaz. Öncelikle onun kendisine saygısı var, benimle alakası yok. Kendisini kirletmez o."Benden duymuş olmayın ama o bahsettiğiniz kirler, duş yapınca akıp gidiyor.Üzerine bir de sigara yakınca, suçluluk duygusu da kalmıyor.Tek sıkıntı, herhangi bir iz bırakıp bırakmadıkları...Sonra pür neşe eve geliyorlar.Ha, "kendisine saygısı var" meselesine gelince... Onların aklı şöyle işler:"Benim kendime saygım var kardeşim, ben bu kadınla olmazsam onu kaybederim. İnsanın kendine karşı en büyük saygısızlığı duygularını bastırmaktır."Bir de demiş ki,"Biz de normal evliler gibiyiz, hiç farkımız yok. Bizim de evimizde yemek pişiyor, o geç geldiği zaman her kadın gibi, 'Nerede kaldın sen?' diyebiliyorum."Herkes "normal evli" Gülben Hanım.Zaten normal evliler aldatınca o, "aldatma" statüsüne giriyor.Anormal evliler nasıl oluyor bilmiyorum ama genelde böyle durumlar...Ayrıca bizi aydınlattığınız da iyi oldu; sizin evde yemek piştiğini bilmiyorduk. Yemeklerinizi çiğ çiğ yiyorsunuz sanıyorduk.Hiç istemem, Allah mutluluğunuzu bozmasın. (Bunu samimi söylüyorum) ama...Yok, yok...Gülben Hanım, bence siz büyük konuşmayın.Evren Paşa haklı çıktıKim ne derse desin, bu yazın fotoğrafı bu... Hani geçen yaz hepimiz Hülya Avşar'ın bikiniyle "yakalanmasıyla" yatıp kalkmıştık ya...Anlaşıldı, şimdi de bütün yaz bununlayız...Ama şimdi Sibel Can'ın hakkını da vermek lazım.Daha doğrusu bu fotoğrafın...Siyah şifon içinde siyah tanga...Yuvarlak bir popo...Ne yalan söyleyeyim ben bile bakakaldım... Güzel mi? Güzel.Seksi mi? Seksi. Hem de bütün sıfır bedenlerin inadına çok kadınsı... Hatta, "Kötü yakalandım, Sulhi beni kesecek" demesi de... Evet o cümle de çok seksi ve kadınsı. Yani erkekler için tahrik edici. Evet, Evren Paşa haklı çıktı. Sibel Can tam olmuş. Hatta daldan düşmek üzere...Artık bu fotoğrafın resmini yapar herhalde...Nanoseksüel olmasın da...Hani şimdi de pareolu, halhallı ve parmak arası giyen erkekler çıktı ya...Hani Selahattin Duman da bu işe çok bozuldu...Hani tek cümleyle özetledi: "Erkeğe uymaz" diye...Ona katılıyoruz. Kalpten destekliyoruz.Ama bir de şu var tabii...Überi, monosu, metrosu derken doğru düzgün erkek kalmadı.Artık, "Nanoseksüel" olmasın da "bunlara razıyız" moduna ha girdik, ha gireceğiz...
Resmini de çizeriz, fotoğrafına da bakarız. Üzerine de bir bardak su içeriz. Hatta limonata içeriz, limonata...İşte...Daha güzel, daha anlamlı bir intikam fotoğrafı var mıdır arkadaşlar...Adam ağlıyor, kadın gülüyor.İntikam bu mudur?Budur.Oh be...Hep söylerim, artık daha sık söyleyeceğim, bir daha söylüyorum:"Bir erkekten alınacak en iyi intikam, onsuz mutlu olmaktır."İşte, bana inanmayan bu fotoğraflara inansın.Şimdi hemen erkekler çıkıntılık yapmasın; sizin de bir intikam hissiniz varsa aynı yolu deneyebilirsiniz.Ne zamandır izliyorum.Zaten genelde böyle olur.Kadın ağladığı, kurtulamadığı sürece erkek gerine gerine dolaşır. Sevmese de, istemese de kadınlar onlara bağlı kalmalı, unutmamalıdır.Ve bunun için elinden geleni yapar.Kadın onun için hep ağlasın diye yarayı kaşır. Haber yollar, telefon açar ne bileyim bir şekilde kendine bağlar.Ama bir gün... Bir gün kadının koptuğunu, ondan vazgeçtiğini üstelik de onsuz mutlu olduğunu anladığında... Telaşa kapılırlar, Önce, geri almak için, ebede gübede konuşurlar... "Ben var ya, sevmiştim de, şöyle de, böyle de... O tutmazsa...Bu sefer de aşağılamaya çalışırlar.Misal: İbrahim Bey Onun aşağılaması da arabesk olmaz mı? Olur."Benimleyken oryantaldi, şimdi dansöz oldu. Bak bak... Çok ağır laf. Asena da fena oldu yani..."Ben dansözüm. Ne var ki bunda..." deyiverdi. Bu arada diğer dansözlerden de gık yok ha... Ödleri kopuyor. Ama bizim Asena var ya... Aferin ona...Bütün bunları intikam olsun diye değil, içinden geldiği gibi yaptığı için aferin.Bakalım İbrahim Bey'in rövanşı nasıl olacak?Üste çıkmaya çalışacak mutlaka ama bence boşuna...Bu işin rövanşı falan kalmamış.Bu iş bitmiş...Bitmiş...İntikam demişkenHazır konu intikamdan açılmışken sadece ibret olsun diye sizi iki haberden haberdar etmek isterim.Birincisini dün okudunuz... Kocasının üzerine uyurken kızgın yağ döküp 5 yerinden bıçaklamış ya, o...Diğeri de, kocasını parçalara ayırıp sonra da pişirip yiyen kadın.Yani bazı kadınlar benim gibi, en iyi intikamı "Onsuz mutlu olmak" ta bulurken bazıları da ateşini şiddetle düşürebiliyor.Siz mesela...İntikam alacak olsaydınız, hangi yolu tercih ederdiniz?Yani nasıl bir intikam fanteziniz var?Psikolojik pompaAmerika'da bir hakim, mahkeme salonunda hem de kürsünün altında penis pompasıyla yakalanmış. Bu penis pompası, mastürbasyon yapmaya yarıyormuş.Ne yapsın adam, hiç vakti yok herhalde, takıyor makinayı hem işini yapıyor hem de ...Vakitsizlikten canım...Bir de suçlanınca pompasını hep yanında bulundurduğunu ama hiç kullanmadığını söylemiş.Tıpkı benim astım fısfısım gibi...Yanıma almayınca nefesim kesilir ama çantamdaysa rahatlarım.Onunki de psikolojik herhalde...Dünyada en çok kullanılan kelimeNeymiş? Hiç aklınızdan geçtiği gibi dünyada en çok kullanılan kelime, "seks" falan değil.İnsanlar konuşurken en çok "zaman" kelimesini kullanıyormuş."Ne zaman verir?" (borcunu falan yani...) "Ne zaman başlar" "Ne zaman biter" gibi herhalde..."
Bu mesele çok karışık. Karı-kız meselesi... Yok, beklediğiniz anlamda geyik yapmayacağım. İngiltere'de kadınlar, daha doğrusu İngiliz Kadınlar Enstitüsü, "Ev hanımı" kelimesinin aşağılayıcı olduğunu öne sürerek yasaklanmasını istemiş.Niye aşağılayıcı bulduklarını da şöyle açıklamışlar:"Bu kelime bulaşık lavabosuna bağlı kadın imajı veriyor."Veriyor gerçekten de...Ha, öyle mi peki?Bilemem.Bulaşık meselesine de hiç bulaşmak istemem. Ev kadınlarından korkanm. Dalacak yer ararlar. Kocaları eve gelene kadar, geliyorlarsa tabii, arada meze olmak istemem.Ama karı-kız meselesine karışınm.En azından adı güzel...Şimdi, bizdeki "ev hanımı" nın karşılığı, ingilizcede "housewife" ya, yine iyiler...Bizde daha neler var, neler...Ev hanımı deniyor. Ayrıca "ev kadını" da deniyor. Biri hanım, kibar yani öteki siyah çoraplılardan herhalde...Bir de "ev kızı" var. Yani hiç sevişmemiş. Ya da sevişmiş ama sevişmemiş gibi yapıyor. Çünkü kızlık zarı yerinde duruyor.Asıl, benim hiç anlayamadığım "kız oğlan kız" lar vardır. Onlar galiba gerçekten hiç sevişmemiş olanlar. Hatta bırakın sevişmeyi uzağından yakınından geçmemiş. Yoksa lezbiyenlere mi deniyor?Nedir bu "kız oğlan kız"?Şu İngiliz enstitüsünü buraya davet edelim de bize de bir çözüm bulsunlar arükDespina da gitti...Ne garip değil mi? Sabah haberi okuyunca hepimizin ağzından aynı cümle çıktı herhalde:, "Aaaa... Despina ölmüş" Sanki hepimiz tanıyorduk onu. Çoğumuz onun yaşadığını hatta öyle birinin gerçekten var olup olmadığını bile bilmiyorduk belki. Biz onun meyhanesine hiç gitmemiş olsak da, o bizim gittiklerimize hep bir şarkıyla geldi.Bazı insanların ölümü herkesi üzer ya, öyle birşey.
Kendimi çok kötü hissetmeye başladım. Herkes o kadar ulvi düşünceler içinde ki...Miras meselesinden bahsediyorum. Hani dünyanın en zengin ikinci adamı Amerikalı Warren Buffet 37 milyar dolar bağış yapmış ya...Bu aynı zamanda servetinin yüzde 85'ine denk geliyormuş.Yani servetinin neredeyse dörtte üçünü bağışlamış.Bağışladığı yer de yakın arkadaşı ve dünyanın en zengin birinci adamı Bill Gates'in vakfı.Ulviyete bakın, dünyanın en zengin ikinci adamı en zengin birinci adamına bağış yapıyor.Herkes de bunu alkışlıyor.Ben alkışlamıyorum.Yani tıpkı benim babam bana bırakacağı servetini bağışlarsa da alkışlamayacağım gibi...Üstelik de ben böyle abartılı işlerde bir bit yeniği olduğundan kuşkulanmışımdır hep.Ya bu iste de bir kâr vardır ya da başka bir durum. Yani mutlaka bir zarar söz konusu değildir.Kıllanınm, inanmam.Bu huysuz ihtiyar işidir. Mirasını aile dışına bırakmak yani...Dedim ya, ben kötüyüm herhalde...Yok!Benim böyle yüksek duygularım yok. Tam tersi biraz aşağılık sayılacak hayaller içindeyim.Hatta en güzel hayallerimin arasında konusu mirasımla ilgili olan bile var.Yaşlanınca, (iyice yaşlanınca yani...) mal varlığımı biraz da abartarak anlatıp etrafımdakileri kullanmayı hayal ederim.Herkese, "Bana kim iyi davranırsa, mirasımı ona bırakacağım" imajı verip rahat ve neşeli bir yaşlılık geçirme planlan yapanm.Ama neyse ki, herkes benim gibi değil.Ah, bir de polisler sürülmeseydi...Ne hoş bir durum, ne güzel bir haberdi.Dünkü VATAN'in manşetinden bahsediyorum..."Babam Bakan demeyince..." haberinden...Hani bir polis, Orman Bakanı Osman Pepe'nin oğlunu oto hırsızı sanmış yere yatırıp kelepçelemiş ya... Aslında her şey çok güzel başlamış.Polis görevini yapıp yasak yere arabasını bırakan vatandaşın yanına gitmiş. Ruhsatını istemiş.Bakanın oğlu büyük bir olgunluk göstererek, "Ben kimim biliyor musun?" dememiş.Polis de, "Ruhsatım yok" diyen ve o sırada sadece sıradan bir vatandaş olan Bakan'in oğluna kelepçeyi takmış.Ne güzel değil mi?Bakan'in oğluna da polise de, "aferin" değil mi?Tıpkı Amerika ya da Avrupa'da geçen bir olayı okur gibiyiz. Gibiydik.Ta ki, olay Orman Bakanımız Osman Pepe'ye iletilene kadar...O ne yapmış?Buradan sonrası hemen Türkiye'de ve eskisi gibi olduğumuzu hatırlattı bize.Bakan Bey hemen gerekli yerlere telefonlarını etmiş ve görevini yerine getiren polisler sürülmüş.Ah, yaa...Ucundan döndük.Osman Bey de o telefonları açmasaydı...Oğlu gibi olgun davranabilseydi...Hatta gerekli cezalarını verip olay yerinden ayrılsalardı...Ah, keşke polisler sürülmeseydi...Düzeltme27.06.2006 tarihli yazımda, bazı erkeklerin sevişirken ilkel düşünceleri olduğunu ima etmiştim.Yoksa alenen yazmış mıydım? Neyse, çok itiraz geldi. Düzeltme gereği hissettim. Aynı tarzda gelen itirazları tek cümlede iletiyorum: "O sırada genellikle hiçbir şey düşünmeyiz..."
Evet. Erkekler kedileri ya kıskanırlar ya da ondan korkarlar. Bir kediyi, bir kadın gibi seven erkek azdır. Onların da kıymetini bilmek lazım.Hani Ajda Pekkan ölen kedisinin içini doldurtup salonuna koymuş ya, oradan aklıma geldi.Herkes de onu canlı sanıp sevmeye kalkışıyormuş.İkisi de tuhaf.Biri, ölünün içini doldurtmuş, ötekiler de ölüyü diri sanıyorlar.Meşhurların dünyası böyle herhalde!Ama Ajda Hanım'in kedisinin başka bir mazisi de var; eski sevgilisiyle kedi yüzünden kavgaları ve ayrılışı falan...Saçma ama doğrudur; bir ilişkide kedi belirleyici olabilir.Çünkü evinde kedisi olan bir kadın her zaman ona adamdan daha fazla önem verir.Daha doğrusu kediye sevgisini gösterir.Öyle kedi holiganı kadınlardan bahsetmiyorum ha, normal mesela tek kedisi olan biri gibi...Ama farketmez. Olaylar şöyle gelişir:Kadın kedisini kucağına alıp mıncıklar, "Aşkım, canım" diye öper durur.Günde 5 kere...Adamlar da, arkadan kös kös onlara bakıp durur. İçin için arük kediyi rakip olarak görmeye başlar.Kedinin bütün hataları görmezden gelinirken adamın ufak bir hatası mesele olmaktadır çünkü.Evet, adamlar ne yazık ki böyle düşünürler.Bu kadar ilkel olabilirler.Bazıları da korkar...Size bir arkadaşımın küçük bir sırrını anlatacağım şimdi...Bu adamın (arkadaşım olan) kedisi olan kadınların evinde sevişememe gibi bir prensibi var. Varmış. Aslında buna fobi de diyebiliriz.Yani oturup kalkıyor, yemek falan da yiyor ama sevişemiyormuş."Abi, bunlara güven olmaz, gelip kıçımı tırmalar" diyor.Allah iyiliğini versin senin! Kedi senin kıçını ne yapsın?Onun da işi gücü kalmadı, senin kıçını açacağın vakti bekliyordu..."Şöyle bir kıç olsa da atlayıp tırmalasam" diyordu...Ön tarafını sağlama almış, kıçından korkuyor...Şimdi ben böyle diyorum ya, Murphy kanunu bu; açtığı ilk gün gider tırmalar..."Kedi-erkek" çekişmesi yıllardan beri süregelir. Onun için bu kıskançlıkları artik erkeklerin genlerine işlemiştir. Bu yüzden daha küçük yaşlarda kedilere eziyet edenler de hep erkek çocuklarıdır.Hiç bir kız çocuğunun kedi yaktığını falan duydunuz mu? Hayır.Şimdi buradan kedi fobili erkeklere sesleniyorum; sakın ha kedilerle bir rekabete girmeyin, kaybedersiniz.10 yıl süren ereksiyonYook, öyle hemen sevinmeyin. Yeni bir doğal yöntemden falan bahsetmeyeceğim. Amerika'da 62 yaşında bir adam gidip mutluluk çubuğu taktırmış.Ama o günden sonra ereksiyonu dinmemiş. Kötü cin hikayeleri gibi bir durum yani...Öööle dolaşmış.Ne denize girebilmiş, ne insan içine çıkabilmiş.Sonunda hasteneyi dava etmiş.Jüri de hastaneyi haksız bularak çubuklu adama 400 bin dolar tazminat ödenmesine karar vermiş.Demek ki neymiş?Mutluluk çubukta değilmiş.Ama gel de bizimkilere bunu anlat. Onların yorumu hiç de böyle değil.Nasıl?"Adama bak. Hem 10 yıl öyle dolaşmış hem de üstüne para almış!""Benimki inse dava açardım.""Zaten 400 bin dolarım olsa çubuğa gerek yok, bütün kadınlar gelir."
Jerry Hall: "Kadın mutfakta iyi aşçı, yatakta yosma olmalı" demiş."Jerry Hall kim?" diyeceksiniz, söyleyeyim; Mick Jagger'in eski eşi ve manken.49 yaşındaymış. Herhalde eski manken. Ne fena, bütün unvanlarının başında "eski" ibaresi var...Jerry Hall aynı zamanda, bir küresel elçi.Bir ilaç firmasının erkeklerde sertleşme sorununun çözümüne yönelik olarak dünya çapında başlatılan "Derdini Paylaş, Aşkını Alevlendir" kampanyasının küresel elçisiymiş.Unvana bakar mısınız?"Küresel elçi"Neyin, neyin elçisi?"Derdini Paylaş, Aşkını Alevlendir" kampanyasının...Üfff...Neyse konumuz bu değil.Konumuz şu:Jerry Hanım'ın, bu kampanya çerçevesinde söylediği sözler:"Kadın mutfakta iyi aşçı, yatakta yosma olmalı." Oldu. Başka?Peki diyelim ki, biz öyle olduk...Erkekler nerede, ne olmalı?Mutfakta iyi bir aşçı yamağı, yatakta ...Ne?Yatakta ne olmalı?Yosmanın erkekteki karşılığı nedir?Yani yosmanın ruh ikizi var mıdır?Aklımdan bir çok kelime geçiyor... Çapkın, pezevenk, jigolo...Yok, hayır. Hiçbiri onun karşılığı değil.Düşünün bakalım. Var mı?Boşuna uğraşmayın, bulamazsınız.Sanırım bu sadece kadınlara ait...Kadınlara ait bir hal...Sanatını konuştur o zaman... Şarkıcı Gülşen'le yatıp kalkıyoruz ya bu aralar...Ona da fenalık gelmiş."Artık sanatımla anılmak istiyorum" demiş. Tamam. Anlaştık.Çok iyi olur. Ayrıca yerinde bir karar. Daha ne desem ki?O zaman artık sevişir gibi klipler çekmeyecek demek ki...Ya da poposu dışarıya çıkık erotik pozlar da vermeyecek...Hatta fazla dekolte kıyafetler de giymeyecek. Ayrıca birlikte olacağı erkekleri evlilerden seçmeyecek. Seçse bile adamı açıklasın diye doldurmayacak.Ya da birlikte olduğu erkeğin evli olup olmadığını ilk iki günde anlayacak.Böylece boşanma kağıtlarını kasasında saklamaya gerek kalmayacak. (Birisi bana böyle bir evrağın kasaya niye konduğunu anlatırsa çok sevineceğim...)Çok sevindik Gülsen Hanım. Kararınızı destekliyoruz ve bekliyoruz...Penisine kene yapışmış"Tokat'ta parkta oturan gencin cinsel organına kene yapıştı"Haber bu."Nasıl yani?" dedim tabii...Yok canım... Hem de öyle otururken.Oturmuyordur o.Peki o zaman nasıl olmuştur? Tahmin edin bakalım...Piknikçi erkekler artık geniş önlemler alırlar herhalde.Aslında belki bu sayede her gördükleri çalılığa çişlerini yapmaktan vazgeçerler.Bitmedi...Penisine kene yapışan genç, olayı evine gittiğinde fark etmiş.Keneyi kendisi çıkarmış sonra hastaneye gitmiş."Doktor Bey, ben öööle oturuyordum parkta. Geldi beni buldu bu."Ne diyeyim, "Geçmiş olsun kardeş"
Yok böyle bir şey... Bilkent Üniversitesi'nin en seksi ve popüler kızlarından biri, yaz okulu masrafını karşılamak için kullanılmış tangasını internet üzerinden satışa çıkarmış.Akla bak!Hangi akıl bu?Tabii ki erkek aklı...Onu satışa çıkarmak erkek aklı da, onu almayı düşünmek ya da hayal etmek başka akıl mı?Yooo...Peki, açık artırmayı 31 YTL'den başlatma fikri kimindir?Dikkatinizi çekerim: "31" YTL...Zaten sonunda bütün bunları bir erkek öğrencinin planladığı ortaya çıktı.Yine de daha ilk gün tangaya verilen para 1.250 YTL'ye çıkmış. Ben 69'lu bir rakam yakıştırırdım oysa...Peki, tam tersi olsaydı...Yani kullanılmış bir erkek külodu, mesela bir boxer ya da yeni moda slipler aynı ilgiyi görür müydü?Kızlar, kullanılmış bir erkek iç çamaşırına para verir miydiniz?Adamına göre mi?Küloduna göre mi?Yoksa içindekine göre mi?Bilkentlilere rica etsek, bir de erkek çamaşırı ilanı verseler de kıyaslasak...Ama bence şu sıralar en fazla ilgi çeken ilan şu olurdu:İmam hatipliden az kullanılmış haşema..."Paşam, siz de tam oldunuz yani..."Yine bir tuhaflık var... Çünkü biz bir darbe liderini seviyoruz.Olacak şey mi?Oluyor işte...Darbe yaptığında, ondan hemen sonra ve şimdi bile... Yani darbeden 26 yıl sonra bile o hâlâ seviliyor.Geçen gün Sibel Can'a Bodrum konserinde söylediklerini okuduk ya..."Sibel, sen artık tam olmuşsun, resmini yapayım" demiş ya...O bakımdan yani...Şimdi söyleyin bakalım... Aranızda ona, bu sözlerine sinir olan veya kızan var mı?Ama halka soruyorum, normal vatandaşlara...Bence yok.Peki sevimli ve samimi bulanlar var mı?Evet.Hatta çoğumuz gülüp espriler de üretmedik mi?"Paşam, Sibel Can'ın nü resmini mi yapmak istiyor acaba?""Yoksa Picasso'vari bir şeyler mi yapar?" (Ona kolay gelmesi bakımından...)"Aman Emel Sayın duymasın!"Ona karşı içimizden geçen en kötü düşünce olsa olsa şudur:"Sayın Evren, siz de tam olmuşsunuz yani..."İşte tuhaflık da tam burada zaten...Yunanistan, İspanya, Portekiz, Arjantin, Şili...Darbecilerin yargılanıp, hapsedildiği ve toplumda hiçbir itibarı kalmadığı bir dünyada...O hayatini yaşıyor.İstediklerini yapıyor, söylüyor. Eğleniyor...İnsanlar da ona katılıyor.Çünkü halk onu yargılayıp çoktan kararını vermiş bile:Onu herkes seviyor...Özetle, seksiymiş...Hayatımızda şimdi bir de Nihat Doğan var ya...Seda Hanım'in bize armağanı...Böylece İbrahim Tatlıscs kulvarında rekabet iyice kızıştı...Erol Köse'den sonra Nihat Doğan..."Oberseksüel erkek, seksi erkektir. Bu kelime sanki beni özetliyor" demiş.Seksiymiş yani...Nihat Doğan seksiymiş!!!Böyle özetienebilirmiş! Özetlemese, ne anlatacak acaba?Ne diyeyim? Herkesin seksisi kendisine...
Evet, görünüş fena değil. Tip olarak yani...Bu yeni moda erkeğin seksüel tarafı herhalde. Hele misal olarak Brad Pitt ve özellikle Russell Crowe'u gösterdiklerine göre, olayı tartışmaya gerek bile görmüyoruz.Amma...Bu yeni moda erkeğin huyunu suyunu da tarif etmişler: "Kadınlara karşı aşırı sahiplenici" diye...İşte yeni kavramın maço tarafı...Amerikan moda uzmanları ve kozmetikçiler, giyimine özen gösteren, cilt bakımı yaptıran, sportmen, metroseksüel erkeklerin popülerliğini kaybettiğini söylüyormuş.Aman zaten bizde pek tutmamıştı bu.Uzmanlara göre artık popüler erkek tipi, maçoseksüellermiş.Amerikan Best Life Dergisi editörü Stephan Perrine maçoseksüelliğin sırlarını şöyle açıklamış:"Bu magandalık değil. Kadınlara, kararında sert davranmak, koruyucu olmak, maçoseksüelliğin şanından... Kendine bakmak yerine, kadınını, ailesini koruyan erkek tipi..."Sırra bak!Böyle sırlar öğrenmek istiyorsa buraya davet edelim onu.Bir töre cinayetine kurban gitsin ya da birine baktı diye sıkı bir dayak yesin de göreyim onu; bir daha maço kelimesini ağzına alıyor mu?Buradan Amerika'ya dönene kadar şu sözleri söyler durur herhalde:"Maço diyen ağzımı..."Allah cezanızı verecek.Şu Stephan mıdır nedir, söylediklerine bakın:"Kadınını koruyan" mış...Bir düşün Stephan, "Kimden koruyan?" diye...Ben sana söyleyeyim, "Senin gibi bir başka maçodan."Yoksa hayvanat bahçesinden kaçan pitondan değil herhalde...Bu maçoseksüellik değil apaçık maçoluk. Sonuna seksüel ekleyince adam mı olunacak? Seksi mi olunacak?Üff... Zaten anlamadım, ha bire erkek modası çıkarmanın ne alemi var?Ne yapacağız yani? Modaya göre adam mı değiştireceğiz?"Şekerim kusura bakma, senin modan geçti. Hadi byee..." mı diyeceğiz?Yoksa elimizdekileri mi modaya uyduracağız?"Hadi canım, ver şu nemlendiricilerini artık bana. Sen git kirli sakal bırak bakayım. Niye mi? Öyle işte, moda öyle de ondan.""Ne o öyle? Hiç bana karışmıyorsun? Sahiplen bakayım... Tut şöyle elimden. Hıh... Tamam."Ne diyorsunuz yaa...Ne modası?Koruyucu erkekmiş!Bizi başka erkeklerden koruyacak bir erkek!Lafa bak!Mantığa bak!Ama biliyorum ne yazık ki, bundan hoşlanan kadınlar var. "Ay, çok kıskanç şekerim"ci kadınlar...Allah onların da cezasını verecek.Suratlarına bir tokat yediklerinde ya da "Otur evinde" dendiğinde...Ha bire aldatıldığında...Gıkını çıkaramadığında...Daha sayayım mı?Saymayayım...Yoksa bu hızla, metroseksüel erkeklere de, onlara bakana da...