Bir adamın bittiği an...

21 Mayıs 2007

İlk yemek önemlidir... Yok, vazgeçtim; ilk 5 yemek önemlidir. Adamı ya da kadını orada tanırsın aslında... Bakarsan, fotoğraf gibi karşındadır. Yani o zamana kadar yatmadıysan tabii...“Sabret” derim ben.5 yemeklik sabret. Ne var canım? Kudurmadın ya, tut kendini, yatma. Ama durumun çok vahimse... O zaman hızlandırılmış tarifeye geç. 3 gün üst üste yemeğe çık. Zaten ondan sonra ya onu gerçekten çok istersin ya da vazgeçersin. Mesela akşam yemeğine gidilecek...Kadın, pür şık.Parfümler sıkılmış, maniküre gidilmiş, saçlar doğal fönlü, topuklu ayakkabılar... Hafif göğüs dekolteli...Zaten kaç gündür, “Ne giysem?” diye düşünülmüş, en uygununa 4 kişilik arkadaş heyeti karar vermiş. “Neme lazım” diye ağda falan da yaptırmış. Adam janti.Ayakkabıları falan...Kurtlar Vadisi gibi giyinememiş.Ceket içine kravatsız gömlek de... Yani aklına gelmediğinden değil, denemiş de son anda vazgeçmiş... İçine sinmemiş. “Ne lan bu böyle?” demiş. Demiş yaa... Lütfen onları giymiş olmasın. Onları giyip bir de o tavırla yürümesin. Sanki çok önemli bir şeyler biliyor da söylemiyor gibi... “Bi istese var ya...” havalarında... Yani insana, “ya, bu çok yakışıkılı ve havalı da bizim mi haberimiz yok” dedirtmesin.BUNUN NİYETİ KÖTÜHer şey mükemmel yani...Neyse, şimdi bunlar yemeğe gittiler ya... Masasında kekikli zeytinyağı tabağının hazır beklediği bir yere gider bunlar. O tabak çok ipucu verecek, anlatacağım... Balıkçıya gittiler mesela... Çok risklidir bu. Meze istenecek çünkü. Adam garsona dönüp şunu derse... -Gevez var mı gevez?Hele hele, arkasından bir de hibeş gibi bir şey sorarsa...Bitti. İşte bir adımın bittiği an, o andır. Gevez! Yani erken hareket etse daha iyi. “Geçer hayatım, streslisin” falan dersin. Ama buna yapılacak bir şey yok. İlk yemekte bunları ısmarlayan adamdan size hayır gelmez. Bunun niyeti kötü demektir. Bunun niyeti, akşama işi bitirip bir daha aramamaktır. Bir hızlı hareket ve rahatlık refleksi bu. E bu tavrı, tabiatıyla seks hayatına da sirayet eder muhtemelen... Hele ki, o zeytinyağına ekmeğini eliyle tutup banıyorsa kesin çapkındır. Aynı adam limonu da eliyle sıkar. “Next” psikolojisi bu. Ha, bunları söyleyen kadınsa daha da kötü. O da taklit yapsın daha iyi... Gerçi yemekte “gevez” isteyen bir kadınla bu adam yatmak istemeyebilir. Haklıdır da... Şimdi senaryoyu geri saralım. Balıkçıya kadar olan kısmı... Garson geliyor ve adam ne soruyor mesela...-Fırında parmesan peynirli enginar?Tamam, bu adam da çapkın olabilir ama en azından iyi müzik dinliyordur. Evi zevkli ve derli topludur. Temizdir. En azından seni de düşünür! “Orada” yani... Hayır, sonra şaşırma, ağlama diye söylüyorum... Bi yemeğe çık önce...

Devamını Oku

Hani akşamları yapamıyoruz ya, nedir o?

17 Mayıs 2007

Tamam, bugün son. Ama seriyi tamamlamam gerekiyordu. ‘Seks hayatınızı renklendirin’ serisini...Duygusal ve vahşiyi işledik, sırada spontane ve tabusuz seks var. Spontaneden başlayalım.“Havaya sokmak için: Spontane için de olsa, bazı şeyleri önceden planlamanız en iyi koşulların ne olduğunu düşünmeniz gerekebilir.” E, ne anladık o zaman! “Hava sıcaklığından çevrede bulunabilecek insanlara, pratik kıyafetlere kadar bir sürü ayrıntıyı hesaba katmanız gerekecektir.” Sen işi iyice fanteziye vurdun. Taammüden yani...Ayrıca hava durumunun bizimle ne alakası var? Gerçi önümüz yaz, çelişkilerle dolu günler geliyor.Yani sıcakta eziyet ama libido tavanda... Deniz, güneş, bikinili kızlar, güneş gözlüklü adamlar, akşamüstü içkileri... Ama yapış yapış, sıcak da bir hava...“Ya da bir partide ev sahibinizin yatak odasında, evin kilerinde, merdivenlerde nasıl yapabilirsiniz?” Yok artık!Spontan ol dediysek, o kadar da değil. Elalemin evinde...Tam tersini düşünsenize; evinde parti veriyorsun, bir ara yatak odana gitmen gerekti, kapıyı bir açıyorsun, içeride ohooo...“Pardon ya... Ben hırkamı alıp çıkacağım. Siz rahatınızı bozmayın!” “Koşulların uygun olduğunu tespit ettiniz. ‘Sence şimdi burada birlikte olsak nasıl olurdu?’ gibi sorularla uğraşmayın. Direkt öpmeye ve dokunmaya başlayın. Çoğuzaman sözcüklerin anlamsızlaştırdığını davranışlar manalı kılabilir.” KOMEDİ YERİNE EROTİK FİLM Sıra geldi en çekici görünenine...Tabusuz seks...Tabulu olsa...İçinde soyunmak, dokunmak, öpüşmek, sevmek, kelimeleri geçmeden anlatacaksın.Hani akşamları yapamıyoruz ya... Hani bir türlü bulamıyoruz ya...Hani yapıp yapıp kaçıyorlar ya...Hani arada bir sapıtıyorsun ya...Öyle hemen moralinizi bozmayın.Nasıl olacağını anlatmışlar:“Havaya sokmak için: Evinizde ortalıkta erotik dergiler bırakın ya da önceden kararlaştırdığınız komedi filmi yerine erotik bir film kiralayarak ona sürpriz yapın.” Şimdi...Onların tabusuzdan ne anladığını biliyoruz değil mi?Biliyoruz, biliyoruz.Kadınların da tek ihtiyacı tabusuz seksti zaten!Bunun için de filme milme gerek yok. Onlar zaten 15 yaşından beri seyrediyor. Ezbere biliyorlar. Bakmazlar bile...“Telefonda konuşurken utanmanıza gerek yok. Gözlerinizi kapatın ve aklınıza gelen soruları sormaya başlayın.” Ne soracaksın be?Karahanlılar kaç yılında kuruldu?Konuş de, anlarım. Ama ‘soru’ deme... Yani erotik soru soracaksın da, o da “Hayır” mı diyecek?“Erkekler pohpohlanmak ister. Deneysel seks de buna dahildir. İyi yaptığı her şeyi övün. Bir yandan da hoşunuza gitmeyenlerin üzerinde çok fazla durmayın ama bunun sizin zevkiniz olmadığını fark etmesini sağlayın.” Ha, yetmedi bir de pohpohlanacaklar...

Devamını Oku

Takımını söyle, sana seks hayatını anlatayım

16 Mayıs 2007

Devam ediyoruz... Hani dün cinsel hayatı sıkıcılıktan kurtarma önerilerine başlamıştık ya, ona devam... Bugün sıra vahşi sekste...Seçmece ya bunlar...Her gün başka birini al, dene, bırak...Ne olacak ki? Ama ben biliyorum, ‘vahşi’ deyince sizin kulaklarınız dikilmiştir şimdi.Hatta aranızda, “Nerdee...” diye hayıflananlar da vardır.Sanki bulsa, her gün vahşi seks yapacak...Elçiye zeval olmazmış, ben onların önerilerini size aktarayım...“Havaya sokmak için: Ufak bir çekişme uyarıcı olabilir: Tuttuğu takım yenilmiş ya da bir tanıdığınız sevgilinizin burnunun büyük olduğunu düşünüyor... Bu konulardan bir miktar bahsettikten sonra gülmeye ve onu öpmeye başlayın.” A-ha!Beşiktaşlılar bu ara epey yorgun düşmüşlerdir herhalde... Ama hangi birine yetişecekler ki... Fenerliler de seks meks yapmıyorlardır. Onlarda adrenalin, endorfin mendorfin tükenmiştir. Orgazm sonrasındaki gibi manasız hareketler içinde dolaşıyorlardır.Galatasaraylılar daha sonra inceleyeceğimiz spontane seks bölümüne giriyorlar. Bulurlarsa yani... “Oldu oldu, olmadı çay demleriz” hali... Burun konusuna gelince... Hani “Burnun büyük” denilecekmiş ya, kızsın da, adrenalini artsın diye...Ben bu konuda bir yorum yapmak istemiyorum. Kızar mı artık, hoşuna mı gider bilemem...Anladınız siz onu...30 SANİYEDE NE YAPILIR?“Kıskançlık: Alışverişte, barda ya da restoranda dozunu kaçırmadan başka bir adamla flört edin. Arkadaşlarından biri hakkında olumlu bir görüş belirtin. Sonra ona dokunarak ‘Bir şeyin mi var?’ diye sorun. Rekabet hissi testosteron akışını hızlandıracak.” Buna yorum yapmasam da fıkra anlatsam...Adam karısını en yakın arkadaşıyla yakalamış. Delirmiş tabii... O sinirle arkadaşını alnından vurmuş. Kadın hışımla kocasına dönmüş, “Kendini kaybediyorsun. Bu gidişle hiç arkadaşın kalmayacak!” “Bir yarışma sahneye koyun: Bilek güreşinde kazanacağınızı iddia edin ya da 30 saniyede sizi soyamayacağını... Yarışma hissi erkeklerde yüksek performansın ortaya konmasını sağlar.” Bir kere, “Bilek güreşi yapalım” diyen kadınla veya erkekle sevişilmez. 20 yaşında değilseniz tabii...30 saniye işine gelince...Ne diyorsun sen?30 saniyede seni soyar bir de üzerine takım elbise diker bunlar!“Yakın dövüş: Üst kolunu sıkmak, poposuna bir şaplak atmak, göğüs ucunu sıkıştırmak, sert seks isteğinizi açığa çıkarır.” Ne o öyle be? Maymun musun sen?Hulala hulala gibi hareketlerle istediklerini anlatmaya çalışıyorsun.Allahım, çeşit çeşit kullarını... demiş ya, ne güzel söylemiş.

Devamını Oku

Onun duygusalı olur mu?

15 Mayıs 2007

Ben bıktım, onlar bıkmadı... Hâlâ umutları var. Yine, “uzun zamandır tanıdığınız bir erkekle bile yeni heyecanlar hissedebilirsiniz” diyorlar.Üstelik bu sefer biraz abartmışlar. “Hangisini alırdınız?” diye de soruyorlar.“Sizin tarzınız hangisi, onu verelim...” Duygusal, vahşi, spontane, tabusuz... Hangisini alırdınız? Ay çok naziksiniz...E, hadi duygusal alalım. Yanına da armutlu vokta lütfenn...Bakalım başımıza neler gelecek? Diğerlerini daha sonra kullanma hakkımız var mı acaba? Vardır vardır...Hepsine bakarız teker teker... Sonunda da ortaya karışık...Adım adım ne yapacağımızı anlatmışlar.“Havaya sokmak için: Sabah birlikte duş almak, saunaya gitmek, omuzlarına masaj yapmak yumuşak seks için güzel birer hazırlık yerine geçer.” Hazırlığı mı kalmış! Bu hazırlıksa sonra ne yapılıyor ki? Ben size söyleyeyim, o iş orada biter.TÜRKÇE MÜZİKLE SEKS OLMAZAma onlar devam ediyor:“İpek ve saten: Baş başa kalmadan önce uygun müzik ve mumlar sayesinde rahat ve çekici bir ortam yaratın. Saten ya da ipekten yapılmış gecelikler giyin. Bu kumaşların verdiği hissi hem siz hem o çok seveceksiniz.” Ben de saten maten deyince çarşaftan bahsediyor sandım. Onu komik seks isteyenler bölümünde anlatacaklar herhalde... Patinaj çekerekten...Ayrıca size bir tüyo; mum ışığı hiç iyi bir ışık değildir. İnsanı çirkin gösterir. Müzik çok önemlidir. Mesela, Türkçe olmaz. Bizimkiler genellikle hüzünlü olduğu için ortama ters düşer. Hopbidi hopbidi olanlarla da havaya giremezsin. Hadi size son bir tüyo daha... Buddha Bar 3’ün, biri... Arkadaşınla dinlesen, dostluğun tehlikeye girer. O derece yani...“Isınma programı: Köpüklü bir banyo mu? Su küvete dolarken siz ipek kimononuzla ortalıkta dolaşıp etrafa tütsüler yardımıyla aromatik kokular yayılmasıyla ilgilenin.” Banyoya takmış bu.Yıkanmaya mı, seks yapmaya mı geldin? Adama seks diyorsun, o hemen banyo diyor. Deli mi ne? Hamama mı gideceksin nerede yıkanacaksan yıkan da gel. Nedir bu yaa? İki lafın başı banyo... Bak bunun duygusallığı falan kalmıyor ona göre...GÖZÜNE MÖZÜNE BAKMAZ... Ayrıca ne o öyle? Yeni boşanmış kadınlar gibi, elinde tütsüler, ipekler falan...Kaçar adam, söyleyeyim... Öncekiler tütsü yapmadığından olmadı sanki!Koyarsın bi köşeye kendi kendine tüter. “Odanın içinde ihtiyacınız olan herşeyin hazır bulunmasını sağlayın. Kumaşlar, jeller, losyonlar, masaj yağları, tüyler...” Ne o? Müsamere mi yapacaktınız? Derya Baykal’ın programı gibi... Tüyler, kumaşlar... Şapka falan yaparsınız belki... “Bilinmeyen yüzlerinizi göstererek sizi yeniden keşfetmesini sağlayın” Olur. Herkes de lebiderya çünkü... Ha, pardon. Diyor ki, ufak değişiklikler...Mesela hep gözünüzü mü kaparsınız, bu sefer açık tutun. O da gözüne bakacaktı... Gözüne mözüne bakamaz.... Bırakın bunları yahu...Zaten seksin duygusalı mı olurmuş?

Devamını Oku

Dönemedim...

14 Mayıs 2007

Birdenbire dönemedim. Kendi yazılarıma yani... Olmadı işte... Sonunda şuna karar verdim; “Bugün bir geçiş yapayım da... Gelen maillerle... Gün mü yok? Benimkilere de sıra gelir.” Tahmin edeceğiniz gibi Hayrünnisa Hanım’dan cevap gelmedi.Ama o hariç başkalarından çok soru ve cevap geldi.Ben de onları eşleştirdim.İşte birkaçı... “Madem siz kitaplarda Müslüman kadının nasıl giyinmesi gerektiğini o kadar iyi biliyorsunuz ve eğer Müslüman biriyseniz neden öyle giyinmiyorsunuz? Siz niye öyle süslü giyinmeyi tercih ediyorsunuz? Sizin de yaptığınız sözde Müslümanlık olmuyor mu?” “Din adına başlarını örten bu kadınlar neden benden daha gösterişli kıyafetler giyip benden daha dikkat çekici makyaj yapıp türlü takılar takıyorlar?Sokakta yan yana yürüsek benim değil onun daha çekici olduğunu açıkça görür insanlar.Oysa ben başı açık, sarışın bir kadınım...Ama makyaj yapmıyor envai renk ve desende pardesü giymiyor ve türban takmıyor, suratıma her tür en moda renklerden yapılmış o makyaj malzemelerini sürmüyor, onlar kadar pahalı ve lüks çanta ile ayakkabılar giymiyor üstüne üstlük altıma da son model birer araba çekmiyorum! Türban ticareti yapıyor bu insanlar...” HANİ DEMOKRASİ?“Hayrünnisa Hanım’ın şahsında benim eşime ve diğer milyonlarca hanıma saygısızlık yapıyorsunuz. Hani Demokrasi vardı. Hani İnsan Hakları vardı. Hani hepimiz kardeştik.” “Sizin de belirttiğiniz gibi, kimsenin inancı gereği özel yaşamında başını örtene karışması söz konusu değil. Karşı olduğumuz, türbanın siyasi bir simge haline getirilip, Cumhuriyetin kazanımlarını yıkmaya yönelik bir silah olarak kullanılması.” HANGİSİ TAHRİK EDİCİ “Elinizde iman ölçen veya dindarlık seviyesini belirleyen bir makine mi var? İnsanların gerçek mi, sahte dindar mı olduğuna karar verebiliyorsunuz? Süslenme konusunda ise dini konulardaki birikimsizliğiniz ve cehaletiniz sırıtıyor. Çünkü dinimiz kadınların belirli ölçülerde süslenmesine cevaz veriyor. Yüz ile ilgili sürme vb. dönem süslenmeleri bizzat peygamber tarafından teşvik ediliyor.” “Hani türban, erkeğin, kadının saçını görüp tahrik olmasını önlemek için de bir anlamda giyilir, derler ya...Sorum şu: Bir erkek, bir kadının saçını görünce mi daha fazla tahrik olur yoksa o kadının gözlerini, dudaklarını, yani ağzını, yanaklarını, kaşlarını (hele bunlar birde makyaj ile daha da güzelleştirilmiş ise) yani bir insanın bütün kişilik ve karakterinin aynası olan yüzünü görünce mi daha fazla tahrik olur?”*****VE YAZ GELİYOR...“Plajlarda bir çarpıklığın, riyanın ve kendi inancına saygısızlığın da yaşanacağı günler geliyor. Haşemalı hanımlar, slip giymiş yabancı erkeklerin yanlarında denize giriyorlar. Güya kendilerini kapatarak günahtan korunuyorlar. Haşemaya girecek kadar inançlarına saygılı olduğunu vurgulamaya çalışan bir insanın, giyinikken bile mahremin yanında durması dinen caiz değilken, elin slipli erkekleriyle aynı ortamda bulunması ve onları öyle görmesi günah olmuyor mu? Bu nasıl bir çelişki... Aynı durum tesettür mayosu giren erkekler için de söz konusu değil mi?”

Devamını Oku

Hayrunnisa Hanım’a birkaç soru

13 Mayıs 2007

Hayrunnisa Hanım yani Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül’ün eşiyle yapılan bir röportajı okudum. (İlknur K. Akman.)Okurken araya girip aklımdan ona hayali sorular sordum. Tutamadım kendimi, bazılarına cevaplar verdim.Kendi kendime konuşup durdum yani... Mesela, “Başörtülü first lady adayı olarak tepki alacağınızı düşünmediniz mi?” sorusuna karşılık, “Ben Türkiye’nin bunları aştığını düşünüyordum ama yanılmışım. Türkiye bir rol model olmuştu. Orta Doğu’da o kadar iyi bir itibarımız var ki. Şu anda sadece bu itibarımıza gölge düştü diye üzülüyorum” diyor. İlk sorum da buna oldu;“Siz neyin veya kimin rol modeli olmuştunuz?” Biliyor musunuz? İşte sorun da buradan kaynaklanıyor zaten. “Bana niye bu kadar yüklendiklerini merak ediyorum, beni tanımıyorlar ki...” diyorsunuz ya... Evet tanımıyoruz. Belki de çok iyi bir insansınız. Ama biz neye kızıyoruz biliyor musunuz? Az önce sizin söylediğinize... Kendinizi iyi bir rol model ilan etmenize... Ya da sanmanıza...Evet belki iyi bir insansınız ama bizim rol modelimiz siz değilsiniz.Bizden kastım, o seyrettiğiniz mitingdekiler... Erzurum’dakiler değil, orada kadın yoktu zaten. Niyeyse?Yoksa, siz kendi halinde, gerçekten inançlarıyla yaşayan ve kapanan biri olsanız... Bize ne ki?Ama öyle değil.BU SÜS İNANCINIZA UYGUN MU?“Bana zorla hiçbir şey yaptıramazsınız. Ben özgürlüğümün kısıtlanmasına asla izin vermem. Hakkımı da her konuda sonuna kadar ararım” da diyorsunuz. Ama burada da duralım biraz.Hak arayışınızdan vazgeçmemiş miydiniz? Hani AİHM’den davanızı geri çekmiştiniz...Hatırlatayım dedim. “Baş örtmek öyle kolay bir iş değil, fedakârlık ister. Kimse süs için kapanmaz onu söyleyeyim...” diyorsunuz.Şimdi burada biraz daha uzun duralım. “Madem öyle, siz neden Kitap’taki tarif gibi kapanmıyorsunuz?” “Kimse süs için kapanmaz” diyorsunuz ama çok süsleniyorsunuz. Siz ve sizin gibi giyinen kadınlar, evet çok süsleniyorsunuz.Neden? Bu süs inancınıza uygun mu?ŞEKİL YAPIYORSUNUZ...Yoksa yeni bir peygamber geldi ve “Artık kırmızı rujları sürüp, açık ayakkabılar giyip, vücut hatlarınızı ortaya çıkaran cazibeli elbiseler de giyebilirsiniz” dedi de bizim mi haberimiz yok?Yani siz hangi dinin vecibelerini yerine getiriyorsunuz?Evet, baş örtmek öyle kolay bir iş değil. Ama siz bunu öyle kolaylaştırdınız ki! Şimdi biz, sizin gerçekten inancınız için kapandığınıza nasıl inanalım?Bizi geçin hadi...“O” inanır mı?“İnsanın ne giydiğine, saçının ne renk olduğuna bakmam ki. Ben insanın beynine ve kalbine bakarım, bir de gözlerine.” Madem o kadar şekilcilikten uzaksınız neden kafanızın, yüreğinizin içindekileri bu kadar vurgulu bir şekilde dışa vuruyorsunuz? Şekil yapıyorsunuz... Cevap verir misiniz, bilemem. Ben sorayım da...

Devamını Oku

Erkekler ne ister?

10 Mayıs 2007

Eveet... Nerede kalmıştık? Heyecanlı bir yerde... Hani dün erkeklerin ne istediklerini belirten ve gayet uzlaşmacı bir tavırla hazırlanmış yazıdan bahsediyordum. Bir nevi ön protokol gibiydi ya...Ne istediklerini güzel güzel anlatıyorlardı.İşte onun en heyecanlı yerinde kalmıştık.“Ereksiyon olamayan bir erkeğe söylenmemesi gereken sözler var!”la başlayan maddede...İşte böyle bir anı yaşadığınızda, ona ne ya da neler söylenmemesi gerekiyormuş biliyor musunuz?Hiiç tahmin ettiğiniz gibi değil. Sabırlı olun, yazacağım. Yazacağım da ben uydurmuyorum bunları ha! Bilin de...Farklı yaş ve meslekten erkeklere sormuşlar. Araştırma sonucu yani...Hazır mısınız? Yazıyorum...NE OLDU LEN?Ereksiyon olamayan erkeğe söylenmeyecek sözler:1- Endişelenme, hiç önemli değil.2- Herkesin başına gelebilir.3- Büyük ihtimalle stresli ve yorgunsun.4- Sana sarılmak bile bana yeter.Evet. Bunları söylemeyecekmişiz.E ne diyecez?“Hah hah haayyyt... Ne oldu len? Buraya kadar mı? Konuşurken iyiydi...” Veya arkasından ittire ittire, “E, sen niye geldin buraya? Hade hadeee...” mi diyeceğiz? Çok mu ayıp oldu? Şirin olalım o zaman... “Amaaan da aman... Bitmiş misin sen?” Ciddi mi olalım yoksa?“Hayatım. Anlaşılan senin cinsel hayatın bitmiş. Artık başka meşgaleler bul kendine. Hobin yok mu, hobin?” Belki de acımasız olmak lazım, “Bak söyle, olmayacak gibiyse, olanı bulalım...” Hastasınız siz... Ne diyeceğiz yani?Hadi onu da bir tarafa bırakalım, “peki, söylenmesin!” Kızlar, söylemeyin.Söyleyen adi. İyi de niye? TAKLİT MAKLİT İDARE EDİLİYOR Onun da cevabını hazırlamışlar,“Bu bizler için fiziksel olduğu kadar bir kişilik sorunudur.” Kişilik sorunuymuş.Şeyini söyle, sana kişiliğini söyleyeyim o zaman. Ya da o iş bitince kişiliğin de mi bitiyor sanki? Düşündüm de... Evet, galiba doğru... Aslında söylememek lazım ama hadi yine iyiliğim üzerimde, dayanamayacağım. Biliyor musunuz? Aslında onlar doğrudur. Samimidir. Kadınların o anda söyledikleri... Hani sizin, “Bunları söylemeyin” dedikleriniz... Gerçekten de o kadar önemi yoktur. Ama nafile...Gülersin, şirinlik yaparsın, alay ediyorsun zanneder bunlar. Niye?Kişilik meselesi... Söylemeyeceksin aslında... Düşünsenize, tam tersi olsaydı.Yani kadınların öyle bir sorunu olsaydı... Bunlar var ya, bırak “Üzülme hayatım”ı, bir de onun yüzünden dayak atarlardı. “Niye olmuyor laan?” diye şaak! bir tane... Dayak yediğine mi, olmadığına mı yanacaksın artık... İki kere olmasa, boşarlardı. Şimdi hiç olmazsa, taklit maklit idare ediliyor. Yalan mı?

Devamını Oku

Bu işte bir iş var...

9 Mayıs 2007

Takiye yapıyor bunlar. Resmen. Geçenlerde bir yazı okudum, tuhafıma gitti. Çemkirmek yerine, uzlaşmacı bir yaklaşım sergiliyordu.Yani, “Siz kendinize bakın”, “Biz de sizden bıktık” ya da “En iyi kadın ölü kadın” gibi çençen laf yetiştirip bizi zorla arsızlaştırmıyordu da... Ve hatta, “Kadınlardan korkacaksın” türünde klişe bir vurdumduymaz, teslimiyetçi tavır da değildi. İnanmayacaksınız ama güzel güzel anlatıyordu.Tıpkı şey gibi, hani canları sevişmek istediği zaman gereksiz bir iyilik gelir ya üzerlerine, onun gibi...“İşte erkeklerin ağzından, ne istedikleri...” diye bir yazı. Aman bir iyilik bir iyilik... Bir yumuşaklık, yani tavır anlamında, bir anlayış...Böyle güzel güzel ne istediklerini anlatmışlar. Önce tırıvırı durumlardan açıyorlar konuyu...SICAK BİR ÖPÜCÜK VERSEK!Mesela diyor ki: “Mum ışığı eşliğinde yenilen romantik akşam yemekleri sizin için. Bu tarz sürprizlerden hoşlanmıyor değiliz ve eşlik ediyoruz ancak bizler birlikte yemek hazırlamaktan, ocak başı gibi rahat edebildiğimiz yerlerden daha fazla keyif alıyoruz.” Ne güzel değil mi? “Aaa... Peki tatlım” diyesin geliyor. Ama sonra, yavaş yavaş konuya giriyorlar. “Emin olun her an seks yapmayı düşünmüyoruz. İster inanın ister inanmayın, bazen sıcak bir kucaklama ya da öpücüğe seks kadar ihtiyacımız olur. Bunu söylemeyecek kadar gururluyuz o kadar.” TAHMİN ETTİĞİNİZ GİBİ DEĞİLHemen acımayın. Adam bunu söylemeye başladıysa başka bir kadına da, “Karımla artık kardeş gibiyiz” demeye de başlamıştır, ona göre... “Sabah seksi çok hoşumuza gidiyor. Güne daha zinde başlamış oluyoruz.” Demedim mi ben? “Sıcak bir öpücük versek!” Hani ihtiyacınız vardı da gururunuzdan söyleyemiyordunuz ya... Hı? Sabah sabah... Bin tane iş bekliyor, bu ne diyor? “Önemli soruları keyifli anlarımızda sormanızda fayda var. Maçtan önce, içkiliyken ya da yatmadan önce değil!” Diyorsuuunnn...Tabii, yemekte veya eve geldiğinde söyleyelim de, bizi sinir edin değil mi? “Bakarız”, “Olabilir” gibi abuk sabuk, bizi ortada bırakan bir cevap verin.Yok yaa.. Bir erkekten en iyi ve kesin cevap, o saydığınız anlarda alınır. Üstelik cevap da çoğunlukla “Evet” olur. Suçluluk kompleksi duyarsınız ya o sırada, o bakımdan... Üzgünüz. Siz de yemekte falan doğru düzgün konuşun o zaman. Şimdi bir madde var ki, onu ayrıca yazacağım. Buraya sığmaz.“Ereksiyon olamayan bir erkeğe söylenmemesi gereken sözler var!” diye başlıyor.Hiç tahmin ettiğiniz gibi değil.Ben de şaşırdım. Ama sonra yazacağım. İsteyen tahmin etsin.

Devamını Oku