Dönemedim...

Birdenbire dönemedim. Kendi yazılarıma yani... Olmadı işte... Sonunda şuna karar verdim; “Bugün bir geçiş yapayım da... Gelen maillerle... Gün mü yok? Benimkilere de sıra gelir.”

Haberin Devamı

Birdenbire dönemedim. Kendi yazılarıma yani... Olmadı işte... Sonunda şuna karar verdim; “Bugün bir geçiş yapayım da... Gelen maillerle... Gün mü yok? Benimkilere de sıra gelir.” Tahmin edeceğiniz gibi Hayrünnisa Hanım’dan cevap gelmedi.

Ama o hariç başkalarından çok soru ve cevap geldi.

Ben de onları eşleştirdim.

İşte birkaçı...

“Madem siz kitaplarda Müslüman kadının nasıl giyinmesi gerektiğini o kadar iyi biliyorsunuz ve eğer Müslüman biriyseniz neden öyle giyinmiyorsunuz? Siz niye öyle süslü giyinmeyi tercih ediyorsunuz? Sizin de yaptığınız sözde Müslümanlık olmuyor mu?”

“Din adına başlarını örten bu kadınlar neden benden daha gösterişli kıyafetler giyip benden daha dikkat çekici makyaj yapıp türlü takılar takıyorlar?

Sokakta yan yana yürüsek benim değil onun daha çekici olduğunu açıkça görür insanlar.

Oysa ben başı açık, sarışın bir kadınım...

Ama makyaj yapmıyor envai renk ve desende pardesü giymiyor ve türban takmıyor, suratıma her tür en moda renklerden yapılmış o makyaj malzemelerini sürmüyor, onlar kadar pahalı ve lüks çanta ile ayakkabılar giymiyor üstüne üstlük altıma da son model birer araba çekmiyorum! Türban ticareti yapıyor bu insanlar...”

HANİ DEMOKRASİ?

“Hayrünnisa Hanım’ın şahsında benim eşime ve diğer milyonlarca hanıma saygısızlık yapıyorsunuz. Hani Demokrasi vardı. Hani İnsan Hakları vardı. Hani hepimiz kardeştik.”

“Sizin de belirttiğiniz gibi, kimsenin inancı gereği özel yaşamında başını örtene karışması söz konusu değil. Karşı olduğumuz, türbanın siyasi bir simge haline getirilip, Cumhuriyetin kazanımlarını yıkmaya yönelik bir silah olarak
kullanılması.”

HANGİSİ TAHRİK EDİCİ

“Elinizde iman ölçen veya dindarlık seviyesini belirleyen bir makine mi var? İnsanların gerçek mi, sahte dindar mı olduğuna karar verebiliyorsunuz? Süslenme konusunda ise dini konulardaki birikimsizliğiniz ve cehaletiniz sırıtıyor. Çünkü dinimiz kadınların belirli ölçülerde süslenmesine cevaz veriyor. Yüz ile ilgili sürme vb. dönem süslenmeleri bizzat peygamber tarafından teşvik ediliyor.”

“Hani türban, erkeğin, kadının saçını görüp tahrik olmasını önlemek için de bir anlamda giyilir, derler ya...

Sorum şu: Bir erkek, bir kadının saçını görünce mi daha fazla tahrik olur yoksa o kadının gözlerini, dudaklarını, yani ağzını, yanaklarını, kaşlarını (hele bunlar birde makyaj ile daha da güzelleştirilmiş ise) yani bir insanın bütün kişilik ve karakterinin aynası olan yüzünü görünce mi daha fazla tahrik olur?”

*****

VE YAZ GELİYOR...

“Plajlarda bir çarpıklığın, riyanın ve kendi inancına saygısızlığın da yaşanacağı günler geliyor. Haşemalı hanımlar, slip giymiş yabancı erkeklerin yanlarında denize giriyorlar. Güya kendilerini kapatarak günahtan korunuyorlar. Haşemaya girecek kadar inançlarına saygılı olduğunu vurgulamaya çalışan bir insanın, giyinikken bile mahremin yanında durması dinen caiz değilken, elin slipli erkekleriyle aynı ortamda bulunması ve onları öyle görmesi günah olmuyor mu? Bu nasıl bir çelişki... Aynı durum tesettür mayosu giren erkekler için de söz konusu değil mi?”

DİĞER YENİ YAZILAR