Hanginiz gerçekten inançlı, hanginiz değil

13 Şubat 2008

Hani türbanlı genç kızların birdenbire bu kadar hızla çoğalmalarına şaşıp kaldık ya... “Daha önce neredeydi bunlar?” diye sorduk...Bir genç kızın, bir kadının kapanma isteğini bir türlü anlayamadık ya...“Daha önce sokakta türban yasak mıydı sanki?” diye sorduk... İsyan ettik...Sonra...“Türbanın modası olur mu? Makyajlı, süslü püslü kapanarak kim kandırıyorlar?”a geçtik... Ama bütün soruların cevapları hep havada kaldı.Kadınları kapatmak isteyen erkekleri geçtik de, kadınlarda takılı kaldık.Neden?Neden kapanmak istediklerini bir türlü anlayamadık...Oysa söylediler...“Dini inançlarımızın gereği” dediler.Ama onların bu cevaplarına hiç inanmadık.İnanamadık...Sabit fikirli falan olduğumuzdan değil, bizi inandıramadılar...Nasıl inanalım ki?“Madem dini inançlarınız için kapanıyorsunuz o halde neden süsleniyorsunuz?”un cevabını bize veremediler. “Dini inancınızda erkekleri baştan çıkarmaya yönelik kırmızı ruj sürme, burnu açık ayakkabılarınızın içinden yine kırmızı ojeli parmaklarınızın görünmesi falan caiz mi?”nin yanıtını da...E, biz de işte o zaman isyan ettik. Demokrat tarafımız o zaman yaralandı, karalandı.Çünkü kandırıldığımızı hissettik.Her şeyi giy, sür sürüştür sonra dini inancından bahset...Beline kemer tak, parlak kumaşlardan dikilmiş dar eteğinle kalçalarının şeklini sergile sonra da kapanmak istediğini söyle...Bu mu?Kitabının sana söylediği bu mu?Olmuyor...Bu yüzden inandırıcı olmuyor...İşte bu yüzden size inanmıyoruz.Peki uğruna kapandığınızı söylediğiniz inanıyor mu?Asıl olan da bu değil mi zaten...Hesabını verirsiniz artık!HODRİ MEYDAN, SIRA SİZDE...Ama bu dünyada benim de sormak isteğim birkaç soru var; yanlış anlamayın, hesap sormak değil, sadece öylesine birkaç soru: “Dini inancın sana neden türban tak diyor? Bunu biliyor musun?” “Sen gerçekten inançlı olsan, böyle süslü püslü gezer miydin?” Şimdi bir kez daha soruyorum:“Size nasıl inanalım? Siyasi ya da başka nedenlerle değil de sırf dini inancınızdan ötürü kapandığınıza nasıl inanalım?” “İnanmazsan inanma”da diyebilirsiniz tabii...Beni mi inandıracaksınız?Peki o halde şu yargıya varma hakkım da mı yok? “Süslü püslüleri gerçek inançlıdan saymama hakkı...” Siz verin veya vermeyin ben kendimde bu hakkı buluyorum.Hatta biraz daha ileri gidiyorum: “Hadi bakalım, hodri meydan...” diyorum.Sıra sizde...Hanginiz “inançlı” hanginiz değil, göreceğiz...Hem de fiyongunuzdan değil!Dudaklarınızdan, gözlerinizden, yanaklarınızdan, kıyafetlerinizden...Öyle derin tartışmalara girmeden, fikir yürütmeden...Hanginiz gerçekten inançlı, hanginiz değil?Anlayacağız. Bir bakışta...Şıp diye...

Devamını Oku

40 yaşına gelmeden...

13 Şubat 2008

Hani vardır ya, “Bunları yapmadan ölmeyin” diye... “Yunusa sarılarak yüzün” falan derler.Yunus derken? Adamın adı mı? İsmi fena değil!Peki sadece yüzecek miyiz?Tamam, uzatmayacağım...Sıralamışlar, bir sürü madde; şunu yapın, bunu yapın diye...Oldum olası gıcık olurum bunlara ben.İpe sapa gelmez şeyler.Bakın ama haksız mıyım? İzin verin, bir, iki laf edeyim şunlara...* “Yaşlı biriyle onun çocukluğu hakkında konuş.” Hatırlarsa tabii! Yani “Zorlama” diye söylüyorum....* “Bir kardan adam yap!” Sonra da erimesini seyret. Bunu da, “Alış” diye söylüyorum... (Ağır konuştum ben de ha!)* “Zam iste.” Sonra da 40’ından sonra işsiz kal!* “Bir ‘kör buluşma’ ayarla.” Bu ne len? ’Kör buluşma!’ Kör tuttuğunu gibi bir şey mi? Aranızda bilen var mı?* “Yaratıkları kendi doğal ortamlarında gör.” Hamamböceğini mutfakta değil de, hamamda mesela... Üff iğrenç! (Ben yani.)* “Trafiği durdur.” Bu, medeni ülkelerde yaşayanlar için bir öneri herhalde. Bizdeki karşılığı, “Birisine yol ver” olabilir. * “Yaratıcı ol.” Oldu. Zaten öyleydim de 40’ımı bekliyordum! Derya Baykal gibi, huniden şapkalar falan... Neyi merak ederim biliyor musunuz? Ferhan Şensoy boşandıktan sonra ex eşini seyrederken ne düşünüyordur acaba? * “Bir bardan dışarı atıl.” Bizde atılmak maharet değil, içeri girmek marifet. * “Bir taksiye bin ve haykır: Şu arabayı izle!” Gerçekten birini izleyecek miyiz yoksa taksiciye gizem mi yaratacağız? Amacımız ne? Ve hayatta bu bize ne kazandıracak?Dikkat ederseniz yavaş yavaş sinirlenmeye başlıyorum...* “Bir günlük tut.” Hatta elini çabuk tut.40’ına kadar tuttun tuttun sonra pek yazacak şey bulamazsın zaten. Yani yine yazarsın da haftada 1-2’ye düşer. * “Patronuna istifa ettiğini söyle.” Taktı kafayı, işsiz bırakacak! Patron değil de bir arkadaşımıza falan söylesek...* “Başka bir dini araştır.” Din min deme şimdi, içimiz şişti zaten. Biriyle başedemiyoruz zaten.* “Başkaları için yemek pişir.” Sanki insan kendisi için pişirirmiş gibi...* “Las Vegas ya da benzeri bir yerde 48 saatliğine evlen.” Sonra ömür boyu boşanmak için uğraş dur. Bak, hayatta bir amacın oldu.* “Sana uygun olmayan biriyle çık.” Değişiklik arıyorsak, “uygun biri” demen lazım. * “Kaplıcaları ziyaret et.” A-ha! 40’ı geçiyoruz galiba... * “Birini affet!” Bundan onun haberi olsun mu peki? * “İlk aşkının yerini tespit et.” Sonra da git onun “Fatal attraction”ı ol. Huzurunu kaçır.* “Gürültülü bir ayrılık yaşa...” Bu da kötü müdür nedir? Habire yok uygun olmayanı bul, yok ayrıl yok bilmem ne... 40’ına gelmeden hayatını b.ka çevir sonra iyice sürünesin diyor sanki. * “Bir tarantula besle.” Dana veya öküz beslesek! Sayılmaz mı?* “İnsanların diğer yarısının nasıl yaşadığını bul.” Dizi seyretmeyenleri mi? * “Teknolojiden uzaklaş.” Sen uzaklaş! Zaten zor alışıyoz.* “İyi marka bir teleskopla gökyüzüne bak.” Teleskobu bulduk, iyisini arayacağız! * “Bir gün her şeye ‘evet’ de...” De ve başına gelenleri gör.Bir tek başına gelse iyi!

Devamını Oku

Peki ya çıplak erkek?

11 Şubat 2008

Evet, çıplak erkek seksi midir?Hem de çıplak bir kadın kadar...Mini eteğin erkekteki karşılığını ararken birisi ortaya bu fikri atıvermiş:“Erkeğin en seksi hali çıplak halidir” diye...Haydaa...Ben desem kızarsınız!Ama ben ne yapıyorum?Kızmıyorum.Madem bir erkeğin seksi hallerinden bahsediyoruz, bu yorum abes kaçmaz, değil mi?O halde gelin o sorunun cevabını birlikte arayalım. Önce ben size bildiklerimi anlatayım:Bu sorunun iki cevabı vardır: Evet ve Hayır.Hemen sazan gibi “Başka ne olacak ki?” diye ortaya atlamayın.Kim der, niye der, nerede der...Bunları bilmek lazım. “Hayır, çıplak erkek seksi değildir” diyenler...Bu cevabı erkekler verir. Şöyle bir tezleri vardır: “Kadın vücudu estetik. Erkeğinki değil.” Bu ne gibidir biliyor musunuz?Hani lezbiyen ilişkinin lafını bile duysalar ağızlarının suyu akar ama buna karşılık geylikten söz açılınca birdenbire aslan kesilirler ya, onun gibi...Sanki, “Bence estetik değil ama birilerine o da çekici gelebilir” dese, herkes onu gey sanacak!SANKİ GLADYATÖR!Öyle bir duyguya kapılırlar.Hatta konuşurken anatomileri değişir.Ne kadar gey olmadıklarını vurgulamak için hafiften popolarını içeri çekerler. Belki de insiyaki olarak.Suratları mide bulantısı çekiyormuş şeklini alır.Ne kadar aşırı tepki gösterirlerse o oranda daha fazla erkek imajı salgıladıklarını sanırlar.Öyleler işte, n’apıcan... “E, bende de iki kadın aynı duyguyu uyandırıyor, sevmiyorum” desen, inanmaz.Sapık ve baygın bir gülümsemeyle şunu söyler: “Olur mu ya... Aynı şey mi?” Anlatamazsın yani... Bir de, bazı kadınlar erkeklerin çıplak halini seksi bulmak bir tarafa hiiiç sevmezler. Hangi kadınlar?Çoğunluk...Şimdi gelelim erkeğin çıplak halini seksi bulanlara...Erkekler kendilerini ama sadece o vaziyetteyken... O anda kendisini gladyatör falan zanneder. Surat ifadesi öyledir yani... Sanki dünyada ondan başkası yapamıyor...Bir de kendi kendine oluyor ya, seviniyor mu ne? HER ERKEK GÜZELDİRYa kadınlar...Bunu seksi bulan kadınlar yok mu?Var tabii...Kadınların bir ruh dönemi vardır; sonradan hatırladıkça kendi kendine güleceği...Hem de kahkahalarla...Neredeyse bütün erkeklerin gözüne güzel göründüğü bir dönemdir bu...“Her erkek güzeldir” türünden sloganı bile vardır.Uyanma veya başkaldırıyla beslenmiş bir ezme devri...Ezer yani... Yani hepsinin ayrı bir özelliğine takılır falan...Yanlış anlamayın, ille de hepsiyle bir şey yaşaması gerekmez. Sadece dedim ya, hepsi farklı farklı çekici bir taraf bulur. İşte o dönemini yaşayan bir kadına bu soruyu yöneltseniz,“Çıplak erkek seksi midir?” diye...Cevabı çok net olur: “Tabii ki! Neden olmasın? Çıplak güzel bir kadın sizi nasıl etkiliyorsa, çıplak ve güzel bir erkek beni niye etkilemesin?” der.O dönem, biraz arsızlaşmıştır da o yüzden böyle açık açık konuşur.Kusura bakmayın artık!

Devamını Oku

Mini eteğin erkekteki karşılığı nedir?

10 Şubat 2008

Güzel soru... Hani laf arasında geçmişti ya, hoşuma gitti. Soru güzel de, nasıl cevap vereceğiz şimdi buna...Önce biraz açayım, soruyu yani...Adam ya da bu yazıda onlara ‘erkek’ diyelim, biraz havaya gireriz belki: “Erkek öyle bir şey giysin ki, biz bakakalalım...” Mini etekli bir kadının bir erkekte yarattığı travmayı yaratsın!Bize o duyguları yaşatsın!Sarsılalım...Bunalıma girelim, hem bakamayalım hem gözümüzü alamayalım.Ne güzel değil mi, olsa da baksak veya bakamasak!Ne giymiş olsalar? En iyisi ben birkaç alternatif vereyim, siz seçin.Tabii bunların açacak oraları buraları olmadığı için kıyafetten yola çıkacağız...Olayı hislerimiz çözecek.Ama öyle bir kıyafet olacak ki, kadının hayal gücünü harekete geçirecek, adama pardon erkeğe bir daha bakma, daha dikkatli bakma içgüdüsünü canlandıracak.Kadın olmak da zor.Deri ceket üstünden adamı çıkarmaya çalışacaksın falan...A-ha! Deri!Deri ceket ama hafif itvari olacak. Öyle kalıp gibi, yeni yeni yeni olmayacak. Ne çok bol ne de çok dar, hafif otursun üzerine. Omzu, sırtı anlaşılsın yeter.Beyaz tişörtü bilmeyen yok herhalde... Amma... Bir de kolunda dövmesi olursa...Yarısı omzuna kadar çıkmış, göremiyorsun orada ne var? Abartılı değil ama büyük bir dövme. Mesela yani...Erkeğin gizli dünyası, hiçbir zaman ortak olamayacağın, ulaşamayacağın duygularının manifestosu...Şort giymişse ama diz altına kadar inmeyenlerden, hani dizden 4-5 parmak yukarıda olanlardan giymesi şartıyla, dövme bileğinde de olabilir. Diz boyu veya daha uzun şortlular, kadınlarda ya “şirin erkek” ya da “babacan erkek” efekti yaratır ki sanırım bunu siz de tercih etmezsiniz.Yani onlardan kadınlara çok zarar gelmez. E, artık oldu olacak, bir de tracking botlarından giymiş olsun bari...SEÇMECE BUNLAR, SEÇMECEEE...Biraz da ofis ortamına girelim.Boğazlı kazak - dar paça pantolon - ceket.Üçü bir arada...Tarzlarını tuttursa ve üzerine göreyse o adama dönüp bir daha bakılır.Bir daha... Bir daha...Ama bu arada...Pantolon önemli! Düşük bel olacak.Düşük dediysek muslukçular gibi eğilince kıçınızın çatalı da görünmesin.Öyle Gazanfer Özcan (tiplemeleri) gibi pantolonun belini koltuk altınıza kadar çekmeyin yani... Corc olun biraz...Beyaz gömlek!Çok basit gibi görünüyor değil mi?Giy gömleği çık, seksi ol. Yok öyle! Beyaz gömlekle çekici olmak her babayiğidin harcı ve hakkı değildir.Yakası paçası ama hepsinden önce ütüsü önemli...Ütü çizgisi olmayacak. Hiç olmayacak hem de...Öyle kolunda tek çizgiymiş, bileğinde kavuşma yerleriymiş falan dinlemem. Olmayacak. O kadar!Atladıklarım varsa ki vardır; pardon yani...Beğenin kızlar, alın hepsi sizin olsun...Seçmece bunlar, seçmece...

Devamını Oku

Bir kadın niye mini etek giyer ki?

6 Şubat 2008

Zeki kadını konuşurken konu döndü dolaştı nereye geldi?Hayır, bir de suçlu çıktık!“Kadınlar niye mini etek giyer”miş?Niye biliyor musunuz?Yani mini giyme nedenini söylemiyorum, bunu neden sorduklarını anlatacağım...O sırada, mini etekli zeki kadınla karşılaştıklarında yaşadıkları gel-git’lere bir mazeret bulamadıkları için...Dağılmalarını bir yere oturtamadıkları için...Önce yaşadıklarını kendi kendilerine itiraf ve tarif ederler, sonunda da her Türk erkeğinin yaptığı gibi topu kadına atıverirler.“O da ne diye giyiyor canım? Kötü bunlar kötü!” Ve rahatlarlar...Yoksa biliyorlar ki adama sorarlar,“Lan oğlum, o kadar üniversitelerde okudun, master neyin yaptın, popüler, entel ve laiksin(!), bütün bunlardan sana kalan bu mu?” diye...İşte bu sorunun cevabını bilmedikleri için ki aslında var; ben biliyorum ama söylemem, geçirdikleri geçici depresyonu üzerlerinden böyle atarlar.Gerçi birisi doğru cevaba biraz yaklaşmış ama:“Tanrı erkeklere aynı anda hem oralarına hem de beynine yetecek kadar kan vermemiştir. Dolayısıyla kan bir bölgede yoğunlaştığında diğer bölge geçici olarak kullanım dışı kalır” diye...Bakın başka ne demişler:“Zeki kadın aptal erkekle karşılaşmaz, karşılaşsa bile uzaklaşması 5 dakika bile sürmez. Zeki kadın sıkıcı olmaz ama siz zeki değilseniz o kadın için sıkıcısınızdır ve çoktan uçurmuştur sizi.” Sonuç olarak “Kadının zekâsından korkma amacından kork.” Merak etme, tam o sırada sana havuz problemi sormaz... “Heh hee... Bilemedin kalk yataktan kalk! Bak duruyor hâlâ...” diye bir amacı olmaz yani. * “Ben gözlerine bakarım orda 2 şeyden biri okunur. 1- Ben bu eteği kendim için giydim 2- Bacaklarımla seni etkiledim di mi salak? Senin kanını emicem. Not: İnsan kaynakları elemanı.” Eleman, sen de teşnesin ha, hem de kanının son damlasına kadar! Öyle anladım ben. * “Bütün erkekler aptal olduğu için zeki kadınların aptal erkeklerle olmaktan başka seçenekleri yoktur ya da erkeksiz yaşarlar. Saygılarımla.” (Bu bir erkek.)Saygılar bizden!Bak sen öyle deyince, şimdi benim aklıma başka sorular geldi. Peki zeki erkek sıkıcı mıdır? (Varsa tabii!)Ve..Mini eteğin karşılığı, erkekte nedir? * “İhtiyacı yoktur ve dalga için giydiğini bilen herkes ondan kaçacağı için zeki kadın mini giymez, aptal kadın mini giyer çünkü cazibeli olmak ister, mini giyenin gözüne mi bakılır canım :))))” Haydaa...Alın size bir soru daha: “Zeki kadın mini giyemez mi?” Hatta bir başka soru daha, “Giyerse herkes ondan kaçar mı?” * “E ne var yani bunda? ‘Zeki’ kadınların bacakları daha mı güzel olur?” E ama mini eteği duydun aklın şaştı senin de! Öyle bir kanun yok ama bacağı güzel olmasa mini giymez o. Zeki ya!* “Bu arada akıllı ve mini etekli bayandaki gel git’leri anlatacak mısınız?” Bilmem.Eğlenir miyiz yoksa koz mu vermiş oluruz?Ne dersiniz, anlatalım mı?

Devamını Oku

Kadın bir de mini giydiyse...

5 Şubat 2008

Eveeet...İşte şimdi geldik asıl konuya...Kaç gündür zeki kadın falan anlatıp duruyorum ya...Hani dün de, “daha da kötüsü var” demiştim.Şimdi onu açıklayacağım:“Zeki ve mini etek giymiş kadın.” Düşünsenize, kadın hem zeki hem de mini etek giymiş!Bir erkeğin karşılaşabileceği en şanslı ve aynı zamanda en korkunç durumlardan biri...İç çatışmalar...Kimlik arayışları...İçgüdüler...Gel-git’ler...Alt benlik üst benlik...Sadece benlik...Hepsi birbirine girer...Hem de üç dakika içinde...Ne 3’ü... Çok bile, 1,5 dakika yeter. Adam allak bullak olur.Şimdi size anlatacağım durum, gerçek bir hikâye, bir senaryo ya da bir fantezi olabilir...Yaşadığınız ya da her an yaşayabileceğiniz türden...Yeri ve zamanı önemli değil.Bir iş görüşmesinde, bir parti ya da toplantıda... O da önemli değil.Mühim olan o an...Zeki ve mini etek giymiş bir kadınla birlikte geçirilen zaman.Sonradan düşündüğünde bazen bir dakika bazen bir asır gibi gelen o süre...Bir kâbus mu yoksa rüya mı olduğuna hiçbir zaman karar veremeyeceğiniz... Ne var?Abarttım mı?Peki öyleyse şimdi anlatacaklarım yalan mı... Durumu büyüteç altına alalım o halde...Kadınla, zeki ve mini etek giymiş o kadınla karşı karşıya geldiniz...El sıkışmalar, merhaba faslı falan...Veee...Kadın tam karşınıza oturdu.Bacak bacak üstüne attı.Hadi bakalım...Başlıyoruz...Tabii ki topuklu siyah ayakkabıları ve bacaklarını daha da düzgün gösteren bronz ipek çorapları...Siz şimdi bronz ne demek bilmezsiniz ama o işte; güzel olan...Biliyorum, hiç de öyle abaza tiplerden değilsiniz. Sapık falan da değilsiniz, onu da biliyorum. Hatta ne güzel kadınlarla birlikte olmuş, gayet medeni, okumuş yazmış bir adamsınız...Entelektüelsiniz hatta.O halde...O halde şimdi nedir bu haliniz?Aklınızdan geçenlere bakın:“Hayır, bacaklarına bakmamam lazım. Bakma sakın oğlum, kadın seni ne zanneder?” “Aklımdan bunların geçtiğini anlıyor mu acaba?” “Saklamaya çalıştığımı da anlar o zaman!” “Sanki hiç umurumda değilmiş gibi davranayım.” “Çok da abartmayayım bu sefer yine anlar. Doğal davranmam lazım.” “Ya bacaklarını değiştirirse... Değiştirmeye kalkarsa... O bacağını indirip ötekini kaldırırken...Ya gözüm ister istemez kayarsa...” “Değiştirir mi ki?” “Değiştirsin.” “Hayır hayır değiştirmesin!” “Oğlum, ilk defa mı bacak görüyorsun, kendine gel!..” Aynı anda...“Konuyu kaçırmamam lazım. İyice salak bu diyecek.” “Bari iyi bir laf edeyim de, puan kazanayım.” “Yüzümde bir değişiklik var mı acaba?” Aklından bunlar geçerken kadının bacaklarına da bakmaz ha!Yüzüne bakar ama yandan o bacak durumunu görür. Veya hisseder diyebiliriz. Kollar yani...İlk dakikalarda başlayan bu kriz, kadının yanından kalkana kadar daha da karmaşık hale gelir. İfadesi, bakışları değişmiştir.Suratı şöyle der:“Kişilik bozukluğum var da...” Veya;“Ben ne yaptığımı biliyor muyum?” Depresyona girer.Hatta sonradan o anı hatırladıkça yine ve hâlâ girer.Hatırlamaz mı?Hiç unutmaz ki...Unuttum sanır, okuduğu kitaptaki bir cümle, bir gazete haberi, bazen bir şarkı pat diye o anı geri getiriverir. Derin bir “Off!...” çeker...“Neydi ya o?”

Devamını Oku

Zeki kadın sıkıcı mıdır?

4 Şubat 2008

“Hedefinize aldığınız kadının zeki olduğunu anlamanız fazla uzun sürmez.” Boxer Dergisi’nde okuduğum yazı aynen böyle başlıyordu.Hani dün anlatacaktım da, araya laf karıştı ya, “Zeki Kadın Nasıl Tavlanır” başlıklı olan...Devam edelim mi?“Hedefiniz sizden daha zeki gibiyse onu aptal bir kadını tavladığınız gibi tavlayamamanız gayet doğal. Zeki kadınları elde etmek için yeni stratejiler tayin etmelisiniz” diyor.Bak bak bak...Strateji mtrateji, kafaya koydun yani...Kendinden zeki bir kadını nasıl tavlayacağını gerçekten merak ettim. Ama başka merak ettiğim şeyler de var.Mesela: “Kendinden zeki kadını niye tavlamak istiyorsun?” “Senden zeki olduğunu nasıl anladın?” “Hadi diyelim ki tavladın, onun yanında aptal aptal ne yapacan? Amacın ne yani?” Son olarak da, “Sence zeki kadın nasıl biridir?” Aslında erkeklere sorduğum bu soruların cevabını biliyorum ben. Sonuncusu hariç...YATASIM GELDİÖnce bildiklerimden başlayayım...Birincisinin cevabı şu:“Hiiç... Akıllı falan ya, tahrik oldum. Yatasım geldi.” İkincisinin cevabı şuna benzer:“Soğukkanlı ve kendine güvenli olurlar. Hem de seksi...” Üçüncü cevap da şudur:“Amacım n’olacak ki? Kendi yerime üniversite sınavına sokacak halim yok, yatarız falan...” Hiçbiri, “Aaa... Zeki kadın! İki laf edeyim belki yeni bir şey öğrenirim, bana yardımcı olur veya vizyonum genişler” falan diye bakmaz. “Ne vizyonu lan, o vizyona da bakarız... Yatakta!” şeklindedir yaklaşımları... Amaaa...O son sorunun cevabına gelince...“Zeki kadın nasıl biridir”e...O cevap, bunların “zeki kadın tavlama” stratejilerinin içinde gizlenmiş...Özetle diyorlar ki,* Zeki kadın uzmanlık alanları konusunda saatlerce konuşmaktan zevk alan üniversite hocaları gibidir. Uzmanlığı, Amerikan edebiyatı ya da müzik tarihi olabilir. Ne olursa olsun çok etkilenmiş gibi yapın. Bırakın aksın...* Zeki kadın rafine zevk sahibi kibar erkek sever. Bira içip, karate filmi izlemek yerine festivallerde gösterilen bir filmi tercih eder. Ona şarap içmeyi veya konsere gitmeyi teklif edebilirsiniz.* Güzelliğini övün. Herkes onun zekâsını övdüğü için siz farklılık yaratmış olursunuz. ONDAN DAHA İYİSİ VARBu ne be?Sanki kürsü başkanı olan hocasına yazılıyor...Hem de ne hoca! En kurusundan... Görüyorsunuz değil mi? Zeki kadını ne hale getirmişler...Erişilmesi zor ya, ille sıkıcı olacak!Katlanmaları gereken tarih, edebiyat dersleriyle eşleştirivermişler...Akıl var mantık var; adı üstünde, zeki kadın...Bir düşünsenize, “sıkıcı bir kadın nasıl zeki olur?” Başka türlü sorayım, bunu anlamamışsınızdır siz,“Zeki kadın sıkıcı olur mu?” Olmaz.Çünkü o zaman zeki olmaz.Düz mantık, bu kadar basit!Yani siz bu tarifle yola çıkarsanız eliniz boş dönersiniz söyleyeyim... Şunu da ekleyeyim:Bir erkeğin başına gelebilecek en iyi ve en eğlenceli şeylerden biri zeki kadındır.Pardon, ondan da iyisi vardır...Anlatayım mı?

Devamını Oku

Zeki kadın nasıl tavlanır?

3 Şubat 2008

Tavlanır... O da tavlanır da... Önce “Zeki kadın ne demek?” onu bilmek lazım.Bilmeniz lazım...Size diyorum, kime diyeceğim?Bilmiyorsunuz...Evet, siz zeki kadının ne demek olduğunu bilmiyorsunuz...Sakın çıkıp yeni ve hiç bilinmeyen bir fikir bulmuş gibi, “Aslında kadın erkeği tavlar” falan demeyin.Bu tür fosilleşmiş, dinozor ötesi yaklaşımlarınızı lütfen kendinize saklayın. 20. Yüzyılın 40+ yaş grubu yarı entel erkek düşünceleri bunlar. Daha doğrusu düşüncesizliği...Ama etkileri günümüze kadar geldi maalesef.Her erkeğin kadınları keşfettiğini zannettiği bir dönem vardır. İşte o dönemde bu felsefeyi benimserler. Çok hoşlarına gider.Bu fikir sanki onları başkalarından farklı kılar. Öyle zannederler yani. Tıpkı güneş gözlüğü taktıkları zamanlardaki gibi bir duygudur bu.Var. Onlardan var. Ama hâlâ o fikirde ısrar eden erkeklere şimdi biz kısaca, alenen ve kibarca, “sıkıcı” diyoruz.Niye biliyor musunuz?Çünkü çok sıkıcılar...Açıklayıcı oldu mu?Olmadı.Peki, anlatayım o zaman.KADIN ASILDI YA...Şimdi bunlar, ya entelektül ya zengin ya da kariyerlidir.Veya bunların birkaçına birden sahiptir. Ama asla sadece yakışıklı değildir. Sadece romantiği de olmaz...Düşüncelisi de...Kısacası kadınların yüzeysel olarak yani ilk bakışta diğer erkeklerden biraz daha fazla çekici bulduğu erkekler...Çoğunlukla evli veya boşanmışlardır. Bu dâhiyane fikir, akıllarına evliyken düşer. O zaman benimsemeye başlarlar.Çünkü ne olmuştur biliyor musunuz?Başka kadınlar buna asılmıştır.Ama...Bunlara asılan kadınlar var ya, kesinlikle dandik kadınlardır..Ama olsun, kadının kim olduğu önemli değil, asıldı ya...Durup dururken kulağına kar suyu kaçırdı ya, yeter.Bunun kıçı kalkar. Önce, “Korkulur abi kadınlardan” der, sonra da yani birkaç vakadan sonra, alışır. Bu sefer de, “Erkek kadını tavlamaz, aslında bunu çaktırmadan kadın yapar” demeye başlar...Çünkü aslında bir empati içindedir.Vazgeçilemeyen, kapışılan erkek havasına girer.ŞİMDİ BİR DAHA DÜŞÜNVe işte her şey o hisle başlar.Her şey dediğim, o sıkıcılıkları...Şimdi bunlar kendilerini vazgeçilmez gördükleri andan itibaren, gerçekten de vazgeçilemezlermiş gibi davranmaya başlarlar.Bencil, ukala, duygusuz ve beceriksiz olurlar.Nasıl olsa vazgeçilmez ya, kendilerini geliştirmeye de gerek duymazlar. İlişkilerinde yani... Onu yapmaz, bunu becermez, ötekini sevmez vb...Eee?Sonuç?Sonuç, karşında sıkıcı bir adam.“Zeki kadın nasıl tavlanır?”ı anlatacaktım, laf nereye geldi...Onu da sonra anlatacağım ama işin tuhafı ne biliyor musunuz?Sonradan kendisi de sıkılır...Sıkılır da, kadından kaynaklandığını sanır. Yahu bir düşünsene, bütün kadınlar mı sıkıcı?Hepsi mi?Şimdi bir daha düşün?Yoksa...Yoksa asıl sıkıcı sen olmayasın?

Devamını Oku