Hani türbanlı genç kızların birdenbire bu kadar hızla çoğalmalarına şaşıp kaldık ya... “Daha önce neredeydi bunlar?” diye sorduk...
Bir genç kızın, bir kadının
kapanma isteğini bir türlü anlayamadık ya...
“Daha önce sokakta türban yasak mıydı sanki?” diye sorduk...
İsyan ettik...
Sonra...
“Türbanın modası olur mu? Makyajlı, süslü püslü kapanarak kim kandırıyorlar?”a geçtik...
Ama bütün soruların cevapları hep havada kaldı.
Kadınları kapatmak isteyen erkekleri geçtik de, kadınlarda takılı kaldık.
Neden?
Neden kapanmak istediklerini bir türlü anlayamadık...
Oysa söylediler...
“Dini inançlarımızın gereği” dediler.
Ama onların bu cevaplarına hiç inanmadık.
İnanamadık...
Sabit fikirli falan olduğumuzdan değil, bizi inandıramadılar...
Nasıl inanalım ki?
“Madem dini inançlarınız için kapanıyorsunuz o halde neden süsleniyorsunuz?”un cevabını bize veremediler.
“Dini inancınızda erkekleri baştan çıkarmaya yönelik kırmızı ruj sürme, burnu açık ayakkabılarınızın içinden yine kırmızı ojeli parmaklarınızın görünmesi falan caiz mi?”nin yanıtını da...
E, biz de işte o zaman isyan ettik.
Demokrat tarafımız o zaman yaralandı, karalandı.
Çünkü kandırıldığımızı hissettik.
Her şeyi giy, sür sürüştür sonra dini inancından bahset...
Beline kemer tak, parlak kumaşlardan dikilmiş dar eteğinle kalçalarının şeklini sergile sonra da kapanmak istediğini söyle...
Bu mu?
Kitabının sana söylediği bu mu?
Olmuyor...
Bu yüzden inandırıcı olmuyor...
İşte bu yüzden size inanmıyoruz.
Peki uğruna kapandığınızı söylediğiniz inanıyor mu?
Asıl olan da bu değil mi zaten...
Hesabını verirsiniz artık!
HODRİ MEYDAN, SIRA SİZDE...
Ama bu dünyada benim de sormak isteğim birkaç soru var; yanlış anlamayın, hesap sormak değil, sadece öylesine birkaç soru:
“Dini inancın sana neden türban tak diyor? Bunu biliyor musun?”
“Sen gerçekten inançlı olsan, böyle süslü püslü gezer miydin?”
Şimdi bir kez daha soruyorum:
“Size nasıl inanalım? Siyasi ya da başka nedenlerle değil de sırf dini inancınızdan ötürü kapandığınıza nasıl inanalım?”
“İnanmazsan inanma”da diyebilirsiniz tabii...
Beni mi inandıracaksınız?
Peki o halde şu yargıya varma hakkım da mı yok? “Süslü püslüleri gerçek inançlıdan saymama hakkı...” Siz verin veya vermeyin ben kendimde bu hakkı buluyorum.
Hatta biraz daha ileri gidiyorum:
“Hadi bakalım, hodri meydan...” diyorum.
Sıra sizde...
Hanginiz “inançlı” hanginiz değil, göreceğiz...
Hem de fiyongunuzdan değil!
Dudaklarınızdan, gözlerinizden, yanaklarınızdan, kıyafetlerinizden...
Öyle derin tartışmalara girmeden, fikir yürütmeden...
Hanginiz gerçekten inançlı, hanginiz değil?
Anlayacağız. Bir bakışta...
Şıp diye...
Hanginiz gerçekten inançlı, hanginiz değil
Haberin Devamı

