Erkeklerden ne olmaz?

18 Ocak 2009

Bir sürü şey de...Biliyorsunuz ben erkeklerden arkadaş olacağına pek inanmam.Pek değil, hiç inanmam.Yani bir erkek bir kadına arkadaş olmaz.Erkek erkeğe olur tabii...Olur da onlarınki de tuhaftır. Onu başka bir sefer yazayım... Çok komikler çünkü... Arkadaşlıkları...Biz ne diyorduk?Erkekten arkadaş olmaz. Yakın arkadaş yani...Belirli bir mesafede tabii ki olur.Ama mesela akşam yemeğine baş başa çıkılan arkadaş olmaz. Daha doğrusu erkek arkadaşla akşam baş başa yemeğe çıkılmaz.Ha, sen arkadaş olsan o olmaz.Eğer seni dinliyor ve sana özel vakit ayırıyorsa kesin ama kesin beklentisi vardır. Boşu boşuna yapmaz yani...Başka?Bunu da sonra yazayım...Bir de ne olmazmış?Dert ortağı...Bakın bir okuyucu, “Erkeklerden neden Güzin Abla olmaz?” deyip göndermiş..“Sevgili Erkan Ağabey..Bana yardımcı olursunuz diye size yazıyorum..Geçen gece işe giderken kocamı her zamanki gibi evde TV seyrederken bıraktım.Arabamla daha 500 metre gitmedim ki motoru stop etti. Hayli uğraşıp çalıştıramayınca kocamdan yardım almak için eve geri döndüm.Eve girince gözlerime inanamadım.. Kocam komşunun kızı ile yatağımızda...Ben 32, kocam 34 yaşında komşunun kızı ise 22.. Biz 10 yıldır evliyiz... Yakalanınca resmen çöktü ve itiraf etmek zorunda kaldı.. 6 aydır birliktelermiş...Ya bu ilişki şimdi burada bitecek veya evliliğimiz!.. dedim bağırarak..O gün işi bıraktı, gitgide artan bir depresyona girdi.. Onu çok seviyorum ama o ultimatomu çekince yok oldu.. Resmen eridi.. Artık ona ulaşamıyorum.. Lütfen bana yardım eder misiniz?..SevgilerimleAyşe...***Sevgili Ayşe;Hava soğuksa, hele bu tip kısa mesafelerde motor ısınmadan bastıysan arabalar genelde bunu yapar... Kaputu aç, yakıt borularına şöyle bir bak, ezilme, çöküntü gibi bir şey var mı...Manifolt bağlantılarını ve karbüratörü gözden geçirt.Eğer bunlar sorunu çözemezse sorun yakıt pompasında olabilir.Bujilere yeterli benzin gelmiyordur. (Araban tüplü mü benzinli mi dizel mi yazmamışsın) sanırım yardımcı oldum, Erkan Ağabey’in.................” ***Şaka maka ama gerçekte de çok da farklı değiller yani...Bu Erkan Abi danası var ya, şöyle düşünmüştür:“E, ne var ki? Adam yapmış işte!” Doğal yani!!!Buna da şükür, şunu da sorabilirdi:“Kız sarışın mıydı, esmer miydi?”

Devamını Oku

Güzel kadın aldatır mı?

15 Ocak 2009

Bilim adamları, “aldatır” diyor.Daha doğrusu, “güzel kadınlar aldatmaya meyillidir” diyorlar.Pratik bir mantıkla, “asılanı çok olur”, “baştan çıkarmaya çalışanı boldur” deyip onlara hak verebiliriz.Gerçi onlar biraz bilimsel olarak incelemişler ama...Ama gerçekten de “biraz”...Diyorlar ki:Kadınların “östradiol” hormonu seviyeleri ölçülmüş. Bu, seks hormonu olarak bilinen östrojenin bir türüymüş; östradiol seviyesi yüksek kadınlar diğer denekler tarafından “güzel” bulunmuş.“Diğer denekler” de erkekti herhalde...Hatta onlara diğer denekler yerine “diğer danalar” deseler ya...Danalara, “hangisi seksi?” diye sorsan, hem de herhangi bir yerde, cümle içinde seks kelimesi geçti ya, artık onlara ne gösterirsen göster, fark etmez. Neyse, haberi okudukça bakın iş biraz daha ilginçleşiyor.Bu “güzel” kadınların büyük bölümü, ilişkilerinden memnun olmadığını ve erkek arkadaşlarını aldatmaları ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiş.Bu bilim adamları var ya, onlar da kesin erkek.Mantığa bak!Sanki güzel olmayan kadınlar, erkek arkadaşlarından memnun...Bir de onlara sorsalar ya...Ha, siz şimdi diyeceksiniz ki, “Onlar mecburen katlanıyorlar. Memnun olmak zorundalar.” Aldatamayacakları için aldatmazlar yani...Hııı...Siz öyle sanın.Güzel kadınlar aldatırmış!Ne yani?Güzel olmayan kadınlar aldatmaz mı?Güzel çirkin fark etmez yeter ki bir kadın aklına aldatmayı koymasın, onu kimse engelleyemez.Ben size bir şey söyleyeyim mi? Östrojene, östradiol mudur nedir ona da bakmaz bu iş.Kafaya bakar, kafaya...Ben şimdi size bir kadının aldatma kriterlerini yazayım mı?Heh heh hee...Olsa da aldatsak! Lafın gelişi yani...Şimdi...Öncelikle, aldatmak için bir kadının güzel olması yetmez.Kadın çok güzel ama düz, böyle dernek üyesi kadınlar gibi ayakkabı giymiş, içinde yanları bir karış penye donla aldatamaz.Havaya giremez bir kere...Ama çok güzel olmayan bir kadın...Manikürünü, pedikürünü yaptırmış, istenmeyen tüylerinden arınmış, güzelce duşunu almış mis gibi, kuaförüne gitmiş...Bitmedi...İçine yeni aldığı dantel takımını giymiş. Victoria’s Secret da olabilir. Hatta sadece g-string bile yeter. Makyajını yapmış, bir de topuklularını da çekmişse...Var ya...Onu kimse tutamaz.Sen bile tutamazsın, yıldızlar tutamaz...Yani tabii ki bu saydıklarımı yapan her kadın aldatır diye bir şey yok ama...Ama siz yine de dikkatli olun...

Devamını Oku

Hissiz adama karşı 3 K yöntemi

14 Ocak 2009

Eveeet... İşte o an.Hazır mısınız?Hissiz adamlara ne yapmanız gerektiğini anlatacağım.Nihayet!Bir hafta, 15 gün, 6 ay veya 2 sene... 5 yıllık hissiz adam mağdurları bile var biliyorum.Tekrar hatırlatıyorum; en iyisi bunların hissiz adam olduğunu anladığınız gün -ki bu ilk 1 haftada anlaşılır- bırakmanızdır.Ama kendinize yenildiniz ve bırakamadınız.Peki.Peki şimdi ne yapacaksınız?Baştan söyleyeyim; bunlara dünyadaki hiçbir taktik sökmez.Şimdi önce adamdan kurtulacaksın.Nasıl mı?Öncelikle kendini bileceksin.Onunla savaşmayacaksın. Çünkü zayıf olan sensin. Hiçbir donanımın yok. Onu yenemezsin, mümkün değil.Sen onun karnına vurup durursun defalarca, o şöyle bir bakar ve burnunun ortasına yumruğu bir geçirir, kendini yerde acılar içinde bulursun.Veya başka bir örnek verecek olursam, bataklık gibidir bunlar. Çıkmak için çabaladıkça batarsın. Bu yüzden ondan kurtulmak için hiiç taktik maktik boşuna uğraşmayın.Tınmazlar yani...Neden?Adı üstünde; hissiz adam...Bunların tek bir hisleri vardır: egoları... Ki bu daha sonra çok işimize yarayacak.Bir kere, onlara onların yöntemleriyle karşılık vermek çok yanlış.Hem o bundan anlamaz hatta belki de işine bile gelir hem de sen onun gibi olmuş olursun. Sana bir kötülük daha yapmış olur yani... Ha, ne yapacaksın?Eğer ilk anladığında kaçamadıysan...Bırakacaksın kendini...Bırakacaksın seni iyice dibe çeksin.Her kadının yıpranma katsayısı farklıdır. Kimi 3 günde kimi 3 senede..Ama eninde sonunda kurtulursun.Herkesin, “AAaa... Yeter ama...” noktası vardır.Yaralı bereli ama ölmeden.Yani önce onun etki alanından kurtulacaksın.Sonra yaralarını sarmaya başlayacaksın.Yavaş yavaş...İşin en zevkli kısmı şimdi başlıyor...Bir daha soruyorum, hazır mısınız?İyice kurtuldunuz değil mi?Şimdi, “Kurtulduysa ne uğraşacak ki?” demeyin lütfen.Uğraşacak ki, üremesin bunlar.Ayrıca, kimse kimseyi kandırmasın arkadaşlar, hanginiz sizi o kadar aşağılayan adamı mutsuz görmek istemez ki?Fazla değil;Senin kadar yaralı...Senin kadar çaresiz...Bunu nasıl yapacaksın?Egolarına çalışacaksın.Evet.Çok basit.Egolarına....Tek duyguları demiştik ya, direkt oraya...“İyi ki onunla seks için birlikte olmadım”la başlayan cümleler kullanacaksın.Cümle, “Çünkü...” diye devam edecek.Artık gerisi hayal gücünüzün. En klasiği 3K yöntemidir. 3K.Yani...Anladınız ama yazayım mı?“Küçüktü, kokuyordu ve kolunu kaldıramıyordu...” Sonra da, “Biraz salaktı ama iyi çocuktu” diye de cümleyi tamamlarsınız.Ama tabii bunlar onun kulağına da gidecek. Ne var?Ayıp mı?O bile bile duygularınla oynarken ayıp değil miydi?

Devamını Oku

Bir kadının mutasyonu

12 Ocak 2009

Hissiz adamlara bu hafta da biraz devam edelim mi? Hani şu... Zaten sözüm var, “Onlara ne yapmalı?”nın cevabını vereceğim.Ama önce bu danalara göstermek istediğim bir şey var.Bir kadın.Bir kadının mutasyonu...“Ben ve yakın birçok arkadaşım en az bir kere böyle bir erkeğe maruz kaldık. Ya da erkeklerin yeni taktikleri bu, ilk bu yola başvuruyorlar.Belki de belli zaman sonra ilişkinin zor kısımlarını istemiyorlar (bağlılık, tek eşlilik, sorumluluk) ama geri kalan zevkli kısımlarında her zaman varlar.Ben böyle bir ilişkiyi en uzun yaşayanlardanım. Yaklaşık 5 yılım böyle bir insana âşık olup bağlanarak harap oldu. İşin en kötüsü başkalarına gelince bağlanabiliyordu ama bir tek bende düzgün bir ilişki yaşayamıyordu. Başka kadınlar böyle olan erkekleri nasıl dize getirebiliyor, nasıl yola sokuyor diye çok düşündüm. Bu yıllar süren ilişkimi kendi kafamda bitirdikten sonra 30’undan sonra âşık olmayan erkekler gibi olduğumu anladım. Yıllarca sırf âşık olduğum için faydalanılmak, sömürülmek beni ruhsuz, duygusuz, bağlanmak istemeyen, erkeklere güvenmeyen, eğlenmek, gezmek isteyen biri haline getirmişti.Böyle olduğum zaman her şey tam tersine döndü. Yemek yedim, gezdim, eğlendim ama ertesi sabah başka biriyle kahvaltıya çıktım. Fiziksel hiçbir şey yaşamadım ama hepsine canım cicim, gayet sıcak kanlıydım. Aradılar, açmadım; mesaj attılar, ikincide cevap verdim, vermedim. Görüşelim dediler hep ‘bakarız, ararım’ veya ‘meşgulüm, seni yarına arayayım’ dedim. Onlara onlar gibi davrandım. Onları kendi silahlarıyla yendim. Çünkü sahip olamamak birisinin tamamen seni olmaması aşktan daha fazla körükleyici bir şey. Ben ki birini sevmenin açık, doğal olmanın ve bunu belli etmenin en güzel şey olduğunu söyleyen ve 5 yıl boyunca bunu her daim yapan biri olarak şimdi yanlış olduğunu bilsem de taktik yapmanın bu insanları yola getirecek şey olduğunu görüyorum...” ***Şimdi size bir soru:Bu mudur?İstediğiniz bu mudur?Yani söylemek istediğim şey çok basit aslında:Sizin gibi olmak kolay. Hem de çok kolay...Ama biliyorum ki, aslında siz de böyle mutlu değilsiniz. Olamazsınız. İmkânı yok.Nereden mi biliyorum?Çokluk hiçliktir felsefesinden diyelim...Veya:Sizin yaptığınız ne gibi biliyor musunuz?Hani altında vasat bir arabaya el freniyle patinaj çektirten yeni yetmeler ya da geç gençler gibi..Ne var yani?Kimse yapmaz mı sizin yaptığınızı?Yapar.Eee?Siz bizim gibi olsanız...Olmaya çalışsanız...Bir başka deyişle;Saçmalamayı bırakın bence!Bırakın yoksa başınıza gelecekler var.

Devamını Oku

Hepimiz bayrak mı assak?

11 Ocak 2009

Gözümün önünden gitmiyor...Aklımdan da çıkmıyor...Oysa bir hafta geçti üzerinden ama kopamıyorum.Kanadoğlu’nun komşularından bahsediyorum.O kadınlardan...Hani savcı ve polisler Kanadoğlu’nun evine geldiklerinde balkonlarına bayrak asan kadınlar...Hiç çekinmeden...Hiç korkmadan...O anda onlardan biri olmak istedim.Orada olup aşağıdaki savcının, polislerin, kameraların gözünün içine baka baka ben de bayrak asmak istedim.Hızımı alamadım, kalkıp kendi evimin balkonuna asayım dedim hatta bunu yazayım dedim.Şöyle başlayan:“Hepimiz bayrak asalım!” Sonra vazgeçtim. Nasıl olsa çok iyi kalemler, siyasi yazarlar yazıyor diye.Ben de bu savaşı başka tarafından tutmaya devam edeyim; biraz aşk biraz da inadına meşk yazayım dedim.Şu hissiz adamlar bitmedi, hissiz adamlardan hırsımızı alalım dedim. Hadlerini bildirmenin yollarını yazayım falan...Sonra o an birden ne dank etti biliyor musunuz?Ne fark ettim?Korkum geçmiş.Belki de o anda geçti, bilmiyorum.Korku dediysem, sindirilmişliğim...Daha doğrusu, ne zamandır içimi kemiren, “Ne olacak?” “Benim güzel memleketim nereye gidiyor?” endişesi...“A-aaa... Ne olacaksa olsun!” noktasına gelmişim.Ne var yahu, bir canımız var o da nasıl olsa gidecek safhasına...Köşeye kıstırılmış kedi gibiyim.Etrafıma baktım, hemen hemen bütün kadınlar da bu safhada...Kafamızın tası attı yani...Vardır ya kadınların gözlerinin döndüğü anlar, işte bir baktım ki oradayız.Ama kadınların şu danalara yenilmesine de göz yummamak lazım. Ne yenilmesine ne de değiştirilmesine... Telefon beklemeyen kadınlar yaratmalarına...Bak yaa...Yine aklım kaydı.Dinlerlerse dinlesinler...Hatta serbest olsun.İzin mizin bir sürü prosedürü de kaldırsınlar (çok da uyguluyorlar ya!) dinlesinler telefonlarımızı...Sıradan insanların bile içine düşürdükleri ‘dinlenme’ korkusunu dahi yok ettiler. Herkesi, “amaaan... Dinlerlerse dinlesinler” duyarsızlığına getirdiler zaten.Hatta telefonu açınca “Alo” yerine baştan “Atatürkçüyüz” diyelim de ayırt etmekte zorlanmasınlar...Bu konulara hiç girmeyip aslında danalar da böyle mutlu değil ki! Biraz da bundan mı bahsetsem? Yahu insanda hoşgörü de bırakmadılar ki!Eskiden türbanlıları sıradanlaştırmış, hatta inançlarına saygı bile duyuyorduk sonra hafiften tırsar olduk; gözlerimizin içine dik dik bakıyorlardı, ama şimdi...Şimdi var ya, hepsi ama hepsi simge gibi geliyor.Hepsinin gözlerinin içen dik dik bakasım geliyor.Dinden soğuttular insanları...Gerçek dinden bile...Yani herkes gibi ben de galiba...Bir tarafım bunlarla savaştaÖteki tarafım hayatta...Ama yine de ben diyorum kiHepimiz bayrak mı assak?Görelim bakalım Türkiye ne kadar kırmızı beyaz...Ne kadar yeşil?

Devamını Oku

Hissiz adamdan his çıkarma

8 Ocak 2009

Aynı şeytan çıkarmak gibi bir şey bu da... Aslında en iyisi sarımsak koklatıp kaçmak ama... Bunlarla başa çıkmak kolay değil, hem de hiç kolay değil ha!En mantıklısı okuyuculardan birinin dediği gibi:“Bu adamlar hissiz, duygusuz tipler oldukları için onlara ders veremezsin, acı çektiremezsin çünkü hayata ve sana umursamaz bakarlar. Yani en büyük intikam kayıtsız kalmaktır lafı bu adamlara sökmez. Bundan sebep, kaçarak uzaklaşacaksın, ya da anlaşıp vurduracaksın:)) (tabii ki şaka)” Tabii ki...Ama...Açıkçası bu beni kesmiyor.Bakın bir başkası ne öneriyor:“Bunlar annelerinin yetiştirmesi, eski karılarının iteklemesi ve manyak kadının tekinin tekmelemesinden sonra türemiş mutant bir tür.Mutant diyorum çünkü bunlar aşk çocuğuyla ruhsuz adam ikilisinin birleşmesinden oluşmuşlar. Bir nevi katırlar. AT + EŞEK = bunlar.Benim bunlara göre bir reçetem var ama öncelikle bunlardan toplasan asla bir normal adam çıkmayacağına kendinizi inandırmanız gerekiyor. Maalesef bu reçete sonrasında değişmiş gibi görünseler de kısa bir süre sonra özlerine geri dönüyorlar. Denedim.REÇETE:Hiç ummadıkları anda bunlara sevgi gösterin. Hani canım cicim aşkım hayatım deyin ama hemen sonra soğuk davranın.Bunlar size sorarlar hayatında benden başkası var mı diye, gülümseyerek elinizi yanağına götürüp aahh aşkım! deyip hemen başka bir konu açın.Asla aramayın.Aradıklarında asla buluşalım demeyin.Sizi eve falan davet ederlerse, bilmiyorum ki şey de şehirde falan deyin.Başka bir kadından size bahsettiğinde siz de gülerek eski erkek arkadaşınızla ilgili bir anınızı anlatın.Kısaca bunların kendilerine olan güvenlerini sarsmak için size yaptıkları hareketlerin aynısını onların üstünde deneyin.Ha bu ne işe mi yarıyor? Size adamın koca olarak dönmesini sağlamıyor bu reçete, baştan söyleyeyim.Ama zaten bunlardan size ne kadar koca da olur o da soru işareti. Ama garip bir şekilde bu adamların saygısını kazandığınızı söylemek isterim. Benim hissizlerden birinin arkadaşı geçenlerde bana hâlâ onunla görüşüyorum deyince inanamadı. Dedi ki, onun bir kadınla bu kadar ilgilendiğini bilmezdim. Aynı hissiz adamın bir de bana, ne zaman sana yaklaşsam benden kaçıyorsun. Aklımı karıştırıyorsun dediğini bilse herhalde yere düşerdi.Sonuç mu? Hissiz adamlardan bir sonuç çıkmıyor. Ta ki onlar hangi karakterlerine daha yoğunlaşacaklarına ve ne istediklerine karar verene kadar. O zamana kadar mı? Bana göre çarpışan bir araba gibi aynı mekânlarda birilerimize çarpıp çarpıp yollarına devam ediyorlar.” ***İki ayrı tavır okudunuz.Ama ben yine de diyorum ki, bunları öyle kendi hallerine bırakmayalım...Güzel planlarım var, bekleyin.

Devamını Oku

Ne kadar hisleniyorum şahsen

7 Ocak 2009

Önce size gerçek bir hissiz adamın mail’ini ileteceğim.“Merhaba,Dilek hanım, 06.01.09 tarihli yazınızdaki biri olmak hiç rahatsız etmiyor. Neden?Siz ister dana deyin, ister başka sıfat kullanın sizi bağlar..Sanki her kadına ÂŞIK olunurmuş gibi...Evet ne olacaktı ki?Bütün bu anlattığınız süreçte başroldeki amcaya eşlik eden bayanlar sanki farklı mı?Alan veren razı, sizin yapmaya çalıştığınız şey, her ilişkiye anlam katma telaşı...Birileri ile ilişkilerin bu çerçevede olması arz - talep dengesi değil midir??-Hissiz Adam mışş.. Hiç de bile.. Ne kadar hisleniyorum şahsen....:)))Sevgi -Saygı ile.” ***Görüyorsunuz, çok da tın!!! yani...Tanıdınız değil mi?Bu, o.Sizin hissiz adamınız... Hissiz dana diyelim bunlara, daha iyi değil mi?Mail’in sonuna da bir özlü söz, bir de şiir eklemiş:Karanlığın en koyu olduğu an,Aydınlığın en yakın olduğu zamandır.“Gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana,Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan!Körüz gözbebeklerimize mil çekilmiş mil...Acımasız bir namlu şakağımızda soğuk,Tetikte kendi parmağımız yabancının değil!” Rıfat ILGAZ ***Hissiz missiziz ama icabında şiirden de anlarız diyor, şöyle Kurtlar Vadisi tadında...Dün, “Bu hissiz adamlara ne yapmak lazım?” ı yazacağım dedim ama ondan önce bir işimiz daha var.Çünkü herkes, “ne yapacaksın ki?”, “onlarla birlikte olanda kabahat”, “anladığın an bırak gitsin”, “neden bile bile birlikte oluyorsunuz o zaman?” “devam ediyorsan hak ediyorsun” deyip duruyor.Doğru.Bunların hepsi doğru ama dile kolay...Sıyrılmak o kadar kolay değil.“Bırak” denilince bırakılmıyor.Eninde sonunda kurtuluyorsun ama...Ama o sırada...O sırada...Bakın biri bunu nasıl tarif etmiş: “Aslında hemen anlıyor insan bir şeylerin doğru gitmediğini ama ya seçeneksizlikten ya zaten aşka inancını kaybetmiş olmaktan ya sıkıntıdan, amaaann monoton hayatımda bari bi heyecan olsun falan derken bi bakıyorsunuz bu saçma anlaşmanın bi parçası olmuşsunuz. Zaten adam da yakışıklı ve diğer konuda da (!) iyiyse vazgeçmek pek kolay olmuyor. Kendinize ne kadar söz de verseniz, bunun özsaygıyı ne kadar yaralayıcı olduğunu da bilseniz boş bi anınızda yine döngüye düşmek işten bile değil doğrusu :)” Bir de adamlar pardon hissiz danalar insanı duygusal olarak öyle taciz ediyorlar ki! Sevgiye boğmalar, kendini çok güzel hissettirmeler...Sonra da ilişkiyi liberal-demokrat hale getirmeler...Kızların ezberi dağıldı.Ama demokrasilerde çare tükenmez arkadaşlar...

Devamını Oku

Bu da, hissiz adam

5 Ocak 2009

Aranızda hiçbir şey yaşanmamış gibi 10 günde yeni sevgili bulan ve sizinle hâlâ ‘Biz arkadaşız’ geyikleri yapan danalara ne yapmalı, nasıl davranmalı?Benim ilk aklıma gelen kesmek ama bu işleri siz biliyorsunuz; biliyorum, ‘onlara ne yapsanız boş’ diyeceksiniz ama bir yol gösterin:)” Bu kaçıncı mail...Duyduğum kaçıncı hikâye...Gerçekten de...Şimdi de bunlar türedi!Hem de nereye baksam, oradalar!Şimdi, önce onları iyice tanıyalım.Hatta bunlara bir de isim takalım. Bulun bakalım...Genellikle hiç evlenmemiş ya az süreyle evli kalıp boşanmış adamlardan çıkıyor...Doğrusu CV’leri kabarık, iyi aile çocukları...Aralarında yakışıklıları bile var. Ne bileyim son zamanlarda ortalıkta pek yakışıklı kalmadı gibi geliyor bana...Çirkin çirkin danalar...Neyse onu sonra tartışırız.Bunların güzel evleri, iyi müzik setleri, düzenli gelen temizlikçileri, iyi arabaları ve iyi işleri oluyor.Yani öyle dandik bekâr muhabbeti yok bunlarda...Güzel kızlara meraklılar...Yani herkes meraklıdır diyeceksiniz ama bunların tavlama potansiyeli daha fazla tabii...Kızları tavlıyorlar ya...Ondan sonra...Yani en fazla 1 hafta içinde her iş tamamlanınca(!) anladınız siz onu, birden değişiyorlar...Tuhaflaşıyorlar. Yok öyle “Issız Adam” gibi değil, o hiç olmazsa bitiriyor ilişkiyi...Bunlar bitirmiyor.En büyük özellikleri de bu zaten.Ama bu arada bazı rutinlere de alıştırıyorlar kızları...“Aşkımcım”, “Tatlım”, “Canım aşkım” diye çağırmalar, prenses gibi davranmalar falan...Sonra?Sonra birlikte olduğun zamanlar yine öyleler...Olursan tabii...Çünkü 1 hafta 10 günden sonra aramalar kesiliyor, telefonlar açılmıyor, mesajlar yanıtlanmıyor...Hatta geceleri hangi barda olduğunun haberlerini alıyorsun...O ararsa konuşuluyor...O isterse çıkılıyor...Çıkılıyor dediysem eve çağrılıyor. Bir içki kahve ve yatış. Olay bu.Böyle bir çerçeve belirliyorlar. Ha, bu arada asla “neler oluyor?”, “ne yapmaya çalışıyorsun?” gibi muhabbetlere de asla izin vermiyor.Bunalımdayım, özgürlüğüm, bağlanamama türünden tayyare nedenlerle...Aslında bazıları açık açık da söylüyor zaten, “yerse” diye...Hıh buldum. Bunlara isim buldum: “Hissiz Adam.” Nasıl?Daha da komiği, şimdi bunlar canı isteyince arıyorlar ya, o zaman da bir iyiler bir iyiler...Sanki bir şey olmamış!Sanki daha dün akşam öpüşerek ayrılınmış.Adam bir hafta ortada yok, arıyorsun ulaşamıyorsun sonra seni arıyor:“Aşkım. N’aber? Özlemedin mi beni?” Bakar mısın? “Özledim” bile değil, “Özlemedin mi beni!” Bir önemli özellikleri de şu: Asla kötü olmak istemiyorlar. Hakkında kimse kötü bir şey söylemesin. Bunları anlatıyorum ki, daha sonra işimize yarasın diye...Böyleler değil mi?Onların belirledikleri çerçeveden çıkmayacaksın.Eveeet.....Durum tespiti yaptık.Şimdi sıra, “ne yapacağız” da...Bu hissiz adamlara karşı ne yapacağız?Yarına kadar bi düşünelim...

Devamını Oku