Liderler birbirlerine sert sözlerle yüklendi
Meclis açıldı, grup toplantılarında liderler “Nerede kalmıştık” dedirtecek kadar birbirlerine sert sözlerle yüklenmeye devam etti. Başbakan Erdoğan’ın hedefinde yine muhalefet ve medya vardı. Erdoğan bazı basın kuruluşlarına ambargo uygulaması için ise “Medya bize saygısızlık ettiği zaman haddini bildirmek de bizim cevabımızdır” dedi.
Başbakan Erdoğan partisinin 24. dönem 3. yasama yılının ilk grup toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni yasama yılının hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, özetle şöyle konuştu:
MERAK ETMEYİN: Uyguladığımız çok boyutlu dış politikayı küçümseyen bazı çevreler, kongremize gösterilen ilgi karşısında suspus olmayı tercih ediyorlar. Sıfır sorun yaklaşımını anlamayan veya istihza ile karşılayan bu çevreler, dostlarımızın övgü dolu sözlerini görünce, yine bayatlamış eksen kayması safsatasına sarılıyorlar. Kimse merak etmesin, Türkiye’nin ekseni de bellidir, rotası da bellidir.
GENSORU: Gensoruyu da maalesef sulandırdınız, rezil ettiniz. Sizin gensoruyla filan alacağınız bir netice olmadığını bile bile bu yollara tevessül etmeniz, TBMM’nin onuruyla oynamaktır. Çünkü bir insan bir şeyi yaparken buradan netice alıp almayacağının hesabını da yapar. Ortada dürüst gerekçeleri olur. Dünyanın üzerinde hassasiyetle durduğu Türkiye’nin dış politika anlayışı, muhalefet tarafından sulandırılıyor, böyle bir muhalefet anlayışı dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Sadece el kaldırıp indirecekler veya göreceksiniz orada gruplarını dahi toplayamayacaklar.
SAMİMİYİZ: Pazar günü yaptığım çağrıda, “Gelin terör meselesine köklü çözüm getirmek için birlikte çalışalım. Arkadaşlarımız hemen görüşmelere başlasınlar. Karşılıklı öneri ve yol haritalarımızı oraya koyalım, orak mutabakata vardıktan sonra süratle hayat geçirelim. Böylece hem anaların babaların gözyaşlarını dindirelim, hem de Türkiye’yi 2023 hedeflerine doğru bir adım daha ilerletmiş olalım” dedim. Biz bu çağrımızda samimiyiz. Bu çağrının içinde en küçük bir riya, en küçük bir siyasi hesap yok. Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil üzümü yemek.
DİZ ÇÖKTÜ: CHP Genel Başkanı’nın derdi başka. Geçtiğimiz yıl Meclis açılırken de böyle garip tavırlar içine girmişler, hatta bize diz çöktürmekten dahi bahsetmişlerdi. Sonra kim diz çöktü? Kendileri diz çöktü. Dürüst, samimi olacaksın. Eğer dürüst, samimi olmazsan Arapların bir atasözü var, tekrar söylüyorum; Men dakka dukka. İşte buraya geldiniz.
MECBUR MUYUM?: CHP ve MHP’nin kongremize katılmama konusunda öne sürdükleri bahaneler dahi tek başına nasıl bir tahammülsüzlük içinde olduklarını göstermektedir. Birinin bahanesi şu: Bazı gazetelerin kongreye davet edilmemesi. Bu bizim sorumluluğumuz; mecbur muyum? Her gün, her türlü hakareti yapacaksın, yalan yanlış her türlü her şeyi yazacaksın, söyleyeceksin ve buna rağmen biz yine davet edeceğiz. Yok böyle 25 kuruşa simit ya. Neymiş; ’medyaya engel konulmazmış.’ Doğru konulmaz. Biz zaten koymuyoruz, öyle bir derdimiz yok. Ama o medya bize saygısızlık ettiği zaman, her gün küfür yağdırdığı zaman, ona haddine bildirmek de bizim cevabımızdır. O gün salonda olan, yazılı ve görsel medyada bize saldıranlar yok mu? Yine var. Salon onlarla yine tıklım tıklım doluydu. Ama biz 3-5 tanesine böyle bir şeyi uyguladık. Niye rahatsız oluyorlar?
NİYE UNUTUYORSUN?: Sayın Kılıçdaroğlu, sen İstanbul’da belediye başkanı adayı iken, yaptığın basın toplantılarına bazı gazeteleri çağırmadığını niye unutuyorsun? Niye onları çağırmadın? İsim mi vereyim sana? Sen bir defa dürüst ol. Ama bu ana muhalefet liderleri hitabında böyle bir anlayış yok. Çok ciddi bir zaaf içinde. Bunu bahane ederek gelmemişler. Sen partimi davet ettiğim zaman, iki arkadaşımı gönderdim, senin kongrene katıldılar, yuhalamalara rağmen. Biz böyle anlıyoruz siyaseti.
MHP’YE Mİ SORACAĞIZ?: MHP’nin kongreye katılmama bahanesi ise kongreye çağrılan bir misafir. Biz onları kongremizi organize etmeleri için, kimleri çağırıp kimleri çağırmayacağımızı belirmeleri için davet etmedik ki. Kimleri çağırıp çağırmayacağımızı MHP’ye mi soracağız?
KUZU KUZU GELİR OTURURSUN: Anadolu’da, “misafir ev sahibinin kuzusudur” derler. Seni evsahibi davet ediyor, sen de kuzu kuzu gelirsin, orada oturursun. Ne ikram edilirse yersin, içersin; teşekkür eder, ayrılırsın. Ama bunlarda Anadolu kültürü de yok. Biz onları kongremizi yerinde izlemeleri, demokrasi şölenimize şahit olmaları için oraya davet ediyoruz.










