Karaciğeri yağlandırıyor, ilaç kadar etkili! Zayıflamak isterken...
Diyet yapanlar dikkat! Zayıflamak isterken sağlığınız tehlikeye girebilir. Şok diyetlerin de şişmanlık kadar sağlık için tehdit olduğu ortaya çıktı. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizle verilen kilolar karaciğer yağlanmasını ciddi oranda geriletiyor ama Hızlı kilo alıp vermek çok riskli olabiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Oya Yönal, yüzde 10’dan fazla kilo kaybının karaciğerdeki sertliği neredeyse yarı yarıya azalttığına dikkati çekere, bu durumun tersine dönmemesi için kritik tavsiyelerde bulundu.

KARACIĞER YAĞLANMASI TANISI NASIL KONUYOR?
Karaciğer yağlanması sinsi bir hastalık. Çoğunlukla genel sağlık kontrolü veya başka hastalıklar için yapılan tetkikler sırasında tesadüfen tespit ediliyor. Tanıda kan tahlilleri ve ultrasonografi ilk adımı oluşturuyor.

HANGİ KAN TAHLİLLERİ YAPILIYOR?
Kanda karaciğer enzimleri (AST, ALT, ALP, GGT), karaciğer sentez fonksiyonlarını gösteren total bilurubin, direkt bilurubin, albumin, protrombin zamanı bakılıyor. Ayrıca karaciğer yağlanmasına neden olan glukoz (şeker) yüksekliği, insülin direnci, lipid değerlerinde yükseklik olup olmadığına bakılıyor. Karaciğer enzimleri yüksek olan hastalarda karaciğer yağlanması dışında enzimleri yükseltecek viral hepatitleri (hepatit B, hepatit C) ekarte etmek amacıyla hepatit testleri yapılıyor. Yine ilaç toksitesinin dışlanması gerekiyor. Gerektiğinde karaciğer enzimlerini yükseltecek nadir nedenler (Wilson hastalığı, otoimmun hepatitler gibi) araştırılıyor.

KAN TAHLİLLERİN NORMAL ÇIKMASI KARACİĞER YAĞLANMASI YOK ANLAMINA MI GELIYOR?
Tanı için tek başına kan tahlilleri yeterli değil. Hastaya batın ultrasonu da yapılmalı. Karaciğer yağlanması olan kişilerde genellikle ultrasonda yağlanma ve kanda karaciğer enzimlerinde yükseklik saptanıyor. Ancak sadece ultrasonda yağlanması olan ama karaciğer enzimleri normal olan hasta grubuna da rastlıyoruz. Dahası ultrason ve MR gibi yöntemlerde karaciğerdeki yağlanma saptansa da fibrozis (sertlik) tespit edilemiyor. Bunun sonucunda tanıda gecikme yaşanabiliyor. Bu sorunun önüne geçmek için de günümüzde fibroscan ve ihtiyaç halinde biyopsi yöntemlerine başvuruluyor.

KARACİĞER BIYOPSİSİ NEDİR VE NASIL UYGULANIYOR?
Kan tahlilleri ve ultrason ile MR gibi görüntüleme yöntemleri ‘fibrozis’ tanısında yardımcı olamıyor. Bu nedenle karaciğerde oluşan hasarın belirlenmesi için karaciğer biyopsisine başvuruluyor. Karaciğer biyopsisi karaciğerde yağlanmanın ne kadar ciddi olduğunu tespit etmenin en iyi yolu. Lokal anestezi ile gerçekleştirilen biyopside uyuşturulan bölgeden doku örnekleri alındıktan sonra inceleniyor. Ancak karaciğer biyopsisi kanama, ağrı, safra yolu zedelenmesi gibi bazı riskler taşıdığı ve belli bir süre hastane yatışı gerektirdiği için sınırlı gerekçelerle uygulanıyor. Günümüzde biyopsi yerine fibroscan yöntemi kullanılıyor.

KRONİK ALKOL TÜKETİMİ KARACİĞERİ MAHVEDİYOR
Alkol; karaciğer yağlanması, alkolik hepatit ve alkolik siroza yol açabiliyor. Öyle ki kronik ve bağımlı alkol içicilerin yüzde 90’ından fazlasında alkole bağlı karaciğer yağlanması var. Uzun yıllar ve yüksek miktarda alkol kullanan hastaların bir kısmında ise alkole bağlı karaciğer sirozu gelişiyor. Erkekler için günde 20-40 gr, kadınlar için 10-20 gr’dan fazlaya denk gelen alkol tüketimi alkole bağlı yağlı karaciğer hastalığına neden olabiliyor. Alkolle birlikte ilaç kullanılması karaciğer hasarı riskini artıyor. Ayrıca hepatit B ve Hepatit C hastalığı olmasına rağmen alkol alanlarda da siroz riski daha yüksek.

FIBROSCAN İŞLEMİNDEN ÖNCE HAZIRLIK GEREKIYOR MU?
Hastanın en az 3 saat aç kalması yeterli. Bunun dışında herhangi bir hazırlığa ihtiyaç duyulmuyor. İşlem hasta sırtüstü yatarken sağ tarafından ve kaburgaların arasından uygulanıyor. Fibroscan için geliştirilmiş olan özel problar bu bölgelerde cilt üzerine yerleştirilerek ölçümler yapılıyor. Hasta hiçbir ağrı hissetmiyor. İşlem 5-10 dakikada tamamlanıyor. Tanı koymanın yanı sıra hastalığın takibinde ve tedavi etkinliğinin değerlendirilmesinde de kullanılıyor. Fibroscan; karaciğer hasarının belirlenmesi ve oluşan sertliğin (fibrozis) derecesinin ölçülmesi için kullanılan bir yöntem. Bu yöntemle vücuda herhangi bir girişim uygulanmadan gönderilen ultrason dalgaları yardımıyla karaciğerde biriken yağ miktarı sayısal olarak ölçülebiliyor. Bu ölçümler ile karaciğer biyopsisinden yaklaşık 100 kat daha büyük bir karaciğer alanı değerlendiriliyor. Bu özelliği sayesinde de karaciğerde oluşan hasar kapsamlı olarak ortaya konabiliyor.

FIBROSCAN NEDİR?
Erken dönemde tespit edildiğinde karaciğer yağlanmasının tedavisinde yüz güldüren sonuçlar alınıyor. İdeal kiloya ulaşmak, düzenli egzersiz yapmak ve alkol tüketiminden kaçınmak tedavinin ana aşamalarını oluşturuyor.

İDEAL KILOYA ULAŞIN
Karaciğer yağlanmasında öncelikle sağlıklı beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak fazla kiloların verilmesi gerekiyor. Öyle ki sadece yüzde 10’luk kilo kaybı bile karaciğer yağlanması tedavisinde önemli etki sağlıyor. 1 yıllık sürede fibrozisi geriletebilmek için vücut ağırlığının en az yüzde 10’u kadar kilo verilmesi gerekiyor. 1 yıllık sürede yüzde 10’dan fazla kilo kaybı olursa fibrozisde yüzde 45 gerileme olabiliyor.

DÜZENLI YÜRÜYÜŞ YAPIN
Mümkünse her gün 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmalı. Düzenli, tempolu yürüyüş yağlanmanın önemli ölçüde gerilemesini sağlıyor. Karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan insülin direncinin azalmasına ve ayrıca kilo vermeye yardımcı oluyor. ALKOLDEN KAÇININ Karaciğerin en büyük düşmanı olan alkol tüketiminden kaçının. ILAÇ TEDAVISI İnsülin direnci, diyabet ve hiperlipidemi (kolesterol, trigliserid yüksekliği) varsa, bu sorunlara yönelik uygulanan ilaçlar da tedavide büyük önem taşıyor.

TAKVİYELER
İhtiyaç halinde silmarin, karaciğeri koruyan A ve E vitaminleri veya selenyum takviyesi de tedaviye eklenebiliyor.

ŞOK DİYETLER KARACİĞERİ YAĞLANDIRIYOR
Prof. Dr. Oya Yönal, karaciğer yağlanmasıyla ilgili bilinmeyenleri de anlattı: Karaciğer yağlanması, hareketsizlik ve şişmanlık nedeniyle tüm dünyada giderek artan bir sağlık sorunu. Önlem alınmadığında siroz, kanser gibi ciddi sonuçları olan karaciğer yağlanması şok diyetler, aşırı alkol kullanımı gibi nedenlerle de ortaya çıkabiliyor.

KARACİĞERİN GÖREVLERİ NELER?
Karaciğer, çok sayıda önemli görevi olan hayati organlarımızdan biri. m Kan pıhtılaştırıcı faktörler, enzimler, proteinler ve hormon üretiminde rol alıyor. m Demir, vitamin, yağlar ve şeker gibi enerji kaynaklarını depoluyor. m Yediklerimizi vücudun kullanabileceği besin maddelerine çeviriyor. m Ayrıca safra yapımında rol alıyor; ilaç, alkol ve diğer toksik maddeleri temizliyor.

KARACİĞER YAĞLANMASI NEDİR?
Karaciğer hücrelerinde normalden fazla yağ depolanmasına deniyor. Karaciğer hücrelerinde yaklaşık yüzde 5 oranına kadar yağ bulunması normal bir durum. Fakat yağ oranı yüzde 5’in üzerine çıkarsa bu tabloya ‘yağlı karaciğer hastalığı’ diyoruz. SIK GÖRÜLEN BIR SORUN MU? Karaciğer yağlanması obezitenin tüm dünyada yaygınlaşmasına paralel olarak giderek daha fazla sıklıkta görülüyor. Öyle ki ülkemizde alkolden kaynaklanmayan karaciğer yağlanması her 100 kişiden 25’inde tespit ediliyor. Yani ülkemizde ortalama olarak her 4 kişiden birinin karaciğeri yağlı. Dolayısıyla 84 milyon nüfusu olan ülkemizde kabaca 21 milyon yağlı karaciğer hastası var. Üstelik tüm dünyada, özellikle obezitenin arttığı ülkelerde, karaciğer yağlanması artık gençlerde, hatta çocuklarda dahi sık görülüyor. Özellikle 17-20’li yaş grubundaki gençlerde karaciğer yağlanmasını oldukça sık görüyoruz.

KARACİĞER YAĞLANMASI DEYİNCE AKLA HEMEN FAZLA ALKOL TÜKETİMİ GELİYOR...
Evet, alkol önemli bir risk faktörü olsa da yağlanma pek çok faktörden kaynaklanıyor. Bu nedenle hastalık, fazla alkol tüketen kişilerde gelişen ‘alkole bağı karaciğer yağlanması’ ve alkol kullanmayan veya çok az kullanan kişilerde gelişen ‘alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ olarak iki gruba ayrılıyor.

ALKOL DIŞINDAKI SEBEPLER NELER?
Hareketsiz yaşam ve fast food beslenme nedeniyle sıklığı giderek artan obezite,
Tip 2 diyabet,
Hiperlipidemi (kolesterol, trigliserid gibi kan yağlarında yükseklik),
Bazı ilaçlar,
Metabolik sendrom (bel çevresi kalınlığı, yüksek tansiyon, kan yağlarında bozukluk, bozulmuş açlık kan şekeri ya da insilün direnci yüksekliğinin bir arada bulunması),
Hızlı kilo alıp vermek, yani şok diyetler (ayda 4-5 kilodan fazla kilo verdiren diyetlerden kaçının).

ELİRTİLERİ NELER?
Karaciğer yağlanması sıklıkla uzun yıllar hiçbir sinyal vermeden sinsice ilerliyor. Bu nedenle karaciğerin ‘sinsi hastalığı’ olarak nitelendiriliyor. Çok ender olarak, yağlanma arttıkça karaciğerin kapsülü gerildiği için karın bölgesinin sağ üst tarafında hafif ağrı ve halsizlik sorunlarıyla kendini belli edebiliyor. Belirtiler çoğunlukla siroz geliştikten sonra ortaya çıkıyor. Bu hastalık sinsi olduğu için ileri evre sirozda, örneğin karında sıvı biriktiğinde şikayetler başlıyor. Bu aşamaya kadar hastalar genellikle normal bir yaşam sürüyorlar.

HER KARACİĞER YAĞLANMASI TEHLİKELİ Mİ?
Karaciğer yağlanması iki gruba ayrılıyor. Birinci grubu, sadece yağlanmayla sınırlı kalan ve karaciğerde ciddi bir hasarın oluşmadığı ‘basit yağlanma’ oluşturuyor. İkinci grupta ise yağlanmaya iltihaplanmanın eşlik ettiği non-alkoli steatohepatit (NASH) adı verilen tablo bulunuyor. Basit yağlanmada genelde sadece yağlanma oluyor, karaciğer enzimleri normal değerlerde seyrediyor ve teorik olarak hastalarda ciddi karaciğer hastalığı gelişmiyor. Hastaların yüzde 20’sinde iltihaplanmayla seyreden NASH tespit ediliyor. Bu grupta ise karaciğerdeki iltihaplanmanın tedavisinde gecikmemek çok önemli, aksi halde ‘fibrozis’ olarak adlandırılan skarlaşma, bir başka deyişle sertlik oluşabiliyor.

BU NE ANLAMA GELİYOR?
Fibrozise eşlik eden NASH grubunun yüzde 10’unda, tedavide gecikilirse 10 yıl içinde siroz oluşabiliyor. Kalıcı bir hastalık olan siroz da zamanla ilerleyerek karaciğer kanseri veya organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden tabloya yol açabiliyor.

ERKEN TANININ ÖNEMİ NEDİR? NE YAPMAMIZ GEREKİYOR?
Karaciğer yağlanması teşhis edildiğinde ilk olarak karaciğerde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekiyor. Hasar varsa karaciğerde oluşan sertliğin (fibrozis) derecesini değerlendirmek etkin bir tedavi için büyük önem taşıyor. Fibrozis erken dönemde tespit edilirse yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemeler ve ilaç tedavisiyle hastalığın siroza dönüşmesinin engellenebiliyor. Erken tanı için hiçbir risk faktörü olmayan kişiler 40 yaşından sonra her yıl ultrason ve kan tahlilleri yaptırmalı. Fazla kilo, diyabet ve kolesterol gibi risk faktörlerine sahip kişilerde ise taramalara çok daha erken yaşta başlanmalı ve hastalar yılda bir düzenli olarak takiplerini aksatmamalılar. Eğer belirtiler varsa, hiçbir risk faktörü olmasa dahi kaç yaşında olursa olsun, zaman kaybetmeden hekime başvurulmalı. (Posta)



