Hayat baştan sona kadar bir sınavdır!

16 Şubat 2003

Soru: Merhaba hocam. Bazı merak ettiğim sorular var. Beni aydınlatırsanız çok memnun olurum. Çift cinsiyetlilerin dindeki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İbadetlerini hangi cinsiyetlerine göre yapmalılar? Ameliyat olup değiştirmiş oldukları cinsleriyle ibadetlerini gerçekleştirebilirler mi? Bu kişinin öldükten sonra hangi cinsiyetine göre cenaze işlemleri yapılır? Bu tür kişiler sizce ameliyat olup bir cinsiyet kazanmalı mı yoksa Allah'ın yarattığı şekilde hayatlarını idame ettirmeli midir?Cevap: Zorunlu bir neden olmadıkça cinsiyet değiştirme operasyonlarının doğru olmadığı kanısındayım. Elbette bu tür operasyonlar yeni olduğu için bu konuda dinde açık hüküm bulunmaz. Ancak bazı genel kriterlerden hüküm çıkarılır. Kur'ân, Allah'ın yaratışını değiştirmenin şeytan öğüdü olduğunu vurgular.Allah onları deniyorAllah insanı erkek veya kadın biçiminde yaratmışsa sadece bir hevesle cinsiyet değiştirmeye kalmak yanlıştır. Kaldı ki erkekken kadın olan kişiler gerçekte kadın olamazlar. Ameliyatla bir organa belli bir şekil verilebilir ama rahim takılamaz. Rahmi olmayan, çocuk doğuramayan da kadın olamaz. Öyle ise bu tür operasyonlar bir sapmadır. Çift şahsiyetli insanlara Arapça'da hünsâ denilir. Bunlar erkek veya kadın olarak ne şekilde dünyaya gelmişlerse o şekle sabredip Allah'ın yaratışına, yani kaderine razı olarak yaşamalıdırlar. Hayat baştan sona bir sınavdır. Allah herkesi bir şekilde sınar. Onları da böyle sınamaktadır. Allah taala, o hallerine sabredenleri, büyük mükâfatla ödüllendirecektir.Dua edilirken el açmak sünnettirSoru: Sayın hocam, birinin mezarı başında ruhuna dua okurken el açılır mı? (Tuğrul Akyüz)Cevap: Dua ederken el açılması sünnettir. Ama mutlaka el açmak şart değildir. Çünkü dua, insanın dilediği şeyin olması için Allah'a yalvarmak, O'ndan istekte bulunmaktır. Bunun için mutlaka el açmak gerekmez. İnsanın içinden geçen ısrarlı istekler de duadır. Birinin mezarı başında dua ederken el açmaya gelince, dua Allah'tan istekte bulunmaktır. Mezar başında yapılan dua da yatan kişinin ruhunun affı veya derecesinin yükselmesi içinse yine el açılır. Ama el açmak şart değildir. Şayet mezarda yatandan istekte bulunmak şeklinde dua ise bu haramdır, el açılsın açılmasın fark etmez. Çünkü Allah'tan başkasından bir şey dilemek şirktir.

Devamını Oku

Niyet bozuk değilse hata bağışlanır!

15 Şubat 2003

Soru: Sayın hocam 23 yaşındayım. Kur'an'ı Kerim'i okuyabiliyorum ancak bazı yerlerinde (mesela üst üste gelmiş harfler olduğunda hangisinin önce okunması gerektiği gibi...) doğru okuyup okumadığımdan emin olamıyorum. Eğer hatalı okumuşsam bunun vebali nedir? Bir vaazda, anlamı değiştirmez ise günahı olmadığını duymuştum. Ya anlamı değişirse diye korkuyorum. Aydınlatırsanız sevinirim. (Sedat Dil)Cevap: Hz. Peygamber, rahat rahat Kur'ân okuyan bir sevap alırken zorlanarak Kur'ân okuyanın iki sevap alacağını buyurmuştur. Kur'ân okurken kasıtsız hatalan Allah affeder. Anlamı bilseniz zaten hata yapmazsınız. Anlamı bilmeden kasıtsız olarak yapılan hatalardan ötürü sorumlu olmazsınız. Nice anlamı bilinmeyen dualar yapılırken yanlış telaffuzlar olduğu bilinmektedir. Allah kulunun ağzından çıkacak seslere değil o seslerin dayandığı niyetlere bakar. "O, gönüllerin özünü bilir." Önemli olan niyettir. Kişi niyetine göre sevap veya günah alır. Niyet bozuk olmadıkça hatalar bağışlanır.Kul tevbe edince Allah dilerse günahını siler!Soru: Rüyamdan Allahuekber sesiyle uyandım. Bunun bir anlamı olabilir mi? Günahlar biz tövbe ettikten sonra hemen dünyadayken mi affediliyor yoksa hesaba çekileceğimiz zaman bu tövbeler göz önünde bulundurularak mı affediliyor? (Halil Duru)Cevap: Ben rüya yorumcusu değilim. Ama sizin, "Allahuekber" sesiyle uyanmanız güzel bir şey. isterseniz çeşitli rüya tabir kitapları vardır. Onlara bakabilirsiniz. Yalnız şunu hemen belirteyim ki bu tabir kitaplarının verdikleri bilgiler kesin değildir. Çünkü rüyalar kişiye göre değişir. Aynı rüya farklı kişilerde başka anlamlar ifade edebilir. Diğer sorunuza gelince. Bu husus Allah'ın dilemesine bağlıdır. Kul tevbe edince, Allah dilerse onun günahını siler. Kendisiyle Allah arasındaki hatalar silinir. Haklara tecavüz etmişse, tecavüz edilenlerden helâllik almak gerekir.Kurşun dökmek batıl inançlardan birisidir!Soru: Sayın hocam, halkımız arasında kurşun dökme olayı oldukça yaygın. Hatta bazı sanatçılarımız da başlarından geçen bir takım olaylar nedeniyle kurşun döktürüyorlar. İslami açıdan dinimizde kurşun dökmenin yeri var mıdır? Bu ne derecede doğru bir uygulamadır? Yoksa baül bir inanç mıdır ?Cevap: İslâm'da kurşun dökme diye bir şey yoktur. Şifa ve sağlık Allah'tan beklenir. Haset, büyü vesair serlerin etkisinden kurtulmak için Felak ve Nas sureleri okunur. Gönülden Allah'a dua edilir. Kurşun dökmek baül geleneklerden, hurafelerden biridir. Bunlara inanmak tevhîd inancıyla bağdaşmaz.

Devamını Oku

Başına gelen kötülük kendi nefsindendir

15 Şubat 2003

Soru: Hocam, size bundan önce gönderdiğim iki e-mail'e henüz cevap alamadım. Sorum şu: Amentu Suresi'nde geçen, "hayrihi ve şerrihi minallahi teala" ifadesini açıklar mısınız? Mehmet Ali ArabacıCevap: Ben, Mehmet Ali Arabacı'nın sorusunu bu köşede cevaplamıştım. Anlaşılan okumamış. Daha önce verdiğim cevabı yineliyorum. Amentu Kuran'dan bir ayet değil, sure değil, hadis de değildir. Sadece inanç esaslarını özetleyen bir sözdür. Şimdi sorunuza gelelim: Kur'ân'da, "Başına gelen her iyilik Allah'tan, her kötülük de kendi nefsindendir" buyurulmaktadır. Allah'tan şer gelmez. Ama Allah'tan başka yaratıcı da yoktur. İnsan kötü bir eylemi yapmak ister.Eylemi yapma gücüEylemi yapma gücünü veren Allah'tır. Kul, şerri isteyince Allah da ona şerri yapma gücünü verir. Yani kötülüğü isteyen kul, eylemi yapma gücünü yaratan Allah'tır. Allah, kulun istediğini yapma gücünü verir, isteyen kul, yaratan Allah'tır. Sorumlu kuldur. Çünkü kul kötülüğü seçmiş, istemiştir. Fakat iyilik veya kötülük bütün eylemleri yaratan, onları yapma gücünü veren Allah'tır. İşte bundan ötürü kaderin hayrının ve şerrinin Allah'tan olduğu belirtilmektedir. Ayrıca buradaki kader de insanın iradesi dışındaki olaylara işaret etmektedir.İnanan huzur bulurBu olayların bir kısmı istemediğimiz, hoşlanmadığımız olaylardır. Ama gerçekte onlar bizim için sınavdır. Olgunlaşmamız için o olaylan yaşamamız gerekmektedir. Bize şer görünen, irademiz dışındaki olayları yaratan, planlayan da Allah'tır. Mesela insanın sakat doğması yahut hasta olması ya da bir yakınının ölmesi bunlar kötü (şer) görünür. Ama bunları planlayan da Allah'tır. İşte buna inanan, içinde bulunduğu hale razı olup bunalımlardan kurtulur, huzur bulur. Bundan dolayıdır ki Hz. Peygamber, "Kadere inanan, kederden (üzüntüden) kurtulur" buyurmuştur.Dua etmek, Allah'tan dilekte bulunmaktır!Soru: Sayın Hocam, işlerimin ters gitmesi nedeniyle maddi olarak sıkıntılı bir döneme girdim. Bazı arkadaşlara ve yakınıma borcum olduğu için dükkânımı satmak istiyorum ve bu amaçla dua ediyorum. Duamın kabul olması için okuyabileceğim ayetler ve dualar var mı? Sizden bu konuda yardım istiyorum.Cevap: Peygamberimizin çeşitli vesilelerle yaptığı dualar vardır. Bunlar, bizim "İslâm İlmihali" ve "Dua Mecmuası" adlı eserlerimizde anlatılmıştır. Dua, Allah'tan dilekte bulunmaktır. Herhangi bir dua mecmuası alınıp okunabilir.

Devamını Oku

Aşırı titizlik psikolojik bir sorundur

13 Şubat 2003

Soru: Sayın hocam, eşim ne kadar boy abdesti alsa da temizlendiğine inanmıyor. Ayrıca evde her yerin kirli ve pis olduğunu düşünüyor. O kadar ki birlikte olduğumuz odada yerde duran terlikleri siliyor, işe gittiğinde masasını temizliyor. Yani gereksiz bir evhama kapılmış. Sizden ricam bu konuda bizi aydınlatmanız. Şimdiden teşekkürler.Cevap: Hiç kimse dine bir şey katamaz veya dinden bir şey çıkaramaz. Dinimiz cünüplükten çıkmanın yolunu, yöntemini açıklamıştır. O da abdest alıp yıkanmaktır. Boy abdesti alırken başa, sağ ve sol omuzlara birer kez su dökülüp beden ovulur. Bu işlem iki ve üçüncü kez yinelenir. Sadece duş almak da yeterlidir. Bunun dışında kendisinin hâlâ temizlenmediğine inanmak, aşın titizlik göstermek dini değil psikolojik bir sorundur. Temizlik hastası olan kişiler var. Eşinize aşırılıktan kaçınmasını öğütlerim. Aşırılık dinde, ibadette bile bile olsa hoş değildir. Kur'ân, aşıRIlıktan uzak durmayı, aşırılara uymamayı emreder.Kendinizi zorlamayınHz. Peygamber de, "Yapabileceğiniz kadar ibadet yapınız. Üstesinden gelemeyeceğiniz amelleri yapmaya kendinizi zorlamayınız. Çünkü hiç kimse dinin sonuna varamaz" buyurmuştur. Allah'a ibadetin sonu yoktur, insan bütün ömrünü ibadetle geçirse yine tam olarak kulluk hakkını ödeyemez. Zira sadece bir nefes alış verişte Allah'ın iki nimeti var. Nefes alış vücuda, besinleri yakacak oksijen götürür, nefes veriş, besinlerin yanmasıyla ortaya çıkan karbondioksiti dışarı atar. Demek ki bir nefes alıp vermede Tanrı'nın iki nimeti var. Hangi insan bu nimetlerin şükrünü tam anlamıyla yapabilir?Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.Paranızın değerini korumak hakkınızSoru: VATAN gazetesi çıktığından beri köşe yazılarınızın ve kitaplarınızın devamlı takipçisi oldum. Bugüne kadar elimden geldiğince faiz yememeye çalıştım. Ancak günümüzde nakit para durduğu yerde enflasyona karşı aşın değer kaybediyor. Bunun için bir süredir "B Tipi Likit Fon" yatırım aracını kullanıyorum. Acaba bu tür yatırım araçlan, muhtaç olunduğu halde bizleri günaha bulaştırıyor mu?Cevap: Enflasyon oranındaki fazlalığın, gerçek faiz olmadığını, kişinin parasının değerini koruyacak miktarda bir fazlalık almasının zorunlu hale geldiğini birkaç kez bu köşeden okuyucularıma duyurmuştum.

Devamını Oku

Cennet ebedilik yurdudur, orada ölüm yoktur!

13 Şubat 2003

Soru: "Cennete gidenler ebedi orada kalacaklardır" deniyor.Yalnız Hud 108'deki, "gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır" ifadesinden ebedi olmayacak anlamı çıkıyor. Aynı şekilde Hud 107'de cehennem için de aynı durum belirtilmiş. Gerçi başka ayetlerde "devirlerce" ifadesi de geçiyor ama cennet için hep "ebedi olarak" belirtilmiyor mu? Ali İmran 133/134'te genişliği gökler ve yer kadar mı yoksa gökler ve yer kadar geniş olarak mı geçiyor? (Murat Özaydın)Cevap: Cennet, ebedilik yurdudur. Orada ölüm yoktur. Hud 108'inci ayet de onların orada ebediyen kalacağını gösterir. Ayet şöyledir: "Mutlu kılınanlar ise cennettedirler. Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer Rabbin, çıkmalarını dilemiş olsun. Bu, kesintisiz bir vergidir!" Bu söylem, cennetlikleri oradan kimse çıkaramaz. Ancak Allah çıkmalarını dilerse çıkarlar. Allah'ın dilemesi dışında kimse onları oradan çıkaramaz demektir. Allah da onların orada sürekli kalmalarını dilemiştir. Nitekim ayetin sonunda onlara verilen bu nimetin kesintisiz olduğu vurgulanmaktadır. Bu konuda ayrıntı için "Yüce Kur'ârîın Çağdaş Tefsiri" adlı eserimizde Hud Suresi'nin söz konusu ayetinin ve "Kur'ân Ansiklopedisi" adlı eserimizin Cennet-Cehennem ve Azap maddelerine bakılmalıdır. Allah'ın nasibine hiç kimse engel olamaz!Soru: Gizli şirk nasıl olur? İnsanı gizli şirke götüren şeyler nelerdir? Bu konuda bilgi ya da kaynak verebilir misiniz? (Halil Duru)Cevap: Gizli şirk, Allah'tan istenmesi gereken şeyleri yaratıklardan istemek, yaratıklardan menfaat sağlamak için insanlara dindar görünmek vs. şeklinde olur. Mesela yatırlara gidip murat istemek, Allah'a yalvarır gibi onlara yalvarıp medet ummak şirktir. Hatta bu gizli şirk de değildir, açık açık şirktir. İnsanlara beğendirmek için halkın yanında çok huzurlu, uzun uzun namaz kılmak ama yalnız kaldığında huzur falan düşünmeden çalakalem kılmak gizli şirk sayılır. Çünkü bunda halkın beğenisini kazanıp maddi veya manevi çıkar sağlama amacı vardır. Allah'tan başka çıkar sağlayacak yoktur. Allah'ın nasip ermediğini kimse veremez. O'nun nasibine de kimse engel olamaz. Şeyh Sa'dî'nin Gülistan'ında şöyle bir fıkra vardır: Adamın biri gittiği bir ziyafetten evine döndüğünde ailesinden yemek istemiş. Oğlu sormuş: "Baba sen ziyafette değil miydin? Orada yiyip doymadın mı?" "Oğlum, o saygın adamların yanında zarif görünmek için az yenilir, obur bir şekilde yemek yenmez." "Baba, sen kalk namazını da iade et. Çünkü namazı da onlara beğendirmek için özenle kılmışsındır."

Devamını Oku

Yüce Allah saldırganları sevmez (11)

11 Şubat 2003

Ey inananlar, Allah için adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya uygun olan budur. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. (Mâide: 110/8)."Belki Allah sizinle düşman olduklarınız arasına bir sevgi koyar. Allah kadirdir, bağışlayan, esirgeyendir." (Mümtehine: 111/7).Mümtehine Suresi'nin bu yedinci ayetinde Allah'ın Müslümanlarla düşmanları arasına bir sevgi koyabileceği, mevcut düşmanlığı bir gün dostluğa çevirebileceği belirtilir.Sevdiğini ölçülü sev!Her şeye kadir olan Allah'ın bağışlayan esirgeyen olduğu vurgulanır. Böylece Müslümanlar, düşmanlarına karşı ölçülü olmaya, aşın düşmanlıktan sakınmaya, adalet ve insafa yöneltilir. Gerçekten Allah'ın vaadettiği bu sevgi devri, Mekke'nin fethiyle başlamış, Müslümanların can düşmanı olan Mekke müşrikleri, islâm'a girerek kardeş olmuşlar; düşmanlıklar dostluğa, aynlıklar birliğe çevrilmiştir. Asa, Allah'tan bir söz verme ifadesidir.Allah her şeyi yapabilirAllah'ın verdiği bu söz, Mekke'nin fethiyle gerçekleşmiştir. Allah her şeyi yapabilir. Gönülleri istediği gibi yöneten Allah, düşmanlıkları dostluğa, kin ve nefretleri sevgi ve kardeşlik duygularına çevirebilir. Bundan dolayı hadiste, "sevdiğini ölçülü sev, bir gün düşmanın olabilir; sevmediğine de ölçülü buğzet, bir gün dostun olabilir!" buyurulmuştur.Kur'an'ın genel prensibiBuraya kadar açıklamasını yaptığımız ayetler, Müslümanların, gayrimüslimlerle olan ilişki ve davranışlarını gayet açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Kur'ân saldırmayı, düşman olmayanlara düşmanlık ermeyi yasaklamıştır. Müslümanların düşmanlan sadece kendilerine saldıran, düşmanlık edenlerdir. Dinleri ne olursa olsun Müslümanlara saldırmayan insanlara haksız yere saldırmak yasaktır. Herkes vicdani kanaatinde serbesttir. Bu, Kur'ân'in genel prensiplerindendir. "Allah saldırganları sevmez" (Bakara: 92/190), "Allah adalet yapanları sever." (Mümtehine: 111/8).Yukarıda ayrıntıyla kanıtlarını sunduğumuz üzere dinin amacı barıştır. Biz, inancı ne olursa olsun insanlarla dostça, kardeşçe yaşamalıyız. Dinimiz bizi dostluğa, barışa, iyiye, güzele, doğruya yöneltmektedir. Bu duygularla herkesin bayramını yeniden kutlar huzur ve mutlu nice bayramlara milletçe ulaşmamızı yüce Allah'tan dilerim.

Devamını Oku

Kur'an insaflı davranmayı emreder

10 Şubat 2003

Aşağıdaki ayetler İslâm kardeşliğinin korunması konusundaki tedbirleri pekiştirmektedir: "Ey inananlar, sizden önce kendilerine Kitap verilmiş olanlardan ve kafirlerden dininizi eğlence ve oyun yerine koyanları dost tutmayın, inanıyorsanız Allah'tan korkun." (Mâide: 110/57) Kur'an, İslâm düşmanlarını içli dışlı dost tutmayı yasaklıyor. Çünkü bunların amacı Müslümanların birliğini bozmaktı. Ama Müslümanlara saygılı olan iyi niyetli Kitap ehli ve diğer gayrimüslimlerle iyi geçinmek de Kur'ân'ın vurgulu emirlerindendir:"Kitap ehliyle, - haksızlık edenleri dışında - en güzel tarzda tartışın ve deyin ki: Bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve Tanrınız birdir, biz de O'na teslim olanlarız." (Ankebut: 85/46)Onlara adil davranın"Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan menetmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan meneder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır."(Mümtehine: 111/8-9). Bu ayetlere göre Kur' ân' in savaşılmasını emrettiği insanlar, başka din ve inanç mensubu, kendi halinde, barışçı insanlar değil, Müslümanlara saldırmış, onlara işkence etmiş, onları yurtlarından sürmüş, mallarına mülklerine konmuş Mekke müşrikleri ve onların müttefikleridir.Kimseyi zorlamamıştırYoksa Hz. Peygamber, Medine'ye geldiği zaman Kitap ehli olan Yahudilerle savunma ittifakı kurduğu gibi hayatlarının sonlarına doğru çıktığı Tebuk seferinde de birçok Hıristiyan ve müşrik kabilelerle saldırmazlık ittifakı yapmış, kimseyi din değiştirmeye zorlamamıştır.Düşmanlara karşı da ölçülü ve adil davranma: Kur'ân-ı Kerim saldırıyı ve aşırılığı men, daima ölçülü ve insaflı davranmayı emreder: "Yürüyüşünde tutumlu ol (orta yürü, ne çok yavaş, ne de çok çabuk yürü), sesini de kıs (bağırarak konuşma, her konuda ölçülü davran)" (Lokman: 57/19)."Vaktiyle sizi Mescid-i Haram' dan geri çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlasın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın, Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir." (Mâide: 110/2).

Devamını Oku

Kurban nasıl kesilir?

9 Şubat 2003

Yarın bayram. Bayram günü barış, esenlik günüdür. Müslümanlar birbirlerine sarılır, tokalaşır, mutluluk dilerler. Bayram münasebetiyle kurbanla ilgili sorularınızı yanıtlamak istiyorum. Kurban farz değil, sünnettir. Kurban kesmeyen günahkâr sayılmaz, cezaya uğramaz.Gece kurban kesilmezKurban, Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde kesilir. Kurbanı bayramın birinci günü kesmek daha iyidir. Bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra, kılınmayan köy ve yaylalarda sabah namazının vakti girdikten sonra kurban kesilir. Gece kurban kesmek mekruhtur. Bayram günlerinde satin alınıp kesilmeyen kurbanın parası sadaka verilir.Kurban etini 3'e ayırınKurbanın etini sadaka olarak vermek müstehabdır. Kurbanın etini üçe ayırmak, bir bölümünü evine bırakıp bir kısmını fakirlere, bir kısmını da eşe dosta dağıtmak uygundur. Kurbanın etini, derisini tamamen sadaka vermek de caizdir, etinden bir parça yemek sünnettir.Tavuk, horoz kesilmezDeve, sığır, koyun ve keçidir. Tavuk, horoz ve eti yenilen vahşi hayvanlar kurban edilemez. Devenin beş seneliği, sığırın (öküz-inek-manda) iki seneliği koyun-keçinin bir seneliği kurban kesilebilir. Koyunun gösterişli olan altı aylığı da kurban edilebilir. Kör, tek gözlü, kulaksız, hasta, zayıf, kulağının veya kuyruğu kopmuş hayvanlar kurban edilemez. Satın aldığı sırada bu kusurları yok iken hayvan sonradan kusurlanırsa, kesecek kimse zenginse onun yerine başka hayvan keser.Hayvana eziyet etmeyin!Kurbanı bizzat sahibinin kesmesi mendubdur. Başkasına da kestirilebilir. Kurbanı keserken hayvana eziyet edilmemelidir. Yatırıp hazırladıktan sonra elini hayvanın boğazına dokundurmadan:"Veccehtu vechiye lillezî fatara's-semâvâti ve'l-arda hanîfen vemâ ene mine'l-muşrikîn. İnne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemîn la şerike leh ve bizâlike umirtu ve ene evvelu'l-muslimîn. Allahumme tekabbel minnî kemâ takabbelte min İbrâhîme halîlike ve Muhammed'in habibike" diye dua etmeli ve "Bismillah! Allâhu ekber Al-lâhu ekber Allâhu ekber lâilâhe illâllahu allâhu ekber Allâhu ekber ve lillâhi'l-hamd. Bismillah! Allâhu ekber" deyip artık hiçbir şey konuşmadan hemen kesmelidir.Sığır, koyun, keçi Kıble'ye doğru, sol yanına yatırılarak kesilir. Şah damarıyla gırtlağı, yem ve su borusu olan kızıl öğüğünü kesilip kanı akıtılır. Deve ayakta, sol ön ayağı bağlanarak göğsünün alfandan boğazlanır.Bayramınız tebrik eder, barış, huzur ve mutluluklar dilerim...

Devamını Oku