Soru: Haram kavramına (özellikle içki konusunda) ayetlere dayanarak açıklık getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Gerek gazetelerde gerekse televizyon programlarında içki içmenin haram olduğundan bahsediliyor. Bir yazınızda, bırakın içki içmeyi, üzümden içki üretmenin bile haram olduğunu belirtmiştiniz. Ayrıca uyuşturucu yapılmak üzere kendir yetiştirmenin de haram olduğu söyleniyor. Bir arkadaşım içkinin haram olmadığını savunuyor. Bu kişi, altı yıldır üç ayların tamamını oruç tutarak geçiriyor. Kendisi, haram olan şeylerin ayetlerde belirtildiğini, bunun dışında kalan davranış veya yiyecek ve içeceklerin haram kabul edilemeyeceğini her ortamda söylüyor. Bir şeyin haram olup olmadığı hususu mutlaka ayetle belirtilmeli midir? (Adnan Akad)Cevap: Arkadaşın Kuran'dan habersiz, ümmi bir kişidir. Kuran, "Ey inananlar, hamrdan (alkollü içkilerden) kaçının ki felah bulaşınız" derken, o arkadaşınız üç ayları tutacak kadar ibadet ehli biri ise nasıl böyle söyleyebilir? Siz onun sözüne değil, Allah'ın sözüne bakın. Bu durumda o kişi, bütün peygamberlik tarihini, Peygamberimizin yönetimini tamamen reddetmektedir. Adam öldürmek de yasaktır ama bu yasak "haramdır" şeklinde değil, "adam öldürmeyiniz" şeklinde gelmiştir. Şimdi bu mantığa göre adam öldürmek haram değil midir? Bu tür iddialar sadece mantıksızlıktır.Ya mesh edin ya da teyemmüm edinSoru: Bende romatizmal bir hastalık olduğundan abdest aldıktan sonra böbreklerim ağrıyor. Teyemmüm abdesti almamı söylüyorlar. Fakat su varken teyemmüm abdesti alınmayacağını biliyorum. Teyemmüm almam gerekiyorsa bunu nasıl alabilirim? Toprakla alma zorunluluğu var mı? (Eyüp Konca)Cevap: Herhangi bir uzvunuzu yıkamak zararlı ise yıkamaz, elbisenin üstünden mesh edersiniz. Yani ıslak elinizi sürersiniz. Kolunuzda gömlek varsa gömleğinize, ayağınızda çorabın üstüne ıslak elinizi sürersiniz. Dinde güçlük yok. İnsanlar güçlüğü kendileri çıkarıyorlar. Su tamamen zararlı ise o zaman teyemmüm edersiniz. Teyemmümün şekli şöyledir: Temiz toprağa iki avucunuzu açık olarak vurur, önce yüzünüze sürersiniz. Sonra tekrar avuçlarınızı toprağa vurur, sol elinizle sağ kolunuzu parmakların ucuna kadar içini ve dışını; sağ elinizle de sol kolunuzu parmakların ucuna kadar içini ve dışını mesh edersiniz.
Soru: Bugüne kadar öğrendiğim bilgilere göre Allah'ın elçileri, birbirlerine üstün olarak gönderilmemişti. Ancak Bakara Suresi 253'üncü ayetinde, "İşte o elçilerden kimini kiminden üstün kıldık..." buyurulmaktadır. Acaba ben anlam olarak yanılgı içerisinde miyim? Yoksa elçiler üstünlük olarak birbirlerinden ayrılabiliyor mu? (Süleyman Ablak)Cevap: Elçiler; görev bakımından birbirinden farklı değildir. Hepsi de peygamberdir. Hepsinin rütbesi aynıdır: Peygamberlik. Ama peygamberlerin her biri başka bir özelliğe sahip olabilir. Peygamberler için yalnız Hz. Musa, Allah'ın konuşmasını duyabilmiştir, Hz. İsa'ya ölüleri diriltme mucizesi, Hz. Muhammed'e de en büyük mucize Kuran verilmiştir. Bunu şöyle daha iyi anlayabilirsiniz: Doktorların hepsi doktor unvanını taşır. Ama kimi dahiliye uzmanı, kimi kulak burun, kimi gastroenterolog, kimi kardiyolog.Biraz sabırlı olunKazancında bereket olmadığını, neye el atsa aksilikler çıktığını, başına kazalar ve istenmeyen olaylar geldiğini yazan ve isminin açıklanmasını istemeyen okuruma cevabımdır: Allah'a tevekkül et, namazını kıl, orucunu tut, Allah'ın taksimine razı ol. Bu dünya bir sınav dünyasıdır. Allah herkesi bir şekilde sınar. Kimine bol rızık verir, kimine dar. Kimini övdürür, kimini yerdirir. Kimi kendisine yapılan saldırılarla sınanır. Her ne olursa olsun sabır gerekir. Şöyle veya böyle bir gün bu ömür biter. Sabrınız size kalır. Ziya Paşa'nın dediği gibi: Ya pister-i kemhada, ya viranede can ver, Çün bâyü gedâ hâke berdaber girecektir. (İster ipek yastıkta öl, ister harabede. Zengin de fakir de hep aynı toprağa girecektir sonunda.)Delilsiz konuşulmazSoru: Her yıl ramazan ayında Kuran'ı hatim etmek amacıyla mealinden okuyorum. Fakat bazı din adamları bunun hatim olamayacağını söylüyor. Doğru mu? (İsmail Malatya)Cevap: İhlas ile meal okuyup bitirmeniz de hatimdir. Hatim olmayacağını söyleyenler delilsiz konuşanlardır. Hatta anlaya anlaya okunduğu için belki daha da sevaptır.Bir okur mektubu"Sayın hocam, sizin emekleriniz gelecek kuşaklara inşallah güç verecektir. Allah sizden razı olsun. Hakkınızda yazılan olumsuz yazılar, iftiralar ve hakaretler bizleri derinden üzmektedir. Bu şirret kampanyasından da Allah sizi muhafaza eylesin, her iki cihanda da yardımcınız olsun. Semih Köker"
Soru: "Peygamber'in elini batırdığı kaptaki suyun çoğalması" olayı, Nisa 43. ayet inmeden önce mi olmuştur? (Fatih Okudu)Cevap: Bu olay, pek çok hadis kaynağında geçer. Bedir olayına Enfal Suresi'nde işaret edilir. Nisa Suresi, Enfal Suresi'nden hayli sonra inmiştir. İniş sırasına göre Enfal 93'üncü, Nisa 98'inci suredir. Nisa Suresi'nde Bedir olayına değil, Bedir'den bir buçuk yıl kadar sonra vuku bulan Uhud Savaşı'na işaret edilmektedir. Ayrıca Nisa 43'te normal olarak su bulunmadığı zaman teyemmüm emredilir. Ama bizim sözünü erliğimiz olay bir mucizedir. Mucize ancak Peygamber'in elinde zuhur eder. Her yerde peygamber bulunmaz ya.Ayrıca Peygamber olsa da her zaman mucize olmaz. Mucize, Allah'ın istediği bir zamanda olur. Kimse Peygamber'in mucizesini inkâr edemez. Çünkü bu, Kuran'ı inkâr anlamına gelir. Ama mucizeler, genelde Peygamber'in hayatına mahsustur. Gelecek hakkında rivayet edilen kehanet haberlerinin çoğu abartıdır.Kutuplarda ibadet vaktiSoru: Kutuplarda yaşayan bir Müslüman, oruç ve namaz ibadetlerini nasıl yapacak? 6 ay gece 6 ay gündüz durumu kafamı karıştırıyor. (Hatice Tuğba Sarıoğlu)Cevap: Bu sorunun cevabını birkaç kez yazdım ama kısaca bir kez daha hatırlatayım. Kutuplarda veya gündüzün çok uzun sürdüğü yerlerde bulunanlar, oruç zamanını Mekke'deki oruç vaktine göre ayarlarlar. Mekke'de gün kaç saat sürüyorsa ona göre oruca başlar ve Mekke gününün bitimine göre de oruçlarını açarlar. Namazlar da böyle saat takdirine göre kılınır. Uzayda bulunanlar için de aynı şey söz konusudur.Kötüler neden yaratılıyor?Soru: Bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Bütün kalbimle Allah'a ve islâm dinine inanıyorum ve gereklerini yapmaya çalışıyorum. Acaba Allah neden sadece iyi insanlan, kendisine kulluk edenleri yaratmıyor da günahkârları da dünyaya getiriyor?Cevap: Sorunuz son derece basit. Kötü olmadan iyiyi anlayabilir misiniz? Gece olmasa gündüzün değeri anlaşılır mı? Evrenin dengesi alternatiflikle sağlanmıştır. Yaratan O'dur. O'na yaptığından sorulmaz, istediğini istediği gibi yapar. Bu tür sorular içinizi kuşkularla doldurur, huzursuz olursunuz. Allah'a sorunsuz bağlanmaya bakın. Huzur ondadır
Soru: 1- Ankara'da sahura kalkıp oruca niyetlenen birinin gündüz İstanbul'a geçtiğini düşünelim. Bu durumda iftarını hangi kentin vaktine göre mi açacaktır? 2- Bu soruyu size göndermeden önce camileri dolaşarak din görevlileriyle konuştum. "Hz. Muhammed ve imamlar o zaman maaş almıyorlardı. Günümüzde Arap ülkelerinde de imamlar maaş almıyorlar. Ayrıca ibadet Allah rızası için yapılmaz mı?" diye sorduğumda "haklısınız" dediler. Cemaatine namaz kıldırmayan bir imamın durumu ne olur? İmamların ayrıca kendileri için de namaz kılmaları gerekir mi? 3- "Hepimiz topraktan geldik toprağa gidiyoruz" sözü, uzayda ölen astronotlarla yakılan ölüler için geçerli mi? (Aydın Türkgücü) Cevap: 1- Bir kişi bulunduğu yerin iftar vaktine göre orucunu açar. 2- İmamların kıldırdığı namaz hem kendileri için hem de cemaat için geçerlidir. Bir kişi aynı namazı iki kez kılmaz. Peygamber ve ondan sonra gelen büyük ve küçük imamlar, cemaate kıldırdıkları namazdan ayrı olarak namaz kılmadılar. Peygamber Aleyhisselam, dini tebliğ karşılığında elbette para almamıştır ama o devlet başkanıydı. Devlet başkanı olarak ganimet gelirlerinin 1/5'i kendisine tahsis edilmiştir. Bu Kuran ile sabittir. Fethedilen Fedek toprağı Peygamber ailesine aitti. Peygamber bundan kendi geçimini sağlar, harcamalarını yapardı. Ebubekir halife olduğu zaman Hz. Ömer ve Hz. Ebu Ubeyde'nin önerisiyle kendisine maaş bağlanmıştır. Daha sonraki bütün halifeler maaş almışlar, geçimlerini kamu gelirinden sağlamışlardır. Bunların namazları kendileri için geçerli oluyor da üç beş kuruş maaş alan imamların namazı mı geçerli olmuyor? Arap ülkelerinde yıllarca kaldım. Bütün imamlar maaşlıdır, hem de maaşlan yüksektir. 3- Uzayda ölenin toprağa girmesi veya girmemesi önemli değildir. Denizde ölen de denize atılınca balıklara yem olur. Ateşte yanan kül olur, toprağa girmez. Genelde yeryüzünde ölenler toprağa konulduğu için Kuran, insanın topraktan geldiğini ve yine toprağa döneceğini belirtiyor. İstisnalar kuralı bozmaz. Ölünce zaten beden çürür ama ruh ölmez. Sorumlu olan, devam eden ruhtur. İnsana benliğini veren de ruhtur. Bilirsiniz ki beden her gün değişmektedir. 50 yaşındaki insan, 5 yaşındaki durumundan tamamen farklıdır. Beden değişmiştir. Ama yine o, 5 yaşındaki insanın hüviyetini taşır. Ahmet ise Ahmet, Mehmet ise Mehmet'tir. Çünkü ona benliğini veren değişen beden değil, değişmeyen ruhtur.
Soru: "Kıyamet kopmadan az önce siz, kıldan çarıklar giymiş bir milletle muharebe edeceksiniz. Onların yüzleri sanki (çekiçle dövülmüş) derilerle kılıflı kalkan gibidir. Çehreleri kırmızı, gözleri çekiktir.""Şüphesiz ümmetimi üç defa, yüzleri geniş, çehreleri sanki derilerle kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavim kovalayacak ve sonunda Arap Yarımadası'na yetişeceklerdir. İşte onlar Türklerdir. Nefsim yedi kudretinde olan Allah'a yemin ediyorum ki onlar mutlaka atlarını Müslümanların mescitlerinin direklerine bağlayacaklardır.""Arapları sevmek şu üç nedenle zorunludur: Çünkü ben bir Arabım, çünkü Kuran Arapça inmiştir, çünkü cennet sakinleri Arapça konuşurlar. Arapları seven beni seviyor demektir. Kim ki Arap'tan hoşlanmaz ya da Arap'tan nefret eder, o mutlaka benden nefret ediyor sayılır. Arapları sevmek iman sahibi olmak demektir, onlardan nefret etmek imansızlık demektir. İnsanlığın en mükemmel ve yüce olanı Araplardır. Arapların en yücesi Kureyşlilerdir. Kureyşlilerin en yücesi de Beni Haşim kabilesidir. Arapları küçülten müşrik sayılmalıdır. Arabın varlığı demek, İslâmiyet'in varolması, yaşaması demektir."Sayın hocam, yukarıdaki sözler Peygamberimize mi aittir? (H. Elbir)Cevap: Bir milleti yeren veya öven hadislerin hepsi uydurmadır. Abbasiler döneminde Türklerin askerde ve yönetimde ağırlıklı bir güç olmasıyla Türklere karşı uyanan antipatiler, kıskançlıklar, Arap ırkçılığı, yazdığınız türden hadisler şekline getirilerek Türklere aleyhinde bir kamuoyu oluşturulmak istenmiştir. Türklerin varlığından bile haberi olmayan, ırkçılığı dine aykırı bulan, ırkçılık yapan Arapların helak olduğunu vurgulayan bir cihan peygamberi, dininin ününü cihana taşımış olan bir milleti nasıl din düşmanı olarak gösterebilir? Bu tür ırkçılık kokan hadislerin hepsi şüphesiz uydurmadır. Bakın Türkleri bu şekilde gösteren hadisler yanında, "Türkler size dokunmadıkça onlara dokunmayın", "İstanbul elbet fetholunacaktır, onu fetheden asker ne güzel askerdir, onu fetheden komutan ne güzel komutandır" şeklinde hadisler de vardır. Kanaatime göre Türkleri yeren hadisler uydurma olduğu gibi öven hadisler de uydurmadır. Çünkü Peygamberimiz Türklerin varlığından bile haberdar değildi. Kendisinden iki asır sonra Müslüman olacak insanlan haber vermiş olması da, "Geleceği, Allah'tan başka kimsenin bilmeyeceğini" vurgulayan ayetlere aykırıdır.
Soru: İslâmiyet'te harem selamlık diye bir ayırım söz konusu mu? Toplumda kadın ve erkeği böyle ayırmak doğru mu? Bunu mantıklı bulamıyorum. İslâm dini Peygamberimiz tarafından insanlığa anlatılırken kadın-erkek karışık olarak bunları dinlemiyor muydu? Hac farzı yerine getirilirken kadın-erkek karışık ibadet edilip Kabe hep birlikte tavaf edilirken günümüzde İslâmiyet'i tam olarak yaşadıklarını söyleyenler niye harem-selamlık yapıyor? Camilerimizde bile bu ayrımın yapılmasını ve kadınlarımıza ayrı yer ayrılmasını çelişkili buluyorum. İnsanlara kardeşlik ve iyi duyguları onları ayırarak değil de birleştirerek daha kolay veremez miyiz? (Ahmet Küçük)Cevap: Kadın, toplumsal faaliyetlere katılır, erkeklerin yanında toplum kalkınmasına yardım eder. Peygamberimiz zamanında kadınlar camilere geldiği gibi savaşlara dahi katılırlardı. Peygamberimizin hanımları, taşradan gelen Müslümanlara, Peygamberimizin sözlerini ve yaşam tarzını öğretmişler, onlara bir çeşit öğretmenlik yapmışlardır. Bu bakımdan kadınların cemaatten dışlanması elbette doğru değildir. Ancak bazı toplantılarda kadınlar kendi aralarında daha rahat edebilirler. Bu bakımdan onların kendi aralarında toplanıp eğlenmeleri uygundur.Fakat konferans, okul, ibadet gibi toplumsal işlerde harem-selamlık yoktur. Ancak kadınlar ibadet yerlerinde erkek saflarının arasında değil, arkasında bulunurlar. Nezahet bakımından bu daha uygundur. Fakat ayrı bölmelerde olmamalıdırlar. Hacda, erkek kadın karışık olarak tavaf ibadetini yaparlar. Zaten orada onları ayırmak da mümkün değildir."Ellerinizi dirseklere kadar yıkayınız"Soru: Abdest alırken yalnızca eller ve yüz yıkansa, baş ve ayaklar mesh edilse yeterli olur mu? (Asuman Metin)Cevap: Kuran-ı Kerim'de "ellerinizi, dirseklere kadar yıkayınız" buyurulur. Başların ve ayakların aşıklara kadar mesh edilmesi emredilir. Ayaklar ve baş mesih organı olduğu için bunların bizzat derisi üzerine mesh edilebileceği gibi üzerindeki giysi üzerine de mesh edilebilir. Yani baştaki eşarp üzerine ayaktaki çorap üzerine mesh edilebilir.
Soru: Borcunu ödemeden ölen kimse, kul hakkı yemiş saydır mı? Bir başka sorum ise şöyle: Meleklerin sabah namazı vakti semaya indiklerini ve ikindi vaktine kadar dolaştıklarını, ikindi vaktinde yapılan duaları Allah'a ilettiklerini okudum. Bu doğru ise ikindiden sonra sabah namaz vaktine kadar yaptığımız dualar boşlukta mı kalıyor? (Ümit Torum)Cevap: Ne suretle olursa olsun, borçlu ya borcunu ödeyecek veya helallik alacaktır. Borçlu olarak ölürse, malı taksim edilmeden önce borcu ödenir. Sonra kalan olursa varisler arasında taksim edilir. Aksi takdirde borçlu ölen kişi kul hakkı yemiş olur. Ama onun affı veya cezalandırılması Allah'a bağlıdır. Allah dilerse kulunu affeder, onda hakkı bulunan insanı da mükâfatlar verip memnun eder.İkinci sorunuza gelince, bu işin gecesi gündüzü yok. Duaları Allah'a sunan da melekler değildir. Allah ile kul arasında aracı yoktur. Öyle anlamsız rivayetlere, hele o sakat kitaplara hiç bakmayın. Yalnız şu mealde bir hadis vardır: "Sizi gece gözetleyen melekler, gündüz gözetleyen melekler vardır. Bunlar sabah namazında ve ikindi namazında buluşurlar. Gece sizinle beraber bulunan melekler Allah'a çıkınca, sizin halinizi gayet iyi bilen Allah, yine de meleklerine, 'Kullarımı ne halde bıraktınız?' diye sorar. 'Yanlarına gittiğimizde namaz kılıyorlardı, yanlarından ayrıldığımızda da yine namaz kılıyorlardı. (Onları hep namazda gördük)' derler" (Buhârî, Mevâkît: 16, Tevhîd: 23, 33; Müslim, Mesâcid: 210).Bu hadisin amacı, insanları özellikle sabah ve akşam namazlarına teşviktir. Verilmek istenen mesaj şudur: insanı gündüz ve gece gözetleyen melekler vardır. Gündüz melekleri, gece meleklerinden nöbeti devralırken kulu sabah namazında görürler. Gece melekleri de gündüz meleklerinden nöbeti devralırken onu akşam namazında görürler. Burada ikindiyle kasıt, günün sonu yani akşam vaktidir. Her iki grup melek de kulu hep ibadette gördüğü için onun her vaktini ibadetle geçirdiğine tanıklık ederler. Allah elbette kulunun her halini bilir ama meleklerin böyle tanıklık etmesinden de memnun olur.İşte kul, sabah ve akşam namazlarını kıldığı takdirde meleklerin, onun tüm vaktini ibadetle geçirdiğine tanıklık ettiğine inanırsa bu namazları kaçırmaz. Tabii gerçekten Peygamberimizin böyle söyleyip söylemediğini ancak Allah bilir. Çünkü hadisler sonuçta bir iki kişinin onlarca yıl ağızdan ağıza aktarımından ibarettir.
Soru: Çalışarak biriktirmiş olduğum bir miktar param var. Bunu fona yatırmak dinimizce caiz mi? Ya da bir bankada hesap açtrıp faizini almakla fon arasında her hangi bir fark var mı? (Serkan Aydoğdu)Cevap: Bu tip soruları defalarca cevapladım. Özetle şunları söyleyeyim: Bana göre yasayla kurulmuş bankaların verdiği faiz, Kuran'ın yasakladığı faiz değildir. Haram faiz, yoksula verilen ödünç paradan, değerinden fazla para almaktır. İşte bu haramdır.Faizin yasaklanmasındaki hikmet, fukaranın ezilmesini önlemektir. Bankasız ekonomi olmaz. Faiz yasağı, aslında devletin uygulayacağı bir yasadır. Modern devletlerde bankacılık, ekonominin vazgeçilmezidir. Kuran bunu niçin yasaklasın? Dediğim gibi yasak faiz, fukara bireylerden fazlalık almaktır. Kâr amaçlı zengin kuruluşlardan onların mevduattan sağladıkları yüksek meblağlara karşılık bir miktar fazla almak, hiç değilse şu enflasyon ortamında paranın değeri korumanın gereğidir. Gerisi sizin vicdanınıza kalmıştır.İbrahim Hakkı'nın torunundan gelen mektup"Sayın hocam, geçmişte kalmış, unutulmaya mahkûm birçok önemli Anadolu insanı, biliyoruz ki bir gün varlıkları anlaşıldığında yazdıkları ve yaptıklarıyla öğrenenlerin hayretlerine maruz kalıyorlar. Dedem İbrahim Hakkı, bu önemli insanlardan yalnızca birisidir. Bir kişinin öğrenmesi, merak etmesi için bile yazılarınızda dedeme yer verdiğiniz için size çok teşekkür ederim. Mehmet Veli İbrahimhakkıoğluDedeniz İbrahim Hakkı Hazretleri'ne sevgim büyük, saygım derindir. O değerli insanın neslinden geldiğiniz için sizi kutlarım.Camiler farz kılmak içindirSoru: Namaz kılarken konsantre olmak adına gözlerimi kapamamın dinimizce bir mahzuru var mı? Neden akşam namazının farzı önce kılınır? (Okan Cihan Sırman)Cevap: Namaza konsantre olmak için gözleri yummanın bir sakıncası yoktur. Ama bir neden yokken gözü kapatmak sünnete uymaz. Akşam namazının farzının önce kılınışı, Hanefi mezhebine göredir. Diğer mezheplerde dileyen farzdan önce iki rekât sünnet kılar. Zaten camiler farz kılmak içindir. Akşam namazı, herkesin evine gideceği zaman olduğu için toplananlar hemen farzı kılıp dağılırlar.