Araştırmacı yazar Aydın Türkgücü, VATAN'ın dağıttığı "Kuran-ı Kerim Meali"miz için bizi tebrik ettikten sonra, Allah'ın ayetlerini para karşılığı satanlan uyaran ayetleri sıralıyor (Bakara: 79, 174-175, Âl-i İmran: 187, Tevbe: 9, Mâide: 44) ve devamla, "Bu ayetlere rağmen Kuran-ı Kerim parayla satılabilir mi?" diye soruyor. İşte cevabım: Yazdığınız ayetler, dinin hükümlerini dünya çıkarı için otoritenin eğilimine göre değiştirenleri, kendi kafalarından yazdıkları kitapları, fıkıh ve benzeri kitapları Allah'ın kitabı gibi takdim edenleri kınamaktadır. Kişiler çıkar sağlamak amacıyla din adını kullanarak kitap yazıp satıyorlarsa elbette aynı tehdit altına girerler.Ama dinin sesini duyurmak ve din gerçeğini insanlara anlatmak için yazıp masraflar yaparak bastırdıktan eserleri bir ücret karşılığında satmanın, bu ayetlerin tehdidi altına girdiği kanaatinde değilim. Çünkü bütçesi zayıf kişiler, bastırdıkları eserleri bedava dağıtacak güçte değillerdir. Bunu yapabilmek için mali güç lazım. Bu iş devlet işidir. Maalesef Diyanet İşleri Başkanlığı bedava kitap dağıtmıyor. Bu amaçla kurulmuş Diyanet Vakfı da bunu yapmıyor. Siz bunu cılız bütçeli kişilerden bekleyemezsiniz. Bir şekilde hizmetin de yürümesi gerekir. Mesaisini, ömrünü bu işe vermiş insanlar nasıl yaşayacak? Bu mesele toplumsal bir iştir, şahısları suçlamak biraz aşırılık olur.Besmele, sureleri birbirinden ayırırSoru: 1- Kuran-ı Kerim'de her ayetin başında bismillahirrahmanirrahim yazıyor. Kunut dualarında neden yazmıyor? 2- Ayaktayken gusül alınır mı? (Hasan Yıldız)Cevap: 1- Kuran'da her ayetin başında değil, her surenin başında besmele vardır. Besmele, sureleri birbirinden ayırmak için konulmuştur. Kendisinin ayet olup olmadığı tartışma konusudur. Ama sureleri birbirinden ayırmak için inmiş bağımsız bir ayet olduğu görüşü en isabetli olanı kabul edilir. Tahiyyat ve dualar, Kuran olmadığından onların başına besmele konmaz. Kuran ayeti olmayan duaları okumak için besmele çekmek gerekmez. Besmele çekilip okununca sanki onların da Kuran olduğu sanılır. Ama besmele çekilip okunursa bir şaşkınca yoktur. Çünkü her işi yaparken besmele çekilmesi tavsiye edilmiştir. 2- Ayaktayken boy abdesti alınabilir. Nasıl kolayınıza gelirse öyle gusledersiniz.
Soru: Rekât sayısının, Hz. Peygamber'in içtihadıyla belirlendiği söyleniyor. Namazda ille belli rekât kılmak şart mı? (Orhan Çolakoğlu)Cevap: Kanaatime göre namazların rekât sayısı Hz. Peygamber'in içtihadı değil, Kuran'ın belirlemesidir. Nisa Suresi'nin 102. ayetinde, cephede kılınacak namaz anlatılır: "Sen de içlerinde bulunup onlara namazı başlattığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler, bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma (tedbir)lerini ve silahlarını da alsınlar. İnkâr edenler istediler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allah, kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır."Ayetten anlaşılıyor ki, namaz aslında iki rekâttır. Ancak savaş, düşman saldırısı, korku gibi durumlarda cemaat iki bölüme ayrılır. Bir bölüğü imamla bir rekât kıldıktan sonra gidip nöbeti devralır, öteki bölük de gelip imamla beraber ikinci rekâtı kılar. Böylece imam iki, cemaat birer rekât kılmış olur. Yani korku veya sefer durumunda cemaat için namaz kısaltılmış, bir rekâta indirilmiş olur. Demek ki namazın tamamı iki rekâttır. O zaman bu kısaltma, iki rekâtlı namazın bir rekât kılınması anlamına gelir.Mekke ve Medine dönemiBöylece askerlerin hepsi, büyük imamın, büyük komutanın arkasında namaz kılmış olur. Zaten İbn Abbas'a göre korku namazı, bir rekâttır. Ayet de İbn Abbas'ın görüşünü kuvvetlendirmektedir (Taberî, Câmi'u'l-beyân: 6/7). Demek ki Kuran'ın belirlediği namazlar ikişer rekâtlıdır. Mekke döneminde de namaz ikişer rekât olarak kılınırdı. Medine döneminde Peygamberimiz, öğle, ikindi ve yatsı namazlarına ikişer rekât ilave etmiştir ki bu, kendi ictihatıdır.Şunu da belirtmek gerekir ki öğle, ikindi ve yatsı namazları, Peygamberimizin kendi içtihadıyla kıldırdığı namazlardır. Peygamberimiz, kendi içtihadına dayalı bu namazları dörder rekât kılmıştır. Ama Kuran'ın belirlediği üç vakit namaza ilave yapmamış, onları hep ikişer rekât kılmıştır. Bunlar sabah, akşam ve gece namazlarıdır. Yalnız akşamı, ikiden sonra bir ilaveyle üç rekât olarak kılmıştır. İşte kanaatime göre vitr budur.
Soru: 1- Fala baktırmak günah mı?2- Mübarek Ramazan yaklaşıyor. Zekatı nereye veya kimlere verirsek yerini bulmuş olur?3- Bazı hadis kitaplarında kıyafetimize idrar sıçrarsa öldüğümüz zaman kabir azabı çekeceğimiz söyleniyor. Doğru mu?Cevap: 1- Falcılık günahtır, falcıya inanmak Kuran'ın söylediklerini inkâr etmek anlamına gelir. Çünkü gizliyi Allah'tan başka kimse bilmez. Ancak Allah'ın peygamberlerlerine bazı gizli bilgiler verilebilir. Falcılar peygamber değildir. 2- Araştırın, akrabanız içinde gerçekten muhtaç kimseler varsa onlara verin. Komşularınız içinde yoksullar varsa onlara ve özellikle okuma masrafları yüzünden sıkıntı çeken öğrencilere verin. 3- O tür hadisler, insanları temizliğe yönlendirmek için söylenmiş sözlerdir. Kasıt temizliktir. Kasıtsız olarak idrarın kıyafete sıçraması azaba sebep olmaz. O hadisler gerçekte Peygamber sözü olmaktan uzaktır. İnsanı azaba sokan, kasıtlı olarak yaptığı kötülüklerdir.Hz. Hamza'yı kim nasıl öldürdü?Soru: Hz. Hamza kim tarafından, nasıl öldürüldü? Hazreti Muhammed'in hayatını anlatan bir kitap önerir misiniz? (B. E.)Cevap: Hz. Hamza, Ebu Süfyan'ın karısı Hind'in kölesi Vahşi tarafından öldürülmüştür. Hz. Muhammed'in hayatını en doğru kaynaklara göre öğrenmek istiyorsanız "Kuran-ı Kerim'e Göre Hz. Muhammed" adlı eserimi okuyunuz. Bu eseri Yeni Ufuklar Neşriyat'tan temin edebilirsiniz. ADRES: Nuh Kuyusu Caddesi No: 365 Bağlarbaşı/Üsküdar/İstanbul TEL: 0216 492 66 12 FAKS: 0216 492 66 13Kuran okumak için abdest şart değilSoru: Türkçe meali bile okunsa Kuran'a abdest almadan el sürmek harammış. Bu doğru mu? Burada kastedilen namaz abdesti mi yoksa gusül mü?Cevap: Böyle bir durum doğru değil. Kuran okumak için abdest almak iyi olur ama şart değildir. Öyle bir sınırlama koymak, insanları Kuran-ı Kerim'den uzaklaştırır. Ayrıca bunun bir delili yoktur.
Soru: Allah'ın 100'üncü ismi hakkında çeşitli söylentiler duyuyoruz. Böyle bir şey var mı? Dabbet-ül arz'in Kuran'da yeri bulunuyor mu? Peygamberimiz, "en az 30 deccal gelmeden kıyamet kopmaz" demiş. Buna Peygamberimizin vefatını eklersek 3652 yılı ortaya çıkıyor. Nostradamus da 3652 yılını işaret ediyor. Bu ne derece doğrudur? Salavat-ı Fatiha duası hakkında bilgi verir misiniz?Cevap: Allah'ın 99 ismi olduğu zayıf bir hadiste geçer. Hadiste bu isimlerle dua edenin duasının kabul edileceği belirtilir. Aslında bu isimler, Allah Taâla'nın, Kuran'in çeşitli ayetlerinde geçen sıfatlannın birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Dabbet-ül-arz, yerden çıkan bir hayvan demektir. Bu kıyamet olaylarındandır. Nemi Suresi'nin 82'nci ayetinde, "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler" buyurulmaktadır.Cevap veremeyeceklerNemi Suresi'nin, 82-85'inci ayetleri, ahire-ti inkâr edenleri uyarmak için bazı ahiret olaylarını canlandırıyor: Kıyamet olayı gelip çatınca Allah'ın yerden çıkaracağı bir canlı, insanların, Allah'ın ayetlerine inanmadıklarını söyleyecektir. O gün her milletin inkarcıları, grup grup Allah'ın divanına, o yüce mahkemeye sevk edilecek ve yüce Allah, "Siz anlamadan, manasını kavramadan ayetlerimi inkâr mı ettiniz yoksa ne yaptınız?" sorusuyla azarlayacağı inkarcılar, haksızlıklarından dolayı cevap veremeyecek, öyle kalacaklardır.Aslında muhtevadan anlaşılacağı üzere bu canlı, kıyametten önce değil, kıyamet vuku bulduğu zaman çıkarılacak, mahiyetini bilemediğimiz bir canlıdır. İnançsızların mahkemesi esnasında bu canlı, insanların Allah'ın ayetlerine inanmadıklarını söyleyecektir. Bu bir ahiret ahvalidir, mahiyetini bilemeyiz, ne desek boştur. Ama bu söylemde inançsızlara uyarı vardır.30 deccal söylentisi ise tamamen uydurmadır. Bu tür sözler Kuran'in, "Allah'tan başka hiç kimsenin bilmeyeceğini vurguladığı" gaybın (yani gizli olan geleceğin) bilinmezliği prensibine aykırıdır. Ne 30 deccal, ne de 1 deccal. Hepsi tutarsız, rivayetçi uydurmasıdır. Son sorunuza gelince, ben Salavat-i Fatiha adında bir duanın ismini ilk defa sizden duyuyorum. Hangi hurafeci uydurmuş bunu?
Soru: Bazı geceler 2 rekât ya da daha fazla namaz kılıp Allah rızası için kendimce ibadet ediyorum, içimden geliyor. Ama namazı gerektiği vakitte, gerekli kurallarda kılmıyorum. Çünkü namazda okunması gereken ayet ve sureleri bilmiyorum. Okuduklarım yanlış olabilir. Ancak doğrusunu da öğrenmeye çalışıyorum. Acaba şimdiye kadar kıldığım namazlar kabul olur mu? Günaha mı giriyorum? Yoksa hiç yapmamalı mıyım?Cevap: Mümkünse beş vakit namazınızı kılınız. Namaz hiçbir suretle insanın üstünden kalkmayacak, hayat kaydıyla yapılması gereken bir ibadettir. Peygamberimiz, "Namazı olmayan dinde hayır yoktur" buyurmuşlardır. Ama okuyacak fazla ayet veya sure bilmiyorsanız bildiğiniz kadarını okursunuz. Sadece Fatiha'yı okumanız da yeterlidir. Bir yandan Arapça asıllarını öğrenmeye çalışırken bir yandan da namazda Kuran'daki ayetlerin Türkçesini de okuyuyabilirsiniz. Bu iş o kadar zor değil.Bakarak okuyabilirsinizBakın size çok pratik bir çözüm söyleyeyim: Bir Kuran-ı Kerim mealini alınız, namaza duracağınız zaman yanınızdaki bir sehpaya veya sandalyeye koyunuz. Subhaneke'yi, Elhamdu lillahi suresini okuduktan sonra Kuran mealini açınız. Bakarak herhangi bir ayet okuyun, rükû ve secdeyi yapın, sonra kalkınca diğer rekâtları da aynen böyle Kuran'ı elinize alıp bakarak namazınızı kılarsınız. Fatiha'yı da bilmiyorsanız, onu da bakarak okuyun. Hiçbir sakıncası yoktur. Size, "böyle namaz olmaz" diyenlere bakmayın. Ezbere bilmeyen, Mushafa bakarak okuyabilir.Buhârî'nin çıkarımına göre Hz. Ayşe, Ramazan'da Mushaftan okuyarak namaz kıldıran azadlı kölesi Zekvan'ın arkasında namaz kılardı. Şâfi'î ve Abdu'r-Razzâk bu rivayeti, başka bir yolla Ibn Ebî Melîke'den şu şekilde çıkarmışlardır: "İbn Ebî Melike, birkaç kişiyle birlikte Hac münasebetiyle Mekke'nin semti olan A'lâ'l-vâdî'de bulunan Ayşe'ye gelirler. Ayşe'nin henüz azad edilmemiş çocuk kölesi Ebû Amr (yani Zekvan), onlara imamlık ederdi..."Bu rivayet, namazda Mushafa bakarak okumanın caiz olduğuna delil sayılmıştır. Ancak kimi de amel-i kesîr olur gerekçesiyle Mushaftan okumanın caiz olmadığını söylemiştir. Ben Suudi Arabistan'da bir camide imamın, Mushafa bakarak teravih namazı kıldırdığını gördüm.
Soru: Namaza yeni başladım. Öğle namazını iş yerinde kılıyorum ama ikindiyi kılamıyorum. Bunu eve geldiğimde kaza namazı olarak nasıl kılabilirim? Ayrıca sünnetler yerine kaza kılabilir miyim? (F. Y.)Cevap: Bile bile kılmadığın namazların kazası yoktur. Onlar için tevbe ve istiğfar etmek gerekir. Kasten namaz kılmayan kimse, Kuran'a göre gerçek Müslüman sayılmaz. Bu sözüm bazılarını çok tedirgin ediyor nedense. Oysa bu tedirginlik kavramların iyi bilinmemesinden kaynaklanıyor. İman başka, İslâm başkadır. İman, Allah'a ve Peygamber'in söyledilerinin doğruluğuna inanmaktır. İslâm ise inancının gereklerini yerine getirmek yani dinin emir ve yasaklarını uygulamaktır. Müslim, Allah'a teslim olan, O'nun emirlerine uyan, inancınının gereklerini uygulayan kimse demektir. Bu bakımdan her Müslüman aynı zamanda mümindir ama her mümin, Müslim (Müslüman) olmayabilir.İşte inandığı halde inancının gereklerini yerine getirmeyen, namaz kılmayan, oruç tutmayan ve benzeri şeyleri yapmayan insan mümin ise de uygulama açısından Müslim değildir. Bu, kâfir, inançsız anlamına gelmez. Dinin emirlerini yerine getirmeyen, pratiği olmayan anlamındadır. Musallî, namaz kılan insan demektir. Müslim de dinin emirlerini uygulayan insandır. Özürsüz olarak yıllarca namazını kılmayan insan, mümin ise de uygulama açısından Müslim sayılmaz. Şimdi bu insan, namaza başlayınca işte o zaman hem mümin hem de Müslim olur.İbadet manevi yıkanma, arınma demektir. On yıl hiç yıkanmamış olan kimse, bu kirlilik halinden pişman olup yıkanmaya başlarsa geçmiş yıllarda yıkanmamasını kaza mı eder? O geçti. Bundan sonrasına bakmalı. Namaz, ibadet Allah'a yönelmedir. Siz bundan sonra ibadetinizi aksatmamaya çalışın.Öyle ince hesaplara girmeye, sünnet yerine kaza kılmaya gerek yok. Sünneti, farzı din hocaları ortaya çıkardılar. Peygamberimiz farz, sünnet diye niyetlerle namaz kılmadı. Onun cemaatle kıldığı namazlara sonradan farz, kendi başına kıldığı namazlara da sünnet dediler. Bunu kendisi söylemedi. Siz ikindi namazını kılamıyorsanız, eve geldiğinizde önce ikindiyi, ardından akşamı kılarsınız. Yani kılamadığınız namazları toplu olarak sırasıyla kılarsınız. Bunu çok kez yazdım ama insanlar okumuyor. Biz neden böyle okumaktan uzak bir milletiz, bilemiyorum.
Soru: Müslüman olarak doğduk ve bizi yetiştirenler de Müslüman olduğundan İslâm dinini benimsedik. Ancak yabancı bir ülkede doğan Hristiyan bir ailenin çocuğuyla Müslüman çocuk arasında bir adaletsizlik doğmuyor mu? Yüce Allah'ın adaletsizlik yapmayacağını elbette biliyorum. Bu konuda beni aydınlatır mısınız?Cevap: Allah, açıkça tebliğ yapılmamış olan kimseleri sorumlu tutmaz. Dünyanın herhangi bir yerinde doğan insanlar, bulundukları kültürle yetişir, başka inançlara ve kültürlere ilgi duymazlar. Çünkü içinde doğdukları kültürle beslenirler. Ne zaman ki onlara İslâm, anlayacakları dille açık açık tebliğ edilir de buna rağmen inanmazlarsa işte o zaman sorumluluk başlar.Dünyanın neresinde olursa olsun, kendi dininin doğrularına uyar, ahlakını düzeltir, evreni yaratanı tanır ve dininin usulüne göre O'na ibadet ederse o kimse cennete girer. Kuran'a göre Allah'a, ahirete inanıp salih amel yapan (ibadet ve güzel ahlak sahibi) her kul cennete girer. Allah hiçbir kuluna haşa haksızlık etmez ve kimseyi de kayırmaz. Allah'a yönelen her kul, O'ndan karşılığını alır.Hiç kimse Kuran'ın yasağını kaldıramazSoru: Domuz eti yemek neden günah?Cevap: Domuz eti yemek Arabistan'da zuhur eden iki temel dinde yasaklanmıştır. Tevrat'ta da Kuran'da da yasaktır. Aslında Tevrat'a tabi olduğunu ve onu uygulamaya geldiğini söyleyen İsa dininde de domuz yasaktır ama sonradan Hristiyanların bir kesimi kendi içtihatlarıyla bu yasağı kaldırmışlardır. Hıristiyanlığı Batılı düşüncesine göre şekillendiren Paulos'tur. Benim bildiğime göre Mardin'de yaşayan Nesturilere göre de domuz eti yasaktır.Bunun yasak kılınmasında birçok hikmet vardır. Bir kere hazmı güç olan domuz eti, sindirim sistemini zorlar. Ayrıca sıcak ülkelerde domuzculuk çevre kirliliğine neden olur. Domuz sürüleri orada kötü kokuların yayılmasına neden olur. Belki çok daha önemli sebepler yüzünden domuz eti yasaklanmıştır. Kuran bunu yasakladığına göre ille de nedenini bilmek zorunda değiliz. Kimse Kuran'ın yasağını kaldıramaz.
Soru: Odamın duvarına resim astığımda, değerli büyüklerim, "Bu, insanı Allah'a şirke götürür, asma" diyorlar. Ancak başka bir zaman da dinde niyetin önemli olduğunu söylüyorlar. Bu iki konu çelişiyor mu?Cevap: Tapmak, tapınmak amacıyla olmadıkça bir sanat veya anı olarak evde resim bulundurmakta sakınca yoktur. Resme günah diyenler, ccplerindeki parayı, izledikleri televizyonları düşünsünler. TV'de izlenenler de resim değil mi? Hatta gözün algılaması da aslında bir görüntü, resim değil mi? Kuran'da Hz. Süleyman'ın, heykeller yaptırdığı anlatılmaktadır. Kuran övgü babında anlattığı bu konuda yasaklayıcı bir söylemde bulunmadığına göre resim yapmak, fotoğraf çekmek veya çektirmek haram değildir. Resmin günah olduğunu söyleyen rivayet aslında Tevrat'tan sızdırılmış bir ifadedir. Böyle bir yasak olsaydı, Kuran da buna en azından bir işaret bulunurdu. Kaldı ki Hz. Peygamber'in de önceleri yasaklamışken, tapınma endişesi tamamen ortadan kalktıktan sonra resmi serbest bıraktığına dair rivayetler de vardır.Bugün uygulaması imkânsız olan şeyleri dinin temeli gibi göstermek, dine yapılacak en büyük kötülüktür. Şimdi her taraf televizyon, fotoğraf makinesi dolu. Cep telefonları da birer fotoğraf makinesi oldu. Hâlâ fotoğrafı günah saymanın ne yararı var? Kim dinler bunu? Haram diyenlerin kendilerinin de fotoğrafları vardır. Elbette resme tapmak haramdır. Namazda secde edilecek yere fotoğraf koymak caiz değildir. Namaz kılanın önüne yani kıble duvarına resim asılması uygun değildir. Ama odanın başka yerinde resim olması namaza engel değildir.Gönülden tövbe edeni Allah affederSoru: Sevdiğim kız, benden önce bir başkasıyla birlikte olmuş, içki içmiş. Sonra tevbe edip namaza başlamasına rağmen eski hatalarından dolayı dinden çıkmış mıdır?Cevap: Kişi isyan etsin, ne yaparsa yapsın gönülden tevbe edince Allah onu affeder. Dinden çıkmak çıkmamak öyle sanıldığı gibi bir ülkeden öbür ülkeye geçmek gibi değildir. Allah'a isyan eden kimse, itaat, teslim olmak anlamına gelen dinin sınırından çıkar. Ama tevbe edip dönen yine din sınırına girer. Son nefesine kadar gönülden tövbe eden affolunur.