SORU: Annem beş vakit namazını kılıyor, dua ediyor, Kuran okuyor, nafile ibadet ediyor. Ama evimizle hiç ilgilenmiyor. Bu evde bir Müslüman’ın yaşadığını anlamak çok zor. Bunun için ne yapmalıyım? (Yener Özer)CEVAP: 1- “Ey örtüsüne bürünen, 2- Kalk, uyar, 3- Rabbini tekbir et (O’nun büyüklüğünü an), 4- Elbiseni temizle, 5- Pislikten kaçın, 6- Verdiğini çok bularak başa kakma, 7-Rabbin için sabret” (Müddessir: 4/1-7). Bu ayetlerde örtüsüne sarılıp yatmakta olan Allah Elçisi’ne, kalkıp kavmini uyarması, Rabbinin ululuğunu söylemesi, elbisesini temizlemesi, kirden pisten uzak durması, yaptığını çok görmemesi, Rabbi için sabredip Allah’ın buyruklarını duyurma yolunda başına gelecek zahmetlere katlanması emredilmektedir. Birbiri ardınca inmiş olan Müzzemmil ve Müddessir surelerinin baş tarafları aynı şeyleri emretmekte ve bu ayetler, sabır emriyle bitirilmektedir. Ancak Müzzemmil Suresi’nde, Hz. Muhammed’e, Allah’a ibadetle beraber elbisesini temizlemesi de emredilmektedir ki bu, ibadetten önce abdest almanın ilk aşamasıdır veya abdest temizliğine işaret etmektedir.Ayetlerde Peygamber’in şahsında tüm inananlara temizliğe dikkat etmeleri mesajı verilmektedir. Müşrikler temizlenmezlerdi. Allah, Elçisi’ne temizlenmesini ve giysisini temizlemesini emretti. Kuran’da temizlik emri vurgulanmış, “Cünüp iseniz, tam temizleniniz” (Mâide: 6), temizlenenler övülmüştür: “Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever” (Bakara: 222, Tevbe: 108). Kuran insanın dışını, içini, çevresini temiz tutmasını emretmiştir. İbadetin amacı ihlastır. İhlas, içi her türlü kirli düşüncelerden, dünya arzularından uzak tutup Allah’a özgü kılmak, yapılacak eylemi katıksız, sadece Allah için yapmaktır. Bu, çevre temizliğinin ibadet haline getirilmesi demektir. Ayrıca doğaya zarar vermemek, yol üzerinde insanlara eziyet veren bir şeyi kaldırıp yolu açmak öğütlenmiştir. İmam Ahmed ibn Hanbel’in Müsned’indeki bir hadise göre Cebrail Aleyhisselam, Hz. Peygamber’e ilk vahyi getirdiği zaman ona abdest almayı ve namaz kılmayı da öğretmiştir (Müsned: 4/161). Mekke devrinde de namaz kılmak için abdest alındığı muhakkaktır. Ancak o zamanlar bu uygulama, geleneğe ve Hz. Peygamber’in içtihadına dayalıydı. Sonra inen ayetle farz kılınmış ve ayrıntıyla anlatılmıştır.
SORU: Ben şairim ve şiirlerimde zaman zaman Tanrı kelimesini kullanıyorum. Bunun günah olduğunu söyleyenler var. Doğru mu? CEVAP: Allah anlamında kullanılan Türkçe Tanrı sözcüğü Arapça’daki ilah kelimesinin karşılığıdır. İlah, Allah için de putlar için de kullanılır. Kullananın niyeti ne ise ona göre değer kazanır. Bir Müslüman Tanrı kelimesini sadece Allah anlamında kullanır. Her millet, evrenin yaratanını ifade için bir kelime kullanmıştır. İranlılar Allah için Hoda, İngilizler God, Almanlar Got derler. Türkler de O’nun için Tanrı adını kullanmışlardır. Bundan 500 hatta 1000 yıl önce yazılmış manzumelerde Tanrı kelimesi kullanıldığı gibi 100 yıl önce bazı bilginler de yeri geldiğinde Tanrı kelimesini kullanmışlardır. Saraybosna Gazi Husrev Bey Kütüphanesi’nde bulunan takriben miladi 10’uncu yılda yapılmış Türkçe Kuran çevirisinde Allah yerine hep Tanrı kelimesi kullanılmıştır. O zaman bu kelimeyi kullanmak günah değildi, sonra nasıl oldu da günah oldu? Biz çocukluğumuzda mevlit kitabında, “Tanrıdan yüzbin dürud ile selam” dizesini okurduk. 1905 yılında vefat eden büyük mürşit Harputlu Hacı Ömer Baba, divanının başında şöyle diyor:“Et tevbe cürme iptida Sana gele bûy-i Huda Olma huzurundan cüda Gelmez mi gör feyz-i Huda” (Önce suçtan tevbe et ki sana Huda (Tanrı) kokusu gelsin. Sakın O’nun huzurundan ayrılma da bak bakalım Huda’nın feyzi gelmez mi sana?) Farsça Huda sözcüğünü kullanmaktan ötürü kimse rahatsızlık duymaz da neden Türkçe Tanrı kelimesinin günah olduğunu söylerler? Kuran’da veya hadiste Tanrı kelimesini kullanmak haramdır, günahtır diye bir şey yok. Bir zamanlar ezan da Türkçe’ye çevrilmiş ve “Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak” cümlesi “Eşhedu en lailahe illallah” cümlesinin çevirisi olarak yıllarca okunmuştur. Bu çeviriyi yapanlar da o zamanın Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki alimlerdir. Bunlar hep günah mı işlemişlerdi? Delilsiz olarak din hakkında konuşmak Allah’a iftira olur. İşte asıl günah odur.
SORU: Gerçek İslâm’ın önündeki en büyük engel olarak uydurma sünnet ve hadislerin olduğu bir gerçek. Bazen Kuran’ın bile önüne geçiriliyor bunlar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konuda ciddi ve yaygın bir çalışması yok. Tam aksine vaazlarda devamlı yeni mucizeler, marjinallikler pompalanıyor. Bu hurafeler neden temizlenmiyor? (Ali Rıza Haznedaroğlu)CEVAP: Bana ayrılan köşemde dinin doğrularını anlatmaya çalışıyorum. Kitaplarımda da bunu yapıyorum. “İslâm’da Güncel Tartışmalar”ı okumanızı tavsiye ederim. Bugün maalesef çoğu noktada şirk içinde yaşıyoruz ama bunları söyleyince küfrümüze hükmediyorlar. Özellikle kimi cemaat yuvaları, kimi Emevi uydurması rivayetleri Kuran’ın üstüne çıkarıyorlar. “Biz Kuran’ı anlayamayız, atalarımız ne söylemişse din odur” diyorlar. Buna karşı olanları kâfirlikle damgalıyorlar. Bazı televizyonlarda masal ve hikâye anlatanların ne kadar revaçta olduklarına hep birlikte şahit oluyoruz. Burada tek amaç reytingtir. Ben bu tip şeylere 70 yıl dayandım. Artık pek ümidim kalmadı. Bir kesim var ki, dinin gerisine değil, en ilerisine de karşı. Din adından nefret ediyor, Kuran’dan ayet okununca o kesimi afakanlar basıyor. Alay ediyor bütün değerlerle. Tam inançsızlık içinde. Bir kesim de var ki cahil. Körü körüne sürükleniyor, çıkarcıların, düzenbazların sözüne inanıyor, her şeyini o tür insanlara teslim ediyor. “Allah Müslümana yardım etsin” demekten başka yapacağımız bir şey kalmıyor.Çok önemli bir rica!LİBERAL İzmirliler, Saadet Geliyor, +KMH gibi sitelerden bana mailler atılıyor. Özellikle Liberal İzmirliler ile Saadet Geliyor’dan atılan her gün 30-40 mail, adresimi dolduruyor. Müslüman, kimseye eziyet etmez. Bu mailleri önlemenin yolunu bulamadım. Bunları hiç okumadan çöpe atıyorum. Yazdıkları beni ilgilendirmiyor. Niçin gönderiyorlar? Her gün bunların maillerini temizlemek zorunda mıyım? Yazık değil mi benim kaybettiğim zamana? Lütfen bu mailleri bir daha göndermeyin!
SORU: Kaza namazıyla ilgili yazınızda, “10 yıl kasten namaz kılmayınca kazaya gerek yok, tövbe ve istiğfar edilmeli” demiştiniz. Bu konuda hangi tür tövbe istiğfar yapmamız gerekiyor? (İsmail Tosun)CEVAP: Tövbenin türü mü olur? Tövbe, yapılan günahtan, hatadan dönmek, o hatayı bir daha yapmamaktır. Namaz kılmayan insan günah işlemektedir. Bunun tövbesi nedir? Kesinlikle bir daha bırakmamak üzere sürekli namazını kılmaktır. Bir de eski yaptığı hata ve günahlardan ötürü Allah’tan af dilemektir. Bunun bir formatı yoktur. “Estağfirullahelazimel-kerim ellezî lâ ilâhe ilâ hû ve etûbu ileyh (kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tan af ve mağfiret dilerim. O ulu ve cömert Allah’a yönelirim.” İşte size bir tövbe formu.*****Her bid’at sapıklıktırSORU: Dindeki uydurmalar bazen dinin emri olarak halka aktarılıyor. Bu yapılan, şirk olmuyor mu? (Hilmi Yılmaz)CEVAP: Kuran’ın söylemediği, sağlam Peygamber sözünde yeri olmayan uygulamalar uydurmadır, dini terimiyle bid’attir. Her bid’at sapıklıktır. Bunları dinin hükmü gibi kabul ettirmek de şirktir, şirk liderliğidir. Din, şirke bulanmış. Bunu yapanların çoğu da maalesef din adamı kılığındaki insanlar. Bilmeyerek yapanlar mazur görülebilir ama bile bile yapanlar affedilmez.***** Konuta zekât düşmezSORU: Diyelim ki, oturduğumuz evden başka bir evimiz daha var. Buna zekât vermek gerekir mi? (Orhan Çelenk) CEVAP: Eve, arsaya zekât düşmez. Yüzde 10 arazi vergisidir. Arazinin kendisinin değil, gelirinin vergisidir. Kendisinin vergisi olmaz. Ev, arsa ise arazi değildir ki öşür düşsün. Bugün ev ve arsanın zekâtı, bunlar için verilen emlâk vergisidir. Ancak bunların kira gelirleri birikir de zenginlik sınırına varır ve bu fazla para sizde bir yıl kalırsa o zaman bunun yüzde 2.5’i zekât olarak verilir. Yoksa çıplak evin, arsanın zekâtı olmaz.
SORU: Gece namazı nedir? Vakti ne zamandır? Beş vakit namaz içinde midir? Rekât sayısı nedir? (Mithat Genç-Ankara)CEVAP: Kuran, “gündüzün iki ucunda ve gecenin yakın saatlerinde namaz kıl” der. Gecenin yakın saati, seher vakti, tan yeri ağarmasından biraz önceki zamandır. Bunun rekât sayısı en az 2, en çok 12’dir. Peygamberimiz bu namazı hiç kaçırmamıştır. Müzzemmil Suresi’nin ilk dokuz ayetini ve son ayetini okursanız gece namazının önemini anlarsınız. Yatsı namazıyla akşam namazı aynıdır. İşâ, akşam vakti demektir. Bu vaktin önünü ve sonunu Kuran belirlemiştir. Dülûku’ş-şems (güneşin batması) ve gasakulleyl (alacakaranlık). İşte bu zaman aralığı, akşam ve yatsı namazlarının vaktidir. Bunun ilk kısmında kılınana akşam, son kısmında kılınana yatsı denmiştir. Kanaatime göre bunlar ayrı namazlar değil, aynı namazdır. Bundan dolayı Peygamberimiz bunları birleştirerek, ikisini birlikte de kılmıştır. Böylece Kuran’da 3 namaz vakti zikredilir: Sabah, akşam-yatsı ve gece namazı. Bu, İsra Suresi’nin 79, Hud Suresi’nin 114. ayetlerinde açıkça belirtilmiştir. Öğle ile ikindi namazları Peygamberimizin kendi ictihadıyla kıldırdığı namazlar olduğu için Peygamberimiz bunları yolculukta, genellikle birleştirerek kılmıştır. Normal zamanlarda da birleştirdiği olmuştur. Ama Kuran’da belirtilen namazları birleştirmek olmaz.Gusülden önce abdest almak sünnettirSORU: Gusül abdestinden önce namaz abdesti almak şart mı? Gusülde, “sadece üç kez su dökerek tüm vücut yıkanır” diye duydum. Bu uygulama doğru mu? CEVAP: Gusül abdestinin farzı üçtür. Ağza su vermek, buruna su vermek (yani ağzı burnu yıkamak) sonra bütün bedeni tertemiz yıkamaktır. Gusülden önce abdest almak sünnettir ama şart değildir. Duşun altına girip bedenin her tarafını yıkamakla guslünüz tamam olur. Abdestiniz de geçerlidir. Öylece çıkıp namazınızı kılarsınız. Tüm bedeni üç kez su döküp yıkamak asgarisidir. Böyle ayrıntılarla uğraşmak size manen hiçbir şey kazandırmaz.
SORU: Bir yazınızda, “cuma namazı kadınlara farzdır” diyorsunuz. Kadınlar da kılmak istiyorlar ama cuma günleri camileri erkekler dolduruyor. Evlerde kılsalar kadın hoca kıldırabilir mi? (Mukaddes Çuha)CEVAP: Elbette bir kadın, diğer kadınlara imam olup namaz kıldırabilir. Şayet kadın, kadınlara namaz kıldıracaksa safın önünde durmaz, sadece aynı safta bir ayak kadar ileride durur. Namaz da kıldırır, hutbe de okur. Şimdi bunu pek kabul etmiyorlar ama başlanırsa yaygınlaşır. İbadete hiç kimse engel olamaz. Ancak kadının camilerde erkek cemaate namaz kıldırıp hutbe okumasını uygun bulmam. Bana kadının ezan okumasının geçerli olup olmadığı da çok sorulur. İlmihal kitaplarına göre kadının ezanı geçerli fakat mekruhtur yani hoş görülmemiştir. Şimdi bu meseleyi niçin ortaya atıp dururlar. Erkek müezzinler yetmiyor mu ki kadın müezzinler camilerde ezan okusunlar? Sanki kadın ezan okusa namaz kılmayanlar camiye mi koşacaklar?Orucu kaza edebilirsinizSORU: Eşim de ben de çalışıyoruz. Bu durumda fitremizi ayrı ayrı mı vermemiz gerekiyor yoksa aile olarak toplu bir fitre mi verelim? Eşim Ramazan ayının başında doğum yaptığı için oruç tutamadı. Bunun karşılığı olarak nasıl bir hayır yapmamız gerekiyor. (Murat Gürcan)CEVAP: Fitrenizi ister ayrı ayrı verin, ister toplu olarak verin. Her aile reisi kendisinin, eşinin ve ergen olmamış çocuklarının fitresini verecektir. Her birey için bir fitre verilir. Eşiniz sağlığına kavuştuğu zaman fırsat bulunca Ramazan orucunu kaza eder. Ancak süt emzirme süresince oruç tutmak zorunda değildir. Çocuğunu sütten kestikten sonra oruçlarını kaza eder. Kaza etme imkânı yoksa her gün için bir fitre verir.Akrabaya zekât verilir mi?ANNE baba, büyük anne, büyük baba, kız ve erkek evlat ve bunların çocukları, torunları dışında her türlü akrabaya zekât verilir. Hatta akraba içinde yoksul varsa, bunlara zekât vermek daha üstündür.
SORU: 6 yıl önce prostat ameliyatı oldum. Ameliyattan kalan bir durum olsa gerek, idrarım iç çamaşırıma damlıyor. Her gün sabah namazından önce mutlak duş alıp bütün çamaşırlarımı değiştiriyorum. Elimden geldiği kadar temiz olmaya çalışıyorum. Çamaşırımı ertesi sabaha kadar değiştirmesem namazlarım kabul olur mu? (M. Ş.)CEVAP: Tedirgin olmanıza gerek yok. Siz namazınızı kılın. Her vakit çamaşır değiştirmek kolay bir şey değildir. Buna gerek yok. Günde bir kez değiştirseniz yeter. O da zor ise ne kadar zamanda değiştirebilirseniz olur. Ama her vakit için çamaşır değiştirmeyin. Ayrıca eşinize zahmet etmeye de hakkınız yok. Allah namazda, kalbinize bakar. İşte onu temiz tutmaya çalışın. Huzurla namaz kılın. Sizden istenen budur. İslâm’da zorluk yoktur. Kanalizasyon işleri yapan işçilerin elbise değiştirmelerine gerek görülmez. Onlar o elbiseleriyle namazlarını kılarlar. Fıkıh kitaplarımız böyle yazar. “Allah sizin için kolaylığı ister, güçlüğü istemez” (Bakara Suresi).Yaratan’a sığınınSORU: Ailem, üstümde büyü olduğuna inanıyor. Ne yaptıysam onları bu düşünceden vazgeçiremedim. Büyüyü bozmak için ters büyü yaptıracaklarını söylüyorlar. Böyle bir şey var mı?CEVAP: Büyü vardır ama günahtır. Yapmak da karşı büyü yaptırmak da günahtır. Ayrıca ben ne büyüyü, ne de ters büyüyü bilirim. Çoğu hayali olan bu tür şeylerden haberim yok. Allah’a sığınan kişiye büyünün zararı olmaz. “Kul Euzu birabbilfelak” ve “Kul euzu birabbinnas” surelerini okuyun. Allah’a sığının. Kuran’a inanan insan, emin olmadan kimsenin vebalini almaz.Ayaklar mesh edilirSORU: Zorunlu hallerde ayaklar yıkanmadan sadece mesh yapılabilir mi? Tırnak ojeleri çıkartılmadan gusül abdesti alınabilir mi? (M. Özmen)CEVAP: Kuran’a göre ayaklar mesh edilir. Yıkamaya gerek yok. Ayaklarda çorap varsa onun üzerine de mesh edilebilir. Tırnak ojesi üzerine abdest alınır. Dinin özü, gönlü Allah’a vermek ve duyarak ibadet yapmaktır.
SORU: Sizler gibi ömrünü dine adamış, binlerce sayfalık eserler vermiş, insanlara gerçek İslamiyet’i anlatan değerlerimiz varken halkımızın bir kısmının şeyh, hocaefendi gibi unvanlarla yüceltilen, eğitimi ve ilmi bilinmez birtakım kişilere itibar etmeleri beni üzüyor. Bu durum hem dinimizi farklı uygulamalar ve yorumlarla parçalamakta hem de toplumu tarikat, cemaat gibi bölüklere ayırmaktadır. Bir grup gerçek İslâm’ın kendilerininki olduğunu iddia edebilmekte, diğerlerini İslâm dışına itmektedir. Halkımız inşallah gerçek din alimlerimize daha çok itibar eder, dinimiz hurafelerden arındırılarak gerçek temelinde kalır. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir? (Sırrı Karabekiroğlu - Tokat)CEVAP: Görüşlerinizde haklısınız ama ne yazık ki halk kitleleri nereye götürülürse oraya gider. Düşünmez, duyduklarını mantığa vurmaz, geleneklerine göreneklerine aykırı bulduğunu kabul etmez. O alıştığına uyar. Duyduklarının Kuran’a uyup uymadığını irdelemez. Zaten o parsa toplayanların da Kuran’dan haberleri yoktur. Her grup, dinden çıkar sağlamak için en doğru yolun kendi yolu olduğunu söyler. İlerici geçinen bazı kitle iletişim araçları da sırf reyting için onlara kapılarını ardına kadar açmaktadır. Televizyonlarda anlattıkları ipe sapa gelmez şeyler reyting rekoru kırıyormuş. Ne kadar mantık dışı söylerse söylesin kanal buna kapısını açmış, sabah akşam o hurafeler din diye topluma aktarılıyor. Geçenlerde anlattılan bu olaylardan birisi kulağıma çalındı. Güya Azrail, Peygamber’in yanına girmek için izin istemiş de Peygamber de ona izin vermiş. Bu söylem Kuran’a uyar mı? Hayır! Çünkü Kuran, “Sen de öleceksin, onlar da ölecekler” (Zümer: 30) diyor ve her nefsin mutlaka ölümü tadacağını vurguluyor. Azrail kimseden izin almaz. İnsan ölümlü yaratılmıştır, ömrünü tamamlayan herkes ölür. Peygamber de olsa ölür, padişah da olsa ölür. Ölüm kimseden ruhsat almaz. Kuran böyle söylüyor ama bizim sözde bazı din adamları milyonlarca insana Peygamber’in isterse ölmeyeceğini halka anlatıyor. Halkın da hoşuna gidiyor, kendinden geçercesine bu hurafeleri dinliyorlar. Ben bu insanların kolay kolay hurafeyi bırakacaklarından ümitli değilim.