Kurban sünnettir

9 Mart 2007

SORU: Bir cuma hutbesinde hoca, Peygamberimizin “Kurban kesmeyenler bizim cemaatimize gelmesin” dediğini söyledi. Bu hadis gerçekten böyle midir? Bazı camilerde özellikle bayramlarda namazdan önce saf saf dolaşarak para topluyorlar. Bu doğru mu?CEVAP: Hakim’in Müstedrek adlı hadis mecmuasında kaydına göre Ebu Hüreyre, Peygamberimizin, “Gücü olduğu halde kurban kesmeyen kimse bizim namazgahımıza yaklaşmasın” (Müstedrek: 1/232) dediğini nakletmiştir. Ancak Zekiyyu’d-din Munziri’nin Tergib ve Terhib adlı kitabında bu hadis üzerine düşülen notta, hadisin mevkuf olduğu belirtilmektedir. Yani aslında bu söz Peygamberimizin değil, Ebu Hüreyre’ye nispet edilmiş bir sözüdür. Peygamberimiz, kurban kesmenin, Hz. İbrahim’in sünneti olduğunu belirtmiştir (İbn Mâce, Hakim). Sünnet, yapılmasında sevap bulunan ama yapılmamasında günah olmayan eylemdir. Böyle olunca Peygamber’in, isteğe bağlı olan bir eylemi yapmayan Müslümanı namazgahtan kovacağı düşünülemez bile. Diğer sorunuza gelince, camilerde para toplamak huzuru kaçıran bir şey olduğu gibi verecek durumda olmayanları da herkesin içinde mahcup duruma düşürür. Caminin masraflarını karşılamak için paraya ihtiyaç varsa bunu cami dışında toplamak gerekir.*****Kırgınlıkları bırakınSORU: Miras paylaşılırken olan bir kırgınlıktan dolayı bir büyüğüm, bayramda ellerini öpmeye gitmeme rağmen bana karşı soğuk davranıyor. Ben de çoktan mesafe koyardım ama arada akrabalık olunca insan kendini zorluyor. Ne yapmalıyım? (H. K.)CEVAP: Sana gelmeyene sen yine git, ilişkini sürdür. Senin sevabın daha çok olur. Akrabanız ise soğuk yüz göstermekle hata yapıyor. Bir gün bu huyunu bırakır. Bırakamasa da senin kârın, onun da zararı vardır. Kötülüğe iyilik, mert yiğidin kârıdır.*****Allah helal kılmıştırSORU: Oltayla balık tutmak, dinimizde günah mı sayılıyor? (Taylan Avşar)CEVAP: Keyif için değil, ihtiyaç için balık tutmakta bir sakınca yoktur. Yemek için hayvan kesiyoruz. Allah bunu helâl kılmıştır. Balık ise kesilemez. Bir şekilde sudan çıkarılınca ölür. Kur’ân, “Hem kendinize, hem de yolculara bir geçimlik olmak üzere deniz avı ve yiyeceği, size helal kılındı” buyurmaktadır (Maide Suresi: 96).

Devamını Oku

Namazda ağlamak

8 Mart 2007

SORU: Sabah namazında secdeye durduğumda göz yaşlarımı tutamıyorum. Abdestim bozulur mu? Her rekâtta sureleri okurken besmele çekmeli miyim? (Nezihe)CEVAP: Namazda Allah sevgisi, ahiret kaygısıyla duygulanıp ağlamak namazı bozmaz, tam tersine en makbul ibadet yapar. Birçok büyük insan, namazda okuduğu ayetlerden etkilenmiş özellikle cennet ve cehennemi anlatan ayetleri okuduğunda veya duyduğunda kendini tutamayarak hıçkırıklara boğulmuştur. Peygamberimiz, mescide gidemeyecek kadar hasta olunca namazın Ebubekir tarafından kıldırılmasını emretmiştir. Hz. Ayşe, “Ey Allah’ın Peygamberi, Ebubekir yufka yüreklidir, sesi zayıftır, Kur’ân okurken ağlar” demiş. Peygamber, “Ebubekir’e söyleyin, namazı kıldırsın” emrini yinelemiş. Hz. Ayşe, endişesini tekrarlayınca Peygamber, “Siz Yusuf’un sahibelerisiniz (onu sıkıntıya sokan kadınlarsınız), ona emredin, namazı kıldırsın” demiştir. Riyad kentinde büyük camilerde teravih namazında imamların özellikle kunut duasını okurken ağladıklarına tanık oldum. Diğer sorunuza gelince, besmele sadece rekâtın başında Fatiha’ya başlarken çekilir. Ondan sonra sure veya ayetleri okurken besmele çekmeye gerek yoktur.*****İyiyle kötüyü birbirine karıştırmayalımSORU: Bazı haşeratı hiç rahatsızlık duymadan öldürüyoruz. Ancak kuş, köpek, kedi gibi hayvanları yanlışlıkla bile öldürsek vicdanımız sızlıyor. Bu bir çelişki oluşturuyor mu? (Seyhan Baş)CEVAP: Sivrisinekle kuş bir değil. Kuşun zararı yok, faydası var. Sivrisineğin yararını bilmiyorum ama zararını herkes biliyor. Kanımızı emmekle kalmıyor, hastalık aşılıyorlar, gece uyutmuyor. Yani bir anlamda bize çok yaman bir düşman. Düşman saldırırsa kendimizi savunacağız. Zararını önlemek için sivrisinekleri öldürüyoruz. Köpek de zarar veriyorsa ve zararı önlenemiyorsa o da öldürülür. Mesela kuduz köpekler öldürülüyor. Ama köpek evimizi bekler, sahibine sadıktır, eğitilir ve aşılanırsa bir sakıncası yoktur. Lütfen iyiyle kötüyü birbirine karıştırmayalım?

Devamını Oku

İbadette önemli olan gönül bağıdır

7 Mart 2007

* Dünden devamAdet ve lohusa halindeki kadının kirliliği inancı, Kur’ân’dan değil Tevrat’tan alınmadır. Bundan söz etmediğine göre demek ki Kur’ân, Tevrat’ın bu hükümlerini muhataplarından kaldırmışken gelenek, bunları hadisleştirerek fıkıh kuralları haline getirmiştir. Tevrat, lohusa kadını murdar (cünüp) saymaktadır (Levililer: 12/2-5). Yine Tevrat’a göre kendisinden kan gelen (âdetli) kadın, yedi gün murdar olur. Ona dokunanlar da murdar (pis) olurlar, hatta o kadının oturduğu yatak ya da döşek üzerine bir şey bulaşırsa o şeye dokunan erkek, akşama kadar murdar (pis) olur. Âdetli kadınla yatıp da üstüne bir şey bulaşan erkek de yedi gün murdar (pis) olur (Levililer: 15/19, 23-24).HADİS ŞEKLİNE GETİRİLMİŞ“Ve eğer bir kadının akıntısı olur ve bedeninde akıntısı kan olursa 7 gün murdarlığında kalacak ve ona her dokunan akşama kadar murdar olacaktır” (Levililer: 15/19). “Bir kadın gebe kalır, çocuk doğurursa âdet murdarlığı günlerinde olduğu gibi murdar olacaktır. Fakat çocuk doğurursa iki hafta murdar olacak ve 66 gün kendi tathiri kanında kalacaktır” (Levililer: 12/2, 5). Fakat Kur’ân âdetli kadının murdar olacağından söz etmez. Ancak âdet halindeki kadınla yatmanın, kadına eziyet olacağını, bu yüzden âdetli kadınla yatmaktan uzak durulmasını emreder (Bakara: 92/222) Tevrat’ın, âdetli kadının pis olacağı hükmü de hadis şekline getirilmiştir.ALLAH’A BAĞLILIĞIN İFADESİÂdet bir özür halidir. Özürlü, ibadetten men edilmez. Sadece her namaz vakti için bir abdest alır ve abdesti o namaz vakti içinde geçerlidir. Vakit çıkınca bozulur. Cünüp olan bile yıkanma imkânı bulamazsa teyemmüm edip namazını kılarken doğal bir özür olan âdetli kadın niçin ibadetini yapmasın? Namaz, zikirdir, oruç Allah’a bağlılığın ifadesidir. İnsan her zaman Allah’ı zikretmekle yükümlüdür. Esasında Allah’a bağlılığın son sınırı olan ibadetin fiziksel olaylarla, doğal özürlerle bir ilgisi yoktur. Çünkü ibadette önemli olan gönül bağıdır, Allah sevgisidir. İnsan her halde Allah’ı sevmeli, O’na olan sevgisini ibadetiyle göstermelidir. Kim ne derse desin, âdet halini ibadete engel yapanlar, kadınları namazdan itelemişlerdir. Kadın her ay 10 gün namaz kılmazsa alışır, bir daha kılmaz.

Devamını Oku

Kur’ân-ı Kerim’in söylemediği şeyler dine sokulmuş

6 Mart 2007

İnsanın elinde olmayan bir hal, onun ibadetine engel olmaz. Düzensiz âdet görme özür sayılıyor da normal âdet görme neden özür sayılmasın? Aşağıdaki rivayet, Hz. Peygamber’in, normal âdeti özür saydığını kanıtlar. Âdet halinde bulunan Hz. Ayşe, mescidde bulunan Peygamber’in başını yıkayıp tarardı. Peygamber, âdetli Ayşe’ye, “Mescidden bana humre(seccade)yi getir” demiş. Ayşe, âdetli olduğunu söylemiş. Peygamber, “Âdet, senin isteğinle olan bir şey değildir. Sen mescide git, bana seccadeyi getir” demiş (Müslim, Hayd: b. 3, h. 11-13).Kur’ân-ı Kerîm’in kendisinde ne âdetin süresinden, ne de âdetliyken Kur’ân okunamayacağından, namaz kılınamayacağından, oruç tutulamayacağından söz edilir. Hayd, tıpkı idrar tutamamak gibi bir özürdür. Özürlü erkek ibadetten muaf tutulmaz, sadece her vakit için abdest alıp ibadetini yapar. Kendi içinde olağanüstü çelişkili olan bu kişi rivayetleriyle maalesef din bozulmuş, Kur’ân’ın söylemediği şeyler dine sokulmuştur. Kur’ân, âdetli kadının neyi yapamayacağını söylüyor, o da cinsel ilişkidir. Kadına eziyet vereceği için erkeklere, bu durumdaki kadınla ilişkiye girmemeleri emredilmiştir. Maksat kadına eziyet vermemek, bir de o durumda kadına karşı bir soğukluk duygusu oluşma olasılığını uzaklaştırmaktır. Eza, eziyet veren bir hastalık manasına gelebileceği gibi insanı tiksindiren pislik anlamına da gelir. Yani hayz, kadına eziyet veren, sizi de tiksindiren bir haldir. O halde bulunan kadınla münasebetten uzak durun. Kur’ân-ı Kerîm’de âdetli kadının cünüp olacağına ve âdeti kesilen kadının, cünüplükten yıkanır gibi yıkanması gerektiğine dair bir söylem yoktur. Yalnız kan akması, insanlar tarafından pislik kabul edilir. Özellikle akan kan temizlenmezse o bölgede mikrop üremesine neden olur. Bu bakımdan ayette, “Temizlendikleri” yani kan akması durduğu zaman, onlarla cinsel ilişkide bulunulabileceği belirtilmektedir. Elbette akan kan durduktan sonra yıkanması gerekir. Bu, cünüplükten temizlenme değil, kan bulaşıklarından temizlenmedir. Bunu cünüplük hali olarak görmek hatadır. Çünkü Kur’ân’da böyle bir söylem ve tanım yoktur.Devam edecek

Devamını Oku

İsteğimiz dışında oluşan özür ibadete engel değildir

5 Mart 2007

Allah’ın Elçisi, düzensiz âdet gördüğünü söyleyen ve bu yüzden namaz kılıp kılamayacağını soran kadına, “O gerçek âdet değildir, yıkan ve namazını kıl” demiştir (Müslim, Hayd: b. 14, h. 62-64). Bu kadın, her vakitte yıkanıp namazını kılarmış (Müslim, Hayd: b. 14, h. 66). Bu rivayeti duyan Abdu’r-Rahman ibn Hişam, “Allah, Hind’e rahmet eylesin. Keşke bu fetvayı duysaydı. Vallahi bu özründen dolayı namaz kılamadığı için ağlayacak derecede üzülürdü” demiştir (Müslim, Hayd: b. 14, h. 64). Bir rivayete göre Hz. Ayşe, “Hayız günlerindeki namazlarını kaza etmemiz gerekir mi?” diye soran bir kadına, “Sen Haruriyye(Hariciler)’den misin? Allah Elçisi zamanında biz âdet görürdük. Bize (âdetten sonra) namazımızı değil, sadece orucumuzu kaza etmemiz emredilirdi” demiştir (Müslim, Hayd: b. 15, h. 67-68).İşte âdetli kadının namaz kılamayacağı, oruç tutamayacağı hakkındaki delil sadece Ayşe’ye dayandırılan bu rivayetlerdir. Zan ifade eden bu rivayetlerle Kur’ân’ın kesin emri askıya alınamayacağı gibi, bu rivayette âdetli kadının namaz kılamayacağı hakkında bir söylem de yoktur. Sadece âdetli kadının, kılmadığı namazı kaza edip etmeyeceğine dair bir sorunun cevabı vardır. Önce Hz. Ayşe’nin, namazın kazasından söz etmesi de kuşkuludur. Çünkü Peygamber döneminde öyle günlerce kılınmayan namazların kazasından söz edilmez. O dönemde Müslümanlar, namazlarını özürsüz olarak terk etmezlerdi. Özür dolayısıyla bir iki vakit veya bir iki günlük namazlar da kaza olarak değil, tertiple cem edilerek kılınırdı. İnsanın isteği dışında oluşan özür, ibadete engel değildir. Hz. Peygamber, düzensiz âdet gören kadına, yıkanıp namaz kılmasını emretmiş ve bu kadın, her namazında yıkanarak (veya abdest alarak) namaz kılmıştır. Düzensiz âdet görmeyle düzenli âdet görme arasında ne fark vardır? İkisinde de kadından gelen kan, aynı kandır. Gelen kan, pis görüldüğü için bu kadına temizlenip, yani abest alıp namazını kılması emredilmiştir.

Devamını Oku

Allah temizlenen ve tövbe eden kullarını sever

4 Mart 2007

SORU: 19 yaşındayım ve üniversite öğrencisiyim. Bayanların âdet gördükleri günlerde oruç tutmamalarının ya da mezarlığa gidememelerinin mantığını anlayamıyorum. Ben geçen Ramazan ayında âdetliyken de oruç tututum. Ancak çevremdeki bazı kişiler, “Sakın tutma” diye tembihte bulundular. Bu konuda sizin açıklamalarınız nedir? (Aysim)CEVAP: Okurlarımdan en çok soru gelen bu konuyu defalarca cevapladım. Ancak bu kez biraz daha ayrıntıya girmek istiyorum. Bakara Suresi’nin 222’nci ayetinde, “Sana âdet görmeden soruyorlar. De ki: ‘O eziyettir.’ Âdet halinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın emrettiği yerden onlara varın. Allah tövbe edenleri sever, temizlenenleri sever” buyurulmaktadır. RİVAYETLE GELEN HADİSLERDilde akmak, taşmak anlamına gelen hayd, kadının âdet görmesi anlamında bir terimdir. Geleneksel din uzmanlarına (yani fakihlere) göre âdet süresi en az üç, en çok on gündür. Bundan az veya çok süre akan kan, hayd değil, hastalık eseri sayılır. Yine fakihlere göre hayd halinde kadın oruç tutamaz, namaz kılamaz, Kur’ân’a el süremez, cinsel ilişkide bulunamaz. Orucunu sonra kaza eder ama namazı kaza etmez. Fakihler kişi rivayetleriyle gelen hadislere dayanarak bu yargılara varmışlardır.HZ. AYŞE’YE DAYANDIRILIYORÂdetli kadının namaz kılamayacağı hakkındaki rivayet, sadece Hz. Ayşe’ye dayandırılmaktadır. O da ilim ifade edecek nitelik ve güçte değildir. Ayşe’den gelen bir rivayete göre zamansız âdet gören bir kadın (Rivayetlerde bu kadının ismi değişik verilmektedir. Kimine göre Fatıma Binti Ebi Hubeyş, kimine göre Abdu’r-Rahman ibn Avf’ın karısı, Peygamber’in de baldızı olan Ümmü Habibe Binti Cahş), Allah’ın Elçisi’ne gelip düzensiz âdet gördüğünü, bu durumda namaz kılıp kılamayacağını sormuş. * Devam edecek

Devamını Oku

Çağ dışı kalmış kişiler halkı kötü şartlandırıyor

3 Mart 2007

SORU: Diş hekimiyim. Bazı hastalarım, televizyonların dini programlarından etkilenerek eski kaplamalarını sökmemizi istiyorlar. Kaplama ve dolguları ağızda kaldığı sürece abdestin kabul olmayacağını dolayısıyla namazın boşa gideceğini söylüyorlar. Zorunlu olarak dişini çektiren birinin orucu bozulur mu? (İsmail Bayraktar)CEVAP: Diş dolgusu veya kaplaması abdeste ve gusle engel değildir. Maalesef o çağdışı kalmış, bilgi yoksunu, vizyonsuz kişiler bu milleti çok kötü şartlandırıyorlar. Bu meseleyi çok yazdım. “1001 Soruda İslâm” adlı eserimde bu tür soruların cevapları var. Diş çektirmek abdesti veya orucu bozmaz. Ancak bunun için yapılacak narkoz iğnesinde sorun vardır. Gerçi bu iğne de orucu bozmaz çünkü besleyici bir gıda değildir ama yine de kuşku vardır. En iyisi, zorunlu bir durum yoksa akşamdan sonra çektirmektir. Zorunluysa da bir sakıncası yoktur.*****Cami kimsenin malı değilSORU: İki çocuk annesiyim. Geçen Ramazan’da teravih namazına gidiyordum. Camidekilerden biri, “Senin teravih namazın kabul olmaz, camiye gelemezsin” dedi. Niçin gelemeyeceğimi sorduğumda, “Çünkü sen sürekli namaz kılan biri degilsin” diye cevap verdi. O günden sonra teravih namazına gitmek içimden gelmedi. Bu doğru mu?CEVAP: Seni camiden dışlayan o kimse Müslümanlık’tan haberi olmayan biriymiş. Siz kesinlikle bu tip kişilere bakmayın. Cami kimsenin babasının evi değil, Allah’ın evidir. Önümüzdeki Ramazan ayında mümkün olduğunca camiye gidin. Yine öyle bir müdahale olursa hiç aldırmayın.*****İmam nikâhı zorunlu mu?SORU: İmam nikâhı, resmi nikâh yokken bir çözüm müydü? (Eyüp Kamber) CEVAP: İmam nikâhı diye bir şey yoktur. O, halkın verdiği bir isimdir. Dinde nikâh vardır. Nikâh, iki şahidin huzurunda evlenecek olan erkekle kadının birbirleriyle evlendiklerini kabul etmeleri ve böyle bir akit yapmalarıdır. Dua okumak bir gelenektir. Şart değildir. Şartlarına göre kıyılan dini nikâhta karı kocanın birbirlerine karşı hak ve yükümlülükleri vardır.

Devamını Oku

Allah bizim için kolaylık ister

2 Mart 2007

* Dünden devamSıcak yerlerde ayakları yıkamak, vücudu dinlendirir. Ayakları yıkamak farz değil, Peygamber’in sünnetidir. Böyle yapılırsa abdest daha mükemmel olur. Çünkü ayak yıkanmakla, mesihten daha iyisi yapılmış olur, Allah’ın emri yerine gelir. Soğuk, su azlığı gibi bir sebeple ayakları mesh etmekle yetinilebilir. Sıfırın altında 30 dereceyi bulan yerlerde ayakları yıkamak hem sağlık bakımından tehlikeli hem de zordur. Ayrıca şimdilerde moda olan cami yanındaki abdest yerlerinde ayaklarını çemirleyip giydiği takunyayla abdest alıyor. Onun ardından başka biri ıslak takunyaları giyiyor. Ayaklarında mantar olan birinin giydiği takunyayı bir başkası giyince ona da mantar bulaşır. Bu uygulama da sağlık açısından zararlıdır. Oysa “Allah bizim için kolaylık ister, güçlük istemez” (Bakara: 185).GUSÜLDE CAİZ DEĞİLDİRMesih organları olan başla ayakların bizzat derisi üzerine mesh edilebileceği gibi üstündeki giysi üzerine de mesh edilebilir. Yani baştaki sarık, örtü ve ayaktaki çoraplar üzerine de mesh edilebilir. Ebû Davûd şöyle diyor: “Ali ibn Ebî Talib, İbn Mes’ûd, Berâ’ibn ’Âzib, Enes ibn Mâlik, Ebû Ümâme, Sehl ibn Sa’d ve Amr ibn Hureys çorapları üzerine mesh etmişlerdir” (Ebû Dâvûd, Tahâret: Mesh bâbı). İbn Kudame’nin ayrıntıyla açıkladığı üzere çorap üzerine mesh edilebileceği gibi başa giyilen sarık, sargı, başörtüsü gibi giysiler üzerine de mesh edilebilir (Bkz. El-Muğnî: 1/300-301). Özellikle kadınların, erkeklerin bulunduğu umumi yerlerde baş örtülerini ve çoraplarını çıkarmalarına gerek yoktur. Onlar, baş örtüleri ve çorapları üzerine mesh edebilirler. Sarığa veya sarık gibi başa takılan bir şeye mesh edenin, bunları çıkarınca abdesti bozulur. Gusülde ise bunlar üzerine mesh etmek caiz olmaz, bunları çıkarmak şarttır. Çünkü gusülde bütün bedeni yıkamak farzdır.İBADET RUHU TEMİZLERAbdest ve gusül, en güzel beden temizliğidir. Abdest almakla insan, dışarıyla temas eden organlarını yıkar, böylece birçok mikrobun vücuda yerleşmesi önlenmiş olur. Gusül de bedeni terlerden, kirlerden temizler. Ayrıca abdest ve gusül, insan vücuduna ferahlık verir. Dış organların temizliği olan abdest ve gusül, iç temizliğinin de ilk basamağıdır. Bedenini temizleyen mümin, ruhunu temizleme aracı olan ibadete adım atmış olur. Gönül huzuruyla Rabbi’nin divanına durur.

Devamını Oku