SORU: 1- Kur’ân’ın mealini devamlı okuyorum. Allah’a inanıyorum. Kur’ân’ın meali yazılırken değişiklik yapılmış olabilir mi? Yoksa Kur’ân’ın aynısı mı ya da ona yakın mı? Kısacası Kur’ân’daki gerçekleri öğrenmek istiyorum. 2- Namazın 5 vakit olduğunu biliyorum. Ben sadece sabah ve akşam kılabiliyorum. Bu yüzden vicdanım rahat değil. Ne yapabilirim? 3- Gençlerimiz Allah inancından uzak yetişiyor. Onlara dinimizi katı kurallarla değil, sevgiyle nasıl anlatacağız? (Ruhcel Cengiz)CEVAP: 1- Kur’ân mealleri 100’ü aştı. Siz hangisini okuyorsunuz bilmiyorum. Ama kimse bile bile Kur’ân’ın anlamını değiştiremez. Mealler birbirine benzer. Neticede Arapça ayetlerin çevirisidir. Mealler elbette Arapça ayetlerin bütün inceliklerini yansıtmaz ama yüzde 85-90 anlamını verir. Bu da çok yararlıdır, hiç anlamamaktan ise kısmen de olsa anlamak daha iyidir. 2- Namaz 5’tir ama Kur’ân’da anılan namaz vakitleri 3’tür. Bunlar da sabah, akşam ve gece vakitleridir. Ancak Peygamberimiz Kur’ân’da anılmamasına rağmen öğle ve ikindi vakitleri de kıldırdığı için 5’tir. Peygamberimiz öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı özellikle yolculuklarda birleştirerek kılmıştır. 3- Elbette insan doğası sertlikten, katılıktan hoşlanmaz. Peygamberimiz de ürkütmemeyi, kolaylaştırmayı emretmişlerdir. Aslında din kolaydır ama insanlar yorumlarıyla zorlaştırdılar onu.***Evin ve arabanın zekâtı ödediğiniz vergilerdirSORU: Eşim memur, ben de serbest çalışıyorum. Aylık gelirimiz yaklaşık 2500 YTL. Ev kendimizin. İki arabamız var. Bankada da 15 000 YTL tasarrufumuz bulunuyor. Bu arada borç da ödüyoruz, devlete vergimizi de ödüyoruz. Ne kadar zekat vermemiz lazım? (Ahmet Ege)CEVAP: Borcunuzu çıkardıktan sonra geriye kalan 2.500 YTL veya daha fazla olduğu takdirde bunun üzerinden bir yıl geçmişse yani bir yıl boyunca bu kadar paranız olmuşsa bunun yüzde 2.5’ini zekât olarak vereceksiniz. Eve, arabaya zekât düşmez. Onların zekâtı, ödediğiniz vergilerdir.
SORU: Bir erkeğe teyze kızı nikâh olarak düşer mi? (Bayram Bayraktar)CEVAP: Nisa Suresi’nin 23’üncü ayetinde evlenilmesi haram kılınan kadınlar sayılmaktadır. “Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, süt bacılarınız, karılarınızın anaları (kayınvalideleriniz), birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız -eğer onlarla henüz birleşmemişseniz, (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur- kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları (gelinleriniz) ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hariç. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”Sizin niyetinize bağlıSORU: Eşime “bitti artık özgürsün” dedim. Bu söz talak olarak gerçekleşir mi? CEVAP: “Özgürsün” sözü, kinaye bir sözdür. Sizin niyetinize bağlıdır. Bu sözü boşamak amacıyla söylediyseniz boşamadır. Ama siz bununla boşamayı kastetmediğinizi söylüyorsunuz. O zaman hiçbir şey lâzım gelmez. Fakat bu sözle boşamayı kastetmiş olsaydınız bu, dönüşü mümkün olan (rec’î) boşama sayılır. İsterseniz üç ay içinde eşinize dönersiniz. Ama bu sözü söyledikten sonra mahkeme kararıyla ayrılmışsanız artık kesin boşama olmuştur. Kur’ân’a göre boşama ancak iki tanık huzurunda ayda bir boşama yapmak suretiyle üç ayda tamamlanır. Bu süre içinde erkek karısına yaklaşırsa veya sözünden döndüğünü söylerse boşama geçersiz olur.Hurafeleri ayıklayınSORU: Hocam geçenlerde rüyamda sizi gördüm. Eşinizle bizim eve gelmiştiniz. Ben size, “o mesajları size ben yazdım. Beni affedin” dedim. Siz de beni affettiniz. Daha sonra beni bir titreme aldı. Pişman olmuş bir durumum vardı. Size karşı saygısızlık yaptığım için çok üzgündüm. Ve sonra uyandım. Bana göndermiş olduğunuz e-maili okudum. Çok utandım, hakkınızı helal edin hocam. CEVAP: Zarar yok, helal olsun. Siz bizim hakkımızda yanlış düşünürseniz manen çok şey kaybedersiniz. Ben Allah’ın rızasına aykırı bir şey söylemem. Kimsenin hatırı için de bir şey söylemedim. Bu yüzden maddi çok kayıbım oldu. Benim çabam hurafeleri güzel Kur’ân dininden ayıklamaktır.
Doksan yaşındaki babasının, gerek annesine gerekse ailenin diğer bireylerine haşin ve soğuk davranışından, kaba hareketlerini sürdürdüğünden yakınan hanımefendiye cevabımdır. Babanız artık 90’lık ihtiyar. Ona el kaldırmasanız da üstüne yürümeniz, haşin davranmanız doğru olmaz. Babanızı seçmek sizin elinizde değil. Sizin varlığınız ona bağlı. O olmasa siz olmazdınız. Varlığınızı bağlı olduğunuz bir kimseyi değiştiremezsiniz. Onu değiştirmeniz, kendinizi değiştirmek olur. Sabredin, o zaten günden güne zayıflar, bir şey yapamaz. Siz onun kırıcı laflarına karşılık vermeyin. Bağırır çağırır, saman alevi gibi söner, sakinleşir. Kur’ân, anne babaya öf demeyi dahi yasaklamıştır. Ona hizmette kusur etmeyin. Ne olursa olsun, onu sevin. Çünkü o sizi seviyor. Sevmese sizinle ilgilenmez. Bakın onun size iyilikleri çok. Sizin karşılığınız bağırmak olmamalı. Dikkat edin, hayat sınavdır. Babayı kıran Allah’ı kırmış olur. Babanızı sevin, onun hatalarının affı için Allah’a dua edin. Babanızla ilgilenin.*****Tutarsız düşüncelerSORU: Boynumdaki kolyede Ayetelkürsi’yi taşıyorum. Tuvalette ya da banyoda çıkarmam gerekir mi? Bunu taşımam günah mı ya da sorumluluğu çok mu? (Yasin Ezgi)CEVAP: Kur’ân’dan bir iki ayet veya sure ezberlemişsinizdir. Ezber, o ayet ve surelerin beyninize depolanması demektir. Beyninizde bu ayetler varken tuvalete veya banyoya gidiyorsunuz, bu caiz de kağıda veya kolyeye yazılan Ayetelkürsi ile gitmek mi günah? Böyle tutarsız, dayanaksız düşünceleri artık bırakmak gerek. Önemli olan kâğıda saygı değil, Kur’ân’ın ruhuna, anlamına saygıdır. Kur’ân’ın buyruklarını uygulamaktır.*****Ayetlerin iniş sırasıSORU: Kur’ân’daki ayetlerin iniş sırası, Kur’ân’daki sıralarından neden farklı? Öyle bir kural mı var? (Adnan Semiz)CEVAP: Kim demiş Kur’ân’daki ayetlerin iniş sırasının, Kur’ân’daki sırasından farklı olduğunu? Öyle genel bir kural yok. Bu tür sözler rivayetlere dayanır. Ancak bazı ayetler, içeriklerine uygun yerlere konmuştur. O bakımdan daha önce inmiş olan bazı ayetler daha sonra inen surenin içine konmuştur. Aksi de variddir. Sebep budur. Ama bu genel bir kural değildir. Genelde sure içinde bulunan ayetler, birlikte veya birbiri ardınca inmiş olup bulundukları sureyi oluşturmuştur.
SORU: Yıllar önce rüyamda Peygamberimizi, evimizin oturma odasında ayakta dururken görmüştüm. Tam karşısındaydım ve birbirimize bakıyorduk. Ancak sanki cam kırıkları gibi belirsiz bir şekilde duruyordu. Bir başka rüyamda ise Peygamberimiz, köle Zeyd ile birlikte yeşillik içinde bir yerdeydi. Onlara zarar vermek isteyen bir kesim vardı. Sanki yaşadığı dönemdeki putperestler gibiydiler. Ben de onları o yeşillikte saklıyordum. Kurtulmak için benden haber bekliyorlardı. Onlara zarar vermek isteyenleri konuşarak ikna etmeye çalışıyordum. Ama sonra uyandım. Görünüşte dindar bir insan değilim. Ancak gün içinde sıkça Allah’ı anarım. Bu rüyaları görmeme şaşırmıyor değilim. Ama bir türlü algılayamıyorum. Bunların hayırlı olduğunu düşünüyorum ancak bir mesaj varsa, bir şeyin farkına varmam gerekiyorsa bilmek istiyorum. (Erdem Soner Sezgin)CEVAP: Rüyalarınız çok güzel. Siz farkında değilsiniz ama ruh dünyanız çok temiz. Ancak suyu asıl kanalında akıtmıyor, başka yerlerde dolaşıyorsunuz. Sosyeteden, lüksten, dünya zevklerinden ruha hiçbir yarar kalmaz. Sizin gördüğünüz rüyaları değme dindar göremez. Hem dindarlık sözle değil, ruhla olur. Allah seni, gösterdiği rüyalarla kendisine ve özellikle Peygamberi Muhammed’in yoluna yöneltmek istiyor. Selametin o yoldadır. Sen namazını kıl, Allah’a yönel, Allah’ın sana olan lütfunun değerini bil. Nimete nankörlük etme. Sonra ruh gözün kapanır, sana olan teveccühleri, lütufları kaybedersin ki bu da senin maneviyatın için büyük ziyan olur. Madem güvenerek bana sordun, benim samimi cevabım ve yorumum bu. Ama tercih sana aittir.Kur’ân’ın hükmü açıktırSORU: 1990’lı yıllarda üniversitede okurken oruçlarımı eksiksiz tutuyordum. Bir gün, odayı paylaştığım iki kız arkadaşıma uyarak orucumu bozdum. Aradan yıllar geçti ama bu içime dert oldu. 61 gün oruç tutmam mı gerekiyor? (Gülsemin Kütük)CEVAP: 61 gün ceza diye bir şey yoktur, uydurulmuştur. Kur’ân’ın hükmü açıktır. Kasten namaz kılmayan kimse bir namaz yerine 61 namaz mı kılar? Yoksa bir namaz mı? Başladığı orucu, bir özür dolayısıyla bozan kimse daha sonra onun yerine bir gün oruç tutar. Bile bile tutulmaya oruçların kazası yoktur. Ancak tövbe etmek gerekir.
SORU: Zina yapan erkeğin, namuslu bir bayanla evlenemeyeceği sadece zina yapan bir kadınla evleneceği hakkında Kur’ân-ı Kerim’de bir ayet var mı? Zina yapan bir erkek acaba yüce Allah’ın katında bağışlanır mı? (Eray Kurt)CEVAP: Nur Suresi’nin 3’üncü ayetinde, “Zina eden erkek, zina eden veya ortak koşan kadından başkasıyla evlenmez. Zina eden kadın da zina eden veya ortak koşan erkekten başkasıyla evlenmez. Böyleleriyle evlenmek müminlere haram kılınmıştır” buyurulmuştur. Bu ayetin, imanı zayıf Mekke göçmenleri hakkında indiği rivayet edilir. Bunlar, cahiliye geleneğine uyarak fahişelerle evlenip onları çalıştırmak ve onların zinadan gelen kazançlarıyla geçinmek istemişlerdi. Ayet, bu tür evlenmeyi yasaklamıştır. Burada zina eden kadın veya erkek söylemiyle zina eylemine devam edenler yani fahişe ve jigololar kastedilmiştir. Ama zinadan tövbe eden kimse artık zina eden sıfatını taşımaz. Çünkü o, şirk eylemi olan zinayı bırakmış, İslâm’a dönmüştür. İslâm, daha önce işlenmiş günahları siler. “Günahtan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur.” Çünkü iyilikler, tövbe ve ibadet kötü ahlakın ruhtaki izlerini siler.Hristiyan, kitap ehlidirSORU: Bir Müslüman olarak, Hristiyan arkadaşımın mezarını Allah rızası için ziyaret etsem, sevap yapayım derken günaha mı girerim? (Esin Hasdemir)CEVAP: İnancımıza göre Hristiyan, kitap ehlidir. Kitap ehli olan bir kimsenin mezarını ziyaret edip ona dua etmekte bir sakınca yoktur. Ama Allah’a inanmayan, yahut O’na ortak koşan, putlara tapan ölmüş insanlara dua etmek haramdır.Farzları kılmak yeterliSORU: Namazın sadece farzlarını kılmak ve sadece duayla namazı bitirmek yeterli mi? Tespih çekmesem namaz açısından bir sakıncası var mı? (Hamdiye)CEVAP: Namazın farzını kılmak ve tespih çekmeden kalkmak yeterlidir. Tesbih ve dua namazın temeli değildir. Yapılması iyidir ama yapılmaması sorumluluk getirmez.
SORU: 30 yaşında bir bayanım. Hacca gitmek istiyorum. Bunun için maddi durumum müsait. Ancak yakın zamanda geçirdiğim rahatsızlık bu konuda biraz acele etmeme sebep oldu. Yakınlarımla bu isteğimi paylaştım ama kimse gitmeme razı olmadı. Hayır yap (zekat, sadaka) dediler. Bir kişi niyet edip de bunu gerçekleştiremeden ölebilir. Eğer benim başıma böyle bir şey gelirse hac ibadetim ne olacak? (Aylin D.)CEVAP: Hac zengin olup sağlığı yerinde olanlara farzdır. Sağlığı elverişli olmayana hac farz olmaz. Niyet etmesi güzel. Niyet edip de sağlığı uygun olmadığı için hacca gidemeyen kimse, haccetmeden ölürse hac yapmış gibi sevap alır. Günahkâr olmaz. Yakınlarınız sizin gitmemenizi istiyorlarsa demek ki bir bildikleri vardır. Hac için gerçekten insanın sağlıklı, güçlü kuvvetli olması gerekir. Ayrıca kadının, mahremi olan bir erkekle beraber gitmesi öngörülmektedir. Gerçi bu artık şart olmaktan çıkmıştır çünkü hac yolculuğunda bugün güvenlik vardır. Ama bir koruyanı olmazsa 3 milyon insanın içinde çok güçlük çeker.Kur’an’daki hükümler tüm toplum bireylerini kapsarSORU: Kur’ân’da cennet ehli anlatılırken sanki daha çok erkeklere hitap var gibi. Mesela orada el değmemiş eşlerden söz ediliyor. Sanki erkeklere iltimas mı geçilmiş diye düşünüyorum. Bu konuda beni aydınlatır mısınız? (Nazlı Karaca)CEVAP: Arap dili gereği, genel konular, erkil kipiyle anlatılır. Kur’ân’daki genel hükümler, erkil kipiyle ifade edilse de bu hususlar tüm toplum bireylerini kapsar. Kadın-erkek fark etmez. “Namaz kılınız” emri, erkil kiptedir ama kadınlar da bu hitapla yükümlüdür. Buna tağlib kuralı denilir. Çünkü her toplumda olduğu gibi erkekler baskın kabul edilir. Yöneticiler onlar, savaşları yapanlar onlar, ailenin reisi onlar. Bundan dolayı genel hitaplar onların kipiyle söylenir. Ama bu cennet sadece erkeklere nimet şeklinde algılanmamalı. Ayrıntı için Kur’ân tefsirime bakabilirsiniz.
SORU: Namaz kılarken aklıma dünya işleri geliyor. Sonra kendimi toparlayıp, “Allahım kabul et, affet” diyorum. Namazım kabul olur mu? Çevremde o kadar cahil insan var ki, abdest alıp namaz kılıyorlar ama dinin sadece bundan ibaret olduğunu zannediyorlar. İnsanlar arasında ayrım yapıyorlar. Dedikodudan kendilerini alamıyorlar. Kalp kırmakta üstlerine yok. Bu kişilerle görüşmek istememem günah mı? (Özge Kamer)CEVAP: Düşünceleriniz gayet güzel. Din gönül işidir. İnsan dinin bir emrini uygularken kendini üstün görmemeli, şunun bunun kusuruyla uğraşmamalı. “Bir kez gönül kırdın ise o kıldığın namaz değil.” Peygamberimiz kalbini işaret ederek üç defa, “Takva buradadır” buyurmuşlardır. Vesveselere gelince kafanızı onlara takmayın. Bir gün namazınızı huzurla kılarsınız inşallah.‘Biz elçi göndermedikçe azap edecek değiliz’SORU: Bazı ülkelerin insanında Allah kavramı yok. Bizim dinimize ve kitabımıza göre ise Allah’ı ve ayetlerini inkâr edenlere kesinlikle cehennem vaat ediliyor. Biz de o ülkelerde dünyaya gelseydik, doğal olarak bu dinlerden birinin mensubu olacaktık. Burada bir çelişki var mı? (Tuna Pakakar)CEVAP: Oralara hiç peygamber gitmemişse sorumlu değillerdir. Çünkü Kur’ân’da, “Biz elçi göndermedikçe azap edecek değiliz” (İsra: 15) buyurulmaktadır. Onlarda Allah kavramı belki yok ama o kavrama gelecek sözcükler vardır. Onlar da mutlaka bir yaratıcı güce inanırlar. Söz kalıbı önemli değil, yaratıcı kavramı önemlidir. Ben Allah’ın, hiçbir kulunu haksız yere azaba sokacağına inanmam. Kur’ân’da da böyle bir mesaj yok.İslâm’da zorlama yokturSORU: Geçtiğimiz Ramazan’da bir gün oruç tutup bir gün tutmayan kişiler vardı. Onlara bunun sebebini sorduğumda, “akşam niyetlenmedik” diyorlar. Böyle oruç tutmak olur mu? (Mehmet Yayıltı)CEVAP: Kişi oruç tutmak istemiyorsa tutmaz. Namaz kılmak istemiyorsa kılmaz. Zorlayacak halimiz yok. Ama yaptığı büyük günahtır. Allah’a karşı sorumludur. Biz kimseyi yargılama durumunda değiliz.
SORU: Bir yıl önce evlendim. Ancak eşimle birlikte işsiz kaldık. Hâlâ da işsiziz. Rızkımız birden bire kesildi. Sonunda falcıya gittim. Falcı, imam nikâhımız kıyılırken eşimin ailesinden birinin, biz karı koca olamayalım diye ellerini birleştirdiğini ve böylece rızkımızın kapandığını söyledi. Çünkü o kişinin ellerini birleştirdiği yer rızk bölümüymüş. Buna papaz büyüsü deniyormuş. Ne acı ki 1000 YTL vererek güya bunu bozdurduğumuzu sandık. Ama değişen bir şey olmadı. Bir din adamı ise “imam nikâhınızı bozdurun. Durumunuz iyi olunca tekrar yaptırırsınız” dedi. Ne yapacağımı şaşırdım. Her şeyi denedim. Girişimlerimiz hep yarım kalıyor. Acaba gerçekten üstümüzde bir şey mi var? Bize ne önerirsiniz? (N. A.)Rızkınızın peşine düşünCEVAP: Ben size nasıl yardımcı olayım? Türkiye’de milyonlarca işsiz var. Bunların hepsine papaz büyüsü mü yapıldı? Size o öğüdü veren cahil adam, 1000 YTL’nizi alacak kadar kurnaz biriymiş. İnsan Allah’tan korkar! Ne demek rızk bölümünü kapatmak? Rızk Allah’ın elindedir. Eğer rızk kapısı kapatılmış olsaydı sizin şimdiye dek çoktan açlıktan ölmeniz gerekirdi. Demek ki yine rızkınız bir yerden geliyor yani rızk kapınız açık. Allah’ın açtığını kimse kapatamaz. Sahtekârların tuzağına düşmeyin. Pazarda limon da satılabilir, bir tablada seyyar satıcılık da yapılabilirsiniz. Eğer rızkınızın peşine düşerseniz Allah sizi boş çevirmez. Ümidinizi asla yitirmeyinPeygamberimiz diyor ki: “Kuşlardan ibret alınız. Sabahleyin karınları aç çıkarlar, akşamleyin tok dönerler. Rızkınızı arayınız, yarıda bırakmayınız.” Kulun rızkını araması gerekir. Ümidinizi yitirmeyin. Allah bir kapı açacaktır. “Nikâhı bozdurun. Durumunuz iyi olunca tekrar yaptırırsınız” sözünü söyleyen hoca da yoksa öteki kalpazanın işbirlikçisi mi? Nikâhın, kişinin rızkıyla ilgisi yok. Rızk daha insan yaratılırken taksim edilmiştir. Yüce Allah, Zuhruf Suresi’nde insanların rızkını paylaştırdığını buyurmaktadır. Ezeli taksime bağlan, elinden geldiğince çalış. Allah bir kapı açar.