Yüksek puan nasıl alınır?

21 Ocak 2003

Deniz dünyasındaki yunus eğitimcileri, yunus Shamu'yu suyun yedi metre üzerine sıçratıp orada numaralar yaptırıyorlar. Eğitimciler, yunusu suyun çok üzerindeki bir ipin üzerinden atlatıyorlar. Bu çok çok zor bir iş olmalı... Sizlerin ve benim, öğretmen ve öğrencilerin hemen her gün karşılaştığımız denli zor bir iş...Yunusların yedi metreden atlama işini ya biz yapıyor olsaydık, sahi nasıl yapardık bu işi? Yapacağımız ilk şey; ipi, doğrudan yedi metre yüksekliğe çıkarmak olurdu herhalde! Bunun adına da "hedef koyma" derdik. Hedefi açıkça tanımladıktan sonra, yunusu motive etmek için bir yol bulmaya çalışırdık. Bir kova dolusu balık alır, kovayı yedi metre yükseklikteki ipin üzerine koyar, sonra yol gösterirdik. Yüksekteki ipin üzerinden aşağıya eğilir ve yunusa doğru "Hadi Shamu, atla!" derdik. Fakat yunus olduğu yerde durmaya devam ederdi...Peki, deniz dünyasındaki eğitimciler bu işi nasıl başarıyorlar? Bu eğiticilerin birinci özellikleri; tekrarlanmasını istedikleri davranışı (yunusun ipin üzerinden atlaması), pekiştirmektir. Eğitimciler çevreyi; yunusun başarılı olmasını garanti altına alma ilkesini destekleyecek biçimde, ellerinden geldiğince değiştirirler. Başlangıçta; ipi, suyun hemen üzerinde tutarlar. Öyle ki yunusun kendisinden bekleneni yapamaması olanaksızdır. Yunus, ipin üzerinden her atlayışında olumlu bir pekiştiriri alır. Balıkla beslenir, okşanır, eğiticiyle oyun oynama fırsatı bulur ve böylece davranışı pekiştirilir.Peki, ya yunus ipin altından geçerse? O zaman, hiçbir şey olmaz! Ne yunusa elektrik şoku verilir, ne yıkıcı bir eleştiride bulunulur, ne de balık verilir. Yunusa olumsuz davranışı onaylanmadığı öğretilir. Bu kadar görkemli sonuçlar doğuran ilkenin temelinde, olumlu olanı pekiştirme vardır. Yunus; ipin altından çok, üzerinden geçmeye başladığında, eğitimciler ipi giderek daha yükseğe gererler. Yunusun fiziksel veya duygusal açlık çekmemesi için ip yavaş yavaş yükseltilmektedir. Yunus eğitimcilerinden alınacak ders, başarıyı kutlamaktır!Tutarlı bir biçimde istediğimiz küçük ve iyi şeyleri, insanların gözünde büyütmeliyiz. Kutlamanın yaraşıra, önemli olan bir başka husus da az eleştirmektir. Başarısız olanların gereksinimleri olan tek şey, yardımdır. Onlan; beklediklerinden daha az eleştirir, cezalandırır ve disipline edersek, olayı unutmaz ve tekrarlamazlar. En başarılı olduğumuz zaman, işlerin yüzde 95'inden fazlasını doğru yaptığımız zamandır. İnsanlara, başarısız olmayacakları koşullan yaratmak zorundayız. Çok kutlayın, az eleştirin ve ipi ne kadar yükseltebileceğinizi iyi bilin. (C. A. Coonradt)2003 ÖSS'ye 1 milyon 597 bin aday başvurduAdaylardan 1 milyon 502 bin 815'i ÖSS'ye girme seçeneğini işaretlerken, 94 bin 487 aday ise sadece kendi alanlarındaki meslek yüksekokulları ve AÖF programlarına sınavsız geçiş için başvurdu. 2003-ÖSS'ye 1 milyon 597 bin 302 adayın başvurduğu bildirildi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Savaş Küçükyavuz, yaptığı açıklamada, 11-25 Kasım 2002 tarihleri arasında adaylar tarafından teslim edilen "2003-ÖSS Başvuru Formu"ndaki bilgilerin ÖSYM'de bilgisayar ortamına aktarıldığını belirtti. Buna göre, 2003-ÖSS'ye 1 milyon 597 bin 302 adayın başvurduğunu kaydeden Prof. Dr. Küçükyavuz, bu adaylardan 1 milyon 502 bin 815'inin 15 Haziran 2003 tarihinde yapılacak olan ÖSS'ye girme seçeneğini işaretlediğini, 94 bin 487 adayın ise sadece kendi alanlarındaki meslek yüksekokulları ve AÖF programlarına sınavsız geçiş için başvurduğunu bildirdi.Prof. Dr. Küçükyavuz, adayların kendilerine ait kimlik, okul ve sınava girmek istedikleri merkez bilgilerinin, "2003-ÖSS Aday Bilgi Kontrol Formu" üzerine döküleceğini ve bu formların Şubat ayı içinde adayların adreslerine postalanacağını kaydetti.Yeteneklerinizin farkına varınGenç adam, bir kartal yumurtası bulur ve onu tavukların kümesine koyar. Yumurtadan çıkan kartal, civcivlerle birlikte atılır hayata. Mükemmel tüy rengiyle, iri ve güçlü kanatlarıyla, sağlam pençeleri ve keskin gagasıyla diğerlerinden çok farklıdır, ama o bunların farkında değildir. Diğer tavuklardan biri olduğuna inanarak büyür. Pislikleri eşeler, tohumları gagalar, gıdaklar, birkaç santim zıplayıp yeni birşey gagalamak için kanatlarını döver, çünkü tavuklar böyle yapmaktadırlar...Bir gün gökyüzüne bakar ve yelken uçuşu yapan muhteşem bir kuş görür. "Ne güzel bir kuş, nedir bu?" diye sorar, diğer tavuklara. "O bir kartal!" cevabını verir, tavuklardan biri ve ardından diğerleri... "Bütün kuşların reisidir o. Sakın, aklından bile geçirme, sen onun gibi açamazsın!" derler. Tavuklann içinde yaşayan kartal, yine tavukların içinde, bir tavuk olarak ölür!

Devamını Oku

Sınırlayıcı tutum

19 Ocak 2003

Bir deniz akvaryumunda vahşi bir "Barracuda" balığı birden uskumrulara saldırmaya çalışır, ama aradaki cam bölme buna engel olur. Burnunu defalarca cam bölmeye çarptıktan sonra, balıklara saldırmaktan vazgeçer. Sonra, aradaki cam bölme kaldırılır. Ama "Barracuda", cam bölmenin önceden durduğu yere kadar yüzer ve orada durur. Bölmenin hala orada olduğunu düşünür!Birçok insan da böyledir; hayali bir engele ulaşana kadar ilerler, ama sonra kendi dayattıkları sınırlayıcı bir tutum yüzünden dururlar.Yaşamak; servettir, korumayı bil. Yaşamak; bilmecedir, çözmeyi bil. Yaşamak; mutluluktur, tatmayı bil. Yaşamak; rüyadır, gerçekleştirmeyi bil. Yaşamak; oyundur, oynamayı bil, Yaşamak; hüzündür, aşmayı bil. Yaşamak; şarkıdır, söylemeyi bil. Yaşamak; mücadeledir, kabullenmeyi bil. Yaşamak; maceradır, göze almayı bil. Yaşamak; fesattır, yararlanmayı bîl. Yaşamak; şanstır, kullanmayı bil. Yaşamak; trajedidir, göğüslemeyi bil. Yaşamak; meydan okumaktır, karşı çıkmayı bil. Yaşamak; sevgidir, keyfini çıkartmayı bil. Yaşamak; verilmiş bîr sözdür, tutmasını bil. Yaşamak; çok kıymetlidir, mahvetmemeyi bil. Yaşamak; görevdir, tamamlamayı bil. Yaşamak; yaşıyor olmaktır, uğruna savaşmayı bil.YankıAdam ve oğlu dağda yürüyorlardı. Çocuk aniden düştü ve acı içinde bağırdı: "Ahh!" Hemen dağdan gelen "Ahhl" sesi onu şaşırttı. Merak içinde "Kimsiniz?" diye haykırdı. Fakat sadece "Kimsiniz?" cevabını aldı. Bu cevap onu kızdırmıştı. Bu kızgınlık içinde tekrar bağırdı: "Sen, bir korkaksın!"ve ses tekrar cevap verdi: "Sen, bir korkaksın!" Çocuk babasına baktı ve sordu: "Nedir bu olanlar?" "Oğlum" dedi adam, "Kulak ver ve dikkat et şimdi!" Sonra baba bağırdı: "Ben sana hayranım!" Baba bağırmaya devam etti: "Sen harikasın!"Ses cevap verdi: "Ben sana hayranım!", "Sen harikasın!" Çocuk şaşkındı ve hala ne olup bittiğini anlamış değildi. Baba bu durumu açıkladı: "İnsanlar bu durumu'yankı'diye adlandırırlar, fakat bu durum tam anlamıyla hayatın kendisidir. Hayat daima senin ona verdiğini sana geri verir! Hayat senin eylemlerinin bir aynasıdır."Kurbağaİki kurbağa bir süt güğümüne düşmüşlerdi. Biri bir süre çırpındı, sonra kurtulma umudunun olmadığını görünce kendini bıraktı ve boğularak öldü. Öteki yılmadı, çırpınmasını sürdürdü. Çırpındı, çırpındı, çırpındı ve... Kollarındaki gücün tükenme noktasına gelmek üzere olduğu anda birden, güğümün ağzına dek çıkmış olduğunu gördü. Çünkü artık, içi süt dolu bir güğümün dibinde değil, içinde tereyağı olan bir güğümün ağzında bulunuyordu. Güğümden çıkıp, özgürlüğüne kavuşabilmesi için şimdi yalnızca, basit bir sıçrama yapması gerekiyordu. Güğümün dibinde boğulmaktan kurtulabilmek için çırpınması sonucu süt çalkalanmış, çalkalanmış ve şimdi üzerinde durduğu bu tereyağı tepeciğine dönüşmüştü. Özgürlüğe adım atmadan önce minik kurbağanın aklına, ölen arkadaşı geldi. "Keşke vazgeçmeseydi de, o da benle birlikte çırpınsaydı." dedi içinden. "O zaman, bu tereyağı tepeciği daha kısa bir sürede oluşurdu ve kendisi de kurtulabilirdi."GüverteBu program, denizcilik sektörünün gereksinimi olan güverte zabiti yetiştirmek amacıyla eğitim yapmaktadır. Bölüm öğrencileri; 7 yanyıl karada teorik dersleri görmekte, 12 ay uygulamalı deniz eğitimi almaktadır. TC Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'nca düzenlenen Gemiadamı Yeterlik Sınavı'nı başarıyla geçenlere "Uzakyol Güverte Zabiti" belgesi verilir. Bu belge ile mezunlar, ticari gemilerde İkinci Zabit olarak çalışabilmektedirler. Uzakyol Güverte Zabitleri; belirli bir denizde çalışma süresi sonrası gemiadamı yeterliklerini yükseltip önce Uzakyol Birinci Zabiti, sonra da Uzakyol Kaptanı olurlar.Okutulan derslerVardiya Esasları, Pusula Bilgisi, Seyir, Radar Gözlem, Gemi inşaatı ve Stabilite, Denizcilik Ingilizcesi, Gemi Manevrası, Brokerlik ve Charter işletmeleri, Deniz Etiği, Deniz Hukuku, Denizde Haberleşme, Genel Meteoroloji, Deniz Sigorta Yönetimi, Denizde Canlı Kalabilme ve Arama Kurtarma vb.Çalışma alanlarıFakülte mezunları, genellikle yolcu gemileri, deniz otobüsleri ile okyanusaşırı sefer yapan dökme yük, kuru yük, tanker ve RO-RO gemilerinde çalışmaktadırlar. Belirli bir deniz tecrübesi sonunda Güverte Bölümü mezunlarının karada görev almaları kolaylaşmaktadır. Bölüm mezunları; denizcilik şirketlerinde genel müdürlük, işletme müdürlüğü, teknik müdürlük, güverte enspektörlüğü ve personel enspektörlüğü gibi görevler üstlenebilmektedirler.* Mülakat ve beden eğitimi sınavında başanlı olmak gerekir.* Bir yıl süreli İngilizce Hazırlık Programı uygulanır.* Bu programdaki öğretim dili en az % 30 İngilizcedir.* Üniformalı ve yatılı bir fakültedir.* Güverte Bölümüne; 80 erkek, 20 kız öğrenci kontenjanı ayrılmıştır. www.itu.edu.tr

Devamını Oku

VATAN, "İyi ki yaptım" mahallesinde oturuyor!

16 Ocak 2003

Kasabanın, dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede, "Evet, ama..."lar yaşıyormuş. "Evet, ama..."lar, her zaman ne yapılması gerektiğini bilirlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise, "Evet, ama..." diye başlarlamış. Yanıtları, hep yanlış olurmuş. Suçu başkalarına atmakta da ustalarmış. İkinci mahallede ise; "Yapacağım"lar yaşarmış. "Yapacağım"lar, ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini, yapacakları şeye adım adım hazırlarlarmış, ama tam yapacakları sırada şanslarını yitirdiklerinin de farkına varırlarmış. Bu mahallede; insanların dizleri, dövünmekten yara bere içindeymiş.Üçüncü mahallede yaşayan "Keşke"cilerin ise, yaşamı algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini her zaman en doğru biçimde bilirlermiş. Maalesef, herşey olup bittikten sonra."Keşke"cilerin de başları hep kanarmış, duvarlara vurmaktan!Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede ise, "İyi ki yaptım'lar otururmuş."Keşke"ciler, bu mahallede yürüyüşe çıkar ve çevreye hayranlıkla bakarmış."Yapacağım "lar, "Keşkeci"lerle birlikte bu mahallede yürüyüşe çıkmak isterler, ama bir türlü fırsat bulamazlarmış."Evet, ama..."lar ise, mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından, güneşin daha erken saatte doğması gerektiğinden şikayet ederlermiş."İyi ki yaptım" mahallesindeki insanların beyinlerinde, mazeret üretme merkezi yokmuş. Bu yüzden yaşadıkları ortam her zaman güzel, düzenli ve huzurluymuş.Ancak işin bir "püf noktası" daha var!Fincancı ustası, ülkede çok haklı bir üne sahipti. Ürettiği fincanlar hemen satılıyor, hatta müşterilerin sıra beklediği bile oluyordu.Yaşlı adam, seramik fırınına eğilmiş, merakla biraz önce fırına attığı fincanların pişmesini izliyordu. Genç yardımcısı, ustasının etrafında adeta bir pervane gibi dolanmaktaydı. Genç adam, bir taraftan ustasından kapacağı ayrıntıları yakalamaya çalışırken diğer taraftan da gelecekte kendi tezgahını kurmanın tatlı düşlerini kuruyordu. Fincanlar tam zamanında fırından çıkarıldı, genç kalfanın yakalayamadığı bir andan geçti ve sonuç her zamanki gibi mükemmeldi.Genç kalfa, daha küçücük bir çocukken bu iyi ustanın yanında çalışma şansını yakalamış birkaç insandan biriydi. Çok azimli ve hırslıydı. Mutlaka o da kendi atölyesinde en güzel fıncanlan üretecek ve uzun yıllardır beklediği şan, şöhret ve zenginliğe kavuşacaktı.Aradan birkaç yıl daha geçti. Kalfa, kendisi için artık zamanın geldiğini düşünmeye başladı ve ustasına giderek el vermesini istedi. Yaşlı usta biran duraksadı, ancak bu tereddüt anı fazla uzun sürmedi ve genç adama dönerek "Yolun açık, başarın daim olsun!" dedi.Genç adam kısa sürede atölyesini kurdu, fırınını yaktı ve ilk fincanlarını içeri verdi. Ustasının yaşadığı heyecanı şimdi daha iyi anlıyordu, kendisi de adeta fincanlarla birlikte fırında pişti. Artık zaman gelmişti. Heyecandan elleri titreyerek fırının kapağını açtı ve ilk fincanı eline aldı. Ancak o da ne? Fincan, dokunur dokunmaz çatlamıştı. Genç adam; "Dokunmakta acele ettim, biraz beklemeliydim!" diye düşündü. İçinde yaşadığı telaşı bastırmaya çalışarak bekledi, bekledi. Sonuç yine olumsuzdu. Dokunmadığı fincanlar da birer birer çatlıyordu. Ne yapacağını bilemez bir halde paniğe kapıldı. Aklına gelen tüm yöntemleri uyguladı, olmadı. Ustasından öğrendiği çözümleri düşündü, uyguladı yine olmadı. Artık ustalığından endişeye düşerek korkmaya başlamıştı ki, aklına ustasına danışabileceği geldi. Bu seçenek yüreğine su serpmişti; zaman geçirmedi ustasına koştu.Yaşlı adam tezgahının başında, yaktığı fırının hararetinde ve yine aynı heyecandaydı. Eski kalfasını görünce hiç şaşırmadı, işine tüm sükunetiyle devam etti. Eski kalfa, yeni usta yaşadıklarını anlattı. Her şeyi doğru biçimde ve doğru zamanlama ile gerçekleştirmişti, ama olmamıştı. Anlatırken, sınavdan geçememiş bir öğrencinin utancını yaşıyordu ve mutsuzdu. Hayallerinin, parmaklarının arasından uçup gittiğini görmek onu bir kez daha kahrediyordu.Yaşlı usta; genç adamı, sözlerini bitirene kadar sessizce dinledi ve başını sallayarak yerinden kalktı, gözleriyle kalfasına "Gel" dedi. Sessizce izledi ve ustasının yanında saygıyla durdu genç adam. Usta, fırının kapağını yavaşça açtı, yeni pişmiş fincanlardan birini alarak, kalfasının kendisini görebileceği bir pozisyon seçti ve nefesinin tüm gücüyle sıcak fincana "püf" dedi.Kalfası, bu aşamayı daha önce hiç görmemişti, merakla ustasını izlemeye devam etti. Yaşlı ustanın elindeki fincanda, olumsuz bir gelişme yoktu ve sapasağlam avuçlarının içinde parlamaktaydı. Genç adama dönerek, "Sana son bir ders! Fıncanları, fırında gerektiğinden fazla tutarsan veya erken çıkarırsan çatlayacaklardır. Fincanlar piştiklerinde çok sıcaktır ve hemen dışarı alınmalıdır. Dışarıdaki hava ile fırın sıcaklığı arasındaki fark ortadan kaldırılmazsa, fincan çatlayacaktır. Ben, bu farkı nefesimin hararetiyle ortadan kaldırıyorum. Her işin bir "püf noktası" vardır ve ustalar, onları usta yapan bu ayrıntıyı yılların deneyimleri ile öğrenirler" dedi.Diğerleri, bizi daha çooook takip edecekler.

Devamını Oku

Baltaları bileyin!

14 Ocak 2003

Dinlenmek bir yana, öğle yemeği için bile kendine zaman ayırmıyordu. Akşamlan ise, arkadaşı eve döndükten sonra da çalışmasını sürdürüyor, ondan birkaç saat sonra evine dönüyordu, ikinci adam, ağaç keserken zaman zaman dinleniyordu. Akşam hava kararmaya başladığında ise, daha fazla çalışmaya gerek duymuyor, gecenin karanlığı bastırmadan evine dönüyordu, ikisi de çalışmalarını bir hafta bu biçimde sürdürdükten sonra, ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başladılar.Sonuç; ikinci adam için değil, ama birinci adam için çok şaşırtıcı çıktı. Çünkü arkadaşı, kendisinden daha fazla ağaç kesmişti! Birinci adam, öfkelenerek: "Nasıl olabilir bu, böyle?" dedi. "Ben, senden daha çok çalıştım. Senden daha erken başladım işe, senden daha geç döndüm eve... Üstelik,, günboyu sen durup durup keyfine bakarken, ben soluk almaksızın sürdürdüm çalışmamı... Nasıl oluyor da, sen benden daha çok ağaç kesebiliyorsun?"İkinci adam, öfkeli arkadaşını gülümseyerek yanıtladı: "Ortada anlaşılmayacak birşey yok ki" dedi. "Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinleniyor, bu arada da bir yandan baltamı biliyordum. İnsanın baltası keskin olunca, daha az çabayla kesebiliyor ağaçlan..."Baltaları bilemek, kendimimizi geliştirmektir!2003-ÖSS puan hesaplama sisteminde yapılan değişikliklerden sonra;* OBP'niz, 50 ile 100 arasında değişen bir değerdir.* Öğrencinin not ortalaması; okulunun not ortalamasına eşitse, OBP'si 70'dir.* Öğrencinin not ortalaması; okulunun ortalamasından yüksekse, OBP'si 70 ile 100 arasındadır.* Öğrencinin not ortalaması; okulunun not ortalamasından düşükse, OBP'si 50 ile 70 arasındadır.Tıbbi Biyolojik bilimlerCerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde, 1984-1985 akademik yılında hizmete giren Tıbbi Biyolojik Bilimler Bölümü, mezunlarına Tıbbi Biyolog diploması ve unvanı veren bir bölümdür. Tıbbi Biyologlar, kanun ve tüzüklerde biyologlar için tanınan tüm haklara sahiptirler. Bu bölümden, 450 civannda Tıbbi Biyolog mezun olmuştur.Modern tıbbın gereksinimlerinden doğmuş olup, amacı; tedavi edici hekimin yeterince uğraşamadığı tıbbın temel konularında geniş teorik ve pratik bilgiye sahip, uygulamaya yatkın, araştırmacı bir niteliğe sahip kaliteli elemanlar yetiştirmektir. Bölüm; araştırmaya yatkın olan adaylara, 4 yıllık eğitim sonucunda hem tıbbın temel bilgilerini hem de tam kapsamıyla genetik ve biyoloji kültürünü vermektedir, insan sağlığını ilgilendiren tek hücreli ve çok hücreli canlıların biyolojilerinin incelenmesi, insan sağlığını ilgilendiren bitkilerin tanınması ve ilaç olarak kullanılması için hayvan deneyleri, hastalık ajanları ile bu ajanları taşıyan ve onlara kaynaklık eden canlıların araştırılması, çevre kirliliğinin insan sağlığına direkt etkilerinin araştırılması yapılır. Tıbbi Biyolojik Bilimler Bölümünden mezun olanlar, tedavi edici hekimlik yapamazlar ve bölümden, tıp fakültesine yatay geçiş kesinlikle söz konusu değildir.Okutulan derslerBiyoloji, Matematik, Fizik, Kimya, Temel Genetik, Biyofizik, Genel Histoloji, Fizyolojiye Giriş, Genel Anatomi, Medikal Botanik, Sitogenetik, Embriyoloji, Sitobiyoloji, İnsan Genetiği, Genel Genetik, Moleküler Genetik, immünoloji, Enzimoloji, Moleküler Tıp, Temel Farmakoloji, Özel Fizyoloji, Parazitoloji, Mikro Organizma Genetiği, Çevre Sağlığı, Laboratuvar Tanı Yöntemleri, Fonksiyonel Patoloji, Patolojik Anatomi, Hematoloji, Endokrinoloji, Biyoteknoloji, Teratoloji vb. (4. yılda, 8 ay süreli ve 2 aşamalı staj eğitimi uygulanır. Son sınıfta, her öğrenci bilimsel konularda literatür derlemesi yaparak, bunu seminerlerde sunmakta ve bu çalışma, öğrencinin mezuniyet tezi olarak kabul edilmektedir.)Çalışma alanlarıMezunlar; deneme, geliştirme ve kalite kontrol laboratuvarlarında, kliniklerde yönetici olarak; yükseköğretim kurumlarında akademisyen olarak çalışabilirler. İlaç ve gıda endüstrisi içinde yeralan araştırma ve geliştirme labaratuvarlarında, giderek bu bölüm mezunlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Arzu edenler, biyologların kabul edildikleri tip dallarında ihtisas eğitimi yaparak uzmanlaşabilirler. Mikrobiyoloji alanında uzmanlaşan mezunlar, özel bakteriyoloji laboratuvarlan açabilirler. Ayrıntılı bilgi: www. istanbul.edu.tr

Devamını Oku

Atatürk'ün "Bis" leri...

13 Ocak 2003

Atatürk ve arkadaşlan Antalya'ya gidiyorlardı. Yolda bir yerde mola verildi. Yakınlardan bir türkü sesi duyuluyordu. Atatürk merak etti ve türkü söyleyenin bulunmasını istedi. Türküyü söyleyen çobanı bulup Ata'nın karşısına getirdiler. Atatürk ile çoban arasında şu konuşma geçti: "Türküyü sen mi söylüyordun?" "Evet!""Sesin güzel, okuman da fena değil, burada da söyle dinleyelim."Çoban nazlanmadan türküye başladı. "Demirciler demir döver, tunç olur..."Türkü bitmişti. Atatürk ellerini çırptı, alkışladı ve "Bis! Bis!" diye tempo tuttu. Çoban bir şey anlamamıştı. Ata açıkladı: "Bis demek; beğendik, bir daha söyle, tekrarla demektir."Çoban türküyü tekrarladı. Atatürk de cebinden bir elli liralık çıkardı ve çobana verdi. Çoban paraya baktı, aldı ve memnun bir tavırla kuşağının arasına koyduktan sonra, ellerini çırptı ve yüksek sesle haykırdı: "Bis! Bis!"* Her Pazartesi, konu açıklamalı ÖSS'ye Hazırlık Dergisi (KAMPUS Final)..."Bis! Bis!"* Her Çarşamba, ÖSS Deneme Sınavı Dergisi..."Bis! Bis!"* Her Salı, konu açıklamalı Liselere Giriş Sınavı Hazırlık Dergisi (VATAN Atılım)..."Bis! Bis!"* Her Cuma, Liselere Giriş Sınavı Deneme Sınavları Dergisi..."Bis! Bis!"Bekleyin! Yeni projeler yolda... VATAN'ın eğitim seferberliği büyüyor.Yarın, "VATAN Atılım Liselere Giriş Sınavı Dergisi "geliyor...Neden böyle bir dergi?1) Liselere Giriş Sınavı' nda başarılı olanlar, ÖSS'de mutlaka başarılı olacaktır!İyi bir üniversitenin yolu, "iyi bir fişe "den geçiyor. Türkiye derecelerine baktığımızda, şampiyonların hep bu tür okullardan (Anadolu, Fen vb.) çıktığını görüyoruz.Fen ve Anadolu liselerinden mezun olan öğrencilerin yüzde 90'ı üniversiteye giriyor.2) Liselere Giriş Sınavı'nda amansız bir yarış var, aynen ÖSS'de olduğu gibi! Geçen yıla ait LGS verilerine baktığımızda, işin ciddiyetini anlamak çok zor olmasa gerek...Başvuran Aday: 562.196Sınava Giren Aday: 548.455Sınavı iptal Edilen Aday: 7 Sınava Girmeyen Aday: 13.734Kazanan Aday: 99.305Mülakata Giren Aday: 28.788Kazanamayan Aday: 417.589Kazanan adaylar arasında bulunabilmek, ciddi bir hazırlığı gerektiriyor...3) LGS'de "Türkiye Soru Çözüm Ortalamaları" çok düşük! Gençlerimizin konu eksiği var, pratikleri yok, deneyimleri noksan ve herşeyden önemlisi kendilerine güvenleri yok. Sınavda basarı ve güven, iyi bir hazırlıkla ve yeterli kaynakla mümkündür!4) VATAN Atılım Liselere Giriş Sınavına Hazırlık Dergisi; sizlere sadece sınavlarda değil, okulunuzdaki derslerinize de yardımcı olacaktır!

Devamını Oku

İyi bir üniversitenin yolu 'İyi bir lise'den geçiyor

11 Ocak 2003

Fen ve Anadolu liselerinden mezun olan öğrencilerin yüzde 90'ı üniversiteye giriyor.Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKÖSYS) sistemine göre, Fen ve Anadolu liselerine giriş için esas alınan puan türlerinin isimlerini değiştiren MEB, fen liselerine yerleştirme ile ilgili yeni bazı kurallar belirledi.MEB'in, 8 Haziran 2003 Pazar günü yapılacak sınava ilişkin yaptığı değişiklikler, 2003-Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı Kılavuzu'nda yer aldı. MEB'in ortaöğretim kurumlarının öğrenim süresini 4 yıla çıkarma projesi doğrultusunda, 2003-OKÖSYS Kılavuzu'nda fen ve anadolu liselerinin hazırlık sınıflarının kaldırıldığı vurgulandı. Ancak istanbul Lisesi ile Galatasaray Lisesi'nin 5 yıllık öğrenim süresinin 1 yılı hazırlık sınıfından oluşacak.Puan türleriYeni düzenlemede, Fen liselerine giriş için esas alınan Fen Ağırlıklı Standart Puan türünün ismi "Matematik-Fen (MF) Ağırlıklı Standart Puan", Anadolu ve diğer bazı meslek liselerine giriş için esas ahnan'Toplam Ağırlıklı Standart Puan"türünün ismi de "Türkçe-Matematik (TM) Ağırlıklı Standart Puan"olarak değiştirildi. Ancak sınavda ders konularına göre yöneltilecek soruların çarpılacağı katsayılarda değişiklik yapılmadı. Adayların MF puanlarının hesaplanmasında, eskiden olduğu gibi Matematik ve Fen Bilimleri'nde 4, Türkçe'de 3, Sosyal Bilimler testinde de 1 katsayısı uygulanacak. TM puan türünün hesaplanmasında da yine eskiden olduğu gibi Türkçe ve Matematik'te 3.5, Fen ve Sosyal Bilimler'de de 2.5 katsayısı uygulanacak.YerleştirmeMEB, ortaöğretim kurumlarına yerleştirme sisteminde de değişikliğe gitti. Önceki sistemde olduğu gibi Fen liselerine MF Ağırlıklı Standart Puan, Anadolu ve diğer bazı meslek liselerine de TM Ağırlıklı Standart Puan türlerine göre yerleştirme yapılacak. Yerleştirme sırasında eşit puanlı adaylar için izlenecek yöntem fen liseleri ve diğer liselere göre farklılık gösterecek. Buna göre, Fen liselerine yerleştirmede MF Ağırlıklı Standart Puanların eşit olması durumunda Matematik testi standart puanı yüksek adaya, Matematik testi standart puanı eşit ise Fen Bilgisi standart puanı yüksek adaya, Fen Bilgisi testi standart puanı eşit ise Türkçe testi standart puanı yüksek adaya, Türkçe testi standart puanı eşit ise Sosyal Bilgiler testi standart puanı yüksek adaya öncelik verilecek. Diğer okullara yerleştirmede de TM Ağırlıklı Standart Puanların eşit olması durumunda, Türkçe testi standart puanı yüksek adaya, Türkçe testi standart puanı eşit ise Matematik testi standart puanı yüksek adaya, Matematik testi standart puanı eşit ise Fen Bilgisi standart puanı yüksek adaya, Fen Bilgisi testi standart puanı eşit ise Sosyal Bilgiler testi standart puanı yüksek adaya öncelik tanınacak. Her iki durumda da tüm testlere ait standart puanlarda eşitliğin devam etmesi halinde adayın okul tercih sıralamasına bakılacak. Yine eşitlik olması halinde ise yaşı küçük olana öncelik verilecek.Mükerrer kayıt yok!Bu arada, sınavı kazanan adayların tercih ettikleri okula kesin kayıt yaptırdıktan sonra diğer okullara da ön kayıt yaptırarak"şanslarını denemelerinin"önlenmesi için, kesin kayıt sırasında ilköğretim okulu diplomasının aslının istenmesi kararlaştırıldı. MEB yetkilileri, bir adayın kesin kayıt yaptırdıktan sonra eğer başka bir okula ön kayıt yaptırmak istiyorsa kesin kaydını sildirmesi gerektiğine işaret etti. Buna karşın bazı adayların kesin kayıttan sonra kaybettikleri gerekçesiyle yeni sınav sonuç belgesi çıkarttırıp ön kayıt yaptırdıklarının belirlendiğini kaydeden yetkililer, söz konusu kararın bunu önlemek için alındığını bildirdiler.

Devamını Oku

Deniz yıldızı

8 Aralık 2002

- Günaydın, ne yapıyorsun öyle?- Kıyıda kalan deniz yıldızlarını atıyorum.- Neden?- Güneş yükseldi. Sular çekiliyor, eğer onları suya atmazsam ölecekler.- Metrelerce sahil ve binlerce deniz yıldızı... Sen, atsan atsankaç tanesini atabilirsin ki?Adam, eğilip yerden bir deniz yıldızı daha alır ve denize fırlatır.- Bak, bunun için değişti işte!Suya atılması gereken deniz yıldızlarının çokluğuna bakıp, hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünmektense, birer birer değiştirmeye çalışmak en iyisi...Moleküler Biyoloji ve GenetikBütün dünyada genlerin yerlerini saptamak, kimliğini belirlemek ve canlı sistemlerdeki işlevleri üzerinde araştırmalarda bulunmak için yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Genlerin işlevlerinin aydınlatılması, biyolojik olaylardaki moleküler mekanizmaların açıklanması ve bunlara bağlı olarak yeni biyoteknolojilerin geliştirilmesinin moleküler biyoloji biliminin yöntemleriyle gerçekleştirilebileceği aşikardır.21. yüzyılın gereksinim duyduğu biyologlar; canlı sistemleri yorumlamak için alt yapılarını oluşturacak temel bilgilerle (matematik, fizik, kimya) donanmış ve modern biyoloji anlayışının gerektirdiği moleküler biyoloji ve biyoteknoloji bilgi birikimini kazanmış olmalıdırlar. ABD, Japonya ve AB ülkeleri gibi ülkelerde modern biyolojinin ağırlık noktası moleküler biyoloji alanında öğretim ve temel araştırma olmuş, bu alanda teorik ve özellikle pratik bilgi birikimi sağladıktan sonra biyoteknoloji ve biyolojinin diğer uygulamaları düzenli ve verimli olarak çalışmaya başlamıştır. Dolayısıyla moleküler biyoloji eğitimi biyolojinin farklı dallarında uzmanlaşmak için gerekli ve zorunlu bir hale gelmiştir. Türkiye'nin yukarıda sözü edilen temel ve alt yapı ve moleküler biyoloji bilgileri ile donatılmış moleküler biyologlar konusunda çok büyük bir açığı olduğu gerçektir. 1950'li yıllarda DNA molekülünün ikili sarmal yapısının aydınlatılmasıyla biyolojik bilimlerde yeni bir bakış açısı doğmuş, moleküler biyolojinin temelleri atılmıştır. 1960'larda genlerin haritalarını çıkarmak ve kromozomların kimliklerini belirlemek için yöntemler geliştirilmeye başlanmış, 1970'lerde ise birbiriyle ilişkisiz canlıların herbirin-den izole edilen genetik materyeller yeniden birleştirilerek bu canlıların genetik özelliklerinin değiştirildiği ve insanlık için ekonomik fayda sağlar hale getirildiği genetik mühendisliği veya rekombinant DNA teknolojisi geliştirilmiştir.Bugün bütün dünyada genlerin tam yerlerini saptamak, kimliğini belirlemek ve biyolojik çeşitiiliği oluşturan canlı sistemlerdeki işlevleri üzerinde araştırmalarda bulunmak için milyon dolarlar harcanmaktadır. Bu araştırmaların sonucunda oluşturulan yeni biyoteknolojilerin insanlığa sağladığı ekonomik faydanın 100 milyar doları aştiğı çeşitli yayın organlarında belirtilmektedir. Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü programı oluşturulurken, ülkemizin aşağıdaki gereksinimleri göz önüne alınmıştır:İnsan sağlığının korunması ve temiz çevre oluşturulması için risk faktörlerinin belirlenmesine yönelik gereksinimler,Tarım ve ormancılık, gıda, endüstriyel biyoteknoloji sektörlerinin gereksinimleri,Çevre kirliliğinin önlenmesi ve ekosistemlerin korunması için olan gereksinimler,Genetik hastalıklann tanısı ve tedavisinde duyulan gereksinimler.Okutulan derslerCeli Biology, Ecology, Genetics, Systematic Biology, Biochemistry, Molecular, Modern Techniques in Biology, Physiology, General Biotechnology, Recombinant DNA Techniques, Microbial Growth Kinetics, Industrial Microbiology, Microbial Physiology, Enzymology, Plant Physiology Trans-genic Plant Technology, Molecular Immunology, Virology, Mathematical Biology, Transport Phenomena, Öpen System Thermodynamics, Separation Methods in Biology, Molecular Biotechnology, Protein Biotechnology vb.Bölümde yapılan çalışmalar* Penisilin asilaz enzimin üretimi, saflaştırılması, immobi-lizasyon ve karakte-rizasyonu,* Enzimlerde katalizden sorumlu amino asitlerin belirlenmesi,* Organik çözücü ortamında biyokataliz,* Kağıt endüstrisinde enzim biyoteknoloji uygulamaları,* Fermentasyonla biyolojik önemi yüksek metabolizma ürünlerinin üretimi,* Çeşitli bitkisel ve bakteri genlerinin Escherichia coll de klonlan-ması ve ekspresyonu gibi genetik mühendisliği yöntemlerinin uygulanması,* Endotelin hormonu metabolizması üzerine doku kültürü çalışmaları.

Devamını Oku

Bakış açısı

6 Aralık 2002

Niçin bu kadar sinirlisin?" diye sordu. "Çünkü başaramıyorum" dedim.Masadan kalkıp eline bir tebeşir parçası aldı ve 15 santimetre uzunluğunda bir çizgi çekti. Yüzüme bakıp: "Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?" dedi.Bir süre çizgiyi inceledikten sonra, içinde çiygiyi bir çok parçaya bölmek de olan bir kaç cevap verdim.Cevaplarımın hiçbirini kabul etmedi ve yere, ilkinden daha uzun ikinci bir çizgi çekti."Şimdi birinci çizgi nasıl gözüküyor, ikinciden daha kısa değil mi?" dedi. "Evet, daha kısa!" dedim. "Bilgini ve yeteneklerini artırarak, kendi çizgini uzatmaya çalışman, rakibinin çizgisini kısaltmaya çalışmandan çok daha iyidir."Biyomedikal MühendisliğiBiyomedikal Mühendisliği, sağlık alanında teşhis ve tedavi amacıyla kullanılan mekanik ve elektronik cihaz ve sistemlerin tasarım, üretim, geliştirme, teknik işletme ve bakım-ona-rım faaliyetlerini kapsamaktadır. Günümüzde, ölçme ve görüntüleme amacıyla kullanılan EKG, EMG, EEG, röntgen, ultrason, CT, MR, PET sistemleri teşhise yönelik; radyoterapi ve laser sistemleri ise tedaviye yönelik olarak yaygın biçimde kullanılan biyo-medikal cihaz ve sistemlerdir. Günümüzde, hastanelerde yaklaşık yirmi bin farklı tür tıbbi cihaz ve sistem kullanılmakta olup ülkemizdeki kullanılan biyomedikal cihaz ve sistem sayısı son yirmi yılda yediye katlanmıştır. Biyomedikal sistemlerin tasarım ve geliştirme faaliyetlerini yürütecek, sistemlerin verimli kullanılmasında görev alacak teknik ve bilimsel bilgi birikimine sahip elemanlara duyulan gereksinim her geçen gün artmaktadır. Biyomedikal alanındaki nitelikli teknik elaman gereksinimin karşılanabilmesi doğrultu-sunda, Biyomedikal Mühendisliği Bölümünde, ilk yıl temel fen ve sağlık bilimleri ve temel bilgisayar; ikinci ve üçüncü yıllarda elektronik, ileri bilgisayar ve temel biyomedikal dersleri; son yıl ise ileri düzeyde biyomedikal uzmanlık dersleri yer almaktadır. Başkent Üniversitesi, Biyomedikal Mühendisliği bölümü, bu alanda Türkiye de açılan ilk lisans programıdır. Okutulan dersler Tıbbi Biyoloji, Biyokimya, Devre Teorisi, Sayısal Mantık Tasarımı, insan Anatomisi ve Fizyolojisi, Bi-yomalzeme, Elektronik, Elektro-manyetik Teori, Matematiksel Fizyoloji, Biyomekanik, Biyomedikal Enstrümantasyon, Sinyaller ve Sistemler, Mikroişlemciler, Biyoistatis-tik, Biyomedikal işaret işleme, Tıbbi Görüntüleme Sistemleri, Tıbbi Teknoloji Yönetimi, Staj (ikinci yılın yaz döneminde biyomedikal ile ilgili kurum ve kuruluşlarda 24 iş günü fiili çalışma yapılması ve staj raporu hazırlanması. Her öğrencinin staj yerini Bölüm staj ilkeleri çerçevesinde kendisinin bulması gerekmektedir.)Çalışma alanlarıKalp pilleri, yapay organlar, diyaliz makinesi gibi tıbbi cihazların tasarımı ve üretilmesi, hastaların durumunu ameliyat ve yoğun bakım sırasında izleyecek elektronik ve bilgisayar sistemlerinin tasarlanması ve kurulması, Kan analizi için gereken sen-sörlerin tasarlanması ve yapılması, Klinik çalışmalarda alınacak kararlara destek sallayacak uzman sistemler ve yapay zeka sistemlerinin tasarlanması ve gerçekleştirilmesi, Ultrason, manyetik rezonans, röntgen anjiyo vb. tıbbi görüntüleme sistemlerini tasarlanması ve yapılması, Dolaşım, sindirim, solunum, sinir vb. fizyolojik sistemlerin sayısal olarak incelenmesi için matematik ve bilgisayar modelleri gerçekleştirilmesi, Çeşitli tedavilerde kullanılacak yeni biyomalzemeler tasarlanması ve malzemelerinin kullanılabilirliğinin test edilmesi, Yaralanma, incinme vb. tedavileri incelemek için bilgisayar modelleri geliştirilmesi ve kullanılması.

Devamını Oku