- Yılın en Sherlock Holmes’ü Müge Anlı.- Yılın en “sosyal mesaj vermezse ölecek” yönetmeni Mahsun Kırmızıgül.- Yılın en “abi naaptın ya” dedirteni Yamyam Style ile Atilla Taş.- Yılın en “konuşarak şampanya patlatabilme” yetisine sahip olanı; Rasim Ozan Kütahyalı.- Yılın en “artık tebessüm bile ettiremeyeni” Salih Memecan.- Yılın en “keşke sutopuyla ilgilense” diye düşündüreni Ömer Üründül.- Yılın en saçma çözüm önerisi “İstanbul trafiğinden kurtulmak isteyenler tatile gitsin” önerisi.- Yılın en kahkasıyla yoran insanı Saba Tümer.- Yılın en çok konuşulan ikilisi şezlong-Çağatay Ulusoy ikilisi.- Yılın en “ne gerek vardı” dedirten sahne atraksiyonu yapan şarkıcı; Folyoyla kaplanmış vinçte şarkı söyleyen Ajda Pekkan.- Yılın en utangaç bakanı Bülent Arınç.-Yılın memesi en çok konuşulan şarkıcısı Murat Boz.- Yılın en “abla sen yine kilo al bence” dedirteni Hadise.- Yılın en “keşke yapılmasaydı” denen esprisi Egemen Bağış’ın yaptığı “geçen gün kamyon sürdüm, leonardo da vinci” esprisi.- Yılın en “uzun yazarsa ölecek hastası” yazarı Yılmaz Özdil.- Yılın en ballı ilçesi Şirince.Ünlülere Twitter’a dair dost tavsiyeleri- Twitter’da çok takipçinizin olması çok umursandığınız anlamına gelmez.- “Her takipçim 1 albüm alsa şu kadar albüm satarım” gibi Unkapanı terk hesaplar yapmayın.ÂHer gelen övgü tweetini retweet yapmayın, bayıyorsunuz.- “Şarkım dünya çapında TT oldu” gibi komik şeyler yazmayın. Çoğunuzun bunun için ne paralar döktüğünü biliyoruz.- Sürekli özlü sözler paylaşmayın. Zaten o özlü sözlerin çoğu daha önce 25 milyon kere paylaşıldı.- “Ertesi gün bir gazetede haber olayım” diye uyduruk polemikler yarattığınızı anlamak için üstün bi IQ’ya gerek yok.- Elinize geçse bir kaşık suda boğacaklarınıza Twitter’da “canım kankam” falan yazıyorsunuz ya, hiç inandırıcı değil.- Hep Bebek, hep Nişantaşı. Siz hiç Bağcılar’a, siz hiç Fikirtepe’ye gitmiyor musunuz kuzum? Arada bir de oralardan bildirin, merak etmeyin karizmanız çizilmez.- Cool takılacaksanız Twitter’a hiç gelmeyin. İnsanlar size ulaşamayacaklarsa o hesabınızın hiçbir kıymeti yok.- Unutmayın, bütün takipçileriniz size hayran değil. Meraktan, uyuz olduğu için, hatta sırf laf sokmak için takip eden de büyük bir kitle var.- Hangi ünlülerin takipçi satın aldığını biliyoruz. O yüzden böyle sosyal medya gurusu triplerine girmeyin, yemezler.TWİTTER@cizenbayan: Sünnetin törenle yapıldığı, amcalara pipinin gösterildiği, pedin tamponunsa ayıp gibi gazete kağıdına sarıldığı ülkede vajina sahibi olmak.@guzintekes: bülent arınç: "bir kadının kendi organı için "vajina" demesi çok ayıp, duyunca utanıyorum" demiş. e ne diyek, mahmut mu diyek?@eksihabermas: Vajina sözünden utanan kişi, kısa süre önce "al bu mesir macununu, senin ihtiyacın var" diyen kişi mi?@handekuday: Kadının "organına" vajina demesinden utanıyorlar; ama ordan kaç tane çocuk çıkaracağına karışmaya utanmıyorlar.@haykobagdat: "afedersin vajina diyorlar, utançtan kipkirmizi oluyoruz." Cümlesi gazetecilere değil de psikologa söylenmeli...Utananlar için cinsel terimler sözlüğüKuşkusuz bu hafta sosyal medyada en çok konuşulan konu Bülent Arınç’ın “vajina” kelimesinin kullanılmasından utandığını söylemesiydi. Bülent Arınç ve onun gibi bu kelimelerin kullanılmasından utananlar, sıkılanlar, bu kelimeler kullanıldığında utançtan yerin dibine girenler için cinsel terimler sözlüğü hazırladım.- Vajina: Sadece kadınlarda olan bir şey, üstteki çıkıntılar değil ama, öbürü.- Penis: Hani böyle erkeklerde olur sadece, aslında biraz düşünseniz bulursunuz.- Popo: İnsan vücudunun arka alt kısmında bulunuyor hani. Hacet gidermeye de yarıyor falan... Yaklaştınız bence, bulacaksınız.- Meme: Kadınlarda bedenin ön bölgesinde bulunan iki çıkıntı. Konsantre olmadan anlamanız zor. Sessiz bir yerde düşünün.- Öpüşme: Dudakların birbirine yanlışlıkla değmesi.- Seks: O düşündüğünüz şeyin o düşündüğünüz şeyle siz farkında olmadan bir araya gelmesi. Ah bu şeyler yok mu, siz farkında olmadan neler yapıyorlar işte.5 soruda sosyal alem Ceri, Işın Karaca’ya sordu- İnterneti en çok hangi amaçla kullanıyorsun?Dünya artık parmaklarımızın ucunda. Hayatımı kolaylaştıran tüm nimetlerinden faydalanıyorum.ÂFacebook mu Twitter mı? Twitter diyelim.- Twitter’da severek takip ettiğin kullanıcılar kimler?Listemde takip ettiğim 600 kişi var. Her birinden yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum. Beni sıkı eleştireleri bile takip ederim. Ancak teknoloji geliştikce klavye delikanlıları çoğaldı ki onlar hiç çekilmiyor...- Twitter’da takipçi artırma kaygın var mı?Allah’a şükür yok. Kaygısı olan zaten kendini belli ediyor. - Twitter’ın şöhretin büyüsünü bozduğuna inanıyor musun?Eskiden çuval dolusu hayran mektupları gelirdi, şimdi tweet geliyor. Tek anlamadığım şey kendilerine yazılan övgüleri RT eden insanlar.
Gülben Ergen: Sürekli özlü sözler paylaşıyor. Yeni nesil bebeler Şems ve Mevlana’ya ait bütün özlü sözleri ondan öğrendi diyebiliriz. Gel gelelim bu bir süre sonra sıkıcı bir hal alabiliyor. 10 üzerinden 5Hülya Avşar: Çok aktif değil. Kısa ve net cümleler kuruyor. Gün içinde yaptığı şeylerin fotoğrafını paylaşıyor. Daha fazla vakit ayırmalı. 10 üzerinden 7Kıvanç Tatlıtuğ: Ağır olayım, ulaşılmaz takılayım durumları var gibi. Çok az yazıyor. Hayranları sosyal medyadaki performansından pek memnun değil. 10 üzerinden 3Murat Boz: Takipçilerine uzak değil. “Günaydın” yazsa olay oluyor. Etliye sütlüye pek karışmıyor. Twitter’ı özenle kullananlardan. 10 üzerinden 9Mehmet Ali Erbil: Bu twitter işlerine yeni girdi. Henüz ısınma turlarında. Şu aralar sadece yaptığı işleri ve günlük fotoğraflarını paylaşıyor. Bu alemde yeni olduğu için şimdilik not vermiyorum.Kenan Doğulu: Öyle çok çok aktif değil. “Amaaan benim de bi hesabım olsun burada” kafası hakim gibi. Açıkcası kendisinin kullandığından bile şüpheliyim ben. 10 üzerinden 4Işın Karaca: Twitter’da en samimi bulduklarımdan biri. Hissettiklerini sakınmadan tweetlere döküyor. Takipçileriyle sıkı fıkı. 10 üzerinden 9Şahan Gökbakar: Fazla söze gerek yok. Sadece kardeşini takip etmesi bile sosyal medya kafasından uzak olduğunun en açık göstergesi. 10 üzerinden 2Hilal Cebeci: Şunu kabul etmeliyiz ki; kendisi sosyal medyada en çok konuşulan simalardan. Panpiş kelimesinin yaratıcısı. Twitter en çok ona yaradı da diyebiliriz. 10 üzerinden 9Ata Demirer: Film yaptığı zamanlar aktif, dinamik, heyecanlı... Diğer zamanlar sakin, sessiz, dalgasız bir deniz. Canı sıkılınca hesabını kapatıp gidiyor, hoop 1 ay sonra yine geliyor. “Ata Demirer öyle bir espri patlattı ki” diyemesek de aktif olduğu zamanlar keyifli. 10 üzerinden 6Yıldız Tilbe: Twitter’ın son zamanlardaki en eğlenceli ünlüsü. Gecenin bir saati komik hallerinin fotoğrafını paylaşıyor, enteresan cümleler kuruyor, ego sıfır. Bildiğin komşu kızı Fikriye tadında. Takipçileri onun bu kaygısızlığını çok seviyor. 10 üzerinden 8Yılmaz Morgül: Twitter’a geldiği günden bu yana tarzını hiç bozmadı. Tweetlerinin sonuna yedi yıldız koyma geleneği sürüyor. “Yılmaz Morgül’den inciler” tadında eğlenceli tweetleri var. Takipçileriyle iletişimini artırmalı. 10 üzerinden 7Demet Akalın: Twitter’ı yaptığı işlerin tanıtımında en etkili kullanan ünlü. Takipçileriyle sıcak bir ilişkisi var. Yeri gelince oradan polemiğe girecek kadar da hesapsız. 10 üzerinden 8Cem Yılmaz: Yaklaşık 3 milyon takipçisi ondan espriler bekliyor ama o sadece yaptığı işlerle ilgili tweetler atıyor. Ha bir de özel hayatına ilişkin yapılan bazı asılsız haberlere ve iddialara oradan cevap veriyor. Bunu yaparken kurduğu cümleler ise oldukça sıcak ve samimi. Yazdığı tweetleri silmese ardında daha mutlu bir takipçi kitlesi bırakacak. 10 üzerinden 6Murat Boz, bir Tarkan mı?Şu aralar en çok konuşulan şeylerden biri Murat Boz’a son reklam filminde verilen aşırı Tarkan’ımsı hava. Tamam Murat Boz da işinde başarılı, Murat Boz’un da güzel şarkıları ve binlerce hayranı var ama soru şu; “Murat Boz bir Tarkan mı?” Benim cevabım açık: Tarkan’la Murat Boz’u kıyaslamak, demleme çayın lezzetiyle sallama çayın lezzetini kıyaslamak gibi bir şey. Ama oldu ya diyelim ki çıldırdım ve kıyaslıyorum, durum şu;- Tarkan bir stadyumu rahatlıkla doldurur. Murat Boz bir spor salonunu doldurur.- Tarkan sadece bir popstar. Murat Boz bir televizyon yıldızı ve popstar.- Tarkan beş düşünüyor bir konuşuyor. Murat Boz hep konuşuyor.- Tarkan’ı sokakta görsem “Yok lan o değildir, benzetiyorum” derim. Murat Boz’u sokakta görsem “Vaay kardo naber yaa, Play Station atak mı?” derim.- Tarkan başarırken yalnızdı. Murat Boz başarırken Acun Ilıcalı’ya bi uğradı.- Tarkan’ın sahne şovu, Tarkan’ın dansı, Tarkan’ın saçı, diye şeyler var. Murat Boz henüz böyle izler bırakamadı.Bunlar olsaydı 21 Aralık’tan korkardım;- Gülen bir öğrenci işleri çalışanı görülseydi.- İstediğim yere istediğim saatte götüren bir taksiye binseydim.- Firmalardan gelen reklam SMSleri kesilseydi.- Bankam yıllık kart bedeli istemeseydi.- Serdar Ortaç bu yaz albüm yapmasaydı.- Doğalgaz fiyatındaki indirim kışın yapılsaydı.- Yılmaz Özdil’in bir yazısı A4 kağıdı uzunluğunda olsaydı.- İkizler burcu insanları bir rahatlasa, bir gevşeseydi.- Beşiktaş’ın yeni stadının yapımına başlansaydı.- Salih Memecan güldürseydi.- Yılbaşı ağacı tartışması olmasaydı.- Brunei’ye değil de Real Madrid-Barcelona maçına vizesiz gidilebilseydi.5 soruda soruda sosyal alemCeri, Hazal Kaya’ya sordu- İnterneti en çok hangi amaçla kullanıyorsun?İnterneti en çok müzik dinlemek için kullanıyorum Radyo Babylon ve Eksen favorim. Youtube, Fizy ve Grooveshark’ı saymıyorum bile. Bir kısım yabancı dizileri izliyorum.- Facebook mu twitter mı? Facebook, şahsi hesabımı bilinmeyen bir sebepten kapattığı için bu ara daha çok Twitter’ı kullanıyorum.- Twitter’da severek takip ettiğin kullanıcılar kimler?@harikabiriyim, @cocukkilidi, @ahmet mumtaz taylan, @ricky gervais (ezelden severim) filan... Bir de @Turk_Annesi ve @BenTurkKızı hesaplarına çok gülüyorum. - Takipçi artırma kaygın var mı?Olması gerekiyor sanırım ama yok. Arttırmaya kalksam ne yapacağım, onu da pek bilmiyorum. Sosyal medya tam anlamıyla ısınabildiğim bir şey değil aslında. Herkes dinlesin diye istediğim şarkıları paylaşıyorum, arkadaşlarım sohbet ediyorsa toplu SMS’e üşenip cevap veriyorum o kadar. Bir de ihtiyaç tweetlerini RT’liyorum. Benden bu kadar. Daha fazlası hâlâ garip geliyor bana.- Twitter’ın şöhretin büyüsünü bozduğuna inanıyor musun?İnanıyordum, şimdi daha yumuşak bakıyorum. Türk oyuncular için geçerli olan oynadıkları karakterle bir tutulma durumu beni fazlasıyla yorduğu için biraz da twitter yoluyla olabildiğince kontrollü bir biçimde kendimi ifade ederek bu durumu yıkmaya çalışıyorum.
Ve sağolsun sayın Başbakanımız hafta başında dillere destan bir Muhteşem Yüzyıl çıkışı yaparak beni yanıltmadı. Ne doğalgaz faturasının gacırtısı, ne benzin zamlarının gucurtusu, ne Beşiktaş, ne Fener, ne Cimbom. Tüm hafta bunu konuştuk desem yeridir. Başbakanın malum diziyi kastederek “Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni tanımadık. Biz öyle bir Sultan Süleyman tanımadık.” demesiyle celâllenen tartışmalar medyanın tüm mecralarında hâlen devam etmekte. Tartışmalar süredursun Başbakanın bu sert çıkışının dizi yapımcılarını fena halde gerdiğini söylemek işkembe-i kübradan atmak olmaz heralde. Uzay filmi bile çekecek olsan, devir “Ulen senaryoyu bi daha mı gözden geçirsek? ya Başbakan; biz böyle bir uzay tanımadık, bizim böyle bir galaksimiz yok derse” diye düşünme devridir. Bilenleriniz vardır, ben de Harem dizisinde oynuyorum. Ve tamamı üstad Gani Müjde’nin hayal dünyasında yarattığı bir kurgu olan Harem dizisi bile zaman zaman bu tartışmalardan nasibini alıyor. Öyle ki Gani abi “Valla billa basurlulardan ve uydurma kralı Küçük Esattan bahseden Harem başladı!” diye bir tweet atarak gelinen tuhaf noktayı şakayla karışık özetledi yayın akşamı. Ah keşke sayın Başbakan “Biz Basur Sultanı Küçük Esat, biz Kırım Kongo İmparatoru Ulan Bator gibi adamlar tanımadık, bizim öyle bir ecdadımız yok” diye bir açıklama yapsa da pastalar kessek, göbekler atsak, havai fişekler falan patlatsak sette biz. Yaa şaka bir yana bizde durum çok açık ve net. Bir tarafta Basur Sultanlığı, bir tarafta Kırım Kongo Krallığı var. Sanırım aramızda ecdadı Basurlu ya da Kırım Kongolu olan biri yoktur. Yoksa var mı? Gerçi ecdadı basurlu olan birileri olabilir bak, buna pek emin değilim. Doktorlar basurun genetik nedenlerden de olabileceğini söylüyorlar çünkü. Valla benim basurlulara tavsiyem; gün içinde birkaç kez sıcak su dolu leğene oturmaları ve acılı yiyeceklerden uzak durmaları. Cümleten acil şifalar diliyorum. Bu kadar Harem’den bahsettikten sonra şunu hatırlatmayı bir borç bilirim; Harem bu pazar ve her pazar saat 19:45’te Fox Tv’de..Ömür Özdemir @ceriLevis: sinek ilacı sıkan kamyonetin peşinden amaçsızca koşan biri...@KediZihni: Başbakanımız Muhteşem Yüzyıl’dan önce N.Geographic’e el atsın... Hayatı ceylan peşinde geçen ecdadımı devamlı çiftleşirken gösteriyorlar!!@suyorumcusu: Muhteşem Yüzyıl’ı kınıyorum. Ecdadımız sevişmezdi, bölünerek çoğalırdı. Sevişmek cehape döneminde ülkemize zorla getirildi.@mesutbahtiyar: Bu dünyada harem yaptırabilme yetkisini hangi erkeğe versen 3-5 tane yaptırır. Kesinlikle ecdadıma bu konuda laf ettirmem.@hasanise: Bak bak karizmayı da çizdirmeyecek ya dizi demiyo Muhteşem Yüzyıl belgeseli diyo, neden? Başbakanlar dizi izlemez, belgesel izler de ondan.@osman_turhan: Başbakan, Muhteşem Yüzyıl’ı eleştirmekte haklı. Diziyi savunanlar hayal ürünü diyor. Osmanlı ve Kanuni hayal ürünü değildir.Bunlara da bir el atabilir miyiz lütfen!Dest-i İzdivaç: İnsanlar birbirlerine ‘’senden elektrik aldım/alamadım’’ falan diyorlar. Tarihimizde elektrik diye bir şey yok, aşk var! Leyla’nın Mecnun’un, Ferhat’ın Şirin’in, Kerem’in Aslı’nın kemiklerini sızlatmayalım! Nereye gidiyoruz böyle!Müge Anlı: Başımız sıkışınca polise, savcıya gitmeyelim de Müge Anlı’ya mı gidelim? Resmen özendiriliyoruz!Flash TV: Sürekli halay çekiliyor. Oysa halay çekilir ve biter. Tarihimizde 7/24 halay diye bir şey yok! Gençlik yanlış yönlendirilerek halay manyağı yapılmasın!Arka Sokaklar: Bakıyorum 90 dakikada katil bulunuyor. Oysa tarih böyle söylemiyor. Halen bir sürü faili meçhulumuz var. Olmaz!Yüzde 100 Futbol: Rıdvan Dilmen’le Güntekin Onay sadece futbol konuşuyorlar! Tarihimizde yok bu! Mesela canlı yayında cacık yapsalar, bikini giymeli iddialara girseler falan ne hoş olur.Erkekler hangi kadınlarla yatmak istemez * Epilasyon yaptırmaktan aciz, sakallı bıyıklı kadınlarla.* Alttan çıtçıtlı bodysi üniforması olmuş kadınlarla.* Her fırsatta bebek taklidi yaparak konuşan şirinlik(!) muskası kadınlarla.* Duygusallıktan ölmek üzere olan aşırı hassas kadınlarla.* Ağzı kül tablası yutmuş gibi sigara kokan, diş rengi taksi sarısına dönmüş kadınlarla.* İlk buluşmada adamın soyadının kendi adının arkasına yakışıp yakışmadığını sorgulayacak kadar şuurunu kaybetmiş, evlilik manyağı kadınlarla.* Eski yatak maceralarını ballandıra ballandıra anlatan boş boğaz kadınlarla.* Su görünce kaçacak kıvamda olan, kötü kokan kadınlarla.* Üzerine Isparta halısı kalınlığında polar pijama giyen kadınlarla.* Yerli yersiz küfreden, doğuştan atarlı kadınlarla.* “Ağa” diye, “panpa” diye, “kardo” diye hitap eden, mahalleden Hüseyin abi tadında kadınlarla.5 soruda sosyal alemCeri, Sarp Apak’a sordu* İnterneti en çok hangi amaçla kullanıyorsun?Ben interneti sadece İngilizce kelime arama, canlı maç sonucuna bakma gibi işler için kullanıyorum, Twitter ve Whatsapp'ı saymıyorum, onlar zaten benim bebeklerim.* Facebook mu Twitter mı? Neden?Tabii ki Twitter, Facebook'u hiç bilmiyorum, hiç ilgimi çekmiyor. Ama Twitter tam benlik. Geveze yeri...* Twitter'da severek takip ettiğin kullanıcılar kimler?@hakikipapa, @asipislik, @alperseri, @ziyaturp, @slmbenbalcocuk, @pakiteysis, @PuCCaa, @harikabiriyim, @raymalifalitiko ve daha aklıma gelmeyen bir sürü isimden çok memnunum. (Beni de söyledi ama ''Yuuh ömür kendi köşende yapma bari bunu'' dedim ve adımı yazmadım, valla bak, yeminle…)* Twitter'da takipçi artırma kaygın var mı?Twitter'da takipçi sayısı kaygım tabii ki yok, böyle bir kaygım olduğunu iddia edenleri dövme kaygım var.* Twitter'ın şöhretin büyüsünü bozduğuna inanıyor musun?Twitter, şöhretin bir büyüden ibaret olduğunun en net kanıtı oldu dünyada. En güzel tarafı bu. Şöhretin makyajlı ışıklı yönünü değil de ev hallerini, arkadaş ortamlarını ve gerçek insanları taşıma şansı sundu. Twitter kalp ben yani. ACİL RT! Herkese selamlar.
Son zamanlarda herkesin ağzında bir sosyal medya lafıdır gidiyor. Ee bu da gayet doğal. Çünkü sosyal medyada olan bitenler eskiye göre çok daha fazla umursanıyor. Patronlar şirketleri hakkında konuşulanları hiçbir aracı olmadan öğrenebiliyorlar mesela. Ya da bir oyuncu dizideki performansı hakkındaki yorumları daha diziyi izlerken alabiliyor. Haberci dünyanın öbür ucunda olan bir depremin haberini anında alabiliyor, şarkıcı yeni albümünün promosyonunu yapabiliyor. Bu örnekler uzayıp gider. Gerçek şu ki daha yolun çok başındayız. Sosyal medya denen şey büyük bir dehliz ve bu dehlizde kimbilir daha neler bekliyor bizi. Ülke gündemimiz ise sosyal medya için biçilmiş kaftan. Saat geçmiyor ki yeni bir gelişme olmasın. Dolayısıyla malzeme bol. Bana da ‘’Bunları orada yazıyorsun, gel bir de burada yaz da görelim’’ dediler ben de koşa koşa geldim. Bu güzide gazetede 140 harfin ötesinde bir şeyler yazma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Yani nedir; ben de konvansiyonel medyanın bir kölesiyim artık!Jennifer Lopez ablamız bir geldi pir geldi valla. Ablamız diyorum çünkü her ne kadar diri vücudunu muhafaza etse de yaş olarak abla sınırlarına çoktan girmiş durumda kendisi. Jennifer ablamızı bilenler bilir, kendisi bir dönemin Rihanna’sıydı, Beyonce’siysi adeta. Gerçi fiziksel özellikler bakımından en çok Nicki Minaj’a benzetiyorum onu ben. Bilmem çakozladınız mı neden benzettiği mi? Açıkça itiraf etmek gerekir ki genç erkeklerin ilgi alanı onun şarkılarından çok, vücudu, daha da açık söyleyeyim poposunun durumuydu. Evet bunu kabul etmeliyiz, lütfen kendimizi kandırmayalım, odaklandığımız nokta poposuydu. Bende koskoca Jennifer Lopez’i iki dakkada bitirdim yalnız. Yok ya o kadar da değil tabii, modası hiç geçmemiş, şarkılarını hâlâ daha büyük bir keyifle dinlediğimiz yüce bir stardır kendisi. Sadece uzun zamandır haber alamıyorduk. Ziynet Sali’yle idare ediyorduk yokluğunda. Her neyse efendim; gel zaman git zaman, Jennifer ablamızdan haber alamazken bir değil, iki değil tam üç konser için ülkemize teşrif etti muhterem. Ben konserine gitmedim ama gidenlerin söylediğine göre bir Madonna konseri şaşasında değilmiş. Öyle çok fazla uçmalar kaçmalar, atlamalar zıplamalar yokmuş. Fazla bir şey kaçırmamışız. Ama yine de dünya gözüyle güzel gözünü görmek hoş olurdu. Gözü dedim evet, kastettiğim gözdü. Sizin içiniz fesatsa ben napayım... Konser falan iyi hoşta, her gün her gün bir tabur JLo abla haberinden sonunda gına geldi bize. Kadıncağız da bir durmadı yerinde arkadaş. Hayır biz alışmışız bakanla başbakanla görüşüp oteline kapanan dünya starlarına tabii, bunun hareketleri biraz garip geldi bize. Ataşehir’den ev bakmalar, bize bir kaynaşmalar, bir enteresan haller falan. Ataşehir’de oturan biri olarak ben bile ‘’Jenniferlan komşu oluyorum‘’ diye triplere girdim. Yaptığım mallığa bak, ulan sen kiracısın salak, Jennifer komşun olsa bu kiraya oturabilecek misin orada! Bazen çok fena saçmalıyoruzHer neyse, bu Jennifer ablamız İstanbul günlerinden birinde ünlü bir AVM’ye gitmiş ve bir ayakkabıcıdan alışveriş yapmış. Tabii kaçar mı, her zaman olduğu gibi akşam oradan canlı yayında haber bültenlerimiz. Ayakkabıcı konuşuyor, ayakkabıcının dıdısının dıdısı konuşuyor, “Şuraya oturdu, sonra ordan kalkıp buraya oturdu, sonra burnunu karıştırdı, bir ayağı öbüründen daha kısaydı, poposu bombastikti’’ falan. Bu merasimler klasiktir anlarım ama asıl kayış “Cenıfır hanımın nerelere dokunduğunu soranlar oluyor’’ diyen mağaza görevlisinden sonra koptu bende. Yahu ne ara bu kadar çıldırdık biz. Sahiden nerelere dokunduğunu öğrenip ne yapıcağız mesela. Hadi merak ettin, seni mağazaya girip bunu sormaya iten motivasyon nedir? Velhasıl kelam bir silkelenip kendimize gelmenin vaktidir a dostlar. Bazen çok fena saçmalıyoruz. Toparlanalım, kendimize gelelim.Sözlerimi bitirirken son sözüm sana Jennifer ablacım; duyduğuma göre “İlerde İstanbul’a yerleşebilirim“ demişsin. İyi hoş tamam yerleş ama bizim burada bir popoluk bile yerimiz kalmadı. Hayır iyi bir ablamızsın, biraz sıkışalım diyeceğim ama seninki popo değil, seninki başka bir şey. Kusura bakma Jennifer abla.Bir ünlü hastalığı ayar vermekTwitter’da en çok konuşulan konulardan biri geçtiğimiz hafta yayınlanan O Ses Türkiye yarışmasında Nur Cennet Uçar isimli yarışmacının Acun Ilıcalı tarafından stüdyodan kovulmasıydı. Valla ben açıkçası elle tutulur bir kovulma nedeni göremedim. Tamam kız da masum değildi, hoyratça konuştu belki ama Acun Ilıcalı’nın o öğreten adam tavrı ve ayarsızca ithamları beni çok rahatsız etti. Neymiş kız oradakilere “sen‘’ diye hitap etmişmiş. Bunu diyenin ‘’sen’’ diye hitap edene söylediği şey şu “yeni tanıştığın birine siz demeyi öğretmediler mi SANA’’ Cümle içindeki komediye bakar mısınız. Yeni tanıştığın birine “sana’’ diye hitap edebiliyoruz yani, peki. Aslında bu davranış sadece Acun Ilıcalı’ya özgü bir davranış değil. Günümüzde birçok insan olması gereken davranışı sadece karşısındaki kişiden bekliyor, kendisi öyle salaş salaş takılıyor, özenli davranmıyor, ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Evet, yarışan Nur Cennet’in yaklaşımı da hiç hoş değildi ama sen o programın sahibisin, bir anda celallenip kızın üzerinden bütün egonu fışkırtmanın ne alemi var. Üstelik bir psikolog edasıyla “sende davranış bozukluğu var’’ diyebilme lüksünü de kendinde görebiliyorsun. Hayır yani bu bant yayın değil mi nihayetinde? Madem bu kadar rahatsız oldun reyting için kullanma bu durumu. Rahatsız olunduysa arka arkaya bir sürü az sonra VTR’siyle bu tartışmanın promosyonunu yapmak neden? Neymiş efendim bundan sonra hiçbir yarışmacı böyle saygısızlık yapmasın diye bunu yapmışmış. Sanırsın TRT korosuna memur alınıyor. Her türlü goygoy olmuyor mu orada, bir pop kültür yarışması değil mi bu? Beklenen Zeki Müren saygısıHadise de bile bir “Zeki Müren saygısı’’ beklentisi falan. Hadise hanım söylesin bakalım Belçika’daki yarışma programlarında “siz’’ diye mi hitap ediliyor. Hayır neyi kasıyorsunuz yani bu kadar? Bir insanın ünlü olması ona milyonların önünde bir başkasına istediği şeyleri söyleme ve istediği gibi davranma hakkını mı vermiş oluyor? Az önce dediğim gibi; bant yayın, madem rahatsız oldun, madem stüdyodan kovulmayı hak edecek kadar büyük bir saygısızlık yapıldı size, kes at! Neden rencide etmeye meraklıyız bu kadar. Ne oldu incileriniz mi döküldü sen diye hitap edilince? Birçok farklı yorum da dile getirildi tabii sosyal medyada. “Acun kıza haddini bildirdi” diyenler oldu, “Kız haketti helal Acun’a” diyenler de oldu. Bu görüşlerin tamamına saygı duyuyorum ama benim kafamdaki soru şu; Acun Ilıcalı sadece üslubunu beğenmediği genç bir kadına milyonların önünde “sende davranış bozukluğu var’’ deme hakkını nereden buluyor? @BerilMaraloglu: Jennifer Lopez’in Akmerkez’de aldığı botu da istemiyorum, aldığı eve komşu da olmak istemiyorum. Fırsat siteleri bir durun artık.@Kadircan: Aşk bazen Jennifer Lopez’in kalçalarına dokunmak kadar imkansızdı. @siyahiseverim: Jennifer Lopez’in kalçasından bahsedenler Nicki Minaj’ı ne ara unuttunuz lan?@G_Unal_ : İstanbul emniyet müdürlüğü yabancılar şubesi, Jennifer Lopez’in kalçalarına oturma izni verdi.@parmanides: Asıl soru Jennifer Lopez’in aldığı evin kiracısı kim olacak? Zammı ÜFE’ye mi TÜFE’ye mi endeksleyecek? Kombi değişirse kiradar düşecek mi? Nur Cennet Uçar kadar ego patlaması yaşıyan bir insan görmedim. Acun’un onu kovması iyi oldu!@sinanerdin: Fırat Aydınus’un Caner’e gösrerdiği kart=Acun’un yarışmadankızı kovması.@kazupatra: Acun, Nur Cennet’i azarlarken, Hadise de öğretmenini destekleyen çalışkan çocuklar gibi Acun’u destekliyor.@ELESTRMEN: Acun Ilıcalı Nur Cennet Uçar sayesinde çok reyting aldığını yazanlar var. Komik olmayın, Acun’un reytigleri hep yüksek.@buraklect: Nur Cennet olay olmuş ülkede. Ben Acun tarafındayım.