Son zamanlarda herkesin ağzında bir sosyal medya lafıdır gidiyor. Ee bu da gayet doğal. Çünkü sosyal medyada olan bitenler eskiye göre çok daha fazla umursanıyor. Patronlar şirketleri hakkında konuşulanları hiçbir aracı olmadan öğrenebiliyorlar mesela. Ya da bir oyuncu dizideki performansı hakkındaki yorumları daha diziyi izlerken alabiliyor. Haberci dünyanın öbür ucunda olan bir depremin haberini anında alabiliyor, şarkıcı yeni albümünün promosyonunu yapabiliyor. Bu örnekler uzayıp gider. Gerçek şu ki daha yolun çok başındayız. Sosyal medya denen şey büyük bir dehliz ve bu dehlizde kimbilir daha neler bekliyor bizi.
Ülke gündemimiz ise sosyal medya için biçilmiş kaftan. Saat geçmiyor ki yeni bir gelişme olmasın. Dolayısıyla malzeme bol. Bana da ‘’Bunları orada yazıyorsun, gel bir de burada yaz da görelim’’ dediler ben de koşa koşa geldim. Bu güzide gazetede 140 harfin ötesinde bir şeyler yazma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Yani nedir; ben de konvansiyonel medyanın bir kölesiyim artık!
Jennifer Lopez ablamız bir geldi pir geldi valla. Ablamız diyorum çünkü her ne kadar diri vücudunu muhafaza etse de yaş olarak abla sınırlarına çoktan girmiş durumda kendisi. Jennifer ablamızı bilenler bilir, kendisi bir dönemin Rihanna’sıydı, Beyonce’siysi adeta. Gerçi fiziksel özellikler bakımından en çok Nicki Minaj’a benzetiyorum onu ben. Bilmem çakozladınız mı neden benzettiği mi? Açıkça itiraf etmek gerekir ki genç erkeklerin ilgi alanı onun şarkılarından çok, vücudu, daha da açık söyleyeyim poposunun durumuydu. Evet bunu kabul etmeliyiz, lütfen kendimizi kandırmayalım, odaklandığımız nokta poposuydu. Bende koskoca Jennifer Lopez’i iki dakkada bitirdim yalnız. Yok ya o kadar da değil tabii, modası hiç geçmemiş, şarkılarını hâlâ daha büyük bir keyifle dinlediğimiz yüce bir stardır kendisi. Sadece uzun zamandır haber alamıyorduk. Ziynet Sali’yle idare ediyorduk yokluğunda. Her neyse efendim; gel zaman git zaman, Jennifer ablamızdan haber alamazken bir değil, iki değil tam üç konser için ülkemize teşrif etti muhterem. Ben konserine gitmedim ama gidenlerin söylediğine göre bir Madonna konseri şaşasında değilmiş. Öyle çok fazla uçmalar kaçmalar, atlamalar zıplamalar yokmuş. Fazla bir şey kaçırmamışız. Ama yine de dünya gözüyle güzel gözünü görmek hoş olurdu. Gözü dedim evet, kastettiğim gözdü. Sizin içiniz fesatsa ben napayım...
Konser falan iyi hoşta, her gün her gün bir tabur JLo abla haberinden sonunda gına geldi bize. Kadıncağız da bir durmadı yerinde arkadaş. Hayır biz alışmışız bakanla başbakanla görüşüp oteline kapanan dünya starlarına tabii, bunun hareketleri biraz garip geldi bize. Ataşehir’den ev bakmalar, bize bir kaynaşmalar, bir enteresan haller falan. Ataşehir’de oturan biri olarak ben bile ‘’Jenniferlan komşu oluyorum‘’ diye triplere girdim. Yaptığım mallığa bak, ulan sen kiracısın salak, Jennifer komşun olsa bu kiraya oturabilecek misin orada!
Bazen çok fena saçmalıyoruz
Her neyse, bu Jennifer ablamız İstanbul günlerinden birinde ünlü bir AVM’ye gitmiş ve bir ayakkabıcıdan alışveriş yapmış. Tabii kaçar mı, her zaman olduğu gibi akşam oradan canlı yayında haber bültenlerimiz. Ayakkabıcı konuşuyor, ayakkabıcının dıdısının dıdısı konuşuyor, “Şuraya oturdu, sonra ordan kalkıp buraya oturdu, sonra burnunu karıştırdı, bir ayağı öbüründen daha kısaydı, poposu bombastikti’’ falan. Bu merasimler klasiktir anlarım ama asıl kayış “Cenıfır hanımın nerelere dokunduğunu soranlar oluyor’’ diyen mağaza görevlisinden sonra koptu bende. Yahu ne ara bu kadar çıldırdık biz. Sahiden nerelere dokunduğunu öğrenip ne yapıcağız mesela. Hadi merak ettin, seni mağazaya girip bunu sormaya iten motivasyon nedir? Velhasıl kelam bir silkelenip kendimize gelmenin vaktidir a dostlar. Bazen çok fena saçmalıyoruz. Toparlanalım, kendimize gelelim.
Sözlerimi bitirirken son sözüm sana Jennifer ablacım; duyduğuma göre “İlerde İstanbul’a yerleşebilirim“ demişsin. İyi hoş tamam yerleş ama bizim burada bir popoluk bile yerimiz kalmadı. Hayır iyi bir ablamızsın, biraz sıkışalım diyeceğim ama seninki popo değil, seninki başka bir şey. Kusura bakma Jennifer abla.
Bir ünlü hastalığı ayar vermek
Twitter’da en çok konuşulan konulardan biri geçtiğimiz hafta yayınlanan O Ses Türkiye yarışmasında Nur Cennet Uçar isimli yarışmacının Acun Ilıcalı tarafından stüdyodan kovulmasıydı. Valla ben açıkçası elle tutulur bir kovulma nedeni göremedim. Tamam kız da masum değildi, hoyratça konuştu belki ama Acun Ilıcalı’nın o öğreten adam tavrı ve ayarsızca ithamları beni çok rahatsız etti.
Neymiş kız oradakilere “sen‘’ diye hitap etmişmiş. Bunu diyenin ‘’sen’’ diye hitap edene söylediği şey şu “yeni tanıştığın birine siz demeyi öğretmediler mi SANA’’ Cümle içindeki komediye bakar mısınız. Yeni tanıştığın birine “sana’’ diye hitap edebiliyoruz yani, peki. Aslında bu davranış sadece Acun Ilıcalı’ya özgü bir davranış değil. Günümüzde birçok insan olması gereken davranışı sadece karşısındaki kişiden bekliyor, kendisi öyle salaş salaş takılıyor, özenli davranmıyor, ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Evet, yarışan Nur Cennet’in yaklaşımı da hiç hoş değildi ama sen o programın sahibisin, bir anda celallenip kızın üzerinden bütün egonu fışkırtmanın ne alemi var. Üstelik bir psikolog edasıyla “sende davranış bozukluğu var’’ diyebilme lüksünü de kendinde görebiliyorsun. Hayır yani bu bant yayın değil mi nihayetinde? Madem bu kadar rahatsız oldun reyting için kullanma bu durumu. Rahatsız olunduysa arka arkaya bir sürü az sonra VTR’siyle bu tartışmanın promosyonunu yapmak neden? Neymiş efendim bundan sonra hiçbir yarışmacı böyle saygısızlık yapmasın diye bunu yapmışmış. Sanırsın TRT korosuna memur alınıyor. Her türlü goygoy olmuyor mu orada, bir pop kültür yarışması değil mi bu?
Beklenen Zeki Müren saygısı
Hadise de bile bir “Zeki Müren saygısı’’ beklentisi falan. Hadise hanım söylesin bakalım Belçika’daki yarışma programlarında “siz’’ diye mi hitap ediliyor. Hayır neyi kasıyorsunuz yani bu kadar? Bir insanın ünlü olması ona milyonların önünde bir başkasına istediği şeyleri söyleme ve istediği gibi davranma hakkını mı vermiş oluyor? Az önce dediğim gibi; bant yayın, madem rahatsız oldun, madem stüdyodan kovulmayı hak edecek kadar büyük bir saygısızlık yapıldı size, kes at! Neden rencide etmeye meraklıyız bu kadar. Ne oldu incileriniz mi döküldü sen diye hitap edilince? Birçok farklı yorum da dile getirildi tabii sosyal medyada. “Acun kıza haddini bildirdi” diyenler oldu, “Kız haketti helal Acun’a” diyenler de oldu. Bu görüşlerin tamamına saygı duyuyorum ama benim kafamdaki soru şu; Acun Ilıcalı sadece üslubunu beğenmediği genç bir kadına milyonların önünde “sende davranış bozukluğu var’’ deme hakkını nereden buluyor?
@BerilMaraloglu:
Jennifer Lopez’in Akmerkez’de aldığı botu da istemiyorum, aldığı eve komşu da olmak istemiyorum. Fırsat siteleri bir durun artık.
@Kadircan:
Aşk bazen Jennifer Lopez’in kalçalarına dokunmak kadar imkansızdı.
@siyahiseverim:
Jennifer Lopez’in kalçasından bahsedenler Nicki Minaj’ı ne ara unuttunuz lan?
@G_Unal_ :
İstanbul emniyet müdürlüğü yabancılar şubesi, Jennifer Lopez’in kalçalarına oturma izni verdi.
@parmanides:
Asıl soru Jennifer Lopez’in aldığı evin kiracısı kim olacak? Zammı ÜFE’ye mi TÜFE’ye mi endeksleyecek? Kombi değişirse kiradar düşecek mi?
Nur Cennet Uçar kadar ego patlaması yaşıyan bir insan görmedim. Acun’un onu kovması iyi oldu!
@sinanerdin:
Fırat Aydınus’un Caner’e gösrerdiği kart=Acun’un yarışmadankızı kovması.
@kazupatra:
Acun, Nur Cennet’i azarlarken, Hadise de öğretmenini destekleyen çalışkan çocuklar gibi Acun’u destekliyor.
@ELESTRMEN:
Acun Ilıcalı Nur Cennet Uçar sayesinde çok reyting aldığını yazanlar var. Komik olmayın, Acun’un reytigleri hep yüksek.
@buraklect:
Nur Cennet olay olmuş ülkede. Ben Acun tarafındayım.
Yine bekleriz Jennifer abla!
Haberin Devamı

