Futbol böyle bir şey işte-2

31 Ekim 2011

ÖNCEKİ gün aynı başlığı G.Antep-Trabzon maçı için vermiştim. Kazanması gereken G.Antep’ken, Trabzon olmuştu. Dün de bu filmin aynısını gördük. Sivas en az 1 puan alması gerekirken, 3 puan kaybetti. Futbol işte böyle bir şey. Bazen hak edersin kazanamazsın, hak etmezsin 3 puan alırsın..BU sezonun en kötü Beşiktaş’ını izledim. Oynadıkları şeye her şey denir ama futbol denmez. Beşiktaşlı futbolcuların neredeyse tümü adeta kötü oynamak için söz birliği etmişler. Defans yok, orta saha yok, forvet yok, pas yok, pres yok, yardımlaşma yok.. Yok oğlu yok. Peki bu yoklar içerisinde Beşiktaş nasıl oldu da 3 puan aldı? İlahların yardımıyla.. Peki nereye kadar ilahlar yardım edecek? Her zaman oynamadan kazanır mı? Tabii ki kazanamaz..QUARESMA bir teknik direktör için pimi çekilmiş el bombası.. Oynatsan bir türlü, oynatmazsan bir türlü.. Böylesine yetenekli bir futbolcunun kötü oynaması affedilmez. Adamın yeteneği olmaz, futboldan bir haberdir, dersin ki ‘Bu gölden bu kadar balık çıkar.’ Ama bu kadar yetenekli futbolcunun, bu kadar sorumsuzca oynama hakkı yok. Simao ile Almeida’nın da ondan farkı yok. Hadi Almeida’nın maç eksiği var ve fizik gücü o kadar iyi değil deyip onu affedelim.HAKEM İYİ GÖRDÜBEŞİKTAŞ’IN attığı ilk golde Hilbert çok zor pozisyonda olmasına rağmen iyi vurdu. Ama aynı Hilbert ilk yarıda arkasına çok oyuncu kaçırdı. Sivas’ın tüm atakları oradan geldi.. Onlar da ilk 45 dakikada öylesine goller kaçırdılar ki bunun adı şanssızlık değil, resmen beceriksizliktir.BEŞİKTAŞ’IN attığı 2. goldeki net penaltıyı Kuddusi Müftüoğlu çok iyi gördü. Ve bu penaltı golü de Beşiktaş’a çok kötü oynadığı bir maç sonrası 3 puan getirdi. Ama dün ne sahada aradığım Beşiktaş takımını bulabildim ne de tribünlerde aradığım Beşiktaş taraftarını.

Devamını Oku

İşte futbol böyle bir şey

30 Ekim 2011

EVET, aynen başlıktaki gibi. Futbol böyle enteresan bir oyun. Sen daha iyi oynarsın, sen daha çok koşarsın, sen daha çok pas yaparsın, sen daha çok gol pozisyonuna girersin, sen daha çok gol kaçırırsın, kazanmayı sen hak edersin ama karşındaki kazanır. G.Antep-Trabzon maçı da aynen böyle oldu. Abdullah Ercan geldikten sonra hiç kaybetmeyen G.Antepspor, dün kaybetti. Ve bu kaybı hiç mi hiç hak etmedi. 90+3’e kadar neredeyse hatasız oynayan Emre ve Dany’nin ortaklaşa hatası G.Antepspor’a hiç de hak etmediği mağlubiyeti getirdi.-DÜN ben kazananın değil, kaybedenin oynadığı futbolu daha çok beğendim. En beğendiğim tarafları da karşılarında güçlü bir takım; Trabzonspor’un olduğunu bile bile oyunun her anında gölü düşünecek kadar yürekli oynamaları, oyun alanı çok iyi paylaşmaları ve hiçbir zaman oyun disiplininden ayrılmamaları.-MUHAMMET dün golünü atamadı. Ama geleceği olan bir futbolcu. Golcülüğünü bir yana bıraktım, çocuğun bir tek şeyine hayran oldum. İtiliyor, kakılıyor, tekme atılıyor, bırakın rakiple oynamayı, hakeme itiraz etmeyi, arkasına dönüp de kim vurdu diye bile bakmıyor. Bu halini Cemil Turan’a benzettim. O da öyleydi.HALİL BENİ DUYDU!-BU arada geçen sezonun en formda oyuncusu olan, gol ve goller attıran, rakip defansı zorlayan Olcan Adın’ı da dün etkisiz buldum.-TRABZONSPOR’A gelince dün bildiğimiz Trabzonspor’un performansında değildi. Buradan 1 puan da bize yeter havasında gördüm onları. Halil Altıntop dün ya sağda ya solda ya da ortadaydı. Bu çocuk niye gol yerlerine gitmez diye aklımdan geçirirken, sanki beni duymuş gibi bir kez oraya gitti ve işi bitirdi.-TRABZON’UN formasını da hiç mi hiç beğenmedim. O nasıl bir renk. Sarı mı, bej mi, altın rengi mi, kavun içi mi? Dün Trabzonlu’ya benzeyen tek kişi vardı, o da kulübede oturan ve boynunda kaşkol olan Şenol Güneş’ti. İddia ediyorum, bir tek Trabzonlu bile bu formayı beğenmiştir.-ÖZETLE 3 puanı daha iyi oynayan G.Antepspor’un kazanmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Devamını Oku

Teşekkürler çocuklar

28 Ekim 2011

SEZONUN ilk derbisiydi Beşiktaş-F.Bahçe maçı. Derbilerde genellikle ne çok güzel futbol olur, ne de atılan gol sayısı 2’yi geçer... Dün bunun aksine çok zevkli, özellikle tempolu bir maç izledik. Bu tempo güzel golleri de beraberinde getirdi. Hele Simao’nun attığı bir gol var ki koy jeneriğe defalarca göster. İnanılmaz vurdu. Vuruşundan çok o mesafeden topa vurma cesaretini daha çok beğendim. Simao’nun bu golünden sonra tempo daha da yükseldi.-BEŞİKTAŞ’IN bu moralle daha atak, daha iyi oynaması gerekirken bu sefer F.Bahçe sazı eline aldı. Beşiktaş kalesine daha çok gelmeye başladı. İkinci 45 dakikaya yine iyi başlayan Beşiktaş’tı. Quaresma’nın zaman zaman yaptığı pas hataları ve ısrarla topu ayağında tutup rakipe kaptırması Beşiktaşlıları birazcık kızdırdı. Ama o kızdıkları Quaresma nefis çalımlarla sol taraftan girip Almeida’ya attırdığı golle kendisini affettirdi. Bu golde Ziegler ve kaleci Volkan’nın da büyük hatası vardı.YİNE ÇEKİLDİLER-VELİ’Yİ çok beğendim. İnanılmaz koştu, mücadele etti. Bu çocuk oynadıkça kendine güveni gelecek, güven kazandıkça da daha iyi olacak. Simao’yu golünün dışında da çok beğendim. Belki de şu ana kadar oynadığı tüm maçlardan daha çok koştu, arkadaşlarına yardımcı oldu. Almedia’nın golle dönmesi Beşiktaş’ı morallendirirken, kendisine gelmesini de sağladı. F.Bahçe’nin, Alex ile attığı golde Caner’in büyük payı vardı. Beşiktaş çok enteresandır 2. golü attıktan sonra ilk golden sonraki gibi kabuğuna çekildi. Beleklenen oldu ve Crsitian’ın frikikten attığı gol geldi. Bu golde inanılmaz baraj hatası vardı. Eh Cenk kardeşim barajı da sen yaptırdığına göre! Bu arada her iki teknik adamın oyuncu değişikliklerindeki hamlelerini çok beğendim. Ama Kocaman belki de sahanın en iyisi Caner’i neden oyundan aldığını çözemedim. Takımın hocası o, bir bilidiği vardır her halde.-EĞER Beşiktaş öne geçtiği gollerden sonra tempoyu arttırsaydı 3 puanla ayrılırdı. Özetle zevkli, heyecanlı, gollü bir derbi izledik. Bu derbiyi bize yaşatan her iki takım oyuncularına da teşekkür etmek gerekir. Teşekkürler çocuklar... Tabii bir kocaman teşekkür borcumuz da zırt pırt düdük çalmayarak tempoyu hiç düşürmeyen, futbolcular kadar koşan Fırat Aydınus ve yardımcılarına.

Devamını Oku

Beşiktaş’ın golcüsü yok

25 Ekim 2011

ÜSTÜNE basa basa ve avazım çıktığı kadar bağrıyorum. Beşiktaş’ın golcüsü yok. Anlamadıysanız bir daha söylüyorum, Beşiktaş’ın golcüsü yok! Mustafa Pektemek hariç. Onun da golcülüğü var, gücü yok. Mustafa kardeşim, golcülüğünü devam ettirmek istiyorsan, gol atacak fizik gücünü en az 80 dakikaya çıkarman lazım. Attığı gol, usta forvetlerin atacağı bir goldü. Zaten gol ustalığı çok iyi. O pozisyonda kim olsa ‘Allah ne verdiyse’ der abanırdı ama Mustafa o mesafeden usta bir ayak içi vuruşla golü attı.DERBİYE YETMEZMUSTAFA’NIN bu güzel golü 3 puanı getirdi diyebilirsiniz. Evet, doğrudur ama bana göre 3 puanı getiren gol, Mustafa’nın ayağından çok Cenk’in elleriydi. İnanılmaz toplar çıkardı. Bravo sana Cenk, hep böyle devam et, Allah nazardan korusun.DÜN bir Beşiktaş seyrettim. İsteseler bu kadar pas hatası yapamazdı. Başta Necip olmak üzere neredeyse bütün futbolcular yanlış pas atmak için yarıştılar.HILBERT’İ çok beğendim. İsmail, yürekten oynadığına inanıyorum ama artık top rakibe gelmeden müdahale etmelisin. Simao ile Quaresma’nın performanısını ise iki cümle ile anlatayım. Mersin İdman Yurdu’nun sol açığı Mustafa orta yapıyor, Mersin’in sağ beki Erhan şut atıyor. Simao ile Quaresma’nın ne kadar kötü olduklarının resmidir. Quaresma, maçın içinde öylesine hareketler yaptı ki, utanmasalar rakip futbolcular bile alkışlayacaktı. Ama aynı Quaresma o kadar bencil oynadı ki, arkadaşları gırtlağını sıkacaklardı.ÖZETLE rakiplerinin puan kaybettiği haftada Beşiktaş’ın Mersin gibi zorlu bir deplasmandan 3 puanla dönmesi en azından yok olan moralini yerini getirdi. Peki bu futbol derbiye yeter mi? Bence yetmez..

Devamını Oku

Yazık oldu emeklere

21 Ekim 2011

KİEV’E 3 puanla gelen Beşiktaş’ın hedefi 1 puanla dönmekti. Bu düşüncesini 90+4’e kadar da taşıdı. Belki futbol olarak ortaya çok iyi bir oyun ortaya koyamadı Kartal. Ama mükemmel mücadele etti. Böylesine mücadele edip de son anda 3 puan bırakmak gerçekten çok acı.-DINAMO Kiev oyuna çok hızlı başladı. Maçın ilk 20 dakikasını adeta Beşiktaş’ın ceza sahasında geçirdiler. Özellikle sağ kanattan gelip yaptıkları ortalarla siyah-beyazlılar için çok ama çok tehlikeli oldular. Eğer Kartal bu dakikalarda kalesinde gol görmediyse önce ilahlara, sonra Cenk’e, sonra da Kievliler’in beceriksizliklerine dua etmeli.-CARVALHAL’İN planı rakibi önce durdurup, sonra da kontrataklarla gol bulmaktı. Ve düşündüğüne yaklaştı. Edu ile 2 tane net kontradan pozisyon buldular. Ama gol çıkmadı bu pozisyonlardan. Nedeni de Edu’nun yavaş oluşuydu. Bir pozisyonda top kaleci ile Edu’nun koşma mesafesinde ortada kaldı. Normalde futbolcunun hızlı olup topu alması lazım. Ama kaleci çok daha hızlıydı.-İKİNCİ 45 dakikaya Beşiktaş daha iyi başladı. Daha fazla top yaptı. Ama siyah-beyazlıların santraforu olmadığı için rakip kalede poziyon bulamadı. Necip, Aurelio ve Ernst mükemmel alan müdafası yaparak hem rakibe top kazandırmadılar hem de kazandıkları topu kullandırmadılar. Solda İsmail hatalar yaptı, kendi telafi etti. Carvalhal’in 73 dakika Edu’ya tahammül etmesine bir türlü anlam veremedim. İlk yarıda Edu’yu alıp Holosko’yu oyuna soksa gol atma şansımız daha fazla olurdu.-EVET yine söylüyorum. Futbol olarak çok bir şey yapmadık. Ama böyle dişe diş mücadelenin hakkı 1 puan olmalıydı. O ana kadar inanılmaz mücadele eden Beşiktaşlı oyuncuların emeklerine yazık oldu. Özetle futbol olarak olmasa bile ortaya koyduğumuz mücadele ile 1 puanı hak etmiştik.

Devamını Oku

Alkışlar Kayserispor'a

16 Ekim 2011

LİGE verilen 10-12 günlük ara Beşiktaş’a yaramamış. Bu arayı çalışarak değil yatarak değerlendirmiş. Takımda ne koşan ne mücadele ne de galibiyete inanan 1 oyuncu bile yoktu. Hemen hemen hepsi Kayseri’yi izlediler. İnşallah izlemekle kalmayıp bir şeyler de öğrenmişlerdir. Aylardır oynamayan Guti dün sahadaydı ama varlık gösteremedi. İsmi vardı cismi yoktu.-KOŞMASINDAN, mücadele etmesinden vazgeçtik en azından düzgün pas atar diye bekledik.. O da yok! Attığı 10 toptan 8’i rakibe gitti. Yıldız dediğimiz Quaresma, Simao, Fernandes hiç oyunda gözükmediler. Orta saha ise tam bir facia. Facia kelimesi bile az, hiç yoklar. Bir tek Aurelio koşmaya çalışıyor o kadar. Fernandes’e sorun ‘Dün ne yaptın?’ diye, söyleyecek laf bulamaz. Beşiktaş’ın forveti, orta sahası kötü olurdu, defansı iyi oynardı. Dün onlarda yoktu.-KAYSERİ biraz becerikli olsa Kartal’ı 3’lük, 4’lük yaparlardı. Beşiktaş böylesine dökülürken Ernst neden kenarda oturur onu da anlamadım. Kayseri’ye gelince düne kadar 4 puanları vardı. Böylesine bir takımın 5 maçta nasıl 4 puanı olur onu da anlamadım. Harika oynadılar. Beşiktaş’ın ne taraftarından ne de yıldızlarından korktular. Aslanlar gibi kendi oyunlarını oynadılar. Tüm Kayserili oyuncuları kutlarken özellikle inanılmaz kurtarışlar yapan Gökhan’ı ayrıca alkışlıyor ve kutluyorum.AMRABAT’I İZLEDİLER -AMRABAT oynadı, Beşiktaş defansı seyretti. Futbol da kazanmak için ne gerek, yardımlaşma, ne gerek inanç, ne gerek koşmak, ne gerek mücadele. Bunların hepsini yaptı Kayseri. Bunları yapıp da kazanamamak olmaz. Hani derler ya bileğinin hakkıyla kütür kütür kazandı diye, işte Kayseri bütün bu övgüleri haketti. Şimdi Carlos’un yapması gereken Beşiktaş’a daha iyi futbol oynatmak ve maç kazanacak fizik düzeyine çıkarmak. Beşiktaş daha önce de kazandığı maçlarda kötüydü. Ama dünkü gibi bir Beşiktaş’ı hiç izlemedim. Taraftarlar Kayseri’yi alkışladılar, iyi de yaptılar. Kayseri bu alkışları haketti.

Devamını Oku

Selçuk-Burak klasiği

12 Ekim 2011

ALMANYA Belçika’yı, Türkiye de Azerbaycan’ı yendi. Yani skoru önceden belli olan 2 maç. Türkiye 1. dakikadan maç bitimine kadar hiç abartmadan söyleyeyim adeta Azerbaycan’ı kendi sahasına hapsetti. Deyim yerindeyse resmen tek kale oynadık. Azerbaycan en fazla 1,5 kişiyle golü düşündü.MİLLİ takımımızın defansı dün belki de en rahat maçlarından birini oynadı. Bu arada Sabri’yi çok beğendiğimi de söyleyebilirim. Hem iyi defans yaptı, hemde çok fazla bindirme. Yaptığı ortalarda çok iyiydi ama vuran yoktu. Emre ve Mehmet Topal çalışkan ama etkili değillerdi. Kazım, Arda ve Buraktan oluşan hücum üçlümüz devamlı yer değiştirdi. Ama bu üçlüde rakip kale önünde bizi heyecandan hop oturtup, hop kaldıramadılar.SELÇUK oyuna girmeye hazırlanırken Kazım ve Burak ikilisinden birini çıkacağı kesindi. Çünkü her ikisi de o ana kadar etkili değildi. Burak’ı da çıkarsa niye Kazım yerine Burak’ı çıkardı demezdim. Ama Hiddink’in Burak değil de Kazım’ı oyundan alması çok yerdindeydi. Çünkü oyuna Burak’ın gol ilacı Selçuk girmişti. Nitekim klasik bir Selçuk pas Burak gol filmini izledik. Burak gol atmasına rağmen çok zorlandı. Çok da normal.BURAK gibi rakip defansın arkasına atılan topları değerlendiren bir futbolcu bu etkinliğini gösteremedi. Bu tip adeta 9 kişiyle defans yapan takımlara karşı etkili olması da zaten çok zor. Nitekim attığı golde de inanılmaz defans hatası vardı. Ama Burak’ın topu kaybettikten sonra gol vuruşundaki çabukluğunu da alkışlamak gerekir.

Devamını Oku

Makinaya yenildik..

8 Ekim 2011

BAŞLIKTA olduğu gibi resmen bir futbol makinasına yenildik. Adamlar 1. dakikada kurulmuşlar, maç bitine kadar aynı disiplin, aynı ciddiyet, aynı sorumluluk içinde devam ettiler. Tabii ki üzülmeliyiz. Ama tesellimiz şu olmalı; bizden çok çok daha iyi bir takıma yenildik. Fizik gücü, oyun disiplini, ciddiyet onlarda. Finallere gitmeyi garantilemişler. Gol atıyorlar, yiyorlar ama asla düzeni bozmuyorlar.ATLAMA SERVET!MİLLİ takımımıza gelince.. Güçleri yettiğince mücadele ettiler. Ama Hiddink’in taktiğini beğenmedim. Forvette Burak.. Araya top atılacak, Burak da rakipten sıyrılırsa gol yapacak. 90 dakika bunu yaptık. Hiddink’in 2. yanlışı oyuncu değişikliğiydi. Orada Selçuk değil, Sabri çıkmalıydı. Arda da kötü günündeydi. Ama rakip takım için tehlikeliydi..YEDİĞİMİZ ilk gole inanamıyorum. Servet, güzel kardeşim.. Adamın çalım atmaktan başka yapacak bir şeyi yok! Oyalamak yerine pat diye atlıyorsun. Senin gibi deneyimli bir oyuncunun böyle kolay çalım yemesi sence normal mi? Kanatlardan oynamayı ya Hiddink istemedi ya da bizim futbolcularımız beceremedi. Ayrıca özellikle ilk yarıda 3 tane pozisyon bulduk. Alman Milli Takımı’na karşı 1-2 taneyi bile zor bulursun. Evet, sen 3’ü bulduysan birini gol yapacaksın. 66. dakikada bir 2. gol yedik ki evlere şenlik!KALECİ uzun pas, solda oynayan oyuncuları Müller’e bıraktı, onun vuruşu top ağlarda. Saydınız di mi? Kaç pas olduğunu. Evet inanılır gibi değil ama 3 pasta gol yedik. 79’da bizi en az beraberlik için umutlandıran golümüz geldi. Gökhan’ın çok iyi ortasına Hakan müthiş vurdu. Beraberlik umudumuz devam ederken o güzel ortanın sahibi Gönül 85’de son derece gereksiz bir penaltı yaptırdı. Bu penaltı golü beraberlik umutlarımızı da aldı götürdü. Rakiplerimiz Avusturya ve Belçika da galip geldi. İşimiz çok ama çok zor. Peki imkansız mı? Hayır.

Devamını Oku