TRABZON’A beraberlik için gelen Beşiktaş, 3 puan sevinciyle İstanbul’a döndü. Fernandes, Ekrem ve İbrahim gibi haftalardır oynamayan bu futbolcular başta Toraman olmak üzere son derece iyi mücadele ettiler. Toraman ve Ekrem’in 65’ten sonra fizik olarak düşmeleri de normaldi. Fernandes, eski Fernandes değil.. Ama klası ve kalitesi tartışılmaz. Orta sahada özellikle hücum yönünde Beşiktaş’a bir şeyler vermek istiyorsa Fernandes’i ne yapıp, edip kazanmalı. Fernandes, Beşiktaş’ın 11’inde hele hele 18’nde olmayacak futbolcu değil.-HILBERT’İN önünde Ekrem.. Egemen’le Sivok’un ortalarında Toraman.. Beşiktaş neredeyse 3 stoperle oynadı. Carvalhal’in düşüncesi önce Trabzon’u durdurmak sonra da kontralarla da golü bulmaktı. Nitekim planı tuttu. Trabzon üstün gibi görünüyordu ancak net gol pozisyonlarını yakalayan Beşiktaş’tı. Fernandes karşı karşıya Tolga’nın üzerine vurdu. Ekrem, dışarı atmanın daha zor olduğu pozisyonda auta vurdu. Q7 iki kere Tolga ile karşı karşıya kaldı, bunlarda Trabzon’un kalecisi başarılıydı. 15 haftadır gol atamayan Quaresma, 15 hafta önce Konya’ya attığı gol gibi yine penaltıdan golle tanıştı. Ama İsmail’i yine yalnız bıraktığını da görmezlikten gelmeyelim.-BEŞİKTAŞ’IN defansı başta Egemen ve İsmail olmak kusursuzdu. Egemen, Trabzon’da oynarken de tekmeye kafasını soktu. Terinin son damlasına kadar mücadele etti. Bordo-mavililer Egemen topu her ayağına aldığında onu ıslıkladı.. Bu onlara yakışmadı.-TRABZON sadece hücum oynayıp, golü düşünmesine rağmen gol için bir tek Burak’a bel bağlayınca golle buluşamadı. Quaresma’nın golden sonra Trabzon tribünlerine yaptığı hareket son derece çirkindi. Sonradan ise özür dileyerek bir nebze olsun bu kabahatini aldı örttü. Son olarak Fırat Aydınus ve yardımcılarının süper maç yönettiğini söylemeden geçmeyelim.
BAK kardeşim peşin peşin söyleyeyim en başından beri hem futbolcuğunu hem de adamlığını beğenirim. Bu görüşümü son zamanlardaki saha içindeki dengesizliklerin bile değiştirmez. Çünkü ben seni iyi tanıyorum. Ama son zamanlarda saha içinde öylesine agresif ve dengesizsin ki, seni benim gibi seni iyi tanıyanlar bile tanıyamaz oldu. Hele son maçta yaptıklarınla sevenini sevmeyenini çileden çıkardın.-FUTBOLUN gereği, sen faul yapıyorsun sana tek laf den yok. Aynısını sana yaptıklarında isyan ediyorsun. Yapana hakaret, hatta küfür ediyorsun. Yani sen yapacaksın çıt çıkmayacak ama sana dokunulduğunda feryat edecek, yapanı aşağılayacak, sahanın içinde fırça atacaksın. Böyle bir şey yok.-İYİ futbolcusun ama dokunulmaz değilsin. Hadi rakibi geçtik sahada binlerce, televizyon başında milyonlarca seyircinin önünde Gökhan’a yaptıklarına ne demeli? Yapmadığın kalmıyor, çocuğun ağzı var dili yok. Sadece diyor ki; ‘Ben ne yaptım abi.’ Hatanı anlayıp gidip bir ağabey, kaptan olarak haklı olsan bile ki değilsin yanağını veya sırtını okşayacağına hâlâ üstüne yürüyorsun. Bu hakkı sana kim veriyor.ÇİZMEYİ AŞMA!-SEN F.Bahçe formasını giyiyorsun, o da F.Bahçe forması giyiyor. Sen iyi oynuyorsan o da iyi oynuyor. Sen Milli Takım futbolcusuysan o da Milli Takım futbolcusu. Sen çoluk çocuk sahibiysen o da çoluk çocuk sahibi. Dinlersin veya dinlemezsin, bir kulağından girip öbüründen çıkar veya çıkmaz.-BENDEN sana bir ağabey tavsiyesi; Yeter artık bu agresifliği bırak. Devam edersen bir gün ya rakipten ya da kendi takımından birinin boğazına gelecek, her şeyi göze alacak ya gırtlağını sıkacak belki de sonucunu düşünmeden tokat bile atacak. İnsanları bunları yapmaya zorlama. Böyle bir şey başına gelirse (Allah korusun) ne duruma düşersin tahmin ediyorsundur.-SEN sempatik ve sevimli bir çocuktun sana ne oldu anlamıyorum. Antipatik olmak için profesörlerden ders alsan inan bu kadarını başaramazsın. Pişman olduğunu ve üzüldüğünü de biliyorum. Daha üzülmemen ve pişman olmaman için lütfen artık kendine gel. Çünkü bu gidişle artık çizmeyi aşmaya başlıyorsun. Sevgiler...
SEZONUN ikinci derbisi oynandı. Genellikle derbilerde ne iyi mücadele olur, ne iyi futbol olur, ne de çok gol pozisyonu olur. Ve genellikle derbiler pozisyon bakımından hop oturtup hop kaldırmaz. Önce F.Bahçe sonra da G.Saray derbisi. Her iki maçta da taraftarlar hop oturdu hop kalktı. Dünkü maçta gol yoktu ama golün dışında futbolun içinde olan her şey vardı. Beşiktaş oyunun büyük bölümünde G.Saray’dan daha çok golü düşündü ve hücum etti. Eğer dünkü maç 0-0 bittiyse bunda en önemli faktörler:1-Şanssızlık...2-G.Saray’ın kalecisi Muslera’nın inanılmaz kurtarışları...3-Beceriksizlik...SIMAO İYİ DEĞİLDİİNANIYORUM ki dün bu maçı izleyenler gol olmamasına rağmen büyük keyifle maçı izlemişlerdir. Özellikle Beşiktaşlı taraftarlar, direkten dönen toplara ve kaleci Muslera’nın inanılmaz kurtarışlarına isyan etmişlerdir. İlk yarı defansı ve gol yememeyi düşünen G.Saray 2. yarıda aksine golü düşündü. Terim’in değişiklikleri bunu apaçık ortaya koydu ve pozisyon da buldular.BİRİNDE kaleye giren topu Sivok çıkardı. Veli beni olumsuz yönde hayâl kırıklığına uğratırken, Q7’nin çalışkanlığı beni şaşırttı. Simao da beklenen Simao değildi. Sabri değişikliği yerindeydi ancak Sabri’nin ve Necip’in sakatlanıp oyundan çıkması iki takım için de şanssızlıktı.BEŞİKTAŞ taraftarının mücadelenin 65. dakikasında ortaya koyduğu şov, yüreğimizi ısıttı. Hem çok güzel düşünmüşler hem de çok güzel uyguladılar. Bravo Çarşı’ya...Tertemiz gol güme gitti!ALMEIDA’NIN attığı golü Cüneyt Çakır, faul gerekçesiyle iptal etti. Bana göre bu gol tertemizdi. Ama karar tabii ki Çakır’ındı. Şanssızlık, Muslera, beceriksizlik.. Dün bu 3 faktörden sadece biri gerçekleşse Beşiktaş 3 puana daha yakın taraftı. İyi mi kötü mü diye tartışılan Muslera göstere göstere ‘ben iyi kaleciyim’ dedi. “Kötü goller yiyebilirim ama ben iyi bir kaleciyim” dedi. Gerçekten öyle. Özetle 0-0 biten bir maç için, ben böyle 0-0’a can kurban diyorum.
11. haftanın açılış maçında bugüne kadar Mersin’de hiç kazanamayan Trabzon’un hedefi 3 puandı. Ama biz Trabzonspor’u özellikle ilk 45 dakikada bu tempoda ve heveste göremedik. Mersin Teknik Direktörü Nurullah Sağlam maç öncesi futbolcularına herhalde “Trabzonsporlu oyuncuları ceza sahamıza yaklaştırmayın” demiş, doğru da söylemiş. Çünkü Trabzon ceza sahası yakınlarında hep Burak, Alanzinho, Halil, Colman gibi oyuncularıyla etkili oldu.-Mersİnlİ futbolcular Nurullah hocanın söylediklerini yaptılar. İlk 45 dakikada sahaya daha çok yürek koyan, mücadele eden, pas yapan ve topa sahip olan takım Mersin’di. Onlar da Nobre, Moritz ve Erman’la yüklendiler. Ama başta Giray olmak üzere defans oyuncuları buna pek izin vermedi. İzin verdiklerinde ise devreye Moritz’in iki tane şutunu kurtaran Tolga girdi. Yağmurun hızlanması ile beraber son 10 dakikada Trabzon’nun atakları arttı ama taraftarını heyecanlandıracak net bir pozisyon olmadı.-İKİNCİ yarıya da hızlı ve tempolu başlayan Mersin’di. Ama iki takım da 15-20 dakika “Önce yemeyelim” düşüncesinde olduğu için beklenen gol gelmedi. BURAK İSTEKSİZ-TRABZON’DA Halil ilk yarıda olduğu gibi çıkana kadar son derece etkisizdi. Ceza sahası üzerinde çok sert ve isabetli şutlar atabilen bir oyuncu. Şenol Güneş neden onu sürekli çizgide tuttu anlayamadım. Serkan’ın orta sahada gerçek yerine geçmesi Trabzon’un sağ kanattan olan ataklarını biraz da olsa tempo getirdi. Buna rağmen maçın temposu vasatın üzerine çıkmadı. Taa ki Güneş ve Sağlam’ın oyuncu değişikliklerine kadar.-BU dakikalardan sonra futbolcuların temposu da yağmurunkine ayak uydurmaya çalıştı. Ve Mersin kornerden Giray’ın kendi kalesine attığı golle öne geçti. Mağlup duruma düşen Trabzon daha da çok risk alıp daha çok oyuncuyla gol aradı. Adrinan’ın şutunu Sehic mükemmel çıkardı. Yine bir serbest vuruşta bu sefer de Moritz, Giray’a nazire yaparcasına topu kendi ağlarına gönderdi. İşin ilginci Giray da Moritz de takımlarının en iyi oyuncularıydı. Bu da futbolun bir cilvesi.-TRABZON’UN gol ayağı Burak maçı gol atamadan bitirdi. Her maç atacak değil, olabilir. Ama ben Burak’ı gol atmanın dışında çok isteksiz gördüm. Özetle maçın hakkı beraberlikti. Öyle de bitti.
-İLK maçın dezavantajı ile çıktığımız rövanşı gol yemedek bitirdik. Çok değişik bir çıkartmıştı sahaya Guus Hiddink. Merak ediyorum.. Acaba Emre Belözoğlu, Sabri, Arda cezalı, kalecimiz Volkan’ın da morali bozuk olmasa böyle bir takımlamı çıkardı Hiddink? Hiç zannetmiyorum. Yine dün sahada Arda’lı, Emre’li, Sabri’li bir milli takım izlerdik. 4. dakikada Kazım’ın kaçırdığı golle beraber aklımıza hemen ilk karşılaşmada yediğimiz erken ilk gol geldi. Dedik, “Bu gol olsa bir şeyler olabilir mi?” Bana sorarsanız olmazdı. Neden mi? Hırvatlar ilk maçta nasıl kazanılır, rövanşta da nasıl oynanırın hersini verdiler adeta. Kendi evlerinde oynamalarına rağmen son derece kontrollü, hedefleri gol yememek, fırsat bulursa gol atmaktı. Ben dünkü Milli Takım’ı ilk maça oranla daha iyi buldum. En azından mücadele anlamında.. En çok beğendiğim de kalecimiz Sinan’dı.. Diyeceksiniz ki yüzde yüz gol mü çıkarttı? Aslında bir tane çıkardı. Onun dışında Sinan’ın en beğendiğim tarafı, top rakip ceza sahasında olsa bile son derece oyunun içinde olması ve topları eliyle çok iyi oyuna sokması.-HIRVATLAR gol yeseydiler bile buna kesinlikle golle cevap verirlerdi. Onların niyeti maçı rölantiye alıp öyle bitirmekti. Nitekim de öyle yaptılar.-BEŞİKTAŞ-F.Bahçe maçından sonra çok iyi oynamasından rağmen Caner’i kenara alan Aykut Kocaman’a “Ayıptır sorması Caner’i neden oyundan çıkardınız?” diye sormuştum. Şimdi de “Guus Hiddink’in Caner’i neden oyundan çıkardın?” diye soruyorum.Hiddink gitmeli-TFF’NİN ne yapacağını bilmem ama bana göre Hiddink’le hemen yollar ayrılmalı. Bunu da kavgasız, gürültüsüz, ortak noktada buluşup öyle halleteli. Zaten kavgaya, gürültüye kalırsak Milli Takımımız, Beşiktaş’ın Del Bosque’de kaybettiği milyonlarda Euro’dan daha fazlasını ödemek zorunda kalır. Ve buna da hiç gerek. Ben Hiddink’in para konusunda da çirkinleşeceğini hiç zannetmiyorum.
2’ncİ dakikada gelen gol tüm planımızı, moralimizi, motivasyonumuzu bozdu. Genellikle böyle söylenecek. Gerçek payı var mı? Var. Ama asıl gerçek 2. dakikadaki gol değil. Esas gerçek bizden çok daha mücadele eden, daha çok koşan, daha ciddi oynayan ve en önemli oyun disiplinini 1. dakika ile 90. dakikada bile hiç bozmayan kısacası her yönüyle bizden iyi bir takıma yenilmemiz.-BİZ kötü takım mıyız, biz de kötü futbolcular mı var? Hayır. İyi oyuncular var ama iyi futbolcularımız kötü oynadılar. Çok şeyler beklediğimiz futbolculuklarına inandığımız Arda’mız, Emre’miz, Hamit’imiz Selçuk’umuz ne oynadılar, bana söyler misiniz? Cevabınız yoksa ben söyleyeyim; hiçbir şey oynamadılar. Rakip kaleye atılan şut parmakla sayılacak kadar az. Gol umudumuz Burak 4 defans arasında kaldı. Onun gol yapabileceği pozisyonlar ise hiç yaratılmadı. Dün Milli Takım’ın santrforu Ronaldo ile Messi dahi olsa yine bir şey yapamazdı.ŞUT BİLE YOK-GOLLER ise tam komedi. Milli Takım düzeyindeki futbolcular böyle hata yapmazlar. Bir ara santrayı geçtikten sonra top daha çok bizde kaldı, daha çok pas yaptık. Ama adamlar bu tür paslara izin verdiler. Öylesine blok ve takım halinde savunma yaptılar ki bırakın ceza sahasına sokmayı yaklaştırmadılar bile. Dünya 3.’sü olmuş, Avrupa’da yarı final oynamış Türkiye’nin 2. yarıda şutu yok. Gülmeyin gülmeyin, kuran çarpsın yok. Eh golden vazgeçtik şut bile atamıyoruz ayıp artık.-FUTBOLDA mucizeler vardır. 2. maçta bir futbol mucizesi olursa belki 2012’ye gireriz. Ama mucizeleri yaratmak için bile futbol oynamalısınız.
Evet olmadı Carlos. Hem de hiç olmadı. Büyük takım ilk 45 dakikayı 2-0 önde bitirdikten sonra maçı 4-2 kaybetmez. Kaybediyorsa bunda futbolcular kadar teknik direktörün de hatası vardır. Dün senin yaptığın gibi. Gerçi 2-0 öndeyken de Beşiktaş hiçbir şey oynamadı. Ama ne olursa olsun, soyunma odasına 2 farkla gidiyorsan maçı kaybetmeyeceksin.GELELİM senin hatana. Quaresma ve Simao iyi futbolcular. Ama öyle maç olur ki iyi futbolcular da kötü oynar. (Gerçi Q7 devamlı kötü) Dün olduğu gibi. Bunu göremiyorsan ortada büyük teknik direktör hatası var demektir. Görüp de çıkarmıyorsan bu daha da büyük hata!SEVGİLİ Carlos ikisinden vazgeçtik, birini bile oyundan almıyorsun. Sonradan oynuna girdiği maçlarda Holosko hep iyi işler yaptı. Bu ikiliden birini çıkarıp Holosko’yu sokmayı aklına getirmiyorsun. Kötü oynarken Simao ve Q7’nin dokunulmazlıkları varsa bilelim.NEYSE biz şimdi iyi oynayıp maçı kazanan G.Birliği’nden bahsedelim. Çünkü onlar övgüyü, tebriği, alkışlanmayı hak ediyorlar. Siz Beşiktaş gibi bir takıma karşı 2-0 geriye düşeceksiniz moralinizi bozmayacaksınız, gardınızı düşürmeyeceksin ve maçı alacaksınız. Bu maç sizin ananızın ak sütü gibi helal olsun.CENK DE HATALIBEŞİKTAŞ bir 3. gol yedi ki hem Egemen’in, hem de Cenk’in hatası vardı. Futbolda böyle şeyler olur. Zaten futbol hatalar oyunu. Hatadan çok konuşulması gereken Beşiktaş’ın deplasman sayılamayacak bir yerde çok kötü oynaması. Beşiktaş’ın golleri bile organize bir atağın sonucu değildi. Özetle G.Birliği’ni herkesin alkışlaması gerekir. Buna Carlos, Beşiktaşlı futbolcular ve taraftarlar da dahil.
KİEV’E karşı şansı tutmayan Beşiktaş dünkü galibiyetle hem bunu kırdı hem umutlarını yeşertti. Öncelikle şunu söyleyelim ilk 11’de çıkanlar da sonra girenler de inanılmaz bir mücadele ortaya koydu. Hırsları, istekleri ben bu maçı kazanacağım demeleri daha sahaya çıkarken belliydi.NİTEKİM 11. dakikada net bir gol pozisyonu buldu Kartal. Hilbert’in mükemmel ortasında Almeidia golü yapsa Beşiktaş çok daha önce öne geçmiş olacaktı. Bu nasıl kaçtı asla anlamış değilim. Quaresma 37’de Almeida’ya nispet yaparcasına mutlak bir gol kaçırdı. Bu pozisyonlar kaçtıktan sonra Kiev soldan gole çok yaklaştı. İsmail mükemmel ters kademeye girerek golü önleyen isim oldu. Rakip ceza sahası üzerinde serbest vuruşlar oluyor Quaresma kullanıyor. Bence o bölgelerden daha etkli olan Siamao bu vuruşlarda topun başına gelmeli.2. yarıya da Beşiktaş aynı hırs ve istekle başladı. Futbolcular neredeyse 2 kişilik koşuyordu. Pas hataları vardı. Ama Beşiktaşlı futbolcular yaptıkları yardımlaşmayla bu hataların rakibe pozisyon olmasına izin vermediler. Kalecisinden, sol açığına kadar oyun disiplini mükemmeldi. Almeida bir gol daha kaçırdı. Fizik olarak kesinlikle hazır değil.MÜTHİŞ ORTA SAHAAURELIO, Ernst ve Veli’den kurulu orta sahasına bayıldım. Basmadık yer bırakmadılar. Tek golde takımın cesur yüreği Egemen’in hem yükselişi hem de gol vuruşu mükemmeldi. Hilbert’i ve İsmail’i de çok beğendim.Gelelim Beşiktaşlılar’ın yüreğini ağzına getiren 90+3’lere. O korner atılırken Kiev’deki yediğimiz son dakika golü aklıma geldi. Aklıma gelen az daha başımıza da gelecekti. Kiev’liler bu pozisyonda inanılmaz gol kaçırmış, başta Cenk ve İsmail olmak üzere de bu pozisyonaları cansiparane kurtarmışlardı. Cenk bundan önceki bir pozisyonda da doksana giden topu kedi çevikliğiyle inanılmaz kurtardı. Bravo Cenk. Şu anda Kiev’den 1 puan öndeyiz. Ama herşey bitmedi. Dünkü inançı ve mücadeleyi diğer maçlarda da gösterirsek bu işi bitiririz.