Hem futbolcu hem adam

19 Aralık 2011

“Maçın olayı Aykut’un atıldığı pozisyonda Gökhan’ın hakeme “Bana değmedi” diye çırpınmasıydı.”HERHALDE kimden söz ettiğimi anlamışınızdır. Bu futbolcunun ismi Gökhan Gönül. Aynen söylediğim gibi. Çocuk hem futbolcu hem de adam gibi adam. Bence maçın hareketleri ne Topuz’un attığı gol, ne Alex’in ne Stoch’un kaçırdığı goller. Maçın hareketi Aykut’un 2. sarıdan kırmızı gördüğü pozisyonda Gökhan’ın hakeme gidip “Bana değmedi” diye çırpınmasıydı. Kimse böylesine tansiyonu yüksek bir maçta böyle bir davranış göstermez. Ama Gökhan yaptı. Bunun için de hem futbolcu hem adam diyoruz. Gerçekten de o pozisyonda Aykut, Gökhan’a çift dalmış ama kesinlikle dokunmamıştı. Cüneyt Çakır taraftarın da dolmuşuna gelip 2. sarıdan kırmızıyı gösterdi.DEFANS İZLEDİ-ŞAMPİYONLAR Ligi’ne Trabzonspor’un gideceğini öğrendikten tüm F.Bahçeliler bu maçı bekliyordu. F.Bahçe, maça arkasına taraftarının da müthiş desteğini alıp başladı. Trabzon’un iyice geriye yaslanması sarı-lacivertlileri daha da cesaretlendirdi.-ALEX’İN korner atışında, topu başta Halil olmak üzere Trabzon defansı seyredince Topuz antrenmanda dahi bulumayacağı rahatlıkla topu ağlara yolladı. 2. yarıda tempo biraz daha arttı. Bordo-mavililer 10 kişi kalmasına rağmen daha çok ileri gitti ve gol aradı. Ama başta Burak gibi, Halil gibi gol umutları adeta yokları oynayınca Trabzon golü bulamadı. F.Bahçe de Alex ve Stoch ile net gol pozisyonlarına girmesine rağmen onlar da yakaladıkları fırsatları cömertçe harcayınca maç Mehmet Topuz’un attığı golle 1-0 bitti.KAZANAMAZDI-HAFTALARDIR beklenen maçı F.Bahçe kazandı. Farklı kazanabilir miydi? Evet. Trabzon kazanabilir miydi? Kesinlikle hayır. Hatta berabere kalması bile mucize olurdu. F.Bahçe’den Yobo, Gökhan, Selçuk, çıkana kadar Topuz, Trabzon’dan ise kaleci Tolga ve Giray vasatın üzerinde performans sergileyen isimlerdi.

Devamını Oku

Tayfur Havutçu ne yapmalı?

18 Aralık 2011

ÖNCE en büyük zenginlik dediği özgürlüğüne kavuştuğu için Allah’ına şükretmeli. Şimdi herkes merak ediyor, Tayfur Havutçu ne yapacak? Ne yapmalı? Bunu defalarca kendisine sordum. Ama Tayfur hocadan net bir cevap alamadım. Belki de kendisi de bilmediği için net bir cevap veremedi.-BENCE şunları yapmalı.. Öncelikle şunu bilmeli ki, bu takımın gerçek teknik direktörü o.. Bunu takımın en iyi ve en kötü zamanında 1. ağız başkan Yıldırım Demirören ve yönetim açık açık söyledi. Bu deklare son derece vefalı bir davranış. Olay net olarak anlaşılmıştı. Ama hem başkan hem de yönetimin her defasında bu takımın birinci teknik direktörü Tayfur Havutçu’dur demesini doğru bulmuyorum. Çünkü bu takımın başında şu anda Carlos Carvalhal var. Onu da rencide edecek bir duruma düşürmek, haksızlık ve adaletsizlik olur. Carlos şuanda başarılı. Taraftarlar, futbolcular hatta rakipler bile Carlos’u seviyor ve saygı gösteriyor. Açıkçası söylemek gerekirse Carlos da bunu fazlasıyla hakediyor.BU RİSKE DEĞER Mİ?-EVET gelelim Tayfur Hoca’nın yapması gerekene.. Tayfur Hoca bugün ‘Ben yarın takımın başına geçmek istiyorum’ dese, buna ne sayın başkan ne de yönetim ‘Hayır’ demez, diyemez.. Çünkü ‘Bu takımın 1. teknik direktörü Tayfur Havutçu’dur’ diyen onlar. Burada en önemli görev Tayfur Havutçu’ya düşüyor. Havutçu, başkan ve yönetiminde elini rahatlatmak için bir basın toplantısı yaparak kendisine olan güvenlerinden dolayı başkan ve yönetime teşekkür edip, “Ben kafa olarak yorgunum ve bu sezon dinlenmek istiyorum, ayrıca Carlos da takımı çok iyi götürüyor. Bu nedenle Carlos’la devam edilmesi en doğru karar olur” demeli.-DİYELİM ki Tayfur hoca yarın başladı ve takım kötü gitti. O zaman camia neden dört nala giden atın başını çektiniz diye faturayı hem başkan hem yönetim hem de Tayfur hocaya keser. Sayın Demirören, yönetim ve Tayfur Hoca oturup düşünmeli ve demeli ki, “Böyle bir risk almaya değer mi?“-BEN de bu takımın teknik direktörü olarak Tayfur Havutçu’yu görüyorum. Ama bugün için değil. Bugün derseniz hem Carlos’a haksızlık etmiş olur hem de olası bir başarısızlıkta bu faturayı ödeyemezsiniz. Yani kısacası top ne başkanda ne yönetimde ne de Carlos’ta. Top Tayfur Havutçu’da..-BU arada görevi ikisi birden yapsın deniliyor. Sakın ha! Bu kaş yapayım derken göz çıkarmaya benzer!

Devamını Oku

Kara Kartal parçaladı

15 Aralık 2011

MAÇA UEFA Avrupa Ligi’nde grup lideri olmak hesaplarıyla başlayan Beşiktaş istediğini aldı. Hem de öyle böyle değil. Hani derler ya ‘söke söke’ diye, aynen öyle. Beşiktaşlılar 90 dakika boyunca çok değişik duygular içindeydiler. Lider olacağız diye başladılar, 1-0 mağlup duruma düştüler. Kiev’in 2-0 önde olduğunu öğrendiler.. Doğrusunu isterseniz hepimizin içine kurt düştü ve liderlik hesapları yaparken, bir anda gruptan çıkamayacak mıyız korkusu içimizi sardı. Ancak Beşiktaş 2. yarı öyle bir futbol oynadı ki korkularımızı, endişelerimizi aldı götürdü.-İNGİLTERE’NİN güçlü takımı olan Stoke’a karşı 1-0 dan, maçı 3-1’e getirmek hiç de kolay değil. Dün Beşiktaş’ın en çok skor 1-0’iken de, 3-1’e geldiğinde de 1 saniye olsun oyun disiplininden kopmamalarını, hırslarını ve kazanma arzularını beğendim. Rüştü müdahaleleriyle rakibe gol fırsatı vermezken, defansımız da rakibe net gol pozisyonu vermedi. Tabii ki defansın bu başarısında Necip, Ernst ve Veli’nin de yardımlarının rolü çok büyüktü.PEKTEMEK GOL DEMEK-FERNANDES’E ayrı bir parantez açmak istiyorum. Zaman zaman önemli hatalar yapmasına rağmen (Golü onun yüzünden yedik) adeta Kartal’ın orkestra şefiydi. Beşiktaş’taki en iyi futbolunu oynadı. Üstüne basa basa söylüyorum Mustafa Pektemek futbolcunun ve golcünün tillahı. Özetle Mustafa Pektemek eşittir gol demek. Her zaman söylediğim gibi Carlos bu çocuğun daha faydalı olmasını istiyorsa ona daha çok şans vermeli.-CARLOS’UN Mustafa’yla başlamamasını bir yanlışı olarak görürken ikinci yarıda oyuna alması ve Edu-Almeida değişikliği de tam isabetti. Beşiktaş dün muhteşem taraftarı, harika futbolu ve süper golleriyle Türkiye’ye çok güzel bir gece yaşattı. Bütün bu güzellikte payı olan herkesi tek tek tebrik ederim. Sevgili Serdal Adalı, sevgili Tayfur Havutçu ve sevgili Ahmet Ateş hoşgeldiniz.

Devamını Oku

Bu futbola 1 puan çok bile

12 Aralık 2011

SON haftalarda Beşiktaş sadece kazanmakla kalmayıp oynadığı futbol, attığı şık gollerle keyif veriyordu. Maçı izleyenler Beşiktaş’tan yine 3 puan, yine güzel goller, yine iyi futbol bekliyorlardı. Ama Beşiktaş bu beklentilerin hepsini boşa çıkarttı. Ne güzel futbol ne de süper goller.. Hiçbiri yoktu.-BU futbolla da bu beklentiler içinde olmak hayal perestlikten öteye geçmezdi. Bir takımda en fazla 2 kişi kötü oynarsa, diğerleri bu yükün altından kalkabilir. Ama dün Beşiktaş’ta kötü oynayanların sayısı çok fazlaydı. Kimler mi? Fernandes, Veli, Necip, Ernst, tek golün sahibi olmasına rağmen Mustafa. Almeida’yı bunların arasına bile sokmuyorum. Karada, havada, denizde hiçbir etkinliği yoktu. Bana göre Mustafa’yı da bozdu. Necip’in, Veli’nin hırsına mücadelesine şapka çıkarıyorum. Ama yetmez kardeşim. Sadece mücadele edip, koşmak yetmez. Biraz da etkili olmak lazım. Aralara, şöyle gollük pas bırakın. Ne bileyim en az 3-4 gollük şut atın.EN İYİSİ CENK’Tİ-FERNANDES gereksiz çalım deneyip kaptırdığı toplarla hem Beşiktaş’ın dengesini bozdu, hem de atakları başlamadan bitirdi. Carlos’un neden Holosko ile başlamadığını da çok merak ediyorum. Tamam Veli çok koşup mücadele ediyor. Sende Veli gibi bunları yapan oyuncun var. Başla Holosko’yla hem rakibi bunaltsın hem de iş bitirsin. Takımın en iyisinin Cenk olduğunu söylersem herhalde abartmış olmam.-KAĞIT üzerinde Beşiktaş mutlak favoriydi. Bir kez daha gördük ki futbol kağıt üzerinde değil çimler üzerinde oynanıyor. İstanbul BŞ’yi gösterdiği mücadeleden tebrik ederim.. Beşiktaş’tan çok pozisyona girdiler. ‘3 puana kim yakındı?’ derseniz ‘İstanbul BŞ’ derim. Bu arada mükemmel oynayan Doka’yı da seyretmeye doyamadım.

Devamını Oku

Dakika 25 ve kaleci Rüştü!

9 Aralık 2011

9 maçtır yenilmeyen ve ligin en az gol yiyen takımı Manisa’ya, Beşiktaş tüm bu zorlukları bilerek geldi. Maçtan önce konuştuğum Beşiktaşlı futbolcular “İyi bir takımla oynayacağız. İşimizin zor olduğunu biliyoruz. Biz de çıkış yakaladık. Devam ettirmek için kazanmalıyız ” dediler.BEŞİKTAŞ gerçekten zor bir deplasmanda farklı kazanarak çıkışını sürdürdü. İlk 20 dakika 2 takımın birbirini kontrol etmesiyle geçti. İlk tehlikeli atak ev sahibinden geldi. Rakibin çok yakından şutunu Rüştü inanılmaz bir reflekse kurtararak takımının yenik duruma düşmesine engel oldu. Bence maçın dönüm noktası bu kurtarıştı. Rüştü’nün kurtarışı Beşiktaşlıları daha da cesaretlendirdi. Bu dakikadan sonra Kartal adeta rakip yarı sahaya kamp kurdu. Ve Quaresma’nın harika frikiğiyle Beşiktaş 1-0 öne geçti. Daha sonra futbolculuğuna ve golcülüğüne kötü maçlarda bile inandığım Mustafa yeteneğine yakışır bir gol attı.HAFTALARDIR hep aynı oyunculardan kurulu Beşiktaş defansı istikrarlı ve disiplinli oyununu sürdürdü. Necip, Fernandes ve Ernst’ten kurulu orta saha çok koştu ve mücadele etti. Yine de benim gözlerim Beşiktaş’ın orta sahasında oyunun temposunu isteğinde düşüren, istediğinde yükselten birini arıyor.MANİSA’NIN golünden sonra akıllara 2-0’dan 4-2 kaybedilen G.Birliği maçı geldi. Ama Fernandes Sivok’a ‘Al da at’ dedi. Bu golden sonra Beşiktaşlılar rahat bir nefes aldı.Bu yükü iyi sırtladılarBEŞİKTAŞ üst üste 4. maçını da kazandı. Bu kazanılan maçlar sadece puan değil Beşiktaş’ın kendine olan güvenini de yerine getirdi. Quaresma’nn sakatlanması ve büyük bir ihtimalle 1-2 maç oynamayacak olması Beşiktaş için büyük şanssızlık. Çünkü Q7 hem taraftarı hem de takımını ateşleyen bir oyuncu. Beşiktaş 3 günde bir maç yapmasına rağmen oyununda yorgunluk ve bezginlik çok nadir gözüküyor. 3 günde bir bu kadar tempolu oynamak gerçekten zor. Doğrusu Beşiktaş bu ağır yükün altından iyi kalkıyor.

Devamını Oku

Rahat ol Arda ayaklarını uzat izle

8 Aralık 2011

Maçtan önce giren ve Terim’i “Çok tedirginim” diyen Arda Turan’a, eski hocası garantiyi verdi“Bugün bu şanssızlığı kıracağız. Hiç merak etme, ayaklarını uzat rahat rahat maçını izle. Çünkü biz bugünkü maçı farklı kazanacağız. Futbolcularımın gözlerine baktım, hiç konuşmadık. O gözlerde galibiyeti gördüm.”G.SARAY Teknik Direktörü Fatih Terim maç öncesi galibiyetten öyle emindi ki, kendisini heyecanla arayan eski öğrencisi Arda’yı şoke etti! Dün öğlen Terim’i arayan ve “Hocam çok heyecanlıyım ve ayrıca çok tedirginim” dedi ve “Neden tedirginsin?” cevabı alınca “Biliyorsun hocam F.Bahçe’ye karşı ne içeride ne de dışarıda şansımız tutmuyor” diyor ve ikili görüşme şöyle devam ediyor:Terim: “Bugün bu şanssızlığı kıracağız.”ARDA: “Gönlüm, kalbim, gözüm kulağım Türk Telekom Arena’da olacak.”Terim: “Hiç merak etme, ayaklarını uzat rahat rahat maçını izle. Çünkü biz bugünkü maçı farklı kazanacağız.”ARDA: “Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsun? Neye güveniyorsun?.”Terim: “Bugün bütün çocukların gözlerine baktım. Hiç konuşmadık. Onlar gözleriyle bana bu maçı kazanacaklarını, hem de farklı kazanacaklarını söylediler. Ben de onlara inanarak diyorum ki ‘Rahat ol, farklı kazanacağız.’-VE arda maç sonu Terim’i arayarak “Tebrikler hocam sözünü tuttunuz” dedi ve şu cümleyle konuşmayı bitirdi: “Futbolcularım bana gözleriyle o sözü verdi, ben de o sözü sana ilettim. Ayrıca başka bir takımda olmana rağmen hala gönlünün, aklının, kalbinin GS’de olmasına çok sevindim. Seni gözlerinden öpüyorum.”-G.SARAY Teknik Direktörü Fatih Terim’in, Arda’dan önce bir kişiye daha derbi için garanti verdiği ortaya çıktı. Bu kişi tecrübeli hocanın 29 yıllık hayat arkadaşı Fulya Terim’di. Fulya hanım kendisini rahatsız hissettiği için maça gelemeyeceğini iletirken sahadan galibiyetle ayrıldıkları her maçın ardından eşine öpücük yollayan Terim “Sen gel, öpücüğün hazır” diyerek derbide kazanacaklarını belirterek ikna ettti.

Devamını Oku

Sahanın en iyisi Ernst’ti

6 Aralık 2011

TRABZON ve Maccabi maçlarının moraliyle Ordu karşısına çıkan Beşiktaş, beklenen istekli ve arzulu futbolu oynayamadı. Oyunun büyük bölümünde daha çok topa sahip olan, daha istekli ve arzulu olan Ordu’ydu. Carlos’un, sakatlandıktan sonra her geçen hafta daha iyi oynayan İbrahim’in yerine Necip’le başlamasına bir türlü anlam veremedim. Necip henüz hazır değil. Ayrıca bundan önceki maçlarda orta üçlünün gerisinde oynayan Necip’i dün aksine en uçta izledik. Bence bu da Carlos’un yanlışıydı. Fernandes kazandığı bütün topları çalım sevdası yüzünden kaybetti. Kaybettikçe inat etti yine kaybetti.CENK HATALIYDIDÜNÜN en iyi oyuncusu galibiyet golünü de atan Ernst’ti. Yalnız bu golün ortasını yapan Fernandes’in de hakkını vermek gerekir. Alan savunmasını son derece başarılı uygulayan Ordu, Beşiktaşlı futbolcuların top kazanmasını ve top çevirmesini engelledi. Bu arada Beşiktaşlı futbolcuların kazandığı toplarda pas verecek bir arkadaşını bulamaması da çok enteresandı. İnanılır gibi değil ama sanki Beşiktaşlı futbolcular top bana gelmesin diye ya rakibin arkasına saklandılar ya da bu pası almak için bir hamle yapmadılar. Böyle olunca top çok daha Ordulular’da kaldı. Cenk, Maccabi maçından sonra dün de yediği golde hatalıydı. Aman dikkat Cenk! Böyle goller yemeye devam edersen sana olan güveni azaltırsın. Yiyeceksen aslan gibi gol ye, yiyeceksen iyi bir kalecinin yiyeceği golleri ye.Almeida dinlendirilmeliGELELİM Almeida’ya... Santrfor demek için bin şahit lazım. Adam bir kere olması gereken yerde değil. Ya sağda ya da solda. Olması gereken yerde olduğunda da inanılmaz goler kaçırıyor.CARLOS kardeşim, sen bilirsin ama bence biraz Almeida’yı dinlendir ve Mustafa’ya şans ver. Dün beni hayâl kırıklığına uğratan isimlerden biri de Holosko’ydu. Beklediğim gibi değildi. İyi yönü defansa yardımcı olmasıydı. Beşiktaş Q7 ve Simao’yu aradı mı? Kesinlikle aradı. Özetle yorgun ve isteksiz Beşiktaş zor da olsa, çok iyi oynamasa da 3 puanı aldı.

Devamını Oku

Vay vay vay gollere bak!

2 Aralık 2011

EVET aynen başlıkta yazıldığı gibi... Quaresma’nın şık golleri ancak böyle bir başlıkla anlatılır. Dün Q7’nin gecesiydi adeta. Şov yaptı. Jeneriklik 2 tane gole imza attı. Almeida’nın kafasına adeta ‘al da at’ dercesine ortalar yaptı. Bir futbolcu maçın kazanılmasında ancak bu kadar etkili olur.-QUARESMA’NIN attığı ilk golde nefis gol vuruşunu alkışlarken, önce Fernandes’in süper pası, Ernst’in de nefis ortasını bu alkışlara ortak etmek istiyorum. 90+3’teki gol bir başka güzeldi. Güzelliğinin yanı sıra 3 puanı getirdiği için daha da anlam kazandı.-YALNIZ madalyonun bir de ters tarafı var. Eğer sen ben büyük takımım diyorsan, ki öylesin... Maçı 2-0’dan 2-2’ye getirmeyeceksin. 2-2’ye geldikten sonra Maccabi de maçı kazanabilrdi. Carlos Carvalhal’i tebrik ederken yanlışlarını da söylemeliyim;1-Ekrem’in temposu iyi değil.2-Ekrem’i daha erken çıkarman lazım.3-Ekrem’i çıkarıyorsan oyuna Veli değil Mustafa veya Holosko girmeli.-BU arada sakın İbrahim Toraman’ın attığı golü unuttum zannetmeyin! Toraman bunu hep yapıyor. Hiç şaşırmadım. Toraman attığı gol dışında da iyi oynadı. Hele maç 0-0 iken kademeye girip kafayla topu uzaklaştırması çok cansiparane ve akıllıcaydı. Cenk hatalı bir gol yedi. Ama o golde Cenk’in olduğu kadar o topa vurduran Ernst ve Fernandes’in de hatası vardı. Cenk inanılmaz da toplar çıkardı. Hele tutamayacağı topları çift yumrukla uzaklaştırması mükemmeldi.-GELELİM Almeida’ya... Öyle goller kaçırdı ki, rakip defans oyuncusu olsa o güzelim Q7 ortalarını auta atmak yerine gol yapardı! Carlos’un Mustafa Pektemek’e daha çok şans vermesi gerekir diye düşünüyorum.GRUP ARAPSAÇI OLDU!-ŞİMDİ grup tam bir arapsaçı oldu. 11 puanlı Stoke City, 9 puanlı Beşiktaş’a geliyor. 6 puanlı Kiev ise grubun zayıf ekibi Maccabi Tel Aviv ile oynuyor. Yani bu şu anlama geliyor; Beşiktaş, Stoke’u yenemezse bile yenilmemeli.-Eğer Q7 son dakika golünü atmasaydı gruptan çıkmamız çok zor olurdu. Özetle çok heyecanlı, bol gollü, zaman zaman rahatladığımız, zaman zaman yüreğimizin ağzımıza geldiği ve bir futbolcunun nasıl bir maç kazandırdığını gördük.

Devamını Oku