YENİLERDEN Almeida ve Simao’nun ilk kez forma giydiği Beşiktaş merakla bekleniyordu. Sadece 2 yeni oyuncuyla daha ilk maçta bambaşka bir takım olmak diye bir şey söz konusu değil. YİNE de 60 dakika boyunca sahada başka bir takım vardı. İlk yarıdaki Beşiktaş çok rahattı. Golü yemesine rağmen güvenli ve kalitesi ile farklıydı.. Tamamen kontrolü elinde tutan tempoyu istediği gibi ayarlayan topa daha çok sahip olan Beşiktaş, 2 golün dışında en az 4-5 gollük pozisyon bulurken bir kez de direğe takıldı. Beşiktaş, açıkçası Quaresma’nın fantazi arayışı yüzünden farkı daha da arttırabileceği maçta 3 puanı tehlikeye attı. Daha fazla ciddiyet ile çok daha fazlası alınabilirdi.. Q7 gerçekten olağanüstü yetenekleri olan farklı bir isim. Bu kadar kolay adam eksiltebilen dünyada 10 tane oyuncu yok. Ancak bu yeteneklerini takımı için kullanması şart. Henüz 20 yaşındayken O’nu Barcelona’ya götüren 25 milyon Euro’ya Inter’e transfer ettiren bu yetenekleri.. Fakat oralarda kalamamasını da sağlayan bu ciddiyetsizliği..GÖZLER doğal olarak Almeida ve Simao’daydı. 3 haftadır maç oynamayan ve yeni bir ülkede yeni bir takımla hiç bilmediği bir sahada maça çıkan 2 oyuncu biraz bocaladı. Simao tecrübesiyle ve kalitesiyle kendini çok fazla zorlamadan oynamayı tercih etti. Guti’ye yardımcı olmaya çalıştı. Almeida ise kalabalık savunmanın içinde diğerlerine boş alan yaratırken zaman zaman sırtı dönük iyi bir duvar oldu zaman zaman da kanatlara deplase olarak Nobre’ye boş alanlar yarattı. TAKIM SAVUNMASI..SAHANIN patronu ise Beşiktaş’ın oyun kurucusu Guti’ydi. İlk 20 dakikanın ardından oyuna ısınan maestro 2 asist 1 golün dışında kalitesi ve zekâsıyla Beşiktaş’ın maçı kazanmasında başrol oyuncusuydu. DÜN gece Nobre’nin de farklı pozisyonda oynamasına rağmen verimli olduğunu gözlemledik. Hücum gücü yüksek Beşiktaş’ın zaman zaman savunmada zorlandığını da gördük. Aylardır ilk kez oynayan Sivok olumlu bir görüntü ortaya koymasına rağmen takım savunmasında yaşanan sorunlar Manisa’yı beklediğinden fazla gole yaklaştırdı. KARTAL’IN bu tip maçları rahat oynayabilmesi için 2 farkı bulması şart. Bu da daha fazla ciddiyet, konsantrasyon ve tempo ile olacak bir şey.
Rafael NadalBAŞARILI tenisçi için 2010, kariyerinde zirve yaptığı yıl oldu. 3 Grand Slam kazanmayı başaran Rafael Nadal, Fransa Açık, Wimbledon ve Amerika Açık finallerinde 3 farklı zeminde 3 farklı rakibi de yenerek ulaşılması güç bir başarıya imza attı.Lionel MessiO tartışmasız dünyanın en iyi futbolcusu. 2010 yılında da oynadığı futbol ile zirve yaptı. Her ne kadar Barcelona ve Arjantin Milli Takımı’yla büyük başarılara ulaşamasa da doyumsuz oyunu, attıkları ve atttırdıkları ile adından en çok söz ettiren futbolcu yine Messi oldu. Sebastian VettelHENÜZ 23 yaşında Formula 1 gibi bir devler arenasında Dünya şampiyonluğuna ulaşmak kolay değil. Alman Pilot, Red Bull takımının Şampiyonluğunda da başrol oyucusu. Kevin Durant 2010 yılında NBA’de sayı kralı olan 22 yaşındaki Kevin Durant, ABD’nin Dünya Şampiyonu olduğu Türkiye’deki turnuvada da en değerli oyuncu seçilmeyi başardı.Jose MourinhoO gerçekten de özel biri. Inter’i Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, İtalya Şampiyonluğu ve İtalya Kupası şampiyonluğuna taşıyan Portekizli teknik direktör İspanyol devi Real Madrid’e transferiyle de 2010 yılında adından en çok söz ettiren spor kişiliklerinden biri oldu. Ertuğrul Sağlam YAPILAMAZ denilen bir başarıya imza attı, bir hayâli, bir devrimi gerçekleştirdi. Bursaspor’u lig şampiyonluğuna taşıyan genç teknik adam yıldızların değil, takım oyununun ön plana çıktığı şampiyonluğun kuşkusuz baş aktörü. Nevin Yanıt 100 metre engellide 12.63’le Türkiye rekoru kırarak Barcelona’da Avrupa şampiyonluğuna ulaşan Nevin Yanıt ulusal gururumuz oldu. Elvan Abeylegesse BARCELONA’DAKİ Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 10 bin metrede altın, 5 bin’de ise gümüş madalya kazanan Elvan Abeylegesse geride bıraktığımız senenin unutulmazlarından biriydi.Şenol GüneşYILIN ilk yarısında Trabzonspor’a kupa şampiyonluğu kazandıran tecrübeli teknik adam devamında Süper Kupa ve harika bir ilk yarı geçirdi. 2010 Trabzonspor için çok ‘’Güneşli’’ bir yıl oldu.Mehmet Ali AydınlarF.BAHÇE Acıbadem Kadın Voleybol takımının kazandığı yerel ve uluslararası başarıların mimarı o. Şov yapmadan bir takım nasıl kurulur, nasıl başarıya ulaşır Turkiye’ye bunu gösterdi ve herkese yöneticilik dersi verdi. Darısı 2011’e..
RT’NİN tek kanal olduğu yıllarda hiç unutmuyorum, program aralarında minik konser adında bir program vardı. Beşiktaş’ın dün akşamki Rapid Wien maçında Ricardo Quaresma 10 dakika süren minik bir konserle tekrar izleyiciyle buluştu. İlk yarının ortalarında sahne alan süper yetenek 10 dakikalık konserinde pozisyonlar hazırladı ve harika bir gol attı.BEŞİKTAŞ’TA saha dışındaki yaşantısıyla fazlaca abartılı bir şekilde eleştirilen Guti Hernandez’in futboluna edecek tek bir kelime bile yok. Dünkü iddiasız maçta bile 90 dakika boyunca takımını adeta bir maestro gibi yöneten yıldız futbolcu kendisini sorumsuzlukla suçlayanlara adeta sorumluluk dersi verir gibiydi.KALİTE FARKI BÜYÜKKALİTE gerçekten de çok farklı, izah edilmesi hem kolay hem de zor bir kavram. Birkaç kaliteli oyuncu dün Beşiktaş’la Avusturyalı rakibi Rapid Wien arasındaki farkı fazlasıyla ortaya koydu. Bu kaliteli oyuncular arasına Quaresma, Guti ve Ernst’in dışında Ferrari’yi de rahatlıkla koyabiliriz. İki aydır oynamamasına rağmen İtalyan futbolcu kalitesi ve güveniyle dün gece çok rahat bir oyun ortaya koydu. Beşiktaş Avrupa’daki son temsilcimiz olarak böylesine soğuk havaya rağmen stada koşanlara, ekranlarının başında futbol izlemek isteyenlere güzel bir galibiyet vermekle kalmadı Avrupa’da prestij kazandı, kendi puanını arttırdı, ülke puanına da katkıda bulundu. İşte bu nedenlerden dolayı kazanması önemliydi. TABATA KÖTÜYDÜİlginçtir siyah-beyazlılar Spor Toto Süper Lig’de bu kadar rahat maç kazanamıyor. Sakatların çokluğunun yanı sıra ligdeki durumları da demek ki oyuncular üzerinde bir baskı yaratıyor. Dün akşamki mücadelede bunu net bir şekilde bir kez daha gördük. BEŞİKTAŞ penceresinden UEFA Avrupa Ligi’nde gruptan ilk kez çıkmak gibi bir artıyı da unutmamamız lazım. Bunun dışında Quaresma’nın dönüşü de zorlu G.Antep maçı öncesi önemliydi. Ersan,Cenk, İsmail ve hilbert görevlerini yine en iyi şekilde yaparken Tabata dün akşam takımın en kötü oyuncusuydu. Yolu uzun Bundan sonra yoluna devam eden Beşiktaş nereye kadar gidebilir, neler yapabilir gibi sorular var ama UEFA Avrupa Ligi gerçekten çok uzun bir yol. Ayrıca Avrupa’da ne kadar ilerleyeceği tamamen bir üst turda karşılaşacağı rakiplerin güç dengesiyle bağlantılı bir durum. O yüzden siyah-beyazlıların ne yapabileceğiyle ilgili bir fikir yürütmek için cuma günkü kura çekimini bekleyelim. Zira orada çıkacak rakip Beşiktaş’ın Avrupa sahnesinde daha ne kadar duracağı konusunda bir fikir verecek.
ESKİŞEHİR evinde kontrollü, risksiz ve kendi yarı sahasında alan bırakmayan savunma ağırlıklı bir anlayışla başladı. Topa daha çok sahip olan ve rakip yarı alanda oynayan Beşiktaş, kalabalık savunmanın arasında üretken olamadı. Nedeni çok açık.. Holosko bu tip savunma düzenlerinin içinde iş yapabilecek bir oyuncu değil ve Ali Küçik de henüz bu seviyenin futbolcusu değil..SABIRLI oynayan Eskişehir, Beşiktaş’ın hatasını bekler bir görüntüdeydi. Nitekim ilk yarıda buldukları pozisyonlar da o şekilde geldi. GUTI’NİN atılması maçın belki de en önemli dakikasıydı. Kural, ‘Kart isteyen oyuncuya kart göster’ diyor. Ancak sürekli faule başvurularak durdurulan bir oyuncunun hakemi taciz etmeden, küçük düşürmeden veya seyirciyi tahrik etmeden yaptığı kart hareketi hakemin yorumuna bağlı biraz. Ülkemizde el kol hareketleriyle hakemin üstüne yürüyen birçok futbolcunun kart görmediği gerçeğini de göz önüne alırsak bu kartın ne derece adil olduğunu da sorgulayabiliriz. Bir başka soru da oynayan ve oynatan oyuncuları faulle durdurmak futbolun ruhuna daha mı fazla hizmet ediyor? GEZER’İN VÜCUT DİLİBÜNYAMİN Gezer’in kararlarından çok vücut dili ve empati becerisi konusunda kendini geliştirmesi şart. 2. yarı Eskişehir 10 kişi kalan Beşiktaş karşısında doğal olarak daha ofansif ve agresifti. Savunmanın amatörce yerleşim hatalarından çok net pozisyonlar kaçıran kırmızı-siyahlılar, Tello’nun da girmesiyle pas kalitesini arttırdı ve gol bulacağı sinyallerini vermeye başladı. BEŞİKTAŞ’IN ise 10 kişilik bu kadrosunun gol bulabilmesi sadece mucizelere kalmıştı. Cenk’in devleştiği dakikalar bile Beşiktaş’ın maçı 0-0 götürmesine yetmedi. Özellikle büyük deneyime sahip İbrahim Üzülmez’in yenilen ilk golde bölgesinde olmaması hepsinden şaşırtıcıydı.
QUARESMA, Bobo, Nobre, Nihat yok. Fatih Tekke kadrodışı...Bu tabloda A2 takımının santrforu Ali Kuçik sahada. Sezon başındaki 5’inci stoper Ersan ve 3’üncü kaleci Cenk sahada.Uzun süredir sağ bek oynayan Hilbert aslında o pozisyonun adamı değil. Eksikler, olumsuzluklar, yokluklara rağmen son bir haftada 3 kritik virajı dönen ve 3 galibiyet alan bir Beşiktaş var sahada.. Kolay değil, sadece 3 kilit oyuncu bile yoksa bu, takımın %30’una tekabül eder. Hal böyleyken Beşiktaş büyük bir iş başardı.***KARŞISINDA deplasmanda tek bir maç bile kaybetmemiş, güçlü, saygı duyulacak bir rakip var ve 11’e 11 oynarken de kontrol tamamen Beşiktaş’taydı. Schuster; Ernst, Aurelio, Necip 3’lüsünün önünde Guti’yi oynatırken forvette Holosko ve Ali Kuçik ile başladı. Bursaspor rakibin kalabalık ve baskılı orta sahası karşısında oyun kuramazken hücum yapmakta da zorlandı. Açıkçası ne Ertuğrul Sağlam ne de bir başkası bu kadar eksiğe rağmen böyle bir Beşiktaş beklemiyordu.Volkan Şen’in atılmasıyla 10 kişi kalan rakibi karşısında formasyon değiştiren Schuster tipik 4-3-3’üne dönerek başladı ikinci yarıya ve Necip’in yerine Tabata’yı sahaya sürdü. Guti’nin mükemmel organizasyonu ile oyunu istediği gibi yönlendiren siyah-beyazlılar Holosko’nun golünden sonra tempoyu düşürdü. Bunda Guti Hernandez, Fabian Ernst ve Hilbert’in yorgunluklarının da etkisi vardı.***GERİDE İbrahim Toraman mükemmele yakın oynarken, Ersan hem diri hem de hamleliydi. 35 yaşındaki kaptan Üzülmez’in hırsı ve isteği takıma müthiş bir pozitif enerji veriyor. Öyle ki topu daha iyi kullanabilse, neredeyse tek başına maç kazandıracak kadar katkısı olacak Beşiktaş’a.. Türkiye’ye gittikçe alışan Hilbert’in temposu ve mücadele gücü sıradışı. Hem ofansif hem de defansif anlamda Beşiktaş’ı iten gizli güç biraz da o. İlginçtir, Konya maçından sonra yuhalanan Holosko, o protestodan sonra kendine geldi. Yuhalandığı için değil, o maçta gol attığı için. Çünkü o gol ligdeki ilk golüydü. BURSA 10 kişi kalmasa maçı kaybetmeyebilirdi. Ancak 11’e 11 oynarken tek pozisyon bulmamış olmaları da bir çelişki yaratıyor. Son dönemde ligde bu kadar pasif bir Bursaspor izlememiştik. Ertuğrul Sağlam maç 0-0 giderken genç Sercan’ı oyuna dahil etmiş olsa, sanıyorum çok daha ciddi bir kontra tehdidi oluşturabilirdi.Küçük çaplı bir mucize!KIRMIZI kart pozisyonunu bir çok kişi ağır bulabilir. Ancak soru şu: Volkan, hakemi alkışlamasa atılır mıydı? Kesinlikle atılmazdı. Demek ki bu konuda eleştirilmesi gereken kişi, hakemden önce Volkan’ın kendisi.. Bu kadar önemli eksiği ile diken üstünde olduğu bir haftada art arda 3 maç kazanan Beşiktaş, küçük çaplı bir mucizeyi gerçekleştirdi ve hem Avrupa’da hem de ligde “Yarışa devam” dedi.
CSKA Sofya’dan deplasmanda alınan galibiyet önemli ancak çok da parlak olmayan bir futbol vardı dün sahada. Şunu unutmayalım, ideal olarak değerlendirilecek 11’den sadece 3 oyuncu; Guti, Ernst ve Aurelio oynadı dün akşam. Fakat siyah-beyazlılar, CSKA Sofya deplasmanında yine de kazanmayı başardı. Neresinden bakılırsa bakılsın grup maçlarının bitmesine 1 hafta kala 10 puanla gruptan çıkmayı garantilemek önemli bir başarıdır.BU HİÇ OLMAMIŞTIBU durum Beşiktaş’ın bu kupada daha önce gerçekleştirebildiği bir şey değil. CSKA Sofya’nın temposuzluğu ve isteksizliği, eksik Beşiktaş’ın işini kolaylaştırırken Filip Holosko’nun sürati ve ‘lider’ Guti’nin kalitesi ofansif anlamdaki artılardı.FUTBOL kalitesi olarak beğenmediğimiz Süper Lig’in standartlarının bile altında kalan tempo, maçın seyir zevkini minimize etti. Kaleci hataları ile gelen goller hakettiğinden fazla bir skorla maçı adeta ödüllendirdi. Aurelio, Ernst ve Guti’den oluşan orta alan Beşiktaş’ın tempoyu ayarlamasını ve oyunu istediği gibi kontrol etmesini sağlarken sadece Holosko’nun ve zaman zaman da genç Ali Kuçik’in yarattığı kıvılcımlar rakip savunmayı zorladı. ERSAN’IN GELİŞİMİERSAN gün geçtikçe daha ustalaşıyor ve hızla önemli bir stoper olma yönünde ilerliyor. Maç tecrübesi tek eksiği. Fizik ve teknik olarak az bulunan özelliklere sahip. İlk yarının sonunda ofsaytı bozduğu pozisyon gibi durumlara daha fazla odaklanmalı.KOLAY bir galibiyet elde eden Beşiktaş, Sofya’dan istediğini alarak döndü. Gruptan çıkmakla kalmadı Avrupa’da hem kendi kulüp puanını hem de ülke puanımızı arttırdı. Bu başarı alışık olduğumuz üzere bazı kesimlerce küçümsenebilir ancak Avrupa Ligi’nin son şampiyonu Atletico Madrid’den Juventus’a kadar birçok önemli kulübün şu anki durumu ve siyah-beyazlıların Avrupa’daki son takımımız olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. PAZAR GÜNÜ İŞİ ÇOK ZOR..BEŞİKTAŞ’TA, CSKA Sofya maçındaki tempo ve futbol Süper Lig’de pazar günü oynanacak Bursaspor maçı için yeterli olmayacaktır. Kadrodaki neredeyse çift haneyi bulan eksikleri de gözönünde bulundurursak hafta sonu Bernd Schuster’in işi gerçekten de zor olacağa benziyor. Avrupa’da yüksekten uçan Kartal’ın ligde de yükselebilmesi için önündeki 3 maçı kazanması şart. Ancak ideal 11’den sadece şu an için 3 oyuncusu hazır durumda.
GutI, Aurelio, Cenk ve Hilbert.. Biraz da İsmail... İşte bu oyuncular G.Saray’ı devirdi. Bir tek Guti onlarda olsa G.Saray’da her şey değişebilirdi. SABRİ-Cana-Ayhan’ın, Guti-Aurelio-Ernst’e teknik açıdan üstünlük kurması beklenemezdi. Zaten bu orta alan G.Saray’ı taşıyamadı. Beşiktaş’ın Ali Turan’ın hatasıyla bulduğu penaltı maçın seyrini baştan değiştirdi. Ernst’in silik oyununa Nobre’nin forvette sürekli top ezen kimliği de eklenince Beşiktaş üstünlüğü G.Saray’a kaptırdı. Oyunu tamamen rakip yarı alana yıkan rakibi karşısında Cenk, Aurelio, Toraman ve Hilbert’in direnişi sayesinde ayakta kalan siyah-beyazlılar savunmada güven vermediği gibi kontra da yapamadı. 2. yarıda Nobre’nin verilmeyen golü, yine Nobre’nin yakın mesafeden dışarı vurduğu kafa ve Holosko’nun direkten dönen şutu ile Beşiktaş gole daha çok yaklaşan taraftı. ***HagI’nin Ali Turan-M.Batdal değişikliği, göreve geldiği beri yaptığı en pozitif değişikliklerden biriydi. Sabri ile sağ kanadın hücum gücünü arttırırken Pino’yu da sağa çekerek kalabalıktan kurtardı. Beşiktaş’ta en büyük sorun Nobre’nin adeta G.Saray’ın stoperi gibi oynamasıydı. Nobre tüm topları kaybederek takımın nefes almasını ve etkili hücum yapmasını engelledi. Bir gol attı, o kadar..HagI, Baros ile son kozunu da oynarken Schuster’in kulübesinde böyle bir alternatifi de yoktu. Puan olarak zor durumda olan ve kadro zaafiyeti çeken 2 takımın da içinde bulunduğu durum hiç pozitif değil. Bu dün bir kez daha net bir şekilde görüldü. Beşiktaş kazandı çok da önemli bir galibiyet elde etti, ancak kendi mantalitesinin dışında bir oyunla ve birkaç oyuncusunun performansıyla..Oyun olarak maksimumu ortaya koysa bile üretemeyen G.Saray’ın durumu çok ağır. Kewell’ın 91’deki golü ise iyi bir oyun çıkaran Cenk’in hediyesinden başka bir şey değildi.. Neticede kadro olarak çok daha eksik olan Beşiktaş, ezeli rakibi G.Saray’ı karanlığın içinde bırakarak yoluna devam etti. Buz gibi golNobre’nin verilmeyen golü maçın skoru farklı olsaydı sanıyorum çok tartışılacaktı. Cüneyt Çakır gibi bir hakemin o pozisyonu daha iyi süzmesi gerekirdi. Nobre’nin Sabri’ye faule sebep olacak müdahalesi olmadı..
FORMDA ve güçlü bir rakibe karşı deplasmanda oynuyorlar. Maçın henüz başında golü yiyip yenik duruma düşüyorlar. Ancak yine de kazanmayı başarıyorlar. Çünkü 10 kişiyle savunma yapıp, en az 8 kişi ile de hücum ediyorlar. Yani futbol ne gerektiriyorsa onu yapıyorlar. Alan daraltma var, yardımlaşma var, akıcı pas trafiği var, kanat organizasyonları, tempo ve oyun disiplini var. Saha içinde kopuk ve uzak değiller, birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar.Oyun alanına çok iyi yayılıyorlar. Tüm futbolcular rollerini çok iyi biliyor. Basit oynuyorlar, fantezi ve macera peşinde koşmuyorlar. EN iyi kadro onlarda değil ama en iyi takım onlar. Bu yüzden de 14 hafta sonunda Süper Lig’de liderler. SELÇUK İnan ve Gustavo Colman, diğer takımlardaki gibi yetenekleri kısıtlı ve sadece rakibi karşılayan birer ‘ön libero’ değil. Orta saha oyuncusunun hası ikisi de...Trabzon’un başarısındaki en büyük sır bence burada. Bu ikili oyuna akıl katıyor ve takımı organize ediyor. BURAK İYİ YOLDABURAK Yılmaz, kötü biten Beşiktaş ve F.Bahçe deneyimlerinden sonra çok olgunlaştı ve oyun bilgisini arttırdı. Çok etkili oynuyor ama hala potansiyelinin gerisinde. Daha da iyi olabilir. Son vuruşları attığı 2 golde de, kaçırdıklarında da iyi değil, inanın... Kendisini yeterli ve “artık olmuş” görmezse, basit top kayıplarını azaltırsa ve son vuruşlarını geliştirebilirse şu an geldiği noktadan çok daha yukarı çıkabilir.SERKAN bu ülkenin en iyi sağbeki. Enerjik, güçlü, dinamik. Hem ofansta hem defansta hep var.EGEMEN Korkmaz kontrolsüz bir güç iken şimdilerde ise gayet usta bir savunmacı haline geldi.JAJA yetenekli ve önemli silah. TÜM bunları hayata geçiren ve bu takımı bu noktaya getiren bir teknik direktör var. Geldiğinden bu yana 1 gün bile rakibi oynatmamayı düşünmedi. Hep kendisi oynamak istedi. Bazen takımı kötü oynadı ama hiç mahkum olmadı -Bunlara Liverpool maçları da dahil.- Hem takımını hem de oyuncularını geldiği günden bu yana hep yukarıya taşıdı. ENFES DEĞİŞİKLİKLERTRABZONSPOR dün ikinci yarıda 10 kişi oynayan rakibi G.Antepspor karşısında oyun disiplininden biraz uzaklaştı. Ama kontrol yine de hep onlardaydı. Şenol Güneş takımının düşen temposunu harika değişikliklerle tekrar yükseltmeyi bildi ve üçüncü gol arzusunu yaptığı hamleler ile adeta haykırdı.G.ANTEP ise erken golü bulduğu maçta kendi yarı sahasında çok kaldı. 10 kişi kaldıktan sonra da güçlü rakibine kafa tutamadı. Maçın uzun süre 2-1 gitmesi maçta kalmalarını sağladı, ancak son bölümde tam gol ve puan için gereken riski alacak zaman gelmişken kalelerinde 3’üncü golü gördüler. HASRET BİTEBİLİRBU çizgisi ile 26 yıllık hasrete son vermemesi için tek bir mantıklı neden yok Trabzonspor’un.. Ancak akıl ve mantık dışı nedenler onları hedefin dışında bırakabilir. Belki çok erken ama futbolun içindeki her şey onları işaret ediyor.