ESKİŞEHİR evinde kontrollü, risksiz ve kendi yarı sahasında alan bırakmayan savunma ağırlıklı bir anlayışla başladı. Topa daha çok sahip olan ve rakip yarı alanda oynayan Beşiktaş, kalabalık savunmanın arasında üretken olamadı. Nedeni çok açık.. Holosko bu tip savunma düzenlerinin içinde iş yapabilecek bir oyuncu değil ve Ali Küçik de henüz bu seviyenin futbolcusu değil..
SABIRLI oynayan Eskişehir, Beşiktaş’ın hatasını bekler bir görüntüdeydi. Nitekim ilk yarıda buldukları pozisyonlar da o şekilde geldi.
GUTI’NİN atılması maçın belki de en önemli dakikasıydı. Kural, ‘Kart isteyen oyuncuya kart göster’ diyor. Ancak sürekli faule başvurularak durdurulan bir oyuncunun hakemi taciz etmeden, küçük düşürmeden veya seyirciyi tahrik etmeden yaptığı kart hareketi hakemin yorumuna bağlı biraz. Ülkemizde el kol hareketleriyle hakemin üstüne yürüyen birçok futbolcunun kart görmediği gerçeğini de göz önüne alırsak bu kartın ne derece adil olduğunu da sorgulayabiliriz. Bir başka soru da oynayan ve oynatan oyuncuları faulle durdurmak futbolun ruhuna daha mı fazla hizmet ediyor?
GEZER’İN VÜCUT DİLİ
BÜNYAMİN Gezer’in kararlarından çok vücut dili ve empati becerisi konusunda kendini geliştirmesi şart. 2. yarı Eskişehir 10 kişi kalan Beşiktaş karşısında doğal olarak daha ofansif ve agresifti. Savunmanın amatörce yerleşim hatalarından çok net pozisyonlar kaçıran kırmızı-siyahlılar, Tello’nun da girmesiyle pas kalitesini arttırdı ve gol bulacağı sinyallerini vermeye başladı.
BEŞİKTAŞ’IN ise 10 kişilik bu kadrosunun gol bulabilmesi sadece mucizelere kalmıştı. Cenk’in devleştiği dakikalar bile Beşiktaş’ın maçı 0-0 götürmesine yetmedi. Özellikle büyük deneyime sahip İbrahim Üzülmez’in yenilen ilk golde bölgesinde olmaması hepsinden şaşırtıcıydı.
Doğal sonuç
Haberin Devamı

